İstanbul BAM 13. HD 2024/476 E. 2024/594 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/476
2024/594
28 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/476 Esas
KARAR NO: 2024/594 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/550 Esas - 2024/43 Karar
TARİH: 22/01/2024
DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... (eski ... ) esas sayılı icra dosyası ile müvekkili hakkında takip başlattığını, davalı tarafından takipte talep edilen faiz tutarının fahiş olduğunu, taraflarından kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle kanuna uygun faiz oranının tespitinin gerektiğini, davalı tarafça takip talebinde talep edilen temerrüt faizinin kanuna aykırı olduğunu, bu aykırılığın giderilmesi ve uyuşmazlıkta ve kanuna uygun faiz oranının tespitinin gerektiğini, benzer bir davalarında İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/355 esas 2018/565 karar, 25/04/2018 tarihli kararında davanın görev nedeni ile HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2018/1549 esas, 2018/129 Karar, 25/10/2018 tarihli kararı ile istinaf başvurularının kabulüne karar verildiği, İstanbul 4 ATM kararının kaldırıldığını, ayrıca işbu dava ile tarafları aynı ve sonuçları birbirlerini etkileyecek olan bir davanın işbu davadan da önceki bir tarihte işbu davanın davalısı tarafından taraflarına karşı İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 esas sayılı dosyası ile açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, HMK usul ekonomisi kuralları gereğince, birbirleri ile bağlantılı, sonuçları birbirlerini etkileyecek ve tarafları da aynı olan işbu dosyanın o dava dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini, dava sırasında yapacakları açıklamalar ve gösterecekleri delillerin de taraflarının haklılıklarını ortaya koyacağını, bu durumda öncelikle icra takibinin tedbiren durdurulması ve yapılacak inceleme sonrasında kanuna uygun faiz oranının tespiti için işbu davayı açmaları gerektiğini, arz olunan ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle öncelikle başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin tedbiren durdurulmasına, birleştirme kararı verilmesine ve işbu dava dosyası ile daha önce açılan tarafları ve konusu aynı olan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 esas sayılı dava dosyasının birleştirilmesine, yargılamanın o dosya üzerinden yürütülmesine, davalı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından talep edilen hukuka aykırı faizin kaldırılarak, kanuna uygun faiz oranının tespitinin yapılmasına ve yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, Davacı/borçlu Şirket tarafından, Alacaklı/Müvekkili şirket aleyhine açılan faiz oranının tespitine dair bu davanın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkili ... firması ile davalı/borçlu ... Firması arasındaki ticari ilişki kapsamında, davalı/borçlu şirkete kâğıt ürünleri satımı yapıldığını ancak satış bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas (Eski Esas: ... Esas) sayılı dosyası üzerinden, 17.10.2017 tarihinde genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, borçlu/davacı şirketin işbu takibe itiraz ettiğini ve itirazın İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/1166 Esas – 2020/762 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini yani müvekkili şirketin alacağının varlığının kesinleşmediğini davacı/borçlunun, 6.000,00-TL üzerinden işbu davayı açmış olduğunu, borçlu olmadığını iddia ettiği faiz miktarı üzerinden harcı yatırmak zorunda olduğunu, bu konuda karşı tarafa kesin süre verilmesi, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirketin faize itirazı, itirazın iptali davasında tartışıldığını, borçlu/davacı şirketin, İstanbul .... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen takibe itiraz ettiğini bu itirazında takibe konu anaparaya itiraz ettiği gibi faize de itiraz ettiğini, borçlunun anapara ve faize olan itirazının iptalini teminen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada yerel mahkemece icra takibine konu asıl alacak için itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD ve EURO mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi uygulama suretiyle takibin devamına karar verildiğini, davacının bu davayı açmasındaki amacın yargılamayı uzatmaya yönelik ve kötü niyetli olduğunu, bu kötü niyetin de hukuk tarafından korunmaması gerektiğini, takip talebi ile talep edilen faiz miktarının kanuna uygun olduğunu, zira taraflar arasındaki borcun kaynağının ticari ilişki olduğunu ve davacının TBK md 117/2 gereği temerrüde düştüğünü, tarafların, borcun geri ödenmesi için 17/04/2017 tarihinde protokol imzalandığını ve borçlu/davacı şirketin bu protokol ile müvekkili şirkete olan borcunu kabul ettiğini, akdedilen protokol kapsamında borcun hangi günlerde ifa edileceği borçlu ile birlikte belirlendiğinden ayrıca bir ihtarname keşidesine veya temerrüt ihtarına gerek olmadığını, belirlenen günün geçmesi ile davalı/borçlu mütemerrit olduğunu, bu sebeple uygulanması gereken faiz oranının ticari temerrüt faiz oranı olduğunu, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/01/2024 tarih 2020/550 Esas 2024/43 Karar sayılı kararında;"Dava, İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas (eski esas ...) takip dosyasında talip edilen faizin fahiş olması sebebiyle, talep edilmesi gereken doğru faiz miktarının tespiti istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki aynı takibe ilişkin İstanbul 9. ATM’nin 2017/1166 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, borçlunun talep edilen faizin fahiş olduğu gerekçesiyle faize de itiraz ettiği görülmüştür. Kesinleşen mahkeme kararında alacaklının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı ve takip sonrası işleyecek faiz oranının tespit edildiği sonucuna varıldığı anlaşılmıştır. İstanbul 9. ATM’nin 2017/1166 Esas sayılı dosyasının 19/11/2020 tarihinde karara çıktığı, işbu dosyanın 04/11/2020 tarihinde açıldığı ve İstanbul 9. ATM’den işbu dosyanın bekletici mesele yapılmasının talep edildiği, ancak mahkemenin bu talebi kabul etmediği görülmüştür. İtirazın iptali davaları icra hukukuna özgü bir dava tipi olmakla, asıl olarak alacak davasına ilişkin kuralların uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla itirazın iptali davası sonucunda verilen hüküm, alacağın varlığı ve miktarı ile takip şartları hususunda tespit niteliği de taşımaktadır. Somut olayda da İstanbul 9. ATM’nin 2017/1166 Esas sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen karar ile takip öncesi işlemiş faiz ile takip sonrası işlemiş faiz hakkında inceleme yapılıp, ihtilaf çözüldüğünden işbu tespit davasında davacının hukuki menfaati bulunmamaktadır. Zira 9. ATM’nin hükmü ile işbu dava da konusuz kalmıştır. Hukuki yarara ilişkin davacı vekilinin örnek olarak belirttiği dosyanın incelenmesinde, aynı takibe ilişkin açılan bir itirazın iptali davasının bulunmadığı; dolayısıyla dava şartlarının benzerlik göstermediği kanaatine varılmıştır. Hukuki yarar, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır. Burada benimsenen hukuki yarar, davacının sübjektif hakkına hukuki koruma sağlanması için mahkemeye başvurmasında hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gereğidir. Yani hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç durumda olmalıdır. Somut olayda işbu davadan önce davalı alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasında takip öncesi ve takip sonrası işlemiş faiz hususunun tartışılıp değerlendirilmesi ile bu hususta karar verilerek takip şartlarının tespit edilmesi karşısında, davacı borçlunun ayrıca bir tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır.Yukarıda açıklanan sebeplerle, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı noksanlığından reddine karar verilmiş, davanın 6.000 TL değer üzerinden kısmi olarak açıldığı anlaşılmakla yargılama giderleri hususunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur ..."gerekçesi ile, Davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, kesin olarak karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından 29/01/2024 tarihinde sunulan hükmün tamamlanması dilekçesi ile; dava dilekçesi ile dosyanın İstanbul (9).Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 E. sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesinin talep edildiğini ancak bu talep kabul görmediği gibi, gerekçeli kararda bu konudan hiç bahis edilmediğini ve herhangi bir açıklama yapılmadığını belirterek talepleri hakkında HMK. Madde 305/A-(1) gereğince ek karar verilmesini ve hükmün tamamlanmasını talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 05/02/2024 Tarih ve 2020/550 Esas - 2024/43 Karar sayılı ek kararı ile;"Somut olayda davacı vekili hükmün tamamlanması yolu ile karar verilen dosyada İstanbul 9. ATM’nin 2017/1166 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesini ya da dosyanın birleştirilmesine karar verilmesini talep etmektedir. Karar verilen bir dosyada mahkemenin kendiliğinden hükmünü kaldırarak yargılamaya devam etmesi mümkün olmamakla birlikte, kararın HMK md. 166 uyarınca birleştirme olarak değiştirilmesi de HMK md. 305/A uyarınca mümkün değildir. Açıklanan gerekçelerle davacının talebinin HMK md. 305/A şartlarına uygun olmadığından reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile,Davacı vekilinin hükmün tamamlanması talebinin REDDİNE, karar verilmiş ve gerekçeli karar ve ek karar davacı vekiline 10/02/2024 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı vekili tarafından ek karara ve gerekçeli karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, 12.11.2020 tarihli dilekçe ile dosyanın İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 E. sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi talep edildiğini ancak bu talebin kabul görmediği gibi, gerekçeli kararda bu konudan hiç bahis edilmediğini ve herhangi bir açıklama yapılmadığını, Gerekçe de yer alan " Somut olayda da İstanbul 9. ATM’nin 2017/1166 Esas sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen karar ile takip öncesi işlemiş faiz ile takip sonrası işlemiş faiz hakkında inceleme yapılıp, ihtilaf çözüldüğünden işbu tespit davasında davacının hukuki menfaati bulunmamaktadır. Zira 9. ATM’nin hükmü ile işbu dava da konusuz kalmıştır. " şeklindeki ifade ve değerlendirme kararın verildiği tarihte geçerli olan hukuki durumu yansıtmadığını, yerel mahkemenin fiili duruma uymayan yanılgılı bir değerlendirme yaptığını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 E. sayılı itirazın iptaline ilişkin dava dosyası ile ilgili olarak yapılan başvuru sonucunda, dava yeniden görülmeye başlandığını, derdest olduğunu, bu durumda yapılması gereken, öncelikle dosyanın celbi ile, inceleme sonucunda o davanın kesinleşmesini beklemek veya işbu dosyayı o dava ile birleştirmek olduğunu,Yerel mahkemenin ek gerekçeli kararı T.C. Anayasası’nın 141. maddesinin amacına ve 6100 SAYILI Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olmadığını, mahkeme ek gerekçeli kararında da, gerekçeli kararda olduğu üzere, iddia ve savunmaların tartışılmadığını,T.C. YARGITAY 9. Hukuk Dairesi 2017/16627 E. , 2020/10907 K;"Gerekçe: Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’nın 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. HMK.’nın 297. maddesinde de verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.Somut olayda Mahkemenin gerekçeli kararında fesih tartışılmamış,alacak kalemlerinin kabulüne yönelik soyut beyanlar sarfedilmiş, gerekçe olarak da“Toplanan deliller, taraf ve tanık beyanları, dosyamız arasına celp edilen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava işçi alacaklarına ilişkin olup, davacının davalıya ait iş yerinde yıkamacı olarak çalıştığı ve 25.08.2014 tarihinde işten ayrıldığı, işçi alacaklarının ödendiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı, son olarak 1.140,00 TL ücret aldığı, fazla çalışmalarının bulunduğu, yine ulusal bayramlarda ve tatil günlerinde de çalıştığı, konuya ilişkin alınan bilirkişi raporunda üç farklı tarih aralığı itibariyle hesaplama yapıldığı, 01.01.2002 ve 25.08.2014 tarihleri arası çalışmasına ilişkin yapmış olduğu hesaplamaya göre davacı tarafınca ıslah edildiği, Alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli denetime uygun kabul edilerek rapora iştirak edilerek davacının davalının yanında 01.01.2002 ila 25.08.2014 tarihleri arasında çalıştığı bu dönemlere ilişkin yapılan hesaplama sonucu belirlenen işçi alacaklarına ilişkin davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. “ şeklinde bir açıklama yazılmıştır.Mahkemenin gerekçeli kararı yukarıda içeriği belirtilen HMK.'nın 297. maddesine uygun değildir.Mahkemece davacının iddiaları kısaca açıklanmış ise de, taleplerin hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu ve miktarları belirtilmemiş, davalının savunmalarının ne olduğu yazılmamış, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller belirtilmemiş, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açıklanmamış, feshin neden haksız olduğuna ilişkin dosyaya özgü gerekçe oluşturulmadığı gibi hüküm altına alınan alacakların hesabına esas unsurlar (hizmet süresi, ücret, çalışma saatleri vb.) açıklanmamış, bu alacakların kabul sebepleri belirtilmemiştir.Kararın gerekçesi Mahkeme tarafından dosyaya özgü biçimde oluşturulmalıdır. Bilirkişi raporuna atıfta bulunularak gerekçe oluşturulamaz.Sonuç olarak Mahkemenin gerekçeli kararının T.C. Anayasası’nın 141. Maddesinin amacına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olmadığı anlaşıldığından bozulması gerekmiştir." Ek kararın bu nedenle de istinaf incelemesi sonunda kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, aksi halde HMK 353 1/b/2 gereğince gerekli incelemeler yapıldıktan, delillerimiz toplandıktan sonra esas hakkında yeniden karar verilerek davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı tarafından davacı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .. (eski ... ) esas sayılı icra dosyası ile talep edilen temerrüt faiz tutarının fahiş olduğunu belirterek kanuna uygun faiz oranının tesbit edilmesi istemine ilişkindir Mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, kesin olarak karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından 29/01/2024 tarihinde sunulan hükmün tamamlanması dilekçesi üzerine İlk Derece Mahkemesi 05/02/2024 Tarih ve 2020/550 Esas - 2024/43 Karar sayılı ek kararı ile; Davacı vekilinin hükmün tamamlanması talebinin reddine, karar verilmiş ve ek karara ve gerekçeli karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf sebebi incelendiğinde; Somut olayda davacı vekili hükmün tamamlanması yolu ile karar verilen dosyada İstanbul 9. ATM’nin 2017/1166 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesini ya da dosyanın birleştirilmesine karar verilmesini talep etmektedir. Karar verilen bir dosyada mahkemenin kendiliğinden hükmünü kaldırarak yargılamaya devam etmesi mümkün olmamakla birlikte, kararın HMK md. 166 uyarınca birleştirme olarak değiştirilmesi de HMK md. 305/A uyarınca mümkün değildir. Açıklanan gerekçelerle davacının talebinin HMK md. 305/A şartlarına uygun olmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen ek karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin asıl karara yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... (eski ... ) esas sayılı icra dosyası ile müvekkili hakkında takip başlattığını, davalı tarafından takipte talep edilen faiz tutarının fahiş olduğunu, taraflarından kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle kanuna uygun faiz oranının tespitinin gerektiğini, davalı tarafça takip talebinde talep edilen temerrüt faizinin kanuna aykırı olduğunu, bu aykırılığın giderilmesi ve uyuşmazlıkta ve kanuna uygun faiz oranının tespitinin gerektiğini, ayrıca işbu dava ile tarafları aynı ve sonuçları birbirlerini etkileyecek olan bir davanın işbu davadan da önceki bir tarihte işbu davanın davalısı tarafından taraflarına karşı İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 esas sayılı dosyası ile açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, HMK usul ekonomisi kuralları gereğince, birbirleri ile bağlantılı, sonuçları birbirlerini etkileyecek ve tarafları da aynı olan işbu dosyanın o dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılamanın o dosya üzerinden yürütülmesine, davalı tarafça İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından talep edilen hukuka aykırı faizin kaldırılarak, kanuna uygun faiz oranının tespitinin yapılmasına ve yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafından davalıya karşı 04/11/2020 tarihinde dava değeri 6.000,00 TL. Gösterilerek kanuna uygun faiz oranının tespiti talebiyle menfi tespit davası açıldığı anlaşılmıştır.Kural olarak menfi tesbit davası kısmi olarak açılamaz. Davacı vekili dava dilekçesinde açılan davanın kısmi veya belirsiz alacak olarak açıldığı açıkça belirtilmese de, somut olayda davacı vekili takipte talep edilen faiz tutarının fahiş olduğu, taraflarından kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle kanuna uygun faiz oranının tespitinin gerektiğini, ileri sürerek menfi tesbit davası açtığı , işleyecek faiz oranı bakımından davanın maktu harca tabii olduğu ,işlemiş faiz isteği bakımından da belirlenecek faiz oranına göre hesaplanacak işlemiş faiz tutarından 6.000-TL faiz isteği bakımından taleple bağlı kalınarak kısmi olarak menfi tesbite ilişkin hüküm verilebilecektir.Davaya konu icra takibinde talep edilen temerrüt faizi miktarına göre HMK. 341/3 maddesi uyarınca kesinlik sınırının değerlendirilmesi gerektiği, icra dosyasında talep edilen temerrüt faiz miktarına göre davanın kesin nitelikte olmadığı tesbit edilmekle, mahkemece kanun yolunun yanlış gösterilmesi sonuca etkili olmadığından dairemizce davacı vekilinin esas karara yönelik istinaf sebepleri incelenmiştir.Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını bu davada cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir.Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbidir ve yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu bilgiler göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam etmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı HMK’nın 303. maddesi anlamında kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Takip dayanağı alacağın genel hükümler dairesinde tartışılarak mevcudiyeti sonucuna varan mahkeme itirazın iptali talebini kabul ettiğinde aynı dava konusu ile ilgili olarak borçlu menfi tespit isteyemeyeceği gibi, davanın reddi hâlinde de alacaklı aynı alacak için aynı dava sebebine dayanarak yeni bir alacak davası açamayacaktır. Gelinen aşamada,yapılan açıklamalar ışığında eldeki davaya konu icra takibi ve itirazın iptali davası süreci incelenmelidir.Somut olaya döndüğümüzde, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... (eski ... ) esas sayılı icra dosyası ile; Alacaklı ... tarafından borçlu ... Aleyhine 710.584,70 EURO + 1.354. 349,31 USD asıl alacak, 26.507,49 EURO + 62.129,89 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam: 737.092,19 EURO + 1.416. 479,20 USD (İİK 58/3 Mad uyarınca TL. Karşılığının 8.320.683,84 TL. ) alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe borçlunun itirazı üzerine alacaklı tarafından İstanbul 9 ATM.'nin 2017/1166 Esas sayılı dosyası ile 29/12/2017 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı, İstanbul 9 ATM. Tarafından yapılan yargılama sonucu 19/11/2020 Tarih ve 2017/1166 Esas - 2020/762 Karar sayılı kararı ile; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalının İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 710.584,70 EURO ve 1.354.349,31 USD asıl alacak için yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli USD ve EURO mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi (USD için USD faizi, EURO için EURO faizi )uygulamak sureti ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 14 HD.'nin 08.04.2021 tarih ve 2021/206 Esas - 2021/450 Karar sayılı kararı ile; A-Davalı vekilinin 22.01.2021 tarihli ek kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, Davacı vekilinin katılma katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2.maddesi uyarınca usulden reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD.'nin 12.12.2022 tarih ve 2021/4974 Esas - 2022/8942 Karar sayılı kararı ile; Davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, karar verildiği anlaşılmıştır.Hukuki yarar dava şartı olup Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK. m.115/1-2). Somut olayda işbu davadan önce davalı alacaklı tarafından davacı/borçluya karşı açılan itirazın iptali davasında, alacağının varlığı ve borçlu/davacı şirketin faize itirazı, tartışılıp kesinleştiğinden menfi tespit davasında yeniden tartışılamayacağı aşikardır. Dolayısı ile artık borçlunun menfi tespit davası açmasında hukuki yararı kalmamıştır. Bu tesbitler doğrultusunda İDM tarafından hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine yönelik verilen karar usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin 05/02/2024 Tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun ve 22/01/2024 tarihli gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunun HMK. 3531-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin 05/02/2024 Tarihli ek karara ve 22/01/2024 tarihli gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01