SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2024/430 E. 2024/504 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/430

Karar No

2024/504

Karar Tarihi

14 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/430 Esas

KARAR NO: 2024/504 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2024/10 D.İş - 2024/13 Karar

TARİHİ: 06/02/2024 (Ek Karar Tarihi)

DAVA: İhtiyati Haciz

KARAR TARİHİ: 14/03/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle, Davalı/borçlu tarafından, davacı müvekkil aleyhine İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/457 E. 2023/840 K. sayılı dosyasından açılan dava neticesi davacı müvekkil lehine 178.500,00-TL vekalet ücretine ve 213,30TL yargılama giderine hükmedildiğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/457 E. 2023/840 K. Sayılı ilamı neticesinde; ''Dosya kapsamı, taraf beyan ve delilleri, temin edilen bilirkişi raporları dikkate alındığında, satılan makinelerin 2018 yılı mart, nisan ve haziran aylarında davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Teslim sırasında ve sonrasında malların ayıplı olduğuna ilişkin olarak düzenlenmiş herhangi bir belge dosyaya sunulmuş değildir. Son makinenin teslim tarihi 2018 yılı Haziran ayı olmasına rağmen, ayıp ihbarına ilişkin olduğu belirtilen Bakırköy ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamesi 21/12/2018 tarihli olup, söz konusu ihtarnamenin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği kabul edilse bile, bu ihtarnamenin son makinenin davacıya teslimi tarihinden itibaren 6 ay sonrasına ait olduğu açıktır. Satılan malların ayıplı olduğu kabul edilse bile, davacıya tarafça 6098 Sayılı TBK'nun 219, 223, 6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesinde öngörülen sürelerde ayıp ihbarının yapılmadığı açıktır. Yine davacı tarafça, davalı tarafından servis hizmeti verilmediği, bu nedenle 3. kişilerden destek alındığı ileri sürülmüşse de, bu konuda herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce, dava konusu makineler üzerinde mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 08/08/2023 tarihli bilirkişi raporu ile de, söz konusu makinelerin uygun olmayan koşullarda saklandıkları, çalışmalarını sağlayacak parçaların sökülmüş oldukları tespit edilmiştir. Aynı zamanda, Mahkememizce daha önce temin edilen 02/08/2022 ve 11/10/2021 tarihli bilirkişi raporlarında da, keşif tarihi itibariyle, makinelerin bir kısım parçalarının sökülmüş olduğu, ünite ve ekipmanlarının eksik olması nedeniyle çalışma ihtimallerinin olmadığı/olamayacağı hususlarının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, makinelerin kendisine eksik parçalı olarak ve/veya ayıplı olarak teslim edildiğine ilişkin olarak herhangi bir delil sunulmaması, teslim tarihinden itibaren makinelerin davacının elinde olduğu, uygun olmayan şartlarda bulundurulduğu da dikkate alındığında, davacı tarafça, makinelerin gizli ayıplı olduğu hususunun da ispat edilemediği sonucuna varılmıştır. Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/265 D. İş sayılı tespit dosyasının, davalı tarafın yokluğunda yapılan tespitler içermesi ve temin edilen bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliğ edilmemesi dikkate alınarak, bu dosya kapsamında yapılan tespitin eldeki davada dikkate alınamayacağı değerlendirilmiştir. Bu anlamda davacı tarafın, 6098 Sayılı TBK'nun 225. maddesinde de yararlanamayacağı Mahkememizce kabul edilmiştir. Bu itibarla, davacı tarafça, açılan davanın ispat edilemediği sonucuna varılarak, davanın reddine karar ve davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi aaüt gereğince belirlenen 178.500,00-tl vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine'' şeklinde hüküm kurulduğunu, bu karara dayalı olarak davacıya İstanbul ... İcra müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyasından icra emri gönderileceğini, ancak icra emri henüz gönderilmediği için haciz istemediklerini, ayrıca icra emri gönderilse dahi ödeme süresi içerisinde borçluların mal kaçırma ihtimali bulunduğunu, bu nedenle ihtiyati haciz istemiyle başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu ileri sürerek borçlunun İstanbul ... İcra müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında uygulanmak üzere borca yeter tutarda (178.713,30-TL) taşınır ve taşınmaz malları, 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak ve ileride doğacak alacaklardan feragat anlamına gelmemek kaydıyla, şimdilik 178.713,30-TL'lik alacağın tahsilini teminen İİK 257/2 (Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.) maddesi gereği teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 08/01/2024 tarihli 2024/10 D.İş - 2024/13 Karar sayılı kararı ile "Talebin kabulü ile 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257 ve devamı maddeleri gereğince, talep miktarı ile sınırlı olmak üzere, borca yetecek miktarda, borçlunun gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacakları ve menkul/gayrimenkulleri üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, kararın infazı için İstanbul İcra müdürlüğüne tevdiine, İİK 259.maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen alacaklı ilama dayalı olduğundan teminat alınmasına yer olmadığına," karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlu vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Aleyhine ihtiyati haciz talep edilen vekili 20/01/2023 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/457 Esas, 2023/840 Karar sayılı ve 09/11/2023 Karar tarihli ilamına dayalı olarak ... tarafından icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 09/01/2024 tarihinde taraflarına e tebligat yolu ile tebliğ olduğunu, mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının söz konusu icra takibine konulup uygulandığını, ancak menfi tespit-istirdat davalarında hükmün kesinleşmedikçe icra olunamayacağını, kararın eklentisi olarak hükmolunan tazminat, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de hüküm kesinleşmedikçe asla tabi olarak infazının isteneyeceğini, takibe konu dava dosyasında gerekçeli kararın kesinleşmediğini, hatta henüz taraflara tebliğ olmamakla birlikte tarafılarınca istinaf kanun yoluna başvurulacağını, ilamlı takibe ilişkin taraflarınca İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi 2024/25 Esas sayılı dosyası ile Şikayet davası açıldığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinin ( IV ). ve ( V ). Fıkraları uyarınca menfi tespit konulu ilamın kesinleşmeden takibe konulmasının olanaklı olmadığını, diğer taraftan, ilam bir bütün olup, ilamda yer alan eklentilerin de aynı kurala tabi olduğunu, ilamda yer alan tüm alacak kalemlerinin ilamın kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceği belirgin olmakla, ilam kesinleşmeden eklentilerin ayrıca takibe konu edilmelerinin de söz konusu olamayacağını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu ileri sürerek, itirazlarının kabulüne, İhtiyati haciz kararının kaldırılmasına, yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/02/2024 (Ek Karar Tarihi) tarih ve 2024/10 D.İş - 2024/13 Karar sayılı kararı ile: "İİK 265. maddesi uyarınca 06/02/2024 tarihinde duruşmalı olarak itirazın incelenmesine karar verilerek taraf vekillerine usulünce tebligat yapılmıştır. Davalı vekilinin duruşma tarihinde mazeret dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davacı vekili duruşma beyanında; "Yazılı beyanlarımızı tekrar ederiz, itirazın reddine karar verilsin." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararına dayanak teşkil eden İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/457 Esas 2023/840 K sayılı gerekçeli kararın incelenmesinde davacı ...'in davalı ...'e karşı menfi tespit istemi ile birlikte çeklerin istirdatı talebinin ileri sürüldüğü, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca menfi tespit davasının reddi hâlinde ilamın fer'isi niteliğinde bulunan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağı sabittir. Ancak somut olayda menfi tespit isteği ile birlikte çeklerin istirdatı talebinin de sürülmüş olması, çeklerin istirdatı talebinin eda davası niteliğinde bulunması nedeniyle İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davanın reddine ilişkin verilen karar kesinleşmeden dâhi fer'isi niteliğinde bulunan yargılama gideri ve vekalet ücretinin takibe konu edilebileceği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Bu sebeple ihtiyati haciz talep edenin İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen hükme dayanmış olması, İİK 257'de sayılan şartların gerçekleşmiş olması ve ilamın kesinleşmesinin eda davası niteliğinde bulunan çeklerin istirdatı davasında beklenmesine lüzum bulunmaması nedeniyle ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, davalı (ihtiyati hacze itiraz eden) vekilinin ihtiyati hacze İTİRAZININ REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı borçlu vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İtiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati haciz kararının ve bu karara yönelik itirazlarının reddine ilişkinin ek kararının haksız olduğunu, İtirazlarının duruşmalı olarak değerlendirildiğini, ancak ilk celsenin hakimin mazereti nedeni ile ertelendiğini, 06/02/2024 tarihli 2.celsede ise orada bulunmalarına rağmen İstanbul Adliyesi önünde gerçekleşen terör eyleminden kaynaklı adliyedeki giriş-çıkışların kapatılması ile duruşmaya katılınılamadığını; ancak öngörülemeyen bu talihsiz duruma rağmen duruşmanın ertelenmesi yerine yokluklarında karar verildiğini; tüm bu nedenlerle 06.02.2024 tarihli ek karara ilişkin istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu, Menfi tespit-istirdat davalarında hüküm kesinleşmedikçe icra olunamayacağını; kararın eklentisi olarak hükmolunan tazminat, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de hüküm kesinleşmedikçe asla tabi olarak infazı istenemeyeceğini; takibe konu dava dosyasında gerekçeli kararın kesinleşmediğini hatta henüz taraflara tebliğ olmadığını; işbu takibe ilişkin taraflarınca İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi 2024/25 Esas sayılı dosyası ile şikayet davası açıldığını; işbu dava dosyasında 29/01/2024 karar tarihinde "Şikayetin KABULÜ ile İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasındaki takibin İPTALİNE, " şeklinde karar verildiğini, bununla birlikte İstanbul 21.icra Hukuk Mahkemesi 2024/51 E.sayılı Dosyası ile ihtiyati haczin kaldırılması dava dosyası açıldığını; işbu dava da 16/01/2024 Karar tarihinde "İhtiyati haczin kaldırılması talebinin kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında davacı-borçlu yönünden konulan ihtiyati hacizlerin İİK'nın 266.maddesi gereğince kaldırılmasına," karar verildiğini, Bazı istisnai durumlarda ilam kesinleşmedikçe icraya konulamayacağını; bu istisnaların bir bölümünün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesinde belirtildiği gibi, bir bölümü de özel yasalarında gösterildiğini; bu istisnai hükümlerden birisinin de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun yukarıya metinleri aynen alınan 72. maddesinin ( IV ). ve ( V ). fıkralarında özel olarak düzenlendiğini ve açıkça ifade olunduğunu; buna göre; menfi tespit konulu ilamın anılan İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi karşısında kesinleşmeden takibe konulmasının olanaklı olmadığını, diğer taraftan, ilamın bir bütün olup, ilamda yer alan eklentilerin de aynı kurala tabi olduğunu; ilamda yer alan tüm alacak kalemlerinin ilamın kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceğinin belirgin olmakla, ilam kesinleşmeden eklentilerin ayrıca takibe konu edilmelerinin de söz konusu olamayacağını; Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2005/12-534, K. 2005/554, T. 5.10.2005 kararında; ''Eş söyleyişle; borçlunun borçlu olmadığını kanıtlamak için açtığı menfi ( olumsuz ) tespit davası sonunda alınan ilamın yargılama gideri ve tazminata ilişkin bölümleri, davanın kabulü ya da reddine ilişkin bölümü ile bir bütündür. Bu kalemlerin kesinleşmesi ve infazı ancak bir bütün olarak ilamın kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Dolayısıyla, ilamın esas hakkındaki hükmü kesinleşmeden vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hüküm bölümü ayrıca infaz ve icra takibine konu edilemez. Açıklanan hususlar Özel Dairenin yerleşik uygulamasını gösteren tüm kararlarında ortaya konulduğu gibi, Hukuk Genel Kurulunun 07.11.1990 gün ve 1990/12-446 esas-1990/564 sayılı kararında da vurgulanmıştır. Yukarıda açıklanan ilkeler karşısında, esasa ilişkin bölümü ile yargılama giderleri bir bütün olan menfi ( olumsuz ) tespit ilamının, esasa ilişkin bölümü kesinleşmeden hüküm kısmının diğer kalemlerinin infazı ve icra takibine konu olması mümkün olmadığından, somut olay yönünden ise alacaklı taraf bu gereğe uymaksızın kesimleşmemiş hükme dayanarak takibe giriştiğinden, İcra Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.'' denildiğini, yine T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/239 E. , 2022/675 K., T. 18.05.2022 kararında; ''20. Kesinleşmeden icraya konulamayacak istisnai düzenlemelerden biri de İİK'nın 72. maddesinin 4 ve 5. fıkralarında yer alan menfi tespit davasına ilişkindir. 21. Menfi tespit davasının kabulü hâlinde ilâmdaki yargılama giderleri ve bu arada vekâlet ücretinin tahsili için ilâmlı icra yoluna (İİK m. 32) başvurabilir. Ancak, İİK’nın 72. maddesinin 5. fıkrasının 2. cümlesi hükmüne göre menfi tespit ilâmının kendisi, kesinleştikten sonra (icranın iadesi yolu ile) icra edilebilir. Ayrıca ilâm bir bütün olup, ilâmda yer alan eklentiler de aynı kurala tâbidir. İlâmın eklentisi niteliğindeki tazminat ve yargılama giderleri için de menfi tespit ilâmı kesinleşmedikçe ilâmlı icra takibi yapılamaz (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, s. 387). Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 07.11.1990 tarihli ve 1990/12-446 E., 1990/564 K.; 05.10.2005 tarihli ve 2005/12-534 E., 2005/554 K. ile 09.03.2021 tarihli ve 2017/8-1873 E., 2021/230 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.'' denildiğini Yerel mahkeme tarafından her ne kadar "...Ancak somut olayda menfi tespit isteği ile birlikte çeklerin istirdatı talebinin de sürülmüş olması, çeklerin istirdatı talebinin eda davası niteliğinde bulunması nedeniyle İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davanın reddine ilişkin verilen karar kesinleşmeden dahi fer'isi niteliğinde bulunan yargılama gideri ve vekalet ücretinin takibe konu edilebileceği kanaati mahkemenizde hasıl olmuştur..." şeklinde sonuca varılmışsa da varılan sonucun hatalı olduğunu; İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/457 E.sayılı dosyası Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) olduğunu; anlaşılacağı üzere dava menfi tespit şeklinde açılmış olup eda davası niteliği taşımadığını; menfi tespit konulu ilamın anılan İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi karşısında kesinleşmeden takibe konulmasının olanaklı olmadığını, Diğer taraftan, ilam bir bütün olup, ilamda yer alan eklentilerin de aynı kurala tabi olduğunu; ilamda yer alan tüm alacak kalemlerinin ilamın kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceğinin belirgin olmakla, ilam kesinleşmeden eklentilerin ayrıca takibe konu edilmelerinin de söz konusu olamayacağını, Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda dayanak yapılan mahkeme ilamının kural olarak kesinleşmeden takibe konulmasının mümkün olmaması nedeniyle ihtiyati haciz kararına itiraz etme zorunluluğunun doğduğunu; müvekkilinin banka hesaplarına, araçlarına, alacaklı olduğu icra dosyalarına haciz konmasının müvekkilinin ticari itibar kaybına neden olduğunu; bu nedenle gerek İstanbul 21.İcra Hukuk 2024/25 Esas sayılı dosyası ile verilen "şikayetin kabulü, takibin iptali kararı" gerek ise İstanbul 21.İcra Hukuk 2024/51 E.sayılı dosyası ile verilen "ihtiyadi haczin kaldırılması" kararları göz önüne alınarak yerel mahkemenin vermiş olduğu 06.02.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini dairemizden talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda belirtilen sebeplerle ve HMK m. 355 hükmü gereğince re’sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak; İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/10 D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati hacize ilişkin verilen 06.02.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda karar verilmesini, yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyati haciz talep eden vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının ihtiyatı hacze itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; henüz kesinleşmemiş menfi tespit davasında hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin alacakların tahsilini teminen İİK'nun 257/2 fıkrasına dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati haciz talebi kabul edilmiş, karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiş, itirazın reddine ilişkin ek karara karşı itiraz eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 257/2 fıkrası; "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;" düzenlemesini içermektedir. Müeccel alacaklar yönünden İİK'nun 257/2 fıkrasının 1 ve 2 nolu bentlerinde sayılan sebepler sınırlı sayıda olup, müeccel alacaklar için başka herhangi bir sebebe dayalı ihtiyati haciz kararı verilemez(Bkz. Kuru/BAKİ, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ikinci bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s. 1039). İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367/1 maddesi uyarınca, kural olarak kararın kesinleşmemiş olması icrasını durdurmaz. Ne varki bu kuralın istisnaları mevcut olup, menfi tespit davalarında verilen kararlar bu istisnalardan birini teşkil eder. İİK'nun 72/4 ve 5 fıkraları uyarınca menfi tespit konulu ilamların kesinleşmeden takibe konulabilmesi mümkün olmadığı gibi, menfi tespit isteminin yargılama aşamasında istirdata dönüşmesi de sonucu değiştirmeyecektir. Yine menfi tespit davasında lehine tazminata ve yargılaam giderlerine hükmedilen borçlu veya alacaklı ilam kesinleşmedikçe tazminat ve yargılama giderleri için ilamlı icra takibi yapamaz (bkz. Kuru/BAKİ, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ikinci bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s. 926, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2022/12060 esas, 2023/4098 karar sayılı, 08/06/2023 tarihli ilamı). Yukarıda yapılan açıklamalar takip hukukuna ilişkin olup, ihtiyati haciz koşulları bakımından sonuçları ise alacağın muacceliyeti yönünden ortaya çıkacaktır. Menfi tespit davasında hükmedilen yargılama giderleri ve HMK'nun 323/1-ğ bendi uyarınca yargılama giderlerine dahil olan vekalet ücreti alacakları, ancak hükmün kesinleşmesi ile muaccel hale gelir. Şu halde bu alacaklar bakımından İİK'nun 257/1 fıkrasına dayalı ihtiyati haciz kararı verilemez. Nitekim ihtiyati haciz talep eden istemini İİK'nun 257/2 fıkrasına dayandırmıştır. Henüz muaccel olmamış bu alacaklar bakımından, borçlunun mallarını kaçırma ihtimali bulunduğunu ileri süren talep sahibi, bu iddiasını yaklaşık düzeyde ispata yarar delillerini dosyaya sunmak zorundadır. Somut olayda; aleyhine ihtiyati haciz talep edilen şirketin mallarını kaçırdığını veya kaçırma ihtimali bulunduğunu yaklaşık düzeyde ispata yarar somut delil sunmadığı anlaşılmış olup, mahkemece muaccel olmayan alacak bakımından İİK'nun 257/1 fıkrası koşullarının oluşmadığı, müeccel alacak bakımından ise İİK'nun 257/2 fıkrası koşullarının oluştuğunun yaklaşık düzeyde ispat olunamadığı gerekçesiyle itirazın kabulü gerekirken, mahkemece menfi tespit isteminin konusunu oluşturan çeklerin aynı zamanda iadelerinin de talep edildiği ve ilamın eda hükmü de içerdiği yönündeki yanılgılı gerekçe ile itirazın reddedilmesi isabetsiz olmuş, itiraz eden vekilinin istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur. Sonuç olarak; ihtiyati hacze itiraz eden tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 06/02/2024 tarihli ek kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak, ihtiyati hacze itirazın kabulüne, ilk derece mahkemesinin 08/01/2024 tarihli 2024/10 D.İş - 2024/13 Karar sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz edenin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2024 tarih ve 2024/10 Esas (D.İş) - 2024/13 Karar sayılı ek kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-İtiraz eden vekilinin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/01/2024 tarih ve 2024/10 Esas (D.İş) - 2024/13 Karar sayılı ihtiyati haciz kararına yönelik itirazının KABULÜ ile; 3-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/01/2024 tarihli 2024/10 D.İş - 2024/13 Karar sayılı ihtiyati haciz kararının KALDIRILMASINA

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Yasa gereği ihtiyati hacze itiraz yönünden harç alınmasına yer olmadığına, 5-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, 6-İhtiyati haciz talep eden tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 7-İhtiyati hacze itiraz eden vekille temsil edildiğinden dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT 2. kısım 1.bölüm 1/b maddesine göre hesaplanan 5.900,00-TL vekalet ücretinin ihtiyati haciz talep edenden alınarak ihtiyati hacze itiraz edene verilmesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının ihtiyati hacze itiraz edene iadesine, 9-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 165,00-TL istinafa gidiş-dönüş masrafı olmak üzere; toplam 1.334,4‬0-TL'nin ihtiyati haciz talep edenden alınarak ihtiyati hacze itiraz edene verilmesine, 10-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 11-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

iptalinesürülenhacizkaldırılmasınaitirazınıntaraflarınkonulmasınaözetikararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesiyönündensavunmasınınsebeplerimahkemesininihtiyatikararınınHacizİhtiyatiilerikabulüdosyatarihiiddianumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim