SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2193 E. 2024/644 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2193

Karar No

2024/644

Karar Tarihi

4 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2193 Esas

KARAR NO: 2024/644 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2014/460 Esas - 2021/180 Karar

TARİHİ: 10/03/2021

DAVA: Tazminat

KARAR TARİHİ: 04/04/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin 08.06.1998 yılından itibaren yaklaşık 14 yıl kadar ... A.Ş'nin Ordu ilinde yetkili satıcılığını/ bayiliğini yaptığını, taraflar arasında son olarak 21.12.2006 tarihinde imzalanan Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 7.1. maddesi uyarınca, beş yıl süreyle müvekkili şirket ile davalının Ordu ilindeki bayilik ilişkisinin devam ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmenin akdedildiği 21.12.2006 tarihinden dava tarihine kadar sözleşmeye uygun şekilde ... markalı araçların yetkili satıcılığı ve satış sonrası hizmetleri faaliyetine devam ettiğini, davalı tarafından bu süre içerisinde konulan her kategorideki (satış, satış sonrası) hedeflerini eksiksiz bir şekilde, çoğunlukla da hedeflerin üzerinde gerçekleştirdiğini ve istikrar arz eden bir şekilde davalının Ordu ilindeki pazar payını arttırdığını, müşteri portföyünü genişlettiğini, davalı tarafın, Kartal .... Noterliğimin 10.02.2011 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 7.2. maddesi uyarınca sözleşmeyi yenilememe hakkını kullandığını, sözleşme hitamı sonrasında sözleşmeyi yenilemeyeceğini, sözleşmenin 7.3. maddesine göre sözleşmenin 21.12.2011 tarihinde otomatik olarak fesih edilmiş sayılacağını ve bayilik ilişkisinin sona ereceğini" ihtar ettiğini, müvekkili şirketin davalı firma ile yapmış olduğu görüşmelerde davalı tarafından fesih ihtarnamesinin bayi ağı içerisindeki tüm bayilere usulen gönderildiğini, sözleşmenin hitam tarihi itibariyle yeni sözleşme imzalamak için bayilerin davet edileceğinin ifade edildiğini, ancak müvekkili şirket ile yeni sözleşmenin imzalanmadığını, müvekkili şirketin, davalı firmanın yeni sözleşme yapılacağı yönünde beyanlar ile kendisini oyaladığını düşündüğünden, davalı ihtarnamesine cevaben Beşiktaş ... Noterliğinin 11.11.2011 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshin haksız olduğunu, bayilik ilişkisi ve sözleşmesine uygun davranılarak davalı tarafından konulan tüm hedeflerin gerçekleştirilerek fazlasıyla aşıldığını, davalı tarafça ... bayiliği faaliyetinin gerçekleştirildiği tesislerde yapılması istenen konsept değişikliği kapsamında 500.000 TL'yi aşkın yatırım masrafı yapıldığını, ancak yatırımların geri dönüşünün henüz sağlanamamış olduğunu, davalının marka bilinirliğinin ve pazar payının Ordu'da geçmiş yıllar ile kıyaslandığında 10 kat arttırılmasına karşılık bayilik ilişkisine devam edilmemesinin haksız olduğunu belirttiğini ve sözleşmenin yenilenmesini, ayrıca yetkili servis ve yedek parça satıcısı olma şartlarını haiz olduğundan ... yetkili servis ve yetkili satıcılık sözleşmesi akdedilmesini talep ettiğini, davalının cevaben Kartal ... Noterliği'nin 23.11.2011 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 21.12.2006 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesinin kesinlikle yenilenmeyeceğini ve yetkili servis ve yetkili satıcılık sözleşmesi akdedilmesi talebinin 21.12.2011 tarihinden sonra yani yetkili satıcılık sözleşmesinin hitamından sonra yapılması gerektiğini belirttiğini, davalının fesih hakkını kötüye kullandığını, haksız fesih nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, müvekkili şirketin bahse konu yatırımları yapabilmek için 01.09.2013 tarihine kadar ödenmek üzere 24 ay vadeli olarak davalıya borçlandığını, borcun geri ödemesinde vadenin 01.09.2013 tarihi olarak belirlenmiş olmasının, yapılan yatırımların geri dönüşünün 21.12.2011 tarihine kadar geri dönüşünün sağlanamayacağını davalının da öngördüğünü gösterdiğini, müvekkili şirketin de bayilik sözleşmesinin devam edeceğini ve buna paralel olarak yatırım bedelinin karşılanacağı konusunda haklı bir güven oluştuğunu iddia ederek davalının fesih hakkını kötüye kullanmak suretiyle 21.12.2006 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesini feshetmesi sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL müşteri (portföy) tazminatının, 1.000,00 TL karşılanmayan yatırım bedeline karşılık gelen maddi tazminatın davalıdan, fesih hakkının kötüye kullanıldığı 10.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 27/01/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla geri dönüşü sağlanamayan yatırımların tazmini için talep ettikleri 1.000 TL tazminat talebini dava dosyasında mübrez 28/02/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda tespit edilen geri dönüşü sağlanamayan yatırımları nazara alarak 402.448,33 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin, ... marka araçlar ile yedek parçalarının Türkiye distribütörü olduğunu, bunun yanında ... marka araçlar için bakım ve onarım servisleri verilmesinin de müvekkili şirketin sorumluluğunda olduğunu, ... araç ve yedek parça satışı ile araçlara verilen bakım ve onarım servisleri işini Türkiye genelinde verdiği bayilikler ile yürüttüğünü, söz konusu bayilerin münhasır bölge bayileri değil, Türkiye'nin tamamında faaliyet gösterme hakkına sahip bayiler olduğunu, yani bir bölge için belirlenmiş tek satıcı ve tekel hakkına sahip bayiler olmadığını, davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki ilk bayilik ilişkisinin 08.06.1998 tarihli Yetkili Satıcılık Sözleşmesi ile başladığını, ülkemizde ...'nın üretim ve satış şirketleri olarak ikiye ayrılması nedeniyle 02.10.2000 tarihinde ve son olarak 21.12.2006 tarihinde imzalanan sözleşmeler ile bayilik ilişkisinin devam ettirildiğini, söz konusu sözleşmelerin tamamının 5 yıl süreli olarak imzalandığını, davacının 08.06.1998 tarihinde imzaladığı ilk sözleşme ile 5 yıl süre ile ... Bayisi olacağını bildiğini, söz konusu sözleşmelerin her birinin 5 yıl sonunda sona erdirilerek bayilik ilişkisinin sona erdirebileceğinin davacı tarafından açık olarak bilindiğini, davacının bayilik ilişkisinin 5'er yıllık periyotlarla kontrol edileceğini ve devam edilemeyeceğini bildiğini, davacının bu bilgi çerçevesinde sözleşmeleri imzaladığını ve ... Bayiliği faaliyetlerini yürüttüğünü, taraflar arasındaki bu ticari ilişkinin herhangi bir yerinde davacıya ... Bayiliğinin süresiz olarak verildiğine ilişkin bir taahhütte bulunmadığı gibi, müvekkili şirket yetkilileri tarafından da bu yönde bir beyanda bulunulmadığını, bayilik sözleşmelerinin süresinin sona ermesinden en az 6 ay önce sözleşmenin yenilenip yenilenmeyeceği konusunda bildirimde bulunulması hususunun sözleşmenin 7.2. maddesi ile belirlendiğini, bu çerçevede Bayilik Sözleşmesinin yenilenmeyeceği ve 21.12.2006 tarihinde imzalanan sözleşmelerin sona ereceğinin tüm bayilere bildirildiğini, bayilerin değerlendirileceği ve sonucunda bazı bayiler ile bayilik ilişkisinin kesin olarak sona ereceği, bazı bayiler ile yeni sözleşmelerin imzalanabileceğinin tüm bayi teşkilatına açıklandığını, bu nedenle davacının kendisinde sözleşmenin yenileneceğine yönelik bir kanaat oluşturulduğu iddiasının gerçek olmadığını, davacının fesih bildiriminden sonra da yeni yatırımlar yapmaya zorlandığını iddia ettiğini, bunun da gerçekle ilgisi olmadığını, ilk sözleşme imza tarihi olan 1998 yılında ve son olarak da 21.12.2006 tarihinde imzalanan sözleşme ile ... servis standartlarının davacıya bildirildiğini ve eksikliklerin tamamlanması için bir geçiş süresi tanındığını, bu standartlar içinde servis işini yapacağı yere ilişkin standartlar olduğu gibi araç onarımı için gereken ekipmanların da bulunduğunu, bu ekipmanların ... servis işinin yürütülmesi için gereken ve bulundurulması standartlar içinde yer alan ekipmanlar olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirket ile olan sözleşmesi sona erdikten hemen sonra 2 ayrı otomobil markasının bayiliğini aldığını, halen bir otomotiv markasının bayisi olarak faaliyetine devam ettiğini, davacının, kazandırdığını iddia ettiği müşteri portföyünü ve yaptığı yatırımları bu yeni markalar için de kullandığını, davacının sözleşmenin sona ermesi ile bir zarara uğramasının söz konusu olmadığını, taraflar arasında imzalanan 21.12.2006 tarihli sözleşmenin 7.6 maddesinde sözleşmenin sona ermesi nedeniyle bayinin herhangi bir tazminat talep hakkı kazanamayacağının açık olarak düzenlendiğini beyanla davanın reddine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 10/03/2021 tarih ve 2014/460 Esas - 2021/180 Karar sayılı kararında;"Dava; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan yatırım bedeline ilişkin maddi zararlar ile denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Yapılan yargılama neticesinde ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 08/06/1998 tarihli Yetkili Satıcılık Sözleşmesi imzalandığı ve ticari ilişkin bu şekilde başladığı, son olarak 21/12/2006 tarihinde 5 yıl süreli olarak imzalanan Yetkili Satıcılık Sözleşmesi ile ticari ilişkinin devam ettirildiği, anılan sözleşmelerde davacı şirketin yetkili satıcı, davalı şirketin de şirket olarak anıldığı, iddia ve savunma kapsamında ve sözleşme hükümleri kapsamında aradaki sözleşmenin bayilik sözleşmesi niteliğinde olduğu, davalı şirketin Kartal ... Noterliği'nin 10/02/2011 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 7.2 maddesi uyarınca sözleşmeyi yenilememe hakkını kullandığını, sözleşme hitamı sonrasında sözleşmeyi yenilemeyeceğini, sözleşmenin 7.3 maddesine göre sözleşmenin 21/12/2011 tarihinde kendiliğinden feshedilmiş sayılacağını bildirdiği ve sözleşme yenilenmeyerek taraflar arasındaki bayilik ilişkisine son verildiği anlaşılmıştır. Davacı yan, açmış olduğu işbu davada, sözleşmenin 7.2 maddesinde davalı tarafa tanınan yenilememe hakkının geçersiz olduğunu, fesih hakkının davalı yanca kötüye kullanıldığını iddia ederek haksız fesih nedeniyle geri dönüşü sağlanamayan yatırım harcamalarının tazmini ve portföy tazminatı isteminde bulunmuştur. Tarafların serbest iradesiyle imzalanan 21/12/2006 tarihli Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 7.2. maddesinde davalı şirkete sürenin sona ermesinden en az 6 ay öncesinde yazılı ihbarda bulunma koşuluyla sözleşmeyi yenilememe hakkı tanınmıştır. Davalı şirket tarafından da sözleşme hükmüne uygun olarak Kartal .... Noterliği'nin 10/02/2011 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin yenilenmeyeceği bildirilmiş olmakla olağan fesih hakkı kullanılmış, davacı yanın sözleşmenin hasız olarak feshedildiği yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Davacı vekili tarafından, 20/05/2014 havale tarihli dilekçesi ile geri dönüşümü sağlanamayan yatırımların 2008 yılında davalı tarafından yapılan konsept değişikliği kapsamında ...'ya özgü konsept ile ilgili yapılan gayrimenkul alımı, inşaat, dekorasyon, iç- dış reklam malzemeleri, bilgi işlem ve diğer makine, ekipman yatırımları, davalının bayilik sözleşmesini feshettikten sonra bayilik ilişkisinin devam edeceğine yönelik davacı nezdinde haklı bir güven oluşturması nedeniyle satış ve satış sonrası hizmetleri için ... markasına özgü taşınır nitelikte malzeme, ekipman ve makine alımına ilişkin yapılan yatırımlar olduğu bildirilmiş ve 27/01/2021 tarihli dilekçesi ile 28/02/2018 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda ıslah talebinde bulunulmuştur. Davalı yanca ise konsept çalışması sonucunda mobilya ve dekorasyon malzemelerinin mülkiyeti ... olmak kaydıyla sadece kullanım bedeli karşılığında davacıya tahsis edildiği, davacının konsept çalışması yapacağı plazada elektrik, yer döşemesi gibi altyapı ihtiyacı için harcama yaptığı, bunların sökülerek götürülmesi mümkün olmadığı gibi davacının plazasına artı değer kazandırdığı ve halen başka bir markanın bayiliğinde kullanıldığı savunulmuştur. Dosyaya 02/07/2019 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda, teknik bilirkişi tarafından; dava dosyasına ibraz edilmiş servis ekipmanı faturaları incelendiğinde genel araç bakım onarımında kullanılabilecek alet, takım, tezgâh ve makineler oldukları, ... marka araçların onarımına özel bir ekipmanın listelenmediği, dava dosyasına ibraz edilmiş kalibrasyon/ makine bakım faturaları incelendiğinde servislerde kullanılmakta olan kaynak makinesi argon saati, manometre, gaz analiz cihazı ekipmanlarının kalibrasyonlarının yapıldığı, klima, jeneratör, lift ve balans makinelerinin ise bakımlarının yapıldığı, bahsi geçen kalibrasyon ve bakım kalemleri periyodik yapılan işlemlerden olup servis işletmesine devam edildiği sürece yapılması elzem olan uygulamalardan olduğu, yine aynı işlemlerin herhangi bir markanın servis hizmetinin verilmesinde veya markadan bağımsız servis işletmesinde uygulanıyor olması gerektiği, bu bağlamda yukarı bahsedilen servis ekipmanı satın alınması, kalibrasyon ve makine bakım uygulamalan davacı şirketin ticari olarak araç servisi işine devam etmesi durumunda kullanacağı/ yaptırması gereken işlemler olarak değerlendirildiği, davacı şirketin hâlihazırda ... markasının yetkili servisi olduğu göz önüne alındığında yapılan servis ekipmanı yatırımının kullanıldığı ve davacının davalı yandan servis ekipmanları ile ilgili bir yatırım borcu talebinin olamayacağı tespitlerinde bulunulmakla davacının servis ekipmanlarına ilişkin talebinin yerinde olmadığı, öte yandan Talimat Mahkemesinden alınan raporlarda, davacının ... bayiliğini de kapsar şekilde yapılan imalatlara ilişkin bir kısım hesaplamalar yapılmışsa da inşaat bilirkişisi tarafından 2008 yılında yaptırılan bu imalatlardan dış cephe giydirmesi ile ayaklı reklam panosunun dış görseli dışında herhangi bir imalat değişiklik yapılmadığının ve diğer imalatların sözleşmenin feshinden sonra da kullanılmasında herhangi bir sakınca olmadığının, yine elektrik elektronik mühendisi bilirkişi tarafından da imalatların sözleşmenin feshinden sonra da kullanılmasında herhangi bir sakınca olmadığının tespit edilmiş olması, davalının davacı şirkette sözleşme ilişkisinin devam ettirileceği noktasında haklı beklenti oluşturduğu yönündeki iddianın ispatlanamaması, davacının davalı şirketin bayiliğini imalat tarihinden fesih tarihine kadar 3 yıl, toplamda ise 13 yıl sürdürmüş olması, halihazırda ise ...'nın bayiliğini yapıyor olmakla imalatların kullanılıyor olması ve sözleşmenin 7.6 maddesinde "Bu sözleşmenin haklı bir sebeple fesih olunması veya bu belgenin sona ermesi yetkili satıcıya, bu belgenin süresi boyunca yetkili satıcı tarafından kurulan itibar ile ilgili olarak bu belge gereği herhangi bir fesih ve ayrılma tazminatı veya ödemesi yetkisi vermeyecek veya yetkili satıcı tarafından kendi acentelerine veya çalışanlarına yapılan ödemeler de dahil olmak ve yalnızca bunlar ile sınırlı olmamak üzere yetkili satıcı tarafından maruz kalınan veya yapılan harcamalar, yatırımlar veya mükellefiyetler için veya beklenen kar kaybı için olan zararlar için şirketi sorumla duruma getirmeyecektir. Yetkili satıcı bu fesih veya ayrılma tazminatı veya zararları ile ilgili olarak yerel kanunlar, kurallar ve yönetmelikler ile yetkili olabileceği bütün haklarından feragat etmeyi bu belge ile kabul eder." şeklinde düzenleme bulunması nedeniyle geri dönüşümü sağlanamayan yatırım bedellerine ilişkin talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Denkleştirme tazminatı, 6102 sayılı TTK'nun 122. maddesinde düzenlenmiş olup, kural olarak acentelik sözleşmelerinde uygulanmaktadır. Aynı Yasa'nın 122/5. maddesinde de denkleştirme isteminin, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanacağı düzenlenmektedir. Davacı yanca taraflar arasındaki 21/12/2006 tarihli Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı isteminde bulunulmuşsa da, sözleşmenin 5 yıl süreli olarak akdedilmiş olması, konusu ve içeriği itibarı ile hukuki niteliğinin acentelik sözleşmesi, tek satıcılık sözleşmesi veya benzeri tekel hakkı veren bir sözleşme niteliğinde olmaması, taraflar arasında salt bayilik ilişkisi bulunması ve münhasır bölge bayiliği şeklinde tesis edilmemesi, diğer yandan Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından sunulan kök ve ek raporda davalı şirketin davacının meydana getirdiği müşteri çevresinden yararlanmaya devam ettiğinin ve onlardan önemli menfaatler sağladığının somut olarak ispatlanamadığı gibi, davacının aynı sektörde devam ederek müşteri portföyünü kullanmaya devam edebileceği göz önünde bulundurulduğunda denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağının tespit edilmiş olması ve davacının sözleşmenin feshinden sonra Skoda'nın bayiliğini yapmaya başlamış olması nedeniyle denkleştirme tazminatına yönelik istemin de yerinde olmadığı sonucuna varılmış, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır." gerekçesi ile, "Davanın Reddine" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkeme tarafından portföy tazminatı talebinin reddine dayanak yapılan 07/12/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile kök raporundaki eksikliklerin giderilmediğini, 07/12/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile kök raporunda bilirkişi heyetince; portföy tazminatı hakkında değerlendirme yapılabilmesi için müvekkilinin bayilik sözleşmesi süresince gerçekleştirdiği satış adedi, Türkiye genelinde ve Ordu ilinde ...'nın yıllara göre pazar payının ne olduğu, davacı tarafından ne oranda arttırıldığı bilgilerine ihtiyaç olduğunun belirtildiğini, gerek kök rapor henüz dosyaya ibraz edilmeden önce bilirkişi heyeti teşkil edilmesine ilişkin ara karar sonrasında dava dosyasına sundukları 08/05/2018 tarihli dilekçe, gerekse de kök rapora karşı itirazlarını içerir 18/10/2019 tarihli dilekçede bilirkişi heyetinin yerinde inceleme ile davalı kayıtları üzerinde inceleme yaparak; Müvekkili şirketin davalı ile bayilik sözleşmesini ilk olarak imzaladığı 08/06/1998 tarihinden sözleşmenin davalıca haksız olarak feshi sebebiyle sona erdiği 21/12/2011 tarihine kadar Ordu ilinde ...’nın yıllara göre pazar payının ne olduğu, müvekkili tarafından Ordu ilinde Pazar payının ne oranda arttırıldığı, müvekkili tarafından Ordu ilindeki ... araçların satış adetlerinin yıllara göre ne kadar olduğu, davalı tarafından verilen satış ve satış sonrası hedeflerini gerçekleştirme oranları ve verilerini de incelemelerini ve tespit edecekleri verilere raporlarında yer vermelerini talep etmelerine karşın bilirkişi heyetince davalı kayıtları üzerinde yerinde incelemede bu yönden bir inceleme yapılmadığını, davalı şirket ... markasının Türkiye distribütörü olup, tüm bu verilerin davalı nezdinde tutulduğunu, şayet bilirkişi heyeti bu yönden davalı kayıtlarını incelemiş olsaydı bu verilerin tamamına erişilebileceğini ve portföy tazminatına hükmedilme koşullarının yerine geldiğinin de ortaya çıkacağını; Bir diğer önemli hususun ise; bilirkişi heyetince portföy tazminatına hükmedilmesinin şartlarından biri olarak belirtilen müvekkilinin bayilik sözleşmesinin feshinden sonra davalı şirketin müvekkilinin oluşturduğu portföye satış yapıp yapmadığı hususu olduğunu, buna ilişkin kayıtların da yine davalı taraf nezdinde tutulduğunu, dava dosyasına gelen Ordu İl Emniyet Müdürlüğü'nün 24/02/2020 tarihli cevabi yazısında; 21/12/2011 tarihinden itibaren ASBİS projesi kapsamında kayıtların bayiler tarafından tutulduğunun belirtildiğini, davalı şirketin de distribütör olarak bayi kayıtlarını kendi nezdinde tuttuğunu, tüm bu hususların bilirkişi heyetince davalı kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapmak suretiyle incelenip, belirlenebilecekken bilirkişi heyetince bu yönde bir inceleme yapılmadığını, dosyada buna yönelik evrak olmadığı belirtilmek suretiyle portföy tazminatı taleplerinin yerinde olmadığı yönünden eksik değerlendirmeye tabii görüş verildiğini, Yerel mahkemenin de bu görüşe itibar etmesinin hukuka aykırı olduğunu; Davalı yanın, müvekkilinin bayilik sözleşmesini feshinden sonra müvekkilinin oluşturduğu müşteri portföyüne satışlar yaptığı ve "... ilinde ... Mah. ... No:... Merkez/Ordu" adresinde ... isimli bayisinin bulunduğu gerçeğinin söz konusu olduğunu, davalının bu bayisi de Ordu ilinde müvekkili şirketin oluşturduğu portföye satış yapmakta olup satış sonrası servis hizmetini de sunduğunu;Davalının fesih hakkını kötüye kullanması sebebiyle geri dönüşü sağlanamayan yatırımların tahsili yönünden Yerel mahkemenin hukuki nitelendirmede hataya düştüğünü, davalı yandan tahsilini istedikleri kalemlerden birinin de davalı tarafından yaptırılan ve ancak davalıca sözleşmenin haksız feshinden ötürü geri dönüşü sağlanamayan yatırımların tazmini olduğunu, davalı ...’nın bayi ağı içerisindeki tüm bayilerine yaptırdığı üzere davalının talebi ile müvekkilİ şirketin de 2008 yılında konsept değişikliği yatırımında bulunduğunu hatta müvekkilİ şirketin bu yatırımları yapabilmek için 01.10.2008 - 01.09.2013 tarihleri arasında ödenmek üzere 60 ay vadeli olarak davalıya borçlandığını;Davalının bu borcun geri ödemesinde vadeyi 01.09.2013 tarihine kadar belirlemiş olmasının, yapılan yatırımların geri dönüşünün bu tarihe kadar süreceği ön görüsüne bizzat davalının sahip olduğunu ve daha da önemlisi müvekkilin de sözleşmenin/bayilik ilişkisinin devam edeceğine dair haklı bir güven oluşturduğunu çok net bir şekilde gösterdiğini, 21/06/2018 tarihli ara karar neticesinde davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılarak hazırlanan dosyaya mübrez bilirkişi heyeti raporunun 10. sayfasında da davalının kayıtlarında müvekkilinin 31/12/2011 tarihi itibariyle 40.369,85 TL borçlu olduğu 2012 yılında davalıca yapılan kayıtlar nedeniyle bakiyenin kapatılmış gösterildiğinin tespit edildiğini, diğer yandan sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra 2011 yılı içinde dahi müvekkiline yatırım yaptırılmaya devam edildiğini, tüm bu olgular nazara alındığında müvekkkili nezdinde bayilik ilişkisinin uzun yıllar devam edeceğine dair güven ve haklı bir beklentinin oluştuğunu;Bayinin bedeli karşılanmayan yatırımlara ilişkin bir talep hakkının varlığını kabul için yatırımlara üreticinin sebep olması, üretici ile bayi arasındaki ilişkinin yatırımların bedeli karşılanana kadar devam edeceğine dair karşılıklı bir güven olması ve sözleşmenin sona ermesiyle bayinin yatırımları başka şekilde değerlendirme imkanının bulunmamasının gerektiğini, (Şenol Nilay, Bayilik Sözleşmesi Sona Ermesi ve Sonuçları, İstanbul 2011 syf 299);Yerel Mahkemenin geri dönüşü sağlanamayan yatırımlar talebi yönünden red kararı vermesinin ve bu kararını da dosyada son alınan kök ve ek rapora dayandırmasının da hatalı olduğunu, dava dosyası kapsamında talimatla alınan bilirkişi raporlarında bilirkişiler tarafından müvekkili şirkette yerinde keşfen inceleme yapıldığını ve davalı tarafından müvekkiline yaptırılan yatırımlardan, davalının sözleşmesi feshetmesinden sonra müvekkilinin kullanamadığının ve yeni bayiliğini aldığı ... markasınca kabul edilmediği için değiştirilen yatırımların neler olduğunun net bir şekilde tespit edildiğini, dava dosyasında mübrez 28/02/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda müvekkili tarafından 2008 yılında yapılmış ancak kullanılamayan/geri dönüşü sağlanamayan yatırımların neler olduğunun tereddüte mahal vermeksizin tespit edildiğini; Buna göre Laminat parke - 23.866,92 TL, Seramik karolar ile döşeme ve duvar kaplamaları - 43.134,00 TL, Metal ve PVC asma tavan - 23.226,00 TL, Alçı Levhalar ile Asma Tavan - 27.725,50 TL, Sıvalar - 4.361,50 TL, Boyalar-iç cephe boyaları - 7.337,00 TL, Dış cephe görseli ile ayaklı reklam panosu imalatları - 94.039,72 TL, Bayi giydirme tabelası - 178.757,69 TL olmak üzere toplam 402.448,33 TL yatırımın geri dönüşünün sağlanamadığını, dosyaya mübrez bilirkişi raporlarında müvekkilinin 2008 - 2011 arasındaki yıllarda elde ettiği net kar miktarları da açıkça tespit edilmiş olup, 2008 yılında 8.005,30 TL, 2009 yılında 13.117,64 TL, 2010 yılında 34.640,20 TL ve 2011 yılında ise 30.135,36 TL olduğunu, bu kar miktarlarının da müvekkilince 2008 yılında yapılan yatırımların geri dönüşünün sağlanamadığını gösterdiğini, bu cümleden hareketle geri dönüşü sağlanamayan yatırımların tazmini talebinin kabulü gerekirken Yerel mahkemece reddinin hukuka aykırı olduğunu beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, portföy tazminatı yönünden eksikliklerin giderilmesi için Dairemiz tarafından seçilecek bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğinden bahisle denkleştirme tazminatı ile sözleşmenin uygulanması sırasında yapılan ve geri dönüşünün sağlanamadığı iddia edilen yatırım bedellerinin iadesi talebine ilişkindir.Davacı taraf, 08.06.1998 tarihinden itibaren Ordu ilinde davalının yetkili satıcılığını/bayiliğini yaptığını, taraflar arasından en son 21.12.2006 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesinin imzalandığını, davalının 10.02.2011 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmesinin süresi sonunda yenilenmeyeceğini bildirdiğini, bu bildirim ve feshin haksız olduğunu, taraflarında sözleşmenin yenileneceği konusunda bir güven oluşturulduğunu, 2008 yılında konsept değişikliği ve yenileme nedeniyle yüklü miktarda yatırım yapıldığını, bu nedenle davalıya 60 ay süre ile borçlanıldığını, bu yatırımların geri dönüşünün sağlanamadığını, davalının 2011 yılında da yeni yatırımlar yapılmasını istediğini, davalının taraflarınca oluşturulan müşteri portföyünden halen faydalandığını beyan ederek geri dönüşü sağlanmayan yatırım bedelleri ile denkleştirme tazminatının tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, taraflar arasındaki yetkili satıcılık sözleşmesinin 5 yıl süreli olduğunu, sözleşme ile taraflara süre sonunda sözleşmeyi yenilememe hakkının tanındığını, bu hakkın kullanması suretiyle sözleşmenin süresi sonunda yenilenmediğini, haksız feshin söz konusu olmadığını, sözleşme ile davacıya tekel hakkı ya da tek satıcılık yetkisi verilmediğini, davacının Türkiye'nin tamamında satış yapma yetkisi bulunan bayi olduğunu, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını, davacının sözleşme süresi boyunca bayilik standartlarına uyacağını kabul ettiğini, 2008 yılındaki konsept değişikliğinin taraflarca birlikte yapıldığını, davacının yalnızca bir takım altyapı masrafının olduğunu, geri kalan ekipmanların taraflarınca sağlandığını ve davalıdan aylık olarak bir miktar kullanım bedeli alındığını, 60 ay boyunca yapılacak ödemelerin buna ilişkin olduğunu ve sözleşme sona erdirilmiş ve ekipmanlar davacıdan alınmış olduğu için başka bir ödeme taleplerinin bulunmadığını, davacının alt yapı çalışması olarak yaptığı yatırımları halen kullanmakta olduğunu, davacının yatırım maliyeti olarak sunduğu diğer faturaların ise kendilerince talep edilmiş yatırımlara ilişkin olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece denkleştirme tazminatı talebi hakkında eksik inceleme ile düzenlenmiş bilirkişi kök ve ek raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, yargılama sırasında sundukları dilekçelerde bilirkişi heyetince davalının kayıtları üzerinde inceleme yapılarak denkleştirme tazminatı koşullarının oluştuğunun tespitini talep ettikleri, Mahkemece bu taleplerinin nazara alınmadığı, davalının fesih hakkını kötüye kullandığı, bu nedenle talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda tespit edilen geri dönüşü sağlanmayan yatırım bedellerinden sorumlu olduğu, 2008 yılında yapılan konsept değişikliği nedeniyle davalıya 60 ay süre ile borçlanıldığı, bu durumun dahi sözleşmenin yenileneceği konusunda bir güven yarattığı, davalının 2011 yılında da yatırım yaptırmaya devam ettiği, talimat bilirkişi raporu ile tespit edilen yatırım bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 7 ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, cevaba cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında imzalanan ve 21.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 5 yıl süreli olduğu ve sözleşmenin 7.2. maddesi ile taraflara sürenin bitiminden 6 ay öncesinde yazılı olarak ihbarda bulunmak koşuluyla sözleşmeyi yenilememe hakkının tanındığı, bu hakkın kullanılması halinde sözleşmenin 7.3. maddesi uyarınca 5 yıllık süre sonunda kendiliğinden sona ereceği, davalı tarafın anılan sözleşme maddesi kapsamında davacıya gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi yenilememe iradesini açıkladığı, bu şekilde sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona erdiği, davalı tarafından feshedilmediği, dolayısıyla haklı/haksız feshin tartışılamayacağı, sözleşme ile davacının Ordu ili, Merkez ilçesi olarak belirlenen bölgede yetkili satıcı olarak tayin edildiği, davalının acentesi ya da tek satıcı olmadığı, sözleşme ile belirlenen bölgede davacıya münhasırlık yetkisi verilmediği, bu sebeplerle TTK'nın 122. maddesinde düzenlenen denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığı, davacı vekilinin bu minvalde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü ve bilirkişi heyetince incelenmediği iddia edilen hususların sonuca bir etkisinin bulunmadığı, Mahkemenin denkleştirme tazminatının koşullarının oluşmadığına yönelik kabulü karşısında, davacı tarafından talep edilen konularda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olmasının yerinde olduğu, eksik incelemeden bahsedilemeyeceği, davacının yetkili satıcılık sözleşmesinin 4.1. maddesi ile sözleşmenin süresi boyunca her zaman, bu sözleşme ve eklerinde belirtilen ... standartlarını ve hedeflerini yerine getireceğini kabul ettiği, bu kapsamda davalı tarafından 2008 yılında yapılan konsept değişikliği nedeniyle bir takım yatırımlar yapmış olmasının olağan ve sözleşme gereği olduğu, bu yatırımları sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar kullandığı gibi bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere sözleşmenin sona ermesinden sonra da kullanmaya devam ettiği, davacının, davalıdan kullandığını iddia ettiği 60 aylık kredinin, davalı tarafından sağlanan ve mülkiyeti kendisine ait olan ekipmanların aylık kullanım bedeli olduğu, davalı tarafın sözleşmenin sona ermesi ile davacıya teslim ettiği ekipmanları geri aldığı ve ticari defterlerinde 60 aylık ödemeye ilişkin hesabı kapattığı, davacıdan bu ödemelere ilişkin herhangi bir talepte de bulunmadığı, davalının 2011 yılında yeni yatırımlar yapılmasını istediğine dair soyut iddia dışında bir delil sunulmadığı, davacının sunduğu 2011 yılına ilişkin faturaların davalının talep ettiği yeni yatırımlara ilişkin olduğunun ispat edilemediği, Mahkemece de kabul edildiği üzere tüm bu hususların sözleşmenin 7.6. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının, davalıdan talep edebileceği bir yatırım bedelinin bulunmadığı ve davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 04/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenTazminattaraflarınesastanözetikararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesiasbissebeplerisavunmasınınmahkemesininkararınınileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim