SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2023/2015 E. 2024/574 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2015

Karar No

2024/574

Karar Tarihi

28 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2015 Esas

KARAR NO: 2024/574 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2022/432 Esas - 2023/733 Karar

TARİHİ: 19/09/2023

DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 28/03/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin, 2001 yılından beri ulusal ve uluslararası kara nakliyesi ve ... acenteliği yaptığını, İngiltere, İtalya ve Türkiye arasında kapsamlı kara nakliye operasyonlarına hizmet sağladığını; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan anlaşma gereği davalı şirket tarafından bildirilen ve Hollanda'da üretici firmada bulunan yüklerin alıcıya teslim edilmek üzere mega tenteli araç ile yurtdışı transit taşıma işi üstlenildiğini, bu amaçla müvekkili şirkete ait ... plaka sayılı araçların davalı şirket tarafından bildirilen üretici firma adresine gittiklerini, yüklemelerinin tamamlanmasından sonra davalı şirketten alınan onay doğrultusunda Türkiye'deki alıcısına teslim edilmek üzere yola çıkılıp Almanya'ya gelindiğinde hatalı paketlemeden ötürü Alman Polisi tarafından ceza kesildiğini, müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen söz konusu cezayı ödemek zorunda kaldığını; söz konusu olayda davalı şirket ile irtibat sağlandığını ve davalı şirketin aracın başına birilerin yönlendirdiğini, zincir emtiasından oluşan yükün müvekkili şirkete ait araç içerisine boş paketlerle sabitlenmeye çalışıldığını, ancak Alman polisinin tekrar kontrollerinde aracın bu yüke uygun olmadığını, hiçbir şekilde yükün dorsede güvenli şekilde taşınmasının mümkün olmadığını, havuzlu dorse üzerinde taşınması gereken bir yük söz konusu olduğunu beyan ettiğini, bunun üzerine davalı şirketin onayı alınarak havuzlu dorseye yükün aktarma edildiğini; söz konusu yükleme ve Alman Polisinin uyarısı ve cezası sonrası aktarma işlemlerinin tamamının davalı şirketin onayı ile yapıldığını ve müvekkili şirketin uğradığı zararları gidermek zorunda olduğunu; mail yoluyla yapılan yazışmalarda davalı şirketin oluşan zararları ödeyeceğini beyan etmesine rağmen zararları gidermediğini; ceza miktarının ticari nitelikte faydaya dayanmasından dolayı yapılan 270,00 Euro tutarındaki çekirdek cezaya yapılan yasal ilave artışlarla toplam 3.635,28 Euro olduğunu, ancak esas ticari faydanın davalı şirkete ait olduğunu, müvekkili şirketin cüzi bir faydasının söz konusu olduğunu; bu miktara ücretler ve masrafların dahil olmadığını ileri sürerek davanın kabulü ile müvekkili şirketin uğradığı fazlaya ilişkin zararlardan doğan hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak üzere şimdilik 15.750,00 TL'sinin (1.000,00 Euro Karşılığı; 1 Euro 15,75 TL) müvekkili şirketin uğradığı zarar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirketlere yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin taşıma işini sözleşme karşılığında davacı firmaya devrettiğini, söz konusu yüke ilişkin gönderen ve alıcı sıfatlarının bulunmadığını, CMR ve TTK hükümlerine göre taşıyıcının gönderen ve gönderilenden zararlarını talep edebileceğini, bu nedenle üst taşıyıcı firma olarak müvekkili şirkete karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini; yüklemeyi müvekkili şirket yapmadığından dolayı yükleme hatasına dayanan cezanın da müvekkili şirketten istenemeyeceğini (TTK m.863); davacının mail yazışmalarında ceza tutarının göndericiden tahsil edilmesini istediğini, davacının sorumluluğun müvekkili firmada olmadığı kanaatinde olmasına rağmen işbu davayı açmasının çelişki olduğunu; TTK m.855 ve CMR m.32 gereği davanın bir yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini; davacı şirketin Hollanda'da yükü dorseye yüklediğini, istiflediğini; kurallara uygun yükleme yapmadığını, Alman Polisinin kestiği ve Türkçe çevirisi sunulan evrakta “Sayın ..., aracın yük nedeniyle yol güvenliğini yüksek derecede tehdit etmesine veya buna sebebiyet vermesine rağmen ... plakalı kamyonun hizmete alınmasını emretmiş veya buna izin vermiştir” (Araçtaki yük emniyete alınmadığı için araç yükün taşınması için uygun değildi, Boşluklar sebebiyle yükte halihazırda kaymalar mevcuttu)” denildiğini, buradan cezanın yükleme hatasından kaynaklandığının açıkça anlaşıldığını; yüklemenin davacı şirket tarafından üretici firmanın deposundan yapıldığını ve müvekkili şirketin yüklemeye herhangi bir dahlinin söz konusu olmadığını; bilindiği üzere TTK m.863 gereğin taşıyıcının yüklemeye gözetim yapmak zorunda olduğunu; yükleme fotoğraflarını müvekkili firmaya göndermediğini ve onayını almadığını; taraflar arasındaki sözleşmenin 3.10. maddesine göre yüke uygun araç bulundurmak, taşımayı yüke uygun araçla yapmak ve yüke uygun ekipmanları araçta bulundurmak davacı şirketin görevi olduğu ve aksi halde bu yöndeki eksikliklerden doğan zararları müvekkili şirketin tazmin hakkı bulunduğunu; ceza ve yükleme hatası arasında illiyet bağı olduğu açık olup, 12.03.2021 tarihli ihtarname ile söz konusu bedelin ödenmeyeceğinin davacı tarafa ifade edildiği; mail yazışmalarında da ifade edildiğini ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin zarar görmemesi adına yarısını ilerideki navlun ücretlerine kombanse edebileceklerini ifade ettiklerini; ileri sürerek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/09/2023 tarih 2022/432 Esas - 2023/733 Karar sayılı kararında; "Dava, taşıma ilişkisinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşımadan kaynaklı ticari ilişki kapsamında uğranılan zarar nedeniyle sorumluluğun kime ait olduğu, ödenen bedelin iade edilip edilmeyeceği, zarar miktarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine göre işbu taşıma sözleşmesine CMR ve TTK hükümleri uygulanır. CMR m.32 ve TTK m.855'e göre bu mevzuatların uygulama alanına giren taşımalardan doğan davalar bir yıllık zamanaşımına tabidir. Ceza 19.08.2020 tarihinde kesilmiştir. Dava 05.05.2022 tarihinde açılmıştır.CMR'nin kapsamı 1. maddede belirtilmiştir. Buna göre, "bu sözleşme, Sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ve teslim yeri için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında, yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacaktır". CMR'nin kapsamını belirleyen hükümde bir taşıma ilişkisinde CMR hükümlerini uygulanabilmesi için, yükleme veya teslim yerlerinin farklı ülkelerde bulunması ve bu yerlerden en az birinin CMR'ye taraf ülke olması yeterli ve gereklidir. Tarafların ikamet ettikleri yer veya milliyetleri önemli değildir. Bu sebeple aynı ülke vatandaşları veya aynı ülkede ikamet eden taraflar arasında akdedilen bir taşıma sözleşmesinin de CMR kapsamına girmesi mümkündür.CMR'nin 32/1-2.maddesinde "1. Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır ve şu tarihlerde başlar:a) Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren,b) Tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde,c) Btün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda. Limit döneminin işlemeye başladığı gün bu döneme dahil edilmeyecektir.2. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. Istemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez." denilmek suretiyle bu sözleşmeye dayalı olarak açılacak davalar ile ilgili zamanaşımı düzenlenmiştir.CMR Konvansiyonunun 32/2. maddesi 1. cümlesi uyarınca, zarar gören tarafından yapılacak yazılı istemin zamanaşımı süresini ertelemesi için, hadiseyi genel olarak ortaya koyması, taşımacının talepten sorumluluk sebebi ile tazminat miktarı hakkında değerlendirmede bulunabilmesine imkan verecek bilgiyi içermesi yeterli olup tazminat miktarının tam olarak belirtilmesi gerekmez. Ancak, duran zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başlayabilmesi için taşıyıcının cevabında talebin açıkça reddedilmesi, talep sahibine hakkını davada ileri sürmek dışında başka bir seçenek bırakılmaması gerekir.Somut olayda davalının özen yükümlüğünü ihlalden doğan hareketinin bilerek kötü hareket olarak kabulü mümkün olmadığından 1 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir. CMR m.32/2'de yer alan hükme göre “Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. İstemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez” denilmektedir. Buna göre davacının yukarıda özetlenen 05.03.2021 tarihli ihtarnamesinin bu hüküm kapsamında, üç günlük ödeme süresinin sona erme tarihi olan 12.03.2021 tarihinde zamanaşımının kesildiğinin kabulü halinde dahi 1 yıllık sürenin 12.03.2022 tarihinde dolduğu, bu sürenin arabuluculuk sürecinde geçen süre yönünden durduğu dikkate alındığında ise zamanaşımı süresinin 20/03/2022 tarihinde dolduğu değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yukarıda esas numarası verilen dosyada yerel Mahkemece; 05.03.2021 tarihli ihtarname kapsamında üç günlük ödeme süresinin sona erme tarihi olan 12.03.2021 tarihinde zamanaşımının kesildiğinin kabulü halinde dahi 1 yıllık sürenin 12.03.2022 tarihinde dolduğu, bu sürenin arabuluculuk sürecinde geçen süre yönünden durduğu dikkate alındığında ise zamanaşımı süresinin 20/03/2022 tarihinde dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş olup, işbu kararın yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna taşınmakta olduğunu, Yerel mahkemece dosyadaki yazılı delil ve emarelerin görmezden gelinmiş olup adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta CMR hükümlerinin uygulama alanı bulunacağı düşünülse dahi (CMR hükümlerinin neden uygulanmaması gerektiği aşağıda ayrıca izah edilmiş olup), cmr 32/2 hükmü uyarınca taraflarınca davalı yana gönderilen ihtarname uyarınca zamanaşımı süresi ertelenmiş durumunda bulunduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin yerinde olmadığını, Taraflar arasındaki işbu uyuşmazlığın CMR hükümlerine tabi olduğu düşünülse dahi; CMR 32/2 uyarınca taraflarınca davalı tarafa gönderilen ihtarname de uyarınca taraflarınca gönderilen 05.03.2021 tarihli ihtarname ile zaman aşımının kesilmiş olup taraflarınca açılan davaya kadar ise zaman aşımı süresinin kesilmiş durumda bulunduğunu; bu nedenle müvekkili şirket lehine zamanaşımı süresinin kesildiğini, CMR 32/ 2. "Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. Istemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez" hükmünü içerdiği, Mahkemece söz konusu uyuşmazlığın cmr hükümlerine tabi olduğu yönünde karar verilmişse de, söz konusu işlemin cmr hükümlerine tabi olması durumunda dahi cmr 32/2 'de yer alan hükümlere göre değerlendirme yapılması gerekirken işbu maddenin yanlış yönde yorumlandığını ve işbu hatalı kararın verildiğini, Mahkemece bu hususa ilişkin değerlendirmede kısaca "CMR Konvansiyonunun 32/2. maddesi 1. cümlesi uyarınca, zarar gören tarafından yapılacak yazılı istemin zamanaşımı süresini ertelemesi için, hadiseyi genel olarak ortaya koyması, taşımacının talepten sorumluluk sebebi ile tazminat miktarı hakkında değerlendirmede bulunabilmesine imkan verecek bilgiyi içermesi yeterli olup tazminat miktarının tam olarak belirtilmesi gerekmez. Ancak, duran zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başlayabilmesi için taşıyıcının cevabında talebin açıkça reddedilmesi, talep sahibine hakkını davada ileri sürmek dışında başka bir seçenek bırakılmaması gerekir." şeklinde açıklandığını; fakat mahkemece de açıklandığı gibi, zarar gören tarafından zaman aşımı süresinin ertelenmesi için hadiseyi, olayı genel olarak ortaya koymasının yeterli bulunduğunu; müvekkili şirketçe de süresi içerisinde davalı yana olaya dair bildirimde de bulunulmuşsa da madde metninden de anlaşılacağı üzere, davalı yanın bunu yazılı bir bildiri ile geri çevirmesi gibi bir durum da bulunmadığından bu süreç boyunca zamanaşımı süresinin ertelenmiş olup (ceza 19.08.2020 tarihinde kesilmiş tarafımızca ihtarname 05.03.2021 tarihinde gönderilmiş olup bu tarihten itibaren zamanaşımı süresi durduğundan ve 1 yıllık zamanaşımı duran süre yönünden de geçmemiş olduğundan ) 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmemiş olduğunu,Aksi halde dahi CMR’ye tabi taşımalarda doğacak davalarda zamanaşımı süresinin 1 yıl olup fakat taşıyıcının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kastı veya kasta eş değer kusuru varsa işbu zamanaşımı süresinin 3 yıla çıktığını, Gerek Türk Ticaret Kanunu gerekse CMR konvansiyonu uyarınca zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak düzenlendiğini; dilekçelerinin ilk kısımlarında da belirttiklerini, kesilen ceza ve davalı yanın eylemleri arasında illiyet bağı bulunmasına rağmen müvekkili şirketin asli kusurlu sayılmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu; kusur irdelemesinin yapılması halinde de söz konusu uyuşmazlığa dair taleplerinin zamanaşımına uğramadığının subuta ereceğini; kaldı ki davalı şirket tarafından mail yolu ile bir zarar var ise bu zararın belli bir oranda karşılanabileceği de davalı şirket tarafından ikrar edilmiş olmasına rağmen davalının işbu davadan meydana gelen kusurlarını kabul etmemesinin de hukuka aykırı olduğunu; bu hususta taraflar arasındaki mail yazışmalarının da dosyaya sunulmuş olup davalı tarafın ikrarının da görüldüğünü, Yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesince zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirilmenin doğru olduğuna kanaat edilse dahi, dava konusu uyuşmazlık gönderici ile fiili taşıyıcı arasında vuku bulduğundan, gönderici - alıcı , alıcı -fiili taşıyan arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, söz konusu eylem fiili taşıyıcının ödemek zorunda kaldığı ceza bedelini, gönderici - yükleyiciye rücu etmesinden kaynaklanmakta olduğunu; bu nedenle CMR hükümlerinin uygulama alanı bulmasının mümkün olmadığını, Mahkemece CMR konvansiyonuna dayalı taşımalardan meydana gelen davaların 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve zamanaşımı süresinin aşılmış olduğuna dair değerlendirme yapılmışsa da gönderici ile müvekkili şirket (alt taşıyıcı) arasında CMR hükümlerinin geçerli olacağının düşünülmesinin usul yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu; mahkemece her ne kadar bu taşımanın CMR kapsamına gireceği düşünülmekte ise de işbu taşımada husumetli olan yanlar gönderici ve fiili taşıyan müvekkili şirket olduğundan ( gönderici ile alıcı arasında doğacak davaların cmr hükümlerine tabi olması mümkün olup , gönderici ile taşıyan arasındaki ilişkinin cmr hükümlerine tabi olması beklenemeyecektir. ) Cmr hükümlerinin uygulama alanı bulamayacağını; bu nedenle taraflar arasındaki hususun genel zamanaşımı hükümlerine tabi olduğunu, Dava dilekçelerinde de beyan ettiklerini; gerek yükün yüklenmesi sürecini yöneten, gerekse bu yükün bu dorseye cezai işlemden sonra başka tipteki havuzlu dorseye aktarımını organize edenin davalı firma olduğunu; hem araca yükün yüklenmesinde, hem de aracın cinsinin seçiminde müvekkilinin hiçbir eyleminin olmadığını; söz konusu ilişkinin müvekkili şirket ile davalı firma arasında kurulmuş olup müvekkili şirket ile davalı arasındaki ilişki davacı müşteri tarafından gönderilen malların dava dışı alıcıya ulaştırılmasına ibaret olup söz konusu işlemin müvekkilin değil davalı yanın yüklemesinden kaynaklı meydana gelmiş olduğundan CMR hükümlerinin uygulama alanı bulamayacağı, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin kanuna aykırı olduğunun müvekkilin uğradığı zararı gidermekle yükümlü olan davalı firma bu hususta tam sorumlu olduğunun izahtan vareste olduğunu, Sonuç olarak mahkeme tarafından öncelikle zaman aşımı yönünden inceleme yapıldığından (gerekçeli kararda da görüleceği üzere yalnızca zamanaşımı yönünde inceleme yapılmış , davanın esasına girmeden kusur yönünden herhangi bir karar verilmemiş olduğundan hükme göre istinaf talebinde bulunulmuştur.) zamanaşımı yönündeki istinaf sebeplerini yinelemekle birlikte, öncelikle CMR 32/2 uyarınca zamanaşımı süresi kesilmiş olduğundan davanın zamanaşımı yönünden reddinin usül yasa ve hakkaniyete aykırı olduğu, aksi halde dahi zamanaşımı süresinin 1 yıl değil, ilgili olayda 3 yıl olarak değerlendirilmesi gerektiği, işbu dava konusu olayda CMR hükümlerinin uygulanmasının da mümkün olamayacağı, taraflar arasındaki ticari ilişki niteliğinde hataya düşüldüğü de göz önünde bulundurulduğunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin yerinde olmadığını, Beyanlarını yinelemekle birlikte, özellikle CMR 32/2 hükmünün göz önünde bulundurularak zamanaşımının durduğu, ertelendiği tarihler de göz önünde bulundurularak tüm dosya kapsamında istinaf incelemesi neticesinde Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edildiği şekilde ve Başkanlığımızca resen gözetilecek diğer nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine dayalı olup, davalının akdi taşıyıcı olarak organize ettiği uluslararası karayolu taşımasında, davacının fiili taşıyıcı olarak yurt Hollanda'dan aldığı emtianın Türkiye'ye tır ile taşınması esnasında Almanya polisi tarafından yükün dorseye uygun olmaması nedeniyle ceza kesildiği ve ödendiği iddiasına dayalı olup, bu cezanın kendi akidi olan davacıdan tahsili talebiyle açılmış kısmi alacak davasıdır. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Taraflar arasındaki 12/08/2020 tarihli taşıma sözleşmesi ile davacının, 24.000-kg gemi zinciri emtiasını Rotterdam -Hollanda'dan Yalova-Türkiye'ye tenteli iki adet tır ile taşıma işini üstlendiği, yükün 18/08/2020 tarihinde yüklendiği, seyir esnasında aracın Almanya sınırları içerisinde 19/08/2020 tarihinde durdurulduğu ve yükün uygun istiflenmemiş olması, ayrıca aracın yüke uygun olmaması nedeniyle davacıya 3.905,28 Euro ceza kesildiği, yargılama masrafları ile birlikte toplam ceza ve masrafların 4.104,04-Euro olarak 17/11/2020 tarihinde kesinleştiği, davacının 19/02/2021 tarihinde faizi ile birlikte toplam 4.129,04-Euro'yu ödediği hususları çekişme konusu değildir. Akdi taşıyıcı davalı ile alt taşıyıcı davacı arasındaki sözleşme de bir taşıma sözleşmesi olup, uluslararası karayolu taşımasına ilişkin bulunduğundan, nitekim sözleşmenin 3.1 maddesinde bu taşıma sözleşmesinin CMR Konvasnsiyonu ve Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde oluşturulmuş bir taşıma sözleşmesi olduğu açıkça yazılı olduğundan, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara CMR Kovansiyonu hükümlerinin uygulanacağında duraksama yoktur. Konvasiyonun zamanaşımına ilişkin 32/1 maddesi uyarınca; konvansiyona tabi taşımalardan doğacak davalar bir yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda zamanaşımı süresi üç yıldır. Zamanaşımını süresinin ne zaman aşlayacağı Konvansiyonun 32/1 fıkrasının alt bentlerinde düzenlenmiştir. Buna göre zamanaşımı süresi, teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren; tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra, kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde; bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda işlemeye başlar. Somut olayda davacının talebi, taşıma sözleşmesi kapsamında ödediği zararın kendi taşıtanı olan davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ağır kusur ve kasten kötü hareketi gerektirecek bir durum mevcut olmadığından zamanaşımı süresi bir yıldır ve sürenin başlangıcı Konvansiyonun 32/1-c bendi uyarınca taşıma sözleşmesinin bağıtlandığı tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda işlemeye başlar. Taşıma sözleşmesi 12/08/2020 tarihinde bağıtlandığına göre zamanaşımı süresi 13/11/2020 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak ve 14/11/2021 tarihinde dolacaktır. Konvansiyon'un 32/3 fıkrası ile zamanaşımını durduran ve kesen sebepler bakımından ilgili iç hukuk kurallarına atıf yapılmış ve fakat taşıyıcıya yöneltilecek talepler bakımından Konvasiyon'un 32/2 fıkrasında zamanaşımını durduran özel bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre; yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. İstemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez. Görüldüğü üzere Konvasiyon'da zamanaşımının durması hali yalnızca taşıyıcıya yönelik talepler bakımından düzenlenmiştir. Taşıyıcıların eşya ilgilisine yönelik talepleri bakımından bu hüküm uygulanamaz. Ancak taşıyıcının rücu edeceği diğer bir taşıyıcıya yazılı bildirimde bulunarak bu hükümden yararlanması mümkündür(bkz. Akıncı, Ziya; Karayolu ile Milletlerarası Eşya Taşımacılığı ve CMR, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1999, s.174, Gençtürk, Muharrem; Uluslararası Eşya Taşıma Hukuku, Genel Kavramlar, Gecikemeden Doğan Sorumluluk, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2006, s.275). Somut olaSomut olayda; dava konusu alt taşıma bakımından hem davacının hem de davalının taşıyıcı sıfatını haiz oldukları, buna göre davacının davalıya yönelik yazılı talebinin CMR Konvansiyonunun 32/2 fıkrası uyarınca zamanaşımını, davalının bu talebe yazılı şekilde geri bildirimde bulunacağı tarihe dek durduracağı, davacı şirket tarafından davalı şirkete henüz zamanaşımı süresi dolmadan, Bornova ikinci Noterliği zerinden 04/03/2021 tarihli ihtarnamenin gönderildiği ve 4.129,04-Euro'nun üç gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalı şirkete 09/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirket tarafından cevap dilekçesi ile davacıya 12/03/2021 tarihinde cevabi ihtarname gönderildiği ve talebin reddedildiği, ihtarnamenin cevap dilekçesi ekinde olduğu belirtilmiş ise de, bu cevabi ihtarnamenin ne cevap dilekçesi ekinde ne de UYAP sisteminde mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Davacının dava dilekçesinde böyle bir cevabi ihtarnameden bahsetmediği görülmüştür. Burada gözden kaçırılmaması gereken husus, duran zamanaşımı süresinin davacının gönderdiği ihtarnamedeki üç günlük sürenin dolması ile değil, Konvansiyonun 32/2 fıkrasında açıkça belirtildiği üzere davalının yazılı red bildiriminin davacıya ulaşması ile işlemeye başlayacaktır. Mahkemece davalının savunmasında bildirdiği cevabi ihtarnamenin aslı veya onaylı örneği ile tebliğ şerhinin mevcut ise dosyaya sunulması için davalı vekiline kesin süre verilmesi, buna göre durmaya başlayan zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayıp başlamadığı, başlamış ise hangi tarihte başladığının tespiti, yine süre işlemeye başlamış ise 04/08/2021 ve 12/08/2021 tarihleri arasında geçen arabuluculuk süresinin de göz önünde tutulması, durduğu tespit edilen tüm sürelerin zamanaşımı süresine eklenmesi ile dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolup dolmadığının belirlenmesi gerekirken, CMR Konvansiyonunun 32/2 fıkrasındaki sebebin zamanaşımını durduran değil kesen sebeplerden olduğu yönünde hatalı değerlendirme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 19/09/2023 tarih ve 2022/432 Esas - 2023/733 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenkaldırılmasınaTazminattaraflarınKaynaklanan)Fiildenözetikararistinafderecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesi(Haksızsavunmasınınsebeplerimahkemesininkararınınilerikabulüdosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim