SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2384 E. 2024/738 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2384

Karar No

2024/738

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2384 Esas

KARAR NO: 2024/738 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2020/18 Esas - 2021/717 Karar

TARİHİ: 09/11/2021

DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 02/05/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının ... olarak faaliyet gösterdiğini, tavuk, yumurta ve tavuk yemi üretimi yaptığını, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, davacının, davalı tarafla tavuk yeminin yapımına katılan yem maddesinin tedariki konusunda anlaşma yaptığını, davalının davacıya vereceği malların avansı olarak davacının davalı tarafa; ... Kocamustafapaşa/İstanbul Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 17.08.2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan 10.582,65-USD bedelli ve ... seri numaralı, 24.08.2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan 10.651,50-USD bedelli olan iki adet avans çekini verdiğini, davalının çeki aldıktan sonra vermesi gereken malları davacıya teslim etmediğini, anlaşmaya açıkça aykırı davrandığını, davalı tarafın yükümlülükleri yerine getirmediği gibi bir de bedelsiz kalan çekleri bankaya ibraz ettiğini, çeklerden kaynaklı İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, davacının iş bu çekler nedeniyle davalıya borcu bulunmadığından çeklerin bedelini bankada tutmadığını, davalının çekleri bankaya ibraz etmesi üzerine çeklere karşılıksızdır şerhi vurulduğunu, davalı tarafın da sırf davacıyı ceza tehdidi altında bırakmak adına karşılıksız çek şikâyetinde bulunduğunu, davalı tarafın da davacıya borcu bulunmadığını bildiğini beyanla davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu ... Kocamustafapaşa/İstanbul Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 17.08.2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan, 10.582,65-USD bedelli ve ... seri numaralı, 24.08.2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan 10.651,50-USD bedelli olan çeklerin iptaline, davalının kötü niyetli olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkumiyetine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davalı müvekkilinin hammaddelerinin tedarik ve satışı işiyle uğraştığını, bu iştigal alanı kapsamında davacı/borçlu ile ticari ilişkileri olduğunu, iki tacir arasında "Çerçeve Alım Satım ve Kefalet Sözleşmesi" imzalandığını ve bu sözleşme uyarınca bir cari hesap oluşturulduğunu, davaya konu çeklerin bu cari hesap kapsamında, davacının davalıya olan borçlarını ifa amacıyla davacı/borçlu tarafından davalıya tevdi edildiğini, bu çeklerin sipariş edilen malların tesliminden sonra tevdi edildiğini, avans olarak değil borcu ifa amacıyla keşide edildiğini, sipariş edilen mallara ilişkin, davalı tarafından karşı yana düzenlenen faturalar ve ilişiklerinde sevk irsaliyeleri ile davacı yanın imzasını taşıyan sipariş formlarını, çerçeve sözleşmenin imzalandığı 03.10.2018 tarihinden, davalı şirketin borçların ödenmemesi sebebiyle ticari ilişkiyi sonlandırdığı tarihe kadar karşı yanca imzalanan BA-BS mutabakat formlarını , taraflar arasında imzalanmış 30.09.2018 tarihli cari hesap mutabakat mektubu örneğini, davaya konu çeklerin 30.05.2019 tarihinde davalıya teslim edildiğine dair çek alındı bordrosunu sunduklarını, davaya konu çeklerin 24.05.2019 tarihli, ... sayılı ve 21.234,15 USD (129.413,65 TL) tutarındaki faturanın ödemesi için 30.05.2019 tarihinde davalı şirkete teslim edildiğini, çeklerin toplam rakamnın da 21.234,15 USD olduğunu, davaya konu çeklerin sipariş avans çeki olmadığını, aksine fatura bedelini ödeme yani borcu ifa amaçlı verilmiş çekler olduğunun izahtan vareste olduğunu, 24.05.2019 tarihli, ... sayılı ve 21.234,15 USD (129.413,65 TL) tutarındaki faturanın da, 2019/05 Ba-Bs mutabakat formuyla davacı tarafça kabul edildiğini, yani malların davalı tarafından teslim edilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi olduğunu, bu cari hesap ilişkisinin döviz (USD) carisi şeklinde olduğunu, davalı şirketin davacı/borçluya ilişkin cari kaydına dair ekstreleri sunduklarını, bu kayda göre davalının, davacı/borçludan halen 62.891,84 USD alacaklı olduğunu, alacağını da tahsil edemediğini, davacı yan aleyhine açtıkları bir diğer icra takibi olan ve yine davacı tarafından menfi tespit davasına konu edilen İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından çıkılan hacizde, davacı/borçlunun alacağın tahsilini engellemek maksadıyla malvarlığını kaçırmış olduğunun görüldüğünü, dosyanın bu yönden celbini talep ettiklerini, davanın, tamamen borcu ödemekten imtina/alacağın tahsilini geciktirerek zaman kazanma amacıyla kötü niyetle açıldığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2020/18 Esas - 2021/717 Karar sayılı kararında; "Dava; İİK'nun 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı takip konusu çeklerin avans çeki olarak verildiğini, malların teslim edilmediğini beyanla borçlu olmadığının tespiti, çeklerin iptali ve kötüniyet tazminatı talep etmiştir. Davalı ise takip konusu çeklerin borcun ifası için verildiğini, avans çeki olmadığını, Faturalara itiraz edilmediğini iddia etmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafın 2019,2020 yıllarına ait defterlerin usulüne uygun tutulduğu, Davalının Bs ve Davacının Ba beyannamelerinin birbirini teyit ettiği, çeklerin veriliş tarihlerinin fatura tarihi ile aynı olduğu (30.05.2019), İrsaliye tarihlerinin 24.05.2019 olduğu dolayısıyla bu çeklerin sipariş avans çeki olamayacağı, davalı yanın ticari defterlerinde Faturanın 120 nolu satıcılar hesabına borç olarak kaydedildiği ve Resmi defter kayıtlarına alındığı bu borç karşılığı alınan 2 Adet çekin 101 alınan çekler hesabına borç olarak kaydedildiği, faturaya itiraz edilmediği, hesap mutabakatının olduğu tespit edilmiş, bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli görülmüş, davalı tarafından bilirkişi raporuna karşı bir itirazında malların teslimine ilişkin sevk irsaliyelerinde hem teslim alanın imzasının olmaması hemde fiili sevk tarihinin olmaması nedeniyle malların teslim edilmediğinin bir göstergesi olduğunu bilirkişi raporunun hükme esas alınmamasını ve yeniden rapor alınmasını talep etmiş ise de davalı tarafından sunulan hesap mutabakatlarına herhangi bir itirazın ileri sürülmediği, faturaların davalı tarafından da vergi dairesine bildirildiği, faturaların iade edildiğine ilişkin bir iddiada ve ispatta bulunulmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli olduğu, çeklerin veriliş tarihleri ile fatura tarihinin uyumlu olduğu, esasen kambiyo senedi olan çeklerin peşin ödeme aracı olduğu, hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davacının davasını ispat edemediği sonucuna varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, "Davacının davasının REDDİNE," karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkilinin davalı taraftan tavuk yeminin yapımına katılan yem maddesinin tedariki konusunda davalı ile anlaşma yaptığını, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu amaçla davalının müvekkiline vereceği malların avansı olarak müvekkilince, davalı tarafa; ... Kocamustafapaşa/İstanbul Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 17.08.2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan, 10.582,65 USD bedelli ve ... seri numaralı, 24.08.2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan, 10.651,50 USD bedelli olan iki adet avans çeki verildiğini, davalı çekleri aldıktan sonra vermesi gereken malları müvekkiline teslim etmemiş olup anlaşmaya aykırı davrandığını, davalı tarafın yükümlülükleri yerine getirmediği gibi bedelsiz kalan çekleri de bankaya ibraz ettiğini, çeklerden kaynaklı İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin işbu çekler nedeniyle borçlu olmadığından bahisle menfi tespit davası açmışsa da Yerel mahkemece davanın reddedildiğini, davalı ile müvekkili arasında yapılan ticari mal alım satımı gereğince müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkili ile davalı arasında mal alım satımına ilişkin sözlü bir sözleşme bulunduğunu, sözlü sözleşme gereğince avans çekinin davalı tarafa verildiğini ancak davalı tarafın edimini yerine getirmeyerek haksız bir şekilde mal teslimi yapmadığını; Yerel mahkemenin yargılamasında iddialarının ve delillerinin yeterince incelenmeksizin hüküm kurulduğunu, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde davalıya borçlu olmadığının açıkça görüleceğini, Yerel mahkeme karar gerekçesinde davalının malları teslim ettiği yönünde karar vermişse de, esasında davalının malları teslim etmediğini, bilirkişi raporuna itirazlarında da belirttikleri üzere davalı tarafça davaya konu mallara ilişkin dosyaya sunulan irsaliye mal teslim bilgilerinde teslim alan bölümünde isim yazmadığı gibi herhangi bir imzanın da mevcut olmadığını, davalı şirket tarafından müvekkiline teslim edilen herhangi bir mal bulunmadığını, bilirkişi raporunda sevk irsaliyeleri ile ilgili olarak "irsaliyeyi düzenleyenin ve teslim edenin imzası mevcuttur" denildiğini ancak sevk irsaliyesindeki imzaların kimin tarafından atıldığının belli olmadığını, davalı tarafça dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri incelendiğinde teslim alan bölümünde imza bulunmadığı gibi teslim eden bölümündeki imzalarında kimlere ait olduğunun dahi belli olmadığının görüleceğini;Sevk irsaliyesinin fatura ile birlikte, fatura konusu malın ticari olarak bir yerden başka bir yere taşındığının ve muhataba teslim edildiğinin ispatı olarak düzenlenmesi zorunlu bir belge olduğunu, dosyaya sunulmuş olan altında müvekkilinin imzası bulunmayan, bu anlamda gerçeği yansıtmaktan uzak olan işbu sevk irsaliyelerinin davalı tarafça tek taraflı olarak sırf haksız iddialarını desteklemek amacı ile sonradan düzenlenmiş olduğunun ortada olduğunu, işbu sevk irsaliyelerinin alacağın varlığını ispattan uzak belgeler olduğunu, iddia edilen alacağın varlığına delil olmasının söz konusu olmadığını, Yerel mahkemenin yargılamasında dosya içeriğine sunulan bilirkişi raporunda irsaliye mal teslim bilgilerinde/sevk irsaliyesi fiili sevk tarihleri hususunda bir incelemeye yer verilmediğini, sevk irsaliyelerinin geçerli olabilmesi için fiili sevk tarihlerini içermesi gerektiğini, bilirkişi raporu incelendiğinde davaya konu malların tesliminin yapıldığı fiili sevk tarihi hususunda bir değerlendirme yapılmadığını, raporda sevk irsaliyelerinin tanzim tarihinin yer aldığını ancak fiili sevk tarihinin belirtilmediğini, Maliye Bakanlığınca sevk irsaliyesinin düzenlenmesi ile ilgili hususlar hakkında tebliğ yayımlanmış olup iş bu tebliğin; "Buna göre, tanzim tarihi ile fiili sevk tarihi sevk irsaliyeleri üzerinde ayrı ayrı yer alacaktır. Tanzim tarihi ile sevk tarihinin aynı gün olması halinde de bu tarihler ayrı ayrı kaydedilecek, herhangi birine yer verilmeksizin düzenlenen sevk irsaliyeleri hiç düzenlenmemiş sayılarak özel usulsüzlük cezası kesilecek ve bu tespitler işyeri kapatma cezasının uygulanmasında dikkate alınacaktır." şeklinde düzenlendiğini;İşbu tebliğde de açıkça düzenlendiği üzere fiili sevk tarihi bulunmayan sevk irsaliyelerinin hiç düzenlenmemiş sayılacağını, dosyaya malların teslimine ilişkin sunulan sevk irsaliyelerinin hem teslim alan imzalarının bulunmamasının, hem de fiili sevk tarihinin olmamasının malların teslim edilmediğinin açık bir göstergesi olduğunu ancak asıl davanın konusu olan malların teslimine ilişkin bilirkişi tarafından bu hususta inceleme yapılmamış olup bu şekilde eksik inceleme ve değerlendirme ile oluşturulan kararın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle mahkemece davanın esastan kabulüne karar verilmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu; HMK madde 222 gereği ticari defterlerin tacirler için kesin delil niteliğinde olduğunu, müvekkili bir tacir olup, ticari defterlerinin kesin delil teşkil edeceğini ve ispat işlevi göreceğini, kanunun açık hükmü gereği tarafların ticari defterlerinin incelenmesi gerekirken Yerel mahkemenin 26/01/2021 tarihli 2. celsesinin 3 numaralı ara kararı ile müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesinin değerlendirilmesi yönünde ara karar kurulmuşsa da işbu ara karar gereği yerine getirilmeden, müvekkilinin ticari defterleri incelenmeden karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini;Yargıtay 23. HD 2015/5491 Esas - 2016/506 Karar 28/01/2016 tarihli ilamında ve Yargıtay 23. HD 2014/3505 Esas - 2014/7574 Karar 26/11/2014 tarihli ilamında da görüleceği üzere ticari defterler tacirler için kesin nitelikteki ispat aracı olup, ticari defterlerde avans çeki olarak kayıtlı olan çeklerle ilgili malın teslim edildiğine dair herhangi bir kaydın bulunmaması halinde menfi tespit davasının kabulüne karar verilmekte olup yazılı bir delil aranmadığını, müvekkilinin davalı ile arasındaki ticaret gereği avans olarak davalıya çek verdiğini, bu çeki de kendi ticari defterine avans çeki olarak işlediğini ancak davalı tarafın anlaşmaya açıkça aykırı davranarak malları teslim etmediğini ve kötüniyetli bir şekilde çekden kaynaklı icra takibi başlattığını beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında tavuk yemi alım satımı hususunda ticari ilişki bulunduğunu, davalıya sipariş edilen mallar için iki adet avans çeki verildiğini, davalının malları teslim etmediğini ve çekleri bankaya ibraz ettiğini, davalı malları teslim etmediğinden çek bedelinin bankada tutulmadığını ve banka tarafından çeklere karşılıksızdır şerhi işlendiğini, bunun üzerine davalı tarafından takip başlatıldığını beyanla takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, taraflar arasında mal alım satımına ilişkin yazılı bir sözleşme ve cari hesap ilişkisi olduğunu, bu sözleşme kapsamında davacı adına düzenlenen 24.05.2019 tarihli ve 21.234,15 USD (129.413,65 TL) bedelli faturaya konu malların davacıya teslim edildiğini, takip ve dava konusu çeklerin bu fatura bedelinin ödemesi olarak verildiğini, avans çeki olmadıklarını beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda her bir iddia ve itiraz hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında davacı tarafından imzası inkar edilmeyen 03.10.2017 tarihli Çerçeve Alım Satım ve Kefalet Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu ancak 7. maddesi itibariyle birer yıllık süreler ile uzadığı, bu sözleşme ile taraflar arasında, davalı tarafından davacının sipariş ettiği cins ve miktarda malın teslim edilmesi ve davacı tarafından da bedellerinin ödenmesi şeklinde alım satıma dair ticari ilişkinin başladığı, sözleşmenin 17. maddesi ile taraflar arasında yapılacak münferit tüm alım satımlarda bu sözleşme hükümlerinin uygulanacağının, sözleşmenin TTK'da düzenlenen cari hesap sözleşmesi olduğunun, 21. maddesi ile, davacı alıcı tarafından davalı satıcıya ödeme amacıyla verilen kambiyo senetlerinden en az ikisinin ödenmemesi halinde davalının icra takibine geçebileceğinin ve 19. maddesi ile taraflar arasındaki işlemlerle ilgili ticari defterleri arasında uyumsuzluk ortaya çıktığı takdirde davalı satıcının defter ve kayıtlarının esas alınacağının kabul edildiği anlaşılmıştır. TBK'nın 207/2. maddesi uyarınca satış sözleşmesi ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. Bu madde hükmüne göre, aksi kararlaştırılmadıkça alım-satım ilişkilerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. Çek bir ödeme aracı olup alım satım sözleşmesine konu malı teslim almadan satıcıya çek verdiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini iddia eden taraf, bu iddiasını HMK'nın 207. maddesi uyarınca senetle ispat yükü altındadır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede davacı tarafından ödemenin teslimden önce yapılacağına ve avans verileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Dava konusu çekler davalının ticari defterlerinde 24.05.2019 tarihli ve 21.234,15 USD (129.413,65 TL) bedelli faturanın ödemesi olarak kayıtlı olup, avans çeki olarak kayıtlı değildir. Anılan fatura davacı tarafından BA formu ile bağlı olduğu vergi dairesine bildirilmiş, ayrıca taraflar arasında 2019 yılı Mayıs ayına ilişkin hesap mutabakatı yapılmış, davacı fatura içeriğine itiraz etmemiş, buna göre davalı tarafından düzenlenen faturanın davacıya teslim edildiği ve fatura içeriği malın teslim alındığı yolunda karine oluşmuştur. Bu noktada sevk irsaliyelerinde teslim alan imzasının bulunmamasının sonuca etkisi yoktur. Her ne kadar Mahkemece davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin 19. maddesi uyarınca dava konusu çeklerin davalının ticari defterlerinde avans çeki olarak değil, ödeme olarak kayıtlı olması karşısında, davacının ticari defterlerinde avans çeki olarak kayıtlı olmaları halinde dahi davalının ticari defter kayıtları esas alınacağından, yaptırılacak bilirkişi incelemesinin sonuca bir etkisi olmayacaktır. Sonuç olarak davacının ticari defterleri ile iddiasını ispat edemeyeceği, dava konusu çeklerin davalı tarafından sunulan fatura tarihinden sonra düzenlendikleri ve avans olarak değil borcun ifası amacıyla verildikleri, aksinin davacı tarafından ispat edilemediği, çeklerin bankaya ibrazında karşılıksız çıktıkları ve davalının alacaklı olduğu, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülen(KambiyoTespittaraflarınMenfiesastanKaynaklanan)özetiSenetlerindenkararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesininkararınınreddine"ileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim