İstanbul BAM 13. HD 2021/2242 E. 2024/703 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2242
2024/703
25 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2242 Esas
KARAR NO: 2024/703 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2018/422 Esas - 2021/411 Karar
TARİHİ: 21/04/2021
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/04/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin ... markalı ürünlerin üreticisi veya ithalatçısı olduğunu, davalı şirket ile davacı firma arasında imzalanan bayilik sözleşmeleri çerçevesinde davacı firmanın 2007 yılından itibaren ... Mobilyacılar Sitesinde ve ayrıca 2010 yılından itibaren ise ... Mobilyacılar sitesinde davalı firmaya ait markaların bayiliğini yürüttüğünü, davalı şirket davacı şirket ile imzalamış olduğu sözleşme yürürlükte halde ve 11/03/2010 tarihli sözleşmenin diğer şartlar bölümünün birinci maddeki "... Tic. Lt. Şti olarak iki firma bayilik verilmeyecektir" hükmü mevcut olduğu halde davalı firma bu hükme açıkça aykırı surette ... sitesi .... Cad. No... Yukarı Dudullu Ümraniye/İstanbul adresli ... isimli firmaya bayilik verdiğini işbu firmanın davalı firmaya ait markaların tabelalarını asarak faaliyete başladığı tespit edildiğini, davalı firmanın Beyoğlu .... Noterliğinin 16/11/2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname gönderildiği, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL kar kaybı ve 10.000 TL portföy tazminatı ile ayrıca 200.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili masraf ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacı ile süregelen ticari ilişkinin umulan faydayı vermemesi yanında marka değerinde zarar verici uygulamaları sebebiyle ticari ilişkinin sonlandırılacağı bilgisi karşı tarafa öncelikle tefhim edildiğini, taraflar arasında anlaşma sağlanmasına ve bildirime rağmen haksız faaliyetine devam eden firmaya Beyoğlu .... Noterliği 16.11.2017 tarih ve ... yevmiye nolu "fesih bildirimi ve marka ihlalı ihtarı" gönderildiğini, söz konusu ihtarname muhataba 18.11.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnamenin tebliği üzerine davalı tarafça İstanbul .... Noterliği 24.11.2017 tarih ve ... ile yanıt verildiğini, bu kez de haksız iddia ve talepler içeren ihtarnameye Beyoğlu ... Noterliği ... yevmiye no ve 08.12.2017 tarihli ihtarname ile yanıt verildiğini, bu ihtarda da tabelanın mağazalardan indirilmesi ve ellerinde bulunan ürünlerin iadesinin talep edildiğini, tebliğe rağmen tabela indirilmemiş, davacının markası altında satış ve satışa arzın devam ettiği bilgisi de edinildiği, davalı aleyhine açılan hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/04/2021 tarih 2018/422 Esas - 2021/411 Karar sayılı kararında; "Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden kaynaklı kar kaybı, portföy tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. (...)Dosyanın yapılan incelemesi ve değerlendirmesi sonucunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ve davalı arasındaki 2 ayrı bölgede bulunan ... ve ... bayilik ilişkisi kapsamında bayilik ilişkisinin haksız olarak sonlandırılıp sonlandırılmadığı, bu sonlandırmadan dolayı davacı tarafın kâr kaybı, portföy tazminatı ve manevi zararının bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik olduğu, Taraflar arasında 02/05/2007 tarihli ve 11/03/2010 tarihli sözleşmeler olduğu, 02/05/2007 tarihli sözleşmenin 1 yıl süreli olarak düzenlendiği, sözleşmenin iptal edilmediği takdirde kendiliğinden uzamış sayılacağının belirtildiği, sözleşmenin 3. Maddesinde satma koşullarının düzenlendiği, sözleşmenin 9. Maddesinde sözleşmenin sona ermesinin düzenlendiği, sözleşmenin 12 . Maddesinin a bendinde her bayiye uygun bir tabela takılacağının belirtildiği, c bendinde, bayilik sözleşmesinin herhangi bir şekilde sona erdiğinde, söz konusu tabelanın üretici firmaya sağlam şekilde iade edileceğinin belirtildiği, 11/03/2010 tarihli sözleşmenin 3. Maddesinde satma koşullarının düzenlendiği, sözleşmenin 1 yıl süreli olarak düzenlendiği, sözleşmenin iptal edilmediği takdirde kendiliğinden uzamış sayılacağının belirtildiği, sözleşmenin 9. Maddesinde sözleşmenin sona ermesinin düzenlendiği, sözleşmenin 12. Maddesinde tabela takma şartlarının düzenlendiği, sözleşmenin diğer şartlar kısmında Modoka'da ... mobilya ve ... tasarım olarak 2 firmanın bayilik yapacağının, ... mobilya bırakırsa 2. Firmaya bayilik verilmeyeceğinin belirtildiği, Davacı tarafça 16/10/2017 tarihli tutanak düzenlendiği, bu tutanakta ... nakliye aracı ile peş peşe gelen bir araçtan inen iki kişinin bildirim yapmadan ve izin almadan ... tabelasının sökmeye çalışıldığının belirtildiği, davalı tarafın Beyoğlu ... Noterliği 16.11.2017 tarihli ihtarname ile 11.03.2010 başlangıç tarihli bayilik sözleşmesini sözleşmenin 3. ve 4. Maddelerin ihlali ile performans düşüklüğü sebebiyle sözleşmeyi fesih ettiği, feshin davacı tarafa 18.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça davalı tarafa İstanbul ... Noterliği ... nolu yevmiyesi 24.11.2017 tarihli ihtarname ile cevap verildiği, ihtarnamede taraflar arasında 02.05.2007 tarihinde ... sitesinde, 11.03.2010 tarihinde ise Modoko Mobilyacılar sitesi mağazalarında ürünlerin teşhiri ve satışı hususunda bayilik sözleşmesinin imzalandığını, davalının ihtarname içeriğini kabul etmediklerini, 11.03.2010 tarihli sözleşmenin diğer şartlar bölümünde belirtilen hükme açıkça aykırı davrandığını, davacı tarafından sipariş edilen ürünlerin önceleri zamanında teslim edilmediğini son dönemlerde hiç teslim edilmediğini, bayilik sözleşme ilişkisinin devam ederken ... Tabelalarının sökülme teşebbüsünde bulunulduğunu, davalı firmanın 25.10.2017 tarihinde Modoko mağazasının, 16.11.2017 tarihinde ise ... mağazasının bayilik listesinden isim ve unvanının silindiğini belirttiği, ihtarnamenin davalıya 02.12.2017 tarihinde tebliğ edildiği, taraflar arasında mail yazışmalarının olduğu, davalı tarafın sözleşmenin fesih tarihinden sonra 29.11.2017 tarihinde İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi 2017/149 D.İş 2017/149 karar numaralı değişik iş dosyası ile delil tespit talebinde bulunduğu, değişik iş kararında bilirkişi tarafından 18.12.2017 tarihinde dosyaya ibraz edilen raporun sonuç kısmında, tespit isteyen tarafa ait "altınyatak" markasının girişteki tabelalarda kullanıldığını, "..." markalı 10 adet yatak ve ürünlerin iş yerinin üst katında yer aldığının görüldüğünün sonuç ve kanaatine varıldığını belirttiği, iş bu dosya kapsamında tanıkların dinlendiği, isticvap yapıldığı, mali müşavir bilirkişi ... ile nitelikli hesaplamalara ilişkin bilirkişi ... rapor ve ek rapor alındığı,Taraflar arasında belirsiz süreli bayilik sözleşmesi olduğu, delil tespit talep tarihi ile bilirkişi raporunun, sözleşmenin fesih tarihinden sonrasına ilişkin olduğu, davacı tanığının davalı tarafın yatak, baza, koltuk, kanepe, çarşaf, yastık alez gibi ürünlerini sattıklarını, yatak, showroomun üst katta olduğu, alt katta hem kendi yatak odalarını hemde davalı tarafın kanepelerini koltuklarını sattıklarını beyan ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. Maddesinde davacı tarafın teşhirinin nasıl yapacağı hususunun açık şekilde düzenlenmediğinden davalı tarafın bu maddeye dayalı fesih nedenin yerinde görülmediği, davacı tarafın, sözleşmenin 3. Maddesinde belirtilen satma koşullarındaki markalı mamülleri sözleşmenin feshinden önce mağazasında bulunduğu hususunun dosya kapsamında ispat edilmediği, bu nedenle bu fesih nedenine de itibar edilmediği, davalı taraf tanığının, davacı tarafın ürünleri doğru şekilde teşhir etmediğimi, 2016 yılı ocak ayında bayilerle toplantı yapıldığını, ürünlerin doğru teşhir edilmemesi halinde 6 ay içerisinde bayilik sözleşmesinin fesih edileceğinin ihtar edildiğini, Masko/Modoko'da almaları gereken cironun 1/3'ü ile karşılaştıklarını, davacı tarafın daha düşük fiyat vererek müşteri çekmeye çalıştığını beyan ettiği, davalı tanığın taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden yaklaşık bir yıl önce davalı şirketten ayrıldığı, fesih ihtarnamesinde geçmeyen beyanlarının dikkate alınmadığı, davalı tarafın sözleşmenin feshinden önce davacı tarafa fesihte belirtilen hususlara ilişkin herhangi bir ihtarının olmadığı, dosya kapsamındaki mail yazışmaları da dikkate alınarak diğer delillerle desteklenmediğinden itibar edilmediği, davalı tarafça yapılan feshin mahkememizce haklı görülmediği, Davalı tarafın taraflar arasındaki belirsiz süreli sözleşmeyi ihbar öneli verilmeden tek taraflı olarak sonlandırdığı, davacının kar mahrumiyeti talep edebileceği, taraflar arasındaki sözleşme süresi, olayı çevreleyen koşullar, sözleşmenin niteliği ve ekonomik büyüklüğü, TTK. 121(1) maddesinde düzenlenen 3 aylık ihbar süresi de dikkate alınarak denetime ve hükme elverişli rapor uyarınca hesaplanan 3 aylık kar mahrumiyetinin kabul edildiği,Davacı tarafın portföy tazminat talebinin TTK’nun 122/5 m. uyarınca TTK 122.m. hükmü, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde uygulanacağı, TTK 122.m. uyarınca tazminat talep edebilmek için, öncelikle karşı tarafla tek satıcılık vb. bir ilişki içinde olunduğunun ispatı gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme maddeleri incelendiğinde portföy tazminat şartlarının oluşmadığının değerlendirildiği,Manevi tazminat için davalı tarafın, davacı tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde haksız fiil teşkil eden eylemlerinin bulunması gerektiği, davalı tarafın tabela sökmeye teşebbüs eyleminin, sözleşme feshinin, haciz uygulanmasının sözleşme maddeleri de birlikte değerlendirilerek kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilmediği, davacı tarafın manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı değerlendirilerek aşağıdaki şekilde hüküm kuruldu."gerekçesi ile, "Açılan davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine 1-Davacının kar kaybı talebinin kabulü 10.000,00-TL kar kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 2-Davacının portföy tazminatı ile manevi tazminat taleplerinin REDDİNE," karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı şirket ile müvekkili firma arasında imzalanan Bayilik Sözleşmeleri çerçevesinde, 2007 yılından itibaren ... Mobilyacılar Sitesi’nde ve ayrıca 2010 yılından itibaren ise ... Sitesi’nde davalı firmaya ait markaların bayiliğini yürüttüğünü, Taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi'nin diğer şartlar bölümünün birinci maddesinde; “...’da ... ve ... . Ltd. Şti olarak iki firma bayilik yapacaktır. ... bayiliği bıraktığı takdirde başkaca ikinci bir firmaya bayilik verilmeyecektir” hükmü mevcut olduğunu,Mahkemece ; "Taraflar arasında belirsiz süreli bayilik sözleşmesi olduğu", "Davalı tarafça yapılan feshin mahkememizce haklı görülmediği", "Davalı tarafın taraflar arasındaki belirsiz süreli sözleşmeyi ihbar öneli verilmeden tek taraflı olarak sonlandırdığı" hususlarının tespit edildiğini ve bu hususların gerekçeli kararda yer aldığını, Mahkemenin tespitleri bu yönde iken müvekkili firma adına talep ettikleri portföy tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmemiş olması, bunun yanında kar kaybı taleplerinin ise eksik tutarda belirlenmiş olmasının yerinde olmadığını, Müvekkili firmanın, 10 yıldan uzun zamandır yürüttüğü bayilik süresince davalıya ait markaların müşteri memnuniyetini sağlama yönünde özverili çalışmaları ve pazarlama faaliyetlerindeki başarısı ile davalıya ait markaların çok düşük cirolardan başlayan satışlarını yıldan yıla yükselttiğini ve gerek ciro gerekse müşteri sayısı bakımından ciddi rakamlara ulaştırdığını, ancak, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi devam etmekte iken, davalı şirketin, müvekkili firma ile aynı sitede bulunan bir başka firma ile aynı markalar için bayilik ilişkisine görüşmelerine başladığını ve müteakiben müvekkili firmanın sözleşmesini feshetmek için arayışlara giriştiğini, müvekkili firmanın bütün iyiniyetli yaklaşımlarına rağmen davalı şirketin, müvekkil firma ile imzalamış olduğu sözleşme halen yürürlükte olduğu halde ve sözleşmede "başkaca ikinci bir firmaya bayilik verilmeyeceği” belirtildiği halde, davalı firma bu hükme açıkça aykırı surette, ... Sitesi ... Cad. No... Yukarı Dudullu Ümraniye/İstanbul adresli ... Mobilya isimli firmaya bayilik verdiğini, işbu firmanın, davalı firmaya ait markaların tabelalarını asarak faaliyete başladığını, bunun yanında, davalı firmanın son dönemlerde müvekkili firma üzerinde mobbing uyguladığını, müvekkili tarafından talep edilen siparişleri önceleri zamanında teslim etmemekte ve geciktirmekte iken, sonrasında ise talep edilen siparişleri hiç teslim etmemiş olup, bu durumun müvekkilin müşterileri nezdinde güven ve itibar kaybına sebebiyet verdiğini; ayrıca bayilik sözleşmesi kapsamında ilişki devam etmekte olmasına rağmen müvekkili firmaya ait mağaza girişinde bulunan ... tabelalarının davalı firma tarafından gönderilen kişilerce sökülme teşebbüsünde bulunulmuş olup, bu hususun tutanak altına alındığını; bunun yanında, davalı firmanın web sayfasından; 25.10.2017 tarihinde ... mağazalarının, 16.11.2017 tarihinde ise ... mağazalarının bayilik listelerinden isim ve unvanının silindiğini, Davalı firmanın tüm bu davranışları üzerine, müvekkili firmanın bu davranışların bayilik sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği yönünde davalı firma yetkilileri ile görüşmeler yaparken, bu kez davalı firmanın Beyoğlu ... Noterliği 16.11.2017 tarih ve ... yevmiye sayıya kayden gönderdiği ihtarname ile, esasen müvekkili firmanın sözleşmeye aykırı herhangi bir fiili bulunmadığı halde, gerçekte var olmayan bir kısım sebepler ileri sürerek, müvekkili firma ile olan bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak ve derhal hüküm tesis edecek şekilde feshettiğini bildirdiğini, bu hususların, müvekkili firma tarafından İstanbul .... Noterliği 24.11.2017 tarih, ... yevmiye sayıya kayden gönderilen ihtarname ile, davalı şirkete bildirildiğini ve müvekkili firmanın maddi-manevi tazminat talep haklarının saklı tutulduğunun açıkça belirtildiğini, Yukarıda belirtilen hususlarda müvekkili firmanın haklılığı ve davalı tarafın sözleşmeyi herhangi bir haklı neden olmaksızın feshetmiş olduğu hususunun mahkemece kabul edildiğini, Keza dosyaya sunulan 19.03.2021 tarihli Ek bilirkişi raporunda; TTK 121/4 maddede yer alan 3 aylık fesih bildirim süresine davalı tarafça uyulmadığı, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinin kabulü halinde 3 aylık kar mahrumiyetinin 12.474,37 TL olduğu, TTK 122/1 maddesi uyarınca portföy tazminatı talebine dayanak oluşturacak şekilde somut bilgi/belge mevcut olmadığından bu yönde bir hesaplama yapılamadığı, manevi tazminat talebine ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğu hususlarının belirtildiğini, Mahkemenin de söz konusu bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini, Bu konuda bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçelerinde de belirttikleri üzere portföy tazminatı talepleri yönünden; uzun yıllar boyunca müvekkil firma tarafından yapılan çalışmalar ve müvekkil firmanın kendi müşteri çevresine davalıya ait ürünleri tavsiye ederek yüksek miktarda ürün satışı yapması ile davalının ürünleri için çok çeşitli çevrelerden geniş müşteri potansiyeli oluşturulduğu, davalı firmanın bu müşteri portföyünden fayda sağladığı, müvekkil firma tarafından yıllara sari şekilde davalı ürünleri için oluşturulan müşteri portföyünün müvekkil firmanın ticari defterlerindeki satış ve kayıtlar ile sabit olduğu, müvekkil firmanın gerek satış ciroları, gerekse müşteri sayılarının yıllar içerisinde nereden nereye geldiğinin müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarında mevcut durumda olduğu, tüm bu kayıtlar bilirkişinin incelemesine sunulmuş olmasına rağmen, bilirkişi tarafından bu kayıtların dikkate alınmamış olması haksız ve dayanaksız olduğu; kar kaybı talepleri yönünden ; bayilik sözleşmelerinin mahiyeti gereği (özellikle tek satıcılık sözleşmeleri için) Yargıtay'ca 3 aylık bir ihbar önelinin yeterli görülmediği, bu tür fesih durumlarında en azından altı (6) aylık bir ihbar önelinin tanınması yönündeki görüşü dikkate alındığında bilirkişi tarafından sadece 3 aylık bir sürenin dikkate alınmasının yersiz olduğu, bunun yanında, taraflar arasındaki ilişkinin sona erdiği ve davalı tarafça mal sevkiyatının kesildiği ve hatta müvekkilin elindeki ürünlerin iade alındığı, yani davalı tarafın tek taraflı baskıları ile ticaretin zayıfladığı son dönemlerin hesaplamada baz alınmasının hatalı olduğu, burada ilişkinin sona erme dönemi değil, bu dönem öncesinde normal ticari ilişkinin devam ettiği dönemde oluşan karın dikkate alınması ve kar kaybı hesaplamasının buna göre ve en azından 6 aylık bir süre için yapılması gerektiği; manevi tazminat talepleri yönünden ise; davalı firmanın hukuksuz tavırları ve haksız feshi nedeniyle, müvekkil firmanın bir çok zorluk yaşamış olduğu,16/10/2017 tarihli tutanakta da belirtiliği üzere ... firması nakliye aracı ile peş peşe gelen araçlardan inen iki kişinin bildirim yapmadan ve izin almadan esasen müvekkil firma mülkiyetinde olan tabelaları (... ibareli) sökmeye çalıştığı, işyerindeki tabelaların zorla sökülmek istenmesi sırasında komşu işyerleri nezdindeki itibarı sarsıldığı ve küçük düşürüldüğü, bu durumun mobilya sitesi içerisinde duyulması ile müvekkil firma hakkında haciz uygulandığı ve müvekkilin batmakta olduğu yönünde olumsuz algı oluştuğu, bu durumun müvekkil firmayı ticaretini olumsuz etkilemesinin yanında, ticari itibar kaybına yol açtığı, neticede davalı tarafın fesih sürecinde uyguladığı mobbing ve diğer hukuksuz uygulamaları ile son yaşanan tabela sökme olayları neticesinde müvekkil firmanın manevi tazminat talebinde haklı olduğu, hususlarının taraflarınca mahkemeye beyan ve ifade edildiğini, Tüm bu hususlara karşın mahkemece sadece 3 aylık döneme ilişkin ve eksik kar kaybı hesaplamasına dayalı karar verilmesi ve manevi tazminat talepleri ile portföy tazminatı taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, mahkemece "Kar Kaybı" hesabında dikkate alınan raporda; davalı firma tarafından ticaretin sonlandırılmaya çalışıldığı ve müvekkili firmaya yeni ürün göndermediği dönem üzerinden ve sadece 3 aylık süre için hesaplama yapıldığı, ancak bu hususta Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere "en azından 6 aylık bir süre için" ve "ticaretin sorunsuz devam ettiği dönemdeki kar tutarları dikkate alınarak" hesaplama yapılması gerektiğini, Bunun yanında "Portföy Tazminatı" talepleri yönünden gerekçeli kararda yer alan "Portföy Tazminatının tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde uygulanacağı, TTK 122.m. uyarınca tazminat talep edebilmek için, öncelikle karşı tarafla tek satıcılık vb. bir ilişki içinde olunduğunun ispatı gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme maddeleri incelendiğinde portföy tazminat şartlarının oluşmadığının değerlendirildiği" belirtilmiş olup, mahkemece taraflar arasında bir tek satıcılık ilişkisi olmadığı düşüncesi ile portföy tazminatı talebinin reddedildiğini, ancak, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde yukarıda da belirtildiğini, müvekkilinin tek satıcı olduğu ve başka bir kimsenin satıcı olarak tayin edilmeyeceğinin açıkça belirtildiğini; taraflar arasında yıllardır devam eden ticari ilişki de, davalının son dönemde yeni bir satıcı tayin edişine kadar fiilen de tek satıcılık olarak yürüdüğünü; bu itibarla mahkemece hatalı yorum ile Portföy Tazminatı taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, "Manevi Tazminat" talepleri yönünden ise gerekçeli kararda "Manevi tazminat için davalı tarafın, davacı tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde haksız fiil teşkil eden eylemlerinin bulunması gerektiği, davalı tarafın tabela sökmeye teşebbüs eyleminin, sözleşme feshinin, haciz uygulanmasının sözleşme maddeleri de birlikte değerlendirilerek kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilmediği" belirtilmiş olup, mahkemenin bu yorumunun da hatalı olduğunu, müvekkili firmanın işyerindeki tabelaların hukuksuz bir şekilde ve zorla sökülmek istenmesi sırasında müvekkilinin mobilyacılar sitesi içerisinde yer alan işyeri çevresindeki komşuları nezdindeki itibarı sarsıldığı ve küçük düşürüldüğü, bu durumun mobilya sitesi içerisinde duyulması ile müvekkilinin hacze maruz kaldığının düşünüldüğü, bu nedenle ticaretinin olumsuz etkilenmesi ile birlikte, ticari itibar kaybına yol açtığı, kaldı ki feshe giden süreçte davalı firmanın müvekkili firma üzerinde adeta mobbing uyguladığı, müvekkili tarafından talep edilen siparişleri önceleri zamanında teslim etmemekte ve geciktirmekte iken, sonrasında ise talep edilen siparişleri hiç teslim etmediğini, bu çerçevede, hukuksuz uygulamalar ile haksız fesih yoluna giden ve fesihte haklı olmadığı mahkemece de kabul edilen davalının, müvekkili firmaya yönelik tavırları nedeniyle müvekkili firmaya manevi tazminat ödemesi gerektiği sabit olduğu halde mahkemece manevi tazminat taleplerinin kabul edilmemesinin yerinde olmadığını, İleri sürerek, arz ve izah olunan nedenlerle; istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine; davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verildiği takdirde, istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne, istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme hükmün müvekkili aleyhine olan kısımlarını kabul etmediklerini, ... ile süregelen ticari ilişkinin umulan faydayı vermemesi yanında marka değerinde zarar verici uygulamaları sebebiyle ticari ilişkinin sonlandırılacağı bilgisinin karşı tarafa öncelikle tefhim edildiğini; taraflar arasında anlaşma sağlanmasına ve bildirime rağmen haksız faaliyetine devam eden firmaya Beyoğlu .... Noterliği 16.11.2017 tarih ve ... yevmiye nolu "fesih bildirimi ve marka ihlalı ihtarı" gönderildiğini, karşı tarafın bu kullanımının fesih bildirimine rağmen devam etmesine üzerine, İstanbul Anadolu Fikri Ve Sinai Haklar Mahkemesi 2017/149 D.İş numaralı dosyası üzerinden haksız kullanımın tespitinin yapılarak, kullanılan tabela ve görsellerin kaldırılmasına, ürünlerin muhafaza altına alınmasına karar verilmesi talep edildiğini; 30/11/2017 tarihinde söz konusu taleplerinin mahkemece kabul edildiğini, bilirkişi tarafından ... mağazasına gidilerek tespit yapıldığını; 18.12.2017 tarihli bilirkişi raporuyla, fesih bildirimine rağmen kullanımın devam ettiği ve fesih sebebi teşkil eden konular konusunda da rapor hazırlandığını; yani yapılan işlemlerin bir mahkeme kararının uygulanması olduğunu, davacının iddiasının aksine zorla tabela sökme, mobbing gibi hususların söz konusu olmadığını; davacı uhdesinde bulunan ürünlerin karşılığı ödenmek suretiyle teslim alındığını; taraflar arasında davacının iddia ettiği şekilde bir zorlama olmadığını, Dava sürecinde de izah ettiğimiz üzere tespit yaptırıldıktan sonra Davacı tarafın bu işlemlerden gördüğü hiçbir zarar olmadığı için, bizzat firma yetkilisinin mahkemeye sunmuş olduğu dilekçe ile taraflarınca yatırılan teminatın iadesine muvafakat edildiğini; davacının fesih süreci ile ilgili gerçekten bir zararı oluşmuş olsaydı, müvekkili firmaca olası bir zarar için depo edilen teminatın iadesine muvafakat edilmeyeceğini, Akdin feshinden sonra kullanımın durdurulması ve tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporu ve fotoğraflarda, davacının sözleşmeye aykırılıkların açıkça görülmekte olduğunu; iki katlı olan mağazada müvekkile ait ürünlerin üst katta sergilenmekte olduğunu; ayrıca müvekkili firmaya ait ürünlerden başka davacı firmanın kendi imalatı olan ürünlerin de mağazada yer aldığını; davacı, müvekkili firmanın tabela ve marka bilinirliğini kullanarak, müvekkili firmayı değil de kendi ürettikleri ürünlerin satışını ve pazarlamasını yaptığını; davacının kötü niyetli olarak haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu; bu hususların tek başına sözleşmenin haklı nedenle feshi için yeterli olmadığını; tüm bu hususlar birlikte ele alındığında davacının kendi kusurlarıyla feshedilen sözleşme nedeniyle herhangi bir kar kaybının ya da tazminat alacağının olmayacağının ortada olduğunu; bu nedenle yerel mahkemenin kar mahrumiyeti talep edebileceği kararının yerinde olmadığını, Sözleşme haklı nedenle feshedilmiş olup haklı nedenle fesih beyanının ihbar öneli olmaksızın her zaman ileri sürülebileceğini ve derhal etkili olacağını; davacının talep ettiği tazminatlar açısından da şartlar oluşmadığını; müvekkili firmanın iddia edildiği gibi davacı firmaya bir mobbing uygulamasının düşünülemeyeceğini, davacı ne kadar çok satış yapar da ciro sağlarsa müvekkili firmanın kazancının o kadar çok olacağını, Davacı tarafça talep edilen kar kaybı portföy tazminatı ve manevi tazminat gibi taleplerin hem tanık beyanlarıyla hem de sunulan delillerle ispatlanamadığını, Ayrıca isticvap edilen şirket yetkilisi ... isticvap davetiyesine rağmen duruşmaya özürsüz olarak gelmediği için HMK madde 171 kapsamında vakıaları ikrar etmiş sayılmakta olduğunu, Yapılan fesihin haklı nedenle bir fesih olduğunu; diğer tazminat taleplerinin de ispatlanamamış olup Yerel Mahkeme kararının müvekkili aleyhine olan hususlarda ve yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın reddini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamında toplanan delillerle; yerel mahkeme ilamının kaldırılarak istinaf incelemesi neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olup, kar kaybı nedeniyle maddi tazminat, denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, sözleşmeler, e-mail yazışmaları, fesih ihtarnamesi ile cevabi ihtarname, delil tespiti dosyası celbedilmiş, taraf tanıkları dinlenilmiş ve tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bir mali müşavir bir hukukçu bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle kök ve ek rapor alınarak, davalı yanın sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ispat edemediği, TTK'nun 121/4 fıkrası uyarınca haklı bir sebep olmaksızın ve üç aylık ihbar öneline uyulmaksızın feshedilen sözleşme nedeniyle davacının üç aylık kar kaybı zararının davacının haksız fesih nedeniyle uğradığı kar kaybı zararının 12.474,37-TL olduğu, davacının 10.000,00-TL talep ettiği, tek satıcılık yetkisi olmayan davacının portföy tazminatı talep edemeyeceği, kişilik haklarına saldırı mevcut olmadığından manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesi ile kar kaybına dayalı maddi tazminat isteminin kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece feshin haksız olduğu tespit edilmesine rağmen manevi tazminat ve portföy tazminatı istemlerinin reddedilmesinin hatalı olduğu, mahkeme gerekçesinin aksine davacının tek satıcı olduğu, davalıya sağladığı müşteri portföyü nedeni ile portföy tazminatına hak kazandığı, yine kar kaybı zararı için üç aylık süre üzerinden değil, altı aylık süre üzerinden hesap yapılması gerektiği yönündedir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi ise; feshin haklı olduğu, zira davacının hedeflenen ciroyu tutturamadığı gibi, mağazalarında davacının kendisine ait ürünleri davalı zararına olacak şekilde sattığı, sözleşmeye aykırı davrandığı yönündedir. Taraflar arasında 02/05/2007 ve 11/03/2010 tarihli, bir yıl süreli, davalı tarafından üretilen yahut ithal edilen, markaları sözleşmelerde belirli, ürünlerin davacı tarafından satın alınarak ... ve ... Mobilyacılar sitelerindeki davacıya ait iki ayrı işyerinde, davalı tarafından belirlenen fiyatlarla satılması konulu bayilik sözleşmeleri yapılmış olup, sözleşmelerde davalının davacıya belirli bir bölgede davalıya ait ürünleri münhasıran satma yetkisi verilmediği, davalının İstanbul genelinde davacı haricinde birden fazla bayisi ve satış noktası bulunduğu gibi, 11/03/2010 tarihli sözleşmede dahi ... sitesinde davacı haricinde başka bir firmaya da bayilik verildiğinin açıkça yazılı olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin ne acentelik ne de tek satıcılık sözleşmesi olmayıp, alelade(ard arda satışları içeren) bayilik sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Her iki sözleşmenin sekizinci maddesinde sözleşmenin bir yıllık süre içerisinde iptal edilmediği takdirde kendiliğinden uzamış sayılacağı düzenlenmiştir. Bu şekilde davacı ile davalı arasındaki bayilik ilişkisinin, davalı tarafından sözleşmelerin feshedildiği 16/11/2017 tarihine dek devam ettiği anlaşılmıştır. Davacının her iki sözleşmenin üçüncü maddesi ile, davalı tarafından üretilen veya ithal edilen(markaları maddede yazılı) ürünlerin benzerlerini mağazalarında bulundurmamayı ve satmamayı, fiyat kırarak veya haksız rekabet oluşturarak davalının diğer bayilerini zarara uğratmamayı yükümlendiği; yine her iki sözleşmenin dördüncü maddesi ile, ürünleri iyi bir ortamda sergilemek ve teşhir etmek için mağazalarında yer açmayı, ürünleri tozdan, nemden ve ışıktan korumayı, bu koşullara dikkat ederek depolamayı yükümlendiği; sözleşmelerin dokuzuncu maddesinde, davacının sözleşmede yer alan şartlara uymaması halinde davalının tek taraflı fesih hakkı bulunduğunun kararlaştırıldığı; sözleşmelerin on ikinci maddesinde, sözleşmelerin herhangi bir şekilde sona ermesi halinde davacının hiçbir zorluk çıkarmaksızın davalıya ait tabelaları iade edeceğinin düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça davacıya gönderilen 16/11/2017 tarihli fesih ihtarnamesinde, davacının sözleşmenin üçüncü ve dördüncü maddelerini ihlal ettiği, ürünleri vitrin bölümünde yahut giriş katında teşhir etmediği, teşhirin çok yetersiz bir alanda gerçekleştirildiği, davalı ürünlerine muadil ürünlerin mağazada bulundurularak satışa sunulduğu, cironun yetersiz olduğu, bu konudaki uyarılara rağmen sözleşmeye aykırılıkların giderilmediği gerekçeleri ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, fesih nedeniyle davalı tabelasının mağazalardan kaldırılmasının ve davalıya ait ürünlerin iade edilmesinin ihtar edildiği görülmüştür. Davacı tarafından davalıya gönderilen 24/11/2017 tarihli cevabi ihtarname ile, fesih ihtarnamesinin kabul edilmediğinin, davalının sözleşmeye aykırı olarak ... içerisinde bir başka firmaya bayilik verdiğinin, davacıya mobbing uyguladığının ve ürün teslim etmediğinin, davalı internet sitesinden davacı bayilik bilgilerinin haksız olarak silindiğinin, tazminat haklarının saklı olduğunun bildirildiği görülmüştür. 4721 Sayılı TMK'nun 6 maddesi uyarınca sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve haklı fesih nedeni olduğu ileri sürülen olguların gerçekleştiğini ispat yükü davalı yan üzerindedir. Öncelikle taraflar arasındaki sözleşmede bir ciro taahhüdü bulunmamaktadır. Yine sözleşmenin dördüncü maddesinde teşhirin mağazanın hangi bölgesinde yapılması gerektiğine yönelik detaylı bir düzenleme yapılmamıştır. Yine dosyaya davacı tarafından sunulan, davalı çalışanının davacı yetkililerine gönderdiği e-mail yazışmalarında, fesih öncesinde ciro eksikliğine, teşhir yetersizliğine, yahut mağazada muadil ürün satıldığına ilişkin bir uyarı bulunmamaktadır. Fesih sonrasında yapılan yazışmalar ise fesih öncesi dönemde gerçekleştiği iddia olunan olguları ispata elverişli kabul edilemezler. Yine mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere; davalı tarafından İstanbul Anadolu 2 Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nde yaptırılan delil tespiti ve düzenlenen 18/12/2017 tarihli delil tespiti raporunda, davalıya ait on adet yatak ve diğer ürünlerin mağazanın üst katında olduğu tespit edilmiş ise de, fesih tarihinden sonraki dönemde yapılmış incelemenin fesih tarihinden önceki dönemde sözleşmeye aykırı davranıldığını ispata elverişli olmayacağı açıktır. Kaldı ki yukarıda belirtildiği üzere, davalıya ait ürünlerin mağazanın üst katında teşhir edilmesi tek başına teşhirin yetersiz olduğunu ve sözleşmenin dördüncü maddesine aykırılık teşkil ettiğini ispata yetmeyecektir. Yine davacı tanığı tarafından, davalıya ait ürünlerin hem üst hem de alt katta teşhir edildiği, davacının yalnızca kendisine ait yatak odası mobilyası sattığı, ayrıca yatak ve baza satılmadığı, bu mobilyalarda kullanılacak yatak ve bazaların davalıya ait ürünlerden satıldığı belirtilmiş, davalı tanığının ise fesih öncesi döneme ilişkin herhangi bir bir bilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Yapılan tüm bu açıklamalar çerçevesinde mahkemece davalının sözleşmelerin haklı nedenlerle feshedildiği iddiasını kanıtlayamadığı, bu nedenle feshin haksız olduğu yönündeki kabulünde isabetsizlik bulunmadığından, davalı yanın istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 122/5 fıkrası uyarınca acentelik sözleşmelerinde acente için düzenlenen denkleştirme tazminatı hükümlerinin, tek satıcılık ve tekel hakkı veren benzer sözleşmeler için de uygulanacağı düzenlenmiş olup, yukarıda tespit edildiği ve mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, taraflar arasındaki sözleşmelerin tek satıcılık sözleşmeleri olmadığı, davacıya davalı ürünlerinin satışı hususunda tekel hakkı verilmediği, bu nedenle davacının haksız fesih nedeniyle davalıdan denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. TBK’nın 114/2 fıkrası uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı; ancak, her sözleşmeye aykırılığın tek başına manevi tazminatı gerektirmediği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının mevcudiyetinin zorunlu olduğu, somut olayda davacının, haksız fesih nedeniyle ticari itibarının ne şekilde zedelendiğini ispat edemediği, mahkemece koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmelerin süreli olarak yapıldığı, ancak süre sona ermesine rağmen devam eden ilişkinin, belirsiz süreliye dönüştüğü hususunda taraflar mutabıktır. Davalı tarafça sözleşmeler haksız feshedilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere bu sözleşmeler acentelik ilişkisi niteliğinde olmadıklarından TTK'nun 121 maddesinin somut olaya doğrudan uygulanması mümkün değildir. Kar kaybı zararının tespitinde belirlenmesi gereken, davacının işletmesini başka bir şekilde değerlendirmek veya işletmesinde başka bir firmaya ait ürünlerin satışına ilişkin bir sözleşme yapabilmek için gerekli makul sürenin ne olduğunun tespitidir. Somut olayda davacının, uzun yıllardır davalı yana ait ... Yatak markalı ürünlerin satışını yaptığı, her ne kadar TTK'nun 121/4 fıkrasındaki üç aylık ihbar süresinin doğrudan esas alınması doğru değil ise de, davacının davalı firmaya benzer tanınırlıkta bir firma ile benzer bir bayilik ilişkisi kurması için gereken makul sürenin üç ay olarak kabul edilebileceği, bu çerçevede mahkemece, bilirkişilerce tespit edilen üç aylık kar kaybı zararının esas alınmasında, bu tutar davacının talep ettiği tutardan az olduğundan maddi tazminat isteminin 10.000,00-TL üzerinden kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, kamu düzenine aykırılık tespit edilmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 623,80-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41