SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/1964 E. 2024/512 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1964

Karar No

2024/512

Karar Tarihi

21 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1964 Esas

KARAR NO : 2024/512 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEME : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2018/862 Esas - 2021/209 Karar

TARİHİ : 10/03/2021

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli), Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi)

KARAR TARİHİ : 21/03/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirket de başta olmak üzere bir kaç şirketinde kurucusu ve pay sahibi olarak otomotiv sanayinde milli tasarım ve yerli üretim konularında mühendislik ve tasarım odaklı faaliyetlerini sürdüren girişimci olduğunu, davalı şirkette %49,4 pay sahibi konumunda olduğunu, davalı şirketin 2004 yılında müvekkili tarafından kurulduğunu, çok kısa bir süre önce sermaye arttırım neticesinde sermayenin 20.000,00 TL'ye çıkarıldığını ve payların 20.000,00 hisseye bölünmüş ve her pay 1 TL değerinde olmak üzere ... 9.880.000, müvekkili ... 9.838.737 ... 80.000, ... 80.000, ... 40.263, ... 40.000 ve ... 40.000 adet pay sahibi olduklarını, davaya konu 26.04.2018 tarihli genel kurul toplantısına ... yönetim kurulu başkanı, ...'in yönetim kurulu başkan yardımcısı ve ...nun yönetim kurulu üyesi olarak katıldıklarını, yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2017 yılı faaliyet raporunun kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin olağan genel kurulda olumsuz yönde oy kullandığı, ancak yapılan oylama ile finansal tabloların çoğunluk oyuyla kabul edildiğini, öncelikli olarak finansal tabloların yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu denetleme raporları ve yönetim kurulunun kar dağıtım önerisinin genel kurulun toplantısından en az 15 gün önceden şirket merkezinin bulunduğu yerde müvekkilinin incelenmesine açılmadığını, bu şekilde şirketin bilgi, belge ve tüm kaynaklarına ulaşımının engellendiğini, finansal tablolar ile yönetim kurulu faaliyet raporu ve diğer tablolar karşılaştırıldığında finansal tablolar ile arasında çeşitli farklılıklar bulunduğunu, her ne kadar yönetim kurulu faaliyet raporunda yatırım sebebiyle payların dağıtılmayacağı iddia edilse de 2017 yılı bilanço tablosunda yatırıma ayrılan payların diğerlerine oranla görülmeyecek kadar az olduğunu, bağımsız denetim rapor özetinin okunması ile ilgili gündemin 3. maddesinin de iptalinin gerektiğini, toplantıda aday bağımsız denetim ve ... A.Ş. temsilcisi ... tarafından sadece raporun özetinin bir kısmının okunduğunu, buna müvekkilinin açık bir itirazı olmasına rağmen müvekkilinin sorularına cevap verilmediği gibi itirazlarının da tutanağa geçirilmediğini, toplantı esnasında adeta davalıları temsil ediyormuşcasına hareket eden divan başkanı tarafından müvekkilinin konuşturulmadığını, bağımsız denetim raporu ile ilgili soru sormasının engellendiğini, gündemin 4. maddesi ile ilgili olarak TTK madde 39 ve 99 gereğince bağımsız denetim kurumunun isminin internet sitesinde yer almak zorunda olmasına rağmen şirketin internet sitesinde önceki döneme ait denetçi bilgilerinin yer aldığını, davalı şirket bağımsız dış denetime tabii bir şirket olup bazı hususları internet sitesinde yayınlamak zorunda olduğunu, fakat davaya konu şirketin internet sitesinde herhangi bir bilginin yer almadığını, davaya konu şirkete ait internet sitesinde şirket profili başlığı altında yer alan bilginin toplu hizmetleri karşılığında hiçbir bilgisinin yer almadığını, bu nedenle anılan hükmün açık bir şekilde bağımsız denetçi seçiminin iptali sebebini oluşturduğunu, genel kurulunun 5. maddesi gereği kar payları ve dağıtılıp dağıtılmayacağına ilişkin görüşmeler olduğunu, yönetim kurulu başkanı tarafından 26.02.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda 3.000.000 TL kar dağıtımına karar verilmiş olup bu aşamada yeniden bir kar dağıtımı kurulumuzca uygun bulunmamaktadır şeklinde görüşlerinin sunulduğunu, ancak müvekkilinin muhalefet şerhine rağmen oy çokluğu ile kar dağıtılmamasına karar verildiğini, gündemin 7. maddesinde yer alan bağımsız denetim ile ilgili maddenin de iptalinin gerektiğini, aday bağımsız denetim ve ... A.Ş.'nin davalı şirketin yaklaşık 5 yıldır bağımsız denetim raporları ile tam tasdik raporlarını hazırladığını, fakat aday bağımsız denetim ve ... A.Ş.'nin gerçek anlamda davalı şirketi denetlemekten ziyade adeta şirket çalışanı gibi davranarak şirketi fiilen yöneten pay sahiplerinin talimatı doğrultusunda işlem yaptığını, müvekkili tarafından gönderilen yazılarda sorularına karşı cevaplar alamadığını, bu şekilde görev ve yükümlülüklerini ihlal ettiğini, gündemin 8. maddesinin iptali gerektiğini, şöyle ki alınan karar gereğince ödenecek olan huzur hakkı miktarının fahiş olduğunu, bu bedelin iptali gerektiğini, gündemin 9. maddesinde yer alan yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK madde 395 ve 396 maddeleri çerçevesinde izin verilmesinin iptal sebebi olduğunu beyanla kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı 26.04.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın konusunun 26.04.2018 tarihli genel kurul kararının iptali talebinden ibaret olduğunu, davacının 02.01.2019 tarihli dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlar ve talepler incelendiğinde ise dava konusu ile ilgisi olmayan özel denetçi taleplerine ilişkin olduğunun açıkça görüleceğini, bu vesile ile dava ile ilgisi bulunmayan işbu dilekçenin yok hükmünde sayılarak dosyadan çıkartılması yönünde karar tesisini talep ettiklerini, davacının, şirket varlıklarının ilişkili kişilere veya şirketlere aktarılıp aktarılmadığı ifadesiyle ilgili somut ve ikna edici bir kanıt sunmadığı gibi soyut iddialarla dava konusu olmayan ve bu yönde bir talebin de bulunmadığı halde özel denetçi atanmasını talep ettiğini, daha sonrasında ise 5.000,00 TL gibi günümüzde sıradan bir mühendisin aldığı bir maaş tutarını yüksek bir maaş gibi gösterip bunlarla ilgili ödemelerin tespitini istediğini, bu ücret alan kişilerin 25 sene içerisinde nerede çalıştıklarının sosyal güvenlik kurumundan rapor alınması gibi neye hizmet ettiği anlaşılmayan bilgilerin özel denetçilerle tespitini talep ettiğini, şirketlerde kimin çalıştırılacağı, bunların görev ve yetkilerinin ve ücretinin ne olacağı TTK da yönetim kurulunun görev ve yetkisinde olup ortakların bu konuda bir tasarrufunun bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü iddiaların tamamının davanın konusu olan genel kurul iptali ile ilgili olmayıp davacının bilgi alma ve inceleme hakkı çerçevesinde öğrenmek istediği bilgiler olduğunu ve bilgilerin tamamının 2017 yılı faaliyet raporunda ve bağımsız denetim raporunda olduğu için hiçbirini genel kurulda talep etmediğini, bunların dışında talep ettiği tüm bilgilerin kendisine önceki yıllarda ait genel kurullarda olduğu gibi eksiksiz olarak verildiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 10/03/2021 tarih ve 2018/862 Esas - 2021/209 Karar sayılı kararında;"Dava; davalı şirketin 26/04/2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup TTK 445 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. Davacı tarafın davaya konu genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline ilişkin iddiaları yönünden somut uyuşmazlık irdelendiğinde; Davacı yönetim kurulunun kar dağıtım önerisinin genel kurulun toplantısından en az 15 gün önceden şirket merkezinin bulunduğu yerde incelemeye açılmadığını iddia etmektedir. Davacının davalı şirkete başvurup belgeleri istediğine ve belgelerin kendisine verilmediğine ilişkin dosya kapsamındaki belgelerden herhangi bir tespit yapılamamaktadır. Davalı tarafın dosya kapsamına sunduğu belgelerde genel kurula davetin davacıya tebliğine ilişkin iadeli taahhüt alındı belgesinin sunulduğu, yapılan 26.03.2018 genel kurul toplantısı öncesinde de ilgili tüm raporların hissedarların incelemesi için şirket merkezinde hazır olarak bulundurulacağına ilişkin ilanın 06.03.2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ve 02.03.2018 tarihli ...Gazetesi'nde yayınlanmış olduğu görülmüştür. Davacı tarafın bunun aksini ispata yönelik bir delil sunmadığından finansal raporların, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun ve denetim raporunun genel kurul toplantısından 15 gün önce şirket merkezinin bulunduğu yerde davacının incelemesine açılmadığı yönündeki iddiası mahkememizce kabul edilmemiştir. Davacı tarafın yine davaya konu ettiği iddialardan bir diğeri de yönetim kurulu faaliyet raporunda yatırım sebebi ile kar paylarının dağıtılmayacağı iddia edilse de 2017 yılı bilanço tablosunda yatırıma ayrılan payların diğerlerine oranla görülmeyecek kadar az olduğu hususudur. Mali bilirkişi aracılığı ile yaptırılan incelemede; davalı şirketin 2017 yılında duran varlıklar tutarının 22.363.147,27 TL den 24.409.359,32 TL ye yükseldiği, yapılan yatırım tutarının amortismandan arındırıldığında büyük bir kısmı yapılmakta olan yatırımlar olmak üzere 4.457.189,00 TL lik duran varlık yatırımı yapıldığı, yapılan yatırımın ise tasarım merkezi ve bilgisayar yazılımlarından oluştuğu, bunların 2017 yılındaki tutarının amortismanlardan ayrı olarak 3.032.161,00 TL olarak mizanda yer aldığı, tespit edilmiştir. Bu tespite göre davacı tarafın bu yöndeki iddiası mahkememizce kabul edilmemiştir.Davacı taraf bağımsız denetim rapor özetinin okunması ile ilgili gündemin 3. Maddesinin de iptali gerektiğini, toplantıda aday bağımsız denetim ve ... A.Ş temsilcisi ... tarafından sadece raporun özetinin bir kısmının okunduğunu, buna kendisinin açık bir itirazı olmasına rağmen sorularına cevap verilmediği gibi bu itirazların tutanağa da geçirilmediğini, dolayısıyla bu hususların TTK 407 maddeye aykırılık teşkil ettiğini iddia etmektedir. Yukarıda incelenen genel kurul tutanağında, davacının bir takım hususları dile getirdiği ancak bu iddiaların uzunluğu sebebi ile yazılı olarak tutanağa eklenmek üzere hazırlanmasına, yönetim kurulu tarafından karar verildiği, tutanağın da divan başkanlığı'na teslim edildiği, davacının yazılı olarak 10 soru hazırladığı ve bunlara da 03.04.2018 tarihinde teslim edilen belge ile cevap verildiği, davacının bir takım sorularının tutanağa geçirildiği, tutanağın 2. Ve 3. Sayfasından anlaşıldığı, 4. Maddede bağımsız denetim raporunun özetinin okunmasına ilişkin maddeye yönelik davacının herhangi bir şerh ya da itiraz ileri sürmediği, yine daha sonraki maddelerin müzakereleri sırasında da söz almasına rağmen dile getirmediği açıktır. Dava dosyasına sunulan Arabus Faaliyet Raporu 2017 incelenmesinde; şirketin 2016-2017 tablolarının incelenmesinde; mali bilirkişinin tespitinde belirttiği gibi Türkiye Finansal Raporlara, Standartlarına (TFRS) göre hazırlanmış finansal tablolar ile vergi müdürlüğü'ne beyan edilen tutarlar arasında farklılıklar olabileceği, dosyada bağımsız denetçi raporu, YMM raporu, özel hazırlatılmış denetim raporunun bulunduğu, rakamların farklı olduğu iddiası var ise de; bu iddiaların net ve somut bir şekilde ortaya konulmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca davacının bağımsız denetim raporunun okunması sırasında ve sonrasında herhangi bir itiraz sunmadığı, söz alma ve bilgi alma hakkının engellenmediği sonucuna varıldığından bu yöndeki iddia da mahkememizce kabul görmemiştir. Davacı taraf davaya konu genel kurul toplantısındaki gündemin 4. Maddesinin de iptalini istemiş ise de; yukarıda toplantı tutanağında alınan kararların açıkça yazıldığı üzere gündemin 4. Maddesinde alınmış bir karar bulunmamakta, sadece "2017 yılı hesap dönemine ilişkin bağımsız denetim raporunun özetinin okunmasına" ilişkin olduğu görülmüştür. Davacı tarafın iptalini talep ettiği genel kurulun 5. Maddesinde 26.02.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda 3.000.000 TL kar dağıtımına karar verildiği, bu aşamada yeniden bir kar dağıtımı yapılmasının uygun görülmediği belirtilerek davacının muhalefet şerhine rağmen oyçokluğu ile kar dağıtılmamasına karar verilmiştir. Şirketin esas sözleşmesinin 14. Maddesinde nasıl kar payı dağıtılacağı kararlaştırılmıştır. Birinci temettü, ilgili madde gereği tespit olunacak safi kârdan ödenmesi gereken vergiler düşüldükten sonra kalan miktardan %5 nispetinde kanuni yasal yedek akçe ile ödenmiş sermayenin %5 i nispetinde ayrılır. Kalan safi kâr yönetim kurulunun teklifi ve genel kurulun tespit edeceği şekil ve surette dağıtılır. İkinci temettü dağıtımına şirket eser sözleşmesinde izin verilmiş fakat bu yetki genel kurula bırakılmıştır. İkinci kâr payının dağıtılabilmesi için eser sözleşmede buna ilişkin hüküm bulunmalı ya da genel kurul kararı alınmış olmalıdır. İkinci kâr payı alma hakkı vazgeçilmez nitelikte değildir. Zaten TTK'da da ikinci temettünün dağılmasını mecburi hale getiren bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu konudaki tasarruflar usulünce alınmış genel kurul kararı sonucuna göre belirlenecektir. Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde 26.02.2018 tarihli genel kurulda 3.000.000 TL kar dağıtımı yapıldığı, yeni bir kar dağıtımının yapılmamasına 10.120.000 oy ile karar verildiği görülmüştür. Mali bilirkişi tarafından yapılan tespitlere göre de şirketin mevcut karı, ekonomik konjönktür sebebi, kâr dağıtımını zorunlu ve gerekli kılan başkaca sebeplerin varlığının bulunmadığı anlaşıldığından ikinci kâr payının dağıtılmaması yönündeki kararın iptali yönündeki davacı iddiası da mahkememizce kabul görmemiştir. Davacı tarafça iptali istenilen bir diğer genel kurul kararı ise gündemin 6. Maddesindeki yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. Yukarıda incelenen toplantı tutanağına göre 2017 yılı faaliyet ve finansal tablolarının ibrası için tek tek oylama yapılmış ve hakkında ibra oylaması yapılan yönetim kurulu üyesinin oylamaya katılmadığı tespit edilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin tamamı oy çokluğu ile ibra edilmişlerdir. Yönetim kurulu'nun ibrası için yapılan 2. Oylamada da yönetim kurulu üyelerinin oylamaya katılmadığı ve yapılan oylama sonucunda 9.960.000 kabul oyuna karşılık 9.880.000 ret oyu ile yönetim kurulu ibra edilmiştir. Dolayısıyla davacı tarafın oylamaların usulüne uygun yapılmadığı, bu nedenle gündemin 6. Maddesindeki kararların iptali yönündeki istemi mahkememizce yerinde görülmemiştir. Davacı tarafın iptalini istediği diğer bir kararda gündemin 7. Maddesine ilişkindir. Gündemin 7. Maddesinde yer alan bağımsız denetim ile ilgili maddenin ... A.Ş nin davalı şirketin yaklaşık 5 yıldır bağımsız denetim raporları ile tam tasdik raporlarını hazırladığını, fakat Aday Bağımsız Denetim ve ... A.Ş'nin gerçek anlamda davalı şirketi denetlemekten ziyade adeta bir şirket çalışanı gibi davranarak şirketi fiilen yöneten pay sahiplerinin talimatı doğrultusunda işlem yaptığından bahisle iptalini talep etmektedir. Dosya kapsamına sunulan davalı şirketin 2017 faaliyet raporunun incelenmesinde Arobus şirketi'ne ait 2016-2017 yılı tablolarının incelenmesinde Türkiye Finansal Raporlara Standartları'na göre hazırlanmış finansal tablolar ile, Vergi Müdürlüğü'ne beyan edilen tutarlar arasında farklılıklar olabileceği, dosyada bağımsız denetçi raporunun YMM raporunun bulunduğu görülmüştür. Özel hazırlatılmış denetim raporunun bulunduğu rakamların farklı olduğu yönündeki iddia doğrultusunda dosya kapsamına sunulmuş somut deliller bulunmamaktadır. Davacı taraf Genel Kurul'un 7. Maddesinin iptalini talep ederken bağımsız denetçi'nin bağımsızlığının zedelendiğini, bağımsız denetçi uygulamalarının bağımsız denetim yönetmeliğinin 22/3 maddesine aykırı olduğunu iddia etmiştir. Mali bilirkişi tarafından da yapılan inceleme sonucundaki tespit nazara alındığında raporun ilgili standartlara uygun olduğu, uzun süredir aynı firmanın denetim yapmasının başlı başına gündemin 7. Maddesinin iptalini gerektirmeyeceğini, kaldı ki bağımsız denetçilerin belirli aralıklarla değiştirilmesinin yasal zorunluluk olduğu, yine bağımsız denetçinin tarafsızlığı ve objektifliği konusunda oluşan şüpheye ilişkin iddia doğrultusunda da dosyaya somut delillerin sunulmadığı hususu birlikte değerlendirildiğinde 7. Maddenin iptali yönündeki talepte mahkememizce kabul edilmemiştir. Davacı tarafın gündemin 8. Maddesinde alınan yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkı miktarının fahiş olması yönündeki kararın iptaline ilişkin istemin incelenmesinde de; 26.04.2018 tarihli genel kurulda pay sahiplerinden ... tarafından yönetim kurulu başkanı ...'na profesyonel görevi dışında ayrıca huzur hakkı ödenmemesi, buna karşılık yönetim kurulunun diğer üyeleri ....na yaptıkları görevleri ile mütenasip ve Mart 2018 den itibaren geçerli olmak üzere yıllık ayrı ayrı net 120.000,00 TL ödenmesi yönündeki kararın iptali istenilmektedir. Huzur hakkının oranı veya miktarının tespitine ilişkin ölçüm, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/18093 Esas - 2015/12978 Karar sayılı kararı ile 2016/8998 Esas 2018/4037 Karar sayılı kararı ve daha bir çok buna benzer emsal kararlarında; yönetici ve denetçiler için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken, genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, mali kurul açısından davacı şirket ile aynı ve benzer durumlarda olan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurularak karşılaştırılmak sureti ile yönetim kurulu ve denetçilerin harcadıkları emek ve mesai ile orantılı pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerektiği belirtildiği gibi Yargıtay 11. HD'nin 29.05.2018 tarihli kararında da her bir toplantı başına yönetim kurulu başkanı'na 12.500,00 TL yönetim kurulu üyelerinin her birine de toplantı başına 5.000,00 TL huzur hakkı tayininin iptali talebi ile açılan davada kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı bir hususu tespit edilememiş olması nedeni ile davanın reddine karar veren mahkeme kararını onadığı görülmüştür. Dava konusu uyuşmazlığa döndüğümüzde davalı şirketin 2016 yılında 10.940.237,85 TL 2017 yılında 19.595.070,28 TL kar yaptığı mali bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere kar oranı yaklaşık bir yılda iki katına çıkmıştır. 20.000.000 TL civarında bir kâra sahip olan davalı şirketin iki ayrı yönetim kurulu üyesine ayrı ayrı ödenecek huzur hakkı aylık 10.000,00 TL civarındadır. Şirketin 2017 yılı kârı , 2016 dan 2017 ye ikiye katlanan kâr oranı aynı ölçekte bir şirketteki yönetim kurulu üyelerinin aldığı huzur hakkı miktarları nazara alındığında davaya konu kararda belirlenen huzur hakkı miktarlarının fahiş olmadığı sonucuna varılarak davacının bu yöndeki gündem maddesinin iptali yönündeki talebi de mahkememizce kabul görmemiştir. Davacı tarafın iptalini istediği kararlardan bir diğeri de gündemin 9.maddesinde yer alan yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine de yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK 395. Ve 396. Maddeleri çerçevesinde izin verilmesine ilişkin karardır. Bilirkişi heyeti raporunda her ne kadar; "TTK'nun 395. Maddesinin ve 396. Maddesinin hükümleri dikkate alındığında oydan yoksunluk başlıklı TTK'nun 436. Maddesindeki; "Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetim de görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." hüküm ile müzakereye katılma yasağını düzenleyen TTK 393. Maddesindeki; "yönetim kurulu üyesi kendisinin şirket dışı kişisel menfaati ile veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut 3. Derece dahil 3. Dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaati ile şirketin menfaatinin çalıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz. Bu yasak yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının gereği olan durumlarda da uygulanır. Tereddüt uyandıran hallerde, kararı yönetim kurulu verir. Bu oylamaya da ilgili üye katılamaz. Menfaat uyuşmazlığı, yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile ilgili üye bunu açıklamak ve yasaya uymak zorundadır. " hükmü uyarınca işbu kararın TTK 395 ve 396. Maddelerine aykırı olmadığına yönelik görüş bildirmiş ise de, mahkememizce; TTK.nun 395 'nci maddesinin ikinci fıkrasında pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 'ncü madde de sayılı yakınlarının şirkete nakit borçlanamayacakları kastedilmektedir. Verilen izinler için her ne kadar karar yeter sayısı sağlanmış olsa bile kararda yönetim kurulu üyelerinin haricinde sayılan yönetimi hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına verilen izinler, hem kanunda sayılan tanımlamaları aşmakta, hem de bu kişilere verilen şirkete nakit borçlanmaları, bu kişiler için şirketin kefalet, garanti ve teminat vermesi, şirketin bu kişilerin borçlarını devir alması gibi izinler, şirketin amacına uygun düşmediği, ayrıca iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğundan uyuşmazlığa konu edilen genel kurul toplantısındaki dokuzuncu gündem maddesinde alınan kararın yönetim kurulu üyelerinin haricinde kalan kişiler için iptali gerektiği vicdani kanaatine varılarak gündemin 9. Maddesi yönünden bilirkişi raporunda belirtilen görüş mahkememizce benimsenmeyerek tüm dosya kapsamına göre aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile; "Davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 26/04/2018 tarihli 2017 Mali Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda alınan gündemin 9. maddesindeki "Yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK'nun 395-396 maddeleri çerçevesinde izin verilmesine" şeklindeki kararın "Yönetim Kurulu Üyeleri'nin" haricinde sayılan kişiler yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Mahkemenin, bilirkişilerin yüzeysel olarak ve şeklen incelediği ilân, tebliğ, defter, mizan, faaliyet ve denetçi raporu neticesinde hazırlanan rapora istinaden karar oluşturduğunu fakat iyi niyet ve dürüstlüğe aykırı şekilde kuralların dolanılması hususunda gözetilmesini istedikleri konulara hiç girmediğini, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun kabulünü içeren gündemin 3. maddesine ilişkin Mahkeme tarafından iptal kararı verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu başlıklı 69. sayfada; "Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2017’de önceki yıla göre yüzde 2,8 daralarak 956 bin 194 olarak gerçekleşmiştir… Otomotiv pazarında yaşanan bu dalgalanmalar çalıştığımız markaları da bir ölçüde negatif yönde etkilemiş ve 2016 yılına göre yurtiçi pazarda ki üst yapılı araçlarımızın üretiminde azalma yaşanmıştır." şeklinde ifadeye yer verildiğini, fakat bu azalma ile ilgili rakamların otomobil sınıfına ait olup, hafif ticari satışlarını yansıtmadığını;Davalı şirketin faaliyetlerini gerçekleştirdiği hafif ticari araç satışlarında geçen yıla oranla %3 oranında artış gerçekleştiğini, hafif ticari araçların satış oranında artış yaşanmakta iken, otomobilde gerçekleşen daralmayı örnek göstererek davalı şirketin işlerinin azaldığından bahsetmenin dürüst resim ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, sektörde var olan birkaç firmanın da Avrupa Birliği standartlarına ayak uyduramaması neticesinde iş yapmaktan çekilmesiyle davalı şirketin işleri ve karlılığının da daha da arttığını ve artacak olmasına rağmen bu gerçeklerin hem müvekkilinden hem de diğer ortaklardan gizlendiğini, bu nedenle anılan faaliyet raporunun kabulü kanuna aykırı olup iptali gerekmekte iken Mahkeme bu taleple ilgili herhangi bir inceleme yapmadığı gibi karar da vermediğini, bu sebeple söz konusu faaliyet raporunun dürüst resim ilkesine uygun olmaması dolayısıyla iptal edilmesi gerektiğini; Bağımsız denetim şirketi isminin şirketin internet sitesinde yer alması zorunluluğu ihlal edilmiş olmasına rağmen Mahkemenin TTK md.39-399 ile md.1524 maddelerine aykırı karar verdiğini, bilirkişi heyetinin kök raporunda incelenerek ve kanuni gerekçelerine müsteniden; "Takdiri Sn.Mahkeme'ye ait olmak üzere, Bilgi Toplumu Hizmetleri başlığı altında Denetçi ile ilgili bilgilere ulaşılamıyor olması ve işbu hususun, TTK.1524 kapsamında değerlendirilmesi sonucunda, Gündem Md.nin iptal edilebileceği sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır." kanaatinin yer aldığını, Mahkemenin bu yönde bir karar vermediğini, gerekçesinde ise; "... gündemin 4. Maddesinde alınmış bir karar bulunmamakta, sadece '2017 yılı hesap dönemine ilişkin bağımsız denetim raporunun özetinin okunmasına' ilişkin olduğu görülmüştür." şeklinde hatalı bir değerlendirme yapmakla yetindiğini; Gündemde bulunan ve okunmuş sayılması yönünde bir oylama yapılmadığı şeklinde tutanaklara geçen husus ile bağımsız denetim raporunun TTK 399/1 kapsamında;"İnternet Sitesinde yayınlanması" hususundaki emredici ifadelerin ayrı konular olduğunu, nitekim TTK'nın 399/1. maddesinin; "Denetçi, şirket genel kurulunca; topluluk denetçisi, ana şirketin genel kurulunca seçilir. Denetçinin, her faaliyet dönemi ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet dönemi bitmeden seçilmesi şarttır. Seçimden sonra, yönetim kurulu, gecikmeksizin denetleme görevini hangi denetçiye verdiğini ticaret siciline tescil ettirir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile internet sitesinde ilan eder." hükmünü içerdiğini, yine bu hususa dair TTK 1524/1-2 maddesinin de; "397 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. ... Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Cezai hükümler saklıdır." şeklinde bir düzenleme getirdiğini, dolayısıyla bu maddenin ihlali nedeni ile iptal edilecek olan internet sitesinde yayınlanmayan bir husus ile ilgili hangi konuda kararlar alındı ise, o kararlar olduğunu, gündemde ayrıca internet sitesinde yayınlanması/yayınlanmaması şeklinde bir oylamaya kanun kapsamında lüzum olmadığının açık olduğunu, bu maddeye dayalı bağımsız denetçinin internet sitesinde yer almadığına ilişkin hususun bilirkişi tarafından da tespitli vakıa olduğu anlaşılmakla, ilgili kararın iptali gerektiğini;Kâr payı dağıtımına konu gündemin 5. maddesi ile ilgili Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, genel kurulun pay sahiplerinin ikinci kar payı konusunda tasarruf yetkisi bulunsa dahi, alınan kar dağıtmama kararının dürüstlük kuralına uygun olması gerektiğini, davalı şirketin ikinci temettü konusunda aldığı kar dağıtmama kararıyla da, pay sahiplerinin TTK madde 507 gereğince meşru hakkı olan kar payı hakkını kısıtladığını, davalı şirketin, sadece 2017 yılında değil, 2016, 2015 yıllarında önemli ölçüde kar elde ettiğini, 2017 yılı bilanço raporunda dağıtılabilir net dönem kar miktarının 16.299.742 TL olmasına rağmen kar dağıtım kararı almadığını, son yapılan 19.12.2016 tarihli 2015 Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda da kar dağıtımı yapılmaması yönünde müvekkilinin tutanağa geçirdiği olumsuz oyuna rağmen, çoğunlukla karar alındığını, TTK'nın 507. maddesi uyarınca; ikinci kardan pay alma hakkının da pay sahiplerinin önemli bir pay sahipliği hakkı olduğunu;

Genel kurulun kar dağıtımı tasarrufunun dürüstlük kuralına ve hakkaniyet kurallarına uygun olması gerektiğini, genel kurulun ikinci kar payı hakkında keyfi şekilde karar verme yetkisine sahip olmadığını, sadece soyut, gerçek dışı ve pay sahipleri açısından ortaklığın devamını çekilmez hale getirecek sebeplerle ikinci kar payı dağıtımından kaçınmanın hem yasanın açık hükmüne hem de iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, 2017 ve daha önceki yıllar, bilançosunda kar olmasına rağmen, ikinci temettüler için yönetim kurulunun kanunen kendisine yüklenen görevi ihlal ederek kar dağıtımı konusunda gündeme madde koymayarak dürüstlük kuralını ihlal ettiğini, elbette şirketin kâr payı dağıtmamasının kanuna veya esas sözleşmeye uygun haklı gerekçelerinin de olması gerektiğini, şirketin keyfi olarak kâr payı dağıtılmaması yönünde karar alamayacağını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, (Yargıtay 11. H.D. ve 2016/3522 Esas - 2017/5755 Karar ve 25.10.2017 tarihli kararı) 2. temettülerin de yukarıda açıklanan sebeplerle dağıtılmaması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği için TTK'nın 445. maddesi gereği iptali gerekmekteyken Mahkemenin hukuka aykırı değerlendirmesiyle talebin reddedildiğini, işbu sebeple söz konusu hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini;Gündemin 6. maddesinde yer alan oydan yoksunluk ile ilgili değerlendirmelerinin ve yerleşik Yargıtay içtihatlarının mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, oydan yoksunluk başlığına sahip TTK'nın 436/2. maddesinin; "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." hükmünü içerdiğini, TTK'nın 436/2. maddesi uyarınca şirket işlerinin görülmesine herhangi bir suretle iştirak etmiş olanların, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayacaklarını, (Ömer Teoman, Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Oy Hakkından Yoksunluğu, İstanbul 1983, s. 128; Abuzer Kendigelen, Hukuki Mütalaalar, C. VII, İstanbul 2005, s. 99; Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul 2015, s. 368) ilgili maddenin ibra oylamasındaki oy yasağını sadece yönetim kurulu üyeleri için değil ayrıca şirketin imza yetkisine haiz yöneticileri için de özgülediğini, (Poroy/ Tekinalp/ Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, s.409), Yargıtay 11. H.D. 2016/12403 E. 2018/4469 K. ve 18.06.2018 tarihli kararının da yöneticilerin ibra oylamasına katılamayacağını açıkça ortaya koyduğunu;Huzurdaki dosyada ...' davalı şirketin adeta fiili yönetim kurulu başkanı olarak hareket etmekte olup, resmi olarak da yönetici ve danışman sıfatı ile birçok işlemde bulunmuş olmasına rağmen, yapılan genel kurulun gündeminde bulunan 6.maddesindeki ibra oylamasına TTK'nın 436/2. maddesine rağmen katıldığını, alınan kararda yönetim kurulu üyeleri ile yöneticilerin ibra edildiklerini, söz konusu kararın yukarıda da izah edildiği üzere açık bir şekilde TTK madde 436/2’ye aykırı olmasına rağmen Mahkeme tarafından dikkate alınmadan karar oluşturulduğunu, yani ...ın davalı şirkette yönetici olarak işlemlerde bulunduğu ve bu sebeple ibra oylamasına katılmaması gerektiğini, sahip olduğu paylardan doğan oylarının, oylamada dikkate alınamaması hali gözetilmeden, hatalı bir şekilde karar verildiğini, bu sebeple de kararın kaldırılması gerektiğini; Bağımsız denetim ile ilgili gündemin 7. maddesinde mahkemenin hukuka aykırı değerlendirmede bulunduğunu, davalı şirkette bağımsız denetim görevini üstlenen ... A.Ş.'nin gerçek anlamda davalı şirketi denetlemekten ziyade adeta bir şirket çalışanı gibi davranarak şirketi fiilen yöneten hakim pay sahibinin talimatı doğrultusunda işlem yaptığını, müvekkili tarafından gönderilen sorulara cevaplar verilmeyip, görev ve yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, söz konusu bağımsız denetim firmasının Kamu Gözetimi Kurumu nezdinde, hakkında açılan idari bir soruşturma sonucunda bir ceza da aldığını, huzurdaki incelemeye konu genel kurulda, toplantıya katılan denetçi denetim raporunun ilk sayfasındaki özet bölümünü okumakla yetindiğini, başka hiçbir şey konuşmadığını, sorulara cevap vermediğini, ayrıca 2016 yılı olağan genel kurula hiç katılmayarak, tarafsızlığı ve güvenilirliği hakkında şüpheler uyandırdığını, Mahkeme tarafından bu somut durumun göz ardı edilerek hukuka aykırı bir sonucun çıkmasına neden olunduğunu;Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 22/3. maddesinde de; "… denetçilerde, bağımsızlığın zedelendiğine dair kanaat oluşması halinde bağımsızlığın ortadan kalktığı kabul edilir." demek suretiyle sadece kuşkunun oluşması halinde dahi bağımsız denetçinin bağımsız ve objektif davranmayacağı dikkate alınarak yukarıda yazılanlar çerçevesinde işbu maddenin de iptali gerektiğinin Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, bu sebeple söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini, Yönetim Kurulu Üyelerine Verilecek Ücretlerin Tespiti başlıklı gündemin 8. maddesinin iptali istemelerine ilişkin verilen red kararının hukuka aykırı olduğunu, itiraza konu olan hususun, münhasıran davalı tarafından tespit edilen ücretin kendisinin değil, genel kurulda adı geçen kişilerin, aynı anda ve eşzamanlı olarak, ortak-yönetici-danışman-bordroya alınmak vb. suretle grup şirketlerinde veya ...ın kendi hakim olduğu “ilişkili-bağlı-tedarikçi”vb.şirketlerde dahi; ücret, hakkı huzur, kârpayı, araç, tatil, sağlık, ikramiye, harcırah vb.nakdi ve ayni hak ve menfaatlere sahip olmaları ile oluşan büyük adaletsizlik ve onun da ötesinde olarak “Dürüstlük Kuralına Aykırılık” konusu olduğunu;Yıllık 120.000 TL'nin oylandığının düşünülmemesi gerektiğini, esasen oylanarak kabul edilen ve yukarıda sayıldığı üzere tevdi edilip sağlanan hak ve menfaatlerin toplamının davalı incelemesi ile ortaya çıkacak gibi olmadığını, pay sahibi YK üyelerinin ve Yönetim dışındaki %0,4 paysahibi ortağın, bunlardan mahrum olmak istemeyeceğini, buna muktedir büyük ortakla menfaat birlikteliği tesis edeceklerini, bu madde ile ilgili genel kurul kararının yapılan incelemesinde; Mahkemenin, konu hakkında ileri sürdükleri “eşitsizlik” argümanını, müvekkili ile yönetim kurulu arasındaki eşitsizlik seviyesinde ele alarak dar yorum yaptığını, yönetimde yer alarak imza yetkisi ve sorumluluk alan kişilerin, yönetimde yer almayan müvekkili ile eşit haklar elde etmesini iddia etmediklerini, TTK madde 357'ye aykırılık olarak telakki ve iddia ettikleri hususun, kendisi de Yönetim Kurulu'nda olmayan ve Yönetim Kurulu tarafından danışman yapılan eşit ortak ile mukayese edilerek değerlendirilmesi gerektiğinin taraflarınca değerlendirildiğini, ... %49,4 oyu bu ve diğer maddelerin kabulü yönünde kullanmasa, yönetim kurulu üyelerine görev, ibra, ücret takdir eden nisabı sağlamasa, onların bunu sağlayacak oy gücü olmadığı gibi, müvekkilinin oyları ile seçilecek başka adayların ise ...ı danışman olarak atamasının düşünülmeyeceğini, ...ın şirket üzerinde hakimiyet kuramayacağını, ilgisinin de bu olduğunu;Hâkim oya sahip ortağın kendisine tanınan yetki, menfaat vb. kazanımların miktar ve sınırını tâyin ettiğinin hukuken kabul edildiği kişilerden oluşan Yönetim Kurulu'nu bu oylarla seçmesi, ibra etmesi, rekabet ve işlem yapma izni vermesinin görünürde hukuka uygun gibi farzedildiği halde, etik olmayıp, dürüstlük kurallarına ve iyiniyete aykırı olduğunun âşikâr olduğunu, bu hususun incelenmediğini ve dikkate alınmadığını, Mahkeme tarafından konuya bu noktai nazardan bakamayan bilirkişilerin kanaatlerine ve bu kanaate müstenit hüküm kuran Yerel mahkemeye karşı da gerekçelerinin dikkate alınacağını ümit ettiklerini;Tanık listesi mahkemeye sunulmasına rağmen, tanıkların gerekçesiz ve hukuka aykırı olarak dinlenilmediğini, huzurdaki davada hukuki deliller bölümünde tanık delilinin de bulunduğunu, Mahkemenin 1 No.lu celsesinde verilen ara kararı ile istediği tanık listesinin de, 02.01.2019 tarihli beyan ekinde sunulduğunu, davalının itirazı üzerine Mahkemenin itiraza dair bir ara karar tesis etmediğini, liste ile bilgileri ve hangi konuda bilgi vereceği hususu sunulmuş olan tanığın gerekçesiz dinlenilmediğini, Yargıtay 9 H.D. 2016/3606 Esas 2019/13252 Karar ve 12.06.2019 tarihli kararında;“Cevap dilekçesinde tanık isimleri belirtilmek suretiyle bu delile dayanılmış olup davalı vekilinin tanık dinletme talebi dikkate alınmaksızın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle hüküm kurulması hatalıdır.” şeklindeki kararında da açıkça hüküm oluşturulduğunu, bu sebeple Mahkemenin taraflarından sunulan tanık ...'i dinlemeden hatalı bir karar tesis ettiğini, işbu sebeple eksik inceleme yapılarak karar tesis edildiği için kararın kaldırılması ve yeniden yargılama yapılması gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 10.03.2021 tarih ve 2018/862 E. ve 2021/209 K. Sayılı dosyasının "kısmen red" kapsamında kalan gündem maddeleri ile ilgili kararın istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına, yapılacak yeniden yargılama ile talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yeni bir karar verilmesine karar verilemezse kaldırma gerekçeleri gözetilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, anonim şirket genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 26.04.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 9 nolu kararın kısmen iptaline, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararlar yönünden ise talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6102 sayılı TTK'nın 445. maddesi hükmüne göre; kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabilir. Aynı Kanunun 446. maddesine göre iptal davası açılabilmesi için; toplantıya katılmak, olumsuz oy vermek ve muhalefetini tutanağa geçirtmek şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Oylama öncesi yapılan görüşmeler sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması, alınan karara muhalif olunduğu anlamına gelmez. Somut olayda; davalı şirketin 26.04.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 3 nolu maddesinin 2017 yılı finansal tabloların okunması ve müzakeresine ilişkin olduğu, müzakerelerin açılmasından sonra davacının söz aldığı ve cevaplandırılmasını istediği soruları tutanağa geçirttiği, yönetim kurulu tarafından bir kısım sorulara cevap verildiği, ardından davacının sorularını yazılı ve toplu olarak Divan Başkanlığı'na sunması yönünde oy çokluğu ile karar alındığı ve toplantının saat 12.30'dan saat 14:00'e ertelendiği, saat 14:00'de yeniden toplantının açıldığı ve davacıdan yazılı beyanlarını sunmasının istenildiği, davacı tarafından sunulmaması üzerine oylamaya geçildiği, 2017 yılı finansal tablolarının oy çokluğu ile onaylanmasına karar verildiği, davacının karara karşı olumsuz oy kullandığı ancak oylamadan sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirtmediği, oylamadan sonra söz aldığı, yazılı sorularını düzenleyip vermek üzere birinci kısmını tamamladığını beyan ettiği ve genel kurulun 2. kez ertelenmesini talep ettiği, bu talebinin de oy çokluğu ile reddedildiği; gündemin 4. maddesinde 2017 yılı hesap dönemine ilişkin bağımsız denetim raporunun okunduğu, herhangi bir oylama yapılmadığı ve karar alınmadığı; gündemin 5. maddesinde kar payı dağıtılmasının görüşüldüğü ve oy çokluğu ile kar payı dağıtılmamasına karar verildiği, davacının karara karşı olumsuz oy kullandığı ancak oylamadan sonra muhalefetini tutanağa geçirtmediği; gündemin 6. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasının görüşüldüğü ve oy çokluğu ile ibra edilmelerine karar verildiği, davacının karara karşı olumsuz oy kullandığı ve oylamadan sonra söz alarak ibra oylamasında ...'ın oy vermesinin hem etik, hem de TTK'da ilgili gerekçeli hükümlere aykırı olduğunu beyan ettiği, muhalefetini tutanağa geçirtmediği; gündemin 7. maddesinde şirkete bağımsız denetçi atanmasının görüşüldüğü, davacı tarafından Aday Bağımsız Denetim ve ...A.Ş.'nin yerine... Şirketi'nin denetçi olarak atanmasının önerildiği, oy çokluğu ile Aday Bağımsız Denetim ve ... A.Ş.'nin bağımsız denetçi seçildiği, davacının karara karşı olumsuz oy kullandığı ancak oylamadan sonra muhalefetini tutanağa geçirtmediği; gündemin 8. maddesinde yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesinin görüşüldüğü ve yönetim kurulu üyeleri olan ... ile ...'na yıllık ayrı ayrı 120.000 TL huzur hakkı ödenmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davacının karara karşı olumsuz oy kullandığı ancak oylamadan sonra muhalefetini tutanağa geçirtmediği; gündemin 9. maddesi ile pay sahiplerine, yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK'nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davacının karara karşı olumsuz oy kullandığı ancak oylamadan sonra muhalefetini tutanağına geçirtmediği, tutanağın sonuna davacının iki sayfa itiraz beyanının eklendiğinin şerh edildiği, davacının "tutanağa geçirilmeyen ve oylamaya alınmayan konularla ilgili itirazı kayıtlarımdır" başlıklı 2 sayfalık dilekçesinde; "3. maddenin görüşülmesinde soru sorma ve açıklama isteme hakkının engellendiğini, buna bağlı olarak özel denetçi isteme talebinin tutanağa eklenmediğini, Divan Başkanı'nın itirazlarını kabul etmediğini, sonuçta 3. maddede somut gerekçeleri ile kayda geçirilmiş olmasına rağmen cevapsız bırakılan konular ile tutanak ekine kısmen de olsa ekleyebildiği konuların özel denetçi tarafından incelenmesini talep ettiğini, 4. maddede de aynı şekilde soru sorma, açıklama isteme ve bu başlıklardan cevapsız kalanların özel denetçi tarafından incelenmesini talep ettiğini, haklarının ihlal edildiğini, gündemin 5. maddesindeki son cümleden sonra oylamaya geçilmeden tutanağa ekletmek istediği, sermaye dağıtımının bilahare olağanüstü genel kurulda alınması kararı alınırsa bu genel kurul masraflarının kar dağıtımı kararını engelleyen ortaklarca bireysel sorumluluk kapsamında karşılanması konusundaki beyanının tutanağa geçirilmediğini, gündemin 6. maddesindeki ibra oylamasının usulsüz olduğu beyanının tutanağa geçirilmediğini, 7. maddede bağımsız denetçiye ilişkin beyanlarının tutanağa geçirilmediğini" beyan ettiği, dilekçenin altında tutanak eki olarak alındığına dair Divan Başkanı'nın imzasının bulunduğu, açıklanan içeriği itibariyle tutanağa eklenen ve Mahkemece muhalefet şerhi olarak kabul edilen dilekçenin iptali talep edilen kararlara karşı muhalefet şerhi olabilecek bir beyan içermediği, aksine dilekçede bağımsız denetçi atanması talebi ile tutanağa geçirilmediği iddia edilen beyanların yer aldığı, 6. madde yönünden davacının tutanağa geçirilen beyanının muhalefet şerhi olduğu düşünülse dahi adı geçen ... davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olmadığı, sonuç olarak yapılan tespitler ışığında Mahkemece; 4 nolu gündem maddesi ile iptale tabi herhangi bir kararın alınmamış olması ve davacının bu madde yönünden iptal kararı verilmesini talep etmekte hukuki yararının bulunmaması sebebiyle, 3, 5, 6, 7, 8 ve 9. gündem maddeleri ile alınan kararlarda ise davacının olumsuz oy kullanmasına rağmen, oylamadan sonra usulüne uygun şekilde muhalefet şerhini tutanağa geçirmemesi, bu hususun genel kurul kararlarının iptali davası yönünden bir dava şartı olması sebebiyle HMK'nın 115. maddesi uyarınca usulden red kararı verilmesi gerekirken, 9. madde yönünden kısmen kabul ve 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. maddeler yönünden esastan red kararı verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE,İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2021 tarih ve 2018/862 Esas 2021/209 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davalı şirketin 26/04/2018 tarihli 2017 Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda; Gündemin 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9. maddeleri ile alınan kararlar yönünden davanın HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 391,7‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  1. Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7. Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8. Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 59,30 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9. Davacı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 66,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş/dönüş masrafı olmak üzere toplam 228,1‬0 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10. Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 21/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenusuldenkaldırılmasınaDenetçitaraflarınŞirketreddineilkKararınınİptali(GenelözetikararistinafÖzelderecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesiyönündensavunmasınınsebeplerimahkemesininKurulİstemli),kararınınTicariEdilmesi)usulenilerikabulüdosyahükümTayiniddianumarasımahkemesi(Şirkete

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim