İstanbul BAM 13. HD 2021/2403 E. 2024/740 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2403
2024/740
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2403 Esas
KARAR NO: 2024/740 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/567 Esas - 2021/713 Karar
TARİHİ: 09/11/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı-borçlu şirkete karşı 17.09.2019 tarihli ve ... numaralı faturadan kaynaklanan 40.120 TL borcunu ödemediğinden İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, ancak davalı şirketin işbu borca ve ferilerine ilişkin haksız ve kötü niyetli itirazı sonucunda takibin durduğunu, taraflar arasında olan ticari iş ilişkisi sonucu davalı şirkete davacı şirket tarafından ... numaralı, 17.09.2019 tarihli ve 40.120,00 TL tutarındaki fatura verildiğini, faturadaki borca ilişkin usulüne uygun BS formunun düzenlendiğini, davalı şirketin yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, borcun ödenmesini geciktirmek amacıyla yapıldığını beyanla davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın işlemiş ve işleyecek ticari temerrrüt faizi ile tahsiline, davalı borçlu aleyhine icra takibinin %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davalının davaya konu icra takibine esas fatura karşılığı davacı taraftan bir hizmet yada mal alımı gerçekleştirmesi gibi ticari bir iş ilişkisinin olmadığını, davacı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takibe konu ettiği 17/09/2019 tarihli ve ... numaralı faturanın davalıya tebliğ edilmediğini ve davalı tarafından herhangi bir şekilde teslim alınmadığını, takibe konu esas faturanın davalının ticari defterlerinde görünmediğini, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın haklı olduğunu beyanla davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına çarptırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2020/567 Esas - 2021/713 Karar sayılı kararında;"Dava; fatura alacağı nedeniyle başlatılan takibe itirazın iptaline ilişkindir.İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası celbedilmiş, incelenmesinde; davacının, davalıdan fatura alacağından kaynaklı, 40.120,00 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren işleyecek %15 temerrüt faizi ile birlikte tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yaptığı, davalının süresi içerisinde, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve fer’ilerine itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu ve davacı tarafından takibin devamının sağlanması amacıyla İİK. 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasını açıldığı anlaşılmıştır. İhtilaf, davacı alacaklının davalıdan, fatura dayalı takip sebebi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti konularından kaynaklanmakta olup, alacağın varlığı ve varsa miktarının tespiti için takip dayanağı belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususların bilirkişiye tespit ettirilmesi mümkündür. Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; İcra dosyası, fatura, tarafların ticari defterler ve belgeleri, tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi kök ve ek raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, tarafların defter kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafından BS formunun önce boş sonra düzeltme olarak ikinci kez verildiği, dava ve takip konusu irsaliyeli faturanın teslim alan kısmında imza olmadığı, davacı tarafından bilirkişi incelemesi sonrasında kargo gönderim fişi sunulduğu işbu fişte faturaya ilişkin bir ibare olmadığı gibi davalı tarafından süresinde sunulmayan delile itiraz ediliği, davalı yan defterlerinde faturaya ilişkin bir kaydın olmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde ispat külfeti kendisinde olan davacının fatura konusu malları teslim ettiğini ispat edemediği sonucuna varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, "Davacının davasının REDDİNE," karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; her ne kadar Yerel mahkemece gerekçeli kararda davalı tarafın defter kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve davalı yan defterlerinde faturaya ilişkin bir kaydın olmadığı belirtilmişse de, bu değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, HMK madde 222/2; "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." şeklinde olup bu maddeye göre ticari defterlerin ancak kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şartıyla ticari davalarda delil olarak kabul edilebileceklerini, maddede belirtilen eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulma durumunun VUK madde 221'de belirlendiğini;Bilirkişi raporu incelendiğinde davalı şirketin Envanter Defteri Açılış kısmında görüleceği üzere 2019 Hesap Dönemi için Envanter Defteri açılış onayının noterce 28.12.2020 tarihinde, Defter-i Kebir kısmında görüleceği üzere 2019 hesap dönemi için noterce 28.12.2020 tarihinde tasdik edildiklerini, VUK madde 221 gereğince Envanter Defteri Açılış tasdiki ve Defter-i Kebir tasdiki 2019 Hesap Dönemi için defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ay olan 2018 Aralık ayında tasdik ettirilmesi gerektiğini, davalı tarafça VUK madde 221'e aykırı şekilde tasdik ettirilen defterlerin HMK madde 222/2 gereğince ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, bunun VUK ve HMK'ya aykırı olduğunu ve davalı şirket ticari defterlerinin delil olarak kabul edilmemesi gerekmesine rağmen Mahkemece davalının ticari defterlerine dayanılarak hüküm kurulduğunu;Mahkemece yapılan kargo gönderim fişinde faturaya ilişkin bir ibare olmadığı ve kargo gönderim fişinin zamanında sunulmadığı değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerinin bulunduğu şirketin Mali Müşaviri olan ... adresinde 22.03.2021 tarihinde yapılan ticari defter ve belge incelemelerinde bilirkişice müvekkili şirketten kargo ile gönderim yapıldığına dair belge talep edildiğini, müvekkili şirketin inceleme sırasında bu belgeyi kargo şirketinden temin etmesinin mümkün olmaması sebebiyle kargo fişinin ancak bilirkişi incelemesinin tamamlanması ve bilirkişi raporunun hazırlanması sonrasında kargo şirketinden temin edilebildiğini, ilgili kargo fişinin 09.04.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulabildiğini, işbu sebeple kargo gönderim fişinin zamanında sunulmadığı değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, buna ek olarak kargo gönderim fişinin zamanında sunulmadığı kabul edilse dahi HMK madde145 ile kanunda belirtilen sürede sunulmayan delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa mahkemenin o delili sonradan gösterilmesine izin verebileceğinin düzenlendiğini, huzurdaki dava bir itirazın iptali davası olup müvekkilinin yargılama sonucunda alacağına kavuşacağı bir davada yargılamayı geciktirme amacı taşımayacağının ortada olduğunu, HMK hükmüne rağmen Mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın yalnızca davalı tarafın sonradan sunulan belgeye itiraz etmesi gerekçe gösterilerek kargo gönderim fişinin delil kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda görüldüğü üzere Mahkemece sunulan belgenin yargılamayı geciktirme amacı taşıyıp taşımadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, taraflarınca kargo gönderim fişinin sunulması sonrası ne yazılı şekilde, ne de duruşmada sözlü şekilde davalı tarafça kargo içeriğine ilişkin hiçbir şekilde itirazda bulunulmadığını, bu durumun dosya kapsamındaki tüm belgelerden de anlaşıldığını;Davalı tarafça kargo içeriğine ilişkin hiçbir itirazda bulunulmamış olmasına rağmen Mahkemece kargo gönderim fişinde faturaya ilişkin bir ibare olmadığı kanaatinde bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, kendilerine kargo ile gönderilen davaya konu faturaya TTK madde 21/2 gereği 8 gün içerisinde itiraz etmeyen davalı şirketin fatura içeriğini kabul ettiğini, taraflarınca usulüne uygun olarak sunulan kargo gönderim fişinde de görüldüğü üzere 17.09.2019 tarihli kargo paketi ile davalı şirkete davaya konu 17.09.2019 tarihli A Seri ... Sıra No'lu faturanın gönderildiğini, ilgili faturanın 20.09.2019 tarihinde davalı şirkete ulaştığını, TTK madde 21/2 gereği kendilerine ulaşan faturaya 8 gün içerisinde itiraz etmesi gereken davalı şirketin faturaya itiraz etmeyerek fatura içeriğini kabul ettiğini, davalı şirketçe fatura içeriğine hiçbir itiraz gelmemesi üzerine müvekkili şirketçe faturadaki borca ilişkin olarak 05.11.2019 tarihinde usulüne uygun BS formu düzenlendiğini; İş bu durumun 30.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda:" Yevmiye Defterinde fatura kayıt altına alınmış. Muavin Deftere kaydı yapılmış. Defter-i Kebir'e kaydı yapılmış." şeklinde belirtilerek, "Davaya konu faturanın, VUK. 213. Maddesinde yazılan şekil şartlarına uygun bir şekilde; zamanında ve kayıt şartlarına uygun bir şekilde yapıldığı tespit edildi. Fatura, delil niteliğindedir." sonucuna ulaşıldığını, işbu sebeplerle Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu; 09.11.2021 tarihli duruşmada talep ettikleri ve delil listesinde dayandıkları keşif ve bilirkişi incelemesi talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket elektrik tesisat, döşeme ve malzeme satışı yapan bir şirket olup, davaya konu fatura dayanağının davalı ... İnşaat firmasının ... ili, ... ilçesi, ... Mah., ... ada, .... parselde kayıtlı taşınmazda (eski adı ile ... Mah. ... Sk. ... adı ile ... Sk.) ... daireli bir inşaatın komple elektrik borulaması, 2 merdiven sahanlığı, 1 kablo dahil şantiye elektrik panosu, 3 kat temel topraklama işinin tüm işçilik ve malzemesinin faturalandırılması olduğunu; 30.07.2021 tarihli dilekçe ve 09.11.2021 tarihli duruşmadaki beyanları ile taraflarınca işin yapıldığı ... ili, ... ilçesi,... Mah., ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazda (eski adı ile ... Mah. ... Sk. Yeni adı ile .... Sk.) keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak faturaya konu malzeme ve işçiliğin gerçekleştiği konusunda tespit yapılması talebinde bulunulduğunu, 23.10.2020 tarihli delil dilekçesinde de "bilirkişi ve keşif" deliline dayanmış olmalarına rağmen Mahkemece işbu talebin hukuka aykırı şekilde reddedilerek davanın reddine karar verildiğini beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı şirketin envanter defteri ile defteri kebirinin açılış tasdiklerinin süresi içerisinde yapılmadığı ve usulüne uygun tutulmadıkları, bu sebeple delil olarak kabul edilemeyecekleri, davalıya gönderilen faturanın kargo gönderim fişinin bilirkişiler tarafından talep edilmesinden sonra temin edilmesi nedeniyle dosyaya geç sunulduğu, yargılamayı geciktirme amacı taşımadığı ve bu nedenle delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafın kendisine tebliğ edilen faturaya 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz etmediği, alacağın kesinleştiği, davalının satın aldığı malzemeyi kullandığı yerde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin Mahkemece usule aykırı olarak reddedildiği ve neticeten kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre; tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen bilirkişi kök raporunda, davacının usulüne uygun şekilde tutulan ticari defterlerinde davalı adına düzenlenen takip konusu faturanın kayıtlı ve davacının takip tarihi itibariyle davalıdan fatura tutarı kadar alacaklı olduğunun, faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, her ne kadar raporda davalının ticari defterlerinden envanter ve defteri kebirinin açılış tasdiklerini 28.12.2020 tarihinde yaptırdığı yazılmış ise de, uyap sistemi üzerinde bilirkişi raporuna ek yapılan tasdik suretlerinde tarihin 28.12.2018 olduğu ve raporda sehven yıl hanesinin yanlış yazıldığı, davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve defter kayıtları arasındaki farklılık nedeniyle davacının alacağını HMK'nın 222. maddesi uyarınca ticari defterleri ile ispat edemediği, davacı tarafça sonradan dosyaya sunulan kargo belgesinden içeriğinde ne olduğunun anlaşılamadığı, Mahkemece de kabul edildiği üzere bu belgenin faturanın davalıya gönderildiğine ilişkin davacı iddiasını ispat etmediği, dava ve takip konusu irsaliyeli faturanın teslim alan kısmında isim ve imza olmadığı, fatura konusu malların teslimine dair başka bir belgenin de sunulmadığı, davalının istinaf dilekçesinde bildirilen adreste fatura konusu malları kullandığı iddiasının soyut iddia kapsamında olduğu, takip ve dava konusu fatura içeriğinin muhtelif elektrik malzemesi olarak belirtildiği, malların adedi, türü, markası vs hiçbir özelliği belirtilmediği gibi, özel üretim mallar da olmadıkları, bu minvalde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasının sonuca bir etkisinin olmayacağı ve Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 685,15 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 257,55 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41