İstanbul BAM 13. HD 2021/2132 E. 2024/565 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2132
2024/565
28 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2132 Esas
KARAR NO: 2024/565 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/74 Esas - 2021/453 Karar
TARİHİ: 02/06/2021
DAVA: Ticari Şirket (Sermaye Artırımından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin %10 hissedarı olduğunu, 09.12.2019 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında şirketin mevcut olan 300.000,00 TL sermayesini 600.000,00 TL’ye yükseltildiğini, sermaye arttırımında hissesine düşen 30.000,00 TL’nin ödenmesi ile ilgili olarak şirketin sorumlu müdürü ... tarafından 2018 yılından itibaren adına ödenmesi gereken aylık kar payı, maaş veya huzur hakkı bedellerinin ödenmediğinden, mağduriyetinin giderilerek hem şirket sermaye arttırımında iştirakinin sağlanabilmesini ve el konulan alacaklarının verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın maaş ve kar payı alacağını şirket uhdesinde muhafaza edilmesi kararı, usul ve yasaya uygun olarak aldığını, davacının 2004 yılı itibariyle Antalya’ya yerleştiğini ve iş hayatına orada devam ettiğini, bu süreçte şirketin işleyişinden kendi tercih ve hareketleri ile uzak kaldığını, haberdar edilmesine rağmen genel kurullara katılmadığını ve şirketin gidişatına ilişkin hususları takip etmediğini, buna karşılık müvekkili şirket tarafından 2018 Ağustos ayına kadar şirket çalışmaları ile ilgili herhangi bir çaba göstermemesine rağmen davacıya her ay düzenli olarak 01.09.2016 tarihinden 01.09.2018 tarihine kadar sehven maaş adı altında ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin şirket kasasına iadesi için dava haklarını saklı tuttuklarını, maaşın, şirkette bir fiil mesai yapan ortaklara ödenirken sehven kendisine de yapıldığını, şuanda da ortaklar kurulu kararıyla yalnızca şirket müdürü ...’in şirketten maaş aldığını, davacının ise müdürler kurulunda yer alan ... ve ...’ın sorumluluğu ve azli için usule ve yasaya aykırı olarak İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/764 esas sayılı dosyasını ikame ettiğini, davanın halen derdest olduğunu ve dosya kapsamında alınan 09.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda “iddia konusu olay ve olguların mevcudiyetine ilişkin dosyada belge ve delil tespit edilemediği” belirtildiğini, davacının tamamen varsayımdan ibaret ve hiçbir somut delile dayandıramadığı iddiaları ile yargı yoluna başvurduğunu ve şirkete büyük ölçüde zarar vererek ticari itibarını da zedelediğini, davacı tarafa en son 01.09.2018 tarihinde kar payı dağıtıldığını, ancak o tarihten bu yana şirkette kar payı dağıtımı söz konusu olmadığından davacı tarafa da herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca huzur hakkı ödemesinin hiçbir ortağa yapılmadığından davacı tarafın bu konudaki taleplerinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/06/2021 tarih 2020/74 Esas - 2021/453 Karar sayılı kararında; "Dava; davacının Eylül 2018 tarihinden itibaren kar payı, maaş ve huzur hakkı alacağı olarak tespit ettiği 30.000 TL'nin şirketin almış olduğu sermaye artırım kararına istinaden bu alacak mahsup edilerek sermaye artırımına iştirakinin sağlanmasına ilişkin davadır. Ticaret sicil memurluğunda ...-... sicil no ile “... San. ve Limited Şirketinin kuruluşunun 13.11.1998 tarihinde tescil edildiği, şirketin kuruluş sermayesinin 10.000 TL olduğu (md. 6), Madde 11'de düzenlenen Kar’ın Dağıtımı Maddesinin :“Şirketin safi karı yapılmış her çeşit masraflarının çıkarılmasından sonra kalan miktardır. Kalanı hissedarlara ödenmiş sermaye üzerinden hisseleri oranında dağıtılır. Kara iştirak eden hissedarlara dağıtılması kararlaştırılan miktardan TTK’nun 466’ıncı maddesinin 2.fıkrasının 3 numaralı bendi gereğince %10 ayrılarak umumi yedek akçeye eklenir. Kardan bir kısmının hissedarlara dağıtılması ve şirket adına işletilmesi veya memurlara, hizmetlilere ikramiye olarak verilmesi gibi kararlar şirket sermayesinin en az %51’ini temsil eden hissedarların kararına bağlıdır." şeklindedir. Davacının kuruluş aşamasından sonra şirket ortağı olduğu görülmüştür. 27.12.2018 tarihinde tescil edilen Genel Kurul kararı ile hisse devirleri sonrası ortaklık yapısına göre, davacı sermayedar ...nun sermaye tutarının 30.000,00 TL olduğu, 14.05.2019 tarihinde tescil edilen Genel Kurul kararı ile hisse devirleri sonrası oluşan ortaklık yapısında davacının sermaye tutarının 30.000,00 TL olduğu, 09.12.2019 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul yapılmasına ilişkin ilanın 21.11.2019 tarih ve 9956 sayılı Türkiye ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, sermaye artışının görüşülmesi, adres değişikliği hususlarında gündem bildirildiği ve ekinde yeni sermaye yapısının tadil örneğinin sunulduğu mevcut olup davacı ...'nun sermaye tutarının 60.000,00 TL olarak belirlendiği, 09.01.2020 tarih ve 9990 sayılı Ticaret sicil gazetesinde rüçhan hakkının kullanılmasına davet yazısının ilan edildiği, 10.02.2020 tarihinde tescil edilen Genel Kurul ve Müdürleri kurulu kararı ile yeni ortaklık yapısının aşağıdaki şekilde ilan edildiği davacı ...nun sermaye tıtarının 30.000,00 TL olarak belirlendiği, ticaret sicil kayıtları uyarınca davacının son sermaye arttırımı öncesinde toplam sermayedeki payının % 10, son sermaye arttırımı sonrasında şirket sermayesindeki payının % 5 olarak tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı ... tarafından ...’e keşide ettiği Kartal ...Noterliği 17.12.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile "şirkette 09.12.2019 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında şirketin sermayesinin 600.000 TL’ye arttırılmasına karar verildiği, bu nedenle 29.03.2019 tarihinde yapılan ortaklar kurulu kararı ile Eylül 2018 tarihinden itibaren tarafına ödenmeyen maaş ve kar payını muhafaza ettiğinin ifade edildiğini, sermaye arttırımına iştiraken tarafına ait uhdelerinde bulunan paradan payına düşen 30.000 TL’nin Kipa banka hesabına sermaye arttırım iştirak payı olarak süresinde yatırılmasını, dekontun tarafına iletilmesini" ihtar ettiği mevcuttur. ... tarafından ...’na keşide edilen Beyoğlu ...Noterliği 16.01.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile "İhtar belirtilen somut gerçeklikten uzak haksız ve dayanaksız hususların kabulünün mümkün olmadığını, tarafıyla herhangi bir iş ilişkisi olmadığını, maaş hakkı doğmadığını, Eylül 2018 tarihinden itibaren kar payının tarafınca muhafaza edildiğine dair beyan ve taahhüdü de olmadığını, 29.03.2019 tarihli ortaklar kurulu kararında da dayanarak da böyle bir yükümlülük olmadığını, talepleri reddettiğini" ihtar etmiştir. Davacı Eylül 2018 tarihinden itibaren kar payı ödenmediğini dava dilekçesinde bildirmiş olup, geçmiş dönemlere ilişkin kar payı talebi olmadığı ihtar ve dava dilekçesi kapsamında belirlenmiştir. Şirketin 2018 yılı karının 126.455,07 TL olduğu, Şirketin 2018 yılı karı kapsamında davacının 2018 yılında olan hisse başına düşen kar payının 9.317,62 TL olduğu, 2019 yılında raporlanan karın 13.923,69 TL olduğu, yedek akçe ayrıldıktan sonra TTK 521 uyarınca dağıtılacak kar payının bulunmadığı, 2017 yılında ..., ... ve ...'a 19.850 TL tutarında huzur hakları ödendiği ve 2019 yılında ...’e toplam 84.000 TL huzur hakkı ödendiği, 2018 yılında herhangi bir huzur hakkı verildiğine ilişkin hesap ve açıklamanın kayıtlar ile sunulan mizan dökümlerinde mevcut olmadığı, davacının bildirdiği şekilde davacıya huzur hakkı veya maaş verildiğine ilişkin sunulan kayıtlar kapsamında ortaklar hesabında kaydın mevcut olmadığı, davacı tarafından sunulan bir kısım 2017 ve 2018 yılı tediye makbuzlarına ilişkin davacıya ait herhangi bir hesap mevcut olmadığı, tespit edilen 2018 yılına ait kayıtlar kapsamında kar payı hesabında hesaplanan 9.317,62 TL kar payına karşılık 2018 yılında kar payı olarak davacının 9.450,00 TL ödeme aldığının tediye makbuzları kapsamında tespit edildiği, kayıtlar kapsamında davacının kar payına ilişkin talep ettiği hususta yapılan hesaplamaya göre ve davacının sunduğu, davalı şirketin ödeme makbuzu kapsamında davacının 2018 yılı kar payı makbuzundaki açıklama kapsamında ön ödeme olarak aldığı, davacının diğer maaş ve huzur hakkı taleplerine ilişkin, kayıtlarda herhangi bir ödeme ve benzeri kaydın tüm ortaklar için kayıtlanmadığı ancak davalı şirket vekilinin sunmuş olduğu 2018 yılı faaliyet raporu içeriğindeki yapılan belirlemeler kapsamında davacı dahil ortaklara maaş ve aylık ödeme kararı olduğu, bu karara göre 12 aylık ödemenin 8 ayının davacıya yapıldığı, ikramiye olarak yıllık belirlenen tutarın yarısının yapıldığı, kalan tutarların ortağın açmış olduğu dava sebebiyle ödemesinin yapılmadığı, 31.12.2018 tarihinden sonra ödemelerin sadece şirket müdürüne yapılmasının kararlaştırıldığı, söz konusu 4 ortak için faaliyet raporunda yer verilen yapılan ödemelerin, ortaklara yapılacak ödemelere ilişkin ana sözleşme 11. maddesi kapsamında ortaklıkça alınan karar ve uygulamasına ilişkin olduğu, aynı faaliyet raporuna göre ortaklara borç avans dağıtılması yapıldığı ve davacı için de hesaplamanın mevcut olduğu görülmüş ise de borç avans dağıtımının bir alacak olarak talep edilebilirliği bulunmadığı, 2018 yılında şirket ortaklarına ödenen aylık tutarlar ve ikramiye adı altında tek bir ödeme olarak 8.000 TL nin olduğu, diğer ortaklara 2018 yılının tamamı için yapılan ödemenin davacı ortağa ilk 8 aylık kısmının yapıldığı, kalan dönemin ödemesinin şirket aleyhine dava açılması sebebiyle yapılmadığı, dava sonucuna göre yapılmasının kararlaştırıldığı ve 31.12.2018 sonu itibariyle huzur hakkının sadece şirket müdürlerine yapılmasının kararlaştırıldığı, davacıya bu kapsamda ödenecek tutarın 3.500,00 TL X 4 ay= 14.000,00 TL ve ikramiye 4.000,00 TL olmak üzere toplam 18.000,00 TL olduğu, davacıya 18.000 TL yapılması kararlaştırılan ödemenin yapılmadığı ve hesaplanan bu tutarın ortaklığın uygulanan kararları kapsamında 2018 yılı için davacıya ödenmesi gerektiği, 2019 yılında sadece şirket müdürlerine ödenmesi yapılması hususunun aynı faaliyet raporunda yer aldığı, davacının şirket müdürü olmaması nedeniyle 2019 yılı için kayıtlarda herhangi bir ödemenin diğer ortaklara yapılmadığı ve dağıtılacak karın raporlanmadığı kök rapor ile tespit edilmiştir. Davacı vekilinin kök rapordan sonra 26.11.2020 tarihli dilekçe ekinde ... Tediye Makbuzu açıklamalı 2017 (Mayıs – Kasım) ve 2018 (Ocak –Haziran) yıllarında davacıya yapılan ödemeleri içeren tediye makbuzu suretlerini sunduğu, davalı vekili tarafından ise ara karar kapsamında ortaklar kurulu kararı, faaliyet raporu ve davacıya yapılan ödemelere ilişkin 2018 yılı tediye makbuz suretlerinin dosyaya sunulduğu görülmüş olup 29.03.2019 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 2018 yılına ait genel kurulu toplantısının 3. Maddesinde şirketin 2018 yılı dönem karının müdürler kurulunun alacağı kararlar doğrultusunda dağıtılmasına, davacı ...’nun olumsuz oyuna karşılık karar verildiği, davalı tarafından davacıya 2018 yılında yapılan ödemelere ilişkin sunulan tediye makbuzları ve 2018 yılı faaliyet raporu kapsamında yapılan incelemede davalının bildirdiği hususta sehven ... yerine “...” yazıldığı, davaya konu davacı ortağın ve diğer ortaklara yapılan ödemelerin tüm ortaklar için mizan içeriğinde kayıtlanmadığı, ancak faaliyet raporu içeriğinde ve sunulan ödeme makbuzları kapsamında yapılmış olduğu, davacı tarafından kendisine yapılacak olan ödemeyle ilgili 1.050 Euro kar payının da ilave edilerek hesap yapılması gerektiği yönünde bildirilen itirazının değerlendirilmesinde, kök raporda şirket kayıtları kapsamında kar payı ödemesinin hesaplamasından sonra davacı için hesaplanacak bir kar payı olmadığı görülerek dahil edilmemiş ise de itiraz üzerine yeniden yapılan incelemede faaliyet raporu içeriğinde diğer ortaklara kar payı ödemesinin 12 ay boyunca aylık yapıldığının itiraz üzerine tespit edildiği, ortaklar arasında salt davacıya kar payı ödemesi yapılmamış olduğu, faaliyet raporu gereği kök rapordaki hesaplamaya davacının da itirazında bildirdiği gibi 2018 yıl için ödenmeyen 4 aylık kar payının da ilave edilmesi gerektiğinden şirket faaliyet raporunda yer alan diğer ortaklara ödenen ancak davacıya ödenmediği belirlenen aylık 1.050 Euro/4.725,00 TL kar payının 2018 yılında 4 ay için 18.900 TL olarak belirlendiği, böylelikle 2018 yılı için faaliyet raporu içeriğine göre davacının toplam 36.900 TL ödenmeyen alacak haklarının hesaplandığı ek mali rapordan anlaşılmıştır. Y. 11. HD. 19.03.2009 tarihli 2007/8554 E. 2009/3246 K. Sayılı ilamı; "...sermaye koyma borcu bulunan ortakların bu borçlarını iflas dışında dahi şirketten olan alacakları ile takas edemeyeceklerinin kabul edileceği, davalının davacı şirkete haberi olmadan ortak edildiği savunulmuş ise de, sermaye borcunun davacı şirketten olan alacağının takas-mahsubunu talep etmekle, hem ortak olduğunu hem de sermaye koyma borcu bulunduğunun davalı tarafından ikrar edildiği, iflas eden davacı şirketin dava ehliyeti bulunmadığı savunulmuş ise de, iflasın, şirketin tüzel kişiliğini ortadan kaldırmayacağı, tüzel kişiliğin tasfiye amacının gerektirdiği sınırlar dahilinde işlemlerine devam edebileceği, şirketin tüzel kişiliğinin ancak tasfiye tamamlanıp iflasın kapanması ve müflis şirketin kaydının ticaret sicilinden terkin edilmesi ile son bulacağı, davacı şirketin davalıdan 25.000 Euro asıl, 6.000 Euro işlemiş faiz alacağı bulunduğu gerekçesiyle, icra takibine davalı itirazının iptali ile takibin 25.000 Euro, 6.000 Euro işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesine, 56.600 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA" şeklinde olup her kadar davacının şirketten alacağının bulunduğu mali rapordan anlaşılmış ise de yukarıda değinilen Yargıtay ilamı ışığı altında yapılan değerlendirmede, sermaye koyma borcu bulunan ortakların bu borçlarını iflas dışında dahi şirketten olan alacakları ile takas edemeyecekleri yönündeki yerel mahkeme gerekçesini kabul eden içtihad dikkate alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ortakların şirketten olan alacaklarının şirkete olan sermaye borçları ile takas mahsup edilmesinin yasaya ve usule uygun olduğunu; yüksek mahkeme kararlarında (Yargıtay 11. HD., E. 2014/16339 K. 2015/1909 T. 13.2.2015) (Yargıtay 11. HD., E. 2015/4445 K. 2016/1917 T. 23.2.2016) açıkça aşağıdaki ifadelere yer verildiğini, "ticari şirketlerde sermaye artırımı yapılmasının temel amacının, şirket öz sermayesinin yükseltilmesi ve güçlü bir mali yapı oluşturulması olduğunu, sermaye artışının nakit ödenmek suretiyle yapılmasıyla ortakların şirketten olan alacaklarının mahsubu yoluyla yapılması arasında hiçbir fark bulunmadığını" "sermaye borcunun, şirket ortaklarının şirketten olan alacaklarından mahsup yoluyla yerine getirilmesinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, dolayısıyla davalı kurumun kararının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne" "davacının sermaye taahhüt borcunun, alacağına mahsup edilmesi halinde davalı şirketin zarara uğramayacağı, sermaye borcunun, davacı alacağından mahsup edilmesine muvafakat edilmesine rağmen bu işlemin yapılmamasının iyi niyetle bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne" Mahsubun, genel olarak bazı hallerde, bazı sebeplere dayanarak alacak miktarından indirim yapılması, alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin veya borçlunun katlanmak zorunda kaldığı bazı yükümlülüklerin, talep edilen alacaktan indirilmesi, çıkarılması olduğunu, Mahsup yapılması imkanının doğduğu hallerde alacak üzerinde mahsup yapılmasını gerektiren hallerin varlığı ile takasta farklı olarak hakim tarafından re'sen nazara alınması gerektiğini ve takastan farklı olarak karşılıklılık şartının da aranmaması gerektiğini, Somut uyuşmazlıkta, dava muhteviyatından da anlaşılacağı üzere mahsuba konu alacakların aynı hukuki ilişkiden doğmamakta ve aynı konuya ilişkin bulunmamakta olduğunu; koşulları gerçekleştiği halde ilk derece mahkemesince mahsup hükümlerinin uygulanmaması ve davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, İzah olunduğu üzere; ortakların sermaye borçlarının şirketteki alacaklarından mahsubunun kabul edilmemesinin sair Yargıtay İçtihatlarına aykırılık oluşturduğu gibi hakkaniyete de aykırı olduğunu, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, istinaf yargılamasının gerektireceği tüm harç ve masraflarla birlikte avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının ortağı olduğu davalı şirketten olan alacağının tespiti ile bu alacağın sermaye arttırım kararı ile doğan rüçhan hakkının kullanımı karşılığı arttırılan pay bedeline mahsubu ve davacının sermaye arttırımına iştirakinin sağlanması istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının şirketten alacağı olduğu tespit edilmekle birlikte, sermaye koyma borcu bulunan ortakların bu borçlarını iflas dışında dahi şirketten olan alacakları ile takas edemeyecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı şirketin ana sözleşmesinde rüçhan hakkını kullanımına ilişkin bir sınırlandırma bulunmadığı, davacının da katıldığı 09/12/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 300.000,00-TL'den 600.000,00-TL'ye çıkartılmasına, eski sermayenin tamamı ödenmiş olduğundan, her bir ortağın arttırılan sermayeye katılma borçlarının kararın tescil tarihinden itibaren 15 gün içerisinde nakit olarak ödenmesine karar verildiği, davacının arttırılan sermaye borcunun 30.000,00-TL olduğu, herhangi bir ortağın rüçhan hakkının genel kurul kararı ile kısıtlanmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından, davalı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü ...'e gönderilen 17/12/2019 tarihli, şirket sermaye arttırımına iştirak konulu ihtarname ile 29/03/2019 tarihli ortaklar kurulu toplantısında kendisine davalı şirket uhdesinde tutulduğu bildirilen ve Eylül 2018 tarihinden itibaren davacıya ödenmeyen maaş ve kar payı alacağının, 30.000,00-TL sermaye borcuna mahsup edilerek davalı şirket hesabına yatırılmasının ve sermaye attırımına iştirakinin sağlanmasının ihtar edildiği, dava dışı ...'in ise cevabi ihtarnamesi ile davacının böyle bir alacağı bulunmadığını bildirdiği görülmüştür. 29/03/2019 tarihli 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında, müdürler kurulunun faaliyet raporunun okunup müzakare edildiği, bilanço ve kar zarar hesaplarının okunup müzakare edildiği, davacını olumsuz oyu ile oy çokluğu ile kabul edildiği, 2018 yılı dönem karının müdürler kurulunun alacağı karar dairesinde dağıtılmasının, davacının olumsuz oyu ile oy çokluğu ile kabul edildiği, şirket müdürlerine 14.000,00-TL net maaş ödenmesinin davacının olumsuz oyu ile oy çokluğu ile kabul edildiği, müdürler kurulu üyelerinin ibralarının davacının olumsuz oyu ile oy çokluğu ile kabul edildiği anlaşılmıştır. 2018 yılı faaliyet raporunun dosya arasına alındığı görülmüştür. Davacı tarafından kendisine Eylül 2018 tarihine dek yapılan ödemeleri gösterir tediye makbuzları dosyaya sunulmuş, davacının davalı şirket müdürleri aleyhine açtığı azil ve tazminat davasının görüldüğü İstanbul 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/764 esas sayılı dosyası örneği celbedilmiş, mahkemece davacı şirket ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapıtırılmıştır. Alınan bilirkişi kök ve ek raporu kapsamından; davalı şirketin 2018 yılı faaliyet raporunda davacı dahil tüm ortaklara maaş ve aylık kar payı ödeme kararının yer aldığı, bu ödemelerin mizan içerisinde kayıtlanmadığı ve fakat faaliyet raporunda yer aldıkları, buna göre diğer ortaklara 2018 yılı boyunca düzenli olarak yapılan ikramiye ve kar payı ödemelerinin, davalıya yalnızca 2018 yılı Ağustos ayına kadar yapıldığı, 2018 yılı Ağustos ayından 2019 yılına kadar olan dört aylık ödemenin ise, davacının 2018 yılı ağustos ayında davalı şirket yöneticilerine karşı açtığı dava akabinde ödenmemeye başlandığı, buna göre davacının davalı şirketten toplam 36.900,00-TL alacağı olduğu tespit edilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 590/1 fıkrası uyarınca, limited şirketlerde, şirketin kuruluşu hakkındaki hükümlere ve özellikle sermayenin ayın olarak konması ve bir işletme ile ayınların devralınmasına dair kurallara uymak şartıyla esas sermaye artırılabilir. Aynı Kanunun rüçhan hakkı başlıklı 591/1 maddesi uyarınca; şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse, her ortak, esas sermaye payı oranında, esas sermayenin artırılmasına katılmak hakkını haizdir. Hükmün ikinci ve üçüncü fıkralarına göre; genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararıyla, ortakların yeni payları almaya ilişkin rüçhan hakkı, ancak haklı sebeplerin varlığında ve 621 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen nisapla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Özellikle, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınmaları ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep olarak kabul edilebilir. Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması suretiyle hiç kimse haklı görülemeyecek şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz. Rüçhan hakkının kullanılabilmesi için en az onbeş gün süre verilir. Rüçhan hakkının kullanılması sonrası arttırılan pay bedelinin ne şekilde ödeneceğine dair TTK'nun 591 maddesinde açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, TTK'nun 590 maddesi, esas sermaye payının arttırılmasında izlenecek usul hususunda şirket kuruluşuna ilişkin hükümlere atıf yapmış olup, TTK'nun Limited Şirketlerin kuruluşuna ilişkin hükümleri arasında yer alan "Esas Sermaye Payları" başlıklı 583 maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, esas sermaye payının bedeli şirket sözleşmesinde öngörüldüğü şekilde, nakit veya ayın olarak veya bir alacağın takası yoluyla yahut sermaye artırımında olduğu gibi, serbestçe kullanılabilecek özkaynakların esas sermayeye dönüştürülmesi yoluyla ödenir. Bu çerçevede sermaye arttırımına katılmak isteyen pay sahibinin, rüçhan hakkının kullanımı esas sermaye yahut genel kurul kararı ile kısıtlanmadıkça, arttırılan pay bedelini muaccel olmak kaydıyla, şirketten olan alacağından takas ederek ödemesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Yapılan tüm bu açıklamalar çerçevesinde, davacının davalı şirketten rüçhan hakkını kullandığı tarih itibariyle arttırılan sermaye borcunu karşılayacak tutarda ve muaccel alacağı bulunduğu, bu alacağını arttırılan sermaye borcundan takas ettiği, rüçhan hakkının on beş günlük süre içerisinde kullanıldığı da nazara alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, 2009 tarihli ve somut olay ile ilgisi bulunmayan Yargıtay ilamına atıfla ve bilhassa 6762 Sayılı Kanunda yer almamakla birlikte 6102 Sayılı Kanunda ihdas edilen TTK'nun 583/5 fıkrası nazara alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulüne, yapılacak başkaca tahkikat işlemi bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2021 Tarih ve 2020/74 Esas - 2021/453 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davanın KABULÜ ile, davacının 09/12/2019 tarihli sermaye arttırımı kararı ile doğan rüçhan hakkını kullanarak esas sermaye arttırımına payı oranında katıldığının, arttırılan 30.000,00-TL sermaye borcunun, davalı şirketten olan 36.900,00-TL alacağından takası sonucu, davacının 600.000,00-TL esas sermayesi bulunan davalı şirkete, 60.000,00-TL esas sermaye payı ile ortak olduğunun tespitine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 2.049,30-TL karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 566,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 139,30-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 566,90-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 621,30-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 156,50-TL posta/ tebligat gideri ve 950-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.106,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yargılama sırasında yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığını, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Bakiye gider avansı olduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 40,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 202,10-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01