İstanbul BAM 13. HD 2021/1990 E. 2024/495 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1990
2024/495
14 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1990 Esas
KARAR NO: 2024/495 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
NUMARASI: 2016/186 Esas - 2020/206 Karar
TARİHİ: 05/10/2020
DAVA: Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili firmanın 27-29 Nisan 2015 tarihli .../... fuar organizasyonuna katılım için ... San. A.Ş ile 02 - 04 Mayıs 2015 tarihli ...(...) fuarı organizasyonuna katılım için ... San. Tic. Ltd. Şti ve ... ith. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile sözleşme yaptığını, bu firmalar arasında yapılan fuar organizasyonuna katılım sözleşmeleri gereği müvekkili firmanın 3 firmaya ait fuarda sergilenmek üzere katalog ve numune ürünlerini fuarın gerçekleşeceği adrese nakliyesini geçekleştirip fuar ilgililerine teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu ürünlerin nakliyesi için davalı firma ile taşıma sözleşmesi akdedildiğini, yapılan sözleşme gereğince ürünlerin fuar tarihi olan 27/04/2015 tarihinde önce teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı firma yetkililerince ürünlerin fuara 10 gün önce ulaşmış olacağının, limanlarda takıldığını varsayılırsa bile en geç 3 gün önce teslim edilmiş olacağının taahhüt edildiğini, ancak davalı firma yetkililerince bahsi geçen nakliye senaryosunun gerçekleşmediğini ve ürünlerin fuara yetişemediğini, müvekkilinin doğacak her türlü masrafın kendilerince karşılanması talebini davalı tarafın kabul ettiğini, ancak bu aşamada davalı firmanın sorumsuzca davranıp ürünleri fuara yetiştiremediği gibi geri iadesi işlemlerinde de gerektiği gibi hareket etmediğini ve ürünlerin iade ve teslim işlemlerini gerçekleştirmediğini, davalı firmanın müvekkili firmaya ait yükün taşıma işini (mahrece iade dahil) ... Nak. Tic. Ltd. Şti'ne yaptırdığını, yük geri geldiğinde davalı firmanın taşıma ücreti konusunda ... şirketini müvekkiline yönlendirdiğini, davalı firmanın ürünleri iade aşamasında hiçbir şekilde gerektiği gibi hareket etmediği gibi ürünlerin gümrükte fazla beklemesine sebep olduğunu, bu fazla bekleyişten dolayı ürünlerin liman ve gümrük masraflarının katlandığı ve bu sebeple ürünleri gümrüğe terk ettiğini, müvekkilinin davalı firmanın düzenlediği 17/03/2015 tarih ve ... sıra nolu 3.010 USD bedelli faturaya istinaden davalı firmaya 1.000 USD ödeme yaptığını, bu 1.000 USD'nin iade edilmesini ve ödenmeyen 2.010 USD (5.700TL)'1ik kısmı için borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiklerini, müvekkilinin davalı firmanın sözleşmeye aykırı hareket etmesi sonucunda ödemek zorunda kaldığı fatura bedeli dahil 7.160,97 TL'nin müvekkiline geri ödenmesini talep ettiklerini, ayrıca müvekkilinin yurtiçi ve yurt dışı fuarcılık sektöründe 11 yıllık bilgi ve birikimiyle hizmet vermesinden dolayı ve davalı firmanın sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle müvekkilinin manen zarar gördüğünü, zor günler geçirdiğini, bu nedenle davalı firmadan 30.000,00TL manevi tazminatın tahsilini talep ettiklerini beyanla, 7.160,97TL maddi tazminat ve 30.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, davalı firmanın düzenlediği 17/03/2015 tarih ve ... sıra nolu 3.010 USD bedelli faturanın ödenmeyen 2.010 USD (5.700TL)'lik kısmı için borçlu olmadığının tespiti ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin fiili taşıyıcı olmadığını, iddia edilen dava konusu hasardan sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, davacı tarafından iddia edilenin aksine müvekkilinin hiçbir şekilde tazminata esas teşkil eden olayda kusurunun bulunmadığını, meydana gelen olaylardan dava dışı ... şirketinin sorumlu olduğunu bu sebeple davanın bu şirkete ihbar edilmesi gerektiğini, davacının tazminat taleplerinin TTK hükümleri gereğince zamanaşımına uğradığını, müvekkili tarafından yazılı olarak taahhüt edilmiş bir taşıma süresinin bulunmadığını, davacı tarafa 27-29 Nisan tarihinde yapılacak fuara ürünlerin yetişmesinin mümkün olmadığını, 2-4 Mayıs tarihlerinde yapılacak fuar için de taşımanın en geç hangi tarihte başlaması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, taşıma öncesinde davacı tarafa süreçle ilgili bilgilendirme yapılmış olmasına rağmen davacının zamanında yükleme talimatı vermemiş olmasından kaynaklı 2 Mayıs'a yükün yetişmemiş olmasında müvekkilinin hiçbir kusurunun veya sorumluluğunun bulunmadığını, yükün mutad taşıma süresinde taşındığını, yükün mahrece iadesine ilişkin taşımanın müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, taşıma hukukunda tazminat ödeme şartları ile ödenecek tazminatın hesaplamalarının ayrıca hüküm altına alındığını, TTK'na göre taşıyıcının sorumluluğu ve tazminatının hesaplanmasının sınırlandırıldığını, dolayısıyla hiçbir şekilde sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için dahi olsa akdi düşünülse bile, TTK'da taşıyıcının sorumluluğu ve tazminatın hesaplanması açıkça belirtilmiş ve sınırlandırılmış olduğundan davacı tarafından talep edilen zarar miktarına değil, TTK'nun 1186 maddesi hükmü gereğince hesaplanacak tazminat miktarının ödenmesine hükmetmesinin söz konusu olacağını, davacının gerek TTK, gerekse MK ve Usul Kanunu hükümleri gereğince talep ettiği zarar bedelini ispatlamakla yükümlü ise de, davacının iddialarını ispatlayamadığını, davacının malların gecikmesinden dolayı mı Kenya'ya gittiği, yoksa zaten müşterileri ile fuara katılım sözleşmesi imzaladığından bu fuara her halükarda katılacağı konusunun net olmadığını ve netice olarak zarar ile gecikme arasındaki illiyet bağı ortaya konulup somut ve hukuki delillerle davacı tarafından ispatlanamadığını, manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, karşı davaya ilişkin olarak, davacı karşı davalı tarafından ikrar edildiği üzere dava konusu olan taşıma konusunda davacı karşı davalı ile anlaşma yapıldığını ve bu kapsamda davacı karşı davalıya müvekkili tarafından 17/03/2015 tarih ve ... sıra numaralı 3,010 USD bedelli fatura düzenlediğini, ancak davacı karşı davalının söz konusu fatura bedelinin 2.010 USD'lik kısmını bugüne kadar ödemediğini, hatta açtığı dava dilekçesinde bu hususu kabul ederek menfi tespit talebinde bulunduğu beyanla, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, karşı davalarının kabulü ile 2.010 USD alacaklarını davacı karşı davalıdan tahsiline, gerek esas davada, gerekse karşı davadaki yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı karşı davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/10/2020 tarih 2016/186 Esas - 2020/206 Karar sayılı kararında; "13/09/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Asıl dava Bakımından; Davacının davalı ile organize ettiği taşımada süre hususunda ve fuar taşıması hususunda gerekli bilgilendirmeyi yaptığı ve talebi ilettiği, taşımanın süreli kararlaştırıldığı, davalının ise bu süre şartı ve fuar taşıması bilgisine karşın alt taşıyanlarla bu şekilde kesin süre ve vade unsurlarına uymaksızın sözleşme yaptığı, bu özensizliğinin yol açtığı gecikme zararlarından davalının sorumlu olduğu, davacının ödediği 1000 USD navlun ve sair masraflarından dolayı 7.160,97 TL maddi zararının somut olaya uygun ve talep edilebilir miktarlar olduğu, davacının manevi tazminat talebi bakımından 3 kat navlunla sınırlı maddi ve manevi tazminata ilişkin sorumluluk hükümleri gözetilerek azami 21.537,87 TL manevi tazminat talep edebileceği; bu miktarın üzerinde talebin yerinde olmadığı, talep edilen manevi tazminat miktarı bakımından davacının şahsi varlığında hiç manevi zarar olmadığı veya daha yüksek manevi zarar olduğu yönlerinde sayın mahkemenin nihai takdir yetkisi bulunduğu, menfi tespit talebi bakımından, ticari defter kayıtlarında işli navlun faturasından bakiye 2.010,00 USD davalı alacağının düştüğü, davacının bu miktarda borcunun bulunmadığını,
Karşı dava bakımından; Davalı-karşı davacının üstlendiği taşımada geciktiği sabit olmakla ve gecikme ile yapılan taşımanın amacına hiç hizmet etmediği gözetilerek, 3.010,00 USD navlun faturasına konu navlun alacağının düştüğü, davacının bakiye alacak iddiasının somut olaya uygun olmadığı, nihai takdir ve değerlendirmenin sayın mahkemeye ait olduğu beyan edilmiştir. 28/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı ile davacı arasındaki sözleşmenin kuruluşu aşamasındaki yazışmalar ve taşıma ilişkisi incelendiğinde davalı tarafından yazılı alarak taahhüt edilmiş bir taşıma süresi bulunmadığı, bu taşımada gecikmenin olağan olduğu, gecikmeden sorumlu olabilmek için gecikmenin haricinde, zarar ile gecikme arasında illiyet bağı ve taşıyıcının kusurunun bulunması gerektiği, gecikmenin mutat olmadığının davacı tarafından yazılı belge ile ispatlandığına dair dosyada bir belge bulunmadığı, ürünlerin gecikmesi sebebi ile fuara gitmek zorunda kaldığı yönündeki davacı beyanının irdelenmesi gerektiği, beyan doğru değil ise gidiş - dönüş uçak bileti tutarı, Kenya'daki konaklama, vize, taksi masrafları gibi masrafların maddi tazminat tutarından tenzil edilmesi, davacının iddia ettiği zararı ispat edebildiğine dair dava dosyasında bir belge bulunmadığı, dava değeri itibariyle davacı talep ettiği zararları ve zararların doğumunu yazılı belge ile ispat etmek zorunda olduğu, herhangi bir masraf yansıtılmadan yükün mahrece iade işlemlerinin yapılması konusunda davacı ile davalı arasında herhangi bir anlaşmanın dava dosyasında bulunmadığı, bakiye navlun 2.010. USD'nin de davacı tarafından davalıya ödenmesi gerektiği beyan edilmiştir. 28/12/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; arz edilen hususlar muvacehesinde davacının itirazlarının kabule mazhar olmadığı, raporlarında belirtilen hususlarda ısrar etmek gerektiği sonucuna varıldığı, takdirin Mahkemeye ait olduğunu beyan edilmiştir. 31/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Tarafların bir teslim tarihini ETA (tahmini) olarak kararlaştırdığı; teslim tarihinin tahmini olarak kararlaştırılmasının da, taraflar arasında bir teslim tarihi kararlaştırıldığının kabulü bakımından yeterli olduğu; taşıyanın, ETA olarak kararlaştırılan teslim tarihinin aşılması durumunda bundan ileri gelen zararlardan kusuru varsa sorumlu tutulacağı, Mahkeme'nin aksi kanaatte olması durumunda ise, eşyanın somut olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebilecek olan süre içinde de teslim edilememiş olduğu, dava konusu olayda gecikmenin taşıyan tarafından davacıya bildirilmesi karşısında TTK m. 1185/5 uyarınca bir ihbara gerek bulunmadığı, akdi taşıyanın, fiili taşıyan ve onun adamlarının eylemlerinden sorumlu olması (TTK m. 1191/1) dolayısıyla ve kendisinin ve eylemlerinden sorumlu bulunduğu kişilerin kusursuzluğunu ispatlayamamış olması karşısında, davalının gecikme nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, dosyaya bir takım masraf kalemlerine ilişkin fatura, makbuz ve sair belge sunulmuşsa da anılan masraf kalemlerinin gecikme ile illiyet bağı içinde olup olmadığı ve bedellerinin gerçekten ödenip ödenmediği dosya içeriğinden anlaşılamadığından davacının gecikme ile uygun illiyet bağı içinde zarara uğradığı ve bunun miktarını ispatlayamadığı; davacının, dava konusu taşımada gerçekleşen gecikme nedeniyle zarara uğradığı ve bunun miktarını kanıtlaması koşuluyla, davalı taşıyanın bu zarardan sorumluluğunun 3.010 USD ile sınırlı olduğu, olayda TTK m. 1199/1'de düzenlenen hâlin söz konusu olmadığı; bu hâl dışında eşyanın hasara uğramasının yahut geç teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisinin bulunmadığını; bu çerçevede taşıyanın navlun sözleşmesi uyarınca hak kazandığı navlun alacağının taşıyana ödenmesi gerektiğini beyan edilmiştir. Asıl davanın, davalı tarafından üstlenilen taşıma işleminin gerçekleştirilmemesi nedeniyle oluştuğu belirtilen maddi zararlar ve manevi tazminatın tahsili ile davalıya 3.010,-USD bedelli faturadan borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin olduğu, karşı davanın ise, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi gereğince düzenlenen 2.010,-USD bedelli fatura bedelinin tahsili talebine ilişkin olduğu, uyuşmazlık konusunun, asıl davada davalının pasif husumet ehliyetinin olup olduğu, davanın zamanışımına uğrayıp uğramadığı, davacının zararı mevcut ise miktarı, davalının zarardan sorumlu olup olmadığı, kaşı davada ise taraflar arasındaki anlaşma gereği düzenlenen 2.010,-USD bedelli faturadan davalının borçlu bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmış, asıl davada davalı tarafın zamanaşımı itirazının TTK nun 1246.maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı itibariyle, davacı taraf bir organizasyon firması olup, davalı deniz taşıma organize eden şirket ile 27-29 Nisan ve 02-04 Mayıs 2015 tarihlerinde Kenya'da düzenlenecek fuar ile ilgili materyallerin taşınması konusunda aralarında anlaşmışlar, davalı taşımayı dava dışı-ihbar olunan ... firması ile organize etmiş, ... firması da fiili taşıyan ... firması ile konteyner taşımasını organize etmiş, emtia ... numaralı konteyner ile taşınmıştır. Taşıma sözleşmesi iki deniz taşıması aktarması ve takiben demiryolu taşımasını içeren, TTK 902/1 fıkra gereğince değişik tür araçlar ile yapılan taşıma sözleşmesi olarak kurulmuş ve taahhüt edilmiş ise de, demiryolu taşımasının hiç gerçekleşmediği, yalnızca deniz taşımalarının gerçekleştiği görülmekle ve deniz taşımalarını takiben davacının gecikme iddiasında bulunduğu ve ürünlerin iadesini istediği anlaşılmakla, TTK m. 903 açık hükmü uyarınca uyuşmazlığa TTK'nın Dördüncü Kitap değil, Beşinci Kitap hükümleri uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. Teslimde gecikme TTK 1178 /2 ve 4. fıkralarda düzenlenmiş olup, TTK. 1178/2 fıkra uyarınca taşıyanın, eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumlu olacağı hüküm altına alınmış, teslimde gecikme aynı hükmün dördüncü fıkrasında, "Eşya, navlun sözleşmesinde belirlenen boşaltma limanında açıkça kararlaştırılmış olan süre veya açıkça kararlaştırılmış bir süre yoksa, olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim edilmediği takdirde teslimde gecikme olduğu varsayılır." şeklinde ifade edilmiş olup, uyuşmazlıkta navlun sözleşmesinde açıkça bir sürenin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarının incelenmesinden, taşıma şartlarının müzakeresi safhasında yükün varış tarihinin üzerinde özellikle durulduğu; fuara yetişebilmesi için ne şekilde bir organizasyon yapılması gerektiğinin görüşüldüğü, davalı şirket yetkilisi ...'ın ...'ya gönderdiği 25/02/2015 tarihli e-postada "20 Nisan civarı bir varış için 40 günlük tt 'yi göz önünde bulundurarak kalkış tarihinin 10. hafta cut off'lu ve kalkışlı bir gemi olması gerektiğini düşünüyorum. Bu durumda yük önümüzdeki hafta yüklenebilir fakat belirttiğim gibi çift aktarmalı olmasından dolayı varış tarihinde sapma yaşanması olasıdır." ifadesinden, yine davalı şirket yetkilisi ...'ın ...'ya gönderdiği 04/03/2015 tarihli e-postada "geminin destinasyonlara göre tahmini varış tarihi aşağıdaki gibidir: ... 18.04.2015; Nairobi 21.04.2015 Bu senaryoda zaten fuardan 10 gün önce malzemeler ulaşmış oluyor. Limanlarda takıldığını varsayarsak en geç üç gün önce teslim edilmiş olacak." ifadelerinden tarafların bir teslim tarihi kararlaştırıldı, ancak bunun tahmini olarak kararlaştırıldığı, belli bir tarih aralığında gerçekleşecek fuarda sergilenmek amacıyla taşınan yükler için belli bir teslim tarihi kararlaştırılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı, taşımanın amacının yüklerin fuarda sergilenmesi olduğu ve taşımanın fuar tarihine göre planlanmasının olağan olduğu, teslim tarihinin tahmini olarak kararlaştırılmasının da, taraflar arasında bir teslim tarihi kararlaştırıldığının kabulü bakımından yeterli kabul edilebileceği değerlendirilerek, bu teslim tarihinin aşıldığı, geç teslimin söz konusu olduğu kanaatine varılmış olup, her halükarda aksinin kabulü halinde dahi, TTK 1178/4 uyarınca eşyanın olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim edilip edilmediği değerlendirildiğinde, dava konusu taşımanın, eşyaların belli tarihte gerçekleştirilecek bir fuarda sergilenmesi amacıyla yapıldığı yani makul sürenin tespitinde de fuar tarihlerinin dikkate alınması dikkate alındığında, dosya kapsamında taşıma süreçlerinde seyir esnasında umulmayan bir halin gecikmeye neden olduğu yönünde bir iddia veya delil bulunmadığı, taşımanın beklenilen ve taşıyan tarafından bilinen veya bilinebilecek koşullar içerisinde gerçekleştirildiği, dolayısıyla davalı taşıyanın yükleme limanında zamanında uygun konteyner temin etmek ve Mombasa Limanında trene yer ayırtmak hususlarında özensiz davrandığı, taşıyanın süre planlamalarında isabetli olamadığı, özellikle Port Said - Salalah ve Salalah-Mombasa sefer sürelerinin makul ve ortalama sefer sürelerinin üzerinde, yaklaşık dokuz gün gecikme ile seferlerin düşük hızlarda gerçekleştirildiği, taşıyanın yükleme ve aktarmalarda yeterli özeni gösteremediği ve davaya konu taşımanın makul süre içinde gerçekleştirilemediği kanaatiyle,TTK. 1185/5. fıkra uyarınca eşyanın teslimindeki gecikmenin, gönderilen tarafından, onun kendisine teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak altmış gün içinde taşıyana yazılı olarak bildirilmesi gerektiği dosyaya sunulan ve davalı şirket yetkilisi ... tarafından davacı şirket yetkilisine gönderilen 30/04/2015 tarihli e-postada yer alan "...bu akşam yüklenebilse bile ancak 2 Mayıs'ta varabilecektir. Orada da gümrük işlemi göreceğinden fuara yetişme imkânı olmayacaktır ve davalı şirket yetkilisi ... tarafından davacı şirket yetkilisine gönderilen 11.5.2015 tarihli e-postada yer alan "... konteyneriniz ... planlanan tarihte Nairobi'ye taşınamamıştır." ifadeleri karşısında dava konusu olayda gecikmenin taşıyan tarafından davacıya bildirildiği bu çerçevede TTK1185/5. fıkra uyarınca bir ihbara gerek bulunmadığı, TTK 1179/l. Fıkra gereğince, taşıyanın, kendisinin veya adamlarının kastından ya da ihmalinden ileri gelmeyen zararlardan sorumlu olmadığı, zararın, kendisinin ya da adamlarının kast veya ihmalinden ileri gelmediğini ispat yükünün taşıyana ait olduğu, zıya, hasar yahut gecikmeye sebebiyet veren olay eşya taşıyanın hakimiyetinde iken meydana gelmiş ise, zararın taşıyanın ya da adamlarının kusurundan ileri geldiği ve taşıyanın bundan sorumlu bulunduğunun karine olarak kabul edileceği, taşıyanın, sorumluluktan kurtulmak için anılan karineyi çürütmesi gerektiği, dosya kapsamı itibariyle, davalı akdi taşıyanın, fiili taşıyan ve onun adamlarının eylemlerinden sorumlu olması (TTK m. 1191/1) dolayısıyla, kendisinin ve eylemlerinden sorumlu bulunduğu kişilerin kusursuzluğunu ispatlayamamış olmasınedeniyle davalının gecikme nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olacağı, taşımayı konu eşyanın geç teslim edilmesi durumunda taşıyanın tazmin yükümlülüğünün kapsamına geç teslimle uygun illiyet bağı içindeki tüm zararların dahil olacağı, dosyaya davacı tarafından bir takım masraf kalemlerine ilişkin fatura, makbuz ve sair belge sunulmuşsa da anılan masraf kalemlerinin gecikme ile illiyet bağı içinde olup olmadığı ve bedellerinin gerçekten ödenip ödenmediğinin dosya içeriğinden anlaşılamaması nedeni ile davacının gecikme ile uygun illiyet bağı içinde zarara uğradığını ve bunun miktarını ispatlayamaması nedeniyle maddi tazminat davasının, TBK’nun 58 maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, dava konusu taşımanın zamanında gerçekleşmemesi nedeniyle kişilik haklarının zarara uğradığının ispatlanamaması nedeniyle manevi tazminat davasının, eşyanın hasara uğraması yahut geç teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisi olmadığı, dolayısıyla taşıyan davalının navlun sözleşmesi uyarınca hak kazandığı navlun alacağının davalıya ödenmesi gerektiği kanaatiyle menfi tespit davasının, sonuç olarak asıl davanın reddine karar verilmiştir.Karşı dava açısından, TTK 1199/1. Maddesinde " boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır. Navlun götürü kararlaştırılmış ise eşyanın bir kısmının zıyaı, navlunun o oranda indirilmesini istemeye hak verir." hükmüne yer verildiği, bu durum dışında eşyanın hasara uğraması yahut geç teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisi olmadığı kanaatiyle, taşıyanın navlun sözleşmesi uyarınca hak kazandığı navlun alacağının taşıyana ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak, bakiye navlun alacağının ödenmesine ilişkin karşı davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN: 1-Davacı-karşı davalının davasının REDDİNE,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN: 1-Davalı-karşı davacının davasının KABULÜ ile, 2.010 USD alacağın 14/06/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a md ve fıkrası gereğince işleyecek faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davacı/k.davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı-Karşı Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesi kararının maddi gerçeğe, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu Asıl dava yönünden: taraflarınca ikame edilen asıl davada davalı şirketin, taşıma ilişkisinde gerekli özeni göstermeyerek ürünleri fuara yetiştirememesi sebebiyle ve taşımada yaşanan gecikme sebebiyle taşımanın amacına hizmet edemeyecek durumda olması sebebiyle müvekkilini zarara uğrattığını; bu sebeple davalı şirket tarafından düzenlenen 3.010 USD faturaya istinaden müvekkili tarafından ödenen 1.000 USD'nin iadesi, 2.010 USD yönünden borçlu olmadıklarının tespiti ile 30.000 TL manevi tazminat talep edildiğini, Yerel mahkeme tarafların bir teslim tarihi kararlaştırdığı ve bu teslim tarihinin aşıldığı, geç teslimin söz konusu olduğu, aksinin kabulü halinde dahi TTK 1178/4 uyarınca dava konusu taşımanın, eşyaların belli tarihte gerçekleştirilecek bir fuarda sergilenmesi amacıyla yapıldığı, davalı taşıyanın yükleme limanında zamanında uygun konteyner temin etmek ve Mombasa Limanında trene yer ayırtmak hususlarında özensiz davrandığı, taşıyanın süre planlamalarında isabetli olamadığı, özellikle Port Said - Salalah ve Salalah-Mombasa sefer sürelerinin makul ve ortalama sefer sürelerinin üzerinde, yaklaşık dokuz gün gecikme ile seferlerin düşük hızlarda gerçekleştirildiği, taşıyanın yükleme ve aktarmalarda yeterli özeni gösteremediği ve davaya konu taşımanın makul süre içinde gerçekleştirilemediği kanaatiyle gecikme nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olacağı, taşımayı konu eşyanın geç teslim edilmesi sebebiyle taşıyanın tazmin yükümlülüğünün kapsamına geç teslimle uygun illiyet bağı içindeki tüm zararların dahil olacağının tespiti yapıldığını ancak müvekkili tarafından masraf kalemlerine ilişkin ibraz edilen fatura, makbuz ve sair belgeye rağmen masraf kalemlerinin gecikme ile illiyet bağı içinde olup olmadığı ve bedellerinin gerçekten ödenip ödenmediğinin dosya içeriğinden anlaşılamaması gerekçesi ile maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu; müvekkillerinin fuar organizasyonlarına katılım ve danışmanlık hizmeti verdiğini; normal şartlarda müvekkillerinin fuarlara katılmadığını; burada ürünlerin limandan fuar alanına yetişmeme ihtimali ... firması yetkilileri ile 13 nisan 2015 tarihinde yapılan toplantıda anlaşılması sonucu fuara katılacak firmaların baskısı ile 14 nisan 2015 tarihinde bilet aldığını; müvekkili bu fuarlara katılmak üzere üç firma ile yapmış olduğu sözleşme tarihlerinin 07/01/2015 - 18/02/2015 - 25/02/2015 şeklinde olduğunu; dolayısıyla tarihi belli olan ve yaptığı iş gereği önceden rezervasyonun ne kadar önemli olduğunu bilen müvekkillerinin uçakta ve otelde yer problemi yaşamamak ve daha uygun fiyata maletmek amacıyla, en kötü ihtimalde, 25/02 tarihinde uçak biletini ve otel rezervasyonunu yapmış olması gerektiğini; fuara gitmek için bir programı olmayan müvekkillerinin yükün fuara yetişmeyeceğinin anlaşılması üzerine Fuara Katılım Sözleşmesi yaptığı firmaların yoğun baskısı üzerine firma zararlarını minimuma indirmek adına Kenya/Nairobi'ye gitmek zorunda kaldığını ve gidişi sebebiyle yapmak zorunda kaldığı masrafları fatura, makbuz ve sair belge ile belgelendirdiğini; bunun haricinde müvekkili tarafından sunulan belgelere rağmen yapılan masrafların gerçekten geç teslim sebebiyle yapılıp yapılmadığı ve bedellerinin gerçekten ödendiğine ilişkin yeni deliller ibraz etmesinin beklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda dahi müvekkilleri tarafından yapılan bu harcamaların doğrudan sarf edilen kalemlerden oluştuğu ve somut olaya uygun olduğu tespit ve değerlendirmesinin yapıldığını; müvekkilinin yaptığı masraflar ve meydana gelen zarar miktarının olayın oluş şekli ve hayatın olağan akışı ile uyumlu olduğunu ve buna rağmen müvekkilinden bu hususlara ilişkin ekstra ispat aracı beklenmesinin mümkün olmadığını, Yerel mahkeme dava konusu taşımanın zamanında gerçekleşmemesi nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının zarara uğradığının ispatlanamadığı gerekçesiyle manevi tazminat taleplerini reddettiğini ancak yapılan yargılama sırasında davalının kendi kusuruyla taşımanın gecikmesine sebebiyet verdiğinin tespiti ile meydana gelen zarardan sorumlu olacağına karar verilmesine rağmen bu taşıma sebebiyle müvekkilinin manevi zararının tazminine yönelik talebinin reddedilmesinin mahkemenin kendi içerisinde çeliştiğini göstermekte olduğunu; tarafların dava konusu taşımanın Kenya/Nairobi'de gerçekleşecek fuara katılım için yapılması hususunda anlaştıklarını ancak davalının kusuru ile yaşanan gecikme sebebiyle fuar gününden sonra tamamlanan taşımadan müvekkilinin elde edeceği hiçbir menfaatin kalmadığını; davalı şirket yetkilileri ile yapılan mailleşmelerden dahi davalı şirketin süreci kötü yönetmesinin müvekkilde meydana getirdiği manevi zarar anlaşılabildiğini, ki müvekkilinin aylar öncesinde firmalar ile anlaşmasına rağmen ve fuara yetişemeyen tek firma olmasının müvekkili diğer firmalar nezdinde düşürdüğü durum ve müvekkilinin kişilik haklarında meydana getireceği hasar bundan bağımsız olarak dahi anlaşılabildiğini, Yerel mahkeme eşyanın hasara uğraması yahut geç teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisi olmadığı, dolayısıyla taşıyan davalının navlun sözleşmesi uyarınca hak kazandığı navlun alacağının davalıya ödenmesi gerektiği kanaatiyle menfi tespit taleplerini reddettiğini; yükleme limanında zamanında uygun konteyner temin etmek ve Mombasa Limanında trene yer ayırtmak hususlarında özensiz davrandığı sabit olan davalının özensizliği sebebiyle zamanından sonra yapılan taşımadan müvekkilinin elde edeceği bir menfaat kalmadığını; fuara yetişemeyerek elde edeceği menfaatlerden mahrum kalan müvekkilinin davalının kusuruna rağmen ödediği navlun ücretinin iadesine karar verilmemesi ve bakiye navlun borcundan sorumluluğunun devam edeceği yönünde tespit yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu; ayrıca yerel mahkeme geç teslimin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisi olmadığından bahsettiğini ancak bu tespitini gerekçelendirmediğini; bu haliyle dahi gerekçesiz kararın hatalı olduğunu, Karşı dava yönünden: yerel mahkeme TTK 1199/1'de düzenlenen hal dışında eşyanın hasara uğraması yahut geç teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisi olmadığı kanaatiyle, taşıyanın navlun sözleşmesi uyarınca hak kazandığı navlun alacağının taşıyana ödenmesi gerektiğine karar verdiğini, Gecikmeden doğan sorumluluk halinde nasıl hareket edileceği TTK. 875 ve 1199 maddelerinde açıkça belirlendiğini; dava konusu olayda taşıma, olması gerektiği gibi gerçekleşmediğini ve amaca ulaşmadığını; hatta taşıma için davalı tarafa teslim edilen ürünlerin bugün dahi müvekkiline teslim edilmediğini; dolayısıyla kısmen dahi yapılmamış bir taşıma için navlun ücretinin tamamından sorumlu olacağından bahsedilmesinin mümkün olmadığını; nitekim yargılama sırasında alınan 05.09.2017 tarihli Bilirkişi raporunda bu hususta TTK m.875/3 gereği gecikme ile navlun ücretinin düştüğü ve ödenen navlun ücretinin iadesi hususunda davalı tarafın sorumlu olduğu yönünde ayrıntılı açıklamalar yapıldığını; buna rağmen yerel mahkemenin taşıyanın navlun alacağının olduğu yönünde karar vermesinin hatalı olduğunu; bu sebeple anılan karara itiraz ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve resen tespit edilecek sebeplerle, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/186 Esas, 2020/206 Kara sayılı, 05/10/2020 tarihli kararının maddi gerçeğe, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğundan; ilgili icra müdürlüğüne sunulmak üzere tehir-i icra kararı verilmesini, usul ve yasaya ve maddi gerçeğe açıkça aykırı olan Yerel Mahkeme Kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak(duruşmalı) asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine reddine karar verilmesini, hukuk davasının mahkemece yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava; uluslararası karma taşıma sözleşmesine konu fuar malzemelerinin geç teslim edilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini, navlun faturasının ödenen kısmının iadesi ve faturanın kalan kısmından borçlu olunmadığının tespiti istemlerine, karşı dava bakiye navlun faturası alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı karşı davalı yan; fuar organizatörü olduğunu, Kenya'da 27-29 Nisan 2015 tarihleri ile 02-04 Mayıs arasında düzenlenecek fuara, müşterisi olan dava dışı üç şirketin katılımını sağlama işini üstlendiğini, bu amaçla fuar katılım sözleşmeleri yapıldığını, dava dışı şirketlerin anılan fuar alanındaki standlarda sergileyecekleri fuar malzemelerinin fuar alanına taşınmazı işi hususunda davalı ile anlaşıldığını, ne varki davalının malzemenin teslimini fuar tarihlerine yetiştiremediğini, davacının bu gecikme nedeniyle müşterilerinin ısrar ve isteği üzerine Kenya'ya gitmek zorunda kaldığını, uçak bileti, otel ve konaklama ücreti, vize ücreti, yeniden afiş ve broşür bastırma masrafı, taksi ücreti olmak üzere belgeli 4.310,97-TL maddi zararının oluştuğunu, ayrıca gecikme nedeniyle fuar alanında yaşadığı zorluklar nedeniyle manevi zararının da oluştuğunu ileri sürerek, 4.310,97-TL ye daha önce ödediği kısmi navlun bedelinin TL cinsinden değeri de eklendiğinde toplam 7.160,97-TL'nin davalıdan tahsilini, bakiye navlun faturası bedelinden ötürü borçlu olunmadığının tespitini ve 30.000,00-TL manevi zararın tahsilini talep etmiştir. Davalı karşı davacı yan; gecikmeden ötürü kusuru bulunmadığını, davacıya teslim tarihi taahhüdünde de bulunulmadığını, meydana gelebilecek gecikmeler nedeniyle davacının daha önce uyarıldığını, davacının taşımayı bu durumu bilerek kabul ettiğini, taşımadaki gecikmenin dava dışı fiili taşıyıcının sorumluluğunda olduğunu, ürünlerin mahrece iade masraflarının davalı yükümlülüğünde olmadığını savunarak aslı davanın reddini, karşı davada bakiye 2.010,00-USD navlun bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraf delilleri toplanmış, tarafların ticari defterleri ve dosya üzerinde üç ayrı bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak rapor alınmış ve son bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda; taraflar arasındaki e-mail yazışmaları kapsamına göre dava konusu taşımada tahmini bir teslim tarihi kararlaştırıldığı ve bu teslim tarihinin aşıldığı, aksi kabul edilse dahi davalı karşı davacının TTK 1178/4 uyarınca eşyayı, olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim etmediği, dolayısıyla davalı karşı davacının TTK'nun 1178/2 fıkrası uyarınca davacı karşı davalının gecikmeden doğan zararlarını karşılamakla yükümlü olduğu, ancak davacı karşı davalının dosyaya sunduğu bir takım masraf kalemlerine ilişkin fatura, makbuz ve sair belgelere konu masrafların, gecikme ile illiyet bağı içinde olup olmadığını ve bedellerin gerçekten ödenip ödenmediğini ispatlayamadığı, manevi zarara ilişkin TBK'nun 58 maddesi koşullarının oluşmadığı, yine davalının deniz taşımasında taşıyanın sorumlu olduğu gecikmenin navlun isteme hakkını ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı karşı davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece taşımanın gecikmeli olduğu ve bu gecikmeden davalı karşı davacının sorumlu olduğu kabul edilmesine rağmen, dosyaya sunulan ve zararı ispatlayan delillerin, iddia olunan zararla gecikme arasında illiyet bağı bulunmadığından reddinin hatalı olduğu, manevi tazminat koşulları oluşmasına rağmen bu talebin reddinin hatalı olduğu, yine davalı karşı davacının gecikmeden sorumlu olmasına ve birinci bilirkişi heyet raporunda navlun talep edemeyeceği tespit edilmiş bulunmasına rağmen asıl davadaki ödenen navlun faturası bedelinin iadesi ve bakiye fatura bedeline yönelik menfi tespit isteminin reddedilmesinin, karşı davadaki bakiye navlun alacağı isteminin kabul edilmesinin hatalı olduğu yönündedir. Taraflar arasında, davalı karşı davacının, davacı karşı davalıya ait fuar organizasyonu için gerekli mazlemenin Ambarlı Limanı'ndan kalkacak 11/03/2015 son yükleme tarihli ve 17/03/2015 kalkış tarihli ... numaralı gemi ile önce Mombasa Limanına oradan demir yolu ile Nairobi fuar alanına taşınması işi hususunda anlaşıldığı, taşımanın karma taşıma, davalı karşı davacının akdi taşıyıcı/taşıma işi organizatörü olduğu, tahmini transit seyrüsefer süresinin kırk gün civarında olduğu hususunda tarafların e-mail yazışmalarının bulunduğu, yalnızca fiyat teklif ihbar olunan ... Nak. ve Tic. Ltd. Şti. ile alt taşıma ilişkisi kurduğu, ihbar olunan tarafından da taşımanın deniz ayağının ... firmasına gördürüldüğü, dava konusu fuar malzemesi taşıyan geminin birden fazla limana uğrayarak 27/04/2015 tarihinde Mombasa Limanı'na ulaştığı, ancak 30/04/2015 tarihi itibariyle taşımanın demiryolu ayağının henüz gerçekleşmediğinin, en geç bu tarihte gerçekleşse dahi malzemenin fuar alanına fuar tarihinde yetişmeyeceğinin davalı çalışanı tarafından davacıya mail yolu ile bildirildiği ve demir yolu taşıması hiç gerçekleşmeden malzemenin mahrece iade işlemlerinin başlatıldığı çekişme konusu değildir. TTK'nun 903/1 fıkrası uyarınca, karma taşımalarda gecikmeye yol açan olayın taşımanın hangi kısmında meydana geldiği belli ise, taşıyıcının sorumluluğu taşımanın bu kısmı için ayrı bir sözleşme yapılsaydı, o sözleşmenin bağlı olacağı hükümlere göre belirlenecektir. Davacının iddia ettiği gecikmeye neden olan olayın deniz taşıması kısmında meydana geldiği sabit olduğundan, somut olayda taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin TTK'nun deniz taşımasında taşıyanın sorumluluğuna ilişkin 1178 ve devamı maddeleri uygulama alanı bulacaktır. Mahkemenin bu yöndeki tespiti yerindedir. TTK'nun 1178/2 fıkrası uyarınca taşıyan, eşyanın geç tesliminden doğan zararlardan, gecikmenin eşya taşıyıcı hakimiyetindeyken meydana gelmesi şartıyla sorumludur. Hükmedilecek tazminat TTK'nun 1186/6 fıkrası uyarınca geciken eşya için ödenen navlun tutarının iki buçuk katını, her halde navlun sözleşmesinde kararlaştırılan toplam navlun bedelini aşamaz. Taşıma süresinin aşılması/gecikme halinde taşıyıcının sorumluluğu gecikmeden kaynaklanan ve ispatlanan zarardan ibaret olup, deniz taşımasında taşıyıcının sorumluluğunu düzenleyen hükümler arasında navlunun düşmesini gerektirecek tek durum TTK'nun 1199 maddesinde düzenlenmiş olan zıyaa halidir. Yoksa gecikme nedeniyle taşıyıcının navlun hakkı ortadan kalmayacaktır. Mahkemece bu gerekçe ile asıl davada ileri sürülen, ödenen navlunun iadesi ve bakiye navlun bakımından borçlu olunmadığının tespiti taleplerinin reddine, karşı davada bakiye navlun ücreti yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Davacı karşı davalının, gecikme nedeniyle müşterilerinin ısrar ve isteği üzerine Kenya'ya gitmek zorunda kaldığı, bu nedenle uçak bileti, otel ve konaklama ücreti, vize ücreti, yeniden afiş ve broşür bastırma masrafı, taksi ücreti olmak üzere belgeli 4.310,97-TL masraf yaptığı, bu maddi zararlarının karşılanması isteminin haksız olarak reddedildiğine yönelik istinaf sebebi değerlendirildiğinde, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere davacı karşı davalının Kenya'da düzenlenen ve dava dışı müşterilerinin katılımını sağlamayı üstlendiği fuara sırf gecikme nedeniyle katıldığını ispatla yükümlü olduğu, dosyaya mübrez fuar katılım sözleşmeleri incelendiğinde davacı karşı davalının müşterilerinin yalnızca fuara katılımlarını sağlamayı değil, aynı zamanda fuar alanında stand hazırlamayı ve buna ilişki nakliyeyi de üstlendiğinin görüldüğü, ilk fuarın 27 Nisan'da ikinci fuarın 2 Mayıs'da başladığı, ikinci fuarın 4 mayısta bittiği, davalının uçak biletinin ise 26 Nisan gidiş 5 Mayıs dönüş tarihli oldukları, şu halde davacı karşı davalının fuarın yapıldığı Nairobi'ye, fuar tarihlerinden önce fuar katılım sözleşmeleri kapsamındaki edimlerin ifası için değil, yalnızca gecikme nedeniyle ortaya çıkan aksaklıkları gidermek için gittiğini, diğer ifade ile yaptığı masraflar ile gecikme arasında uygun illiyet bağı olduğunu ispata elverişli delil sunamadığı, bu nedenle mahkemece asıl davada maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı karşı davalının manevi tazminata yönelik istinaf sebebi değerlendirildiğinde; TBK’nın 114/2 fıkrası uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı, ancak, her sözleşmeye aykırılığın tek başına manevi tazminatı gerektirmediği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının mevcudiyetinin zorunlu olduğu, somut olayda davacının, teslimde yaşanan gecikme nedeniyle kişilik haklarının ne şekilde zedelendiğini ispat edemediği, mahkemece koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı karşı davalı vekilinin asıl ve karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı/karşı davalı vekilinin asıl ve karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından asıl ve karşı davaya yönelik yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacı/karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince karşı davaya yönelik alınması gereken 402,50-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 101,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 301,50-TL harcın davacı/karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18