İstanbul BAM 13. HD 2021/1972 E. 2024/493 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1972
2024/493
14 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1972 Esas
KARAR NO : 2024/493 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2020/203 Esas - 2021/392 Karar
TARİHİ : 25/05/2021
DAVA: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket hakkında verilen konkordato mühleti kararından önce davalı banka Beylikdüzü Şubesine tahsil amacıyla muhtelif tarihli çekler verildiğini, geçici mühlet kararının ilanı tarihinden itibaren müvekkili şirkete ödenmesi gereken çek bedellerinin banka tarafından ödenmediğini, bankanın tüm bedelleri taraflarına ödemesi için 16/12/2019 tarihinde noter kanalı ile ihtar gönderildiğini, bu taleplerinin de sonuçsuz kaldığını beyan ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 130.000 TL nın, çek bedellerinin başkaca tahsil edildiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/05/2021 tarih 2020/203 Esas - 2021/392 Karar sayılı kararında;" Dava, davalı bankanın davacıya ait çek bedellerinin davacı hesabından bloke etmesi ve ödememesi nedeniyle ödenmeyen bedelin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce davalı bankaya müzekkere yazılarak, dava konusu çeklerin ibraz bilgileri ile davacının 2018 ve 2019 yıllarına ait hesap ekstreleri celp edilmiştir. Davacı şirket ve ... Anonim Şirketi -... ve .. tarafından Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 Esas sayılı dosyası ile konkordato davası açıldığı anlaşılmakla, dosyanın bir örneği celp edilmiş, incelenmesinde; dosyamız davacısı hakkında 27/12/2018 tarihinde konkordato geçici mühlet kararının ilan edilmiş olduğu, geçici mühlet ilan tarihinden sonra doğan ve muaccel olan alacaklar bakımından takas ve mahsup yapılmasının mümkün olmadığına karar verilmiş olduğu görülmüştür Mahkememizce bankacı bilirkişi vasıtası ile dosya ve davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına ve davalı bankanın çek bedellerini hesapta bloke edip etmediği, bloke var ise sebebi ve hangi tarihten itibaren ne kadar miktar üzerine bloke konulduğuna dair inceleme yaparak rapor düzenletilmesine karar verilmiş, dosyamız bilirkişiye tevdi edilmekle, bilirkişi ... 29/03/2021 tarihli raporunda: davalı bankanın dava konusu çekleri davacı şirket kredilerine istinaden tahsil ettiğini, dava konusu çek tutarı ile ilgili her hangi bir hesapta bloke bulunmadığını rapor ettiği görülmüştür.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davanın davacının davalı bankada bulunan çeklerinin, bedellerinin ödenmemesi nedeniyle çek bedellerinin tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 Esas sayılı dosyasından müvekkili hakkında verilen geçici mühlet kararına istinaden çek bedellerinin müvekkiline ödenmesi gerekirken banka tarafından bloke konulup tahsil edilerek kendilerine ödenmediğinden bahisle çek bedellerinin davalıdan tahsilini talep ve dava ettiği, davalı tarafın dava konusu edilen çeklerin davacının bankadan kullandığı kredi borçlarının ödenmesinin teminen temlik cirosu ile verildiğini, çeklerin teminat niteliğinde olmadığını ve davacının ödenmeyen kredi borçlarından bedellerinin mahsup edildiğini beyan eder olduğu, davacı tarafça çek bedellerinin ödenmesi için davalıya 16/12/2019 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, çek kayıtlarının incelenmesinde teminat çeki olduklarına dair bir ibarenin bulunmadığı ve davalı banka tarafından takas aracılıyı ile davacı şirketin davalıya olan kredi borçlarına karşılık tahsil edildiği görülmüş ve mahkememizce konusunda uzman bankacı bilirkişi vasıtası ile tüm dosya kapsamı ve davalı banka kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde, davacının dava konusu ettiği çeklerin davacının kredilerine tahsil edildiği, çek tutarı ile ilgili her hangi bir hesapta bloke bulunmadığı tespit ve rapor edilmiş, bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 Esas sayılı dosyasından davalı bankanın, dosyamız davacısından 1.637.643,75 TL alacaklı olduğu ve hesaba katılması ara kararının verilmiş olduğu, bu kararda alacağın 2017 yılında kullanılan taksitli kredi borcu olduğu, hesaptaki bloke tutarının mahsup yapıldığı tespitinde bulunulmuş olduğu, bilirkişi raporunda davacının çeklerin tamamının kullanıldığı kredi borçlarının ödemesine mahsup edildiği tespitinde bulunulmuş olduğu, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 Esas sayılı dosyasında 27/05/2019 tarihli ara kararında " geçici mühlet tarihinin ilanından sonra doğan alacakların ve muaccel olmayan alacakların banka tarafından davacının borcundan takas ve mahsup edilmesinin mümkün olmadığına " karar verilmiş olması, davalının davacıdan olan kredi borcu alacağının geçici mühlet tarihinden önce doğmuş ve muaccel olmuş olması ve borca mahsup edilmiş olması, bilirkişi raporunun dosya kapsamı ve bilimsel veriler ile uyumlu, denetime elverişli olduğu kanaatine varılmış olmakla, davalı bankanın uhdesinde bulunan davacı çeklerini davacının ödenmeyen kredi taksitlerine istinaden tahsil ettiği, davalının çek bedellerini davacıya ödemeksizin tahsil etmesinin, davacı şirket tarafından açılan konkordato davasında verilen geçici mühlet hükümlerine aykırı olmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, davacının davasının reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından iddia ve taleplerinin değerlendirilmediğini, bilirkişi ek raporu taleplerinin kabul edilmediğini, delillerinin incelenmediğini ve hukuka aykırı şekilde karar verilmiş olup yerel mahkeme kararının istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, Tahsil amacıyla verilen çek bedellerinin müvekkile ödenmemesinin geçici mühlet ve konkordato hükümlerine aykırı olduğunu; çeklerin alındığı tarih yerine tahsilden sonra borçtan düşülmesi iddialarını ispatladığnıı, Somut olayda davaya konu çeklerin, davalı bankaya tahsil amacıyla verilmiş olup bankanın yalnızca tahsille yetkili olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin bu sınır içerisinde olduğunu; tahsil amaçlı verilen çeklerde bankanın, çekleri tahsil ettikten sonra borçtan düşümünü gerçekleştirdiğini, Davalı bankanın bu kapsamda; çekleri cari hesaba işlemediğini, emanet hesapta tuttuğunu ve ancak tahsil ettikten sonra müvekkilinin kredi borcundan düştüğünü; davalının tahsilden sonra borç düşümünü gerçekleştirdiğinin bilirkişi raporu ile açıkça tespit edildiğini; işbu tespite rağmen mahkemece çeklerin tahsil amaçlı verildiği kabul edilmediği gibi gerekçeli kararda bu iddialarının değerlendirilmediğini; hukuki dinlenilme haklarını ihlal eden yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Davalı tarafın çeklerin temlik amacıyla yani ödeme amacıyla verildiğini ileri sürdüğünü; ancak somut olayın özellikleri itibariyle davalı tarafın çekleri teslim aldığı anda borçtan düşmediğini; temlik amaçlı verilen çeklerin söz konusu olması halinde işbu çeklerin borçtan düşülmesi için tahsilin beklenmemesi gerektiğini; bu sebeple çeklerin mülkiyetinin müvekkilde olmaya devam ettiği, bankanın müvekkile ait çekleri tahsil ederek borçtan düştüğünü, Müvekkilinin konkordato sürecinde olduğu göz önüne alındığında tahsil veya teminat amacıyla verilen çeklerin borca mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu; konkordato hükümleri uyarınca geçici mühletin ilanından itibaren alacaklıların tahsil girişiminde bulunmasının engellendiğini; bilirkişi raporunda yapılan maddi tespitler uyarınca çeklerin tahsil amaçlı verildiği, çekler üzerindeki mülkiyet hakkının davalıya geçmediğinin tespit edildiğini; bu doğrultuda mahkemece "davalı bankanın uhdesinde bulunan çek bedellerini davacıya ödemeksizin tahsil etmesinin geçici mühlet hükümlerine aykırı olmadığı" yönünde oluşturulan gerekçe ve hüküm kanuna ve hukuka aykırı olup davanın kabulü gerekirken yerel mahkemece hukuka ve usule aykırı karar verildiğini, Konkordato hükümleri ve konkordato dosyasındaki mahkeme kararları incelenmeksizin oluşturulan kararın hukuka aykırı olduğunu; dava konusu çeklerin, kanun uyarınca takas-mahsup yasağı kapsamında olduğunu, Yerel mahkemece hüküm kurulurken konkordato kurumunun işlevinin dikkate alınmadığını; konkordatonun, borçlarını ödeyemeyecek durumda olan tacirin iflastan önce başvurabileceği ve hem borçlunun hem alacaklının lehine olan bir kurum olduğunu; konkordato sisteminde, borçlunun borçlarını ödeyebileceği yeni bir vadeleme sistemi öngörülmekte ve her alacaklı bakımından eşit işlem yapılmakta olduğunu; konkordato düzenlemeleriyle konkordato ilan eden borçlunun alacaklılarının eşit kabul edildiğini ve öngörülen ödeme planıyla hiçbir alacaklının kayrılmaması, herkesin alacağına eşit oranda ulaşabilmesinin amaçlandığını, Müvekkili hakkında verilen bir konkordato kararı mevcut olup davada en temel dayanaklarından birinin işbu dava dosyasında verilen mahkeme ara kararları ile konkordato hükümleri olduğunu ancak yerel mahkemece konkordato dosyasında verilen kararlar hakkında hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını; konkordato dosyasında verilen işbu kararların, kanunun açık hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olup kanun hükümleri uyarınca da davanın haklılığının açık olduğunu; dava konusu çeklerin tahsil tarihlerinin, geçici mühletin ilan edildiği 10.12.2018 tarihinden sonra olması sebebiyle davalı bankanın müvekkilden kredi borcuna takas-mahsup uygulamasının hukuka aykırı olduğunu; davalı bankanın kendisine tahsil amacıyla teslim edilen çekleri elinde bulundurması, müvekkilinin konkordato kapsamında borçlusu olduğu diğer alacaklılardan farklı uygulamaya tabi olacağı ve anlamına gelmediğini; konkordato düzenlemeleri ve mahkeme kararları doğrultusunda, dava konusu çeklerin tahsil edilmesiyle müvekkile ödenmesi ve akabinde ödeme planı doğrultusunda müvekkilinin alacaklılarına eşit şekilde ödenmesi gerektiğini ancak yerel mahkemece bu düzenleme ve kararlar yok sayılarak yüzeysel ve eksik inceleme sonucu karar oluşturulduğunu ve davalı bankanın müvekkilinin diğer alacaklıları karşısında ayrıcalıklı konuma gelmesine neden olunduğunu; kararın bu yönüyle de hukuka aykırılık taşıdığını, İİK m. 294/4 hükmünde; konkordato mühleti içerisinde takas-mahsupun yasak olduğunun açıkça düzenlendiğini; takasın, İİK 200. ve 201. maddelerine tabi olacağı ve değerlendirmede geçici mühletin ilan tarihinin esas olacağını, bununla birlikte Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1215 E. sayılı dosyasında verilen 02/04/2019 tarihli ara kararda; "bankaların kendi alacakları yönünden mahsup işlemi yapmalarının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetimin kullanılmasına" ve "bloke konulmasının önlenmesine" karar verilmiştir. Aynı dosyada kapsamındaki 27.05.2019 tarihli kararda ise "bankanın çeklerden dolayı tahsilatlar üzerine bloke koymasının, muaccel olmayan alacağı ile takas etmesinin tedbiren önlenmesine" karar verilmiştir. Yine aynı dosyanın 08.11.2019 tarihli ara kararında ise "... Borçlu şirket tarafından Ödeme talep edilmesi halinde paranın konkordato projesi çerçevesinde ve konkordato komiseri denetimin kullanılmasının sağlanmasına" şeklinde karar verildiğini,
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin açık kararları ve kanunun emredici hükümleri uyarınca davalı bankanın tahsil ettiği çek bedellerinin müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararında bu hususların hiçbirisinin değerlendirilmemiş olup kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemenin salt olarak hesaplarda bloke olmadığı yönündeki tespit ile karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu; davanın konusunun hesaplardaki bloke değil, çeklerin haksız şekilde borca mahsup edilmesi olduğunu, Yerel mahkeme kararında "çek tutarı ile ilgili herhangi bir hesapta bloke bulunmadığı" şeklinde bir gerekçeye dayanılarak davanın reddine karar verildiğini; işbu tespitin abesle iştigal olduğunu, davanın konusunun halihazırda bir hesapta bloke olması değil, davalının çek bedellerini başka bir hesaba mahsup etmesi olduğunu; dava dosyasındaki bilirkişi raporunda da bu şekilde mesnetsiz bir tespitte bulunulmuş olup rapora itirazlarında bu yanlışlığın giderilerek yeni rapor alınması talep edildiğini; yerel mahkeme tarafından ek rapor alınmamış olup eksik bilirkişi raporunun kararda gerekçe gösterildiğini, Hesaplarda bloke olmamasının davadaki haklılıklarını etkiler nitelikte olmadığını; çeklerin olduğu hesaba bir dönem bloke konulduğunu, çek bedelleri tahsil edildikten sonra ise mahkeme kararlarına ve konkordato hükümlerine aykırı şekilde takas-mahsup işlemi gerçekleştirildiğini; yerel mahkemece yapılması gereken tespitin, tahsil amacıyla verilen çek bedellerinin konkordato sürecinde başka bir borca mahsup edilemeyeceği olduğunu; yerel mahkeme kararındaki işbu hususun dahi kararın ne derece eksik ve yanlış inceleme neticesinde kurulmuş olduğunu gösterdiğini; istinaf incelemesi ile haksız ve hukuka aykırı kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, Yerel mahkemenin, hukuki dinlenilme haklarını ihlal ederek taleplerine rağmen ek bilirkişi raporu almadığını; kararın eksik ve yetersiz inceleme ile verilmiş olup kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemeye sunulan 29.03.2021 tarihli bilirkişi raporunun pek çok eksik inceleme ve yanlış tespit barındırdığını; bilirkişi raporunda iddialarının değerlendirilmemiş olup çeklerin tahsil amacıyla verildiğine yönelik tespit yapılmadığını, çeklerin tutulduğu hesapların incelenmediğini; konkordato dosyasında verilen mahkeme kararlarına yer verilmediğini; bu bağlamda eksik ve denetime elverişsiz rapora karşı yasal süresi içerisinde itirazlarının sunulduğunu ve 14.04.2021 tarihli dilekçeleri ile ek rapor alınması talep edildiğini, bilirkişi raporunda açıklığa kavuşturulması gereken pek çok husus ve değerlendirilmemiş iddiaları olmasına rağmen mahkemece ek rapor alınmadığını; hukuki dinlenilme haklarının gereği olarak maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için ek rapor alınması gerektiğini; mahkemece ek rapor alınmamasının bu haklarını ihlal ettiğini ve neticeten mesnetsiz şekilde karar verildiğini; Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca bilirkişi raporundaki çelişkileri giderecek bir ek rapor alınmadan karar verilmesinin bozma sebebi olduğunun düzenlendiğini, ( Yargıtay 15 HD. 2020/3360 E. 2021/1893 K. 22.04.2021 K.T) Somut olayda taraflarınca hukuken geçerli ve yasal süresi içerisinde bilirkişi raporuna itiraz edildiği ve raporda esaslı eksiklikler olduğu halde ek rapor alınmadığını, maddi gerçeği aydınlatan ve itirazlarını değerlendiren bir ek rapor alınması gerekirken mahkemece alınmayarak salt eksik rapor ile karar verildiğini; yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini,
İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle; tehiri icra taleplerinin kabulüne, hukuka aykırı şekilde verilen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/203 Esas ve 2021/392 Karar sayılı ilamın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı bankaya tahsil amacıyla verdiğini iddia ettiği çeklerin, davacı şirket hakkında konkordato kapsamından geçici mühlet kararı verilmesinden sonra ve geçici mühlet hükümlerine aykırı olarak tahsil edilip kredi borcuna mahsup edildikleri iddiasına dayalı olup, çek bedellerinin davacıya ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, dava konu çeklerin önlü arkalı suretleri, davacının davalı banka nezdindeki hesap ekstresi, Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 esas sayılı konkordato dosyası celbedilmiş, davalı banka defterleri ile dosya üzerinde bankacı bilirkişi marifetiyle rapor alınmış, tahkikat bitirilerek istinafa konu karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı bankaya verilen çeklerin kredi borcu karşılığında ve temlik amacıyla verilmiş çekler olmadıkları, yalnızca bedelin tahsili için davalı bankaya verildikleri, nitekim bankanın bu çekleri devraldıktan hemen sonra cari hesap borcundan düşmediği, emanet hesabında sakladığı, bedellerini tahsil ettikten sonra davacıya ödeme yapmak yerine, İİK'nun 294 maddesine ve Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen geçici mühlet ve tedbir ara kararlarına aykırı şekilde kredi borcundan mahsup ettiği, bilirkişi tarafından banka nezdinde çeklerin bulunduğu hesapta inceleme yapılmadığı, rapora itirazların karşılanmadığı yönündedir. Dava konusu çekler incelendiğinde, keşide tarihleri 20/12/2018 ila 30/03/2019 tarihleri arasında bulunan toplam on yedi adet çekin hiçbirinde davacının keşideci olmadığı, bu çeklerin davacıya ciro yolu ile geçtikleri ve tamamının davacı tarafından davalı bankaya ciro edildikleri, çeklerin ciro şerhlerinde, yapılan ciroların tahsil veya rehin/teminat cirosu olduklarına dair hiçbir kayıt bulunmadığı, çeklerin son hamilinin davalı banka olduğu anlaşılmıştır. Ciro şerhinde, cironun tahsil veya rehin cirosu olduğunu gösteren "bedeli tahsil içindir", " bedeli teminattır" türünden herhangi bir kayıt olmaması halinde, ciro temlik cirosu sayılır( bkz. Ali Bozer/Celal Göle; Kıymetli Evrak Hukuku, Yedinci Bası, Banka ve Ticaret Hukuk Araştırmaları Enstitüsü Yayınları, Ankara, 2017, s. 102 vd). 6102 Sayılı Kanunun 818/1-d bendi atfı ile aynı Kanunun 684/1 maddesi uyarınca temlik cirosu ile zilyetliği devredilen çekten doğan bütün haklar devralana geçer. Buna göre davacının dava konusu çeklerin, yalnızca bedellerinin tahsili amacıyla davalı bankaya verildikleri yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacının davalı bankaya genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle kredi borcu bulunduğu, yine dava konusu çeklerin davalı bankaya konkordato yargılaması başlamadan önce ciro edildikleri çekişme konusu değildir. Davalı banka tarafından da, dava konusu çeklerin davacı tarafından kendilerine kredi borcunun ifası amacıyla ciro edildikleri belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından, anılan çeklerin davalı bankaca devralınır alınmaz borçtan mahsup edilmedikleri, emanet hesabında tutuldukları, tahsil edildikten sonra borca mahsup edildikleri, bu durumun bile çeklerin tahsil için verildiklerini kanıtladığı, banka tarafından yapılan tahsilat ve mahsubun geçici mühletin sonuçlarına arasında düzenlenen takas mahsup yasağına aykırı olduğu, bu konuda mahkemece ek rapor alınmadığı ileri sürülmüştür. Somut olayda, davacının cirantası olduğu dava konusu çekleri davalıya temlik cirosu ile verdiği, çekler üzerinde tahsil cirosu kaydı bulunmadığından ve taraflar arasında kredi ilişkisi dışında bir ilişki de mevcut olmadığından, bu çeklerin davacının kredi borçlarının ifası uğruna davalı bankaya temlik cirosu ile devredildiklerinin karine olduğu, ödemeler için davalıya kambiyo senedi(çek) verilmesi ifa uğruna edim mahiyetinde olup, aksi açıkça kararlaştırılmadığı için, çeklerin veriliş nedenini oluşturan temel borcun sona ermeyeceği, sadece vadesinin erteleneceği, bu nedenle davalı bankanın anılan çekleri devraldığı tarihte ve henüz tahsil etmeden borçtan düşmemiş olmasının sonuca etkisi bulunmadığı gibi, çeklerin tahsil cirosu ile verildiklerini de ispata yaramayacağı, davacının bilirkişi tarafından çeklerin bulundukları hesapta inceleme yapılmadığına, çeklerin tahsilinden sonra tutarlarının borçtan mahsup edilmelerinin bu çeklerin tahsil ciro ile verildiklerini ispatladığına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 esas sayılı dosyası kapsamından, davacı şirket hakkında 10/12/2018 tarihinde üç aylık geçici mühlet kararı verildiği, İİK'nun 288/1 fıkrası uyarınca, geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, İİK'nun 294/4 maddesinde takas hakkında aynı kanunun 200 ve 201 maddelerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Anılan hükümler iflasta alacaklının takas hakkını ne şekilde kullanabileceğine ilişkindir. Takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin, karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı olması, takasa konu edimlerin aynı cinste veya özdeş olmaları, her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Somut olayda davalı banka, kredi borcunun ifası uğruna kendisine temlik ciro ile devredilmiş olan çeklerin yasal hamili olup bu çekleri keşideci hesabından tahsil etmesinde hukuka aykırılık olmadığı gibi, yine borcun ifası uğruna kendisine verilen çeklerin muhatap bankalara ibrazı ile çeklerin tahsili, takas hakkının kullanılması mahiyetinde de olmadığından, İİK'nun 294/4 fıkrasına aykırılıktan bahsedilemeyecektir. Nitekim davalı banka, davacının banka nezdindeki hesabına üçüncü kişiler tarafından gönderilen herhangi bir tutara bloke koyarak bu tutarı kredi borçlarından mahsup etmiş değildir. Banka temlik cirosu ve teslim ile hamili olduğu çekleri kendi adına tahsil etmiş, akabinde bu tutarları davacının kredi borcundan düşmüştür. Bu nedenle, Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/04/2019 tarihli, "bankaların kendi alacakları yönünden mahsup işlemi yapmalarının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetimin kullanılmasına" ve "bloke konulmasının önlenmesine" dair ara kararı, 27/05/2019 tarihli "bankanın çeklerden dolayı tahsilatlar üzerine bloke koymasının, muaccel olmayan alacağı ile takas etmesinin tedbiren önlenmesine" dair ara kararı ve 08/11/2019 tarihli ara "... borçlu şirket tarafından ödeme talep edilmesi halinde paranın konkordato projesi çerçevesinde ve konkordato komiseri denetimin kullanılmasının sağlanmasına" dair ara kararı, davalıya temlik edilen çekleri kapsamayacakları gibi, bir an için aksi düşünülse dahi bu ara kararların tarihleri çeklerin tahsil tarihlerinden sonradır. Davacı yanın, davalı banka tarafından yapılan tahsilatların ve mahsubun geçici mühletin sonuçları arasında düzenlenen takas mahsup yasağına aykırı olduğuna yönelik istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. 08/03/2024
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 14/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18