İstanbul BAM 13. HD 2021/2041 E. 2024/623 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2041
2024/623
4 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2041
KARAR NO: 2024/623
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2021
DOSYA NUMARASI : 2019/1181 Esas - 2021/493 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/04/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... kömür pazarlamacısı olduğunu odundan üretilen kömürü üreticilerden tedarik ettiğini, ... kömür teminini İstanbul Kemerburgaz ormanlarından üretim yapan ...’dan sağladığını, kömür üreticileri arasında teamül olarak, önce hammadden çıkarılacak kömür siparişi alınıp ve parası peşin olarak tahsil edildiğini, kömür üreticisi verilen sipariş miktarınca odunu işleyerek bu kömürü elde ettiğini, siparişi veren alıcının vazgeçmesi halinde, üretici tarafından yapılan masraf, emek ve zaman boşa gittiğini, bu nedenle kömür parası peşin veya tamamına yakını mal üretiminden önce alındığını, müvekkil ..., ...’a giderek çıkarılacak kömür miktarını söyleyip, parasını peşin vermiş, bir süre cari hesap ile böylece çalışıldığını, Mayıs 2019 tarihine gelindiğinde müvekkilinin yine satmak üzere kömür ihtiyacı doğmuş, ...’ a giderek kömür siparişi ettiğini, ... da müvekkilden parasını isteyince müvekkil 31/05/2019 tarihinde banka kanalıyla 2.400,00 TL, yine banka yoluyla 05/08/2019 tarihinde 11.000,00TL, banka yoluyla 05/08/2019 tarihinde 7.000,00 TL ödediğini, Peşin paranın haricinde ...’a 07/12/2019 vadeli ...’ın ... seri numaralı çekini düzenleyip verdiğini, Bütün bu verilen peşin para ve çeke rağmen ... bugüne kadar, müvekkile gereken kömürü vermediğini, müvekkili ...’dan toplam olarak 70.400,00 alacaklı olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak şartıyla, müvekkilin davalı ...’dan alacaklı olduğunun tespiti ile davalarının kabulü ile; müvekkilin davalıdan alacaklı olduğunun tespiti ile alacaklı olduğu miktarın şimdilik 1.000,00 TL’ sinin ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, müvekkilin davalıya vermiş olduğu çekin dolaşıma sokulma ihtimaline binaen, ve bu durumda meydana gelecek zararın ağır, yakın ve yüksek olması nedeniyle ivedi olarak mahkemece belirlenecek teminat karşılığında yargılama boyunca çek hakkında ödeme yasağı kararı verilmesini ve bu kararın muhatap bankaya bildirilmesini, yargılama giderlerinin, usulüne uygun davete rağmen arabuluculuk toplantısına katılmayan davalıya yükletilmesine, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. Davacı vekili 02/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 68.000,00 TL ıslah ettiğini görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/06/2021 tarih ve 2019/1181 Esas - 2021/493 Karar sayılı kararı ile; " Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında kömür alım-satımından kaynaklı olarak davacı tarafından yapılan ödemeler ve verilen çekin bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı olarak alacak davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafa kömür siparişi verildiğini, karşılığında 31/05/2019 tarihinde 2.400,00 TL, 05/08/2019 tarihinde 11.000,00 TL, 05/08/2019 tarihinde 7.000,00 TL ödemenin banka kanalı ile yapıldığını, ayrıca 07/12/2019 vadeli ... ... seri numaralı çekini düzenleyip verdiğini, ancak karşılığında davalının sipariş ettiği kömürleri teslim etmediğini belirterek davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa usul ve yasaya uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiş ve davayı inkar etmiştir. Davacı vekilinin çek hakkında ödeme yasağı kararı verilmesi yönünde ihtiyati ted bir talebinde bulunulduğu, Mahkememizin 02/12/2019 tarihli ara kararı ile 07.12.2019 tarihli ... A.Ş. PERPA ŞUBESİ ... seri no'lu 50.000-TL bedelli çekin çek bilgileri ve miktarları aynı olması koşuluyla davalı ...'a yönelik olarak %15 teminat ile ödemeden men kararı verilmiştir. Davacı vekilinin söz konusu çekin üçüncü kişiye ödenmesi nedeniyle tedbirin sonuçsuz kaldığını ve teminatın iadesini talep etmiş olduğu anlaşılmakla; Mahkememizin 13/01/2020 tarihli ara kararı ile Mahkememizin 02/12/2019 tarihli ara kararı ile verilen tedbirin kaldırılmasına ve teminatın iadesine karar verilmiştir. Davacı yanın davalı yana yapmış olduğu ödemeler ilişkin olarak, 31.05.2019 tarihli ...-... sıra nolu 2.400,00 TL tutarlı, 05.08.2019 tarihli ... sıra nolu 11.000,00 TL tutarlı, 05.08.2019 tarihli ... sıra nolu 7.000,00 TL tutarlı, 09.12.2019 tarihli ... sıra nolu 50.000,00 tutarlı (... seri nolu çekin takastan ödenmesine ait) ... Perpa Şubesine ait dekontların sunulu olduğu, ... A.Ş. Genel Müdürlüğünün 10.12.2019 tarihli cevap yazısında davacı yanın ... numaralı hesabına tanımlı ... seri numaralı 50.000,00 bedelli çekin, 09.12.2019 tarihinde ... T.A.Ş tarafından elektronik takas ortamında davalı dışında 3. Şahıs tarafından ibraz edildiği ve çek tutarının ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. ... yazılan müzekkere cevabında ... seri nolu çekin ... tarafından ibraz edildiğinin bildirildiği, çekin keşidecisinin davacı, lehdarın davalı ve birinci ciranta ve hamilin ... olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafa ticari defter ve kayıtlarını Mahkememizce belirlenen inceleme gününde sunması için ihtaratlı tebligat yapıldığı ancak davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi tarafından 16/10/2020 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "İncelenen davacı firmaya ait 2019 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacı yanın kendi ticari defterlerine göre davalı yana yapmış olduğu ödemelerin ticari defterlerde yer almadığı, bu anlamda ticari defter kayıtlarına nazaran davalı yandan alacağının bulunmadığı, davacı yanın dava dosyasına sunmuş olduğu banka dekontlarına göre havale/eft ve çek olmak üzere toplamda 70.400,00 TL tutarında davalı yana ödeme yapmış olduğu görülmekle birlikte, söz konusu ödemeler ile çekin ticari defter kayıtlarında yer almaması karşısında, davacı yanın alacak talebinin kabulü hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir.Mali Müşavir Bilirkişi tarafından 13/01/2021 tarihinde düzenlenen bilirkişi ek raporuna göre; "İncelenen davacı firmaya ait 2020 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, kapanış tasdiki için tanınan yasal sürenin henüz dolmadığı, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacı yana ait 2020 yılı ticari defterlerinde, 2019 yılında davalı yana yapmış olduğu ödemelerden, 05.08.2019 tarihli ...-... sıra nolu 11.000,00 TL, 05.08.2019 tarihli ... sıra nolu 7.000,00 TL, 09.12.2019 tarihli ...-... sıra nolu 50.000,00 TL (... seri nolu çekin takastan ödenmesine ait) nin 2020 yılı Ocak ayında kayıtlara alınmış olduğu, bu kayıt düzeni muhasebenin temel ilkelerinden dönemsellik ilkesine aykırılık teşkil etmekle birlikte, davalı yana yapılan ödemelerin belge ile tevsik edilebilmesi karşısında, bir sonraki döneme ait ticari defterlerde kayıt altına alınmasında temel bir sorun bulunmadığı, 31.05.2019 tarihli ... sıra nolu 2.400,00 TL tutarlı banka yolu ile yapılmış ödemeye ise ticari defter kayıtlarında rastlanmadığı, bu durumda davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına göre dava tarihi itibarıyla davalı yandan alacaklı olmadığı, ancak 2019 yılı işlemlerinin 2020 yılında kayıt altına alınmasına dayalı olarak 10.01.2020 tarihi itibarıyla davalı yandan 68.000,00 TL alacaklı olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ticari defter ve kayıtlarının lehine delil niteliğinde olduğu, davacı yana ait 2020 yılı ticari defterlerinde, 2019 yılında davalı yana yapmış olduğu ödemelerden, 05.08.2019 tarihli ... sıra nolu 11.000,00 TL, 05.08.2019 tarihli ... sıra nolu 7.000,00 TL, 09.12.2019 tarihli ...-... sıra nolu 50.000,00 TL (412746 seri nolu çekin takastan ödenmesine ait) nin 2020 yılı Ocak ayında kayıtlara alınmış olduğu, davacının davalıdan 68.000,00 TL alacaklı olduğu yapılan bilirkişi incelemesi ile sabit olup, davalı taraf ticari defterlerini dosyaya sunmadığı gibi dava konusu çek ve ödeme karşılığında malların teslim edildiğine yönelik ispata yarar delil ibraz etmediği, malların teslimi yönünden ispat yükünün davalı tarafta olduğu düzenlenen uzman bilirkişi raporundaki alacağın varlığı yönünden tespitler mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davanın kabulü ile, 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 67.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 02/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçeleri ile; " Davanın KABULÜ ile 1-) 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 67.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 02/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme yapıldığı ve işbu eksik incelemeye binaen de verilen kararın kesinlikle hukuka aykırı olduğunun anlaşılacağını ve verilen kararın bozulması gerektiğini, Müvekkilin, davayı takip etmesi için avukata vekalet verdiğini, ancak avukat tarafından davanın hiçbir şekilde takip edilmediğini, Müvekkil ...' ın, ekte sunulan vekaletname örneğinden de anlaşılacağı üzere İstanbul Barosuna kayıtlı ... isimli avukata 11.09.2019 tarihinde vekalet verdiğini (EK-2), işbu vekaletnameye binaen müvekkilin hakkında İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan davayı takip etmesi için yukarıda bahsi geçen avukata 1.750,00 TL avukatlık ücreti de ödediğini (EK-3), hal bu iken mevcut ilk derece yargılama dosyası kapsamında Ön İnceleme Duruşma Tutanağında "Davalı vekili beyanında; biz dosyayı yeni aldık, vekaletnameyi sunmak üzere süre talep ediyoruz, ayrıca müvekkilin beyanına göre dava dilekçesi kendisine 15.01.2020 tarihinde ulaşmıştır, bu nedenle cevap süresi verilmesini talep ediyoruz, ön inceleme duruşmasının da ertelenmesini talep ediyoruz,..." şeklindeki beyanlar doğrultusunda avukatın vekalet sunmak için süre istediğini, ancak süresi içerisinde vekalet sunmadığını ve davayı takip etmediğini, bunlara ek olarak müvekkilin davaya konu malın teslim yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair belgeler ile birlikte yine bu konuya ilişkin olarak tanık isimlerini de mahkemeye sunulması amacı ile avukata teslim ettiğini, ancak yukarıda açıklandığı üzere avukatın, müvekkilden aldığı hiçbir delili mahkeme dosyasına sunmadığını, müvekkilin ise avukatı olduğu güveni ile hareket ettiğini ve kendi başına hiçbir işlem yapmadığını, zaten avukata vekalet verme amacının da davayı kendisinin değil avukat aracılığı ile yürütmek olduğunu, müvekkilin dava dosyasına sunulmak üzere avukata verdiği tüm bilgi, belge, dekont ve tanıkların, aşağıdaki bentlerde ayrıntılı olarak yer verileceği için burada ayrıca değinilmeyeceğini, müvekkilin sonradan öğrendiği üzere avukatın davayı takip etmemesinin nedeninin covid 19 salgın hastalığı nedeniyle vefat etmesi olduğunu, işbu hususta yukarıda bahsi geçen avukat hakkında nüfus müdürlüğüne yazı yazılarak vefat ettiğinin tespit edilmesi talepleri bulunmakta olduğunu,
Tüm Dünya'yı etkisi altına alan Covid-19 salgın hastalığı dolayısıyla bu süreçte yargılama faaliyetlerinin de sekteye uğradığını, avukat ile temsil olunan davalarda davacı ve davalı asillerin uygulanan tedbirler kapsamında duruşma salonlarına alınamadığını, tüm bu önlemler dolayısıyla davasını avukat ile temsil ettiren müvekkilin bu süreçte ayrıca kendisi tarafından dosya takibi de yapılmasına izin verilmediğinden yaşanan bu durumun mücbir sebep nedenleri kapsamında değerlendirilesi ve istinaf aşaması itibariyle sunacakları istinaf dilekçesinin ve delillerin kabulü gerektiğini, Mücbir sebebin, hukukta görevin, taahhüdün ve sorumluluğun yerine getirilmesine engel teşkil edebilecek nitelikte bulunan ölüm, iflas, hastalık, tutukluluk, afet ve buna benzer haller olduğunu, bu hususun da mücbir sebep olarak değerlendirilmesini talep ettiklerini, Hiç kimsenin elinde olmayan sebepler dolayısıyla hak kaybına uğramaması gerektiğini, taraflar arasındaki bu dengeyi gözetme görevinin ise yargı ile ile yerine getirilmesi gerektiğini, Müvekkilin ticari defterlerinde herhangi bir inceleme yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından, ön inceleme duruşma tutanağındaki (10) nolu bent uyarınca davacı ve davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılmasına karar verildiğini, ancak davalı müvekkilin vergi dairesinden herhangi bir cevap gelmediğini, Bunun üzerine ikinci celsede tarafların defter ve kayıtlarının bilirkişi marifeti ile incelenmesinin uygun görüldüğünü ve duruşma tutanağında yer aldığı üzere "incelemenin mahkememiz kaleminde 18.09.2020 günü saat 14:30 da yapılmasına, HMK 222.maddesi gereğince, taraflara davaya ilişkili dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını belirlenen inceleme gününde mahkememiz kaleminde hazır bulundurması için süre verilmesine, taraflarca defter ve kayıtlar sunulmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ve defter ve kayıtların sunulması hususunun hazır bulunan taraflara tefhim, hazır bulunmayan taraflara zaptın tebliği ile ihtarına" şeklinde karar verildiğini, İlk derece mahkemesi tarafından müvekkilin kayıt ve defterlerinde herhangi bir inceleme yapılmamasının hatalı olup hem teslim yükümlülüğünü yerine getiren müvekkili zor durumda bırakmakta olduğunu, hem de maddi hukuktan kaynaklanan hakların yerine getirilmesini engellemekte olduğunu, Müvekkilin, uyuşmazlığa konu malları davacıya teslim ettiğine dair somut belgeler ve tanık delili mevcut olduğunu, işbu delillerin kesinlikle yargılamayı uzatma amacı gütmemekte ve uyuşmazlığın esası hakkında olup davanın seyrinde köklü değişikliğe yol açacak nitelikte olduğunu, bahse konu deliller istinaf incelemesinde değerlendirildiği takdirde müvekkilin, kötü niyetli davacıya teslim yükümlülüğünü yerine getirdiğinin anlaşılacağını, anılan tüm bu deliller değerlendirilmeden hüküm kurulmasının sözleşme yükümlülüklerine ifa eden müvekkili zor duruma sokacağını, davacı açısından sebepsiz zenginleşme yaratarak zaten almış olduğu malların üzerine bir de bu malların para karşılığı değerini edinerek haksız kazanç elde etmiş olacağını, bunun üzerine müvekkilin önceki avukatına vermiş olduğu ancak avukatın mahkemeye sunamadığı delillerin, tanık delili, kantar memurunun da imzası bulunan kantar fişleri ve kömürün taşındığı aracın plakası, döküm tarihi, saati ve yeri yazan Genel Bilgi Dökümü olup bahse konu delillerin işbu dilekçe ekinde sunulduğu üzere incelenerek hükme esas alınmasının hukuksal düzenin korunarak hukuksal barışın sağlanmasına ve hukuki güvenliğin temin edilmesine katkı sağlamış olacağını, Anılan tüm bu nedenlerle " (3) İlk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller bölge adliye mahkemesince incelenebilir. " şeklindeki HMK madde 357/3 uyarınca müvekkilin tüm yükümlülüklerini yerine getirerek ilk derece yargılamasını bir avukat aracılığı ile yapmış olması ve tüm delillerini mahkemeye sunması için avukata vermiş olması ancak bahse konu avukatın ise hiçbir delili mahkemeye sunmaması, davayı takip etmemesi ve bunun nedeninin ise avukatın covid 19 salgın hastalığı nedeniyle vefat etmesi durumlarının, mücbir sebep olarak değerlendirilmesi ve işbu istinaf başvuru dilekçesinde sundukları delillerin değerlendirilmesi gerektiğini, Konu ile ilgili olarak ayrıca; ...Davalının, davaya cevap vermemiş olması, ön incelemede uyuşmazlık konularının belirlenmesinden sonra bu konulara ilişkin delil gösterme ve sunma hakkını ortadan kaldırmaz. Davaya süresinde cevap vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır. (HMK.md.128) Durum böyle olmakla birlikte, SÜRESİNDE DAVAYA CEVAP VERMEYEN DAVALI, DİĞER TARAFIN KUSURLU OLDUĞUNA YÖNELİK BİR VAKIA İLERİ SÜREMEZ İSE DE, KÖTÜYE KULLANILMADIKÇA ONUN İLERİ SÜRDÜĞÜ VAKIALARI ÇÜRÜTMEYE YÖNELİK DELİL BİLDİREBİLİR. Bu bakımdan davalıya açıklanan çerçevede kanunda belirtilen süre içinde olmak şartıyla delil gösterme hakkı tanınmalıdır. Aksinin kabulü, cevap süresini bir kez kaçırmış veya davaya süresinde cevap vermemiş olan davalıya savunmasını ispat etme hakkını tanımamak olur. Bu ise usul hukukunun vazgeçilmez bir ilkesi olan "hukuki dinlenilme hakkını" (HMK.md.27) ortadan kaldırır. Öyleyse, davalıya yukarıda belirtilen çerçevede delil göstermesi için süre verilmesi, gösterdiği taktirde delillerin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır... (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2013/5480 E. 2013/18157 K. Sayılı Kararı.) Yukarıda anıldığı üzere mücbir sebep dolayısı ile ilk derece mahkemesinde sunulamayan ancak uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek önemli ölçüdeki delillere göre; Kömürköy Muhtarlığı nezdinde tanzim edilmiş olan ve kantar memurunun ıslak imzasının bulunduğu, soğuk damgalı KANTAR FİŞLERİ (EK-4) incelendiğinde görüleceği üzere 23.07. - 26.07. - 29.07. - 30.07. - 01.08. - 02.08. - 03.08. - 04.08. 2019 tarihlerinde ... tarafından ...'a 17440 kg kömürün 34 BV 2756 plakalı araç ile teslim edilmiş olduğunu, Döküm tarihi 10.09.2019 ve döküm saati 11:31 olan GENEL BİLGİ DÖKÜMÜ (EK-5) incelendiğinde görüleceği üzere, ...'a 13300 kg kömür teslimi yapıldığını ve başka bir genel bilgi dökümü incelendiğinde ise yine müvekkil ... tarafından ... isimli şahsa 18680 kg kömür teslimi yapıldığını, bahse konu kömür dökümünün yapıldığı araç plakalarının sırasıyla ... olup iş bu araçların şoförlerinin isimlerinin ise Genel Bilgi Dökümünde yazmakta olduğunu, İşbu istinaf başvuru dilekçesinde sunulan kantar fişleri ve Genel Bilgi Dökümü uyarınca davalı müvekkil tarafından söz konusu teslim yükümlülüğüün yerine getirilip getirilmediğinin bilirkişi marifeti ile tespit edilmesini, ayrıca bahse konu delillerde yer alan müvekkilin davacı yana teslim ettiği toplam kömür miktarının davacı yanın ödediğini iddia ettiği miktarla eş değer olup olmadığının bilirkişi marifeti ile tespit edilmesini talep ettiklerini, Davacı yanın yapmış olduğu parça parça ödemelerin bile müvekkilin teslim yükümlülüğünü yerine getirdiğine karine teşkil etmekte olduğunu, Davacı yanın, dava dilekçesinde banka aracılığı ile müvekkilin hesabına kısım kısım ödemeler yapıldığını iddia ettiğini ve bu durumun bilirkişice davacı yanın cari hesap kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda ispatlanmış olduğunu, davacı yanın yapmış olduğu ödemelerin sırası ile 05.08.2019 tarihinde sırasıyla saat 09:41'de 11.000,00 TL, saat 13:05'de 7.000,00 TL, devamında ise 09.12.2019 tarihinde 50.000,00 TL (...2746 seri nolu çekin takastan ödenmesine ait) şeklinde olduğunu, işbu dilekçe ekinde sunulan kantar fişlerinden anlaşılacağı üzere ödeme tarihi ile kantar fişlerinde ve Genel Bilgi Dökümünde yazan tarihlerin uyuştuğu ve müvekkilin teslim yükümlülüğünü yerine getirdiği hususunun açıkça anlaşılacağını, - 01.08.2019 tarihli 1740 kg kömür, - 01.08.2019 tarihli 1700 kg kömür, - 02.08.2019 tarihli 1640 kg kömür, - 03.08.2019 tarihli 1620 kg kömür, - 04.08.2019 tarihli 1720 kg kömür, - 04.08.2019 tarihli 1760 kg kömürün, alıcının ..., göndericinin ise müvekkil ... olduğu bilgilerini içeren kantar fişleri de ödeme tarihleri ile örtüştüğünden davacının iddialarının asılsız olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, kantar fişleri üzerinde yer alan kantar memuru ve Kömürköy Muhtarlığı' nın ilgili kişilerin isim- soyisim, TC ve adres bilgileri bilinmediğinden ötürü bu bilgilerin tespit edilerek tanık olarak dinlenmesinin talep olunduğunu, Ayrıca bir tacirin ödemiş olduğu paranın akabinde veyahut öncesinde herhangi bir mal teslim almamış olmasının, ancak buna rağmen farklı tarihlerde ve saatlerde yine aynı kişiye yüklü miktarlarda ödeme yapmaya ve çek düzenlemeye devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Yukarıda anılan tüm nedenlerle; ilk derece mahkemesinde görülmüş olan davaya ilişkin olarak, müvekkilin, bahse konu yargılamayı avukat aracılığı ile takip etmek istediğini ve buna binaen de İstanbul Barosuna kayıtlı ... isimli avukata 11.09.2019 tarihinde vekalet verdiğini, işbu vekalete binaen de elindeki tüm delilleri ve tanık listesini avukata verdiğini, ancak avukatın ise yargılama sırasında covid 19 salgın hastalığı sebebiyle vefat ettiğinden ötürü hiçbir delili sunamadığını ve davayı takip edemediğini, müvekkilin ise avukatın vefat ettiğini gerekçeli kararın kendisine tebliğ edildiği zaman davanın hiçbir şekilde takip edilmemesinden ötürü öğrendiğini, müvekkilin uyuşmazlığa konu malları teslim ettiğine dair somut belgeler mevcut olup işbu başvuru dilekçesinde sunulduğunu, bahse konu delillerin kesinlikle yargılamayı uzatma amacı gütmemekte olduğunu, kesinlikle kötü niyetli olarak sonradan sunulmamakta olduğunu, işbu delillerin uyuşmazlığın esasına ilişkin olup davanın seyrinde köklü değişiklik oluşturacak nitelikte olduğunu, ayrıca bu delillerin ilk derece yargılaması esnasında sunulamamasının nedeninin ise avukatın yargılama esnasında vefat etmesi olup işbu durumun ise HMK madde 357/3 hükmüne göre mücbir sebep olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Türk hukuk sisteminde mücbir sebebin, genelde öngörülemeyen ve sözleşme kapsamında tarafların sahip olduğu yükümlülüklere ve taahhütlere uymaya engel teşkil edebilecek durumları ifade etmekte olup ölümün de bu sebeplerden bir tanesi olduğunu, anılan bu nedenlerle sundukları delillerin istinaf incelemesinde kabul edilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan ve re'sen araştırılacak nedenlerle; - İstinaf başvuru dilekçelerinin kabulü ile, - İstanbul 20. Asliye Mahkemesi'nin 15.06.2021 tarih ve 2019/1181 E. 2021/493 K. sayılı kararının kaldırılarak istinaf incelemesinde hüküm kurulmasını, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalıya ödenen bedel ve verilen çek karşılığındaki miktarda kömürün teslim edilmediği iddiası ile sebepsiz olarak zenginleştiği bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında kömür alım satımına ilişkin sözlü olarak sözleşme akdedildiğine ve davacı tarafından davalıya dava konusu banka ile nakit olarak yapılan ödemenin ve verilen çekin davalı tarafından teslim edilecek kömür karşılığında olduğuna dair bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafından ödenen bedel ve verilen çek karşılığında davalının davacıya kömür teslim edip etmediği hususlarındadır. Mahkemece dava dilekçesi, tensip zaptı ve tevzi formu ekli ön inceleme duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin davalı asil adına tebliğe çıkarıldığı ve davalı asile bizzat 18/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı asilin süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, delillerini bildirmediği ve delillerini sunmadığı, ön inceleme duruşmasına davalıyı vekaleten vekilinin katıldığı, ancak sehven vekilinin isminin yazılmadığı, davalı vekili tarafından "Biz dosyayı yeni aldık, vekaletnameyi sunmak üzere süre talep ediyoruz, ayrıca müvekkilin beyanına göre dava dilekçesi kendisine 15/01/2020 tarihinde ulaşmıştır, bu nedenle cevap süresi verilmesini talep ediyoruz, ön inceleme duruşmasının da ertelenmesini talep ediyoruz, taraflar arasında bu aşamada sulh olma imkanı bulunmamaktadır. müvekkilimizin elinde malın teslim edildiğine dair fiş ve makbuzlar bulunmaktadır, ve bu konuda tanıklar da mevcuttur, davanın reddini talep ediyoruz." şeklinde beyanda ve talepte bulunulduğu, ön inceleme duruşma tutanağının davalı vekili tarafından el yazısı ile ismi yazılmak suretiyle imzalandığı, davalı vekili olarak okunduğu kadarıyla Av. ... isminin yazıldığı, Mahkemece davalı vekiline usul ve yasaya uygun vekaletnamesini iki haftalık kesin süre içerisinde sunması, aksi takdirde davetiyelerin davalı asile yapılacağının ihtar edildiği, davalı vekilinin cevap verme süresi verilmesi ve ön inceleme duruşmasının ertelenmesi talebinin cevap verme süresi dolduğundan reddine karar verildiği, ön inceleme duruşmasına katılan ve vekaletname sunmak için süre isteyen avukat tarafından veya davalı vekilinin vekalet verildiği belirtilen avukat tarafından süresi içerisinde dosyaya vekaletname sunulmadığı, ön inceleme duruşmasından sonraki 28/04/2020 tarihli duruşmanın covid-19 salgını nedeniyle ertelendiği ve duruşmanın 14/07/2020 tarihine bırakıldığı, buna ilişkin ara kararın ve ertelenen duruşma gün ve saatinin 13/05/2020 tarihinde davalı asile usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, yine duruşma tutanağı ekli defter inceleme gün ve saatini bildirir defter ve belgelerin ibrazını içerir meşruhatlı davetiyenin davalı asile usulüne uygun olarak 05/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından defter ve belge inceleme günü olan 18/09/2020 tarihinde defter ve belgelerin sunulmadığı ve yerinde inceleme talebinde bulunulmadığı, bilirkişi kök raporu ekli duruşma gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiyenin davalı asile 18/11/2020 tarihinde, bilirkişi ek raporu ekli duruşma gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiyenin davalı asile 27/01/2021 tarihinde, ıslah dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin davalı asile 10/02/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının herhangi bir vekili tarafından dosyaya vekaletname sunulmadığından Mahkemece dosya kapsamında tebliğ edilmesi gereken tüm belgelerin, raporların, ara kararların, duruşma tutanaklarının ve duruşma gün ve saatinin davalı asile tebliğ edildiği ve yargılamanın her aşamasından haberdar edildiği ve savunma hakkının verildiği, buna rağmen davalı asilin yazılı veya sözlü olarak yargılamanın hiç bir aşamasına katılmadığı, defter ve belgelerini ihtara rağmen incelemeye ibraz etmediği, davalının vekaletname verdiği ancak vekil tarafından vekaletnamenin dosyaya sunulmadığı belirtilen vekil ...'ın uyap ortamından eklenmek suretiyle incelenen nüfus kaydında Mahkeme karar tarihinden sonra 31/08/2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla bu durumun mücbir sebep olmasının mümkün olmadığı gibi vekilin görevini yapmadığı iddiasının da Mahkemeye karşı ileri sürülemeyeceği, bu durumun vekil ile müvekkil arasındaki vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirileceği, HMK'nın 357/1 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği ve yeni delile dayanılamayacağı, ayrıca davanın değeri itibariyle malların teslimi olgusunun tanık ile ispatının yasal olarak mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlerdeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.645,08 TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.161,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.483,81 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01