İstanbul BAM 13. HD 2021/1461 E. 2024/74 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1461
2024/74
25 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1461
KARAR NO: 2024/74
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla )
TARİHİ: 29/04/2021
DOSYA NUMARASI: 2019/275 Esas - 2021/227 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/01/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının lojistik İşiyle iştigal ettiğini davacının davalının işlemlerini yapıp tamamladığını, davacının davalıdan olan navlun, ardiye bedeli ve demuraj bedeli gibi alacakları içeren 24.05.2017 tarih ... fatura no.lu 1.500 USD ve 11.08.2017 tarihli ... fatura no.lu 9.652 USD tutarı alacağından kalan bakiye 6.200 USD alacağını temin için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yaptığını, davalının takibe itiraz ettiğini takibin durduğunu belirterek davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamını, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davalı tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıya kesilen 24.05.2017 ve 11.08.2017 tarihli faturaların 21.952,34 TL'lik kısmına 29.09.2017 tarihinde ... numaralı iade faturası düzenlenerek itiraz edildiğini, bakiye kalan kısım için davalı tarafından 12.10.2017 tarihinde 4.952 USD karşılığı 18.049,05 TL ödeme yapıldığını, davalının tekstil ithalatı ihracatı işleriyle iştigal ettiğini, davacı ile davalının yurt dışına deniz yoluyla mal göndermek için anlaştıklarını, söz konusu mal gönderilen yere ulaştığını, ancak teslim edilmediğini, teslim edilmeyen malın geri getirilmesi için davalı yetkilisi ise davacı yetkilisi arasında görüşmeler yapıldığını, görüşmelerde davacının yetkilisi malın geri getirileceğini ancak yurt dışındaki alıcı şirketten evrak beklediklerini söyleyerek bir süre oyaladığım, malın geri getirilme sürecinde yaşanan gecikmenin davacıdan kaynaklandığının belirtildiğini, geçen süre zarfında oluşan tüm masrafların davacıya ait olduğunu, davalının bu konuda herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının haksız ve mesnetsiz davası ile tüm taleplerinin reddine karar verilmesini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 29/04/2021 tarih ve 2019/275 Esas - 2021/227 Karar sayılı kararı ile; " Davaya konu İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası celp edilmiştir. Mahkememizce ... ile Deniz Ticareti konusunda uzman ...'dan aldırılan bilirkişi raporunda özetle; dava konusu taşımada davalının taşıtan, davacının ise taşıyan sıfatına sahip olduğu; eşya varma limanında gönderilen tarafından teslim alınmadığı için davalı taşıtanın navlun sözleşmesinden doğan tüm borçların borçlusu sıfatına sahip olduğu tarafların ticari defterlerinde yapılan inceleme sonuçlarının uyuşmadığı; davacı ticari defterlerine göre davalının davacıya 6.200 USD borcunun bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, dava konusu faturaların içeriğinde bulunan bedellerden demuraj ve ardiye bedellerinin ödenmemiş olduğu, dosya kapsamında bu bedellerin miktarını (faturalar dışında) ortaya koyan delil bulunmadığı, söz konusu alacakların süre ve miktar bakımından oluşmuş olduğu ortaya konulursa davalı taşıtandan talep edilebileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Tarafların rapora karşı beyan ve itirazları sonucu dosya yeniden rapor aldırılmak üzere ek rapora gönderilmiştir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporunda özetle; dava konusu taşımada davalının taşıtan, davacının ise taşıyan sıfatına sahip olduğu, eşya varma limanında gönderilen tarafından teslim alınmadığı için davalı taşıtanın navlun sözleşmesinden doğan tüm borçların borçlusu sıfatına sahip olduğu, tarafların ticari defterlerinde yapılan inceleme sonuçlarının uyuşmadığı; davacı ticari defterlerine göre davalının davacıya 6.200 USD borcunun bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacının talep ettiği bedelleri dava dışı üçüncü kişiye ödemiş olduğunu Bilirkişi kök raporundan sonra dosyaya sunduğu belgelerle ortaya koyduğunun kabul edilebileceği, davalının ise dava konusu bedellerin oluşmasına davacı taşıyanın kusurunun sebep olduğunu ortaya koyamadığı, bu durumda dava konusu bedellerin davalı taşıtandan talep edilebileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş olup, dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu karara esas alınarak hüküm tesis edilmiştir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında ihtilaf bulunmaksızın davacı tarafın söz konusu taşımayı üstlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacı taşıyan sıfatına sahiptir. Davalı, davacı taraf ile eşyanın taşınması hususunda anlaşmış olduğunu kabul ettiğinden davalı da taşıtan sıfatına sahiptir. TTK m. 1203 uyarınca, "Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle yükümlü olacak"tır. Hükme göre, gönderilen eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmaz ise navlun borçlusu haline gelmez ve bu halde navlun sözleşmesinin tarafı olan taşıtan navlunu ve sözleşmeden doğan tüm diğer masrafları taşıyana ödemekle yükümlü olur (TTK m. 1207/1). Dava konusu olayda da gönderilenin borçlu haline gelmediği ortada olup navlun sözleşmesinden doğan tüm borçların borçlusu taşıtandır. Açıklanan nedenlerle tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri bulunmaktadır. Dava konusu ... ve ... nolu iki konteynerin konu edildiği ... nolu konişmentoda yükleten davalı ... Teks., gönderilen ...&..., gemi adı ..., yükleme limanı Kumport, boşaltma limanı Alexandria olarak kayıtlıdır. Konişmentoda navlunun peşin ödendiğine ilişkin "freight prepaid" kaydı ile varış yerinde oluşacak (THC, demuraj, gecikme ve teslim masraflarının) masrafların gönderilene ait olacağına dair şart bulunmaktadır. Konişmento Atlas Line tarafından düzenlenmiştir. Tarafların her ikisinin kabul ettiği üzere eşyanın varma limanında teslim alınmaması sonucu yeniden Kumport Limanı'na taşınmasına ilişkin ... tarafından düzenlenen 2.7.2017 tarihli konişmentoda yükleten ...&..., gemi adı ... olarak kayıtlıdır ve konişmentoda navlunun varma limanında ödeneceğine dair "freight collect" ifadesine yer verilmiştir.Davalının taşıtan sıfatıyla ve eşyanın gönderilen tarafından teslim alınmamış olması sebebiyle söz konusu bedellerin oluşmuş olması halinde bu bedellerden sorumlu tutulması gereklidir. Davalı demuraj ve ardiye masraflarının artmasında davacı taşıyanın kusurunun bulunduğunu ileri sürmüşse de dosya kapsamında bu iddiayı ortaya koyacak bir delil bulunmamaktadır. Dava konusu taşımada davalının taşıtan, davacının ise taşıyan sıfatına sahip olduğu anlaşılmıştır. Eşya varma limanında gönderilen tarafından teslim alınmadığı için davalı taşıtanın navlun sözleşmesinden doğan tüm borçların borçlusu sıfatına sahip olduğu; tarafların ticari defterlerinde yapılan inceleme sonuçlarının uyuşmadığı, davacı ticari defterlerine göre davalının davacıya 6.200 USD borcunun bulunduğu, dava konusu faturaların içeriğinde bulunan bedellerden demuraj ve ardiye bedellerinin ödenmemiş olduğu; davacının talep ettiği bedelleri dava dışı üçüncü kişiye ödemiş olduğunu davacının dosyaya sunduğu belgelerle ortaya koyduğunun anlaşıldığı, davalının ise dava konusu bedellerin oluşmasına davacı taşıyanın kusurunun sebep olduğunu ortaya koyamadığı, bu durumda dava konusu bedellerin davalı taşıtandan talep edilebileceği kanaatine varıldığından dosya kapsamında bu bedellerin miktarının faturalarla ispat edildiği, böylece söz konusu alacakların süre ve miktar bakımından oluşmuş olduğunun anlaşıldığı, böylece davalı taşıtandan talep edilebileceği, ancak takip öncesi davalının temerrüde düşmemesi sebebiyle işlemiş faiz isteminin haksız olduğu kanaatine varıldığından kısmen haklı ve yerinde davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Davacı yanın icra inkar tazminatına ilişkin talebinin değerlendirilmesinde ise; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit bir alacak niteliğinde olması gerekir. Genel bir kavram olarak, likit alacak tutarı belli, muayyen, bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek, miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yok ise likit bir alacaktan söz edilemez. (YHGK 17/10/2012gün 2012/9-838-715 sayılı İlam) Somut olayda, davalı tarafından tespit edilebilir bir alacak söz konusu olmadığından, alacağın varlığı yargılama gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ ile takibin 6.200,00 USD üzerinden devamına, asıl alacak 6.200,00 USD'ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a madde ve fıkrasına göre faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ve icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Koşullar oluşmadığından davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkil şirketin davalı şirketten olan navlun, ardiye bedeli ve demuraj bedeli alacaklarının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalı şirketin itirazı sonrası, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/275 E. sayılı dosya ile görülen itirazın iptali davasında İDM'nin, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyaya yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacak olan 6.200 USD üzerinden devamına, işlemiş faiz ile icra inkar tazminatı bakımından davanın reddine karar vermiş olduğunu, İDM'nin asıl alacak ve faiz yönünden vermiş olduğu davanın kabul kararına bir itirazları bulunmamakta olup kararın bu yönü ile hukuka ve usule uygun olduğunu, İşbu kısmi istinaf dilekçelerinin konusunu İDM'nin % 20 icra inkar tazminatı ve işlemiş faiz taleplerinin reddi kararının oluşturmakta olduğunu, bu kararın somut gerçekliğe ve hukuka aykırı olduğunu, Davaya konu alacağın faturaya dayalı olduğunu, dolayısıyla İDM'nin, fatura bedelinin davalı şirket tarafından hesaplanamayacağı gerekçesinin doğru olmadığını, davalının kötü niyetli olarak gönderilen eşyaların teslimindeki gecikmenin müvekkil şirketten kaynaklandığını dahi iddia ettiğini, oysa TTK gereğince teslim alınmayan eşya sebebiyle tüm sorumluluk davalıda olduğu gibi bilirkişi raporu ile de sorumluluğun davalıya ait olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla davalının, kendi mallarının alıcısı tarafından teslim alınmadığını, gecikmenin malların alıcısı tarafından teslim alınmayarak geri getirilmesi sebebiyle demuraj bedeli ve ardiye masrafı ödenmesi gerektiğini bilmemesinin mümkün olmadığını, nitekim kendi sundukları WhatsApp mesajlarının da gecikmeyi takip ettiklerini göstermekte olduğunu, üstelik bu bedeli davacı müvekkilin önce kendisinin dava dışı ... Ltd. Şti.ne ödediğini, sonra davalıya fatura gönderdiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, İDM'nin alacağın yargılama gerektirdiği gerekçesinin afaki olduğunu, dava konusu alacağın likit olduğunu, dava dışı üçüncü kişinin belirlediği bir rakam olduğunu, davacının bu bedeli önce ödediğini, sonra davalıya ödediği miktar için fatura göndermiş olduğunu, dolayısıyla burada rakamların belli olduğun, tartışılacak, yargılamaya muhtaç bir durum olmadığını, İşlemiş faiz taleplerinin reddi kararının da hatalı olduğunu, çünkü müvekkilinin bu parayı davalı yerine üçüncü kişiye ödemiş olduğunu, bu nedenle davalıdan talep etmekte olduğunu, dolayısıyla ödeme tarihinden itibaren işlemiş faiz talebinin de yerinde olduğunu, ayrıca davalının temerrüde düşmediği gerekçesiyle, işlemiş faiz taleplerinin reddi kararının hukuken haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; Kısmi istinaf başvurularının kabulü ile kısmi istinaf itirazları doğrultusunda İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/275 E- 2021/227 K sayılı ilamının, kısmen redde konu olan işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı talebinin reddi kararı bölümünün kaldırılarak, işlemiş faiz talepleri ile % 20 icra inkar tazminatı taleplerinin de kabulüne ve tüm yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/275 E- 2021/227 K sayılı kararı ile davacı vekili tarafından itirazın iptali ve takibin devamına hükmedilmesi talepleriyle açılmış olan davanın kabulüne karar vermiş olduğunu, ancak davacının kusurlu olduğuna ilişkin sunmuş oldukları deliller değerlendirilmeden düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınarak taleplerinin reddedilmesinin, kanunlara, yerleşmiş içtihatlara ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, Zira Deniz Ticareti Hukuku' ndaki genel kuralın; eşyanın varma limanında gönderilen tarafından teslim alınmaması halinde taşıtanın navlun sözleşmesinden doğan tüm borçların borçlusu sıfatına haiz olduğunu, ancak eşyanın varma limanında gönderilen tarafından teslim alınmaması durumunda taşınılan eşyanın mümkün olan en kısa sürede taşıtana geri gönderilmesi gerektiğin, her ne kadar davacı şirket tarafından kusurun malları teslim alacak şirket olan ...'da olduğu, bu şirkete ulaşılıp gerekli belgelerin alınamadığı, bu nedenle gecikme yaşandığı iddia edilse de ... şirketine defalarca ulaşıldığını, Whatsapp aracılığıyla kendilerinin mesajlarının davacı şirkete iletildiğini, yol gösterildiğin, buna rağmen taşımanın davalı şirket tarafından geciktirildiğini, Mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararda ''Davalı demuraj ve ardiye masraflarının artmasında davacı taşıyanın kusurunun bulunduğu ileri sürülmüşse de dosya kapsamında bu iddiayı ortaya koyacak bir delil bulunmamaktadır.'' tespitini içeren bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan ve mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bahisle karara esas alınarak hüküm tesis edilmiş olduğunu, ancak mahkemeye sundukları ve davacı şirket yetkilisi ile müvekkil arasında gerçekleşen whatsapp yazışmalarının değerlendirmeye alınmamasının mahkemenin hukuka ve yerleşik yüksek mahkeme kararlarına aykırı hüküm tesis etmesi sonucunu doğurduğunu, bahsi geçen konuşmalarda davacı şirket yetkilisinin ulaşamadığını iddia ettiği gönderilere ait mail ve mesajların kendisine gönderilerek davacı şirket yetkilisinin iddiasının çürütüldüğünü, Davacı şirketin dava dilekçesinde davacı yetkilisinin yurt dışındaki alıcı şirketten evrak beklediklerini söyleyerek bir süre oyaladığını iddia ettiğini, hiçbir mantığı olmayan kötü niyetli bu iddianın dayanağı bulunmadığı gibi davacı tarafça ispat da edilemediğini, sundukları yazışmalarda da görüleceği üzere, bir an önce malların kendisine geri getirilmesini isteyen müvekkil şirketin davacı şirketi oyalamakta herhangi bir yararı bulunmadığını, böylesine dayanaksız bir iddianın nazara alınmaması gerektiğini, yine yazışmalarda müvekkil şirketin davacı şirketin ulaşamadığını iddia ederek hareketsiz kalmayı tercih ettiği ... adlı şirket ile davacı şirket arasında aracılık da yapmış olduğunu, olay akışına ve hukuki delillere bakıldığında müvekkil şirketin davacı şirketi oyaladığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, Müvekkil şirket tarafından davacı şirkete taşıma bedeli karşılığı olan 4.952 USD ödenmiş olduğunu ve bu ödemeye ilişkin banka dekontunun mahkemeye sunulduğunu, davacının dava dışı üçüncü kişiye ödediği bedellerin müvekkil şirketin ödemesi gereken bedeller olmadığını, müvekkil şirketin gönderilen tarafından alınmayacağı kesinleşen malların taşıtana geri gönderilmesi için defaatle aldığı talimatı yerine getirmeyen davacı şirketin kusurlu hareketinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkil şirket tarafından gönderilene ulaştırılmak üzere taşınan malların gönderilen tarafından alınmamasının ticari hayatın olağan bir durum olup basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davacı şirketten aniden çıkabilecek bu tür krizleri yönetmesinin bekleneceğini, Müvekkil şirketin, TTK'nın tacirlerin basiretli olarak davranmasını tacirlere bir yükümlülük olarak yüklemesi nedeniyle davacı taşıyanın taşımayı sorunsuz gerçekleştirebileceğini, çıkabilecek sorunları geciktirmeden çözeceğini düşünerek taşıma sözleşmesini imzaladığını, TTK uyarınca taşıyana yüklenen basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirketin neden olduğu gecikmenin faturasının müvekkil şirkete kesilemeyeceğini, basiretli bir tacir gibi hareket edip sezgisi yüksek, dikkatli ve yapacaklarının nereye varacağını bilen ya da bilmesi gereken, ticari iş, işlem ve eylemlerinin hukuki, mali ve ticari sonuçlarını öngörmesi gereken davacı şirketin gönderilen tarafından alınmayan bir mal ile karşılaştığında ne yapması gerektiğini planlaması gerektiğini, Salt gönderilen tarafından alınmayan bir eşyanın taşıtana geç ulaştırılması halinin taşıtanın kusurlu olduğunu göstermeyeceğini, kusurun hangi tarafa izafe edileceği hususunun bu aşamadan sonra dikkate alınması gerektiğini, gönderilen tarafından teslim alınmayan eşyanın müvekkil şirkete çeşitli bahaneler sunularak geç teslim edilmesi sonucu ortaya çıkan masrafları taşıyanın ödemesi gerektiğini, Davacının sunmuş olduğu yazılı belgeler değerlendirmeye alınmışken sunmuş oldukları ve müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığını en açık şekilde gösteren whatsapp yazışmalarının değerlendirilmemesinin kabul edilebilir olmadığını, öyle ki Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından 2017/1014 Esas- 2020/4488 Karar sayılı ilam ile alacak davalarında mail, whatsapp, facebook gibi elektronik ortamlarda yapılan yazışmaların belge ve delil niteliğinde olduğuna ilişkin içtihat geliştirildiğini, ( ''Davalı avukat tarafından davacıya gönderilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. HMK'nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.'' ) Gönderilenin eşyayı teslim almaması nedeniyle eşyanın taşıtana geri gönderilmesi için yapılmış olan ikinci taşımada; müvekkil şirketin gönderilen ve taşıtan sıfatlarına haiz olduğunu, TTK m.1178/2'de, “Taşıyan, eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur.'' denilmek suretiyle hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde konuya açıklık getirmiş olduğunu, aynı maddenin 5. fıkrasında, eşyanın “açıkça kararlaştırılmış bir süre yoksa, olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim edilmemiş olması” ihtimalinde teslimde gecikmenin var olduğunun kabul edileceğini, Eksik incelemeleri içeren, yetersiz, somut olaydaki uyuşmazlık konularının hepsini kapsamayan ve bu hususların hepsi hakkında detaylı ve mahkemenin karar vermesine yardımcı olabilecek nitelikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu, hal böyle iken bilirkişinin yapmış olduğu incelemeyi detaylı, objektif ve uyuşmazlığın tüm yönlerini ele alarak, özenli bir şekilde gerçekleştirmesi ve bu inceleme sonucunda mahkemenin, uyuşmazlık konusu olay ile ilgili karar vermesine yetecek derecede mahkemeye yardımcı olabilecek, detaylı, objektif, uyuşmazlığın tüm yönlerini ele alan bir rapor düzenleyerek bunu mahkemeye sunması gerektiğini, bilirkişinin açıklanan özellikleri ihtiva etmeyen bir raporu mahkemeye sunması neticesinde, bu rapora dayanılarak hüküm tesisinin adalete hizmet etmeyeceğini, Alınan bilirkişi raporunu kusur incelmesinin yapılmaması nedeniyle hükme esas alınamayacağını beyan edip yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep ettikleri duruşmada açık yargılamaya son verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğunu, bilirkişi kök raporu ve ek raporunun birbirini tekrarlayan beyanlar içermekte olup yaptıkları itirazların hiçbirinin göz önüne alınmadığını, bu durumun en somut örneğinin, bilirkişi tarafından sundukları deliller de göz önüne alınarak kusur incelemesi yapılmaması olduğunu, anılan hususun Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin E. 2019/5678 K. 2019/20807 11.11.2019 Tarihli ilamında; ''Davacının bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar mahiyette inceleme yapılmaksızın, itiraza uğramış bilirkişi raporuna değer verilerek sonuca gidilmesi isabetli değildir. Bu durumda, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile birlikte davacının bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazları da gözetilmek suretiyle konusunda uzman olan bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.'' şeklinde ifade edilmiş olduğunu beyanla; Açıklanan ve resen göz önüne alınacak nedenlerle; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu 2019/275 E. - 2021/227 K. sayılı kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının taşımasını üstlendiği emtianın gönderileni tarafından teslim alınmaması sebebiyle ödediği demuraj ve ardiye bedelinin davalı taşıtandan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davalı taşıtana ait dava konusu emtiayı iki konteyner ile Kumport Limanı'ndan Alexandria Limanı'na taşıma işinin davacı tarafından üstlenildiğini, emtianın boşaltma limanında gönderileni tarafından teslim alınmadığını, davalının talebi üzerine emtianın bu kez Alexandria Limanı'ndan Kumport Limanı'na tekrar taşındığını ve davalıya teslim edildiğini, emtianın boşaltma limanında teslim alınmaması sebebiyle demuraj ve ardiye masraflarının doğduğunu ve söz konusu masrafların davacı tarafından ödendiğini, söz konusu masraflardan davalının sorumlu olması sebebiyle davalıdan tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak davalının icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu emtianın gönderileni tarafından teslim alınmaması üzerine tekrar geri getirilmesi için davacı ile anlaşıldığını, ancak davacının kusuru ile emtianın geri getirilmesinde gecikme yaşandığını, bu sebeple demuraj ve ardiye masraflarından davacının sorumlu olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından Mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Ancak iş bu davada icra takibi tarihinde ve dava tarihinde demuruj alacağı belirlenebilir halde bulunmadığından ve likit olmadığından Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili tarafından iş bu dava 6.200 USD asıl alacak üzerinden açılmış, harca esas değer olarak asıl alacak gösterilmiş ve harç bu miktar üzerinden yatırılmıştır. İşlemiş faiz miktarı dava konusu ve harca esas değer içerisinde gösterilmemiş ve işlemiş faiz miktarı üzerinden harç yatırılmamıştır. Ancak buna rağmen Mahkemece talep aşılmak suretiyle işlemiş faize ilişkin değerlendirme yapılarak işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Davacı vekilinin, dava konusu yapılmaması ve icra takibinden önce davalının temerrüte düşürülmemesi sebebiyle yerinde olmayan işlemiş faiz talebinin kabulüne karar verilmesine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiş, ancak Mahkemece dava konusu yapılmayan işlemiş faiz talebi hakkında dava konusu yapılmaması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamış, davacı vekilinin istinafı bu yönden usulen kabul edilmiştir. Davalı vekili tarafından dava konusu emtianın geri getirilmesindeki gecikmenin davacıdan kaynaklanmasına rağmen Mahkemece kusur hususu irdelenmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Ancak davalı vekili tarafından sunulan whatsapp yazışma içeriklerinin kusurun davacıdan kaynaklandığını ispatlar nitelikte ve yeterlilikte olmadığı, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebebinin cevap dilekçesi, beyan dilekçeleri, bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesi ile ileri sürüldüğü, alınan ek rapor ve Mahkemenin gerekçeli kararında da ileri sürülen bu savunmanın değerlendirildiği, HMK'nın 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, davalının istinafı yönünden re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2- Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 29/04/2021 tarih ve 2019/275 Esas - 2021/227 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, Açılan davanın KABULÜ İLE; -Davalı borçlunun İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 6.200,00 USD asıl alacak ve asıl alacak 6.200,00 USD'ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a madde ve fıkrasına göre faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ve icra takibinin devamına, dava konusu yapılmayan işlemiş faiz talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, -Koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.444,82 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 469,39 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.975,43 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacının dava açılırken yatırdığı toplam 513,79 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı yargılama gider toplamı olan 2.347,70 TL'nin ( 47,7 TL posta gideri ve 2.300,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 12-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 13-Harçlar Kanunu gereğince ve dairemiz karar tarihi itibariyle davalıdan alınması gereken 2.444,82 TL nispi istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 418,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.026,57 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 42,00-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam 204,10-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 15-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 16-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38