SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2333 E. 2024/733 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2333

Karar No

2024/733

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2333 Esas

KARAR NO: 2024/733 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2020/929 Esas - 2021/841 Karar

TARİHİ : 27/10/2021

DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)

KARAR TARİHİ: 02/05/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin 01/11/2019 tarihinde ..., ... ve ... tarafından TTK'ya uygun olarak kurulduğunu, şirket ana sözleşmesi ve kuruluşa ilişkin diğer hususların 07/11/2019 tarihli 9946 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ... ticaret sicil ve dosya numarasında yayınlandığını, müvekkilinin TTK'dan ve şirket ana sözleşmesinden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine karşı diğer kurucu ortaklar olan ... ve ... yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve müvekkiline karşı saldırgan tutum ve davranışlar sergilenmesi sebebi ile müvekkili açısından şirket ortaklığının devamının olanaksız hale gelmesi sebebiyle şirket ortaklığından ayrılmak istediğini, müvekkili tarafından sözlü olarak defalarca bu hususun görüşülmesi için şirket ana sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca olağanüstü genel kurul yapılması talebinde bulunulmuşsa da, diğer ortaklar tarafından bu talebin reddedildiğini, şirket ortağı ...'a Kartal .... Noterliği'nin 08/07/2020 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ... Kartal .... Noterliği'nin 08/07/2020 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek şirket olağanüstü genel kurulunun toplanmasını, müvekkilinin şirket adına yapmış olduğu yüksek tutarlı bir takım masrafların ve müvekkiline ait sermaye payının kendisine ödenmesi ihtar olunmuşsa da şirket ortakları tarafından ihtarnameye uygun olarak Olağanüstü Genel Kurul toplantısının yapılmadığını ve ihtarnameye cevap verilmediğini, şirket ortaklarının şirket ana sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini hiçbir şekilde yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili tarafından ortaklık ilişkisine devam edilebilmesinin olanaksız hale geldiğini, müvekkilinin TTK'da ve şirket ana sözleşmesinden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak diğer şirket ortaklarının bu yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, şirket ortakları tarafından müvekkili üzerine bırakılan şirketin kuruluşuna ilişkin ödemelerin tazmininin gerektiğini, ...'nin inşa ve tamirat çalışmaları için taşeron firmaya müvekkili tarafından 18.000 TL bedelli 5 adet çek, 15.000 TL bedelli çek, 8.500 TL bedelli çek, 20.000 TL bedelli çek, 14.500 TL bedelli çek, 8.500 TL bedelli çek, 15.000 TL bedelli çek, 8.000 TL bedelli 2 adet çek ve davalı şirketin kiralanması için müvekkili tarafından emlak danışmanına 10.000 TL bedel ödendiğini, ayrıca davalı şirketin kiralanması ile ilgili taşınmaz sahibine müvekkili tarafından kira ve depozito bedeli olarak 29.000 TL, şirketin web sitesi için 1.000 TL, camlarının yapılması için 2.000 TL ödendiğini, müvekkili tarafından şirketin yönetim, kuruluş ve işleyişi için zaruri olduğu aşikar olan şirket merkezinin emlak danışman ücreti, kira ve depozito bedeli, cam bedeli, inşa için taşeron firmaya yapılan masrafların şirket sermayesinden yahut şirket ortaklarının payları oranında karşılanması gerekirken yalnızca müvekkilinin ödeme yapmaya mecbur bırakılmasının TTK'nın ilgili düzenlemelerine aykırılık teşkil ettiğini beyanla müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketten TTK'nın 638. maddesi uyarınca haklı nedenlerle ayrılmasına, müvekkilinin şirketten ayrılması ile birlikte şirket adına yapmış olduğu masrafların, kar payı ile ayrılma akçesinin miktarı bilirkişi marifeti ile belirlenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 300,00 TL'nin davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 21/10/2021 tarihinde UYAP sistemi üzerinden elektronik imzalı olarak gönderdiği dilekçe ile; 100,00 kar payı talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 39.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; şirket ortaklarınca müvekkili şirket kurulup tüzel şahsiyet kazandıktan sonra ve devam eden süreç şirket için gerekli bir takım işlere ve harcamalara ortaklık hukuku gereği birlikte girildiğini, bu kapsamda (taşınmazı kiralanması, kiraların ödenmesi, taşınmazda tadilat yapılması ve bazı demirbaşların alınması vs gibi...) yapılan harcamaların kurucu ortaklar tarafından birlikte karşılandığını, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu harcama kalemlerinin bir çoğu müvekkili şirketle alakalı olmamakla birlikte; taşınmazın kiralanması, tadilatı ve kira için ödenen çeklerin bedelinin kurucu ortaklar tarafından birlikte ödendiğini, kurucu ortaklar tarından şirket kurulduktan sonra spor salonu için çalışmalar yapıldığını, gerekli tadilatların yapıldığını, salon için gerekli alet ve makinelerin kiralandığını, salonun açılışı yapılacağı esnada tüm dünyayı etkisi altına alan COVİT-19 pandemisinin yaşandığını, bu nedenle salonun faaliyetine başlayamadan COVİT-19 salgınıyla mücadele kapsamında alınan yasal önlemler nedeniyle kapandığını, akabinde COVİT-19 salgının etkisi ve yayılma şiddeti artarak devam etmiş olduğundan spor salonlarının faaliyetlerine izin verilmesinden sonra da spor salonlarına pek rağbet olmadığını, beklenen üye kayıtları gerçekleşmediğini, yaşanan bu gerçeklik sonucunda davacı tarafın, kısa süre içinde hedeflenen ticari kazancın gerçekleşmeyeceğini gördüğünü ve ortaklık hukukuna yakışmayan davranışlar sergilemeye başladığını, kurucu ortaklar ... ve ... ile yapmış olduğu toplantıda pandeminin etkisinin uzun bir süre daha devam edeceğinin anlaşıldığını ve bu süreç içinde iş bu şirketin tabiri caizse bir ölü yatırım olduğunu, kar edeceği düşüncesiyle girmiş olduğu iş bu ortaklığın düşündüğü şekilde karlı bir iş olmadığını ve ayrılmak istediğini söylediğini, kurucu ortaklardan ... ve ... davacıyı ikna çabalarının neticesiz kaldığını, bu görüşmeden sonra davacının, artık şirkete uğramadığını, kendisine ulaşıldığında "Ben son sözümü söyledim. Bundan sonrasını avukatımla konuşursunuz" dediğini, devamında vekili vasıtasıyla şirket ortaklarından ...'a Kartal .... Noterliğinden 08.07.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, bu ihtarnameye ...'ın Kartal ... Noterliğinin 20.07.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verdiğini, devamında davacı tarafın arabulucuya başvurduğunu ve bu görüşmelerde taleplerinin haksız ve soyut iddialara dayanması nedeniyle uzlaşmanın gerçekleşmediğini, bunun üzerine olağan genel kurul kararı alındığını ve şirket ana sözleşmesinde belirtilen usul ve esaslar dahilinde 20.11.2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini, yapılan Olağan Genel Kurul sonrasında şirket müdürünün değiştiğini ve kurucu ortak ...'ın hisselerini ... devrettiğini, davacının, iş bu konuda bilgilendirilmiş ise de ısrarla şirkete gelmeyi ve görüşmeyi kabul etmediğini, bunun üzerine pay hisse devri ve müdür değişikliğinin 14.12.2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini, müvekkili olan şirketin kurucu ortaklardan ... ve ... sporcu bir kimliğe sahip olmaları ve uzun yıllardır spor salonu işleri ile ilgili faaliyetlerde bulundukları için şirketin iş ve işlemleriyle bizzat ilgilendiklerini, spor salonu için gerekli teknik ekipman ve aletleri kiraladıklarını, şirketin giderlerini (kira, vergi vs) davacıdan bağımsız olarak şahsi olarak borçlandıklarını ve kısmen de ödediklerini, dolayısıyla davacının diğer kurucu ortakların yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasının soyut ve mesnetsiz olduğunu, ayrıca davacı tarafın, diğer kurucu ortakların "kendisine karşı saldırgan tutum ve davranışlar sergilediklerini..." iddia etmekte olduğunu, bu iddianın da soyut ve mesnetsiz olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu işlemlerle ilgili olarak yapılan ödemelerin finansmanının tüm kurucu ortaklar tarafından birlikte hisse payları oranında karşılandığını, davacı haricindeki kurucu ortakların hisseleri oranında paylarına düşen harcama tutarlarını davacıya elden teslim ettiklerini, kaldı ki, taşınmazın işleyen kirası, gerekli demirbaş ve spor malzemelerinin davacı dışındaki diğer kurucu ortaklar tarafından karşılandığını veya kiralandığını, davacının açmış olduğu davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 27/10/2021 tarih ve 2020/929 Esas - 2021/841 Karar sayılı kararında; "Dava; davacının davalı şirketin ortaklığından çıkma, ayrılma akçesi, kar payı ve şirket adına yapmış olduğu masrafların tazmini istemlerine ilişkindir.Davacı ortaklıktan çıkma ile birlikte ayrılma akçesi ödenmesi talebinde bulunmuş ise de; mahkememizce alınan 04/08/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, şirket öz varlığının eksi olarak ortaya çıkması nedeniyle rapor tarihi itibariyle davacının ayrılma payı bulunmadığı, bu durumda, şirketin borca batık olması nedeniyle çıkma sonucunda davacı ortağın payına ekonomik anlamda herhangi bir değer isabet etmediği, nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD'nin 2018/79 E. 2018/259 K. Sayılı ilamının da aynı doğrultuda olduğu sonuç ve kanaatiyle davacının ayrılma akçesi ödenmesine dair talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacının kar payı istemi yönünden yapılan değerlendirme yönünden; Ticaret şirketlerinin nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Şirketin bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. Şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kâr payı vazgeçilmez bir haktır. Şirketin nihai amacının kâr elde edip ortaklara dağıtmak esas olmakla birlikte ana sözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi 6762 Sayılı TTK'nın 469/2 (6102 Sayılı TTK'nın 523/2). maddesindeki düzenlemedir. Bu düzenleme gereğince şirketin devamlı inkişafı ve mümkün mertebe istikrarlı kâr dağıtımını temin bakımından ana sözleşmede zikredilenlerden başka başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunda kurulunca karar verilebilir. Müktesep hak olan kâr payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan 6762 Sayılı TTK'nın 469/2 (6102 Sayılı TTK'nın 523/2). maddesindeki hüküm arasında hassas denge kurulması zorunludur. 6102 Sayılı TTK'nın 608. maddesinde de, limited şirketlerde kar payı dağıtımına ilişkin esaslar belirtilmiş olup, 616/1-e maddesinde de kar payı hakkında karar verilmesinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında bulunduğu belirtilmiştir. Dava dosyasına sunulan bilirkişi raporu içeriğinde; kar payı dağıtımına ilişkin alınmış bulunan herhangi bir ortaklar genel kurul kararından bahsedilmediği gibi, şirketin zarar etmiş olması nedeniyle olmayan bir kar payının talebinin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış, davacının kar payı talebine ilişkin davası reddedilmiştir.Davacının şirket adına yapmış olduğu masraflara ilişkin taleplerin yönünden yapılan değerlendirme yönünden ise; her ne kadar davacı şirketin kuruluşu esnasında birtakım masraflarda bulunduğunu beyanla bir kısım çek ve ödeme dekontlarına delil olarak dayanmış ise de, delil olarak dayanılan çeklerin şirket adına yapılan masraflara dair verildiğinin usulünce ispatlanamadığı, kira ve depozito yatırdığına dair sunduğu 39.000,00 TL tutarlı dekontlar incelendiğinde de dekontların birinde açıklama bulunmamakla birlikte, diğer iki dekontta kira depozitosu açıklaması bulunduğu, depozitoların iki parça halinde farklı kişilere gönderildiği, ancak hangi kiralanana ait olduğu yönünde dekontta açıklama bulunmadığı, dolayısıyla sunulan dekontların tek başına davalı şirketin kira ve depozito bedellerinin ödendiğini ispata yarar delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davacı tarafın yaptığı masraflara ilişkin iddiasını yazılı ve kesin delil ile ispatlayamadığı, YİBGK 2015/2 E. 2017/1 Karar ve 03.03.2017 tarihli ilamında belirttiği üzere davacı açıkça yemin deliline dayanmadığından yemin delili de hatırlatılamadığından, davacının şirket adına yapmış olduğu masraflara ilişkin taleplerinin de reddi yönünde karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile; "Davanın KISMEN KABULÜ ile TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, davacının ayrılma akçesi, kar payı ve şirket adına yapmış olduğu masraflara ilişkin taleplerinin REDDİNE," karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Müvekkilinin ayrılma akçesi talebi yönünden beyanları; Yerel mahkemece müvekkilinin ayrılma akçesi taleplerinin reddedildiğini, 04/08/2021 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığını ancak taraflarınca 04/08/2021 tarihli rapora itiraz edildiğini, itiraz edilen bilirkişi raporunun hükme alınmasının hatalı olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/13533 Esas - 2014/12873 Karar 01/10/2014 tarihli kararında bilirkişi tarafından düzenlenen rapora edilen itirazların karşılanmaması, aynı bilirkişiden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmaksızın itiraza konu bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesis edilmesinin yasaya ve usule uygun görülmediğini, ayrıca kararda mahkeme tarafından tarafların itirazlarının karşılanması gerektiği ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiği, raporlar arasında çelişki meydana gelirse dosyanın bilirkişi kuruluna verilmesi gerektiği, bilirkişi heyetinden tahakkuk tarihlerinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümlerine göre tereddüte yer vermeyecek şekilde ayrıntılı açıklayıcı hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun rapor aldırılarak bir hüküm kurulması gerektiğinin belirtildiğini, böyle bir araştırma ve soruşturma yapılmadan eksik inceleme ve itiraza konu bilirkişi raporu esas alınarak kurulan hükmün bozulmasına karar verildiğini;Huzurdaki davada alınan bilirkişi raporuna taraflarınca birçok farklı konuda gerekçeleri ile birlikte itiraz edildiğini ve yeni rapor alınmasının talep edildiğini, ancak belirttikleri üzere itirazlarının değerlendirilmediğini aksine bu raporun hükme esas alındığını, bu durumun mahkeme gerekçesinde de açıkça görüldüğünü, işbu nedenle kararın bozulması gerektiğini, dosya kapsamında alınan 04/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin ayrılma akçesi talebinin dikkate alınmadığını ve ayrılma akçesi payının hesaplanmadığını, işbu duruma taraflarınca itiraz edildiğini, TTK'nın 641. maddesi hükmü gereğince şirket ortaklarından birinin şirketten ayrılması halinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahip olduğunu;Müvekkilinin kar payı talebi yönünden beyanları; mahkeme tarafından müvekkilinin kar payı talebinin reddedildiğini, davalı şirketin kuruluş tarihinden itibaren müvekkiline hiçbir şekilde kar payı ödemesi yapılmadığını, davalı şirketin ana sözleşmenin "Karın Tespiti ve Dağıtımı" Başlıklı 12. maddesinin ve TTK'nın "Ortağın İstemleri" başlıklı 228. maddesinin düzenlendiğini, mahkemenin gerekçesinde de belirttiği üzere limited şirketlerde ortakların kar payı alma hakkının vazgeçilmez bir hak olduğunu ve şirketin bütün organlarının bu nihai amaca uygun kararlar almak zorunda olduğunu, kar payının kanundan doğan bir hak olduğunu ve şirket organının kararına bağlı olamayacağının yerleşik Yargıtay uygulaması ile de sabit olduğunu, Mahkeme tarafından "dava dosyasına sunulan bilirkişi raporu içeriğinde kar payı dağıtımına ilişkin alınmış bulunan herhangi bir ortaklar genel kurul kararından bahsedilmediği" hususunun belirtilmesinin işbu nedenle hatalı olduğunu, nitekim kar payı hakkı kanundan doğan mali bir hak olup işbu gerekçeye reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Mahkemece müvekkilin kar payı talebine itiraz ettikleri halde bilirkişi raporunun hükme esas alınarak taleplerinin reddedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde 2019 ve 2020 yılı kar zarar durumunun tespit edildiğini, ancak hükme esas alınan ve taraflarınca itiraz edilen raporda yapılan inceleme ve değerlendirmede kar ve zararın hesaplanmasında dikkate alınan kriterlerin açıklanmadığını, limited şirketlerin kar payı hesabı hususunda birçok parametrenin yer aldığını, kar ve zarar hesabının neye göre yapıldığının söz konusu tablodan anlaşılamadığını, bu itirazları Yerel mahkemeye sunulmuş olsa da dikkate alınmadığını, söz konusu rapordaki tabloların açıklanmaya muhtaç olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda itiraz ettikleri bir diğer hususun ise davalı şirketin 2021 yılına ilişkin herhangi bir kar zarar hesaplaması yapılmamış olması olduğunu, 2021 yılının büyük bir döneminde spor salonunun aktif olarak çalıştığını, söz konusu salonun birçok aktif üyesi bulunduğunu ancak salonun büyük giderleri bulunmadığını, salonun 2021 yılında karsız olmamasının hayatın olağan akışına uymadığını, taraflarınca bu hususa da itiraz edildiğini ancak Mahkemece bu itirazın dikkate alınmadığını;Müvekkilinin davalı şirket adına yapmış olduğu masrafların talebine yönelik beyanları; Mahkeme tarafından müvekkilinin yaptığı masrafların tahsiline yönelik taleplerinin reddedildiğini, dava dilekçesi ve sair beyan dilekçelerinde müvekkilinin davalı şirketin kuruluşu işleyişi ve yönetimine ilişkin yapmış olduğun masrafların detaylı olarak açıklandığını, yapılan masraflara ilişkin detaylı açıklamalar ile birlikte çek ve dekontların da dosyaya ibraz edildiğini, ibraz ettikleri delillerin yanında müvekkilinin şirket adına şirketin kuruluş işleyiş ve yönetimine ilişkin yapılan diğer masrafların tespiti amacı ile müvekkiline ait ... Bankasına müzekkere yazılarak ... nolu hesabın ... ıban numaralı hesaptan yapılan ödemelere ilişkin şirket kuruluş tarihinden itibaren hesap dökümünün celbinin talep edildiğini, ancak ilgili bankaya müzekkere yazılmış olsa da dosyaya talep edilen dökümlerin ibraz edilmediğini, dosyaya ibraz edilmeyen çeklere ilişkin ise bankaya müzekkere yazılmasının talep edildiğini ancak Mahkeme tarafından söz konusu müzekkerelerin yazılmadığını ve talep ettikleri delillerin celbinin sağlanamadığını; İstanbul BAM 9. HD 2017/103 Esas - 2017/125 Karar 22/03/2017 tarihli kararında ve İstanbul BAM 31. HD 2017/83 Esas - 2017/45 Karar 24/01/2017 tarihli kararında davanın esasıyla ilgili gösterilen delillerden birisinin dahi toplanmamasının HMK'nın 353/1/a6 maddesi bağlamında gösterilen delillerin değerlendirilmemesi olarak kabul edildiğini ve davanın esasını çözümünü ve sonuçta verilecek kararı doğrudan etkileyecek nitelikte delillerle ilgili hiç araştırma yapılmaması ile eksik toplanması arasında fark bulunmadığının belirtildiğini, deliller toplanmadan hüküm kurulduğunu ve Mahkeme tarafından müvekkilinin yapmış olduğu harcamaların ispatlanamadığının iddia edildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, iddia edilen masrafların müvekkili tarafından yapıldığına dair taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, davalı şirketin dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde müvekkilin yaptığı masraflara ilişkin;"davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu işlemlerle ilgili olarak yapılan ödemelerin finansı tüm kurucu ortaklar tarafından birlikte hisse payları oranında karşılanmıştır. Davacı haricindeki kurucu ortaklar hisseleri oranında paylarına düşen harcama tutarlarını davacıya elden teslim etmişlerdir."şeklinde iddialarda bulunduğunu;Davalı tarafın sunduğu son beyan dilekçesinde de bilirkişi raporunda hesaplanan 39.000 TL'nin; "davacının şirket ortaklığı devam ediyor olması ve bu süre içinde şirketin zarar etmiş olması nedeniyle davacının zarardan da hissesi oranında sorumlu olduğundan davacının hisse payına tekabül eden tutarı takas defi olarak ileri sürüyoruz." beyanlarında bulunduğunu, işbu beyanların davalı tarafın söz konusu harcamaları kabul ettiğini gösterdiğini, müvekkilinin şirkete ilişkin yaptığı harcamaların davalı şirket tarafından da kabul edildiğini, müvekkilinin söz konusu masrafları yaptığı hususunun tartışmalı bir konu olmadığını, davalı tarafın iddialarına karşı itirazının "davacı taraf bahsetmiş olduğu ödemeleri yapmadı." şeklinde değil, "davacı taraf ödemeleri yaptı ancak diğer ortaklar hisseleri oranında paylarına düşen harcama tutarlarını davacıya elden teslim etti." şeklinde olduğunu, davalı tarafın bu iddialarının ispat edilemediğini, davalı tarafın müvekkiline yapılan ödemelere ilişkin hiçbir delil ibraz etmediğini, dosya kapsamında dinlenen tanıklar ..., ..., ... ve ...'ın beyanlarından anlaşılacağı üzere müvekkilinin şirket adına masraf yaptığının, müvekkilinin keşide ettiği çeklerin şirket için kullanıldığının tartışmasız olduğunu, davalı tarafça da müvekkilinin yaptığı ödemelerin kabul edildiğini, taraflar arasındaki ihtilafın müvekkilinin yaptığı harcamaların diğer ortaklar tarafından müvekkiline ödenip ödenmediği olduğunu;Yukarıda detaylı olarak izah edildiği üzere huzurdaki davada ihtilafın müvekkilinin belirtilen harcamaları yapıp yapmadığı değil, müvekkilinin yapmış olduğu harcamalara karşılık davalı şirketin diğer ortakları tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması olduğunu, davalı tarafın söz konusu harcamalara ilişkin bedellerin diğer şirket ortakları tarafından müvekkiline elden ödendiğini iddia etse de buna ilişkin somut bir delil dosyaya ibraz etmediğini, davalı şirketin şirket merkezinin kiralanması için müvekkilinin kendi hesabından şirket adına emlak danışmanına 10.000,00 TL bedel ödenmesine ilişkin dekontların dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı şirketin şirket merkezi olan adresin kiralanması ile ilgili taşınmaz sahibine müvekkili tarafından depozito bedeli olarak 22.000,00 TL ve 7.000,00 TL olmak üzere toplamda 29.000,00 TL ödemeye ilişkin dekontun dilekçe ekinde sunulduğunu ancak Mahkeme tarafından deliller ve açıklamaların dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda da müvekkilinin 39.000 TL talep edebileceğinin belirtildiğini;Mahkeme tarafından sunulan gerekçeler yetersiz olmakla birlikte gerekçeden anlaşılacağı üzere taraflarınca itiraz edilmiş bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, oysaki itirazlarının giderilmesi ve hükme esas alınmaya elverişli bir bilirkişi oluşturulması gerektiğini, diğer yandan taraflarınca celbi talep edilen ve dosyanın esasına ilişkin olan delillerin celp edilmediğini, işbu durumun ise anılan BAM kararında da belirtildiği üzere bozmayı gerektirdiğini, Mahkeme tarafından delillerin toplanmadığı gibi dosyaya ibraz edilen delillerin dahi dikkate alınmadığını, davalı tarafça da kabul edilen ve tüm delillerle ispatlanan hususların dahi görmezden gelinerek karar verildiğini beyanla; Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, limited şirket ortağının TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesi, kar payı ile şirket kuruluşu için yapılan masrafların tahsili talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalı şirketin üç ortaklı olarak kurulduğunu, kendisi tarafından şirket kuruluşu için bir çok masraf yapıldığını, diğer ortakların bu masraflara katılmadıklarını, kar payı dağıtılmadığını, diğer ortakların kendisine karşı kötü bir tutum sergilediklerini ve ortaklığın çekilmez hale geldiğini beyan ederek davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, ayrılma akçesi, ödenmeyen kar payı ve şirket kuruluşu için yaptığı masrafların ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, şirketin spor salonu işletmek üzere kurulduğunu ve yaşanan pandemi nedeniyle kar edemediğini, davacının bu sebeple ortaklıktan ayrılmak istediğini, şirket kuruluşundaki harcamaların ortaklar tarafından birlikte yapıldığını, şirketin kar elde etmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davacının, davalı şirket ortaklığından çıkma talebinin kabulüne, diğer taleplerinin ise reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz ettikleri, raporda ayrılma akçesinin hesaplanmadığı, davalı şirketin kar-zarar durumunun usulünce incelenmediği, itirazları karşılanmaksızın bu rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı, kar payı talebinin şirket ortaklarının temel haklarından olduğu, bunun için şirketin karar almasına gerek olmadığı, delillerinin toplanmadığı, davacı tarafından şirket kuruluşu için yapılan masrafların davalı tarafça da kabul edildiği, bu konuda bir uyuşmazlık olmadığı, buna rağmen Mahkemece taleplerinin ispat edilemediği gerekçesi ile reddedildiği ve verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.HMK'nın 281. maddesi uyarınca; taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. HMK'nın 282. maddesinde ise; "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda; Mahkemece davalı şirketin ticari defterleri, vergi kayıtları, davacı tarafından sunulan çek suretleri, havale dekontları, banka hesap kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan mali bilirkişi raporunda; davacı ve diğer ortaklar tarafından şirket kuruluş sermaye taahhütlerinin ödenmediği, davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmadığı, şirketin zarar ettiği ve borca batık durumda olduğu, davacı tarafından sunulan çeklerin kime ne sebeple ödendiğinin anlaşılamadığının tespit edildiği, Mahkemece bu tespitlerin diğer delillerle birlikte değerlendirildiği, davacının ek rapor ya da başka bir bilirkişiden yeniden rapor alınması talebinin kabul edilebilmesi için gerekçeli olarak itirazlarını ortaya koyması ve bu itirazların haklı bulunması gerektiği, rapora itiraz edilmesinin tek başına ek rapor ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını gerektirmeyeceği, dosyada mübrez raporun Mahkemece tespiti istenilen hususları karşıladığı ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, ayrıca davacı tarafın bilirkişi raporundaki bir takım tespitlere itirazla raporun hükme esas alınamayacağını iddia ederken, diğer taraftan rapordaki, kendisi tarafından ne sebeple yapıldığı anlaşılamayan havale dekontlarına dayalı olarak yapılan alacak tespitinin hükme esas alınması gerektiğini beyan etmesinin çelişkili olduğu ve davacı vekilinin ek veya yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğine dair istinaf sebebinin haksız olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, davalının kabul beyanı doğrultusunda davacının ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne karar verilmiştir. TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir. Ayrılma akçesi, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık ödenmesi gereken değer olarak kabul edilmektedir. Ortaklıktan ayrılan ortağa ayrılma akçesi ödenebilmesi için şirketin kullanabilir öz sermayesinin bulunması gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğu, kar etmediği, davacının taahhüt ettiği sermayeyi dahi ödemediği ve bu nedenlerle davacıya herhangi bir kar payı ve ayrılma akçesi ödenemeyeceği tespit edilmiştir. TTK'nın 616/1-e maddesi gereğince kar payı dağıtılmasında yetkili organ olan genel kurulda herhangi bir karar alınmadan kar payı dağıtılması mümkün değildir. Bu itibarla Mahkemece ayrılma akçesi ve kar payı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davacının talep ettiği masraflar yönünden yapılan değerlendirmede ise; keşidecilerinin farklı kişiler ve lehtarının davacı olduğu çeklerin kime, ne sebeple verildiği, kim tarafından ödendiği belirsiz olduğu gibi, Mahkemece de kabul edildiği üzere sunulan havale dekontlarında herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Davacının iddiasının aksine davalı taraf cevap dilekçesi ve sonraki beyanlarında davacının iddia ettiği masrafların tamamının şirkete ilişkin olmadığını, masrafların ortaklar tarafından birlikte yapıldığını beyan etmiş, davacının masraf iddiasını kabul etmemiş, takas defini ise ayrılma akçesi yönünden ileri sürmüş olup miktar itibariyle de alacağın tanık beyanları ile ispatı mümkün değildir. Bu minvalde Mahkemece bu talebin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınŞirketesastanVeyaözetikararistinafreddinedereceÇıkmasebeplerinincovitistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesininÇıkarılmayayibgkkararınınTicarireddine"kısmenileriİlişkin)kabulüdosyaiddianumarası(Ortaklıktanhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim