İstanbul BAM 13. HD 2023/1588 E. 2024/463 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2023/1588
2024/463
7 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1588 Esas
KARAR NO: 2024/463 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/398 Esas - 2023/467 Karar
TARİHİ : 09/06/2023
DAVA: Kayyım İşleminin İptali
KARAR TARİHİ: 07/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2016/93584 soruşturma kapsamına sonradan dahil edildiğini ve silahlı terör örgütüne üye olma isnadıyla hakkında soruşturma yürütüldüğünün öğrenildiğini, 18/08/2016 tarihinde müvekkili hakkında bu soruşturma dosyası üzerinden mal varlığı değerlerine el konulmasına dair karar tesis edildiğini, söz konusu kararın aynı gün İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3986 D.İş sayılı kararı ile onandığını, ardından 02/12/2016 tarihinde İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2016/7525 D.İş sayılı kararı ile 18/08/2016 tarihli karar ile el konulan tüm mal varlığı değerleri yönünden TMSF'nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, bu kararların hukuka aykırı olduğunu, ardından müvekkili hakkında düzenlenen iddianamenin kabul edilerek hakkındaki yargılamanın İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/411 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, ... Şirketine İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 06/12/2016 tarih ve 2016/5340 D.İş sayılı kararı ile TMSF'nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, 20/04/2023 tarih ve 32169 sayılı Resmi Gazete'de davalı TMSF tarafından bir ihale ilanı yayımlandığını, söz konusu ilanda müvekkilinin %10,01 oranında nama yazılı hissesine ve bu nama yazılı hisseleri temsil eden nama yazılı hisse senetlerine sahip bulunduğu ve halen davalılar tarafından kayyım sıfatı ile idare edilmekte olan ... Tic. A.Ş. ile müvekkilinin hissedarı olmadığı ... Tic. A.Ş. ve ... A.Ş.'nin oluşturduğu ... Grubu hisseleri ticari ve iktisadi bütünlüğünün ihale şartnamesinde belirtilen kayıt ve şartlarla satışa çıkartıldığı hususunun ilan edildiğini, bu ilana göre satış işlemlerinin 24/05/2023 tarihinde gerçekleşeceğinin bildirildiğini, ... satışı için davalı TMSF Fon Kurulu tarafından 18/04/2023 tarih ve 2023/181 sayılı Fon Kurulu kararı tesis edildiğinin öğrenildiğini, 19/05/2023 tarih ve 32195 sayılı Resmi Gazete'de ihalenin ertelendiğine ilişkin ilan yayımlandığını, müvekkilinin şikayet konusu edilen davalılardan TMSF Fon Kurulunun 2023/181 sayılı kararından 24/05/2023 tarihinde haberdar olduğunu ve öğrenme tarihinin bu tarih olduğunu, davalı TMSF tarafından ilk ihale onayının geri alınması suretiyle ihalenin iptal edildiğini, ilk ihale sürecinin ardından bir kez daha ihale yapılmaya karar verilerek ... satılmasına çalışıldığını, şikayet konusu edilen hususların usule ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle denetlenmeleri ve kaldırılmaları gerektiğini, kayyım sıfatı ile davalı TMSF'nin ve şirkete atanan yöneticilerin şirketi satma yetkilerinin bulunmadığını, kayyım ve yöneticilerin görevini şirketi basiretli tacir gibi yönetmek ve şirket mal varlığını korumak olduğunu, buna aykırı tesis edilen işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hisseradı olduğu ... Tic. A.Ş.'ye kayyım olarak atanan TMSF ve Kayyım Sıfatıyla Tasarruf yetkisinin haiz yöneticiler ... ve ... tarafından ... Tic. A.Ş.'nin satışına ilişkin olarak TMSF'ye yöneltilen 18 Nisan 2023 tarihli satış talebi ve bu talep üzerine TMSF Fon Kurulu tarafından tesis edilen 18 Nisan 2023 tarih ve 2023/181 sayılı Karar bu karar ile onaylanan İhale Şartnamesi ve tüm satış ihalesi işlemlerinin öncelikle denetlenmesi, hukuken yoklukla malul bu devir işlemlerinin dava neticeleninceye kadar durdurulması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalılar tarafından gerçekleştirilen ve şikayet konusu edilen karar, iş ve işlemlerin hukuken yoklukla malul olduklarının ve hukuka açıkça aykırı olduklarının tespiti ile kaldırılmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/06/2023 tarih ve 2023/398 Esas - 2023/467 Karar sayılı kararı ile; "Dava; Kayyım İşlemlerinin İptali istemine ilişkindir.HMK'nın 115/1. maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138.maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir. HMK'nın 114/1-b maddesine göre Yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır. Davacı hissedarı olduğu ... Tic. A.Ş.'ye kayyım olarak atanan TMSF ve kayyım sıfatı ile tasarruf yetkisine haiz olan diğer davalılar aleyhine dava konusu şirketin satışına ilişkin tüm iş ve işlemlerin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, şirketin hisselerinin satış ve devrine ilişkin olarak tesis edilen tüm karar ve işlemlerin denetlenmesine ve sonuçta bu iş ve işlemlerin yoklukla malul olduklarının tespiti ile kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu ... Tic. A.Ş.'ye Sulh Ceza Hakimliğince TMSF'nin kayyım tayin edildiği anlaşılmıştır. 5271 sayılı CMK'nın Şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133.maddesinde; "(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. (2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır. (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler..." hükmü bulunmaktadır. CMK'nın 133/3.maddesinde ilgililer atanan kayyım işlemlerine karşı görevli Mahkemeye TMK ve TTK hükümlerine göre başvurulabileceği düzenlenmiş olup, görevli Mahkemenin hangi Mahkeme olduğuna dair açık ve kesin bir hüküm bulunmamaktadır. Kanun maddesinde TMK ve TTK hükümlerine göre başvuru yapılacağının düzenlenmiş olması işlemin Ticaret Hukukundan kaynaklandığı ve bu nedenle Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu anlamına gelmemektedir. 6758 sayılı Kanunun 20.maddesinde; "5411 sayılı kanun ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF ne verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin veya bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. "6758 sayılı kanunun 19.maddesinin uygulanmasına ilişkin esaslara ilişkin yönetmeliğin 7. (1)maddesinde; ... Mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Bakan tarafından karar verilebilir.Bu yasal düzenlemelere göre şirketin veya malvarlığının idaresinin yürütülen ceza soruşturma süresince kayyım olarak TMSF'ne devredildiği, TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkilerinin Fon Kurulu tarafından kullanılabileceği, kaynağı suç soruşturması olan ve ceza yargılamasının konusunu teşkil eden nedenler ile uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı olarak çözümünün mümkün olmadığı, davacının pay sahibi olduğu şirketlere kayyım atanma sebebinin 6102 sayılı TTK da düzenlenen hususlardan kaynaklanmadığı, kayyımların yaptığı işlemlerin TTK kapsamında denetlenemeyeceği, Fonun TTK hükümlerine bağlı olmaksızın şirketin genel kurulunun yetkilerine haiz olduğu, buna göre davalı TMSF tarafından alınan satış kararı ve yapılan işlemlerin davalı TMSF'nin idari bir kurum olması nedeniyle idari işlem ve karar niteliğinde bulunduğu, idari yargılama usulü kanunu hükümleri çerçevesinde idari işlem ve karar niteliğindeki dava konusu karar ve işlemlerinin iptaline yönelik davanın çözüm yerinin İdari Yargı Mahkemeleri olduğu ve dolayısıyla Mahkememizin Yargı yolu yönünden görevsiz olduğu anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; davacının hissedarı olduğu ... Tic. A.Ş.'ne Sulh Ceza Hakimliği kararı ile kayyım olarak TMSF'nin atandığı, TMSF'nin kamu kurumu olduğu, diğer davalılarında TMSF adına kayyım olarak hareket ettikleri, dava konusu şirkete ait hisselerin satılmasına ilişkin kararın idari işlem niteliğinde olduğu, yasayla kurulan ve kamu tüzel kişiliğine sahip TMSF'nin tek taraflı kamu gücü kullanılarak tesis edilen satış işleminin ve diğer işlemlerin idari işlem niteliğinde olması nedeniyle bu işlemlerin iptaline yönelik incelemenin İdari Mahkemelerince yapılması gerektiği ve dolayısıyla bu işlemin iptali istemiyle açılan davada idare mahkemelerinin görevli olduğu, Mahkememizin bu davada görevli olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince Yargı Yolu caiz olmamasından dolayı dava şartı yokluğundan davalı TMSF ve TMSF adına işlem yapan diğer davalılar hakkında açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın, HMK.nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince Yargı Yolunun caiz olmamasından dolayı usulden reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemenin kabulünün aksine huzurdaki davada idare mahkemesinin değil, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, CMK madde 133/3 hükmünün son derece açık olduğunu, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında huzurdaki dava bakımından idare mahkemesinin görevli olduğunun iddia edildiğini, bu iddianın doğru olmadığını, huzurdaki dava Ceza Muhakemesi Kanunu madde 128 ve 133 hükümleri doğrultusunda ikame edilmiş olup, söz konusu hükümlerde açıkça CMK madde 128 ve 133 hükümleri doğrultusunda atanan kayyım ve yöneticilerin iş ve işlemlerinin denetlenmesinin düzenlediğini, müvekkilinin malvarlığı değerlerine Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) hükümleri doğrultusunda el konulduğunu ve bu malvarlığı değerlerini yönetmek üzere yine CMK hükümleri gereğince TMSF’nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, atanan kayyımların işlemlerine ilişkin şikayetler hakkındaki yasal düzenleme doğrultusunda işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemesi huzurunda görülmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin malvarlığı değerlerine CMK madde 128 hükümleri doğrultusunda el konulduğunu ve bu malvarlığı değerlerini yönetmek üzere yine aynı madde hükümleri doğrultusunda kayyım atandığını, 18 Ağustos 2016 tarihinde 2016/93584 Soruşturma No’lu dosya üzerinden CMK madde 128 hükümleri doğrultusunda müvekkilinin “Malvarlığı Değerlerine El Konulmasına Dair Karar” tesis edildiğini, ardından 2 Aralık 2016 tarihinde İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 2016/7525 D. İş sayılı kararla yine CMK madde 128/10 hükmü doğrultusunda müvekkilinin el konulan tüm malvarlığı değerleri yönünden TMSF’nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, CMK madde 128 hükmü gereği kayyım atamasının yapıldığı hallerde CMK madde 133 hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alındığını; CMK madde 128/10’da “Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. Bu durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır” hükmünün yer aldığını, müvekkilinin malvarlığı değerlerine kayyım atanmasından kaynaklanan iş ve işlemler hakkında CMK madde 133 hükümlerinin uygulama alanı bulacağını, CMK madde 133’te kayyım işlemlerine karşı yapılacak şikayetlerin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre de gerçekleştirilebileceğinin hüküm altına alındığını, müvekkilinin malvarlığı değerlerine CMK madde 128 hükmü doğrultusunda kayyım atanması nedeni ile CMK madde 128/10 hükmü gereği CMK madde 133 hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiğini, CMK madde 133/5 hükmünün; "ilgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Başvurabilirler.” şeklinde olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre ticari bir dava olarak düzenlendiğini, CMK madde 133 hükmünde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan bahsedilmekte ise de 1 Temmuz 2012 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiğini, bu nedenle CMK madde 133’te atıf yapılan kanun 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren 6102 sayılı TTK olduğunu; Türk Ticaret Kanununun, bu Kanun’da öngörülen hususlardan doğan tüm davaları ticari dava olarak nitelendirdiğini, şikayet konusu edilen kayyım işlemlerinin ticaret hukuku temelli ve Türk Ticaret Kanunu’nda kurucu nitelikte emredici hükümlerle düzenlenen yani Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen hususlara ilişkin olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığın temelinde müvekkilinin % 10.01 oranında hissesine sahip olduğu şirketin hisselerinin devri ve bu devir sırasında Türk Ticaret Kanunu’nda kurucu nitelikte emredici olarak düzenlenen hükümlere aykırı olarak tesis edilen hukuki işlemlerin bulunduğunu, bu minvalde huzurdaki uyuşmazlığın müvekkilinin uhdesinde bulunan nama yazılı anonim şirket hisse senetleri devredilmeden yalnızca şirket hisselerinin devredilmesini de kapsayan bir kısım açık hukuka aykırılıkların içerdiğini, anonim şirketlerin kuruluşu, işleyişi, sona ermesi ve hisselerinin devredilmesi gibi hususların Türk Ticaret Kanunu’nda son derece ayrıntılı bir şekilde düzenlendiğini, Nama Yazılı Payların Ve Pay Senetlerinin Devrinde İlke başlıklı kurucu nitelikte emredici bir şekilde düzenlenen Türk Ticaret Kanunu’nun 490. maddesi hükmünün; “Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.” şeklinde olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1977/11-922 Esas, 1978/978 Karar ve 22.11.1978 tarihli kararında da açıkça ifade edildiği üzere nama yazılı hisse senetlerinin devri için bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerektiğini, bu koşulların gerçekleşmemesi halinde yapılan devir işleminin geçersiz olduğunu;Huzurdaki uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen/öngörülen hususlara ilişkin olduğunu, bu nedenle ticari bir dava olan huzurdaki dava bakımından yargılama yapma görevinin Yerel Mahkemeye ait olduğunu, kanunla belirlenen ve kamu düzeninden olan görev kurallarına aykırı bir şekilde huzurdaki uyuşmazlığın İdare Mahkemesi nezdinde yargılama konusu yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle Yerel Mahkeme Kararının kaldırılması gerektiğini; CMK madde 133 hükümleri doğrultusunda ikame edilen şikayet başvurularında Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/12156 Esas, 2016/8986 Karar sayılı ve 23.11.2016 tarihli içtihadında aynen; “Davacı vekili; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine ... Sulh Ceza Hakimliği'nin .../.../2015 tarihli kararı ile müvekkilinin doğrudan ve dolaylı şekilde hissedar olduğu şirketlere kayyım atandığını, 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu ve 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri birlikte değerlendirildiğinde vesayet makamı belirleme yetkisi ve görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğunu, kayyımların atandığı günden itibaren bir kısım payları halka arz edilmiş şirketler üzerinde ölçüsüz tasarruflarda bulunduklarını, ancak bugüne kadar kendilerini denetleyen veya sorgulayan herhangi bir mercinin de olmadığını ileri sürerek kayyımların görevlerinin denetlenmesini sağlamak üzere vesayet makamının belirlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; sulh hukuk mahkemesinin özel kişilerle ilgili kayyım tayini davalarına bakmakla görevli ve yetkili kılınmış olduğu, tüzel kişiliğe sahip ticari şirketlere kayyım atanması görevinin ise asliye ticaret mahkemelerine verildiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.” gerekçesi ile kararın onanmasına hükmedildiğini;Söz konusu karardan anlaşılacağı üzere Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, Sulh Ceza Hakimliği tarafından CMK hükümleri uyarınca atanan kayyımların işlemlerinin denetlenmesi talebi bakımından Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna hükmettiğini, bu nedenle Ticaret Mahkemesinin görevsiz olduğuna ilişkin Yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, işbu şikayet davası ile aynı konuda yapılan şikayet başvurusu hakkında hüküm tesis eden ağır ceza mahkemesinin de, ticaret mahkemesinin görevli olduğuna hükmettiğini ve bu kararın itiraz kanun yolundan geçerek kesinleştiğini, hakkındaki ceza yargılaması halen devam eden müvekkili tarafından % 10.01 oranında hissedarı olduğu ...’ın ilk satış ihalesi satışına ilişkin olarak davalılarca alınan Fon Kurulu Kararının İhale Şartnamesi ve satış işlemlerinin CMK madde 133/3’ün atfı ile denetlenmesi ve iptaline ilişkin olarak İstanbul 23. ACM’nin 2021/411 Esas sayılı dava dosyasına sunulan “Kayyım İşlemini Şikayet” başvurusunu inceleyen İstanbul 23. ACM de, 20 Ocak 2022 tarihinde; “Mahkememizin 2021/411 Esas sayılı dosyasında mahkememizce esasa ilişkin bir hüküm kurulmadığı …. bu sebeple ilgili talepler yönünden TTK hükümlerine göre ticaret mahkemelerine, suç olduğu düşünülen eylemler yönünden ise Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunulmasının sanık müdafinin muhtariyetinde bulunduğu anlaşılmakla” gerekçesi ile şikayet hakkında “Karar Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar” tesis ettiğini, bu karara karşı yapılan itirazın İstanbul 24. ACM tarafından 2022/27 Değişik İş sayılı kararla 8 Şubat 2022 tarihinde reddedildiğini, bu nedenle Yerel Mahkemenin huzurdaki davada Ticaret Mahkemesinin değil, İdare Mahkemesinin görevli olduğuna dair kararının hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Danıştay tarafından yakın zamanda tesis edilen kararlarda adli yargının görevli olduğu yönünde olduğunu, yakın zamanda Danıştay 13. Dairesi tarafından tesis edilen 2022/3023 Esas ve 2022/4421 Karar, 2022/3020 Esas ve 2022/4420 ve 2022/3020 Esas ve 2022/4419 Karar sayılı karar ile TMSF’nin işlemlerine karşı açılacak davalarda adli yargının görevli olduğuna hükmedildiğini beyanla Yerel mahkemece verilen kararının kaldırılmasını ve dosyanın yargılama yapmak üzere mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacının ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş.'ye İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 06/12/2016 tarih ve 2016/5340 D.İş sayılı kararıyla kayyım olarak atanan TMSF Fon Kurulunca ve kayyım tarafından görevlendirilen davalı yöneticiler tarafından, adı geçen dava dışı şirketin de içinde bulunduğu şirketlerin iktisadi bütünlüğünün oluşturulması ile malvarlıklarının satışına ilişkin 18/04/2023 tarihli, 2023/181 sayılı Fon Kurulu kararı ile bu karar ile onaylanan ihale şartnamesi ve tüm satış ihalesi işlemlerinin denetlenmesi, kararların yoklukla malul olduklarının tespiti ve kararlar ile iş ve işlemlerin kaldırılması talebine ilişkindir.Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın HMK'nın 114/1-b maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamından; davacının ortağı bulunduğu dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile birlikte başka şirketlere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06/12/2016 tarih ve 2016/93584 soruşturma nolu yazıları ile 674 sayılı KHK’nın 19/2. maddesi uyarınca kayyım olarak TMSF’nin atanmasının talep edildiği, İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 06/12/2016 tarih ve 2016/ 5340 D.İş sayılı kararı ile talebin kabulüne ve şirketlere 674 sayılı KHK’nın 19/2 ve CMK'nın 133. maddeleri uyarınca TMSF'nin kayyum olarak atanmasına karar verildiği, 18/04/2023 tarihli ve 2023/181 Fon Kurulu kararı ile de dava dışı ... Ticaret A.Ş.'nin de içinde bulunduğu şirketlerin iktisadi bütünlüğü oluşturularak, şirketin mali durumu itibariyle şirkete ait varlıkların ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında satılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini" başlıklı 133. maddesinde "Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. ... İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." hükmüne yer verilmiştir.674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye" başlıklı 19. maddesinde;" Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır." hükmüne yer verilmiştir.6758 sayılı kanunun 20. maddesinde; "19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan banka/şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır." düzenlemesi yer almaktadır.2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır. İdari davalar ise ilgisine göre Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi'nde görülür.İdari işlem, yetkili idarenin, kamu hukuku alanında kamu gücü ile hareket ederek, idari faaliyetle ilgili doğrudan hukuki sonuca yönelik, tek yanlı irade açıklamasıyla aldığı ve re'sen icra olunabilen kararlardır.Dava konusu edilen dava dışı ... A.Ş.'ye taşınır-taşınmaz varlıkların satışına ilişkin olarak şirket yönetim kuruluna izin verilmesine dair karar, anılan düzenlemeler uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulu'nca verilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca kurulun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluştur. Sulh Ceza Hakimliğince, adı geçen şirketin FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle TMSF'nin kayyım olarak atandığı ve TMSF Fon Kurulu tarafından önce 674 sayılı KHK, ardından 6758 sayılı Kanunla kendisine verilen görevlerin ifası çerçevesinde, kamu gücü kullanılmak suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği açıktır. TMSF Fon Kurulu'nun taşınır ve taşınmaz varlıkların satışına izin kararı, kamusal bir görevin ifası amacıyla, kamu gücü kullanılarak, tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanununu değil yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uygulanacaktır. Bu itibarla, Fon Kurulunun olağanüstü hal kapsamında tanınan görev ve yetki çerçevesinde, kamu gücünü kullanmak suretiyle ve tek yanlı irade beyanıyla tesis etttiği dava konusu karar ve işlemlerin iptali istemine ilişkin iş bu davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu kuşkusuz olup Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39