SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2229 E. 2024/489 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2229

Karar No

2024/489

Karar Tarihi

14 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2229 Esas

KARAR NO: 2024/489 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2017/498 Esas - 2021/283 Karar

TARİH: 30/03/2021

DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 14/03/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin, dava dışı ... Bankası A.Ş.'den 1.098.762,17-TL karşılığında, bankanın ... A.Ş.'den olan alacağını temlik aldığını, temellük edilen alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takibe konu borcun ödenmesi amacıyla davalı ile 07/02/2001 tarihli protokol yapıldığını, protokol kapsamında tamamı 07/02/2001 tanzim tarihli olan toplam 1.300.000,00-USD bedelli 13 adet bononun ... tarafından müvekkiline teslim ediliğini, davacı şirketin 14/09/2001 tarihinde İsviçre'de bulunan .... Şirketi ile kredi sözleşmesi yaptığını, sözleşme kapsamında 1.739.035,00-USD kredi kullanıldığını, kredi sözleşmesine ile her yıl kredi devam ettikçe ödenmeyen anaparanın %3'ü kadar komisyon ödeneceğinin, her yıl USD Libor %9 faiz ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının ... tarafından protokol ile kendisine verilen bonolardan toplam 1.290.000,00-USD bedelli 11 adedini, yabancı şirketten kullandığı kredi gerinin ödemesi amacıyla cirolayarak ... firmasına verdiğini, ... Şirketi'nin de bu 11 adet bonoyu tahsil cirosu ile ...'na verdiğini, bonoların vadesinde ödenmemesi nedeniyle ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı btakibi ile ... aleyhine takibe girişildiğini, davalının iş bu takipten sonra İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/92 esas sayılı davası ile menfi tespit davası açtığını, mahkemece 06/02/2004 tarihinde menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bonoların tahsilini engelleyen tedbir kararı nedeniyle, ... firmasının tahsilatının 13 yıl geciktiğini, kendisinin bu bonoları ... şirketine kredi borcunun geri ödemesi amacıyla verdiğini, bonoları dolayısıyla kredi alacağını tahsil edemeyen ... şirketine davacının faiz ödemek zorunda kaldığını, İstanbul 6 Aslite Ticaret Mahkemesi'nde devam eden yargılama sonucu davanın reddedilmesi neticesinde ... şirketi'nin takipte tahsilat yapabildiği, ancak bu takipte tahsil edilen temerrüt faizi ... Şirketi'nin zararını karşılamadığından, davacının ... ile 06/06/2008 tarihli ek anlaşma yaptığını, bonoların vadesinde ödenmemesi nedeniyle tahakkuk eden 2.440.125,23-USD temerrüt faizinden, icra dosyasından tahsil edilen 777.475,56-USD faizin mahsubu ile 1.662.667,67-USD gecikme faizinin ödenmesi amacıyla davacı tarafından ... Şirketine her biri 55.422,00-USD bedelli 30 adet bono verildiğini; yine davalı tarafından davalıya verilen 31/10/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli, 29/11/2002 ödeme tarihli 152.881,00-USD bedelli bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti için İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, bu davada da ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacının kendisine verilen bu bonolara güvenerek dava dışı ... şirketinden kullanılan kredinin geri ödenmesi amacıyla 14/09/2001 tanzim 31/10/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bonoyu keşide ederek verdiğini, bunu davalının kendisine verdiği aynı tarihli bononun zamanında ödeneceğine güvenerek yaptığını, davalının bonoları ödemediği gibi menfi tespit davası açtığını ve tedbir kararı aldığını, yapılan yargılama sonucunda İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 esas sayılı dosyasında görülen davanın redddedildiğini, davanın reddinin ardından kendilerince anılan bonoların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe konulduğunu, davalının bu takibe itiraz ettiğini, itiraz üzerine İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/710 esas sayılı davası ile davalı aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, bu dosyanın İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151(bozma öncesi 2004/92 esas) esas sayılı dosyası ile birleştiğini, Yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın asıl alacak yönünden tamamen faiz yönünden kısmen kabul edildiğini, devam edilen takip sonucu 250.955,40-TL asıl alacak, 20.282,62-TL takip öncesi faiz ve 158.014,24-TL takip sonrası faiz tahsil edildiğini, tahsil tarihinde bu tutarların USD cinsinden karşılığının 146.445,49-USD olduğunu, bu tutarın da ... Şirketine verildiğini, ancak davacının takip konusu bonoya güvenerek dava dışı ... şirketi'ne keşide ederek verdiği 150.000,00-USD'lik bononun ödenemediğini, bu nedenle davacının dava dışı ... şirketi ile 22/10/2015 tarihli borç tasfiye sözleşmesi yaptığını, ve 280.272,80-USD gecikme faizinin ödenmesi amacıyla ... şirketine 6 ayrı bono verildiğini; yine davalı tarafından davacıya verilen tanzim tarihi olmayan, 30/09/2002 vadeli 150.000,00-USD bedelli bir bono bulunduğunu, davacının bu bonoya dayalı olarak davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile ilamsız takip başlatıldığını, bu takibe davalının itiraz ettiğini, itiraz üzerine Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/98 esas sayılı davası ile davalı aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, bu davanın da İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151(bozma öncesi 2004/92 esas) esas sayılı dosyası ile birleştiğini, yapıla yargılama sonucunda davanın kabul edildiğini, kararın akabinde takibe devam edilerek, 249.955,40-TL ana para ve 102.524,14-TL faiz tahsil edildiğini, tahsil edilen tutarın tahsil tarihindeki USD karşılığının 125.903,03-USD olduğunu, bu paranın da ... Şirketine ödendiğini, zira davacının davalı tarafından kendisine verilen bononun zamanında ödeneceğine güvenerek dava dışı ... şirketine kendi kredi borcuna istinaden 14/09/2009 tanzim 30/09/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bono verdiğini, ancak bu tutar gecikme faizini karşılamadığından ... Şirketi ile 04/08/2015 tarihli borç tasfiye sözleşmesi yapıldığını ve dava dışı şirketin bu ödeme ile karşılanmayan 298.337,43-USD zararının ödenmesi amacıyla dava dışı şirkete 6 ayrı bono verildiğini beyanla; İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin (2004/92 eski esas) 2010/151 esas sayılı davasında Bardon şirketi adına hukuki yardım için avukata ödenen 100.000,00-TL'nin, aynı bonolara dayalı olarak davalının İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nde yaptığı itiraz nedeniyle ... şirketi tarafından kendi avukatına ödenen ve sonradan davacıdan rücuen tahsil edilen 75.000,00-USD(şimdilik 10.000,00-USD'sinin)'nin, davacının bonoların geç ödenmesi nedeniyle, ... şirketi ile aralarındaki kredi sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete verdiği ve aşkın zarar mahiyetindeki toplam 1.662.667,67-USD bedelli bonoların bedelinin(şimdilik 120.000,00-USD'sinin)'nin ve 50.000,00-TL manevi tazminatın; İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2005/511 esas sayılı davasında hukuki yardım için avukata ödenen 40.000,00-TL(şimdilik 10.000,00-TL'sinin)'nin, ... şirketi ile aralarındaki kredi sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete verdiği ve aşkın zarar mahiyetindeki toplam 280.272,80-USD bedelli bonoların bedelinin(şimdilik 150.000,00-USD'sinin)'nin ve 10.000,00-TL manevi tazminatın; Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2013/98 esas sayılı davasında hukuki yardım için avukata ödenen 40.000,00-TL(şimdilik 10.000,00-TL'sinin)'nin ve ... şirketi ile aralarındaki kredi sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete verdiği ve aşkın zarar mahiyetindeki toplam 298.337,43-USD bedelli bonoların bedelinin(şimdilik 15.000,00-USD'sinin)'nin dava tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 28/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile; Mahkemenizin 2010/151E,2014/53K(eski 2004/92E,2008/304K) sayılı dosyanın konusu bonolar için tazmini istenilen munzam zarar miktarının 120.000USD’den 1.662.667,67USD’ye ıslah ettiklerini, bu miktarın ıslah tarihinden bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiklerini, Mahkemenizin 2010/151E,2014/53Kesas sayılı dosyasıyla birleşen 2005/511E sayılı dosyanın konusu 31.10.2002 tarihli ve 150.000.-USD tutarlı bono için istenilen munzam zarar miktarını 15.000USD’den 280.272,80USD’ye ıslah ettiklerini, bu miktarın ıslah tarihinden bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiklerini, dava konusu 30.09.2002 tarihli ve 150.000.-USD tutarlı bono için istenilen munzam zarar miktarını 15.000USD’den 298.337,43USD’yeıslah ettiklerini, bu miktarın ıslah tarihinden bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiklerini, haksız yere açılan davalar dolayısıyla davacının gördüğü tazmini istedikleri maddi zarar miktarlarından; Avukat ...’e ödenen vekalet ücreti dolayısıyla görülen maddi zarar miktarını 30.000-TL den 100.000TL’ye ıslah ettiklerini, bu miktara 16.10.2015 tarihinden itibaren avans faiz talep ettiklerini, Avukat ...’e ödenen vekalet ücreti dolayısıyla görülen maddi zarar miktarını 10.000.-USD’den 75.000.USD’ye ıslah ettiklerini, bu miktara ödeme tarihinden itbaren bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faizi talep ettiklerini, Davalının İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/151,2014/53K sayılı dosyasıyla birleşen aynı mahkemenin 2005/511Esas sayılı dosyasıyla haksız yere menfi tespit davası ikame etmesi ve bunun yanında haksız yere İhtiyati Tedbir koydurması sonucu davacı şirketin avukatlarına 40.000.-TL vekalet ücreti ödemek zorunda kaldıklarını, 10.000.-TL üzerinden kısmi olarak açtıkları davayı 30.000.-TL ıslah ederek 40.000.-TL çıkarttıklarını, Islah edilen tutara ödeme tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, mahkememiz dosyasından verilen ihtiyati tedbire ilişkin itirazlarının kabulü ile mektuplar üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını, davanın husumetten reddini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davacı taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/03/2021 tarih 2017/498 Esas 2021/283 Karar sayılı kararında; " Dava; tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Mahkememizin 2010/151 Esas sayılı dosyasında verilen ve haksız olduğu iddia edilen ihtiyati tedbir kararından dolayı, davacının maddi ve manevi zararının varlığı, miktarı; mahkememizin 2010/151 esas sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşen mahkememizin 2005/511 esas, İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/710 esas ve Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/98 esas sayılı dosyalarına konu bonolardan ötürü davalının kusurlu temerrüdü nedeniyle oluşan, faizi aşan munzam zararın varlığı, miktarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, mahkememizin ... esas sayılı dosyası (eski no ... esas, bozma öncesi 2004/ ), İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası, Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı takip dosyası, İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/42 Esas sayılı dosyası, İstanbul 11 İcra Hukuk 2015/1358 Esas sayılı dosyası, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır. Mahkememizce dosyanın ..., ... ve Prof.Dr.... dan oluşan bilirkişi heyetine tevdii ile mahkememizin 2017/127(eski esas 2010/151,2004/92) esas sayılı dosyasının, diğer tüm dosya ve icra takip dosyalarının, tarafların iddia ve beyanları ile banka kayıtları ve ticari defterlerin incelenmesi suretiyle, ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusu hususlarda rapor tanzimi istenilmesine karar verilmiştir. 29/12/2020 teslim tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davalının, davacının yargılama konusu senet alacaklarını geç tahsil etmesinde kusurlu olduğu; davacının toplam 1.290.000-USD tutarlı bonolara konu alacağından dolayı aşkın zararının delili olarak gösterdiği 'yurtdışı kredi borcunu ve bu borcun geç ödenmesinden oluşan zararlarını' somut ödeme belgeleri ile kanıtlaması gerektiği, buna ilişkin sunulan dokümanların ise bu nitelikte olmadığı, davacı aleyhine İstanbul 6.ATM'de 2004/92-E, (bozma sonrası: 2010/151-E.) sayısı ile açılan ve uzun süre devam eden Menfi Tespit davasının yargılama süreci içinde, İİK-md.72/lV,c.2 uyarınca davacının tazminat istediği, mahkeme tarafından bu talebe yönelik karar verilmediği, bu hale göre davacının tazminat isteminin menfi tespit davasında reddedildiği, menfi tespit davasında verilen kararın 'tazminat' yönüyle kesin hüküm oluşturduğu; farklı düşünülmesi ve davacının dayanak olarak gösterdiği sözleşme ve eklerinin , davacının 3095sK-md.4.a maddesi kapsamında USD bazında tahsil ettiği temerrüt faizini aşan oranda 'aşkm zararının bulunduğunu kanıtladığının' kabul edilmesi halinde ise, davacının toplam 1.290.000-USD tutarlı 11 adet bonodan dolayı 18.09.2015 tarihli 'Borç Tasfiyesi ile Alacağın Temliki Sözleşmesi' kapsamında bonolarla ödemeyi üstlendiği 1.662.667,67-USD tutarında aşkın zararının olduğunun Mahkeme'nin takdirinde olduğu, davacının 31.10.2002 ödeme tarihli 150.000-USD senet alacağından doğan aşkın zararının delili olarak gösterdiği 'yurtdışı kredi borcunu ve bu borcun geç ödenmesinden oluşan zararlarını' somut ödeme belgeleri ile kanıtlaması gerektiği, buna ilişkin sunulan dokümanların ise bu nitelikte olmadığı, davacı alacaklı, gerek Menfi Tespit davasında, gerekse İtirazın İptali davasında, yargılama süreci içinde, İİK-md.67, 72/IV,c.2 uyarınca davacının tazminat istediği, asıl alacağın yüzde kırk oranında lehine verilen tazminatlar verildiği, davacının bu miktarı aşan bir aşkm zararı var ise bu davalarda buna yönelik bir talebinin olup olmadığı tespit edilememiş olmakla birlikte, davacının varlığını iddia ettiği zararlar açısından Menfi Tespit davası ve İtirazın İptali davalarında verilen kararların kesin hüküm oluşturduğu, davacının alacağının esas itibariyle ABD doları olması, yasal takip sürecinde ise TL olarak istemesi, Mahkeme kararında geçmişe yönelik faiz talebinin kabul edilmemesi ve yasal faize hükmedilmesi ile arada geçen süreç içinde ekonomik koşulların davacının Dolar bazında sahip olduğu malvarlığında eksilmeye yol açtığının görünen bir gerçek olduğunun kabul edilmesi halinde, ekonomik yaşamın değişik (enflasyon, devalüasyon, altın kurlarındaki artışlar ... gibi) etkenlerinin ortalamasına göre bir aşkın zarar hesaplanabileceği; davacının buna göre bir talebi bulunmamakla birlikte, sahip olduğu alacağın ABD Doları olduğu dikkate alındığında, değişik etkenlerin ortalamasının alınması yerine olası kaybın ABD Doları bazında değerlendirilmesinin daha adil olacağı; bu seçeneğe göre olası aşkın zararın hesabında, bu senet nedeniyle borçlu tarafından açılan Menfi Tespit davasında 20.03.2014 tarihli kararla verilen 81.390,00-TL ve bozmadan sonra alacaklı (davacı) tarafından açılan İtirazın İptali davasında 16.05.2017 tarihli kararla verilen 100.382,16-TL inkar tazminatlarının olası aşkın zarardan mahsup edilmesinin gerekeceği; buna göre davacının aşkın zararının (240.293,05-219.051,77=) 21.241,28 USD olarak hesaplandığı, farklı düşünülmesi ve davacının dayanak olarak gösterdiği sözleşme ve eklerinin , davacının temerrüt faizini aşan oranda 'aşkın zararının bulunduğunu kanıtladığının' kabul edilmesi halinde, davacının 150.000 USD senet aslına ek olarak bonolarla Ödediğini ifade ettiği toplam 276.718,29 USD faiz miktarının oluşturduğu (150.000+ 280.272,80 =) 430.272,80-USD toplam tutardan, tahsil ettiği hesaplanan 219.051,77-USD'nin düşülmesi sonucu bulunan (430.272,80-219.051,77=) 211.221,03 USD aşkın zararın varlığı Mahkeme'nin takdirinde olduğu, davacının 30.09.2002 ödeme tarihli 150.000-USD senet alacağından doğan aşkın zararının delili olarak gösterdiği 'yurtdışı kredi borcunu ve bu borcun geç ödenmesinden oluşan zararlarını' somut ödeme belgeleri ile kanıtlaması gerektiği, buna ilişkin sunulan dokümanların ise bu nitelikte olmadığı, davacı alacaklının açtığı İtirazın İptali davasında, asıl alacağın yüzde kırk oranında lehine verilen tazminata hükmedildiği, bu miktarı aşan aşkın zararı var ise bu davada buna yönelik bir talebinin olup olmadığı tespit edilememiş olmakla birlikte, davacının varlığını iddia ettiği zararlar açısından İtirazın İptali davasında verilen kararın kesin hüküm oluşturduğu, davacının alacağının esas itibariyle ABD doları olması, yasal takip sürecinde ise TL olarak istemesi, Mahkeme kararında geçmişe yönelik faiz talebinin kabul edilmemesi ve yasal faize hükmedilmesi ile arada geçen süreç içinde ekonomik koşulların davacının Dolar bazında sahip olduğu malvarlığında eksilmeye yol açtığının görünen bir gerçek olduğunun kabul edilmesi halinde, ekonomik yaşamın değişik (enflasyon, devalüasyon, altın kurlarındaki artışlar ... gibi) etkenlerinin ortalamasına göre bir aşkın zarar hesaplanabileceği; davacının buna göre bir talebi bulunmamakla birlikte, sahip olduğu alacağın ABD Doları olduğu dikkate alındığında, değişik etkenlerin ortalamasının alınması yerine olası kaybın ABD Doları bazında değerlendirilmesinin daha adil olacağı; bu seçeneğe göre olası aşkın zararın hesabında, bu senet nedeniyle alacaklı davacı tarafından açılan İtirazın İptali 16.05.2017 tarihli kararla verilen 99.654,24-TL inkar tazminatlarının olası aşkın zarardan mahsup edilmesinin gerekeceği; buna göre davacının aşkın zararının (241.087,81-153.700,33=) 87.387,48 USD olarak hesaplandığı, farklı düşünülmesi ve davacının dayanak olarak gösterdiği sözleşme ve eklerinin , davacının temerrüt faizini aşan oranda 'aşkın zararının bulunduğunu kanıtladığının' kabul edilmesi halinde, davacının bu senet nedeniyle 150.000 USD senet aslına ek olarak bonolarla ödediğini ifade ettiği toplam 298.337,43 USD asıl alacak+faiz miktarının oluşturduğu (150.000+298.337,43 =) 448.337,43-USD toplam tutardan, tahsil ettiği hesaplanan 153.700,33-USD'nin düşülmesi sonucu bulunan (448.337,43-153.700,33=) 294.637,10 USD aşkın zararın varlığı Mahkeme'nin takdirinde olduğu, davacının davalının İst.6.ATM'nin 2004/92 (2010/151)E sy dosyasında açtığı menfi tespit davası ve aldığı ihtiyati tedbirlere karşı görevlendirilen Av. ...'e 16.12.2015 tarihinde ödediğini belirttiği 100.000,00-TL'nin ve aynı dava da ... (...)'nin vekil-hamili olarak senetleri takibe koyan ... savunması için görevlendirilen avukata ödenen ve davalıdan talep hakkı kendisine temlik edilen 75.000,00-USD ücret ile davalının İstanbul 6. ATM'd e açtığı 2005/511-E. sayılı olan ve 2004/92-E. sayılı dava ile birleştirilen Menfi Tespit davası nedeniyle şirket avukatlarına ödediğini ifade ettiği 40.000,00-TL avukatlık ücretine yönelik aşkın zarar talepleri açısından gösterdiği delillerin, avukata ödenen ücret olarak değerlendirilemediği, farklı düşünülecek olsa dahi, Davacının kendi avukatına, kendi iradesi ile ödemeyi kabul ettiği, mahkeme kararında karşı tarafa yüklenmesi mümkün bulunmayan ücretleri, karşı taraftan 'aşkın zarar' gerekçesiyle talep edemeyeceği, ayrıca, davacının kendi vekiline ödediği ücretler nedeniyle aşkın zararı var ise Menfi Tespit davalarının yargılama sürecinde bunu talep edebileceği dikkate alındığında, davacının buna yönelik bir talebinin olup olmadığı tespit edilememiş olmakla birlikte, 'avukatlık ücretine' yönelik zarar iddiaları bakımından Menfi Tespit davalarında verilen kararın kesin hüküm oluşturduğu, farklı düşünülmesi ve davacının sunduğu belgelerin 'aşkın zarar' talebi için yeterli olduğunun kabul edilmesi halinde ise, mahkemece Menfi Tespit davalarında alacaklı lehine hükmedilen avukatlık ücretlerinin tutarının mahsubu ile bakiye 20.348,65-TL + 74.390,00-USD tutarı aşkın zarar olarak talep edebileceği Mahkeme'nin takdirinde olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı ... Bankası A.Ş.'nin, ... kredi lehdarı, ... A.Ş.'nin müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları 6.110.669-USD limitli genel kredi sözleşmesi nedeniyle, kredi lehdarı ve müteselsil kefillerden 1.098.762,17-USD alacağının bulunduğu, dava dışı Banka'nın bu alacağını iş bu dosyanın davacısı ... A.Ş.'ye ivazlı olarak temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacı temlik aldığı alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile ... Şirketi ve ... A.Ş. aleyhine takip başlatmış, bu takibe takip borçluları ... A.Ş. tarafından itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. İtirazın akabinde ... arasında 07/02/2001 tanzim tarihli bir protokol yapılmış, protokol kapsamında ... tarafından ... toplam 1.300.000,00-USD bedelli 13 adet bono verilmiştir. Davacı tarafından, bu süreçte ... isimli İsviçre'de bulunan bir şirketten 1.739.035,00-USD tutarlı kredi kullanıldığı beyan edilmektedir. Davacı tarafından davalıya karşı ileri sürülen tazminat talepleri üç ayrı kalemde incelenmek gerekir. Bunlardan ilki, 07/02/2001 tarihli protokol kapsamında davalı ... alınan bonolardan 1.290.000,00-USD bedelli 11 adedinin dava dışı ... şirketinden kullanılan kredinin geri ödenmesi amacıyla ciro edildiği; ancak bonoların vadesinde ödenmediği iddiasına dayanmaktadır. ... Şirketi tarafından 11 adet bononun tahsil cirosu ile ... isimli kişiye verildiği, ... tarafından bu bonolara dayalı olarak İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin başlatıldığı, ... tarafından bu takibe karşı menfi tespit davası açıldığı, yargılamanın mahkememizin 2004/92 esas sayılı dosyasında görüldüğü anlaşılmıştır. Anılan menfi tespit davasında 06/02/2004 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verilmiş, yapılan yargılama sonucunda verilen kararın bozulması üzerine dosya yeniden esasa alınmış ve 2010/151 esas, 2014/53 karar sayılı 20/03/2014 tarihli karar ile davacının ...'in menfi tespit talebi reddedilmiştir. Öncelikle bu bonoların dayanağını teşkil eden hukuki ilişkinin irdelenmesi gerekmektedir. Mahkememizin 2004/92 esas sayılı dosyası kapsamından; dava dışı ... Bankası A.Ş.'nin, ...'in kredi lehdarı, ..., ..., ..., ... Paz. Şirketi ve Saray Halı A.Ş.'nin müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları 6.110.669-USD limitli genel kredi sözleşmesi nedeniyle kredi lehdarı ve müteselsil kefillerden 1.098.762,17-USD alacağının bulunduğu, dava dışı Banka'nın bu alacağını iş bu dosyanın davacısı ... A.Ş.'ye ivazlı olarak temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacı temellük ettiği kredi alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile ..., ... Pazarlama Şirketi ve ... A.Ş. aleyhine takip başlatmış, takibe yapılan itiraz akabinde davalı ile davalı arasında 07/02/2001 tarihli protokol imzalanmıştır. Anılan takipte davalı ...'e, temellük edilen kredi alacağının müteselsil kefili sıfatı ile başvurulmuş ve yapılan protokol ile kefaletten doğan borcun ödenmesi amacıyla davacıya ... tarafından keşide edilen tamamı 07/02/2001 tanzim tarihli 13 adet bono verilmiştir. Kefil ... kefaletten doğan borcunun ifası amacıyla anılan bonoları keşide ederek davacıya vermiştir. Burada ifa yerine edim(ifa ikamesi) değil, ifa amacıyla edim söz konusudur. İfa amacıyla edim, borçlanılan edim ifa edilmeden alacaklının ekonomik açıdan geçici olarak tatminini ifade eder. İfa amacıyla edimde, ifa edilen edim ilk borçlanılan edim olmayıp, ifa amacıyla yapılan başka bir edimdir. Alacaklı ifa amacıyla edimi kabul ederek, yerine getirilen edimi paraya çevrimek suretiyle elde ettiği veya tahsil etttiği parayı asıl borçlanılan edime mahsup etmektedir. Başka ifade ile ifa amacıyla yapılan edimde, ifa yerine edimde olduğu gibi asıl borç sona ermemektedir. Asıl borç; ancak ifa amacıyla yerine getirilen edimin paraya çevrilmesi ve alacaklının tatmin edilmesiyle sona ermektedir. İfa amacıyla edimin en tipik örneği para borcunun ifası için alacaklıya çek veya bono verilmesidir(bkz. Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2003, s.879 vd). Somut olayda da; davalı kefaletten doğan borcunu ifa amacıyla davacıya anılan bonoları 07/02/2001 tarihli protokol ile vermiştir. Bu bonoların verilmesi ile kefaletten doğan asıl borcun sona erdiğinden bahsedilemez. Kefaletten doğan borcun sona ermesi; ancak bu bonoların tahsil edilmesi ve davalının genel kredi sözleşmesine dayalı kefaletten doğan borcunun ödenmesi ile sona erecektir. Başka ifade ile bonoların verilmesi, kredi alacağını temellük eden davacı ile davalı arasındaki kefalet ilişkisini sona erdirmeyecek, bonoların ödenmemesi nedeniyle ortaya çıkacak her türlü alacak ve tazminat, bu arada munzam zarar, talepleri kefalet sözleşmesine ilişkin hükümler çerçevesinde çözülecektir. Davacı kefaletten doğan borcun ifası amacıyla verilen bonoların ödenmemesi nedeniyle munzam zararının ve kefaletten doğan borcun ifası amacıyla verilen bonolar nedeniyle açılan menfi tespit davasında uygulanan haksız tedbir nedeniyle maddi zararının bulunduğunu iddia etmektedir. Genel kredi ve kefalet sözleşmelerinin yapıldığı tarihin 07/01/2001 protokol tarihinden önce olduğu açıktır. 6098 Sayılı Kanunun 598/3, 4,5 fıkraları uyarınca; bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî onyıllık yeni bir dönem için uzatılabilir. 6098 Sayılı Kanunun 598/3 fıkrasında düzenlenen süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu nedenle sürenin durmasından veya kesilmesinden bahsedilemeyeceği gibi, bu süre mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmak zorundadır. 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1 maddesine göre; Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Aynı Kanunun 5/2 bendine göre Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.Somut olayda, kefalet sözleşmesinin 07/02/2001 tarihli protokolden önce imzalandığı anlaşılmaktadır. Sözleşme tarihi itibariyle 6098 Sayılı Kanun yürürlükte değil ise de; 6101 Sayılı Kanunun 1.maddesi uyarınca, Türk Borçlar Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki fiil ve işlemlerin sona ermesinde Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Hak düşürücü süre, öngörüldüğü hakkı ortadan kaldırıcı başka ifade ile sona erdirici mahiyettedir. Şu halde 818 Sayılı Borçlar Kanununda yer almayıp, 6098 Sayılı Kanunun 598/3 fıkrasında öngörülen, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin hak düşürücü süre, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki sözleşmelere de uygulanacaktır. Şu halde on yıllık hak düşürücü süre yasanın açık hükmü karşısında kefalet sözleşmesinin yapıldığı tarihte işlemeye başlayacaktır. Kefalet sözleşmesinin en erken 07/02/2001 protokol tarihinden önce yapıldığı nazara alındığında, iş bu dava tarihi olan 25/05/2017 tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre çoktan dolmuş ve kefalet sona ermiştir. Davacının bu kefalet sözleşmesine dayalı olarak davalıya başvuru hakkı dava tarihi itibariyle ortadan kalkmıştır. Öte yandan davacı tarafından, dava dışı ... Bankası'ndan 20/08/2001 tarihinde 1.911.821,00-USD'lik ayrı bir kredi kullanıldığı, bu krediye ... müteselsil kefil sıfatıyla imza attıkları, bu kredinin teminatı olarak bankaya lehdarı davacı şirket, keşidecisi ile ... olan 16 adet bono verildiği belirtilmiş ve davacının temellük ettiği kredi alacağına mahsuben, kendisinin kullandığı kredinin taksitlerinin ... tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu konuda feragat beyanı düzenlendiği iddia olunmuş ise de davacı tarafından düzenlenen 16.08/2001 tarihli feragat beyanında davalı Hulusi'nin imzasının bulunmadığı görülmüştür. Yine davacı, ... Şirketi'nden kullandığı krediyi, bu yeni 1.922.821,00-USD'lik krediyi ödemek için kullandığını iddia etmiş ise de; ... Şirketi'nden kullanılan 14/09/2001 tarihli kredi, .. Bankası'ndan kullanılan 20/08/2001 tarihli krediden otuz dört gün sonra kullanılmış olduğundan bu iddia da yerinde görülmemiştir. Yukarıda yapılan tüm saptamalar ve izah edilen gerekçe ile davacının; davalı ile yapılan 07/02/2001 tarihli protokol kapsamında teslim aldığı ve İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151 esas sayılı menfi tespit davasına konu 11 adet bononun geç tahsili nedeniyle 28/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile ayrı kalemlerde talep ettiği 1.662,667,67-USD, 100.000,00-TL ve 75.000,00-USD tutarlarındaki maddi tazminat(munzam zarar) ve 50.000,00-USD manevi tazminat taleplerinin 6098 Sayılı TBK'nun 598/3 fıkrası uyarınca on yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından davalıya karşı ileri sürülen tazminat kalemlerinden ikincisi; davalı tarafından davalıya verildiği belirtilen tanzim tarihi olmayan 31/10/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bonoya ilişkindir. Davacı, davalı tarafından kendisine verilen bu bononun zamanında ödeneceğine güvenerek, dava dışı ... Şirketi'ne 14/09/2001 tanzim ve 31/10/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bir bono verdiğini iddia etmiştir. Davalı tarafından, tanzim tarihi olmayan 31/10/2002 tarihli 150.000,00-USD bedelli bonodan ötürü kendisine borçlu olmadığının tespiti amacıyla davacıya İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 esas sayılı davası ile karşı menfi tespit davası açılmış, bu dava reddedilince, anılan bonoya dayalı olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile davalı aleyhine ilamsız takibe girişilmiştir. Davalının bu takibe itirazı üzerine İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/710 esas sayılı davası ile davalı aleyhine itirazın iptali davası açılmış, bu dosya İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151(bozma öncesi 2004/92 esas) esas sayılı dosyası ile birleşmiştir. Yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı tarafından takibe devam edilmiş ve 250.955,40-TL asıl alacak, 20.282,62-TL takip öncesi faiz ve 158.014,24-TL takip sonrası faiz tahsil edilmiştir. Davacı, bu tahsilatın geç yapılmasından ötürü, kendisinin de ... Şirketine verdiği bonoyu vaktinde ödeyemediğini, takipten tahsil edilen tutarın tahsil tarihi itibariyle USD cinsinden karşılığı olan 146.445.49-USD'yi ... Şirketine ödediğini; ancak ... şirketi ile aralarındaki kredi sözleşmesinde kararlaştırılan gecikme faizi oranları nedeniyle yapılan ödemenin borcu karşılamadığını, ... şirketi ile 22/10/2015 tarihli borç tasfiyesi anlaşması yapıldığını, bakiye 280.272,80-USD gecikme faizi için ... Şirketi'ne 6 ayrı bono verdiğini, yine İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 esas sayılı davasında avukatlarına 40.000,00-TL ödemek zorunda kaldığını, bunların munzam zarar olduğunu, bononun zamanında ödenmemesi nedeniyle de itibarının sarsıldığını beyanla anılan tutarların ve 10.000,00-TL manevi tazminatın kendisine ödenmesini talep etmiştir. Para borçlarında kusuru ile temerrüde düşen borçlu, anılan bononun ödeme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu 105 maddesine göre, alacaklının temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zararını gidermekle yükümlüdür. Munzam zarar alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizini aşan zarardır. Anaparaya ve temerrüt faizine eklenen bu tazminat kaleminin tahsilinin talep edilebilmesi için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması gerekir. Munzam zarar tutarı; klasik fark kuramına göre belirlenir. Borç zamanında ifa edilseydi içinde bulunulacak elverişli farazi durumla, borç zamanında ifa edilmediği için içine düşülen elverişsiz güncel durum arasındaki fark munzam zararı oluşturur. Buna göre borcun zamanında ifa edilmemesi nedeniyle kaçırılmış kazançlar, üçüncü kişilere ödenmesi gereken kredi faizleri ve tazminatlar gibi kalemler fark teorisine göre munzam zarar kapsamına girer(bkz. Kocayusufpaşaoğlu/Hatemi/Serozan/Arpacı/, Borçlar Hukuku Genel Bölüm, Üçüncü cilt, Prof.Dr. Rona Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme, Gözden geçirilmiş 7. Bası, Filiz Kitapevi, İstanbul, 2016, s.225 vd.). Yine örneğin yabancı para borçlarında devalüasyon nedeniyle meydana gelen kur farkı da bu kapsamda değerlendirilebilir. Öte yandan yabancı para borcu alacaklısı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini istemek hususunda seçimlik hakka sahiptir(bkz. Eren, Fikret, a.g.e., s.1063,1064). Somut olayda davalının anılan bono nedeniyle açtığı menfi tespit davası reddedildiği gibi, aynı bonoya dayalı başlatılan ilamsız takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası da talep edilen faiz yönünden kısmen kabul edilmiştir. Şu halde davalı temerrüde düşmekte kusurludur. Davacı, temerrüde düşmekte kusurlu olan davalıdan talep edebileceği ve temerrüt nedeniyle oluşmuş munzam zararını ispatla yükümlüdür. Davacının dosyaya sunduğu 22/10/2015 tarihli ve dava dışı Bardon Şirketi ile yapılmış borç tasfiye sözleşmesine göre, davacı davalının borcunu zamanında ifa etmemesi nedeniyle, dava dışı Bardon şirketine kredi geri ödemesi kapsamında keşide ederek verdiği 14/09/2001 tanzim 31/10/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bonoyu zamanında ödeyemediğinden, bu şirkete gecikme faizi adı altında, 280.272,80-USD tutarında borçlanmıştır. Öte yandan davacı davalının kendisine verdiği ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine dayanak 150.000,00-USD lik bonoyu USD cinsinden değil TL cinsinden takibe koymuştur. Yabancı para alacaklısı olan davacı, alacağının fiili ödeme günündeki rayice göre TL cinsinden değerini talep yetkisini kullanmadığından, kur farkı nedeniyle meydana gelen zararın ortaya çıkışında davalı değil davacı kusurludur. Davacı bu zarara katlanmak zorundadır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda takip USD cinsinden yapılsa idi bononun vade tarihi olan 31/10/2002 tarihi ile tahsil tarihi arasında işleyecek temerrüt faizinin, toplam 90.293,05- USD olacağı hesaplanmıştır. Yine anılan raporda, İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151(bozma öncesi 2004/92 esas) dosyası ile birleşen İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/710 esas sayılı dava dosyasında davalı aleyhine hükmedilen ve tahsil edilen inkar tazminatının tahsil tarihindeki USD cinsinden karşılığı 64.478,17-USD olarak hesaplanmıştır. Davacının talep ve ispat ettiği 280.272,80-USD zarardan, takip USD cinsinden yapılsa idi elde edebileceği 150.000,00-USD bono bedeli 90.293,05-USD gecikme faizi ile tahsil edilen inkar tazminatının USD cinsinden değeri olan 64.478,17-USD mahsup edildiğinde, davacının talep edebileceği bakiye munzam zarar 24.498,42-USD olmaktadır. Davacı aynı zamanda 10.000,00-TL manevi tazminat ve İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 esas sayılı davasında alınan hukuki yardım nedeniyle ödediğini beyan ettiği 40.000,00-TL avukatlık ücretinin de munzam zarar kapsamında tahsilini talep etmiştir. Öncelikle anılan dosyada mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bunu aşan tutarın davalıdan talep edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Yine davacı borçlunun temerrüdü nedeniyle, ticari itibarının zedelediğini de somut herhangi bir delil ile ispat edemediğinden koşulları oluşmayan manevi tazminat talebi yerinde görülmemiştir. Yukarıda yapılan tüm saptamalar çerçevesinde; davacının; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151 esas sayılı dosyası ile birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 esas sayılı davasına konu 31/10/2002 tarihli 150.000,00-USD bedelli bononun geç tahsili nedeniyle; 28/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile ayrı kalemlerde talep ettiği 280.272,80-USD ve 40.000,00-TL tutarlarındaki maddi tazminat(munzam zarar) talebinin kısmen kabulü ile 24.498,42-USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının bir yıllık USD cinsinden mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi tazminat taleplerinin ve 10.000,00-TL manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından davalıya karşı ileri sürülen tazminat kalemlerinden üçüncüsü; davalı tarafından davalıya verildiği belirtilen tanzim tarihi olmayan 30/09/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bonoya ilişkindir. Davacı, davalı tarafından kendisine verilen bu bononun zamanında ödeneceğine güvenerek, dava dışı ...Şirketi'ne 14/09/2001 tanzim ve 30/09/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bir bono verdiğini iddia etmiştir. Davacı bu bonoya dayalı olarak davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile ilamsız takip başlatmış, davalının takibe itirazı üzerine Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/98 esas sayılı davası ile davalı aleyhine itirazın iptali davası açılmış, bu dava İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151(bozma öncesi 2004/92 esas) esas sayılı dosyası ile birleşmiştir. Yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, davacı tarafından takibe devam edilmiş, takipte 249.955,40-TL ana para ve 102.524,14-TL faiz tahsil edilmiştir. Davacı, bu tahsilatın geç yapılmasından ötürü, kendisinin de ... Şirketine verdiği bonoyu vaktinde ödeyemediğini, takipte tahsil edilen tutarın tahsil tarihi itibariyle USD cinsinden karşılığı olan 125.903,03-USD'yi ... Şirketine ödediğini, ancak ... şirketi ile aralarındaki kredi sözleşmesinde kararlaştırılan gecikme faizi oranları nedeniyle yapılan ödemenin borcu karşılamadığını, ... şirketi ile 04/08/2015 tarihli borç tasfiyesi anlaşması yapıldığını, bakiye 298.337,43-USD gecikme faizi için ... Şirketi'ne 6 ayrı bono verdiğini, yine Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/98 esas sayılı davasında avukatlarına 40.000,00-TL ödemek zorunda kaldığını beyanla anılan tutarların kendisine ödenmesini talep etmiştir. Munzam zarar kavramı hakkında yukarıda yapılan tüm açıklamalara atıfla; somut olayda takip dayanağı bonoya dayalı başlatılan ilamsız takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası kabul edilmiştir. Şu halde davalı temerrüde düşmekte kusurludur. Davacı, temerrüde düşmekte kusurlu olan davalıdan talep edebileceği ve temerrüt nedeniyle oluşmuş munzam zararını ispatla yükümlüdür. Davacının dosyaya sunduğu 04/08/2015 tarihli ve dava dışı ... Şirketi ile yapılmış borç tasfiye sözleşmesine göre, davacı davalının borcunu zamanında ifa etmemesi nedeniyle, dava dışı ... şirketine kredi geri ödemesi kapsamında keşide ederek verdiği 14/09/2001 tanzim 30/09/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bonoyu zamanında ödeyemediğinden, dava dışı ... şirketine gecikme faizi adı altında, 298.337,43-USD tutarında borçlanmıştır. Öte yandan davacı davalının kendisine verdiği ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine dayanak 150.000,00-USD lik bonoyu USD cinsinden değil TL cinsinden takibe koymuştur. Yabancı para alacaklısı olan davacı, alacağının fiili ödeme günündeki rayice göre TL cinsinden değerini talep yetkisini kullanmadığından, kur farkı nedeniyle meydana gelen zararın ortaya çıkışında davalı değil davacı kusurludur. Davacı bu zarara katlanmak zorundadır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda takip USD cinsinden yapılsa idi bononun vade tarihi olan 30/09/2002 tarihi ile tahsil tarihi arasında işleyecek temerrüt faizinin, toplam 91.087,81- USD olacağı hesaplanmıştır. Yine anılan raporda, İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151(bozma öncesi 2004/92 esas) dosyası ile birleşen Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/98 esas sayılı dava dosyasında davalı aleyhine hükmedilen ve tahsil edilen inkar tazminatının tahsil tarihindeki USD cinsinden karşılığı 28.014,80-USD olarak hesaplanmıştır. Davacının talep ve ispat ettiği 298.337,43-USD zarardan, takip USD cinsinden yapılsa idi elde edebileceği 150.000,00-USD bono bedeli 91.087,81-USD gecikme faizi ile tahsil edilen inkar tazminatının USD cinsinden değeri olan 28.014,80-USD mahsup edildiğinde, davacının talep edebileceği bakiye munzam zarar 29.234,82-USD olmaktadır. Davacı aynı zamanda Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin2013/98 esas sayılı davasında alınan hukuki yardım nedeniyle ödediğini beyan ettiği 40.000,00-TL avukatlık ücretinin de munzam zarar kapsamında tahsilini talep etmiştir. Anılan dosyada mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bunu aşan tutarın davalıdan talep edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Yukarıda yapılan tüm saptamalar çerçevesinde; davacının; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151 esas sayılı dosyası ile birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/98 esas sayılı davasına konu 30/09/2002 tarihli 150.000,00-USD bedelli bononun geç tahsili nedeniyle; 28/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile ayrı kalemlerde talep ettiği 298.337,43-USD ve 40.000,00-TL tutarlarındaki maddi tazminat(munzam zarar) talebinin kısmen kabulü ile 29.234,82-USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının bir yıllık USD cinsinden mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Hüküm fıkrasının 1. Bendinde reddedilen manevi tazminat tutarının 50.000,00-TL yazılması gerekirken sehven 50.000,00-USD yazıldığı anlaşılmakla, bu maddi hata gerekçeli kararda düzeltilmiştir. ..."gerekçesi ile, 1-Davacının; davalı ile yapılan 07/02/2001 tarihli protokol kapsamında teslim aldığı ve İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151 esas sayılı menfi tespit davasına konu 11 adet bononun geç tahsili nedeniyle 28/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile ayrı kalemlerde talep ettiği 1.662,667,67-USD 100.000,00-TL ve 75.000,00-USD tutarlarındaki maddi tazminat(munzam zarar) ve 50.000,00-TL manevi tazminat taleplerinin 6098 Sayılı TBK'nun 598/3 fıkrası uyarınca on yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeni ile REDDİNE, 2- Davacının; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151 esas sayılı dosyası ile birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 esas sayılı davasına konu 31/10/2002 tarihli 150.000,00-USD bedelli bononun geç tahsili nedeniyle; 28/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile ayrı kalemlerde talep ettiği 280.272,80-USD ve 40.000,00-TL tutarlarındaki maddi tazminat(munzam zarar) talebinin KISMEN KABULÜ ile 24.498,42-USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının bir yıllık USD cinsinden mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi tazminat taleplerinin ve 10.000,00-TL manevi tazminat talebinin REDDİNE, 3- Davacının; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151 esas sayılı dosyası ile birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/98 esas sayılı davasına konu 30/09/2002 tarihli 150.000,00-USD bedelli bononun geç tahsili nedeniyle; 28/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile ayrı kalemlerde talep ettiği 298.337,43-USD ve 40.000,00-TL tutarlarındaki maddi tazminat(munzam zarar) talebinin KISMEN KABULÜ ile 29.234,82-USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının bir yıllık USD cinsinden mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi tazminat taleplerinin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekil ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 201/127E, 2017/352K (bozma öncesi 2010/151E (bozma öncesi 2004/92E)) sayılı dosyasında ihtiyati tedbir %40 banka teminat mektubu karşılığı verildiğini, iş bu teminat davalının (o davada davacının) haksız çıkması halinde müvekkili davacının (o davada davalının) göreceği zararın karşılanması için alınan bir teminat olduğunu, (HMK 399 maddesi)Dava konusu bonoların 2001 yılında teslim alındığını, Mülga 818 sayılı Borçlar kanunun yürürlükte olduğunu, 07.02.2001 tarihli Protokol ile teslim alınan 13 adet bonolar Genel Kredi Sözleşmesinin ifası için değil, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyadaki borcun yeniden yapılandırılması olduğunu, bonoların teslim alınmasıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyadan feragat edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bonoların Genel Kredi Sözleşmesinin ifası için verildiği varsayılsa dahi, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan kefalet 10 yıl sonra zamanaşımına uğramayacağını, 2001 yılında Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olduğunu, davalının bu sözleşmeden müteselsil kefaleti 10 yıl hak düşürücü süreye tabii olmadığını, davanın ikame edildiği tarihte 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olduğunu, 6101 sayılı “Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun”un 5.maddesinde, I.Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri MADDE 5- (1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. Hükmü yer aldığını, Yerel mahkeme 07/02/2001 tarihli Protokol ile teslim edilen bonoların Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı borcun ifası için verildiğini, aslında alacaklıyı geçici tatmin etmek için verildiğini, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki borcun devam ettiğini gerekçe olarak gösterdiğini, bu gerekçenin hatalı olduğunu, 07.02.2001 tarihli protokol teslim alınan bonolar İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyadaki borcun yeniden yapılandırılması olduğunu, davalı-borçlunun bu ilamsız takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/92E(bozma sonrası 2010/151E) ikame ettiği menfi tespit davasında müvekkili davacının11.10.2004 tarihli davaya cevap dilekçesinin ekinde “Ek-3” olarak sunduğu Bakırköy ....Noterliği’nin 2 Ağustos 2001 tarih ve ... yevmiye tastikli Yönetim Kurulu kararının (3.) maddesinde, “… Bu kredi işlemlerini yürütmek üzere Yönetim Kurulu başkanı ...’i yetkili kılınmasına, bu işlemler sonuçlandırdıktan sonra İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından feragat edilmesi için ... yetki verilmesine …” denildiğini, dava dışı şirket yetkilisi ... İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından feragat ettiğini, davalının aynı dosyaya sunduğu 31.05.2005 tarihli dilekçesinin (4.) maddesinde, “…Davalı ... a.Ş. müvekkilimi İbra etmiş ve İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün ...E sayılı icra takibinden ve İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesindeki davadan feragat etmiştir(Ek-5)…” şeklinde yazılı kabulü yer aldığını, 07.02.2001 tarihli PROTOKOL ile teslim alınan 13 adet bono Genel Kredi Sözleşmesinin ifası için edim değil, borcun yeniden yapılandırılması, çünkü artık İstanbul ... İcra Müd. ... sayılı dosyasından feragat edildiğinden devam etme imkanı kalmadığını, Artık Genel Kredi Sözleşmesinden doğan alacaktan feragat edildiğini ve bonolar mücerret bir alacak-borç ilişkisini ortaya koyduğunu, yerel mahkeme İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/92E(bozma sonrası 2010/151E) sayılı dosyasını incelemeden, “…. Başka ifade ile bonoların verilmesi, kredi alacağını temellük eden davacı ile davalı arasındaki kefalet ilişkisini sona erdirmeyecek, bonoların ödenmemesi nedeniyle ortaya çıkacak her türlü alacak ve tazminat, bu arada munzam zarar, talepleri kefalet sözleşmesine ilişkin hükümler çerçevesinde çözülecektir…” şeklinde gerekçe oluşturması hatalı olduğunu, Davalı ..., ... Bankası ile imzaladığı GKS’de sadece müteselsil kefil değil aynı zamanda müşterek borçlu olduğunu, müşterek borçlu müessesi bu kişiyi aynı zamanda kredinin müşterek borçlusu yaptığını, GKS’ye dayalı olan İst.....İcra Müd ... sayılı dosyasından feragat edildiğinden ,GKS’ye dönme imkanı ortadan kalmış olup, bu husus davanın esasını doğrudan etkilemese de mahkemenin gerekçesini ortadan kaldırmakta olup, mahkeme kararının kaldırılması için önemli bir gerekçe olduğunu, Davalı zamanaşımı def’inde bulunamadığını, zamanaşımı def’inin yargılama sırasında mutlaka ileri sürülmesi gerektiğini, dolayısıyla zamanaşımı müessesesinin kamu düzenini veya kamu yararını korumak maksadıyla tesis edilmediği açıkça ortada olduğunu, (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2014/21101 E., 2014/27015 K.) Zamanaşımının davalı tarafından hiç istenmediğini, yerel mahkeme bunu resen gözetemeyeceğinden, davacı olarak işbu savunmanın genişletilmesine muvafakatleri olmadığını, Yerel mahkeme tazminat taleplerimizden ikincisi olarak nitelendirdiği davalı tarafından davacıya verildiği belirtilen 31/10/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bononun geç ödenmesinden doğan munzam ve maddi zarara ilişkin talebin olduğunu yerel mahkeme munzam zararın bononun geç ödemesinden kaynakladığını nitelediğini, halbuki munzam zarar bonoya İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/511E sayılı dosyasından verilen 07.12.2005 tarihli ihtiyati tedbir nedeniyle gününde ödenmesinin engellenmesi dolayısıyla bu paraya güvenerek aynı gün aynı tutardaki paranın dava dışı ... şiketine ödenmemesi dolayısıyla daha yüksek faizle borçlanmadan kaynaklandığını,Müvekkili davacı davalının haksız yere İhtiyati tedbiri dolayısıyla ve takibe itirazı dolayısıyla ... Şirketine aynı gün ödemeli 14.09.2001 tanzim tarihli 150.000.-USD bono 150.000$ ana para tutarın 64.930,37$ kısmını karşılayamadığını, davalının borçlu olduğu bonoyu geç ödemesinden dolayı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından yürütülen faiz miktarından daha yüksek faizle .... Şirketine borçlanmak zorunda bırakıldığını, davalı, davacı şirkete borçlu olduğu 31.10.2002 ödeme tarihli,150.000.-USD tutarlı bono dolayısıyla temerrüde düşmesi sonucu müvekkili davacı şirket .... Şirketi ile yapılan 14.09.2001 tarihli Kredi Sözleşmesinde yer alan 31.10.2002 tarihli 150.000.-Tutarlı bono dolayısıyla da temerrüde düştüğünü, bu bononun kredi sözleşmesine göre temerrüt faizi tabloda verildiğini,

FAİZ HESAP TABLOSU/INTEREST CALCULATION Tablo/Table-12 DÖNEM / PERİOD USD SENET TUTARI/PROMISSORY NOTE AMOUNT (USD) USD / LİBOR (%)YILLIK FAİZ ORANI /ANNUAL INTEREST RATE (%) YILLIK KOMİSYON ORANI /ANNUAL COMMISION RATE (%) TOPLAM YILLIK FAİZ ORANI /TOTAL ANNUAL INTEREST RATE (%) GÜN /DAYS YILLIK FAİZ TUTARI /ANNUAL INTEREST AMOUNT (USD) 31.10.2002 31.10.2003 150.000 2,206 9 3 14,206 365 21309,00 31.10.2003 31.10.2004 150.000 1,356 9 3 13,356 365 20034,00 31.10.2004 31.10.2005 150.000 2.121 9 3 14,121 36521181,50 31.10.2005 31.10.2006 150.000 4,033 9 3 16,033 365 24049,50 31.10.2006 31.10.2007 150.000 5,325 9 3 17,325 365 25987,50 31.10.2007 31.10.2008 150.000 5.124 9 3 17,124 365 25686,00 31.10.2008 31.10.2009 150.000 3,089 9 3 15,089 365 22633,50 31.10.2009 31.10.2010 150.000 1,559 9 3 13,559 365 20338,50 31.10.2010 31.10.2011 150.000 0,923 9 3 12,923 365 19384,50 31.10.2011 31.10.2012 31.10.2012 31.10.2013 31.10.2013 31.10.2014 31.10.2014 21.10.2015 150.000 150.000 150.000 150.000 0,83 1,013 0,683 0,561 9 9 9 9 3 3 3 3 12,83 13,013 12,683 12,561 365 365 365 355 19245,00 19519,50 19024,50 18325,29 TOPLAM FAİZ TUTARI /TOTAL INTEREST AMOUNT (USD): 276718,29 Dolayısıyla aşağıdaki farklar meydana gelmektedir: Ana para farkı:150.000$-85.069,63= 64.930,37$ Gecikme faizi farkı:276.718,29-61.375,86$=215.342,43$ Toplam: 280.272,80$ Yargıtay Hukuk Genel Kurulun içtihadına göre aşkın zararın hesaplanması için kredi sözleşmesinden tahakkuk eden faiz miktarından icra dosyasından tahsil edilen faiz mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkili davacının toplam 280.272,80$ tutarında kur farkı ile gecikme faizinden aşkın zararı mevcut olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına davalı tarafından ödeme 21.10.2015 tarihinde gerçekleştiğini, akabinde 22.10.2015 tarihinde ....şirketi ile müvekkili davacı şirket 31.10.2002 tarihli 150.000$ tutarlı bononun gecikmeli ödenmesinden meydana gelen 280.272,80$ tutarındaki gecikme faizi ile kur farkı dolayısıyla eksik tahsil edilen ana para miktarının ödenmesi konusunda Borç Tasfiye Sözleşmesi imzalandığını, bu protokole göre ... Corp. Şirketine 31.10.2002 tarihli ve 150.000.-USD tutarlı bono için sadece $146.445,49 tutarında meblağ ödendiğini, kısacası 215.342,43$ tutarındaki gecikme faizi ile kur farkı tutarı ve tahsilat gününde $ karşılığı 150.000.-$ ana para tutardan eksik olan 64.930,37$ tutarın toplamı olan 280.272,80$ tutar ödendiğini, Tazminat taleplerinden üçüncüsü olarak nitelendirdiği davalı tarafından davacıya verildiği belirtilen 30/09/2002 ödeme tarihli 150.000,00-USD bedelli bononun geç ödenmesinden doğan munzam ve maddi zarara ilişkin talep olduğunu, yerel mahkemenin munzam zararın bononun geç ödemesinden kaynakladığını nitelediğini ancak munzam zarar bonoya İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/511E sayılı dosyasından verilen 07.12.2005 tarihli İhtiyati Tedbir nedeniyle gününde ödenmesinin engellenmesi dolayısıyla bu paraya güvenerek aynı gün aynı tutardaki paranın dava dışı ... şirketine ödenmemesi dolayısıyla daha yüksek faizle borçlanmadan kaynaklandığını, munzam zararın şöyle hesaplanması gerekirdi: Bononun tahsile konulduğu İcra dosyasının 03.08.2015 tarihli hesap tablosundan da anlaşılacağı üzere tahsil edilen para 249.955,40 TL ana para ve 102,524,14TL takip i faiz tahsil edildiğini, bu tutarların USD karşılığı aşağı verilmektedir: $ 89.196,81( 249.955,40TL asıl alacağın 03.08.2015 tahsil günündeki $ değeri, kur 1$=2,7931TL) $ 36.706,22(102.524,14 TL takip sonrası faizin o günkü $ değeri, kur 1$=2,7931TL) $125.903,03$ - Toplam tahsil edilen tutar. Davalı haksız yere ihtiyati tedbir uygulaması sonucu müvekkili davacı şirketin alacağını 03.08.2015 tarihine kadar engellediğini, müvekkili davacı şirket davalının takibe itirazı dolayısıyla ... Şirketine 14.09.2002 tarihinde verdiği aynı gün ödemeli,14.09.2001 tanzim tarihli,150.000.-USD bonoyu ödeyemeyerek temerrüde düştüğünü, davalının borçlu olduğu bonoyu gününde ödememesinden dolayı müvekkili davacı şirket Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasından yürütülen faiz miktarından daha yüksek faizle .... Şirketine borçlanmak zorunda bırakıldığını, davalı davacı şirkete borçlu olduğu 30.09.2002 ödeme tarihli,150.000.-USD tutarlı bono dolayısıyla temerrüde düşmesi sonucu müvekkili davacı şirket ... Şirketi ile yapılan 14.09.2001 tarihli Kredi Sözleşmesinde yer alan 30.09.2002 tarihli 150.000.-Tutarlı bono dolayısıyla da temerrüde düştüğünü, bu bononun kredi sözleşmesine göre temerrüt faizi aşağıdaki tabloda verildiğini, FAİZ HESAP TABLOSU/INTEREST CALCULATION Tablo/Table-13 DÖNEM / PERİOD USD SENET TUTARI /PROMISSORY NOTE AMOUNT (USD) USD / LİBOR ( %) YILLIK FAİZ ORANI /ANNUAL INTEREST RATE (%) YILLIK KOMİSYON ORANI /ANNUAL COMMISION RATE (%) TOPLAM YILLIK FAİZ ORANI /TOTAL ANNUAL INTEREST RATE (%) GÜN /DAYS YILLIK FAİZ TUTARI /ANNUAL INTEREST AMOUNT (USD) 30.09.2002 -30.09.2003 150.000 2,206 9 3 14,206 365 21309,00 30.09.2003-30.09.2004 150.000 1,356 9 3 13,356 365 20034,00 30.09.2004-30.09.2005 150.000 2,121 9 3 14,121 365 21181,50 30.09.2005-30.09.2006 150.000 4,033 9 3 16,033 365 24049,50 30.09.2006 -30.09.2007 150.000 5,325 9 3 17,325 365 25987,50 30.09.2007-30.09.2008 150.000 5,124 9 3 17,124 365 25686,00 30.09.2008-30.09.2009 150.000 3,089 9 3 15,089 365 22633,50 30.09.2009-30.09.2010 150.000 1,559 9 3 13,559 365 20338,50 30.09.2010-30.09.2011 150.000 0,923 9 3 12,923 365 19384,50 30.09.2011-30.09.2012 150.000 0,83 9 3 12,83 365 19245,00 30.09.2012-30.09.2013 150.000 1,013 9 3 13,013 365 19519,50 30.09.2013-30.09.2014 150.000 0,683 9 3 12,683 365 19024,50 30.09.2014-03.08.2015 150.000 0,561 9 3 12,561 307 15847,51 TOPLAM FAİZ TUTARI/TOTAL INTEREST AMOUNT (USD) : 274240,51 Dolayısıyla aşağıdaki farklar meydana gelmektedir:Ana para farkı:150.000$-89.196,86= 60.803,14$ Gecikme faizi farkı:274.240,51-36.706,22$= 237.534,29$ Toplam: 298.337,43$ Dolayısıyla müvekkili davacının toplam 298.337,43$ tutarında kur farkı ile gecikme faizinden aşkın zararının mevcut olduğunu, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyasına davalı tarafından ödeme 03.08.2015 tarihinde gerçekleştiğini, akabinde 04.08.2015 tarihinde ... şirketi ile müvekkili davacı şirket 30.09.2002 tarihli ,150.000$ tutarlı bononun gecikmeli ödenmesinden meydana gelen 298.337,43$ tutarındaki gecikme faizi ile kur farkı dolayısıyla eksik tahsil edilen ana para miktarının ödenmesi konusunda Borç Tasfiye Sözleşmesi(3) imzalandığını, bu protokole göre .... Şirketine 31.10.2002 tarihli ve 150.000.-USD tutarlı bono için sadece Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyadan tahsil edilen $125.903,03 miktarında ödeme yapıldığını, 237.534,29$tutarındaki gecikme faizi ile kur farkı dolayısıyla tahsilat gününde ana paranın $ karşılığı 150.000.-$ den eksik olan 60.803,14$ tutarın toplamı olan 298.337,43$ tutar ödendiğini, müvekkili davacı şirket, davalıdan teslim aldığı İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/151,2014/53K sayılı dosyasıyla birleşen 2008/710E sayılı dosyanın konusu olan borçlusu davalı olan 30.09.2002 tarihli ve 150.000.-USD tutarlı bonodan dolayı gördüğü 298.337,43USD munzam(aşkın) zararının davalı tarafından giderilmesi için TBK’un 122.md. gereği hüküm altına alınmasını talep etiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Davacı iddiasını ispat edemediğini, yerel mahkeme kararına dayanak yapılan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, Davacı; müvekkili ile aralarındaki “bonodan kaynaklı menfi tespit” davası nedeniyle alacağını geç aldığından bahisle munzam zarar talebinde bulunduğunu, munzam zarar talep edebilmesi için; gerek savunmalarımızda ve gerekse dosyada mübrez yerel mahkemenin kararına dayanak almış olduğu 23.12.2020 tarihli Bilirkişi raporunda izah edildiği üzere; •alacaklının alacağını geç almış olması borçlunun temerrütte kusurlu olması, •geç ödeme ile varlığı iddia edilen zarar arasında illiyet bağının bulunması, •TBK madde 122 uyarınca davacı alacaklının gecikmeden kaynaklı olarak faizle karşılanmayan munzam zarara uğradığını somut olarak ispat etmesi gerektiğini, Dava ve takip dosyalarında yer alan mahkeme kararları ve davacının dava dilekçesinde söz ettiği vak’alardan, TBK madde 122 anlamında menfi tespit davaları nedeniyle tahsilatın uzamasından kaynaklı olarak munzam zararın varlığını ispat eden kesin ve inandırıcı somut deliller ortaya konamadığını, bilirkişi heyetince de tesbit ve kabul edilmiş olup; bilirkişiler raporun genelinde bahsedilmekle birlikte asıl dava ve birleşen tüm davalar için, raporun 13-14, 36-37 sayfalarında “Borç tasfiye sözleşmeleri, yurtdışından kullanılan bir krediye ilişkin sözleşmede bulunması olağan görülmeyen ( örneğin: uygulanacak hukukun TC kanunları ve yetkili mahkemenin İstanbul olması, libor +%9 faiz oranı dışında yıllık %3 komisyon içermesi.. gibi) maddeler içermektedir.Sözleşmeler, yabancı kreditörün alacağının ödenmesini , asıl borçludan tahsil etmek yerine, borçlusunun “munzam zarar olarak tahsil etmeyi beklediğibonoların tahsiline” başladığını, bu hali ile kreditör ile davacı arasında irade birliği bulunduğunu göstermektedir. Sözleşmelerde kreditör olarak gösterilen ... firması ve davacı firmanın ORTAK BİRLEŞEN VE YETKİLİSİNİN BEDRİ ŞEFİK OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR. Sözleşmeler bu haliyle gerçek bir kredi kullanımından doğan alacağın tasfiyesi için değil, bonolara konu alacağını vadelerinde alamayan alacaklının varlığını iddia ettiği “zararının” teyidi amacıyla düzenlendiği ve bu haliyle aşkın zararın KANITI OLAMAYACAĞI mahkemenin taktirindedir. ( Yargıtay 15. HD. 08.09.97 gün E 1997/2727 K 1997/4328 ) Dava ve takip dosyalarında yer alan mahkeme kararları ve davacının dava dilekçesinde söz ettiği vakalardan TBK madde 122 anlamında menfi tespit davaları nedeniyle tahsilatın uzamasından kaynaklı olarak munzam zararın varlığını ispat eden kesin ve inandırıcı somut deliller ortaya konamadığını,İlamsız takiple ilgili bu dosyada davacı taraf zaten icra inkar tazminatı aldığı için faizi aşan bir zararının bulunması hiçbir şekilde söz konusu olamayacağını, Yargıtay’ın emsal kararlarında belirtildiği gibi munzam zararın ispat yükü davacıda olup davacının munzam zarara uğradığını somut bir şekilde kanıtlaması gerektiğini, davacı bu konuda herhangi bir kanıt vasıtası ortaya koymadığını, davacı munzam zararın kanıt vasıtası olarak ileri sürdüğü senedi dava dosyasına ibraz etmediğini, davacı ... ile yaptığı borç tasfiye sözleşmesi yaptığını ileri sürmüşse de yukarıda belirttiğimiz gibi bu sözleşme de tamamen bir senaryo gereği hazırlanmış bir sözleşme olduğunu, davacının sunduğu tasfiye sözleşmesinin tarihi olarak 22.10.2015 yazıldığını, bu tarih davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasından tahsilat yaptığı tarih olan 21.10.2015 tarihinden bir gün sonra olduğunu, davacının 2002 tarihli takip konusu senetten dolayı alacaklı olan bir kişinin bu alacağını tamamen tahsil etmek için 13 yıl beklemesi hiç de hayatın olağan akışına uygun bir davranış olduğunu, Türkiye’de , üstelik ekonomik ve finansal dalgalanmanın olduğu bir piyasada hiçbir alacaklı 13 yıl beklemeyeceğini, Sunulan “makbuz” adı altındaki belgeler- sözleşmeler gerçek dışı olup, yaratılmış olup ayrıca bu makbuzların bardon tarafından tahsil edildiğini ispat edemediğini, bardon firması finans kuruluşu olduğunu, Bilirkişiler davaya konu yapılan asıl ve birleşen dosya mahkeme kararlarını inceleyerek her bir dosya için kesin hüküm sebebi ile de davanın reddi gerektiğini tesbit ile beyan ettiğini, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 E. sayılı dosyası açısından; Alacaklı alacağını kendisi TL’ye çevirdiğini, icra takibini bu şekilde yaptığını artık bu aşamadan sonra dolar üzerinden herhangi bir talepte bulunamayacağını, Davacı iş bu yeni davası ile; bu defa 31.10.2002 vadeli 150.000 USD bedelli , tanzim tarihi bulunmayan belgeden dolayı aynı vade tarihli bir senedi ... firmasına verdiğini, buna ilişkin sözleşmenin dava dilekçesi ek:4 de yer aldığını, bu sözleşme gereğince dolara %9 faiz ile borçlandığını, oysaki icra dosyasındaki tahsilatın yasal faiz olduğunu bu sebeple munzam zararının doğduğunu beyan ettiğini, İstanbul ....İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyası takip talebinde davacı bizzat alacaklı şirket olarak yer almış, USD alacağını Türk Lirasına çevirmiş ve %70 sözleşme faizi talep ettiğini, Davacı bizzat kendisi dahi icra takibinde alacağını Türk Lirası üzerinden ve ispat edemediği bir akdi faiz ile isterken sonradan hangi gerekçe ile amerikan dolarına yıllık yüzde 9 faiz ile munzam zarar talep ettiğini, kabulünün mümkün olmadığını, (Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 25.03.2021 tarih ve E.2020/9125, K.2021/6983 sayılı emsal kararı)Yargıtay 19. Hukuk Dairesi bu hususta şu şekilde içtihat oluşturmuştur. “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle; yabancı para borçları ile ilgili ve kural olarak BK.nun 105. maddesine göre munzam zarar talep edebilmesi mümkün ise de; davacının davalı hakkında önceden açtığı davada yabancı para üzerinden olan alacağını Türk Parası’na çevirip, Türk Parası üzerinden dava tarihine kadar oluşan faizi ile birlikte talep etmiş, dava kısmen kabul edilip fazlaya ilişkin istek reddedilmiş olmakla, davacının bu defa kur farkından dolayı munzam zarar talep etmesi mümkün olmayacağından mahkemece davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre…” (19.HD, 16.09.1993 gün ve E.1993/5691, K.1993/5522). Aynı Yönde: Yargıtay 19.HD, 28.04.2000 gün ve E.2000/3258, K.2000/112 Yargıtay 19. HD E. 2004/3631 K. 2004/12204 T. 7.12.2004 ; "Her ne kadar, ihtiyati tedbir kararı ile alacağın tahsili geciktirilmiş ise de, menfi tespit davasında verilen hüküm ile İİK.'nun 72/4.maddesi gereğince borçlunun %40 tazminat ile sorumluluğuna karar verilmiştir.İİK.'nın 72/4.maddesi hükmünde, menfi tespit davasının alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı öngörülmüştür.Öte yandan BK.'nun 105.maddesinde düzenlenen munzam zarar talebi için salt paranın değer kaybı yeterli olmayıp davacının geç ödeme nedeniyle uğradığını iddia ettiği faizi aşan zararını kanıtlaması gerekir.Somut olayda, davacının zararının hükmolunun tazminat ile karşılandığının kabulü gerektiği gibi, munzam zarar koşullarının da oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiştir." Birleşen bakırköy 4. asliye ticaret mahkemesinin 2013/98 e. sayılı dosyası açısından tespitler; alacaklı alacağını kendisi tl’ye çevirmiş, icra takibini bu şekilde yapmıştır. artık bu aşamadan sonra dolar üzerinden herhangi bir talepte bulunamayacağını, Yerel mahkemenin 2017/127 E. ( eski 2010/151 E.) sayılı dosyası ile birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/98 E. sayılı davasında; 30.09.2002 vadeli 150.000 USD bedelli senetten dolayı Bakırköy ....İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından başlatılan “İLAMSIZ TAKİBE” itiraz edildiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararda ; müvekkilinin iş bu imzası inkar edilmeyen belgeden dolayı davacı- ...A.Ş.’ne borçlu olduğuna karar verilmiş ve icra dosya borcu ödenerek kapandığını, Davacı iş bu yeni davası ile; bu defa 30.09.2002 vadeli 150.000 USD bedelli , aynı vade tarihli bir senedi ... firmasına verdiğini, buna ilişkin sözleşmenin dava dilekçesi ek:4 de yer aldığını, bu sözleşme gereğince dolara %9 faiz ile borçlandığını, oysaki icra dosyasındaki tahsilatın yasal faiz olduğunu bu sebeple munzam zararının doğduğunu beyan ettiğini, Yerel mahkeme kararında; itirazın iptali davasının reddine, evrak, adi yazılı belge olduğundan işlemiş faiz talebinin reddine, %40 icra inkar tazminatına, %70 akdi faiz isteminin reddi ile Yasal faiz işletilmesine karar verildiğini, karar bu hali ile Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası takip talebinde davacı bizzat alacaklı şirket olarak yer aldığını, USD alacağını Türk Lirasına çevirdiğini ve %70 sözleşme faizi talep ettiğini, bu taleplerinin hiçbirisi yerel mahkeme tarafından kabul edilmediğini, Yerel mahkemece icra inkar tazminatına karar verildiğini ve icra dosyasına ödenerek davacı tarafça tahsil edildiğini “munzam zarar” adı altında bir talep bu aşamadan sonra yapılamayacağını, Yerel mahkemenin 2017/127 E. ( eski 2010/151 E.) sayılı ilamı 10. Sayfasında açıkça yazıldığı üzere müvekkilinin iş bu takip konusu evraktan dolayı borçlu olduğuna karar verildiğini ve %40 icra inkâr tazminatına mahkum edildiğini, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına ödendiğini ve alacaklı ....A.Ş. tarafından tahsil edildiğini, ( Yargıtay 19. HD E. 2004/3631 K. 2004/12204 T. 7.12.2004)Taleple bağlılık ilkesi bulunduğunu, bilirkişiler davacıya yol ve yöntem gösteremeyeceğini bu şekilde alternatif olarak sunulan hesaplamayı ve dayanağı beyanları kabul edilmediği halde yerel mahkeme ilamına bu kısmı dayanak aldığını ve birleşen dosyaları kısmi kabul şeklinde neticelendirdiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyası takip talebinde davacı bizzat alacaklı şirket olarak yer aldığını, USD alacağını Türk Lirasına çevirdiğini ve %70 sözleşme faizi talep ettiğini, bu taleplerinin hiçbirisi yerel mahkeme tarafından kabul edilmediğini, icra takibinde dolar alacağını türk lirasına çeviren alacaklı taleple bağlılık ilkesi gereğince artık dolar talep edemeyeceğini, dolar faizi talep edemeyeceğini,Davacı bizzat kendisi dahi icra takibinde alacağını Türk Lirası üzerinden ve ispat edemediği bir akdi faiz ile isterken sonradan hangi gerekçe ile amerikan dolarına yıllık yüzde 9 faiz ile munzam zarar talep ettiğini, kabulünün mümkün olmadığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası takip talebinde davacı bizzat alacaklı şirket olarak yer almış, USD alacağını Türk Lirasına çevirmiş ve %70 sözleşme faizi talep ettiğini, bu taleplerinin yerel mahkeme tarafından kabul edilmediğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, Teminat mektubunun üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, ivedi olarak iadesine karar verilmesine, durumun mahkemesine bildirilmesine. birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/511 E. Sayılı dosyasında mübrez teminat mektubunun ise; “kısmen kabul” şeklinde verilen yerel mahkeme kararınında ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, ivedi olarak tarafımıza iadesine karar verilmesine, durumun mahkemesine bildirilmesine. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2021 tarih, 2017/498 E, 2021/283 K sayılı ilamının itirazları dışında onanmasına, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.03.2021 tarih, 2017/498 E, 2021/283 K sayılı ilamının sadece İstanbul 6. Asliye Ticaret mahkemesi 2010/151 E. İle Birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/511 E. Ve yine Birleşen Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/98 E sayılı dosyalardaki kısmen kabul edilen maddi tazminat ( munzam zarar) açısından istinaf taleplerinin kabulü ile iş bu dosyalardaki kararların kaldırılmasına davanın reddine , diğer tüm istemler yönünden yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece;1-Davacının; davalı ile yapılan 07/02/2001 tarihli protokol kapsamında teslim aldığı ve İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151 esas sayılı menfi tespit davasına konu 11 adet bononun geç tahsili nedeniyle açmış olduğu maddi tazminat(munzam zarar) ve manevi tazminat taleplerinin hak düşürücü sürenin dolması nedeni ile reddine, 2- Davacının; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151 esas sayılı dosyası ile birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 esas sayılı davasına konu 31/10/2002 tarihli 150.000,00-USD bedelli bononun geç tahsili nedeniyle açmış olduğu maddi tazminat(munzam zarar) talebinin kısmen kabulüne ve manevi tazminat talebinin reddine, 3- Davacının; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/151 esas sayılı dosyası ile birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/98 esas sayılı davasına konu 30/09/2002 tarihli 150.000,00-USD bedelli bononun geç tahsili nedeniyle açmış olduğu maddi tazminat(munzam zarar) talebinin kısmen kabulünene, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekil ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir.Somut olaya döndüğümüzde; davacı, dava dilekçesinde ayrıntısını belirttiği sebeplerle munzam zarar, maddi zararların oluştuğu ve bu aşamada manende zarar gördüğünü iddiasıyla istinafa konu maddi ve manevi tazminat davasının açıldığı, mahkemece, tarafların delilleri toplanıp bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İspat külfeti davacıda olup ilk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında, mahkemece verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 13.104,85.TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan (59,30.TL + 3.217,00.TL=) 3.276,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 9.828,55.TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 14/03/2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİTBK 122. maddesi hükmü kapsamında, davalı tarafından haksız olarak açılan menfi tespit ve itirazın iptali davalarının uzaması nedeni ile aşkın zararın tahsili talebini içeren istinafa konu davanın; zarara dayanak gösterilen İİK 67. itirazın iptali ve menfi tespit İİK 72 maddelerinde, işbu davalar sebebiyle uğranılan zararın yargılama sırasında giderilmesine ilişkin hükümler bulunması, davacının döviz alacağını Türk Lirası olarak tahsile koyarak kendini zarara uğratması ve davacının dava tarihinde gerçekleşmiş somut bir zararının varlığını ve miktarını yasal ve somut delillerle inandırıcı bir şekilde kanıtlayamadığı gözetilerek, davalının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddi görüşünde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmıyor, muhalif kalıyorum. 14/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülen%yıllıkamountSatımdantakibe”TazminattaraflarınesastanKaynaklanan)promıssoryözetitoplamkararistinafınterestşefikmuhalefetreddinederecesebeplerininolamayacağı“ilamsızistanbuldeğerlendirilmesicalculatıonşerhitbksavunmasınınsebepleritutarımahkemesininliboryıllıkyetkilisinindilekçesi(Ticariperiodgörülmektedirolduğukomisyondavalıtablosuınterestvekiliortakkararınıntutarıtotalcommısıonsenethesapkısmenbirleşenoranıannualileribedrikanıtıkabulüdosyaprotokolmaddedönemiddianumarasıtotaltutarıpromıssoryhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim