İstanbul BAM 13. HD 2021/1993 E. 2024/444 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1993
2024/444
7 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1993 Esas
KARAR NO : 2024/444 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2018/16 Esas - 2020/649 Karar
TARİHİ: 02/12/2020
DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 07/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, ... Bankası Kozyatağı Atatürk Caddesi Şubesi'ne ait hesaptan sahte talimat ile başka şirkete para transfer edildiğini, para transferi yapılan taraf ile müvekkili şirketin hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, ... müşteri numaralı ... Bankası hesabına müvekkili şirket yetkilisinin sahte imzası ile verdiği talimat ile müvekkili şirketin hesabından para transferi yapılmadan önce davalı banka tarafından hiçbir şekilde imzaların teyit edilmediğini ve bilgi verilmediğini, taraflarınca yapılan inceleme neticesinde sahte talimat ile 11/07/2016 tarihinde 25.875-USD ve 22/08/2016 tarihinde 24.150-USD para transferi yapıldığının tespit edildiğini, başkaca transferler tespit edilmesi halinde bunların da bildirileceğini, müvekkili şirkete ait sahte imza ile izinsiz para transferi yapılan banka hesap bilgilerinin ... Kozyatağı Atatürk Caddesi Şubesi ... Limited Şirketi ... Iban nolu ... müşteri numaralı hesap olduğunu, müvekkili şirketin mermercilik ve madencilik alanında faaliyet gösterdiğini, davalı bankanın Japonya'da müvekkilinin hiç bilmediği ve alakasının olmadığı bir şirket hesabına para transferi yaptığını, müvekkili şirket yetkilisi iş seyahati nedeni ile yurt dışında olduğundan davalı bankanın para transferi işleminden ve sahte talimattan haberdar olmadığını, davalı bankanın müşteri hesaplarının güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunun ve yasal kurallara aykırı dayanarak müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğinin açık olduğunu beyanla sahte imza ile gönderilen bedelin tespiti ile ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tazminine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının dava açılmadan önce alacaklı olduğunu iddia ettiği tutarın miktarını bilmediğini beyan ettiğini ancak dava dilekçesinde talimat sonucu gerçekleştirilen ödemelerin bedelleri olan 25.875-USD ve 24.150-USD'nin açık bir şekilde belirtildiğini, huzurdaki uyuşmazlıkta kusurun davacı ve/veya diğer faillere ait olduğunu, müvekkili bankanın pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili banka tarafından davacının talimatları doğrultusunda işlem yapıldığını, davacı tarafından müvekkili bankanın Kozyatağı Atatürk Caddesi Şubesi'ne dava konusu olaylar ile ilgili toplam üç adet ıslak imzalı talimat verildiğini, ilk olarak 11.07.2016 tarihinde davacı firma çalışanı ... tarafından davacının hesabına 25.965-USD para yatırıldığını, daha sonra yine 11.07.2016 tarihinde .... Ltd. firmasına 25.875-USD peşin transfer talimatı verildiğini ve talimata "... " başlıklı 2016XM0607 PI numaralı faturanın eklendiğini, ancak aynı gün davacı tarafından bu talimatın iptal edildiğini ve talimatın alıcısı revize edilerek ... (...) Ltd. firmasına 25.875-USD peşin transfer talebi verildiğini, bu talimata da "..." başlıklı ... PI numaralı faturanın eklendiğini, 22.08.2016 tarihinde ise firma çalışanı ... tarafından davacı hesabına 24.250-USD para yatırıldığını, yine aynı gün olan 22.08.2016 tarihinde ... (...) Ltd. firmasına 24.150-USD peşin transfer talebi ile ekli "Proforma Invoice" başlıklı 2016ZC0608 PI numaralı fatura eklendiğini, tüm bu havalelerin davacının ıslak imzalı talimatları ile gerçekleştirildiğini, müvekkili banka tarafından da bu talimatlara konu imza kontrolü sözleşme hükümleri doğrultusunda yapılarak ödeme aşamasına geçildiğini, davacı dava dilekçesinde her ne kadar yurt dışında olduğu için transferleri öğrenemediğini iddia etmekte ise de, yurt dışında olmanın bu işlemlerden bilgi edinememe gerekçesini haklı hale getiremeyeceğini, gerek internet bankacılığı, gerekse müşterilere düzenli bir şekilde gönderilen hesap ekstrelerinden söz konusu işlemlerden haberdar olunabileceğini, ancak davacı tarafından da müvekkili bankaya bu konuda işbu dava ikame edilene kadar yaklaşık 1.5 yıllık bir süre boyunca herhangi yazılı veya sözlü bir başvuru gerçekleştirilmediğini, müvekkili banka tarafından sözleşme hükümlerine uygun davranıldığını, söz konusu olayda bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davaya konu ihtilafta davacının talebinin dayanağı olan haksız fiilin şartlarının oluşmadığını, ticaret şirketi olan davacının, basiretli bir tacir olmanın gereklerinden olan çalıştırdığı kişilerin seçimi, denetimi ve işlerin gözetimi konularında üzerinde düşen görevi yerine getirmediğini beyanla her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla huzurdaki davanın müvekkili bankanın pasif husumet ehliyetinin olmaması, belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi ve zamanaşımı nedenleriyle usulden reddine, usul itirazlarının kabul edilmez ise açıklanan nedenlerden ötürü esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 02/12/2020 tarih ve 2018/16 Esas - 2020/649 Karar sayılı kararında; "Dava; sahte imzalı olduğu iddia edilen talimat ile banka nezdinde, davacı hesabından gönderilen toplam bedelin tespiti ve davalı bankanın bankacılık işlemlerinde göstermesi gereken özeni göstermediğinden bu bedeli davacıya iadesi talebinden ibarettir.Taraf defterlerinin incelenmesi, banka kayıtları üzerinde inceleme yapılması ve talimatların incelenmesi hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, 22/01/2019 tarihli bilirkişi raporu da dikkate alındığında, taraflar arasındaki ihtilaf, davacı firmanın davalı bankaya 11.07.2016 tarihinde 25.875 USD ve 22.08.2016 tarihinde 24.150 USD para transferi ile ilgili verilen talimatlardaki imzaların davacı tarafından sahte olduğu ve bu konuda davalının gerekli özeni göstermediği, sahte talimatla işlem yaptığı gerekçesi ile çıktığı anlaşılmakla, davacı tarafından Banka'nın Kozyatağı Atatürk Caddesi Şubesine dava konusu olaylar ile ilgili toplam üç adet ıslak imzalı talimat verildiği, ilk olarak 11.07.2016 tarihinde davacı firma çalışanı ... tarafından davacının hesabına 25.965-USD para yatırıldığı, daha sonra yine 11.07.2016 tarihinde .... Ltd. firmasına 25.875-USD peşin transfer talimatı verildiği ve talimata "Proforma Invoice" başlıklı ... PI numaralı fatura eklendiği, ancak aynı gün davacı tarafından bu talimat iptal edildiği ve talimatın alıcısı revize edilerek ... Ltd. Firmasına 25.875 USD peşin transfer talebi verildiği, bu talimatta da proforoma invoice başlıklı ... PI numaralı fatura eklendiğinin görüldüğü, 22/08/2016 tarihinde ise firma çalışanı ... tarafından davacı hesabına 24.250 USD para yatırıldığı, yine aynı gün olan 22/08/2016 tarihinde ... Ltd. Firmasına 24.150-USD peşin transfer talebi ile ekli "proforma inovoice" başlıklı 2016ZC0608 PI numaralı fatura eklendiği, havale davacının ıslak imzalı talimatı ile gerçekleştirildiği, anlaşılmıştır. 11/07/2016 tarihinde ise, davacı firma çalışanı ... tarafından davacının hesabına 25.965 USD para yatırıldığı, daha sonra yine 11/07/2016 tarihinde .... Ltd. Firmasına 25.875 USD peşin transfer talimatı verildiği ve talimata "proforma inovoice" başlıklı 2016ZC0608 PI numaralı eklendiğinin görüldüğü, bu talimattaki imzanın davacı firma yetkilisinin bankaya internet bankacılığı için verdiği noterden tasdikli imza ile ilk bakışta ayırt edilmeyecek şekilde benzerlik gösterdiği, bu havale işleminin sunulan davacı defterlerinde kaydının bulunmadığı, 22/08/2016 tarihinde firma çalışanı ... tarafından davacı hesabına 24.250-USD para yatırıldığı yine aynı gün olan 22/08/2016 tarihinde ... Ltd. Firmasına 24.150USD peşin transfer talebi ile ekli "proforma inovoice" başlıklı ... PI numaralı fatura eklendiğinin görüldüğü, bu talimattaki imzanın davacı firma yetkilisinin bankaya internet bankacılığı için verdiği ve noterden tasdikli imza ile ilk bakışta ayırt edilecek kadar benzerlik taşımadığı, ancak davacı vekili sahte olduğunu iddia ettiği talimattaki işlemin ticari defterlerine kaydının yaptığının anlaşıldığı, davacı vekili tarafından 2 işlemin de sahte olduğu iddia edilmesine karşın bu işlemlere itiraz edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı, ... tarafından işbu hesaba yatırılan bu paralar karşılığında havale yapılmasına karşı ... ilgili bir şikayet yapıldığına dair de herhangi bir delil de bulunmadığı, yine hesap ekstresinin incelenmesinde sahte olduğu iddia edilen en son işlemin 22/08/2016 tarihinde yapıldığı ve bu işlemden sonra davacı firmanın sahibi ... paraların ödendiği ve hesap hareketlerinin 16/08/2017 tarihine kadar hareket gördüğü, davanın ise 08/01/2018 tarihinde açıldığı, her iki işlemin de firma çalışanı ... davacı havale konusu miktarda para yatırmasından sonra, aynı gün paraların ... Ltd. Firmasına proforma faturanın eklendiği talimatla havale edilmesi, birinci talimattaki imzanın davacı firma yetkilisinin bankaya internet bankacılığı için verdiği noterden tasdikli imza ile ilk bakışta ayrıt edilemeyecek şekilde benzerlik göstermesi, ikinci işlemin ticari defterlere işlenmesinin davacının yapılan işlemlerden haberdar olduğu yönünde kanaat oluşturduğu, yapılan işlemleri benimsendiğinin anlaşıldığı, bir ihtimalle talimat üzerindeki imzalar davacı tarafa ait olmasa bile, defter kayıtlarına işlenen talimat ve talimat eklerindeki faturalar, talimat ile dava tarihi arasındaki zaman, basiretli tacirin kontrol görevi birlikte değerlendirildiğinde, sahte olduğu iddia edilen en son işlem 22/08/2016 tarihinde yapılmasına karşılık bu işlemden sonra davacı firmanın en son işlem 22/08/2016 tarihinde yapılmasına karşılık bu işlemden sonra davacı firmanın sahibi ... paralar ödenmesinin, hesaptaki işlemlerden haberdar olduğunu göstermekle, işlemin yapıldığı 22/08/2016 tarihinden davacının açıldığı 08/01/2018 tarihine kadar uzun bir süre beklenmesinin ... hakkında bir şikayet yapılmamasının basiretli davranma yükümlüğülüğüyle ve ticari teammüllerle bağdaşmadığı, talimat imzaları ile imza sirkü imzalarının benzerliği bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davalı bankaya yüklenecek kusur bulunmadığı ve dosya kapsamına göre de, davacının yapılan işlemlere onay verdiği değerlendirilmekle, imza incelemesinin sonucu kanaati değiştirmeyeceğinden yargılamanın hızlılığı ve ekonomikliği ilkesi gereği imza incelmesine gerek görülmeksizin davanın reddine karar verilmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel Mahkeme kararı ve gerekçesinin incelenmesi halinde ortada hukuki tek bir değerlendirmenin bulunmadığının, tamamı ile müvekkili şirket aleyhine olabilecek tüm aleyhe yorumların kullanıldığının ve nihayetinde bu şekilde yasal dayanağı bulunmayan kararın verilmiş olduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkili şirket çalışanı ... hakkında tespit edilmiş olan bir kısım eylemlerine ilişkin olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/143989 Soruşturma numaralı dosyasından Hizmet Nedeni ile Güveni Kötüye Kullanma ve Resmi Evrakta Sahtecilik suçlarından suç duyurusunda bulunulmuş olmasına rağmen Yerel Mahkeme kararında müvekkili şirket tarafından ... hakkında suç duyurusunda bulunulmamış olduğu şeklinde gerçek dışı beyanlar ve geçen süreye ilişkin olarak hiçbir yasal dayanağı bulunmayan yorumlar ile davanın reddine karar verilmiş olduğunun ve işbu kararın hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğinin açık olduğunu, bilirkişilerin bankalar lehine rapor verme hastalığının burada da kendini gösterdiğini, Yerel mahkemenin ise bilirkişi raporunun tekrarından ibaret bir karar verdiğini, Yerel mahkeme kararının incelenmesi halinde bilirkişi raporunun bir tekrarından ibaret olduğu hususunun açıkça görüleceğini, bilirkişi raporu ve Yerel mahkeme kararının incelenmesi halinde davalı banka lehine karar verebilmek için adeta bir mücadele verildiğinin görüldüğünü, hükme esas alınan bilirkişi raporunda çok enteresan bir inceleme tekniği ile imzası hiçbir şekilde müvekkili şirket yetkilisine ait olmayan talimat evraklarına ilişkin olarak müvekkili şirketin bu işlemleri benimsediği yönünden inanılması güç bir yorumla alacak talebinin yerinde olmadığının beyan edildiğini; Yerel mahkeme tarafından da aynı şekilde karar tesis edildiğini, bilirkişiler tarafından davacı banka lehine rapor verebilmek adına çıplak gözle imza incelemesi dahi yapılmaya çalışıldığı görülmekte olup bankacılık yönetmeliği ve talimat uygulamasına ilişkin olarak tek bir değerlendirme yapılmaksızın müvekkili şirket aleyhine rapor verildiğinin görüldüğünü, tarafı banka ve diğer finans kurumları olan dava dosyalarında bilirkişi raporlarının ısrarla bu kurumlar lehine verilmeye çalışılması hususu sıklıkla karşılaşılan bir durum olup, hatalı olduğu sabit olan bilirkişi raporuna yönelik itirazları dikkate alınmaksızın verilmiş yasal dayanaktan yoksun Yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davalı bankaya gönderilmiş olan talimatların müvekkili şirket yetkilisinin imzası ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı hususu sabit olduğu gibi, her iki talimat arasındaki imzada dahi bariz farklılık bulunduğu hususu çıplak gözle bile açık bir şekilde tespit edilebilecek durumda olmasına rağmen, bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle verilmiş olan Yerel mahkeme kararının asla kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket çalışanı ... hakkında tespit edilmiş olan eylemlerine ilişkin olarak suç duyurusunda bulunulmuş olup, bu kişi tarafından yapılan sahtecilik eylemleri ve sahte talimatla gönderilmiş olan bedeli müvekkili şirket ticari defterine işletmiş olmasının, davalı bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, davalı bankanın yasal yükümlülüğü yerine getirmemiş olup, kusurlu olduğu hususunun kesin olduğunu, Yerel mahkeme kararında ... hakkında suç duyurusunda bulunulmamış olduğu şeklindeki beyanın da asılsız olduğunu; Hükme esas alınan bilirkişi raporu itibari ile tespit edilmiş olduğu üzere, söz konusu işlemlerin tamamının müvekkili şirket yetkilisinin hiçbir şekilde bilgisi olmaksızın, şirket çalışanı olan ... tarafından yapıldığını, müvekkili şirket çalışanı olan ... ’in tespit etmiş olduğu tüm suç teşkil eden eylemlerine ilişkin olarak suç duyurusunda bulunmuş olup, ... tarafından bir kısım eylemlerin yapılmış olmasının davalı bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını; ... hakkında tespit edilmiş olan bir kısım eylemlerine ilişkin olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/143989 Soruşturma numaralı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, yaptıkları suç duyurusunun konusunun Hizmet Nedeni ile Güveni Kötüye Kullanma ve Resmi Evrakta Sahtecilik suçlarına ilişkin olarak, müvekkili şirket çalışanı ...’in bu şekilde sahtecilik eylemleri ile müvekkili şirkete ait çekleri alarak uhdesine geçirdiğinin ve İcra Müdürlüklerine bir kısım beyan dilekçeleri sunduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine suç duyurusunda bulunulduğunu, kısacası müvekkili şirketin bu çalışanı hakkında suç duyurusunda bulunmadığı veya yapılan işlemleri benimsemiş olduğu yönündeki bilirkişi raporundaki değerlendirmenin ve Yerel Mahkeme kararının asla kabul edilemeyeceğini; Müvekkili şirket yetkilisi şirketin faaliyeti gereğince sürekli olarak yurt dışına çıkmakta olup ve yurt dışı işlemler nedeni ile uzun süre yurt dışında kaldığını, bu işlemlerden müvekkilinin hiçbir şekilde haberinin olmadığını, müvekkilinin .. isimli çalışanın eylemlerini tespit sonrasında savcılığa duç duyurusunda bulunduğunu ve bu tarihten bir dönem sonra şirket ve banka kayıtlarını incelediğini, hiçbir şekilde bilgisi olmadığı halde banka hesabından talimat ile paralar gönderildiğini ve yine bu bedellerden birinin şirket kayıtlarına işletilmiş olduğunu tespit ettiğini, müvekkilinin bu işlemlerden haberdar olduğu veya benimsediği asla iddia edilemeyecek olup, müvekkili şirket yetkilisinin pasaport kayıtlarının celbi halinde işlemlerin yapıldığı sırada yurt dışında bulunduğu, uzun süre yurtdışında kaldığı hususlarının ortaya serileceğini, tamamı ile ön yargıdan ve aleyhe yorumdan ibaret bir şekilde davalı bankanın sorumluluğundan kurtarılması hususunun asla kabul edilemeyeceğini;Müvekkili şirket yetkilisi ... şirketin faaliyeti itibari ile sürekli olarak yurt dışına çıktığını, genel olarak yurtdışında bulunması itibari ile bir çok sahte ve usulsüz işlem yapıldığını, yurtdışından geldikten ve bazı durumlardan şüphelendikten sonra şirkete ilişkin bir takım incelemeler yaptığını ve bu incelemeler neticesinde şirket çalışanı olan ... tarafından bir kısım müşterilerden çekler alındığını, bu çeklerin sahte cirolar ile kullanıldığını, İcra Müdürlüğü’nden yine ... adına gelen evrakların bu kişi tarafından alınmak sureti ile sahte kaşe ve imza ile beyanların sunulduğunu tespit ettiğini, çalışanı ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu;İşbu suç duyurusu tarihinden bir süre sonra müvekkili şirket yetkilisi tarafından yapılan inceleme neticesinde şirket kayıtlarında bir ödeme kaydına rastlandığını, sonrasında yapılan incelemede şirket hesabından iki ayrı ödemenin yurt dışında müvekkili şirket ile hiçbir ilgisi bulunmayan bir şirkete sahte talimat ile gönderilmiş olduğunun tespit edildiğini ve bunun üzerine işbu davanın ikame edildiğini, hiçbir şekilde müvekkili şirketin kabulü veya benimsemesi söz konusu olmaksızın, davalı banka personelinin kusurlu işlemi ile müvekkili şirkete ait bedelin sahte talimat ile yurt dışına gönderilmiş olduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirket çalışanı ...’in söz konusu talimatlardan 22.08.2016 tarihli talimata ilişkin işlemi, müvekkili şirket yetkilisinin yurtdışında olması durumundan yararlanmak sureti ile şirket muhasebecisine iletmesi ve defterlere işletmesi söz konusu olup, Yerel Mahkeme kararında söz konusu talimattaki işlemin ticari defterlere işlenmiş olduğu şeklindeki beyanın bu durumdan ibaret olduğunu;Talimattaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının ve talimat ile para gönderilen şirketin de yine müvekkili şirket ile hiçbir ilgisi bulunmayan bir şirket olduğu sabit olup, müvekkili şirket çalışanının sahte evrakla yapmış olduğu işlemlerden 22.08.2016 tarihli işlemi şirket muhasebecisini kandırmak sureti ile deftere işletmiş olması hususunun davalı bankanın yasal sorumluluğu ve talimat evrakındaki imzayı inceleme sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, Yerel mahkeme kararı hatalı bir yorumdan ibaret olup, kabulünün asla ve asla söz konusu dahi olamayacağını;Bankacılık Yönetmeliği ve Bankacılık Kanunu itibari ile talimat evrakına ilişkin olarak davalı bankanın imza incelemesi yapma zorunluluğu bulunduğu gibi, müvekkili şirket yetkilisine mutlak suretle ulaşmak ve onayını almak zorunda olduğunun açık olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi hiçbir şekilde aranmaksızın yapılmış olan bu işlemlerde, ... ile birlikte hareket eden davalı banka personelleri bulunduğu açıkça ortada olup, davalı bankanın sorumluluğundan kurtulmasının asla mümkün olamayacağını, talimat evraklarına ilişkin olarak imza ve müterafik kusur incelemesi yapılması taleplerinin de Yerel mahkeme tarafından yerine getirilmediğini;Bankacılık Yönetmeliği ve Bankacılık Kanunu itibarı ile talimat evrakına ilişkin olarak şirket yetkilisi olan ... mutlak suretle onayının alınması ve davalı banka personeli tarafından imza incelemesi yapılması gerektiğini, her iki talimat evrakındaki imzalar arasındaki bariz farklılık dikkate alındığında, davalı bankanın yasal yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu hususunun sabit olduğunu, tüm bu yüklü miktarda talimatla para gönderilmesi işlemlerine ilişkin olarak müvekkili şirket yetkilisinin tek bir defa dahi aranmadığını, bu işlemlere ilişkin olarak onayının alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporu itibariyle gelen talimat evraklarındaki imzaların farklı olduğu hususunun çıplak gözle dahi fark edilmiş olması karşısında davalı banka personelinin imzaya ilişkin değerlendirme yapmaksızın işlemi gerçekleştirmiş olmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini;Davalı banka personellerinin tüm yasa dışı işlemleri yapan ... ile birlikte hareket ettiğinin ve bu hali ile davalı bankanın sorumluluğundan kurtulmasının asla mümkün olamayacağının açık olduğunu, buna ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2006/11-753 K: 2006/752 T: 29.11.2006 tarihli kararının örnek olarak verilebileceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı itibari ile imzaların ilk bakışta ayırt edilemeyecek derecede aynı olması ve işlem sonrasında parayı çeken kişinin yeniden işlem yapmasına müsaade edilmesi halinde dahi tarafların müterafik kusurlu olduğunun kabulü ile buna ilişkin inceleme yapılmak ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edildiğini, huzurdaki davada müvekkili şirketin çalışanı hakkında tespit edilmiş olan eylemlerine ilişkin olarak suç duyurusunda bulunduğunun, müvekkilinin yurt dışında olduğunun ve davalı bankanın imzalar arasında çıplak gözle farklılık bulunmasına rağmen bu işlemleri yaptığının ve hiçbir şekilde müvekkili şirket yetkilisinden telefonla onay almadığının açık olduğunu;Davalının açık bir şekilde görev sorumluluğunu yerine getirmemiş olması itibariyle kusurlu olduğu hususunun sabit olduğunu, Yargıtay içtihatları açıkça ortada olup, bu kadar açık olan bir durum karşısında, keyfi yorumlarla davalı bankanın yasal sorumluluğundan kurtarılması asla kabul edilemeyeceği gibi yasal dayanaktan yoksun Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, davalı bankanın imza incelemesi yapma zorunluluğu ve müvekkili şirket yetkilisinden onay alma zorunluluğu bulunmakta olup, bu hususların gözardı edilerek hazırlanmış olan raporun ve rapora istinaden verilmiş olan Yerel mahkeme kararının asla kabul edilemeyeceğini, davalı bankanın kıymetli evraklar ve bu şekilde talimat evraklarına ilişkin olarak imza incelemesi yapma zorunluluğunun bulunduğunu, talimat evraklarının her ikisi arasında dahi ciddi bir imza farklılığı olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiş olup, davalı banka personelinin söz konusu aykırılığı dikkate almaksızın işlem yapmasının davalı bankanın yasal sorumluluklarına aykırı olduğunu;Buna ilişkin olarak Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 04.04.2005 tarih ve 2004/8079 Esas - 2005/3559 Karar sayılı kararının örnek olarak verilebileceğini, imza incelemesi yapılmaksızın ve müvekkili şirket yetkilisinden onay alınmaksızın yapılan işleme ilişkin olarak davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığının asla iddia edilemeyeceğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı bankanın, davacının hesabından sahte imzalı talimatlar ile havale işlemi gerçekleştirdiği ve bu nedenle zarara sebep olduğu iddiası ile havale edilen bedellerin tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı banka nezdinde bulunan hesabından üçüncü kişilere 11.07.2016 tarihinde 25.875 USD ve 22.08.2016 tarihinde 24.150 USD'nin havale edildiğini, bu işlemlerin çalışanı ... tarafından davalı bankaya sunulan sahte imzalı talimatlar ile yapıldığını, davalı bankanın imzaları incelemek ve şirket yetkilisinden onay almak gibi yasal yükümlülüklerine aykırı davranarak zarara sebep olduğunu beyan ederek usulsüz şekilde yapılan tüm para transferlerinin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının çalışanı ... tarafından davacının banka hesabına 11.07.2016 ve 22.08.2016 tarihlerinde önce para yatırma işlemi, ardından ıslak imzalı ve fatura ekli talimatlar ile havale işlemi yapıldığını, banka çalışanlarının talimatta yer alan imzanın gerçekliğini araştırma yükümlülüklerinin bulunmadığını, haksız fiilin koşullarının oluşmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mevduat sahiplerine istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi) Buna göre mevduat, ödünç ile (TBK madde 386) usulsüz tevdi (TBK madde 570) sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. TBK'nın 386. maddesi uyarınca, ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Dosya kapsamından; taraflar arasında imzalanan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca davacının, davalı bankanın Kozyatağı Atatürk Caddesi Şubesi nezdinde ... müşteri numaralı hesabının bulunduğu, davacı tarafından çalışanı olan ... şirket adına iş ve işlemler yapmak üzere 31/03/2014 tarihli vekaletnamenin verildiği ve 09.06.2016 tarihinde davalı bankaya adı geçen çalışanın 31.12.2016 tarihine kadar mevcut hesaptan işlem yapmaya yetkili olduğunun bildirildiği, davacıya ait hesap 09.05.2016 tarihinde sıfır bakiyede iken ... tarafından bu tarihte hesaba yatırılan 13.050 TL ile hesabın artıya geçtiği, davacının talebinin dayanağını dava dışı çalışanı ... tarafından bankaya sunulan ıslak imzalı ve fatura ekli talimatlar ile gerçekleştirilen 11.07.2016 tarihli ve 25.875 USD tutarlı havale ile 22.08.2016 tarihli ve 24.150 USD tutarlı havalenin oluşturduğu, davacı tarafça davalı bankanın havalelerdeki imzaların sıhhatinin incelemediği ve bu nedenle zarara sebebiyet verdiğinin iddia edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar dosyaya taraflar arasında imzalanmış bankacılık hizmetleri sözleşmesi sunulmamış ise de, davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle davalıdan söz konusu havale bedellerinin tahsilini talep edebilmesi için usulsüz bir şekilde üçüncü kişilere havale edildiğini ve zarara uğradığını ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından dava dışı ... hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ise de, şikayetin kapsamında dava konusu iki adet havale ve bu havale işlemlerine dayanak olarak sunulan faturalar yer almamakta, şikayet çekle yapılan işlemleri kapsamaktadır. Savcılık tarafından yürütülen soruşturma neticesinde ... hakkında atılı dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olup Mahkemenin davacının, dava konusu havaleler ile ilgili suç duyurusunda bulunmadığına ilişkin gerekçesi haklı ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi haksızdır. Dava dışı ... tarafından havalelerin yapıldığı tarihlerde davacının hesabına, havale tutarlarından daha yüksek miktarda para yatırma işlemi yapılmış, havale işlemleri hesapta mevcut olan bedelden yapılmamış, davacı tarafından şirket yetkilisinin yurtdışında olması sebebiyle havale işlemlerinden haberdar olunmadığı iddia edilmişken, ... tarafından hesaba yatırılan paralar konusunda aynı iddia ileri sürülmemiştir. Bilirkişi raporu ile, 22.08.2016 tarihinde yapılan 24.150 USD tutarlı havalenin davacının ticari defterlerinde kayıt altına alındığı, işlemin dayanağı faturanın sunulduğu ve davacının kendi ticari defterlerine göre havale yapılan kişi ile arasında ticari ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu minvalde söz konusu havale işleminin sahte imzalı talimat ile gerçekleştirildiği kabul edilse dahi, davacı bu havale işlemi nedeniyle zarara uğradığını ispat edememiştir. 11.07.2016 tarihli ve 25.875 USD tutarlı havale davacının ticari defterlerinde kayıtlı değilse de, Mahkemece de kabul edildiği üzere, çıplak gözle bakıldığında ... tarafından davalı bankaya sunulan ıslak imzalı talimatta davacı yetkilisi adına atılı imzanın, davalı banka nezdinde bulunan imza sirkülerindeki imza ile aynı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı bankanın bu durumda imzanın sahteliği konusunda inceleme yapma yükümlülüğü bulunmadığı gibi söz konusu işlem tarihinden sonra aynı hesapta defalarca işlem ve davacı şirket yetkilisine ödemeler yapılmış olması karşısında, davacının yapılan havale işlemine icazet verdiğinin kabul edilmesi gerektiğinden Mahkemece, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39