İstanbul BAM 13. HD 2023/2092 E. 2024/577 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2023/2092
2024/577
28 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2092 Esas
KARAR NO: 2024/577 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2022/748 Esas - 2023/560 Karar
TARİHİ:13/06/2023
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Edimini ifa etmeyen davalı borçlu bilinçli olarak müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemeye çalışmakta ve ortada likit bir alacak mevcut olmasına karşın icra takibine itiraz etmektedir. Her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilin alacağının haklılığı ortaya çıkacaktır. Davalı takip borçlusunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek durmasına yol açmak suretiyle müvekkilin alacağına kavuşmasını engellediği açıkça ortadadır. İşbu sebeplerle davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Aşağıda sunacağımız kararlarla da görüleceği üzere Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. İşbu Yargıtay içtihatları doğrultusunda davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmekteyiz. Fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile; Davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini saygılarımızla, vekâleten arz ve talep ederiz. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davalı alım satım ilişkisini kabul etmemektedir. Bu nedenle davacının fatura deliline dayanabilmesi için, faturada yazılı malı davalıya teslim ettiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu, faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu genel ispat kurallarına göre ( yemin teklifi dahil ) kanıtlaması gerekir. Çünkü tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hali, faturada yazılı malın alıcıya teslim edildiğini göstermez, bu sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına gelir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 06.10.2005 E. 2005/8385 K. 2005/9627) Davacı tarafın talep ettiği alacağa bağlı faizi de kabul etmemekteyiz. Davacının faiz taleplerinin temerrüt halini düzenleyen yazılı bir sözleşme ve/veya davacı tarafça davalı tarafa düzenlenmiş bir temerrüt ihtarnamesi bulunmamaktadır. Davacı şirket müvekkilimize haksız takip başlattığından dolayı; davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Yukarıda sunduğumuz nedenler doğrultusunda haksız kötü niyetli davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmekteyiz.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/06/2023 tarih 2022/748 Esas - 2023/560 Karar sayılı kararında;"Dava, faturaya dayalı İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı ilamsız takip dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır. İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasının UYAP üzerinden celp edildiği görüldü. Tarafların BA/BS formlarının celbi için ilgili vergi dairelerine müzekkere yazıldığı ve müzekkeremize cevap verildiği görüldü. 17/01/2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 17/05/2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. Bilirkişi kök raporunda özetle; "1.Davacı .... Ltd.Şti.' nın ticari defterler ve kayıtlarının HMK 222. Maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği,2.Davalı ... Ltd.Şit. ' nin incelemeye Ticari Defter ve Belgelerini ibraz etmediği , 3.Davalının Davacı tarafından düzenlenen faturalara 8 gün içinde itiraz etmediği4.Davacı ve Davalı taraf Ba Bs Forlarının birbiriyle örtüştüğü, 5.Davacı ... Ltd.Şti.' nın ticari defterler kayıtlarına göre Davalı ....Ltd.Şti.'nin İcra Takip tarihi itibari ile 52.090,67 TL BORÇLU olduğu, 6.Davacının alacağına 3095 Sayılı Kanunun 2/2 maddesi gereği takip tarihinde itibaren avans faizi oranında faiz talep edebileceği," şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir.Taraf ticari defterlerinin incelenmesi için alınan raporda davacı kayıtlarına göre davalının 52.090,67 TL borçlu göründüğü anlaşılmıştır. Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için yapılan tebliğe rağmen davalı tarafın kayıtlarını sunmadığı görülmekle 7251 sayılı kanunla değişik HMK 222.maddesi uyarınca davacı kayıtlarının davacı lehine delil teşkil ettiği kanaatine varılarak davanın 52.090,67 TL asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalının takip öncesi temerrüde düşürüldüğüne yönelik bir tespit bulunmadığından işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir."gerekçesi ile, "1-Davanın kısmen kabulü ile; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 52.090,67 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilerek devamına, 2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından asıl alacak olan 52.090,67 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,3-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 52.090,67 TL lik kısım yönünden alınması gereken 3.558,31 TL harçtan peşin alınan 620,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.938,06 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 620,25 TL peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 1.775,72 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 1.200,00 TL bilirkişi ücreti ve 80,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.280,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 1.237,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,8- Kabul red oranına göre belirlenen 1.508,57 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 51,43 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına," karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla taraflarınca İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü .... Sayılı dosyası ile davalı borçlu ... Limited Şirketi aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını; davalı borçlunun hiçbir delile dayanmaksızın kötü niyetli olarak takibe itiraz etmesi sonucunda ise taraflarınca işbu itirazın iptali davasının ikame edilmesi gereğinin hasıl olduğunu, Taraflarınca açılmış olan huzurdaki dava sonucunda verilen kararınYerel Mahkeme'nin eksik ve hatalı incelemesi neticesinde oluşturulduğunu; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; reddilen kısmın kararda gösterilmediğini; görülen davanın, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın 52.090,67-TL üzerinden iptali amacıyla ikame edilmiş olup dava tevzi formu üzerindeki dava değeri ile de bu hususun sabit olduğunu; mahkemece de dava değerinin tamamı bakımından kabul kararı verilmiş olmasına rağmen hükmün neden kısmi kabul şeklinde tanzim edildiğinin taraflarınca anlaşılamamış olup ayrıca taleple bağlılık kuralı aşılarak talep dahi etmedikleri bir alacak bakımından ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bunun yanında; gerekçeli kararın incelenmesinde; Mahkemece takip öncesi faiz talepleri olduğundan hareketle takip öncesi faize ilişkin red kararı verildiğinin ifade edildiğinin görüldüğünü ancak dava dilekçeleri incelendiğinde huzurdaki davanın 52.090,67 TL harca esas değer üzerinden ikame edildiğini; dolayısıyla taraflarınca takibin asıl alacak yönünden devamının talep edildiği, bunun üzerinde bir talepte bulunulmadığının anlaşıldığını, bu nedenle görülen davada harca esas değer ile davaya konu icra takibindeki takip çıkışı miktarı arasındaki farklılığı izah etmek zorunluluğunun doğduğunu; davaya konu icra takibinde müvekkili şirketin toplam alacağının 53.866,39 TL olsa da müvekkili şirket davanın ikame edildiği tarih itibariyle davalıdan yalnızca 52.090,67 TL'lik alacağının tahsilini talep ettiğinden görülen davanın 52.090,67 TL üzerinden ikame edildiğini, ancak mahkemece bu husus gözetilmeden, davanın 52.090,67 TL harca esas değer üzerinden ikame edilmesine rağmen davanın kabul ve ret oranların gerekçeli kararda 53.866,39 TL değer üzerinden belirlenmiş ise bu durumun açıkça hukuka aykırılık teşkil etmekte olup, Yerel Mahkeme'nin taraflarınca talep edilmeyen bir rakam üzerinden davanın reddine karar vermesinin yerinde olmadığını, Mahkemenin talep konusu etmedikleri bir alacak kalemi yönünden inceleme ve değerlendirmede bulunarak bir de bu kısım bakımından karar vermesinin öncelikle taleple bağlılık ilkesi ile bağdaşmadığının izahtan vareste olduğunu; HMK Madde 26 uyarınca; hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini, mevcut mevzuatın açık olup yine konuya ilişkin yerleşmiş içtihatların da bu yönde olduğunu (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/213E. , 2012/6526K, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2014/16852E. , 2014/19317K, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/1007E. , 2017/3634 K.),Bu nedenle şayet yerel mahkemece gerekçeli kararda bahsedilmemiş olmasına rağmen 53.866,39 TL üzerinden kısmen kabul kararı verilmişse, işbu Yerel Mahkemece davanın 53.866,39 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi yönündeki kararın hatalı olup dava dilekçelerinde yer alan harca esas değer kısmında da açıkça görüleceği üzere bu davaya esas alacak taleplerinin 52.090,67 TL olup mahkemenin bu bedeli esas almaması ve davanın kısmi reddine yönünde karar vermesinin son derece hatalı olup yerel Mahkemenin bu kararı davanın kabul-ret oranlarını etkileyerek müvekkili aleyhinde haksız şekilde vekalet ücreti ve yargılama gideri ödenmesine sebebiyet verdiğinden kararın kaldırılması gerektiğini, Belirtildiği üzere; taraflarınca talep olunmayan hak/ alacağa ilişkin değerlendirme yapılarak yine bu kısım bakımından ret verilmişse de ilgili kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu; ayrıca yine reddedilen kısım bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı düştüğünü, Buna göre; görülen davada hükümde yanlışlık bulunmakta olup taleplerinin tümüyle kabul edilmesine rağmen kısmi kabul kararı verilmesi ve davacı müvekkili aleyhine vekalete hükmedilmesinin doğru olmadığını, bu hususta aşağıda da izah edilen nedenlerle davalarının zaten bütün talepler yönünden kabulü gerekmekle birlikte; davada kısmen kabul kararı verilmiş gibi davalı lehine hükmedilen 1.775,72 TL vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılması gerektiğini, Yapılan yargılama neticesinde alınan rapor ile de müvekkilinin alacaklı olduğu, açmış oldukları davadaki haklılıklarının ispatlandığını; müvekkili şirketin usulüne uygun şekilde tutulmuş defterlerinin de alacaklarını doğruladığını, davalı tarafından defterlerinin sunulmaması ile taraflarının beyanlarının ikrar edildiğini,Bilirkişi tarafından davacı vekil eden defterleri üzerinde yapılan inceleme ile yevmiye açılış-kapanış, defteri kebir ve envanter defterlerinin tasdiklerinin eksiksiz bir şekilde yapılmış olduğunun gösterildiğini; davalı tarafça tutulan ticari defterlerin dosyaya sunulmadığını; mahkemenin gerekçeli kararında "Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için yapılan tebliğe rağmen davalı tarafın kayıtlarını sunmadığı görülmekle 7251 sayılı kanunla değişik HMK 222.maddesi uyarınca davacı kayıtlarının davacı lehine delil teşkil ettiği kanaatine varılarak" denilmek suretiyle ticari defterlerinin delil teşkil ettiğine hükmedildiğini; bu çerçevede 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari defter açılış ve kapanış noter tasdiklerinin usulüne uygun ve zamanında yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu tespiti ile işbu evrakların müvekkili lehine delil sayılacağını, nitekim yerel mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararda da "Taraf ticari defterlerinin incelenmesi için alınan raporda davacı kayıtlarına göre davalının 52.090,67 TL borçlu göründüğü anlaşılmıştır." şeklinde tespitin yer almakta olup usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterleri ile de işbu davaya konu alacaklarının ispatlanmış bulunduğunu, Müvekkilinin alacağının bulunduğu yerel mahkeme dosyası kapsamında alınan rapor ile de ortaya çıktığını, hazırlanan raporda davalı tarafın borçlu olduğu tespitlerine yer verildiğini; dolayısıyla davanın tam kabulü gerekmekle, mahkemece davanın kısmi kabulü yönünde karar verilmesinin mümkün olmadığını, 17.05.2023 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, müvekkili davacı şirkete ait ticari defterlerin bilirkişi tarafından incelendiğini ve yapılan inceleme sonucunda müvekkili davacı şirketin davalı şirketten icra takip tarihi itibari ile cari hesap sözleşmesinden kaynaklanan 52.090,67 TL (faiz ve diğer yasal alacaklar hariç olmak üzere) alacağının olduğunun tespit edildiğini; müvekkili davacı şirkete ait ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; davacı şirketin BS formalarında Davalı şirkete ilişkin 2020-2022 hizmet satımında bulunduğunu beyan ettiği, davalı şirketin BA formalarında Davacı şirketine ilişkin 2020-2022 yılında hizmet alımda bulunduğunu beyan ettiği, davacı tarafın ticari defter Kayıtlarına göre davalının 120. 01.1176 alıcılar hesabında takip edildiği, 21.03.2022 tarihi itibari ile 52.09.067 TL borçlu olduğu, 09.06.2022 tarihinde %5 dosya masrafı açıklamalı yapılan 2.604,53 TL havalenin davalı hesabına kayıt edildiği, İcra Takip tarihinden sonra 4.10.2022 tarihinde itirazın iptali açıklamalı yapılan 1.280,06 TL havalenin Davalı hesaplarına kayıt edildiği asıl alacağın 52.090,67 TL olduğu diğer icra ve dava açılması için yapılan ödemelerin cari hesap asıl alacağa dahil edilip edilmeyeceği mahkemenin takdirinde olduğunun (2.604,53+1.280,06 =3.884,59 TL), tespit edildiğini, Yerel Mahkemece alınan bilirkişi raporunun içeriğinde davalı tarafından herhangi bir fatura itirazı olmadığının da mevcut olduğunu; davacı tarafından düzenlenen faturaya karşı davalı taraf itiraz etmez ise, faturaların davalı taraf aleyhine delil niteliğine sahip olduğunu; somut olayda, hem hiçbir ticari belge ve evrak sunmayan, hem de tanzim edilen faturalara itiraz etmeyen davalının itirazlarının haksız ve mesnetsizliği gözler önüne serilmekte olduğunu; nitekim Yargıtay'ın da konuya ilişkin görüşlerinin yine bu doğrultuda olduğunu, (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2016/3888 E. 2017/2954 K.)İşbu doğrultuda haklılıklarının ispatlandığını, ilk derece Mahkemesi tarafından da likit olan alacağa karşı kötü niyetli şekilde itirazda bulunan davalı aleyhine tazminata da hükmedildiğini; yukarıda açıklandığı üzere bu doğrultuda verilen kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, Görülen davada taraflarının davaya konu ettiği alacak bakımından haklılıklarının ispatlandığı ve bu hususun yerel Mahkemenin de kabulünde olduğu gözetildiğinde buna rağmen davalarının tam kabulü yerine kısmi kabulü yönünde verilen kararın maddi gerçekle de hukuki kurallar ile de bağdaşmadığını; yine bu doğrultuda; taraflarınca davaya konu edilen alacaklarının tamamının haklılığı kanıtlanmış olmasına rağmen müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu; işbu sebeple İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/748 E., 2023/560K. Sayılı davanın kısmen kabulü yönündeki kararının kaldırılarak, görülen davanın tüm talepleri doğrultusunda tam kabulüne karar verilmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen göz önüne alınacak olan nedenlerle; istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında davanın kabulü bakımından müvekkili lehine olan tüm hükümlerin korunarak, müvekkili aleyhine olan kısımların kaldırılmasına, davalarının tam kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış ilişkisinde bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile takip talebindeki asıl alacak tutarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı yan tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; itirazın iptali davasının zaten takip talebindeki 52.090,67-TL asıl alacak tutarı üzerinden açıldığı, işlemiş faiz isteminin davaya konu edilmediği, mahkemece talebin aşılarak dava konusu edilmeyen bir hususta kısmen red kararı verilip, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin HMK'nun 26 maddesine aykırılık teşkil ettiği yönündedir. 6100 Sayılı HMK'nun 26/1 maddesi uyarınca; hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Özel hukuk uyuşmazlıklarında hakim olan tasarruf ilkesi ve dava malzemesinin taraflarca getirilmesi ilkesinin doğan sonuçlarından biri taleple bağlılık ilkesi, diğer ifade ile talepsiz dava olamayacağı ilkesidir. Buna göre mahkemenin dava konusu edilmeyen bir hususta hüküm vermesi mümkün değildir. Bu husus kamu düzenine ilişkindir. Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine 52.090,67-TL asıl alacak, 1.775,72-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 58.886,39-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, davalının yasal sürede vaki itirazı üzerine takibin durduğu, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 52.090,67-TL üzerinden eldeki itirazın iptali davasını açtığı, tevzi formunda dava değerinin 52.090,67-TL olarak gözüktüğü gibi, dava dilekçesinde harca esas değerin ferileri ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 52.090,67-TL olarak gösterildiği, ilamsız takipte istenilen takipten önceki işlemiş faiz talebinin dava konusu edilmediği, davacının talebinin yalnızca asıl alacak tutarı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; taraf delilleri toplanmış, tarafların ba-bs formalrı ilgili vergi dairelerinden celbedilmiş ve taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak mali bilirkişi raporu alınmış olup, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 52.090,67-TL alacaklı olduğu, takip öncesi temerrüt gerçekleşmediğinden takipteki işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, ve reddedilen faiz alacağı üzerinden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmış olup, dava konusu olmayan ve davacı tarafından talep edilmeyen işlemiş faiz istemi hakkında HMK'nun 26 maddesine aykırı ve talebi aşar şekilde hüküm kurulması yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, dosyada yapılacak başkaca tahkikat işlemi bulunmadığından ve davalı yanın mahkemece kabul edilen asıl alacak tutarı bakımından istinaf başvurusunda bulunmadığı da nazara alınarak ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355, 353/1-b2 maddeleri uyarında kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2023 Tarih ve 2022/748 Esas - 2023/560 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davanın KABULÜ ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 52.090,67-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin 52.090,67-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilerek devamına, 3-Hüküm altına alınan 52.090,67 TL'nın % 20'si oranında (10.418,13-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.558,31-TL harçtan peşin alınan 620,25-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.938,06-TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,5- Davacı tarafından peşin yatırılan 620,25 TL peşin harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan AAÜT'ye göre alınması gereken 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılamasında sarf edilen 80,70-TL başvuru harcı, 1.200,00-TL bilirkişi ücreti ve 80,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 1.360,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,8-Davalı tarafından yargılama sırasında yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığını, 9-Bakiye gider avansı olduğu takdirde talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 11-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 122,50-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri ve 40,00-TL posta/ tebligat gideri olmak üzere; toplam 900,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 12-Bakiye gider avansı olduğu takdirde talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/03/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01