SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2142 E. 2024/566 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2142

Karar No

2024/566

Karar Tarihi

28 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2142 Esas

KARAR NO: 2024/566 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2016/152 Esas - 2019/928 Karar

TARİHİ: 09/12/2019

DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 28/03/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında 12/12/2013 tarihli distrübütörlük sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davalı tarafından gönderilen ihtarnamede müvekkilinin sözleşmede yer alan yükümlükleri yerine getirmediği ve davalıyı zarara uğrattığının iddia edildiği, ihtarnameye cevap verildiği,ardından davalı tarafından çekilen yeni bir ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin 29/01/2016 tarihi itibari ile feshedildiğinin bildirilmiş olduğunu, ancak bu sırada müvekkili ile sözleşmesini feshetmeden önce başka bir şirketle anlaşarak İzmir bölgesinde bu şirketi distrübütör olarak belirlediğini, distrübütör olarak satış yapmak için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasına satıcının kaydının davalı tarafndan yapılmasının gerektiğini,müvekkilinin kaydının 08/02/2016 tarihinde silinmiş olduğunu, ancak 16/01/2016 tarihi itibari ile ... Hizmetleri Ltd.Şti 'nin kaydının yapılmış olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye aykrı hareket ettiği iddialarının yersiz olup bu nedenlere dayalı olarak sözleşmenin feshinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin şirket kayıtları incelendiğinde yıllık olarak malzeme alışlarında %8,5 artız ve kazançta % 20 oranında artış ortaya çıktığını, sözleşmenin1.1 maddesi uyarınca sözleşme süresi 1 yıl olup, bu sürenin 01.01.2014 tarihi itibariyle başladığını, sözleşmenin bitiş tarihinden 3 ay öncesinde herhangi bir bildirim yapılmaması halinde sözleşmenin kendiliğinden 1 yıl süreyle uzayacağının öngürüldüğünü,taraflar arasındaki sözleşmenin bitiş tarihinin 01.01.2015 olduğu, davalının haksız fesih bildirim ihtar tarihinin ise 26/01/2016 olduğunu, yani sözleşmenin kendiliğinden 01.01.2017 tarihine kadar uzamış olduğunu, sözleşmenin haksız olarak feshinden kaynaklı olarak sözleşmenin sonuna kadr oluşacak kazançtan müvekkilinin mahrum kaldığını, davalının sözleşme bitmeden başka bir şirketle anlaşarak sözleşmeye aykrı hareket ettiğini, müvekkilinin kazanç kaybı dışında maddi zararı da oluştuğunu, elinden bulunan ve satışını sözleşmenin feshinden dolayı yapamadığı malların bulunduğunu, bu malların davalı yanca iade alınmadığı gibi distrübütörlük elinden alındığı için satışını da yapamadığını, açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, müvekkilinin kar kaybı ve maddi zararının tespitine, tespit edilen alacağın davalıdan avans faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın tümüyle gerçek dışı olduğunu, davada yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, afaki ifadelerle dava ikame edilemeyeceğini, davacı yanın hangi zararlar için hangi bedellerle talepte bulunduğunu açıklaması gerektiğini, başlıca sebebin davacı şirket yetkilisinin işin faaliyet alanı İzmir olmasına rağmen İzmir'de hiç bulunmaması ve kilometrelerce uzak bir şehirde yaşaması olduğunu, bu nedenle işleri takip edememekte ve müvekkili şirketi bölgede temsil edememekte olduğunu, davacının eleman değişikliklerin yoğunluğu nedeniyle hasta reçete takibi hasta ile olduğunu, davacının eleman değişikliklerinin yoğunluğu nedeniyle hasta reçete takibi hasta ile kaliteli iletişim vs.gibi çok hassas konularda aksaklık yanmakta olduğunu, sözleşmede zorunluluk bulunmasına rağmen sahada çalışacak yeterli eleman alımı gerçekleşmemiş ve muhatabın taahhüt ettiği işlerin aksamakta olduğunu, davacının sözleşme gereği yapması gerekli ödemeleri çok düzensiz olduğu ve sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, bu durumun müvekkili şirketi zor duruma düşürdüğünü, davacının sözleşme gereği yapması gerektiği halde, bölgedeki diğer medikal firmalarına ulaşarak ürün tanıtım ve satışı yapmadığını ve müvekkiline ciro kaybı yaşattığını, davacıya sayısız defalar sözeşmenin ifasında gösterdikleri aksaklıklar konusunda uyarı ve ihtarda bulunulduğunu, davacının yükümlülükleri yerine getirmemesi sonucu ihtar yapıldığını, ihtara rağmen davacının faaliyetlerinde düzelme olmadığı gibi daha olumsuz bir hal aldığını, bunun üzerine yeni bir ihtarname ile sözleşmenin feshedilmek zorunda kaldığını, müvekkilinin sözleşmenin feshinden sonra yeni bir şirketle çalışmaya başladığını, davacının UBB kaydı iddialarının hiçbir anlamı bulunmadıını, müvekkili şirketin ana bayiler dışında UUB'si açık otuza yakın alt bayi konumunda firma olduğunu, davacının iş hacmini ve gelirini artırdığı, iddialarının doğru olmadığını, davacının genel faaliyetlerini yapmaması nedeniyle müvekkili şirketin bu iş için ayrıca bir görevli atadığını, diğer çalışanlarının sürekli bölgeye giderek destek vermesi ve şirketin bölge müdürünün katkıları ile olduğunu, davacının sözlşeme konusu işleri yaparken hastalara eksik ve farklı ürünler verdiğini, mevzuata aykırı olarak geri ödeme kapsamının dışında ürün değişimi yapmış olduğunu, bu durumun zaten başlı başına sözleşmenin ihlali niteliğinde olduğunu, davacının müvekkiline gerekli ödemeleri zamanında yapmadığını, davacının haksız ve hukuka aykırı işlemlerinin sözleşmenin feshinden dahi sonra devam ettiğini, ürünleri kullanan hastaların davacı tarafından komisyon karşılığında rakip bir markaya yönlendirilmeye başlandığını, bu nedenle davacıya ihtarname keşide edildiğini, davacının karşılıklı mutabakat ile kesin olarak belirlenen 47.939,71 TL bakiye borcu da mevcut olup, bu bedelin dahi ödemmediğini ve yasal takip yapılması gerektiğini, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/12/2019 tarih 2016/152 Esas - 2019/928 Karar sayılı kararında; "Dava, taraflar arasında imzalanan distribütörlük sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan kazanç kaybı ve maddi zararların tazmini istemine ilişkindir. Davaya konu somut olayda, taraflar arasında, 12/12/2013 tarihli "Distribütörlük Sözleşmesi" imzalandığı konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmamakla birlikte, ihtilaflı olan hususun, davalı tarafça keşide edilen Bakırköy ... Noterliği'nin 28/12/2015 tarih ve ... yevmiye nolu, eksikliklerin giderilmesi ve yükümlülüklerin sözleşmeye, yapılan faaliyete uygun olarak yerine getirilmesi şeklindeki ihtarnamesi ile ve sonrasında keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 26.01.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 29/01/2016 tarihinden itibaren tek taraflı olarak fesih edilen sözleşmenin, davalı tarafından feshinin haksız olup olmadığı ve haksız ise davacının herhangi bir maddi zararının doğup doğmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmış, gelen yazı cevapları dosyamız içerisine alınmış, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmış ve ayrıca mahkememizce, olayın şekli itibariyle davalı yan tanıklarının dinlenmesine karar verilmiş ve bu kapsamda İzmir Nöbetçi ATM'ye talimat yazılmış ve İzmir 2. ATM'nin 2017/166 talimat sayılı dosyası kapsamında tanıkların olayla ilgi bilgi ve görgüleri alınmıştır. İzmir 2. ATM tarafından beyanları alınan tanıklardan; Tanık ... yeminli beyanında özetle; "ben davacı şirketin eski çalışanı olduğum için hem davalı hem davacı şirketleri bilirim. Ben davacı şirkette Ocak 2014 - Ocak 2016 tarihleri arasında iki yıl çalıştım. Davacı şirket, davalı şirketin medikal ürünlerini İzmir'de satan şirkettir. Aynı zamanda Ege Bölge Bayisidir. Hastalara kolostomi ve ürostomi gibi ürünler satılıp teslim edilirdi. Bu ürünler hastalar için hayati öneme sahip ürünlerdir. Ürünlerin satışında davacı gerekli özeni göstermiyordu. Hastalara yanlış malzeme gönderiliyordu. Davalıya zamanında ödeme yapmadığı için davalı şirket malzeme temini sağlayamıyordu ve hastalara zamanında ürün teslimi yapamıyordu. Davacı şirkette çalışan personel iş akışı için yeterli değildi. 5 kişi çalışıyorduk. Ben evrak takibi ve hasta takibi yapıyordum. Düzenli olarak davalı ... şirketi, İzmir'de davacı şirketi ziyarete giderek eksiklikler konusunda sözlü olarak uyarılarını yapıyordu. Davacı şirketin sahibi ve yetkilisi İzmir dışında ikamet ettiğinden, iş yerine 1 veya 2 ayda bir geliyordu. Ben davalı şirketin bayiliği feshettikten sonra başka bir şirket ile anlaştığını biliyorum. Bu geçiş davacı ile hastalarını mağdur etmeden yapıldı diye biliyorum" şeklinde, Tanık ... yeminli beyanında özetle; "ben davalı şirkette çalışıyorum. Davacı şirketi de bilirim. Ben davalı şirkette Kasım 2014 tarihinden beridir çalışıyorum. Davalı şirket İzmir'deki ürünlerin tanıtımını, hastalara anlatımı gibi işleri yapıyordum. Davacı şirketin, davalı temsilcisi olduğu dönemde de ben davalı şirkette çalışıyordum. Davacı şirket, davalı şirketin ürünlerini İzmir'de satan şirkettir. Davacı şirketin sahibi ve yetkilisi ... Bey, Van'da ikamet etmekteydi. 1 veya 2 ayda bir İzmir'e gelirdi. Şirketin işleyişi ile çok ilgilenmezdi. Davacı şirket biraz başıboş ve disiplinsiz bir şekilde işlemlerini yürütmekteydi. Eleman sayıları azdı. Parttime öğrenci çalışanları vardı. Hastalara ürünler zamanında teslim edilmiyordu. Bazen ürünler eksik teslim ediliyordu. Hastalar çoğunlukla kanser hastasıydı. Bende hasta bazlı çalıştığım için bu tür sıkıntılar bana bildiriliyordu. Davacı faturaları zamanında kesilmiyordu. Ayrıca ödemelerde davalı şirkete zamanında yapılmıyordu. Bu nedenle hastalar ürünsüz kalabiliyordu. Yine hastalar SGK'dan ödemelerini zamanında alamıyordu. Bununla ilgili olarak davalı şirket, davacı şirketi hem yazılı hemde sözlü olarak uyarılarda bulundu. Ancak bu uyarılara davacı taraf uymadı. Davalı şirket, davacı şirket ile çalışırken, başka bir şirketle çalışmadı" şeklinde ve, Tanık ... yeminli beyanında özetle de; "ben davacı şirkette Nisan 2014 -Haziran 2015 tarihleri arasında çalıştım. Bu nedenle davalı ve davacı şirketleri bilirim. Davacı şirkette satış elamanlarının yönetimi, bilgi paylaşımı ve diğer işleri yapıyordum. Yaptığımız iş, genellikle kanser hastalarının evde kullandıkları, tıbbi torbalar ve onların malzemelerinin temini ve hastalara satışı işiydi. Davacı şirket, davalı şirketin bayisi sıfatıyla yapıyordu. Bayilik sözleşmesinin feshi benim şirketten ayrıldığım tarihten sonradır. Davacı şirketin sahibi, Van'da ikamet etmekteydi. Ayda bir defa İzmir'e gelirdi. İşler yürütülürken de devamlı kendisinden onay almak gerekiyordu. Bu süreci aksatmaktaydı. Parasızlık nedeniyle verilen çekler zamanında ödenmiyordu. Davalı şirket iyi niyetli olarak çeklerin ödeme tarihlerini ileri tarihe ertelemişti. Pazarlama konusunda eleman eksikliğinden dolayı yetersiz kalmaktaydık. Bunun için davalı şirket, bir hemşireyle anlaşıp, yardımcı oldu. Yine gazete reklamı ile davacı şirkete yardımcı olmaya çalışmaktaydı. Davalı şirket, belli bir kota hedefi ile çalışmaktaydı. Davacı ise, bu kotayı dolduramıyordu. Bu nedenle malzeme temininde güçlük çekip hastalara ürün yetiştiremiyordu. Ortalama ayda bir kere davalı şirketten üst düzey yönetici gelerek, davacı şirketi aksaklıklar konusunda uyarmaktaydı. Hastalar da callcenter aracılığı ile şikayetlerini doğrudan davalı şirkete iletmekteydi. Bu konularda da davacı uyarılırdı. Bildiğim kadarıyla davalı şirket sözleşmeyi feshetmeden başka bir şirket ile anlaşma yapmamıştır" şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Mahkememizce, taraf iddia ve savunmaları doğrultusunda, sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, feshedilmişse talep edilebilecek miktarın tespiti bakımından dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınmıştır. Konusunda uzman Dr. ... ve YMM ... tarafından, 05/07/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporu tanzim edilerek mahkememize ibraz edilmiş olup, raporun incelenmesinde özetle; "davacı şirketin, sözleşme ile yüklenmiş olduğu edim ve sorumluluklarını tam olarak yerine getirmediği, ödemelerini zamanında yapmadığı, sözleşmenin haklı nedenle fesih edilip edilmediği hususlarının hukuki değerlendirmeyi gerektirdiği, kar mahrumiyeti, TTK m.122/5 anlamında talep edilen portföy tazminatı ile diğer maddi zararların dayanağı herhangi bir belge ve bilginin sunulmadığı, bu nedenle talep edilebilecek miktarın tespitine yönelik çalışmanın yapılmadığı" şeklinde tespitler yapılmıştır. Bilirkişi raporunun denetlenmesinde, raporun hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduğu anlaşıldığından, rapora itibar edilmiş ve hukuki yönleri ayrık olmak üzere hükme esas alınmasına karar verilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur. Tüm bu bağlamda, taraf ve iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizde açılan davanın, taraflar arasında imzalanan distribütörlük sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan kazanç kaybı ve maddi zararların tazmini istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında, 12/12/2013 tarihli "Distribütörlük Sözleşmesi" imzalandığı konusunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, ihtilaflı olan hususun, davalı tarafça keşide edilen Bakırköy ... Noterliği'nin 28/12/2015 tarih ve ... yevmiye nolu, eksikliklerin giderilmesi ve yükümlülüklerin sözleşmeye, yapılan faaliyete uygun olarak yerine getirilmesi şeklindeki ihtarnamesi ile ve sonrasında keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 26.01.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 29/01/2016 tarihinden itibaren tek taraflı olarak fesih edilen sözleşmenin, davalı tarafından feshinin haksız olup olmadığı ve haksız ise davacının herhangi bir maddi zararının doğup doğmadığı noktasında toplandığı, bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm delillerin toplandığı, gelen yazı cevapları dosyamız içerisine alındığı, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alındığı ve ayrıca mahkememizce, olayın şekli itibariyle davalı yan tanıklarının dinlenmesine karar verildiği ve bu kapsamda İzmir Nöbetçi ATM'ye talimat yazıldığı ve İzmir 2. ATM'nin 2017/166 talimat sayılı dosyası kapsamında tanıkların olayla ilgi bilgi ve görgülerinin alındığı, alınan bilirkişi heyeti raporunun hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduğunun anlaşıldığı ve hükme esas alınmasına karar verildiği, bu haliyle yapılan değerlendirmede de, gerek dinlenen tanık beyanları, gerek alınan bilirkişi heyeti raporu ve gerek se dosyamız mündericatında yer alan ve taraflarca da inkar edilmeyen mail yazışmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin, sözleşme ile yüklenmiş olduğu edim ve sorumluluklarını tam olarak yerine getirmediği, eksikler hakkında bilgi verilmesine rağmen eksiklikleri tamamlamadığı, davacının belli bir kota hedefi ile çalışmasına rağmen hedef satış miktarına ulaşamadığı, ödemelerini zamanında yapmadığı ve sonuç olarak da davalı tarafından yapılan feshin haklı nedenlere dayandığı sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, davacı tarafından açılan ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesi kararının kabulünün taraflarınca mümkün bulunmamakla birlikte yasal süresi içerisinde kararın kaldırılması amacı ile istinaf kanun yoluna başvurduklarını, Müvekkili şirket ile davalı arasında 12.12.2013 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını; işbu sözleşme gereği müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmekte iken Bakırköy ... Noterliği 28.12.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile sözleşmeye aykırı hareket edildiği, taahhüt edilen işlerin aksadığı, ödemelerin düzensiz olduğu ve kendilerinin müvekkilin eylemlerinden dolayı ciro kaybı yaşadığını ileri sürdüklerini, işbu ihtarnameye cevaben İzmir ... Noterliği 22.01.2016 Tarih ve ... Yevmiye nolu ihtarname ile ileri sürülen iddiaların asılsız olduğu ve müvekkilinin sözleşmede yer alan yükümlülüklerini yerine getirdiği, ayrıca eksikliklerin varlığını kabul etmemekle beraber, sayılan eylemlerin çoğunun iddia edildiği gibi sözleşmenin derhal feshi sebebi olmadığının bildirildiğini, akabinde Beyoğlu ... Noterliği 26.01.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile ilk ihtarnamedeki sebeplerin ileri sürülerek sözleşmeye uymayan eylemler nedeniyle taraflar arasında sözleşmenin 29.01.2016 tarihi itibariyle feshedildiğinin bildirildiğini, ancak bu sırada ve müvekkili ile sözleşmesini feshetmeden önce davalı şirketin, ... Malz. Tur. Tic. Ltd. Şti. ile anlaştığını ve İzmir bölgesinde bu şirketi distrübitör olarak belirlediğini, distribütör olarak satış yapmak için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasına satıcının kaydının davalı şirket tarafından yapılması gerektiğini; UBB’deki müvekkilin kaydının 08.02.2016 tarihinde silindiğini ancak müvekkilinin sözleşmesi feshedilmeden ve UBB kaydı dahi silinmeden başka bir şirket ile anlaşma yapıldığını 16.01.2016 tarihi itibariyle UBB’ye ... Malz. Tur. Tic. Ltd. Şti.’nin kaydı yapıldığını, Müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı hareket ettiği, yükümlülüklerini yerine getirmediği ve bu nedenlerle davalının ciro kaybına neden olduğuna ilişkin iddiaların yersiz olup bu nedenlere dayalı olarak yapılan sözleşmenin feshinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmenin feshinde ileri sürülen nedenlerin haklı olmadığını, Taraflar arasında imzalanan Distribütörlük Sözleşmesine göre tarafların yükümlülüklerinin belirlendiğini; müvekkili şirketin yükümlülüğünün özetle davalı ...’ın bölgedeki tek temsilcisi olması sıfatıyla firma, marka ve ürünlerin imajını koruyup ürünlerin satışını sağlayarak İzmir bölgesindeki potansiyeli en verimli şekilde değerlendirerek ürünlere ilişkin sürümü artırmak olduğunu, müvekkili şirket kayıtlarından da görüleceği üzere yıllık olarak malzeme alışlarında %8,5 artış söz konusu olduğunu; ayrıca yine dosyada mübrez olan belgelerden kazançta oluşan %20 oranındaki artışların olduğunu; dolayısıyla müvekkilinin distribütörlük sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ve davalının ileri sürdüğü gerekçelerin bir fesih sebebi olmadığını, Feshin süresinde bildirilmediğinden sözleşmenin kendiliğinden uzadığını, sözleşmenin 1.1. maddesi uyarınca sözleşme süresinin 1 yıl olup, bu sürenin 01.01.2014 tarihi itibariyle başladığını; ayrıca sözleşmenin bitiş tarihinden 3 ay öncesinde herhangi bir bildirim yapılmaması halinde sözleşmenin kendiliğinden 1 yıl süreyle uzayacağının öngörüldüğünü, taraflar arasındaki sözleşmenin bitiş süresinin 01.01.2015 olup, davalının haksız fesih bildirim ihtarının tarihinin ise 26.01.2016 olduğunu; yani sözleşmenin kendiliğinden uzadığı ve 01.01.2017 tarihine kadar müvekkili şirketin tek satıcı olarak yetkili olduğu konusunda tereddüt olmadığını; bu itibarla müvekkilinin sözleşmenin 01.01.2017 tarihine kadar devam edeceğine olan inancıyla hareket ettiğini, sonuç itibariyle; sözleşmenin haksız olarak feshinden kaynaklı olarak sözleşmenin sonuna kadar oluşacak kazançtan müvekkilinin mahrum kaldığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2014/6497 E. 2014/20280 K. Sayılı kararında; “…sözleşmede franchise alan ... A.Ş. için sözleşmenin haksız feshi halinde talep edebileceği müspet zararın hesaplanma yöntemine ilişkin özel bir düzenleme yapılmamış olması karşısında anılan tarafın müspet zararının, genel hükümler ve Dairemizin bu konudaki yerleşik içtihatlarında belirtilen ilkelere göre hesaplanması gerekmektedir.Buna göre mahkemece, aralarında davaya konu sözleşmenin ilgili olduğu emlak komisyonculuğu alanında bir uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile öncelikle davacı ... A.Ş.'nin aynı nitelikte benzer bir sözleşmeyi yapabileceği veya benzer bir işi bulabileceği makul bir sürenin belirlenmesi, davacının sözleşme haksız olarak feshedilmeseydi bu makul süre içinde elde etmesi muhtemel gelirinin tespit edilmesi ve sonrasında bu geliri elde etmek için yapacağı tüm harcama ve giderlerin de mahsup edilmesi sonrasında belirlenecek karının, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle mahrum kalınan kar olarak hüküm altına alınması gerekirken...” denildiğini, Müvekkilinin kazanç kaybı dışında maddi zararının da oluştuğunu, mahrum kalınan kazanç dışında ayrıca müvekkilinin halen elinde var olan ve satışını sözleşmenin feshinden kaynaklı olarak yapamadığı mallar nedeniyle de maddi zararı oluştuğunu; müvekkil distribütör olarak elinde bulundurduğu malzemelerin davalı yanca iade alınmadığı gibi distribütörlüğü elinden alındığı için de müvekkilinin satışını yapamadığını, yukarıda açıklandığı üzere Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası kaydı olmadan müvekkilinin elinde bulunan tıbbi cihazların satışını yapamadığını; diğer yandan davalı şirket müvekkilin elinde var olan ve ekte listesini sunmuş oldukları satışı yapılmayan tıbbi cihazları davalı şirketin iade de almadığını; dolayısıyla müvekkilinin ekli listede bulunan tıbbi cihazların satışının ve iadesinin yapılamamasından kaynaklı olarak zararı oluştuğunu, Davalı şirketin işbu hareketinin haksız rekabet ve sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, davalı tarafın müvekkil şirket ile sözleşmenin feshedilmesinden sonra faaliyetini devam ettirebilmek için yeni bir firma ile çalışılmaya başlandığını beyan etmişse de davalının bu iddiasının da gerçek dışı olduğunu; müvekkili şirkete sözleşmenin fesih bildiriminin yapıldığı tarihin 26/01/2016 olup davalı tarafın yeni çalışmaya başladığı şirket olan ...’in ... Bankası sistemine giriş tarihinin 16/01/2016 olduğunu, distiribütörlük sözleşmesinin 1.2. maddesinde “Distribütörün bu sözleşmeye konu olan faaliyet bölgesi EK:2 de detaylı olarak gösterilmiştir.” şeklinde düzenleme getirilerek EK:2 ‘de müvekkili şirketin faaliyet alanının İZMİR olarak belirtildiğini, davalı tarafın müvekkili ile sözleşmesi devam etmekte iken aynı faaliyet bölgesi içerisinde başka bir medikal firmasıyla anlaşarak UBB üzerinden bu firma için yetkili firma olarak bilgilendirme yapmasının dahi davalının fesih iradesini ortaya koyduğunu; davalı tarafın UBB açılması hususunun hiçbir anlamı olmayıp önemli olmadığını iddia etmişse de; UBB (TİTUB) sisteminde kayıt olmaksızın yetkili firma tarafından fatura kesilememekte, SGK tarafından da geri ödeme yapılmamakta olduğunu; müvekkili şirketin UBB üzerindeki kaydının silinmesinden sonra yetkili olduğu firma döneminde kesilen geçmiş dönem faturanın (14.11.2015) geri ödemesi için SGK’ya başvurulmuş olup UBB sistemine kayıtlı olmadığından müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını; UBB sistemine kayıtlı olmamanın müvekkilin zararına sebebiyet vermeyeceğinin kabulünün mümkün olmadığını; davalı tarafın cevap dilekçesinde de kabul edildiği üzere müvekkili şirketin, davalının İzmir bölgesinin ilk ve tek distribütörü olduğunu; süresinden önce haksız olarak distribütörlük sözleşmesinin feshedilmesinden sonra müvekkili şirketin elindeki malları hastalara satamadığını; davalı tarafça malların iade de alınmaması üzerine maddi zarara uğradığını, Müvekkil şirketin faaliyet bölgesi içerisinde yer alan başkaca bir firma ile anlaşılmasının müvekkilin ticari kazançlarını etkilediğini ve müşteri potansiyelini düşürdüğünü; davalı şirket ile arasındaki ticari ilişkinin müvekkili şirketin toplam iş hacminin %80’nini oluşturduğunu; bu durumun dahi müvekkili şirketin büyük miktarda zarara uğradığının ve TTK m.122/5 anlamında portföy tazminatına hak kazandığının göstergesi olduğunu; distiribitörlük sözleşmesinin temel unsurlarından birinin; distribütörün sözleşme konusu malları satması için belirli bir bölgede tekel hakkı/tek satış hakkının olması gerektiğini; taraflar arasındaki sözleşmenin; Önsöz, 2.6. maddesi ve 1.2. maddesinden anlaşılacağı üzere münhasır bir distiribütörlük sözleşmesi olduğunu; münhasırlık anlaşmalarının, üreticinin distribütörleri arasındaki marka içi rekabeti sınırlayarak bunların distribütörün sözleşme bölgesindeki yatırımından haksız bir kazanç sağlamasını önlemek suretiyle distribütöre sözleşme bölgesi bakımından koruma sağlamakta olduğunu, Müvekkil şirketin; davalı şirketin İzmir bölgesinin ilk ve tek distribütörü olarak faaliyet göstermekte ve aradaki sözleşme devam etmekte iken karşı tarafça .... Medikal isminde İzmir bölgesinde başka bir firma ile distribütörlük ilişkisi kurulduğunu; distiribütörlük sözleşmelerinde Üretici tarafının Distiribütör ile haksız rekabete girecek davranışta bulunmama yükümlülüğünün bulunduğunu; davalı şirketin bu yükümlülüğe aykırı hareketinin gerek haksız rekabet gerekse sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olduğunu; davalı tarafın; taraflar arasındaki ahde vefasızlıkta bulunarak müvekkili şirketin zararına sebep olduğunu ve gerçek dışı iddialarla bu zararı gidermekten imtina etmekte olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1990/8223E. Sayılı kararında; “Doktrinde de benimsendiği üzere tek satıcılık sözleşmesi yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli öyle bir sözleşmedir ki, bununla yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da, sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yükümlenir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere tek satıcılık sözleşmesinde edimler ve yükümlülükler kural olarak bu sözleşmenin tarafları arasında, yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, kural olarak sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. zira tek satıcıya o bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen bir akdi yükümlülük olmaktadır.” denildiğini, Ödemelerin zamanında yapılmadığına ilişkin tespitin hatalı olup gerçeği yansıtmadığını, hayatın olağan akışı içerisinde karşılığında ödemelerini yapmayan firmaya mal verilmesinin düşünülemeyeceğini; müvekkili şirketin ödemelerini gerçekleştirerek karşılığında davalı şirketten mal alımına devam ettiğini; davalı tarafça bahsedilen borcun cari hesaplara ilişkin olup, aynı şekilde davalı firmadan müvekkili şirketin de alacaklı durumda bulunduğunu, 05.07.2019 tarihli bilirkişi raporu ile; yanlı tanık beyanları baz alınarak ticari defterler incelenmeksizin, ödemelerin zamanında yapılmadığı sonucuna ulaşılmışsa da eksik ve hatalı incelemeler içeren bilirkişi raporu dikkate alınarak mahkemece bu yönde karar verilmesinin hakkaniyete aykırı nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin yıllık malzeme alışlarında %8.5; toplam kazanç üzerinden %20’li artış sağladığını, müvekkili şirketin edimlerini layıkıyla yerine getirdiğini, hedefin üzerinde satışlar yaptığını, müvekkil şirketin sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve özveriyle çalışmış bu çalışması ile yıllık malzeme alışlarında %8,5; toplam kazanç üzerinden ise %20’lik artış sağladığını; yalnızca bunun dahi müvekkili ile akdedilen sözleşmenin haksız feshedildiğini ortaya koymakta olduğunu; bir ticari ilişkide asıl olanın kazanç sağlamak olduğunu ve müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşme gereği bu ilişkide müvekkili şirketin davalının İzmir’deki iş hacmini büyüttüğünü; bu durumun malzeme alışlarının artması ile de açıkça görülmekte olduğunu; sözleşmenin temel amacının karlı satış olduğunun sözleşmenin önsözünde de belirtildiğini; bu sebeple Yerel Mahkemece davacının belli bir kota hedefi ile çalışmasına rağmen hedef satış miktarına ulaşamadığı tespitinin son derece hatalı olduğunu, Müvekkili davalı şirketten ocak 2016 ayında 55.000 TL’lik mal aldığını; aynı ay sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, taraflar arasında imzalan sözleşmenin 1.3. maddesinde; “İşbu sözleşmenin süresi 01.01.2014 tarihinde başlar ve başlangıç tarihinden itibaren 1 (bir) yıl boyunca yürürlükte kalır. Taraflar sözleşme süresinin bitiminden 3 (üç) ay önce yazılı bir ihbar ile aksini bildirmediği takdirde Sözleşme aynı şartlarda bir yıl daha kendiliğinden uzar.” şeklinde düzenleme getirilmiş olup buna göre sözleşme döneminin bitiş süresi olan 01/01/2016 tarihinden 3 ay önce bildirim yapılmadığı takdirde sözleşme süresinin 01/01/2017 tarihe kadar uzadığının kabul edileceğini; davalı tarafın fesih bildiriminin ise 26.01.2016 tarihli olduğunu; dolayısıyla haksız fesih tarihinden itibaren sözleşmenin devamı süresince müvekkil şirketin elde edeceği kazançtan mahrum kaldığını; ayrıca müvekkili şirketin davalıdan ocak ayında 55.000TL’lik yatırım yaparak mal satın aldığını; sözleşmenin davalı tarafından mal satın alınmasından sonra tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini; sözleşmenin feshinden sonra bu malların müvekkil tarafından satılamadığını, karşı tarafça iade de alınmadığını, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davalarının, taraflar arasında imzalanan 12.12.2013 tarihli distribütörlük sözleşmesinin feshi sebebi ile müvekkilinin mahrum kaldığı kar kaybı, portföy tazminatı ve maddi zarara ilişkin olduğunu; söz konusu raporun, tarafların ticari defterleri incelenmeksizin tanzim edildiğini; bunun yanısıra bilirkişi tarafından portföy tazminatı ile kar kaybına ilişkin herhangi bir hesaplama da yapılmadığını, dava ile ulaşılmak istenen ilk amacın, taraflar arasında akdedilen 12.12.2013 tarihli distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafça feshedilmesinin haksızlığının tespiti olup bu taleplerinin hukuki irdeleme gerektirdiğinden mahkemece değerlendirilmeye muhtaç olduğunu, bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp bu aşamada öncelikle müvekkilin ve akabinde karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenerek açık, ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınması gerekirken; eksik ve hatalı incelemeler içeren bilirkişi raporu baz alınarak hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı nitelikte olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilmiş olan nedenlerden dolayı; istinaf taleplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki münhasır distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce ve haksız feshedildiği iddiasına dayalı olup, haksız fesih nedeniyle uğranılan kar kaybının, denkleştirme tazminatını ve diğer maddi zararların tespit ve tahsili istemi ile açılmış belirsiz alacak davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafından; taraflar arasındaki, davacıya İzmir Bölgesinde davalı ürünlerini münhasıran satma yetkisi veren münhasır distribütörlük sözleşmesinin, 01/01/2016 tarihinden 3 ay önce bildirim bildirim yapılmadığı için 01/01/2017 tarihine dek uzadığını, davalının, davacı tarafından sözleşmeye aykırı hareket edildiği iddiası ile davalıya önce 28/12/2015 tarihli ihtarnamenin çekildiği, ihtarnamedeki iddiaların kabul edilmediğinin davacıya cevabi ihtarname ile bildirildiği, buna rağmen sözleşmenin 26/01/2016 tarihli ihtarname 29/01/2016 tarihinden itibaren haksız olarak feshedildiği, bu nedenle davacının kar kaybı oluştuğu, davalının henüz sözleşme feshedilmeden dava dışı bir başka firma ile İzmir bölgesinde davalı ürünlerinin satışını yapmak üzere anlaşma yaptığı, dava dışı bu şirketi 16/01/2016 tarihinde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası'na(UUB) kaydettiği, davacının UBB kaydını ise 08/02/2016 tarihinde sildiği, bu durumun haksız rekabet ve sözleşmenin ihlalini teşkil ettiği, davalı iddiasının aksine davacının ciro kaybına sebep olmayıp, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalının İzmir bölgesindeki satış oranlarını arttırdığı, bunun dışında ileri sürülen diğer sebeplerin fesih gerekçesi olamayacağı, haksız fesih nedeniyle davacının portföy tazminatına da hak kazandığını, davacının elinde halen davalıya ait ürünler olduğu, bu ürünler geri alınmadığı gibi UBB kaydı kapatıldığından hastalara satışının da yapılmadığı, bu nedenle de maddi zararın oluştuğu, yine davacı çalışanının davalı şirkette çalışmaya başlaması nedeniyle de maddi zarar oluştuğu ileri sürülmüş, davacının kar kaybı ve diğer maddi zararlarının tespiti ile şimdilik 1.000,00-TL'nin davalıdan tahsili talep edilmiştir. Davalı yan tarafından; sözleşmenin davacının daha önce hem e-mailler ve hem de ihtarname ile uyarılmasına rağmen gidermediği sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle haklı olarak feshedildiği, davacı ile yapılan distribütörlük sözleşmesi uyarınca, davacının İzmir bölgesinde davalıya ait ürünlerin satışını, pazarlamasını, tanıtımını yapmak ve ürünlerin sürümünü arttırmakla yükümlü olduğu, yine sözleşmenin eki olan etik kurallarına da uygun davranmakla yükümlü olduğu, davacı şirketin sahibi ve yetkisi ...'ın şehir dışında yaşadığı için sözleşme konusu işleri takip edemediği ve davalı şirketi bölgede temsil edemediği, davacının eleman değişikliklerinin yoğunluğu nedeniyle hasta reçete takibi, hasta ile kaliteli iletişim vs. gibi çok hassas konularda aksaklıklar yaşandığı, sözleşmede zorunluluk bulunmasına rağmen sahada çalışacak yeterli eleman alımının gerçekleşmediği ve davacının taahhüt ettiği işlerin aksadığı, bu nedenlerle davalı şirket yetkilisi ve çalışanlarının sık sık İzmir bölgesine gitmek zorunda kaldıkları, davacının hastalara eksik ve farklı ürünler verdiği, geri ödeme kapsamında olmayan ürünleri iade aldığı, hastalardan bu yönde şikayetler geldiği, davacının sözleşme gereği yapması gerekli ödemelerin çok düzensiz olduğu, çek vadelerinin davacı isteği üzerine ertelenmek durumunda kalındığı, davacının sözleşme gereği yapması gerektiği halde, bölgedeki diğer medikal firmalarına ulaşarak ürün tanıtım ve satışı yapmadığı, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerine hiçbir katkıda bulunmadığı, davacı şirketin bu nedenle ciro kaybı yaşadığı, davacının doldurduğu due dilienge raporunda etik kurallara aykırı bir durumu olmadığı yönünde beyanda bulunduğu, oysa davacı çalışanlarından birinin SGK'ya karşı dolandırıcılık suçundan tutuklandığı, tüm bu hususlarda davacının e-mail yolu ile birden çok kez uyarıldığı, yine yapılan toplantıda tüm aksaklıkların davacıya bildirildiği, aksaklıkların giderilememesi nedeniyle uyarı ihtarının çekildiği, akabinde sözleşmenin feshedildiği, davalının davacıdan cari hesaba dayalı alacağı bulunduğu yönündedir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davacı tarafından bildirilen tanıklar dinlenilmiş, davacı vekili tarafından dosyaya sözleşme ve ekleri sunulmuş, davalı vekili tarafından dosyaya taraflar arasındaki sözleşme, e-mail yazışmaları, etik ve çalışma kuralları, due diligence raporu, toplantı notları, vadesi ertelenen çeke ilişkin paraflanmış örnekler ve vade erteleme isteğine ilişkin mail yazışmaları sunulmuş, dosya mali müşavir ve tıbbi cihaz ve medikal malzeme uzmanı bilirkişilerden oluşan heyete tevdii edilerek, dosya üzerinde inceleme yaptırılmış, tahkikat bitirilerek rapor doğrultusunda ve sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği gerekçesi ile istinafa konu karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tekrarı ile davalının ciro kaybı iddiası yönünden taraf defterleri üzerinde bilirkişi yapılmamasının hatalı olduğu, diğer hususların haklı fesih gerekçesi olamayacağı yönündedir. Taraflar arasındaki; 12/12/2013 tarihli bir yıl süreli distribütörlük sözleşmesi ile davacıya, sözleşmenin ek-1 listesinde belirtilen davalı ürünlerinin İzmir'de satışı, tanıtımı ve pazarlanması hususunda münhasır yetki verildiği, sözleşmenin 01/01/2014 yürürlüğe gireceğinin bir yıl süre ile yürürlükte kalacağının, sürenin bitiminden üç ay öncesinde yazılı bir ihbar ile aksi bildirilmediği sürece aynı şartlarla bir yıl daha kendiliğinden uzayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin üçüncü maddesinde davacının yükümlülüklerinin düzenlendiği, Taraflar arasındaki sözleşmenin 3’üncü maddesi gereğince davacının, servis verdiği hastalara hizmet kalitesini en üst düzeyde tutarak davalının büyüme hedeflerine uygun çalışmalar yapmayı ve bölgesinde bulunan potansiyeli en verimli şekilde değerlendirerek Ürünlere ilişkin sürümü artırmayı, bu hizmet kalitesi ve bölgenin potansiyeline paralel işgücü ile faaliyetini yürütmeyi, yeterli miktarda ve uygun saklama koşullarında stok bulundurmayı, davalının bölgedeki tek temsilcisi sıfatıyla firma, marka ve ürün imajını koruyacak ve destekleyecek şekilde hareket etmeyi, aykırılık halinde davalının bundan doğan zararlarını karşılamayı, bölgesindeki faaliyetlerini, satışları ve ürünleri kullanan hasta bilgilerini belli periyotlarla raporlamayı ve geliştirilecek ortak projelere katkı sağlamayı, bölgesinde bulunan hastaneler, her türlü sağlık kuruluşları tarafından açılacak ihalelere iştirak ederek ürünlerin son kullanıcıya ulaşmasını sağlamayı, sözleşme konusu ürünlere rakip olacak ürünleri satmamayı, İzmir bölgesi dışında davalı ürünlerini satmamayı, davalı ürünleri ile ilgili müşteri şikayetlerini, gözlemlenen veya raporlanan olası kalite problemlerini davalıya acil şekilde iletmeyi, miadı dolmuş veya hatalı ürünleri bilerek satmamayı, yanıltıcı veya hatalı beyanlarda bulunmamayı, haksız rekabet etmemeyi, davalı ürünlerindeki davalıya ait işaret isim ve markaları kaldırmamayı, kaldırılmasına izin vermemeyi, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirirken en yüksek ahlaki ve profesyonel standartlara göre davranmayı, ürünlerin dağıtımıyla ilgili olanlar dahil her türlü yasa ve yönetmeliğe uygun davranmayı, bu yükümlülüklere aykırılık nedeniyle davalının uğrayacağı her türlü zarar ve masrafı karşılamayı taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Fiyat listeleri ve ödeme koşulları sözleşmenin 4 üncü maddesinde düzenlenmiş olup davacı; Ürünleri, davalı tarafından düzenlenen en son fiyat listesinde belirtilen fiyatlar üzerinden satın almayı, ödemelerini sözleşmenin ek1 listesinde belirtilen koşullarda çek veya banka havalesi ile davalını kendisine bildirilen hesabına ödemeyi taahhüt etmiştir. Dosyaya mübrez ve davacı tarafça da inkar edilmeyen 09/05/2015 tarihli toplantı bilgileri kapsamından, davacı çalışanı ...'in işten ayrılması nedeniyle, davacı şirket yetkilisi ...'nun müdür sıfatıyla hastaneleri ziyaret etmeye başladığını beyan ve bundan böyle ayda en az on oniki günün bölgede geçirmeyi, mevcut çalışma kadrosunu korumayı, davalı şirketin huzurunu bozacak bir katılım olmamasını sağlamayı taahhüt ettiği, yine İzmir'de yapılan tüm pazarlama faaliyetlerinin davalı bütçesinden karşılandığının, bundan böyle davacı şirketin de bu harcamalara ortak olmasının beklendiğinin, işin büyüdüğünün ve ödeme, sipariş, hasta takibi, etik çalışma gibi koşullarda davalı kriterleri devam ettiği sürece davacı ile işbirliğine devam edileceğinin, sürecin takip edilerek tekrar değerlendirme ve görüşme yapılacağının konuşulduğu anlaşılmıştır. Dosyaya mübrez ve davacı tarafça da inkar edilmeyen mail yazışmaları kapsamından; davacı tarafından davalıya verilen çeklerin işleme konulmayarak vadelerinin ertelenmesi hususunda birden fazla kez ve birden fazla çek için talepte bulunulduğu, davalı yetkilisi tarafından davacı yetkilisine gönderilen 19/10/2015 tarihli mailde 14/10/2015 tarihinde yapılan toplantı notlarının gönderildiği, bu notlarda davacı kadrosunda meydana gelen değişikliklerin ne şekilde çözüleceği, ayrıca ekim ayından itibaren düzenli ve planlanan şekilde yapılacağı hususlarının yer aldığı, davalı yetkilisi tarafından davacı yetkilisine gönderilen 24/11/2015 tarihli e-mailde; fatura kesimi, reçete takibi, rapor takibi hususlarının düzenli ilerlemediği, faturaların günlük kesilip sisteme girilmediği, yedi sekiz aydan bu yana güncel fatura bilgilerinin girilmediği, hasta aramaları, reçete takibi gibi günlük işlerde aksaklıklar olduğu, ürünlerin fiyatları, kod bilgisi uygulanması, kullanımı, "..." hizmetleri, "Stoma Danışma Hattı"nın amacı ve önemi hakkında hastalara bilgi aktarabilecek düzeyde hakimiyet sahibi olmadıkları, bu eksiklikler düzeltilmediği takdirde işin büyük zarara uğrayacağı, sıkıntılarda somut ilerleme beklendiği, bu konuların yeni ve sürpriz olmadıkları, ... işini yapmak isteyip istemediğine davacını karar vereceği, 31 aralık günün davalı için son gün olduğu, hastaların, çalışanların ve davalının mağdur olmaması için gerekenlerin yapılmasın gerektiği hususlarının belirtildiği görülmüştür. Davacı yetkilisi tarafından, davalı yetkilisine gönderilen 28/11/2015 tarihli e-mailde, her iki tarafın da kişilere odaklı çalıştıkları, kişilerin bazen istedikleri gibi çıkmayabildiği, mevcut kişilerle bu işin yürütülemeyeceğinin kendilerinin de farkında oldukları, bunun için ofis içinde çalışmaya uygun alternatif biriyle görüştüklerini, yanlış karar vermemek adına davalı çalışanı ... Bey ile de görüşüp destek alındığını, ofis içi düzenlemelerin de yapılacağını, sıkıntıların çözülmesi adına çabalarının bunlar olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. Davalı yetkilisi tarafından davacı yetkilisine gönderilen 28/12/2015 tarihli e-mailde, yaklaşık altı aydır yapılan tüm toplantılardan ve davacı ile paylaşılan tüm notlardan sonra davacı firmada halen istenen gelişmelerin sağlanamadığı, blakis bir geri gidiş olduğu, uluslararası bir firma oldukları için kendilerinin de hesap vermek zorunda oldukları kişiler bulunduğu ve tedbir almak zorunda oldukları, bu nedenle davacıya resmi bir uyarı yazısı gönderildiği belirtilmiştir. Davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen 28/12/2015 tarihli ihtarname ile; davacı şirketin sahibi şehir dışında yaşadığı için sözleşme konusu işleri takip edemediği ve müvekkili şirketi bölgede temsil edemediği, davacının eleman değişikliklerinin yoğunluğu nedeniyle hasta reçete takibi, hasta ile kaliteli iletişim vs. gibi çok hassas konularda aksaklık yaşandığı, sözleşmede zorunluluk bulunmasına rağmen sahada çalışacak yeterli eleman alımı gerçekleşmediği ve davacının taahhüt ettiği işlerin aksadığı, davacının sözleşme gereği yapması gerekli ödemelerin çok düzensiz olduğu ve sözleşmeye aykırı hareket edildiği, bu durumun davalı şirketi zor duruma düşürdüğü, davacının sözleşme gereği yapması gerektiği halde, bölgedeki diğer medikal firmalarına ulaşarak ürün tanıtım ve satışı yapmadığı ve davalı şirketin bu nedenle ciro kaybı yaşadığı, özetlenen bu hususlar dışında davacının başkaca sözleşmeye aykırı davranışlarının da bulunduğu, bu eylemlerin her birinin derhal fesih sebebi olduğu, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren derhal bu aykırılıkların giderilmesi gerektiği, aksi takdirde sözleşmenin derhal feshedileceği hususlarının ihtar edildiği, ihtarnamenin davacıya 31/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı şirket tarafından davalı şirkete 22/01/2016 tarihli cevabi ihtarname gönderildiği iddia edilmiş ise de; bu ihtarnamenin bir örneği dosyaya sunulmamış, 16/02/2016 tarihli dilekçe ekinde, üzerinde noter şerhi olmayan, imzasız ve davacı vekili tarafından hazırlanmış bir yazı dosyaya sunulmuştur.Davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen 26/01/2016 tarihli ihtarname ile; uyarı ihtarnamesinin 31/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, buna rağmen sözleşmeye aykırılıkların giderilmediği, hiçbir düzelme olmadığı belirtilerek sözleşmenin 29/01/2016 tarihi itibariyle feshedildiği ihtar edilmiştir. Bu ihtarnamenin davacıya tebliğ şerhi dosyada mevcut değildir. Ancak davacı yanca ihtarnamenin tebliğ alındığı kabul edilmektedir. Davalı şirketin dava dışı ... Medikal firması ile, davacı ile olan sözleşme sona erdikten sonra ve 01/02/2016 tarihinde yeni bir distribütörlük sözleşmesi yaptığına dair sözleşme örneğini dosyaya sunduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşme hukuki mahiyeti itibariyle, tek satıcılık sözleşmesi niteliğindedir. Tek satıcılık sözleşmesi üretici ile tek satıcılık arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir. Tek satıcılık sözleşmesinin ayırt edici özelliklerinden biri, satıcının üreticinin mallarını satmak hususunda belli bir bölgede tekel hakkının bulunması, buna karşılık satıcının, üreticiye karşı rekabet etmeme ve üreticinin mallarının sürümünü arttırma yükümlülüğünün bulunmasıdır. Dava konusu sözleşme ile de, davalı ürünlerinin İzmir bölgesinde dağıtımı, satışı ve pazarlanması ile sürümünün arttırılması hususlarında davacı tek yetkili kılınmış ve davalı bu bölgede ürünlerinin doğrudan ticaretinin yapmamayı taahhüt etmiştir. Bu çerçevede sözleşmenin haksız feshedildiği ispat koşulu ile ve diğer şartların varlığı halinde TTK'nun 122/5 fıkrası uyarınca denkleştirme tazminatı istemesi mümkündür. Yine sözleşmenin olağanüstü/haklı nedenle feshedildiğine yönelik davalı savunmasının ispatlanamaması halinde davacının davalıdan kar kaybı ve haksız fesih nedeniyle uğradığını ispat edeceği diğer maddi zararlarını da isteyebileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Somut olayda istinaf önüne gelen uyuşmazlık davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip etmediğine ilişkindir. Sözleşme ile davacının yüklendiği edimler yukarıda ayrıntılı olarak izah edilmiş olup, gerek taraflarca inkar edilmeyen e-mail yazışmaları, gerekse mahkemece dinlenen tanık anlatımlarından, davacının İzmir bölgesinde davalı şirket ürünlerinin satış ve pazarlamasını yeteri kadar yapmadığı, bu iş için yeterli sayı ve nitelikte personel istihdam etmediği, çek vadelerinin ertelenmesi talepleri nazara alındığında ödemelerin sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ve düzenli yapılmadığı ve bu aksaklıkların uzun süre devam ettiği; davacının, davalı tarafından sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi hususunda e-mail yolu ile daha önce birden fazla kez uyarıldığı, bu hususta toplantılar yapıldığı, davacı şirket yetkilisinin 24/11/2015 tarihli cevabi maili ile sözleşmeye aykırılık teşkil eden bu hususların varlığını da kabul etmiş olduğu, davalı tarafından davacıya sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi için 28/12/2015 tarihli ihtarname ile son bir ifa şansı verildiği, davacının dosyaya bu aykırılıkları giderdiğine ilişkin herhangi bir somut delil sunmadığı, davalının haklı fesih sebebi olarak yalnızca ciro azalması vakıasına dayanmamış olması ve gerek uyarı yazıları gerekse ihtarname ile davacıya bildirilen diğer sözleşmeye aykırılık halleri devam ederken, davalıdan sözleşmeyi bu haliyle ve uzamış sözleşme süresinin sonu olan 01/01/2017 tarihine dek devam ettirmesinin dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenemeyecek olması karşısında, davalının sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğine yönelik savunmasını ispat ettiği, taraf defterlerinin incelenmesinin bu nedenle sonuca tek başına etkili olmayacağı, yine dava dışı şirket ile davalı arasındaki sözleşmenin yürürlük tarihinin fesih tarihinden sonraki 01/02/2016 tarihi olması nedeniyle, dava dışı şirketin daha önce 16/01/2016 tarihinde UBB sistemine kaydedilmiş olmasının davalı yönünden tek başına sözleşmeye aykırılık teşkil etmeyeceği, davacının UBB kaydının 08/02/2016 tarihine dek açık tutulmasının sebebinin sona eren sözleşmenin tasfiyesi kapsamında kalan işlerin devamını sağlamak olduğunun, davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket yetkilisine gönderilen 23/01/2016 ve 26/01/2016 tarihli e-mail içeriklerinden anlaşıldığı, yoksa bu durumun sözleşmenin fesih tarihinin 29/01/2016 olduğu gerçeğini değiştirmediği, öte yandan davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket yetkilisine tebliğ edilen 23/01/2016 tarihli e-mail ile davacının gönderdiği son siparişin, son kez işleme alındığının açıkça bildirilmiş olması karşısında, bu eylemin sözleşmenin devamına yönelik bir irade teşkil edeceğine dair davacı iddiasının da yerinde olmadığı, yapılan tüm bu saptamalar karşısında ilk derece mahkemesince; davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, davalının davacıdan kar mahrumiyeti, haksız fesih nedeniyle maddi tazminat ve denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı; kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenTazminattaraflarınesastanKaynaklanan)özetikararistinafreddinedereceizmirsebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesinintitubkararının(HizmetSözleşmesindenileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim