İstanbul BAM 13. HD 2021/2336 E. 2024/586 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2336
2024/586
28 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2336 Esas
KARAR NO: 2024/586 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2019/257 Esas - 2021/427 Karar
TARİH: 27/05/2021
DAVA: Alacak
KARAR TARİHİ: 28/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesi ile, müvekkillerinin babası merhum ...' in, ... Bankası A.Ş'nin Şehremini Şubesi'nde 19/03/1985 tarhinde hesap açtığını, müteveffa ... ' in hesabında bulunan parayla ... Bankası aracılığıyla 1985 yılında ihraç edilen menkul kıymetlerden, Boğaziçi Köprüsü Hisse Senedi, Keban Barajı Hisse Senedi ve Atatürk Barajı Hisse Senetleri olmak üzere menkul kıymet satın aldığını, müvekkillerinin babası ... ' in 03/02/1987 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilerinin İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne mirasçılık belgesi verilmesi için başvurduğunu, İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2013/136 Esas- 2013/103 Karar sayılı kararıyla müvekkillerinin, merhum ...'in mirasçısı olduğunu tespit ettiğini, müvekkillerinin ... ve kardeşleri tarafından, babası ...'in vefatı sonrası, söz konusu menkul kıymetlerin akıbetini araştırmak ve karşılığının mirasçılara ödenmesi için lağvedilmiş Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'na, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na, davalı ... Bankası'na dilekçeyle başvurduğunu, davalı ... Bankası' nın söz konusu hakların zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile ilgili devlet kurumlarına devredildiğini belirtmiş olup, Hazine Müsteşarlığı ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu vermiş oldukları cevaplarda ilgili alacakların zamanaşımına uğradığını, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise kendilerinde herhangi bir kayıt olmadığı bilgisini verdiklerini, elde bulunan mevcut evrak ve belgelere göre; davalı ... Bankası' nın, merhum ...'in külli halefi olan müvekkilleri ... ve kardeşlerinin anayasal nitelikteki birçok hakkını ihlal ettiklerini belirterek Anayasa, kanun ve yönetmelikten doğan prosedürleri uygulamayarak müvekkillerine ait hakları devreden ve bu kapsamda müvekkillerinin anayasal hakları olan mülkiyet ve miras hakkını hukuka aykırı olarak ihlal eden davalı ... Bankası' nın tazminat hukuku kapsamında sorumluluk sahibi olduğunu belirterek davalarının kabulü ile müvekkillerinin davalı nezdindeki menkul kıymet, alacak ile diğer haklarının tespitine, müvekkillerinin zararının güncel değerinin bilirkişi marifetiyle tespitini, tespit edilen hakların müvekkillerine (hakkın) doğduğu tarihten geçerli olmak üzere en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte iadesine, bedelin müvekkillerine ödenmesine ve tazminine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacıların, mirasçısı oldukları ...'in müvekkili Banka Şehremini Şubesinde 19.03.1985 tarihinde hesap açtığını ve aynı sene müvekkili Banka aracılığıyla Boğaziçi Köprüsü hisse senedi, Keban Barajı hisse senedi ve Atatürk Barajı hisse senetleri olmak üzere menkul kıymet satın aldığını iddia etmekte; müvekkili Bankaya ise söz konusu hisselerin zamanaşımına uğramış olması nedeni ile maddi tazminat davası açtığının görüldüğünü, söz konusu dava ve taleplerin hukuka aykırı olup, haksız ve dayanaksız açılan davanın reddi gerektiğini, davacıların dilekçesinde belirtilen "hisse senedi" tabirinin gerçek olmadığını, davacıların dilekçelerinde bahsettikleri belgelerin; müvekkili Banka aracılığıyla 1985 yılında ihrac edilen Atatürk Barajı, Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali Gelir Ortaklı Senedi ve Boğaziçi Köprüsü Gelir Ortaklığı Senedi olarak adlandırıldığını, diğer bir ifade ile söz konusu kamu teşekküllerine ait hisse senedi olmayıp Gelir Ortaklığı Senedi olduğunu, Gelir ortaklığı senetlerinin tanımlarının Tasarrufların Teşviki Ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanun ve anılan kanun hükümlerine göre çıkartılan Kamu Ortaklığı Fonu Yönetmeliğinde ve ilgili düzenlemelerle yapılmış olup buna göre; - Söz konusu senetlerin köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekominikasyon sistemleri gibi tesislerinin, gelirlerine hakiki ve hükmi şahısların ortak olması için çıkarılacak senetler olarak tanımlanmış, bu senetlerin hamiline yazılı kıymetli evrak niteliğinde menkul kıymet olduğu, serbestçe alınıp satılabildiği ve "ana senet" ve buna bitişik "kuponlar"dan oluştuğunu, ana senette altyapı tesisinin adı, senedin itibari kıymeti, senedin süresi gibi hususların bulunması gerektiğini, kuponlarda ise buna ilaveten temsil ettiği yılın belirtildiğini, senetlerin bankalar, 2499 sayılı Kanuna göre aracılık yapmaya yetkili olan kurumlar ve İdarece belirlenecek kamu kurumları aracılığı ile satışa sunulduğunu, pay sahiplerinin belirtilen yıla ait kupon ile bankaya başvuruda bulunmasını halinde ve sadece o yıla ait bedel oranında ödeme alabileceğini, bankaların bu ödemeye aracılık ettiğini ve ödemenin esasen Fon tarafından yapıldığını, tedavülü mümkün olmayacak derecede yıpranmış veya bozulmuş olan gelir ortaklığı senetlerinin, esas münderecatı ve ayırdedici alametlerinin tereddütsüz belli olması şartıyla İdare tarafından yenileri ile değiştirileceği gibi hususları düzenlediğini, bu kapsamda; a- Gelir Ortaklığı Senetleri hisse senedi statüsünde olmayıp, anılan senetleri elinde bulunduranlara söz konusu yatırımlar üzerinde bir mülkiyet hakkı sağlamadığını, b- T.C. Başbakanlık Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığınca ihraç edilen Gelir Ortaklığı Senetleri ile çeşitli kamu müesseselerinin gelirleri, belirli bir tarihten itibaren, belirli bir vadeyle sınırlı olmak üzere Bankalar aracılığıyla satılmış olup Gelir payları, altışar aylık dönemlerde yine Bankalar aracılığıyla ödendiğini; her dönem ilgili kamu müesseselerinin dağıtılabilir gelirleri, hak sahiplerine “Gelir Ortaklığı Senet Kuponları”nın ibrazı karşılığında tediye edildiğini, c- Gelir Ortaklığı Senetlerini satın almak üzere bankalara gelen bir yatırımcının satışa aracılık eden banka nezdinde bir hesabı olmasına gerek bulunmamakta olup vezneye ilgili senet bedellerini ödeyen yatırımcıya söz konusu senetlerin fiziken teslim edildiğini, d- Gelir ortaklığı senetleri kaydî olmayıp fiziki kıymetler olduğunu ve bankalar tarafından yatırımcılara bu fiziki kıymetler için saklama hizmeti sunulmadığını, senet sahibi kişilerin, sahip oldukları gelir ortaklığı senetlerini vade içerisinde herhangi bir zaman bankaya ilan edilmiş fiyatlar üzerinden geri satmış veya kupon vadelerinde Gelir Ortaklığı davacıların dava açmakta menfaati bulunamadığını, davanın reddi gerektiğini, davacıların, mirasçıları oldukları müteveffa ...'in Boğaziçi Köprüsü hisse senedi, Keban Barajı hisse senedi ve Atatürk Barajı hisse senedi satın aldığını belirtmekte ise de, söz konusu menkul kıymetlerin yukarıda açıklandığı üzere Gelir Ortaklığı Senedi olduğundan ve hamiline basılı kıymetli evrak niteliğinde olan söz konusu senetlere ilişkin hakkın ileri sürülebilmesi için mutlaka senedin ibrazı gerektiğinden, hiç bir belge ve bilgi sunamayan davacıların dava açmakta menfaati olmadığını ve davanın reddi gerektiğini, esasen davacıların dilekçe ekinde yer verdikleri çeşitli kurumlarla yapılan yazışmalarla, müteveffaya ait gelir ortaklığı senedinin kayıtlarda bulunmadığının açıkça ortaya konulduğunu, söz konusu senetlerin kaydi olarak hiçbir kurum veya banka tarafından saklanılmadığından bu yönde cevap alınmış olmasının da son derece doğal olduğunu, söz konusu senetlerin hamiline yazılı kıymetli evrak olduklarını, bir kıymetli evraka dayalı hak iddiasında bulunan kimsenin söz konusu kıymetli evrakı ibraz etmesi ve söz konusu senetle ilgili olarak başından bu yana kendisinin hak sahibi olduğunun ispat etmesi gerektiği, davada davacıların iddialarına konu ettiği kıymetli evrakların asıllarını dosyaya ibraz etmediğinin görüldüğünü, davacıların davalarını "tazminat hukuku kapsamında sorumluluk" kapsamında açmış olup, bu yönde bir davanın açılabilmesi için zararın ispat edilmesi şartı arandığını, henüz senedin varlığını dahi ispat edemeyen davacıların, sözde zararlarını ispat edebilmesinin hiç bir şekli ile mümkün olamayacağının tartışmadan ari olduğundan davanın bu açıdan da reddi gerektiğini, davaya konu sözde senetlerin davacılar tarafından ibraz edilememiş olmasının yanı sıra, ibraz edilmiş olsalar dahi, senetlerin 1985 yılında çıkartılmış olduğunu ve en son 5 sene içerisinde (ilgili yılların kuponları ile birlikte) ibraz edilmeleri gerektiğini, bu tarihten sonraki ibrazın hiçbir hükmünün olmayacağını, vade tarihlerinin üstüne eklenecek 5 yıl ile birlikte en son olarak 1990 yılında ibraz edilmeleri gerektiğini, bu tarihin üzerinden ise 29 yıl geçmiş olduğu açıkken davacının davasının zamanaşımı nedeni ile davanın esasına girilmeksizin reddi gerektiğini, nitekim, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı' nın dava dilekçesi ekinde yer verilen ve davacıları muhatap yazılarda, "... Senetlerin de ödenmesi gerektiği tarihten itibaren faizinin 5, anaparasının ise 10 yıl sonra Hazine lehine zamanaşımına uğraması söz konusu olup" denilmek sureti ile senetlerinin zamanaşımlarının çok uzun yıllar önce tamamlandığının açıkça ifade edildiğini, davacıların bahsi geçen senetlerle ilgili müvekkili Bankadan daha önce de talepte bulunduğunu, kendilerine 30.10.2013 tarih, 5232 sayılı yazı ve Beşiktaş ... Noterliği aracılığı ile keşide edilen 02.03.2019 tarih, 6734 sayılı cevabi yazı ile de bilgi verildiğini, davacıların ilk cevap tarihi üzerinden 6 yıl geçtikten sonra tazminat talep etmelerinin de mümkün olamayacağını, huzurdaki tazminat taleplerinin Borçlar Kanunu ile öngörülen zamanaşımı sürelerinin çok sonrasında gerçekleştirildiğini ve davalarının bu yönüyle de reddedilmesi gerektiğini, nitekim benzer bir olayda İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/12/2018 tarih, 2016/473 Esas 2018/1213 Karar sayılı kararının emsal nitelikte olduğunu, davacının aynı konuda tazminat talebini Maliye ve Hazine Bakanlığı'na da yönelttiğini, Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2018/1473 E sayılı dosyasından açtığı dava ile anılan kurumdan da tazminat talebinde bulunduğunu, müvekkili Bankanın taraf sıfatı bulunmamasının yanı sıra, aynı konuda zaten dava açılmış olduğundan mükerrer hak talep edilen huzurdaki davanın derdestlik nedeni ile de reddi gerektiğini, müvekkili bankanın 1985 yılında satışına aracılık ettiği Gelir Ortaklığı Senetleri’nden kaynaklanan talep hakkının müvekkili Bankaya yöneltilemeyeceğini, aynı senetlere ilişkin tazminat davasının hali hazırda senetlerin muhatabı olan idareye açılmış olduğunu belirterek davanın tüm talepler açısından reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini müvekkili Banka adına talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/05/2021 tarih 2019/257 Esas 2021/427 Karar sayılı kararında;" ....Dosyada yer alan miras bırakan ...’e ait hesap cüzdanı fotokopisinden menkul kıymete ilişkin kaydın 12.08.1985 tarihli olduğu, dolayısıyla hesap defterine mesnet teşkil eden ilgili belge ve kayıtların TTK Md. 68/1 ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 42. Maddesi hükümlerine göre 10 yıllık süreyi aşan belge ve kayıtların saklama süresinin 1995 yılında dolmuş olması bunun sonucu olarak saklama yükümlülüğünün bulunmaması nedeniyle ibraz edilememesi, aynı şekilde Kamu Ortaklığı Fonu Yönetmeliği’nin 10. maddesine istinaden idare ile banka arasında düzenlenen ödemelere aracılık sözleşmesi ve ödemelerle ilgili belgelerin de ibraz edilememesi nedenleriyle davacıların davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda mahkememiz heyetince atanan bilirkişi tarafından inceleme ve tespit yapılamamıştır. Davalı banka tarafından miras bırakan ...’e hangi Gelir Ortaklığı Senetlerinin satıldığını gösterir herhangi bir belge, hesap dökümü, emanet veya saklama sözleşmesi ya da menkul kıymetlere ilişkin emanet kaydını gösteren herhangi bir belge veya bilgi kanunen zorunlu olan 10 yıllık saklama süresinin 1995 yılında dolması nedeniyle dava dosyasına sunulamadığından, davalı banka nezdinde varlığı iddia edilen menkul kıymetlerin davalı banka tarafından Fona devredildiği belirtilen Gelir Ortaklığı Senetleri Anapara ve/veya Gelir Payları arasında olup olmadığının tespiti de mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu Gelir Ortaklığı Senetlerinin hamiline olarak çıkarıldığı ve satışa aracılık eden bankalar tarafından fiziken alıcılara teslim edildiği, davalı banka nezdinde miras bırakan ...’e ait saklanmakta olan menkul kıymet bulunduğuna ilişkin herhangi bir bir kayıt ya da belge bulunmadığı dikkate alındığında, davalı banka tarafından zamanaşımı dolayısıyla dava konusu Gelir Ortaklığı Senetlerinin ve/veya bedellerinin ilgili kamu hesaplarına devir edileceğine dair hesap sahibine ve/veya mirasçılarına herhangi bir bildirimde bulunma yükümlülüğü de doğmayacağı anlaşılmıştır. Davacıların davalı bankaya herhangi bir menkul kıymet ya da Gelir Ortaklığı Senedi ve/veya gelir payı kuponlarını fiziki olarak ibraz edemediği, hamiline olarak çıkarılan bu senetlerin asıllarının davacılar tarafından 11/10/2013 tarihinde davalı bankaya ibraz edilebilmiş olsaydı dahi, 1985 yılında çıkarılmış olan Gelir Ortaklığı Senetlerinin gelir payları ve anaparası 10 yıl sonra yani 1995 yılında Hazine lehine zamanaşımına uğradığı, anapara ve gelir paylarının TMSF’ye gelir kaydedilmek üzere T.C. Merkez Bankasına devredilmiş olacağı, T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi tarafından çıkarılmış ve gelir payları ile anaparasının ödeme yükümlülüğü tamamen kamu idaresine ait olan Gelir Ortaklığı Senetlerinin asıllarının davacılar tarafından 11/10/2013 tarihinde davalı bankaya ibraz edilebilmiş olması halinde dahi, davalı bankanın adı geçen gelir ortaklığı senetlerinin sadece satışına ve gelir payı ödemelerine aracılık ettiği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile, davanın reddine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu,Davalı Banka tarafından bildirim ilan sair yükümler yapılmadığı gibi hazineye devirde gerçekleştirilmediğini, dava konusu alacak bankanın uhdesinde bulunup müvekkilleri murisine ödemeler yapılmadığını, Davalı banka bankacılık kanunundan kaynaklanan müvekkili bilgilendirme, hak sahiplerine haklarının kullanmasını sağlayacak yolları kullanmadığı gibi müvekkillerini çelişkili beyanlar ile oyalayarak zamanaşımı belge saklama yükümünü ihlal etmek sureti ile kasten hile ve geçeği saklayarak müvekkillerinin haklarını kötü niyetli olarak uhdesinde tuttuğunu, Bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı bankanın defter saklama süresinin geçtiğine ve belgeleri imha ettiğine ilişkin savunmasına itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını,Dosyada ki mevcut belgeler ve özellikle bankanın dava konusu kayıtların kendi uhdelerinde olduğuna ilişkin ikrar içeren ihtarnamesi yerel mahkemece ve bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, İş bankasının 02.03.2018 tarihli ihtarname cevabında 2002 yılında Ankara Merkez Şubesi tarfından TMSF ye gelir kaydedilmek üzere Merkez Bankasına devredildiğine ve devir edilen senetlerin İst 1 Boğ. Kop, Keban Barajı(b), Keban ve Oymapınar(c), Keban Barajı ve hidroe. sant.(b) içerikli senetler olduğuna ilişkin cevabı söz konusu olup bilirkişi tarından bankanın açıkça dava konusu kıymetli evraklarının tipleri ve türleri belirtilerek devire ilişkin yazılı ikrarı görmezden gelinerek dava konusu kıymetki evrakın niteliğinin ve türünün tespitinin mümkün olmadığına ilişkin beyanı gerçeği yansıtmadığını, Banka tarafından 2002 yılında dava konusu senetlerin Merkez Bankasına devirlerinin geçekleştiğini belirtilmiş olması sebebi ile devre ilişkin belge ve ödeme transferinin doğrudan ya da aracı kurum kullanılarak yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise işlem kodunu dosyaya sunmak zorunda olduğunu, banka eğer gerçekten bir devir söz konusu ise buna ilişkin belgeleri saklamak ve dosyaya ibraz etmek zorunda olduğunu, banka bu beyanı ile dava konusu gelir ortaklığı belgelerinin içeriğine, türüne, fon tarafından kendisine yapılan ödemeler olduğunu buna ilişkin belgelerin kendi uhdesinde olduğunu ikrar ettiğini, davalı bankanın devir yükümünü yerine getirmediği ve menkul kıymetten kaynaklanan alacak hakımızın banka uhdesinde olduğu kesin şekilde ispat edilmiş durumda olduğunu,Böyle bir devrin söz konusu olup olmadığı öncelikle Basın İlan Kurumundan araştırılıp ortaya çıkarılması mümkün bulunmakla bu konuda araştırma yapılmaması bozma nedeni olduğunu, Müvekkiline ait hakların zaman aşımı nedeni Merkez Bankasına davalı banka tarafından devir edilip edilmediği Merkez Bankasından sorularak ispatı mümkün olmasına rağmen mahkemece bu konuda müzekkere yazılmaması da bozma nedeni olduğunu, Dava konusu gayrı menkul yatırım ortaklığı senedi ile ilgili kurumlar arası ödemeler devirler ... A.Ş aracılığı ile yapıldığından banka tarafından yapılmış bir devrin ödemenin ... kayıtları ile de ispatı mümkün bulunmadığını, İlgili devrin davalı banka beyanına göre tarihi belli olmakla yapılan devrin , ödemenin ve belgelerin ... aracılığı ile temini mümkün olmakla bu konuda mahkemece araştırma yapılmamasının da bozma nedeni olduğunu, Bankanın ifade ettiği gibi bir devir varsa bunun dijital ortamda kaybolması ve tespit edilememesi hukuken ve teknolojik olarak mümkün olmadığını, Yerel mahkemece dava konusu idareye davalı banka ile yapılan aracılık sözleşmesi ara karar ile istenmiş olmasına rağmen bu sözleşme beklenmeden yapılan bilirkişi incelemesi ile yetinilmesi daha sonradan bu belge tamamlanıp ek rapor alınmadan bu konuda bir belge sunulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi açıkça bozma nedeni olduğunu, Yerel mahkemece eksik incelme ve araştırma ile davanın reddine karar verilmesi bozma nedeni olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacıların murisleri ... davalı bankanın Şehremini Şubesinde 19.03.1985 tarihinde hesap açtığı ve aynı sene Banka aracılığıyla Boğaziçi Köprüsü hisse senedi, Keban Barajı hisse senedi ve Atatürk Barajı hisse senetleri olmak üzere menkul kıymet satın aldığı,alınan menkul kıymetlerin zamanaşımına uğradığı iddiasıyla usulsüz olarak fona devredildiği belirtilerek davalı banka nezdindeki menkul kıymet, alacak ile diğer hakların tespiti ile güncel değerlerinin istirdadı istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar vekili dava dilekçesi ile;Müvekkilleriminin babası merhum ...'in, ... Bankası A.Ş'nin Şehremini Şubesi'nde 19/03/1985 tarhinde hesap açtığını, müteveffa ...'in hesabında bulunan parayla ... Bankası aracılığıyla 1985 yılında ihraç edilen menkul kıymetlerden, Boğaziçi Köprüsü Hisse Senedi, Keban Barajı Hisse Senedi ve Atatürk Barajı Hisse Senetleri olmak üzere menkul kıymet satın aldığını, ...'in 03/02/1987 tarihinde vefat ettiğini, İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/136 Esas- 2013/103 Karar sayılı kararıyla müvekkillerinin, merhum ...'in mirasçısı olduklarının tespit edildiğini, Müvekkilleri ... ve kardeşleri tarafından, babası ...'in vefatı sonrası, söz konusu menkul kıymetlerin akıbetini araştırmak ve karşılığının mirasçılara ödenmesi için lağvedilmiş Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'na, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na, davalı ... Bankası'na dilekçeyle başvurduklarını, Davalı ... Bankası söz konusu hakların zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile ilgili devlet kurumlarına devredildiğini belirtmiş olup, Hazine Müsteşarlığı ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu vermiş oldukları cevaplarda ilgili alacakların zamanaşımına uğradığını, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise kendilerinde herhangi bir kayıt olmadığı bilgisini verdiğini, davalı banka, her ne kadar zamanaşımı iddiasıyla taleplerimini reddetmiş olsa da iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, bankanın zaman aşımı definde bulunabilmesi için Bankacılık Kanunu'nun 62. Maddesi ve işbu maddenin nasıl uygulanacağına dair ek olarak çıkartılan yönetmelikte öngörülen prosedürü yerine getirmesi gerektiğini, Yönetmelikte belirtilen prosedürün davalı ... Bankası tarafından usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkillerinin hak ve alacaklarının zaman aşımına uğramadığını, davalı tarafından müvekkillerinin hakkının ihlal edildiği belirtilerek müvekkillerinin davalı nezdindeki menkul kıymet, alacak ile diğer haklarının tespitine, müvekkillerinin zararının güncel değerinin bilirkişi marifetiyle tespitini, tespit edilen hakların müvekkillerine (hakkın) doğduğu tarihten geçerli olmak üzere en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, deliller toplandıktan sonra uzman bilirkişiden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporuna karşı davacılar vekili itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde; Dava konusu menkul kıymetin niteliğinin türünün alıma , ödemelere ve zamanaşımı söz konusu ise devre ilişkin tüm kayıtların ilgili idareden temini ile dava konusunun tespiti ve dava konusu menkul kıymet karşılığında ödenen paranın kimin uhdesinde olduğunun ve ulaştığı güncel değerinin hesaplanmasının münkün bulunduğunu, iş bu nedenlerle öncelikle davalı banka gerek fiziki evraklar gerekse bilişim sistemi üzerinde dava konusuna ilişkin tüm kayıtların tespiti için banka bilişim sistem uzmanı, Mali müşavir ve mevcut bilirkişi dahil edilerek heyet oluşturulması, bilirkişi incelemesinden önce Fona yazılarak istenmesine ilgili belgeler tamamlandıktan sonra bir naip hakim eşliğinde yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 15/04/2021 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca; Her ne kadar davacı vekilince banka kayıtları bilişim sistemleri üzerinde inceleme yapılması talep olunmuş ise de dosya yeterince aydınlandığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte bilirkişi rapordaki tesbitler ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacılar vekilinin yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. Dosyaya ibraz edilen yazışmalardan ve dosya içeriğinden, davacıların davalı bankaya herhangi bir menkul kıymet ya da Gelir Ortaklığı Senedi ve/veya gelir payı kuponlarını fiziki olarak ibraz edemediklerinin anlaşıldığı, Davacıların varlığını iddia ettikleri Gelir Ortaklığı Senetlerinin 1985 yılında T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi tarafından hamiline olarak çıkarılmış Devlet İç Borçlanma Senedi niteliğinde menkul kıymetler olduğu, ilgili mevzuatı gereğince bu menkul kıymetlere hamil sıfatıyla sahip olan kişilere yapılması gereken gelir payı ve anapara ödemelerinin ise ödeme vadeleri geldiğinde bu kupon ve senet asıllarının satışa aracılık yapan bankalara ibrazı ile mümkün olduğu, Devlet İç Borçlanma Senedi niteliğinde olan Gelir Ortaklığı Senetlerinin bankalar aracılığı ile satışa sunulduğu ve senetlerin fiziki olarak alıcılara teslim edilip satış bedellerinin Kamu Ortaklığı Fonu adına tahsil edilerek Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresinin hesabına aktarıldığı, ödeme tarihlerinde ilgili ödeme kuponlarının vadesi dolduğunda ise esas senedin satışa aracılık eden bankaya fiziken ibrazı karşılığında aynı bankalar tarafından Kamu Ortaklığı Fonu namına ve hesabına ödemede aracılık yapıldığı, davacıların murisi ... adına davalı banka tarafından düzenlenmiş ve davacılar tarafından asılları ibraz edilemeyen Gelir Ortaklığı Senetlerinin davalı banka tarafından müşteri adına saklandığına ilişkin herhangi bir emanet sözleşmesi, emanet hesap cüzdanı ya da emanet makbuzun ibraz edilmediği, dava konusu Gelir Ortaklığı Senetlerinin hamiline olarak çıkarıldığı, menkul kıymetlerin satışına aracılık yapan davalı banka tarafından müşteriye fiziki olarak teslim edildiği ve banka nezdinde saklanmadığı da nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01