SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2212 E. 2024/701 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2212

Karar No

2024/701

Karar Tarihi

25 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2212 Esas

KARAR NO: 2024/701 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2020/436 Esas - 2021/363 Karar

TARİHİ: 20/09/2021

DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)

KARAR TARİHİ: 25/04/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili ... Sigorta AŞ. ile sigortalı ... Tic. arasında nakliyat emtia sözleşmesi imzalandığını, nakliye rizikolarının müvekkili şirket tarafından sigorta himayesine alındığını, sigortalı ... Tic. tarafından 19.09.2019 tarih ve ... numaralı fatura muhteviyatı brütün 405.629,00 kg fluiting kağıt bobin emtiasının dava dışı Avusturya firmasına teslim adresi Meksika olacak şekilde satıldığını, satışa konu emtianın İskenderun Limanından Meksika Veracruz Limanına taşıma işini davalı şirket tarafından taahhüt edilmiş olduğunu ve ... firmasının Türkiye Şubesi tarafından navlun faturası düzenlendiğini, deniz yolu ile eşya taşımasını takiben varma limanı olan Meksika/Veracruz Limanında yapılan kontrollerde ... numaralı konteyner içerisindeki bir rulo emtianın konteynerde meydana gelen delik nedeniyle ıslandığını, meydana gelen zararın müvekkili şirkete ihbar edilmesinden sonra 5684 sayılı yasa uyarınca eksper incelemesi yaptırıldığını ve 7.854,73 TL zarar bedelinin sigortalı şirkete ödendiğini, davalı taşıyanın kendisine sağlam olarak teslim edilen malı taşıma sırasında konteyner içerisinde zarara uğrattığını ve TTK 1178, TTK 1141 md gereğince bu zarardan sorumlu olduğunu, bu gerekçe ile müvekkili şirket tarafından sigortalısına ödenen 7.854,23 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesini, asıl alacağı ödeme tarihi olan 28.02.2020 tarihinden itibaren reeskont oranında faiz işletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemelerin Londra Mahkemeleri olduğunu, 29.10.2019 tarihinde konteynerin gemiden indirildikten sonra Yük Teslim Formu alınarak konteynerin teslime hazır olduğunu ve müvekkili şirketin bahse konu konteyner üzerindeki sorumluluğunun kalktığını, hak düşürücü sürenin 29.10.2019 olarak dikkate alınması gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise bile 04.11.2019 tarihinde konteynerin limandan çıktığını hatta konteynerin alıcısı tarafından boşaltılarak boş dönüşünün dahi 07.11.2019 tarihinde olduğunu ve müvekkili şirketin teslim yükümlülüğünün sona erdiğini, davacı tarafından dava konusu hasar ile ilgili olarak taşıyana TTK m. 1185 gereğince süresinde bir ihbarın yapılmadığını ve her iki tarafında katıldığı bir tespitin bulunmadığını, İddia edilen hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığını, konteyner muhteviyatı malların ne şekilde ve neden hasarlandığının anlaşılamadığını, davacı tarafından malların hasarlandığına dair bir iddiası olsa da konteynerin hasarlandığına ilişkin herhangi bir hasar kaydının bulunmadığını, Ekspertiz raporunun konteynerin incelenerek düzenlenmediğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı sigorta şirketinin talep ettiği bedelin, sigortalının iddia edilen zararından %10 daha fazla olduğunu, müvekkili şirket aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını ve davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini, davacının %20 den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/09/2021 tarih 2020/436 Esas - 2021/363 Karar sayılı kararında; " Dava, taşıma sırasında oluşan hasar bedelinin sigortalısına ödeyen sigorta şirketinin, ödediği bu bedeli taşıyan taraftan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu taşımanın ... sayılı konişmento tahtında yapıldığı, taşıyanın ..., davacının sigortalısı ... Tic. nin yükleten olduğu, dava konusu kağıt bobin emtiasının İskenderun Limanından Veracruz Limanına taşınmasının taahhüt edildiği, davalı ... A.Ş. nin 23/09/2019 tarihinde davacının sigortalısı ... Tic. adına navlun ücreti açıklaması ile 19.705,00 TL bedelli faturayı düzenlediği anlaşılmıştır. Deniz taşımasını mütakip konteynerlar alıcı tarafından açılıp incelendiğinde ... konteyner içindeki iki adet kağıt bobin emtiasının ıslanmış olduğu tespit edilerek alıcı tarafından 07/11/2019 tarihli hasar tutanağının düzenlendiği, 06/01/2020 tarihli ekspertiz raporunda konteyner içindeki kağıt bobin emtiasının muhtemelen seyir sırasında konteyner tavanındaki delikten su sirayet etmesi nedeniyle ıslanmış olduğunun belirtildiği, alıcı tarafından sigortalıya 1471,14 USD borç bildiriminde bulunulduğu ve davacının bu bedeli sigortalı hesabına 27/02/2020 tarihinde ödediği, buna ilişkin dekontun sunulduğu görülmüştür. Türk Ticaret Kanunu' nun 1185 /1.maddesi "Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir." hükmünü içermektedir. Yine aynı kanun 1185/4. maddesi "Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." düzenlemesi bulunmaktadır.Davaya konu taşımaya ilişkin oluşan hasar ile ilgili 08/11/2019 tarihinde bir tutanak düzenlenmiş olmakla birlikte, 08/11/2019 tarihli tutanakta taşıyanın temsilcisinin imzasının bulunmadığı, hasar bildiriminin ise 26/11/2019 tarihinde yapıldığı, söz konusu bildirimin TTK'nın 1185/1. maddesi anlamında ihbar olarak kabulünün mümkün olmadığı, yine TTK'nın 1185/2. Maddesi uyarınca bildirim yükümlülüğünü kaldıracak nitelikte, tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılan bir incelenme de bulunmadığı görülmekle davacının, zararın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten ileri geldiğini ispat etmesi gerekmektedir.Ekspertiz raporunda ... sayılı konteyner tavanındaki delikten su girmesi nedeniyle hasarın meydana geldiği belirtilmiş ise de, konteyner üzerinde fiziki inceleme yapılmadığı, söz konusu konteynerın Veracruz Limana 399 km uzaklıkta bulunan alıcı deposuna sevkedildiği, ıslaklığın taşımanın hangi aşamada meydana geldiğinin belirlenmediği, deniz suyundan meydana gelip gelmediğinin tespiti hususunda gümüş nitrat testinin yapılmadığı, konteynerler tahliye limanında gemiden indirildikten sonra konteyner hasar tespit tutanağı da düzenlenmediği, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından, zararın deniz taşıması sırasında taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten ileri geldiğini ispata yarar bir delil de sunulmadığı, davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde kara taşımasının yapıldığı yerdeki hava durumunun sorularak yağış bulunmadığı takdirde ıslanmanın deniz suyundan meydana geldiğinin belirleneceğini belirtmiş ise de, kara taşıma güzergahında yağış bulunmamasının ıslanmanın deniz taşıması sırasında meydana geldiğinin kabulü için yeterli olmadığı kanaatine varılmakla, davaya konu taşımaya ilişkin olarak tespit edilen hasarla ilgili, taşıyıcı tarafa süresinde yapılmış bir ihbar bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiği ispat olunamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davanın Türkiye'den Meksika'ya deniz yolu ile yapılan taşımada hasar meydana geldiği iddiası ile ikame edildiğini; bu hali ile olayda yabancılık unsurunun bulunduğunu, Mahkemenin davanın reddine karar verirken, TTK md. 1185 maddesine gereğince usulüne uygun hasar tespiti yapılmadığı gerekçesine dayandığını, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ("MÖHUK") 2/1 maddesinin " Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Hâkim, yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir." şeklinde olduğunu, aynı Kanunun 29 maddesinin; "(1) Eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler tarafların seçtikleri hukuka tâbidir. (2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde, sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke ise bu ülkenin sözleşmeyle en sıkı ilişkili olduğu kabul edilir ve sözleşmeye bu ülkenin hukuku uygulanır. Tek seferlik çarter sözleşmeleri ve esas konusu eşya taşıma olan diğer sözleşmeler de bu madde hükümlerine tâbidir." düzenlemesini içerdiğini, somut olayda hasar tespiti için seçilen bir hukuk bulunmadığını; davalı taşıyan ... İtalyan olduğuna yükleme limanı İskenderun limanı, boşaltma limanı da Meksika olduğuna göre MÖHUK md 29/2'nin uygulanmasının da mümkün olmadığını; bu durumda hasarın tespiti için uygulanması gereken kuralların Meksika hukuku olduğunu, nitekim bu konu hakkında 04.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerince bilirkişilerin Meksika hukuku uyarınca hasar tespiti prosedürünü belirlemeleri gerekirken herkesin malumu olan ancak somut olaya uygulanamayan TTK uyarınca görüş bildirmelerinin hatalı olduğu itirazı yapıldığını ancak bu itirazlarının karşılanmadığını, bu gerekçe ile ilk derece mahkemesi tarafından hasar tespiti konusunda TTK.nun 1185 maddesinin uygulanmasının 5718 sayılı MÖHUK'a aykırı olduğundan ve hasar tespitinde Meksika hukuku geçerli olduğundan mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Delilleri toplanmadan karar verildiğini; zararın taşıma sırasında meydana geldiğini, somut olayda dava dilekçelerine eklenen navlun faturası uyarınca davalı taşıyanın, emtianın İskenderun'dan ...'a kadar deniz yolu ile taşıma işini üstlendiğini, dilekçeye ekli konişmento uyarınca davalı taşıyanın emtiayı temiz ve hasarsız olarak tesellüm ettiğini, dilekçeye ekli hasar notu uyarınca alıcının deposunda yapılan kontrolde emtianın su ile ıslandığının tespit edildiğini, hasar notuna ekli fotoğraf uyarınca konteynerde delik olduğunun belirli ve fotoğraflandırıldığını, deniz yolu ile taşımalarda son derece zor olan ispat külfetinin bu şekilde yerine getirildiğini, bu delillere ve taşımanın türüne göre emtia ıslanma zararında iki ihtimal mevcut olduğunu; birinci ihtimalin emtianın deniz yolu ile eşya taşımasında ve davalı sorumluluğunda ıslandığı yönünde; ikinci ihtimalin ise emtia limana indikten sonra (07.11.2019 tarihli ... - ... arasında) kara taşımasında davalı sorumluluğunda olmaksızın ıslandığı yönünde olduğunu, dava dilekçelerinde eşyanın deniz yolu taşıması sırasında ıslandığının iddia edildiğini, bilirkişilerin ıslanma zararının kara yolu ile taşıma sırasında meydana gelmiş olabileceğini bildirdiklerini, bu durumda kara taşımasının yapıldığı 07.11.2019 günü ...-... arasında hava durumuun Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden sorulup öğrenilmesi halinde gerçeğin ortaya çıkacağını; bu rotada yağış bulunmaması halinde ıslanma zararın deniz yolu ile eşya taşımasında meydana geldiğinin belirlenmiş olacağını ve davalının da sorumlu olacağını, bu gerekçe ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak 07.11.2019 günü Meksika'nın genelinde ve/veya ... - ... şehirleri arasındaki hava durumunun sorulmasını talep edilmiş ise de ilk derece mahkemesinin bu delillerini toplamaksızın karar verdiğini, ilk derece mahkemesi "...kara taşıma güzergahında yağış bulunmamasının ıslanmanın deniz taşıması sırasında meydana geldiğinin kabulü için yeterli olmadığı kanaatine..." varmış ise de bu kanaatin; TTK.nun 1178 maddesinde yer alan "...navlun sözleşmesinin ifasında...dikkat ve özen göstermek ile yükümlüdür..." ifadesine aykırı olduğunu, zararın illa ki deniz taşıması sırasında meydana gelmek zorunda olmadığını; önemli olanın navlun sözleşmesinin gereği gibi ifa edilip edilmediği olduğunu; bu duruma yönelik delillerinin toplanmamasının hatalı olduğunu, bu nedenle de mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, TTK md. 1041 yönünden hiçbir yargı bulunmadığını, dava ikame edilirken dava dilekçelerinde doktrine de atıf yapılarak davalı taşıyanın TTK.nun 1141. maddesi gereğince de meydana gelen zarardan sorumlu olduğunun iddia edildiğini; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında bu yöne ilişkin hiçbir yargı bulunmadığını, davalı tarafın esasen bu madde gereğince de sorumlu olduğunu, kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda izaha çalışılan gerekçeler ile ilk derece mahkemesi tarafından yabancılık unsuru içeren bir olayda hasar tespiti konusunda TTK.nun 1185 maddesinin uygulanması 5718 sayılı MÖHUK'a aykırı olduğundan ve hasar tespitinde Meksika hukuku geçerli olduğundan, ilk derece mahkemesinin meseleyi sadece deniz taşıması ile sınırlı görüp TTK.nın 1178 maddesinde belirlenen "...navlun sözleşmesinin (gereği gibi) ifa edilip edilmediğine ..." yönelik delilleri toplamadığından, dava dilekçelerinde yer almasına rağmen davalının sorumluluğu yönünden karar yerinde TTK.nun 1141 maddesi sorumluluk hiç tartışılmadığından; öncelikle karar verilmeksizin dosyanın iadesi ile yargılamadaki eksikliklerin giderilmesine, bunun mümkün olmaması halinde; kararın ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı sigorta şirketine Nakliyat Emtia Abonman Alt Poliçesi ile sigortalı emtianın davalının sorumluluğunda taşınması sırasında hasarlandığı iddiasına dayalı olup, davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinin davalıdan TTK nun 1472. maddesi gereğince rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, TTK'nun 1185/1 fıkrası uyarınca dava dışı alıcı tarafından emtianın teslim alındığı tarihten itibaren üç gün içerisinde taşıyana herhangi bir yazılı hasar bildiriminde bulunulmadığı, TTK'nun 1185/4 maddesi uyarınca davalının, eşyanın taşıma senedinde yazılı olduğu gibi alıcısına teslim edildiği, meydana gelen hasarın davalı taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten meydana geldiği karinesinden yararlanacağı, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, düzenlenen eskpertiz raporunun evrak üzerindeki incelemelere dayandığı, ıslaklığın tatlı su kaynaklı mı deniz suyu kaynaklı mı olduğunun tespit ettirilmediği, nitrat testi yapılmadığı, varış limanında survey raporu düzenlenmediği, hasarın deniz taşıması sırasında mı, kara taşıması sırasında mı meydana geldiğinin belirlenemediği, davacının davalı lehine oluşan karinenin aksini ispat edemediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davada hasarın ne şekilde tespit edileceğine ilişkin olarak MÖHUK gereği boşaltma limanı olan Meksika hukukunun uygulanması gerektiği, bu nedenle TTK'nun 1185 maddesi uyarınca davacının sigortalısı tarafından davalı taşıyıcıya bildirimde bulunulmadığı gerekçesi ile davalının eşyanın alıcıya hasarsız teslim edildiğine yönelik karineden yararlandırılamayacağı, aksi kabul edilse dahi, davalı tarafından taşınan emtianın deniz taşıması sırasında hasarlandığı yönündeki iddialarının ispatı için, emtianın boşaltma limanında tahliye edilerek kara yolu ile alıcı deposuna nakli sırasında bu güzergahta havanın yağışlı olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılması taleplerinin haksız olarak reddedildiği, yine davalının TTK'nun 1178 ve 1141 maddeleri uyarınca da sorumlu olduğu yönündeki iddialarının değerlendirilmediği yönündedir. Davacının sigortalısı ... Anonim Şirketi tarafından dava dışı alıcı ... Şirketine CIF teslim şekli ile ihraç edilen kağıt bobini emtiasının sigortalı tarafından 16 adet konteynıra yüklenip istiflendiği, bu konteynırların, 20/09/2019 tarihinde yüklendikleri "..." isimli gemi ile Mersin limanından Meksika'nın ... limanına nakliyesi işinin, davalı tarafından ... nolu konişmento tahtında gerçekleştirildiği, navlun faturasının davalı taşıyıcı adına kendisine izafeten dava açılan acente tarafından tanzim edildiği, emtianın varış limanında tahliyesi akabinde karayolu ile alıcı deposuna taşındığı, 07/11/2019 tarihinde alıcı tarafından teslim alındığı, alıcının aynı tarihli ve tek taraflı düzenlendiği hasar tespit tutanağı ile konteynırlardan biri içerisinde bulunan iki adet kağıt bobininde ıslanma nedeniyle ziyaa meydana geldiğinin tespit edildiği, dava dışı alıcı tarafından dava dışı sigortalıya 26/11/2019 tarihinde bu kısmi ziyaa nedeniyle borç bildiriminde bulunduğu, sigortalı tarafından davacıya 03/12/2019 tarihinde hasar ihbarında bulunulduğu, davacının 06/01/2020 tarihli ekpertiz raporuna istinaden sigortalısına 27/02/2020 tarihinde 7.854,73-TL ödeme yaptığı, 12/11/2020 tarihinde arabulucuya başvurduğu ve 04/12/2020 tarihinde iş bu davayı ikame ettiği anlaşılmıştır. Davacı yan dava dilekçesinde, davalının TTK'nun 1178 ve 1141 maddeleri uyarınca hasardan sorumlu olduğunu ileri sürmüş, hasarın tespit tarihinin 26/11/2019 olduğu, arabulucuya 08/11/2019 tarihinde başvurulduğu, TTK'nun 1188 maddesindeki bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, konişmentodaki milletlerarası yetki kaydının kendilerini bağlamadığı, hasar tespiti Meksika hukukuna göre yapıldığı için TTK'nun 1184 ve 1185 maddelerinin somut olayda uygulanamayacağı hususlarını da ayrıca belirtmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen hak düşürücü süre savunması mahkemece davanın TTK'nun 1185 maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gerekçesi ile reddedilmiş, milletlerarası yetki itirazı ise, konşimentonun Türk acente tarafından imzalandığı, bu nedenle uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisi dahilinde olduğu ve yetki kaydının geçersiz olduğu gerekçesi ile reddedilmiştir. Dava konusu taşıma uluslararası deniz taşıması olup yabancılık unsuru barındırmaktadır. Davacı tarafından yabancılık unsuru barındıran uyuşmazlığın bir kısmına Türk Hukuku, yalnızca teslim akabinde hasar bildirim sürecinin nasıl işleyeceğine yönelik kısmına ise Meksika Hukuku uygulanması gerektiği yönündeki istinaf sebebi, MÖHUK'da düzenlenen kanunlar ihtilafı kuralları gereğince tespit edilecek hukukun tüm uyuşmazlığa uygulanmasının zorunlu olması karşısında yerinde görülmemiştir. MÖHUK'un eşya taşımasında uygulanacak hukukun ne şekilde tespit edileceğine dair 29/2 fıkrası uyarınca, Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde, sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke ise bu ülkenin sözleşmeyle en sıkı ilişkili olduğu kabul edilir ve sözleşmeye bu ülkenin hukuku uygulanır. Hükmün üçüncü fıkrası uyarınca, halin bütün şartlarına göre eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşmeye bu hukuk uygulanır. Somut olayda; taşıma sözleşmesinin tarafı ve yükleten dava dışı sigortalı şirketin merkez adresinin Kahramanmaraş/Türkiye olduğu, yükleme limanının Mersin olduğu, davalı taşıyıcı adına konişmentoyu imzalayan acentenin Türkiye'de bulunduğu, yine navlun faturasının bizzat acente tarafından tanzim edilmiş olduğu, alıcı şirketin adresinin Avusturya, varış limanının ise Meksika'da bulunduğu, taşıma sözleşmesinin bir tarafının Türkiye'de mukim Türk Şirketi ve yükleme limanının da Türkiye olması, ayrıca sözleşmenin taşıyan adına yine Türkiye'de mukim Türk acente tarafından imzalanmış bulunması karşısında, sözleşme ile daha sıkı ilişkili hukukun Türk Hukuku olduğu, MÖHUK'un 29/3 fıkrası uyarınca mahkemece uyuşmazlığa Türk Hukuku uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Deniz taşımalarında tazminat istemlerinin tabi olduğu hak düşürücü süreyi düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nun 1188/1 fıkrası uyarınca; eşyanın ziya ve hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteme hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşecektir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, hak düşürücü nitelikteki bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut olayda, davacının sigortalısına ait kağıt emtiasının alıcısına 07/11/2019 tarihinde teslim edildiği, davacı sigorta şirketinin meydana gelen kısmi ziyaanın sigorta teminatı kapsamında olduğundan bahisle sigortalısına 27/02/2020 tarihinde ödeme yaptığı çekişme konusu değildir. Sigortalısının haklarına TTK'nun 1472 maddesi uyarınca halef olduğu iddiası ile eldeki davayı ikame eden davacı bakımından bir yıllık hak düşürücü süre, TTK'nun 1188/2 fıkrası uyarınca 07/11/2019 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak ve süre 07/11/2020 tarihi itibariyle dolacaktır. Diğer ifade ile hak düşürücü süre dava dışı alıcı tarafından dava dışı sigortalıya borç bildiriminin yapıldığı 26/11/2019 tarihinde değil, teslim tarihinde işlemeye başlayacaktır. Dosyaya mübrez arabuluculuk tutanağından araculuculuk sürecinin 12/11/2020 tarihinde başladığı ve 02/12/2020 tarihinde sona erdiği, davanın ise 04/12/2020 tarihinde açıldığı, diğer ifade ile davacı tarafından arabulucuya başvurulduğu 12/11/2020 tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından arabuluculuk dilekçesinin 08/11/2020 tarihinde verildiği belirtilmiş ise de, resmi tutanak kapsamından sürecin 12/11/2020 tarihinde başladığının anlaşılması bir yana, 08/11/2020 tarihinin dahi bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu 07/12/2020 tarihinden sonra olduğu açıktır. Mahkemece; 26/02/2021 tarihli celsenin 6 nolu ara kararı ile, TTK'nun 1185 maddesi gereğince davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gerekçesi ile davalının hak düşürücü süre itirazı reddedilmiş ise de, TTK'nun 1185 maddesi deniz taşımasında hasar, ziya ve gecikme halinde ihbar yükümlülüğüne ilişkin olup, hak düşürücü süreyle ilgisi bulunmamaktadır. Hak düşürücü süre def'i değil itiraz mahiyetinde olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi kanun yolu aşaması dahil yargılamanın her aşamasında ve re'sen nazara alınır. Buna göre, mahkemece davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek reddedilmesi yerinde olmamış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan davacı vekilinin, tahkikatın eksik yapıldığına ve davanın kabulü gerektiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınesastan"möhuk"özetikararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisebeplerisavunmasınınmahkemesininmöhukkararınınileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim