SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2095 E. 2024/561 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2095

Karar No

2024/561

Karar Tarihi

28 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2095 Esas

KARAR NO: 2024/561 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2016/831 Esas - 2021/686 Karar

TARİHİ: 27/09/2021

DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)

KARAR TARİHİ: 28/03/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ... A.Ş.ile 05.01.2016 tarihli yazılı çözüm sözleşmesi tanımlanan yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiklerini fakat davalının ilgili sözleşmenin 9. " ödeme vadesi 30 gündür ve ödeme evraklarının firmaya ulaşmasının akabinde ürünler sevk edilir" Maddesinin ihlal edildiğini, müvekkili şirketin ilgili sözleşme hükümlerine göre ... Bankası Adana Koza şubesine ait 71.120,00 TL bedelli 05.04.2016 tarihli çeki teslim edildiği tüm ödemeleri zamanında yapmasına rağmen, ürünlerin tam ve süresinde teslim edilmediğini, davalı tarafın mal teslim etmemesine rağmen İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibi ile haciz haciz işlemlerini başlattığını, davalını itiraz ederek haksız olarak takibi durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ... Tic.A.Ş ile aralarında müvekkilinin üretim programlarına göre talep edilen, GPS tabanlı takip sistemleri ve bu ürünlere entegre yazılımların üretim ve tedarikini gerçekleştirmek üzere 05.01.2016 tarihinde Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi imzalandığı iş bu sözleşmenin 4. Maddesine göre tarafların hak ve sorumluluklarını yerine getirdiğini, sözleşme konusu ürünlerin davacıya peyder pey şeklinde teslim yapıldığı, davacı tarafça ödemenin nakit usulde yapıldıktan sonra kdv'li fatura düzenlenmesinde mutabık kalındığını; sözleşme konusu ürünlerin davacı şirkete teslimi ile ilgili belgelerin mahkemeye sunulduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete faiz ve ferileri hariç 172,430,00 TL borcu bulunduğunu, davacı şirketin vermiş olduğu ilk çekleri dahi ödeme güçlüğü çekerek sözleşmeyi ihlal etmesine rağmen sırf davacı şirketin çekleri yazılmasın düşüncesi ile davacı şirkete ödeme dahi gönderdiğini ancak, tüm bu iyi niyetli yaklaşımlar bile davacı şirketin borçlarını ödemekten acz haline girmesine engel olamadığını, müvekkili şirkete verdiği 71.120,00 TL bedelli çeki ödememiş ve karşılıksız kalmasına sebep olduğu bu çek hakkında başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibin iptali talebinde haksız ve kötü niyetli olduğu, icra takibine konu borcunu ödemeden ve haksız olarak takibini durdurması talebinde bulunmakla, ileride haksız çıktığı taktirde %20 aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/09/2021 tarih 2016/831 Esas - 2021/686 Karar sayılı kararında; "Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. Çözümlenmesi gereken ihtilafın; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olarak yer alan dosyamız davacısının, takibe dayanak yapılan çek nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığının tespiti noktalarında toplanmaktadır.Dosyanın teknik bilgi ve bilirkişi incelemesi gerektirmesi nedeniyle, dosyanın talep uyarınca davacı tarafın ticari defter ve belgeleri incelenmek üzere talimat yoluyla Adana Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderildiği ve Adana 2 Asliye Ticaret Mahkemesinden ( 2020/121 Talimat nolu ) alınan ve SMMM bilirkişisi ... tarafından sunulan raporda; davalı ve davacı firmanın arasında ticari ilişkinin olduğunun tespit edilmiş olduğunu, öngörülen düzenlemeler çerçevesinde, ibraz edilen ve incelenen davacının defterlerinden yevmiye defterinin ve defteri kebirin sadece açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde yapılmış olduğu kapanış tasdiklerinin yapılmadığını, kapanış tasdiki yaptırılmayan defterlerin, tam ve kanuna uygun olarak tutulmuş sayılmamakta, sahipleri tarafından kendi lehlerine delil olamayacağını, davacının, davalı tarafa 160.985,71 TL borcu bulunduğunu, davacı defter incelemelerinin sonucunda; ödeme aracı, ... Bankası Adana Koza şubesine ait 71.120,00 TL bedelli 05.04,2016 tarihli çeki ile ilgili hiçbir kayıt tespit edilememiş olduğuna dair rapor sunmuştur. Mahkememizin 12/04/2021 tarihli celsesinde alınan ara karar uyarınca, tarafların itirazları doğrultusunda değerlendirme yapılmak üzere talimat mahkemesi aracılığıyla bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verildiği ve bilirkişi sunmuş olduğu ek raporunda: Taraflar arasında Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin 9.2 maddesine göre Ödeme evraklarının firmaya ulaşması akabinde ürünlerin sevk edileceğini, davacı tarafın defter kayıtlarında 160.985,71 -TL borçlu görülse de davacı vekili tarafından eklenen ... Bankası dekontlarının Mahkeme tarafından kabulü halinde toplam 181.300,00-TL ödemede bulunduğunun tespit edilmiş olduğuna dair ek rapor sunmuştur. Bilindiği üzere, İİK'nin 72. maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı-alacaklıdadır. Ancak, alacağın kambiyo senedine dayanması halinde bu genel kuralın istisnası olarak borçlu olunmadığını ispat yükümlülüğü davacı-borçlu tarafa düşmektedir. Huzurdaki davada davacı şirket, dava konusu kambiyo senedi (çekteki) karşılığında hizmet almadığını, bu nedenle borcunun bulunmadığını iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Dolayısıyla somut olayda ispat yükü davacı taraftadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, bilirkişi raporu ve toplanıp değerlendirilen delillere göre; davalı yanın ticari defter ve kayıtları ibraz etmediği, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmamış olmaları nedeniyle sahibi lehine delil teşkil etmeyeceklerinin bildirildiği, kök rapor sunulduktan sonra davacının dosyamıza yeni belge sunduğu, davalı yanın işbu delile muvafakat etmediklerini bildirdiği, bu bağlamda yapılan değerlendirmede, yukarıda açıklandığı üzere ispat yükünün davacı-takip borçlusunun üzerinde olduğu, davacı-takip borçlusunun incelenen ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil teşkil etmeyeceklerinin anlaşıldığı, bunun haricinde de iddiasının ispatına yarar başkaca bir delil sunulmadığı anlaşıldığından, ispatlanamayan davanın reddine, davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından, davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, davanın reddine, şartları oluşmadığından, davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ivedilikle kaldırılması gerektiğini, Müvekkili şirket ile Davalı şirket arasında 05/01/2016 tarihli çözüm ortaklığı sözleşmesi akdedildiğini; iş bu asıl sözleşmeye bağlı olarak müvekkili şirketin iş bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin tamamını yerine getirdiğini; fakat davalı tarafın iş bu sözleşmeyi ihlal ettiğini; bu nedenle taraflarınca dava açıldığını, Sözleşmenin 9. Maddesinde yer alan ‘’ ödeme vadesi 30 gündür’’ ve ‘’ ödeme evraklarının firmaya (...) ulaşmasının akabinde ürünler sevk edilir’’ maddelerinin davalı tarafından ihlal edildiğini; müvekkili şirketin bütün ödeme evraklarını zamanında teslim etmiş olmasına rağmen, ürünlerin tam olarak ve süresinde hiçbir zaman müvekkili şirkete teslim edilmediğini, Müvekkili şirketin, davalı tarafa hiçbir borcu olmadığı gibi bilakis; davalı tarafın müvekkili şirketin çeklerini teslim almasına rağmen, davalı tarafın ürünleri sevk etmediğini; davalı tarafın bu malları müvekkili şirkete teslim etmediğinden, müvekkili şirketin davalı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını; tam aksine müvekkili şirketin alacaklı konumda olduğunu; ticari defterler de incelenmesine rağmen yerel mahkemenin kararının taraflarınca anlaşılamadığını, Yine Müvekkili şirket ... bankası Adana Koza Şubesine ait 71.120,00-TL bedelli, 05.04.2016 tarihli çeki davalı şirkete teslim ettiğini; davalı tarafın iş bu çeki teslim almasına rağmen 05/01/2016 tarihli çözüm ortaklığı sözleşmesi hükümlerine uymayarak, teslim etmesi gereken malları teslim etmediğini, davalı tarafın mal teslim etmemesine ve sözleşme hükümlerine uymamasına rağmen müvekkili şirkete karşı icra takibi ve haciz işlemlerini kötü niyetli olarak başlattığını, yalnızca bu durumun dahi karşı tarafın kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, Yerel mahkeme kararının aksine ticari defterlerin hukuka uygun şekilde tutulduğunu ve düzenlendiğini; bu nedenle defterlerin müvekkili lehine delil oluşturacağını; mahkemeye sunulan Bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de müvekkilinin 2016 yılı resmi defter kaydının açıldığının fakat kapanışının yapılmadığı belirtilmiş ise de 2016 yılı içerisinde ... A.Ş. firmasının, ... A.Ş. ye haksız olarak açtığı ihtiyati haciz işleminden sonra müvekkilinin 2016 senesindeki faaliyetlerinin iradeleri dışında durduğunu; bu sebeple 2016 senesi muhasebe defteri kapanış tasdiki yapılmadığını; müvekkili ... firmasına toplamda 4 adet çek teslim ettiğini; ... firmasının sahibi ...’ nın çekleri teslim aldığına dair ıslak imzalı olarak evrakın da müvekkilde bulunduğunu, bilirkişi raporunda her ne kadar ... tarafından müvekkili ... A.Ş. ye herhangi bir Proforma fatura düzenlenmediği belirtilmişse de, faturada yer alan 1000 adet cihazdan sadece 150 adetinin gönderildiğini, kalanının gönderilmediğini; ... o dönemde montaj elemanı (oto elektrikçi) olarak .... ‘de çalışmakta olup herhangi bir şekilde ürün teslim almaya yetkilendirilen bir personel olmadığını; ürünlerin bu şahıs tarafından teslim alınmadığını; söz konusu iddianın hayali bir iddiadan ibaret olduğunu; yine bilirkişi raporunda çeke dair kayıt tespit edilememesi halinin eksik incelemenin açıkça ortaya konduğunun kanıtı olduğunu, Ayrıca raporda ve sunulan evraklardaki tabloda yer alan 1000 adet cihazın 96.760 USD tuttuğunu; bu tutar karşılığında müvekkilinin; 23.02.2016 tarihli 71.120 TL lik çek, 05.04.2016 tarihli 71.120 TL lik çek, 23.05.2016 tarihli 71.120 TL lik çek, 08.07.2016 tarihli 71.120 TL lik çek verdiğini; bu çekleri teslim aldığına dair evrakın da mevcut olduğunu; aynı zamanda; 23.02.2016 tarihli çeki de ödediğini; yani müvekkili ... AŞ.’nin ...’ye herhangi bir borcunun bulunmadığını; tüm çek bedellerinin ödendiğini, aksine müvekkilinin davalı taraftan alacaklı olduğunu, Çözüm Ortaklığı sözleşmesinin 9. maddesinde ödeme şeklinin yer aldığını; çekleri teslim almadıysa, ürünlerin nasıl müvekkile kargolandığının merak konusu olduğunu; ürünlerin müvekkillere kargolanıp gönderilmesi iddiasının kesinlikle asılsız bir iddia olduğunu; ayrıca; müvekkilin çekleri teslim ettiğine dair ... 'NIN ıslak imzalı evrağını ve müvekkilin ...’ye yaptığı ödemelerin dekontlarını ekte sunduklarını; müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, çek bedellerinin dahi ödendiğini ancak davalı şirketin borcunu ifa etmediğini, Müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını; müvekkile ait diğer şirket ... Ltd.Şti. tarafından ... A.Ş. borcu (mal alımları) için ... A.Ş. hesaplarına yapılan ödemeler ve dekontların bir kısmının da ekteki gibi olduğunu; müvekkillere, davalı şirketten yalnızca 150 adet cihaz geldiğini, gerisinin ne kargo ne de başka şekilde kesinlikle gelmediğini, Müvekkillerinin, davalı ... A.Ş.'ye borcunun olmadığını, aksine müvekkilinin davalıdan alacakları bulunduğunu, müvekkilinin alacaklı konumda olduğunu, yerel mahkeme kararında da taraflarınca dekontların sunulmasına rağmen dikkate alınmadığının açıkça belirtildiğini; müvekkilinin alenen aleyhine karar verildiğini; yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini; hal böyle iken durum yeterince açıkken yerel mahkemenin kararının müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını ve kaldırılması gerektiğini; müvekkilinin bu şekilde mağdur edilmesinin başta hakkaniyete sonrasında ise usul ve yasaya aykırı olduğunu; şerel mahkemenin ispat yönünden yetersiz kararının kabul edilemez nitelikte olduğunu; davalı tarafın müvekkili aleyhine yeterince kötü niyetli davrandığını ve müvekkilinin haklılığının ispat edildiğini, davalı taraf teslim etmediği malların bedelini tahsil etmeye çalıştığından, haksız tahsilin önlenmesi ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibinin iptali için dava açmışlarsa da davanın usul ve yasaya aykırı olarak reddolduğunu,İleri sürerek, yukarıda bahsedilen tüm sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle; yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, İİK'nun 72 maddesine dayalı olarak, davacıların İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından ötürü davalıya borçlu olmadıklarının tespiti tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar tarafından dava dilekçesinde ve aşamalarda; davalı ile davacı şirket arasında 05/01/2016 tarihli çözüm ortaklığı sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme kapsamında davalının davacı şirkete sözleşmede belirtilen birim fiyattan sipariş edilecek takip cihazlarını tedarik etmeyi üstlendiği, sözleşmenin dokuzuncu maddesinde ödeme vadesinin otuz gün olarak kararlaştırıldığı, davalının proforma faturada yer alan 1000 adet cihazdan yalnızca 150 adedini gönderdiği, oysa bu proforma fatura karşılığında davalıya her biri 71.120,00-TL bedelli dört adet çek teslim ediliği, bu çeklerden 23/02/2016 tarihli çekin ödendiği, ayrıca davalıya havale yolu ile de ödemeler yapıldığı, ürün teslim formlarında yer alan ...'ın davacı şirket çalışanı olmakla birlikte ürün teslim alma yetkisinin bulunmadığı, davacı şirketin davalıya bir borcu bulunmamasına rağmen, 05/04/2016 tarihli çekin haksız olarak takibe konulduğu ileri sürülmüştür. Davalı tarafından; davacı şirkete sözleşme konusu cihazların ürün teslim formları ile teslim edildiği, proforma faturada yer alan ürünlerin karşılığında verilen ilk çeklerin ödemesinin dahi geciktiği, dava ve takip konusu çekin karşılıksız çıktığı, bu nedenle çeke dayalı olarak önce ihtiyati haciz kararı alındığı, akabinde davacılar hakkında takip başlatıldığı savunulmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından, davalı şirketin davacılar aleyhine, davacı şirketin keşidecisi, diğer davacıların avalisti, davalının lehdarı olduğu, 05/04/2016 keşide tarihli, süresinde muhatap bankaya ibraz edilip karşılıksız çıkan ve banka sorumluluk bedeli tahsil edilen 71.1200,00-TL bedelli çeke dayalı olarak, 69.830,00-TL asıl alacak, 622,73-TL işlemiş faiz, 6.983,00-TL çek tazminatı, 209,49-TL komisyon, 81,60-TL ihtiyati haciz masrafı ve 400,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 78.126,82-TL alacağın tahsili için 06/05/2016 tarihinde kambiyo takibi başlattığı anlaşılmıştır. Davacı şirket ile davalı arasındaki 05/01/2016 tarihli sözleşme ile, davalının davacı şirkete sipariş edeceği takip cihazlarını tedarik etmeyi üstlendiği, sipariş edilen ürünler için ödeme vadesinin otuz gün olduğunun, ödeme evrakının davalıya ulaşmasından sonra ürünlerin nakliye edileceğinin kararlaştırıldığı, 06/01/2016 tarihli proforma faturada sözleşmedeki birim fiyat üzerinden davacı şirkete 1000 adet takip cihazının KDV dahil 96.760,00-USD bedelle teklif edildiği, proforma faturayı teslim alan kısmında SGK kayıtlarına göre davacı şirket çalışanı olduğu tespit edilen ... imzasının bulunduğu, davacı şirketin bu proforma faturaya itiraz etmediği, dolayısı ile çerçeve sözleşme kapsamında bin adet cihazın satışına ilişkin anlaşmanın sağlandığının kabulü gerektiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına şirket yetkilisine dört adet 23/02/2016, 05/04/2016, 23/05/2016 ve 08/07/2016 keşide tarihli tamamı 71.120,00-TL bedelli çek teslim edildiğine dair 04/01/216 tarihli teslim belgesi örneğinin dosyaya sunulduğu, davalı tarafından 1000 adet cihazın satışı karşılığında verildiğinin inkar edilmediği, aksine ilk çekin ödenmesinde dahi zorlanıldığının, ikinci çekin de karşılıksız çıktığının bu nedenle takip başlatıldığının savunulduğu, davalı tarafından dosyaya, proforma faturada yer alan cihazlardan 500 adedinin 09/01/2016 tarihinde, 500 adedinin ise 14/01/2016 tarihinde davacı şirket çalışanı ...'ın imzası kaşılığında teslim edildiğini gösterir ürün teslim formları sunulduğu anlaşılmıştır. Bunun haricinde bir satış faturası yahut irsaliyeli fatura sunulmamıştır. Davacı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde de, ne proforma faturanın ne de davalı şirkete verilen çeklerin defterlerde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Somut olayda ihtilaf cari hesaptan değil, davacı ve davalı şirket arasındaki sözleşme kapsamında verilen çeklerden dava ve takip konusu çekin, teslim borcunun yerine getirilmemesi nedeniyle bedelsiz olup olmadığı hususundadır. Hemen belirtmek gerekir ki, davacılar tarafından dosyaya sunulan ve dava dışı ... Ltd Şti tarafından davalı şirkete yapılan ödemeleri gösteren dekontların tamamı 2015 yılına ait olduğundan, bu dekontların bir kısmı üzerinde, davacı şirket adına yapılan ödemeler olduklarına dair açıklama bulunsa da, henüz dava konusu sözleşmenin yapılmadığı dönemdeki bu ödemelerin, sözleşmeden doğan borcun ifasına yönelik olduklarına dair davacı şirket iddiası dinlenemez. Kaldı ki davacı şirket proforma fatura ve çekler kendi defterlerinde kayıtlı olmamasına rağmen takip ve dava tarihi itibariyle davalı şirkete 160.985,70-TL borçlu görünmektedir. Bu açıklamadan sonra uyuşmazlığa dönüldüğünde, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin dokuzuncu maddesi ile nakliyenin ödeme sonrasında yapılacağı kararlaştırılmış olup, dava konusu çekin de diğer üç çek ile birlikte teslimden önce verildiği hususunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık ürünlerin davacı şirkete teslim edilip edilmediği yönündedir. Davacı şirketin, teslim alan kısmında ...'ın imzası bulunan proforma faturayı kabul etmesi karşısında, 09/01/2016 ve 14/01/2016 tarihli ve teslim alan kısmında ... imzası bulunan ürün teslim formlarının, bu çalışanının ürün teslim almaya yetkisi olmadığı iddiası ile teslim olgusunu ispat etmediğini ileri sürmesi mümkün değildir. Davacıların aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davacılar ... ve ...'in dava konusu çekte aval veren sıfatıyla imzalarının bulunduğu, TTK'nun 818/1-g bendi atfı ile aynı kanunun 702/2. maddesinde düzenlenen “aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” hükmü gereğince aval veren bu davaların çekin bedelsiz kaldığı yönündeki def'iyi davalı şirkete karşı ileri süremeyecekleri, bu davacılar yönünden bu gerekçe ile davanın reddi gerektiği anlaşılmış ise de, gerekçedeki bu eksiklik sonuca etkili görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenTespittaraflarınMenfiesastanözetikararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisebeplerisavunmasınınmahkemesinin(AlımkararınınSatım)ileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim