SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2364 E. 2024/736 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2364

Karar No

2024/736

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2364 Esas

KARAR NO: 2024/736 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2019/61 Esas - 2021/743 Karar

TARİHİ: 21/10/2021

DAVA: İtirazın İptali

KARAR TARİH: 02/05/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı tarafın ... Tic. A.Ş. de bulunan 120.000,00 TL bedelli 12.000 adet payını yine 120.000,00 TL bedelli 12.000 adet pay sahibi olan ... ile birlikte 09.05.2019 tarihinde hisse devir sözleşmesi ile davalı şirkete devrettiğini, bu işlem karşılığında ödenmesi gereken hisse devir bedelinin 150.000,00 TL olduğunu, devir bedelinin sözleşmede havale-eft yoluyla tamamen alındı şeklinde yazıldığını fakat ödemenin yapılmadığını, bunun üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takibe geçtiklerini, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu beyanla davanın kabulü ile itirazını iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine dair itirazlarının değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine usulüne uygun icra takibi yapılmadığını, yetkili mahkeme ve icra dairesinin İstanbul Anadolu Mahkemeleri ile İcra Müdürlükleri olduğunu, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına istinaden açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla öncelikle usulüne uygun icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 21/10/2021 tarih ve 2019/61 Esas - 2021/743 Karar sayılı kararında;"Dava; davacı tarafından başlatılan İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın İİK 67 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesi isteminine ilişkindir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında 09.05.2019 tarihli "Hisse Devir Sözleşmesi" nin imzalandığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı yanca sözleşme gereği hisse devir bedelinin davacıya ödenip ödenmediği ile davacının icra takip dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı noktalarındadır. 6100 Sayılı HMK' nın 200. Maddesine göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacı ile yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar ve değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yanlar arasında bağıtlandığı hususunda ihtilaf bulunmayan sözleşmeye göre hisse devir bedeli ödenmiş, davacı da bedeli almıştır. Bu noktada ispat külfeti davacıdadır. Davacı bunun aksini yani hisse devir bedelini almadığını ancak yazılı delil ile ispatlaması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de 02.12.2019 tarih 2019/1129 Esas, 2019/7709 Karar sayılı kararında aynı yönde karar vermiştir. Bilirkişi raporunda davalının hisse devir bedelini davacıya ödediğini ispat etmesi gerektiği yönündeki görüşe yukarıda açıklanan nedenlerle itibar edilmemiştir. Buna göre davacı davasını ispat edememiştir. Davacı yemin deliline de dayanmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, "Davacının davasının REDDİNE," karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davada HMK 222/5 uyarınca münhasıran davalı şirket defter ve kayıtlarına dayanıldığını, davalı şirket tarafından hisse devir sözleşmesinde yapıldığı belirtilen ödemenin yapılmadığının tek ispatının davalı tarafın defter ve kayıtları olduğunu, ödeme yapılmamış olduğunun davalının ticari defter ve kayıtlarında bilirkişi incelemesi yapılmasıyla açıklığa kavuşacağını, bu hususta davalı tarafa HMK 222/5 uyarınca ihtarat yapılmasının 01.12.2020 tarihli dilekçe ile Mahkemeden talep edildiğini, Mahkemece 03.12.2020 tarihli duruşmada verilen iki nolu ara karar ile davalı tarafa hisse devri ödeme belgesini dosyaya sunmak üzere iki hafta süre verildiğini, anılan süre içinde davalı tarafça herhangi bir ödeme belgesinin dosyaya sunulmadığını, bunun üzerine 11.03.2021 tarihli duruşmada, iki nolu ara karar ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiğini, taraflara da HMK 220, 222 ve TTK 18/1, 64 uyarınca ihtaratlar yapıldığını, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, 14.04.2020 tarihli rapor ile davalı şirket tarafından müvekkiline yapılan bir ödeme olmadığı tespit edilerek müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun sübuta erdiğini, ispat yükünün müvekkilinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini;Hisse devir sözleşmesinde; müvekkili tarafından hisse devir bedelinin havale/eft ile alındığı, davalı tarafça devir bedelinin nakden ve tamamen ödendiği yazılsa da, sözleşmenin 3. sayfasında; "...Devir sözleşmesinin imzalanmasının ardından, herhangi bir sebeple devreden ... ve/veya ... ... A.Ş. ile ilgili devir öncesi döneme dair herhangi İcra Müdürlüğü veya dava kaynaklı herhangi borcu ve/veya ödeme yükümlülüğünün devir bedelinin ödenmesinden sonra ortaya çıkması halinde devredene rücu edilecektir veya devir bedelinin ödenmesinden önce ortaya çıkması halinde ödenecek devir bedelinden mahsup edilecektir..." denildiğini, sözleşmenin imzalandığı aşamada devir bedelinin devralan tarafından devreden taraflara ödenmediği açıkça anlaşıldığı halde, Mahkemece sözleşmede devir bedelinin ödendiği yazıldığı iddiasıyla devir bedelinin alınmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle yasal düzenlemelere, yargı kararlarına ve hakkaniyete aykırı bir şekilde hüküm tesis edildiğini; Davalı tarafa yapılan ihtarata rağmen davalı tarafça herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığı gibi, ticari defter ve kayıtların da ibraz edilmediğini, davalı tarafça müvekkiline yapılan herhangi bir ödeme olmadığından bahisle ödeme belgesi sunulmamasının olağan olduğunu, yine davalı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmama gerekçesinin de, yapılan ödeme olmadığının defter ve kayıtların incelenmesi ile ortaya çıkacağı gerçeğini yansıttığını, hal böyleyken, Mahkemece davalı tarafa yapılan ihtaratlara ve ödeme yapılmadığı bilirkişi raporu ile de ispatlanmasına rağmen, salt ispat yükünün müvekkiline ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuk kurallarına aykırı olduğunu, ihtilaf konusunun hisse devir bedelinin ödemesinin yapılıp yapılmadığı noktasında olduğunu, müvekkilinin ... A.Ş.deki 120.000 TL bedelli 12.000 adet payını, yine 120.000 TL bedelli ve 12.000 adet pay sahibi olan dava dışı ... ile birlikte 09.05.2019 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalı/borçlu şirkete devrettiğini ancak anılan devir bedellerinin davalı tarafça devreden taraflara ödenmediğini, davalı tarafça hisse devir bedeli olarak yapılan havale/EFT bulunmadığını, sözleşme içeriğinde yer alan yukarıda yer alan açıklamalar karşısında sözleşmeden devir bedelinin ödendiğinin açıkça anlaşılmadığını; İspat yükünün yer değiştirdiğini, davaya konu ihtilafın, iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşmeden kaynaklandığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalı tarafça inkar edilmediğini, davacı taraf olan müvekkilinin edimini yerine getirdiği hususunda da kabulü bulunmakta olup bu hususta bir ihtilaf bulunmadığını, davalının müvekkilinin edimine karşılık kendi edimini yerine getirdiğini iddia ettiğinden bahisle ispat yükünün yer değiştirdiğini, davalı taraf ticari defterlerini veya ödemeye dair herhangi bir dekont sunamamış olmakla, ödediğini ispat edemediğini, TMK'nın ispat yükü başlıklı 6. maddesinin; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü içerdiğini, davalı tarafça, mahkemece 03.12.2020 tarihli duruşmada verilen süre içinde herhangi bir ödeme belgesinin dosyaya sunulmadığını, davada ödemenin yapılmadığı hususunun bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edildiğini, işbu davada tek dayanaklarının münhasıran davalı şirket kayıtlarında inceleme yapılması olduğunun tartışmasız olduğunu, aksinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafça yapılan bir ödeme olmadığı için, müvekkili adına kayıtlı banka kayıtlarının delil dahi gösterilmediğini, çünkü böyle bir ödemenin olmadığını, olmayan bir ödemenin belgesi ve kaydının da bulunmadığını, Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiğini ve düzenlenen rapor ile müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini; Mahkemece 11.03.2021 tarihli duruşmada davalıya HMK 222 uyarınca süre verildiğini, 11.03.2021 tarihli duruşmada, bilirkişi incelemesine esas olacak ticari defter, kayıt ve belgelerini inceleme gün ve saatinde hazır etmeleri için süre verilmesine, inceleme günü defter ve belgelerini hazır etmedikleri takdirde defter vei hususunun açıkça ihtar edildiğini, anılan ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmadığını, davalı şirket defter ve kayıtları ve sicil kayıtlarının celbi ile bilirkişi incelemesi yapılmasının tek ispat noktası olduğunu, HMK 222/5 uyarınca münhasıran davalı şirket defter ve kayıtlarına dayanıldığını, buna rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmadığını, bilirkişi raporu ile de davalı tarafça hisse devir bedelinin ödenmediğinin sübuta erdiğini, buna rağmen davanın reddi yönünde karar verilmesinin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu beyanla İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/61 Esas 2021/743 Karar sayılı 21.10.2021 tarihli kararının tehiri icrasına ve kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, anonim şirket hisse devir bedelinin tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, dava dışı ... A.Ş.'deki 120.000 TL bedelli 12.000 adet hissesini 150.000 TL bedel mukabilinde, 09.05.2019 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, davalı tarafından devir bedelinin ödenmediğini, bu nedenle hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinde her ne kadar devir bedelinin ödendiği yazmakta ise de davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, sözleşmenin diğer maddelerinden bu hususun anlaşıldığı, davada delil olarak münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine dayanıldığı, Mahkemece davalıya ihtaratlı kesin süre verilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme dekontu ve ticari defterlerin sunulmadığı, ispat yükünün davalıda olduğu ve davalının ödeme yaptığını ispat edemediği, neticeten kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında düzenlenen 09.05.2019 tarihli ... A.Ş. Hisse Devir Sözleşmesi ile davacının adı geçen şirketteki 12.000 adet hissesini 150.000 TL bedel mukabilinde davalıya devrettiği, sözleşmeye, davacının devir bedelini havale/EFT ile tamamen aldığının, davalının devir bedelini nakden ve tamamen ödediğinin yazıldığı, davacının sözleşmedeki imzasını inkar etmediği ve açıkça hisse devir bedelini aldığına dair HMK'nın 205. maddesi uyarıca kesin delil niteliğinde sayılan yazılı beyanı/ikrarı karşısında ödeme yapılmadığına dair iddiasını yazılı belge/kesin delil ile ispat yükü altında olduğu, ispat yükünün davalı tarafta olmadığı, davacının ödemenin yapılmadığına yönelik iddiasını ispata yarar herhangi bir yazılı belge/kesin delil sunmadığı, iddia edilenin aksine dava dilekçesinde delil olarak münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine dayanmadığı, gerek bu nedenle, gerekse kesin delil sayılan sözleşme karşısında, davalının Mahkemece verilen ara karara rağmen ticari defterlerini incelemeye sunmaması nedeniyle HMK'nın 222/5. maddesinde yer alan hukuki sonuca gidilemeyeceği ve neticeten ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınesastanİptaliözetikararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisebeplerisavunmasınınİtirazınmahkemesininkararınınreddine"ileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim