İstanbul BAM 13. HD 2021/1968 E. 2024/443 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1968
2024/443
7 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1968 Esas
KARAR NO: 2024/443 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2017/660 Esas - 2021/250 Karar
TARİHİ: 18/03/2021
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 07/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; dava dışı ... San. Ltd. Şti.'nin müvekkili şirket nezdinde “...” numaralı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, Türkiye’den Avusturya’ya gönderilmek üzere yüklemesi yapılan ve ... plakalı araç ile taşınan 10 Kap Alüminyum Profil emtiasının davalı... Ticaret Ve Nakliyat Limited Şirketi ve ... Anonim Şirketi'nin sorumluluğu altında taşındığını, emtiaların alıcıya varışını müteakip yapılan kontrollerinde hasarlı olduklarının görülmesi üzerine CMR (taşıma) senedi üzerine hasar şerhi düşüldüğünü, akabinde dava dışı sigortalı tarafından davalı taşıyıcıya Büyükçekmece ... Noterliği'nin ... nolu hasar ihtarnamesinin keşide edildiğini, emtialarda meydana gelen hasara istinaden gerekli tüm incelemeler yapılmış olup davalı borçluların sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında hasarlanan emtialarda 7.226,00-Euro zarar tespit edildiğini ve müvekkili şirket tarafından teminat kapsamında bulunan hasar bedeli olarak dava dışı sigortalıya poliçe kapsamında 7.226,00-Euro hasar ödemesi yapıldığını, eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR)nin “Taşımacının Sorumluluğu” başlıklı dördüncü bölümünde yer alan “Sorumluluk-Sorumluluğun Kalkması” ile ilgili taşıyıcının sorumluluğuna dair 17. ve devamındaki hükümler dikkate alındığında; taşıma işini yapan davalı-borçlunun emtiada meydana gelen hasar nedeniyle sorumlu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesinde; “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” denildiğini, gerçekleşen zarardan dolayı dava dışı sigortalıya hasar bedeli ödemesi yapıldığını ve sigortalıya yapılan ödeme ile sorumlulara karşı rücu haklarının kayıtsız ve şartsız olarak müvekkili davacı şirkete devredildiğini, yapılan hasar ödemesi ile müvekkili şirketin TTK m 1472 hükümleri kapsamında işbu davada dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsiline ilişkin sigortalının haklarına halef olduğunu, dava dışı sigortalı firmaya ödenen hasar bedelinin sorumlulardan rücuen tahsil edilmesi amacıyla davalı borçlular aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, 27.12.2016 tarihinde tebliğ edilen itiraz dilekçelerine göre davalı borçluların borca ve ferilerine itiraz ettiklerini, borca ve ferilerine itiraz ederek takibin durmasına neden olan davalı-borçluların itirazlarının iptalinin gerektiğini beyanla davalı-borçluların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyasına yaptıkları haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalı-borçluların takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen yıllık % 5 (CMR madde 27 gereği) temerrüt döviz faizi ile müştereken ve müteselsilen ödemelerine, davalıların % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemelerine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Turizm Ticaret Ve Nakliyat Limited Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu talebin müvekkili tarafından davacının sigortalısına ait emtianın Türkiye'den Avusturya'ya nakliyesi sırasında meydana geldiği iddia edilen hasara ilişkin olduğunu, CMR md 17 hükmü gereğince taşıyıcının yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar kısmen veya tamamen kaybından doğacak zararlardan sorumlu olduğunu, maddenin devamında taşımacının sorumluluğunu kaldıran ve sınırlandıran durumların düzenlendiğini, hasara uğrayan emtianın ambalajlanmaması ya da hatalı yetersiz ambalajlanmış olması, yükün gönderici alıcı veya onlar adına hareket eden kişiler tarafından yüklenmesi, istiflenmesi, boşaltılması, mala ilişkin özellikler sebebiyle oluştuğunun ispatlanması halinde taşımacının sorumluluktan beri kılınacağını, CMR'nin 23 maddesinde taşımacının sınırlı sorumluluğunun düzenlendiğini, buna göre taşımacı tarafından ödenecek tazminatın hasara uğrayan malın eksik brüt ağırlığının 8.33 SDR hesap birimini geçemeyeceğinin hüküm altına alındığını, likit olmayan bir alacak iddiasının konu edildiği ilamsız takiplere müstenit ödeme emrini ifa etmesi yasal olarak mümkün olmayıp mevcut durumun icra takibine itiraz dilekçesinde belirtildiğini, müvekkili tarafından alacak talebinin kabulünün mümkün olmadığını, nitekim dava dilekçesinde belirtilen delil listesinde mahkemece gerek görülmesi halinde hasara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin müvekkili şirketten celbini karar verilmesini talep ettiklerini, hasarlandığı iddia edilen yükün alüminyum profil emtiası olduğunu, toplam palet yükün değerinin 14.783,67 Euro olduğunu, hasarlı olduğu iddia edilen yük 4 adet palet olup tazminat talep olunan ve hasarlı olduğu iddia edilen paletlerin her birinin değerinin ve hasar durumunun davacı tarafından ispatının gerektiğini, taşımaya konu yükün dava dışı .. Sigort.a A.Ş. tarafından CMR sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, bu davada müvekkiline kusur atfı halinde poliçe teminatları çerçevesinde zararın tazmin edilmesi gerekeceğinden davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesini talep ettiklerini, dava konusu olayda zararın iddiasının sebebinin belli olmadığını, zararın yükleme boşaltma ya da ambalaj kifayetsizliğinden meydana gelmiş olması halinde taşımacının sorumlu tutulamayacağını, velev ki taşımacının da dahil olduğu bir işlem var ise müterafik kusurun tespitinin gerekeceğini beyanla öncelikle CMR Konvansiyonu madde 32 gereğince davanın zamanaşımı yönünden talep edilebilirliği kalmadığından reddine, davacının aktif dava ehliyeti olmadığında davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 18/03/2021 tarih ve 2017/660 Esas - 2021/250 Karar sayılı kararı ile; "Taraflar arasındaki ihtilaf; temelde davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ait emtianın taşınması sırasında hasarlanması nedeniyle oluşan zarardan davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, hasar bildiriminin yapılıp yapılmadığı, davalının hasarın oluşmasında kusurunun bulunup bulunmadığı, hasarın ambalajlamada kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacının sigortalısının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda ihtilaf olduğu anlaşıldı. Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Cmr konvansiyonu madde 30: alıcı taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden 7 gün içinde durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde alındığına kanıt oluşturur. Açıkça gözükmeyen ziyan ve hasarlarda bildirme yazılı olarak yapılacaktır. Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141), toplanan/sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, takip dosyası, bilirkişi raporu, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı sigortalının müşterisi olan Avusturalya'daki şirkete göndereceği 5179 kg ağırlığındaki emtiayı taşıma işini davalıların üstlendiği ve taşıma işinin gerçekleştiği, taşıma işine istinaden davacı sigorta tarafından Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesinin düzenlendiği, dava dışı sigortalı tarafından davacı şirkete yurt dışına gönderilen alüminyum malzemenin hasarlı olduğu belirtilerek bildirimde bulunması üzerine davacı sigortanın herhangi bir eksper çalışması yapmadan ve bildirilen hasar bedelinden sovdaj tenzili de yapılmadan sigortalısına 7226 Euro hasar bedelinin ödendiği ve sigortalısı ile yapılan ibraname kapsamında yapılan ödeme tutarında alacağın sigorta şirketine temlik edildiği, davacı sigorta tarafından davalılara ödenen hasarın tazmini için ihtarda bulunulduğu, ödeme yapılmaması üzerine davacı tarafından hasar bedelinin tazmini için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapıldığı ve davalıların takibe itirazı üzerine takibin durduğu ve huzurdaki itirazın iptali davasına konu edildiği, somut olaya uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre cmr konvansiyon hükümleri uyarınca davacı sigorta tarafından yükün gönderildiği yerde bağımsız eksper tarafından yapılan bir eksper çalışması olmadan sadece gönderen konumundaki sigortalının tek taraflı talebine ve cmr nin teslim alan kısmında herhangi bir çekince olmadığı halde taşıyıcının bilgisi olup olmadığı belli olmayan ve taşıyıcının imzasını içermeyen meşruata göre belirlenen hasar nedeniyle ödeme yapılması karşısında hasarın taşıyıcının dava konusu emtiayı teslim aldığı an ile cmr alıcısına teslim ettiği an arasında meydana geldiğinin cmr 30. Maddesi anlamında ispatlanamadığı, davalıların iş bu hasardan dolayı sorumlu olmadıkları sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece de belirtildiği üzere dava konusu emtiaların, davalıların sorumluluğu altında taşındığını, davalılarca taşıma senedine itiraz edilmediğini, emtiaların alıcıya varışını müteakip yapılan kontrollerinde hasarlı olduklarının görülmesi üzerine CMR (taşıma) senedi üzerine hasar şerhi düşüldüğünü, akabinde dava dışı sigortalı tarafından taşıyıcıya noterden hasar ihtarnamesi keşide edildiğini, hasarlı teslim şerhini içerir CMR senedine ve hasar ihtarnamesine rağmen madde 30 gereği ayrı bir hasar ihbarından bahsedilmesinin taşıma hukuku kurallarına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, CMR madde 8 ve 9' a göre taşıma belgesinin, taşıma akdi koşullarına ve yüklerin taşımacı tarafından kabulüne karine teşkil ettiğini, taşıma senedinde taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu, sayılarının marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğunun varsayıldığını, emtiaların alıcıya varışını müteakip yapılan kontrollerinde hasarlı olduklarının görülmesi üzerine CMR (taşıma) senedi üzerine hasarlı teslime ilişkin şerh düşüldüğünü, ayrıca dava dışı sigortalı tarafından malların alııcya hasarlı olarak teslim edildiğine ilişkin taşıyıcılara Büyükçekmece ... Noterliği'nin .. nolu ha. olduklarını ispat ettiğini, taşıma senedinin varlığına davalı tarafça da itiraz edilmediğini, Yargıtay 11. H.D 2015/1316 E.-2015/6439 K.6.5.2015 T. kararında bu hususun belirtildiğini; Açıklanan nedenlerle taşıma senedi üzerindeki hasarlı teslime ilişkin ihtirazi kayda/şerhe rağmen ayrı bir hasar ihbarının aranması veya ne zaman yazıldığı/taşıyıcının bilgisinin olup olmadığı şeklindeki yaklaşım taşıma hukuku kurallarına açıkça aykırılık teşkil ettiğinden, hatalı ve eksik değerlendirmelerle tesis edilen Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, ekspertiz raporunun bulunmamasının emtiaların hasarlı teslim edildiği ve mevcut bir zararın olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, kaldı ki zararın ispatı yönünden ekspertiz raporunun tanzim ettirilmesi gibi bir yasal zorunluluk bulunmadığını, ayrıca malın satıcısı olan sigortalının, fatura bedeli ve değeri bilinen bir emtia ile ilgili olarak pek tabii zarar hesaplamasını yapabileceğini, dava konusu emtia üzerinden ticari işlerini yürüten dava dışı sigortalının ekspertiz raporundan ziyade kendisinin emtiayı tanıması/bilmesi ve doğan zararı hesaplayabilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir husus olmadığını; Emtiaların davalıların sorumluluğu altında taşındığının ve hasarlı teslim edildiklerinin taşıma senedi ile sabit olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda Yerel mahkemece gerçek zarar bedelinin dikkate alınması gerektiğinden ve bu doğrultuda dosya bilirkişiye tevdi edildiğinden bahisle inceleme yapacak bilirkişinin sadece ekspertiz raporu ile bağlı olmayacağını, piyasa ve emsal değer araştırması yapacağını, ancak Yerel mahkemeden aldırılan raporda böyle bir inceleme yapılmadığını, haliyle salt ekspertiz raporunun bulunmaması gerekçesiyle zarar hesaplamasının yapılmadığının ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, fatura bedeli ve değeri bilinen bir emtia ile ilgili olarak malın satıcısı olan dava dışı sigortalının elbette ki zarar hesaplamasını yapabileceğini, zarar hesaplamasının en iyi dava dışı sigortalı tarafından yapılabileceğinin ve zararın kapsamının yine sigortalı tarafından bilineceğinin açık olduğunu, dava konusu emtia üzerinden ticari işlerini yürüten dava dışı sigortalının ekspertiz raporundan ziyade kendisinin emtiayı tanıması/bilmesi ve doğan zararı hesaplayabilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir husus olmadığını, inceleme ve araştırma yapılmadan tanzim edilen bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi edilmesi ve piyasa/emsal değer araştırması ile zarar bedelinin tespit edilmesi talebinin Yerel mahkemece dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini, taşıma senedi üzerinde açıkça malların alıcıya hasarlı teslim edildiğine ilişkin yazılı şerh bulunduğunu, taşıyıcıların CMR Konvansiyonu madde 8 ve 9 gereği taşıma senedi üzerinde yüke ilişkin yazılı hiçbir ihtirazi kayıtlarının olmadığını, bu halde ispat yükünün yer değiştirdiğini, artık malların hasarsız teslim edildiği iddia ediliyor ise bu hususun ispat yükünün taşıyıcı üzerinde olduğunu, davalı taşıyıcının malların hasarsız teslim edildiğini yazılı belge ile ispat edemediğini, Türkiye’den Avusturya’ya gönderilmek üzere yüklemesi yapılan ve ... plakalı araç ile taşınan 10 kap alüminyum profil emtiasının davalı taşıyıcıların sorumluluğu altında taşındığını, taşıma işinin davalılarca yerine getirildiği hususunun da Mahkemece kabul edildiğini, davalıların da taşıma senedine itiraz etmediğini; Emtiaların alıcıya varışını müteakip yapılan kontrollerinde hasarlı olduklarının görülmesi üzerine CMR (taşıma) senedi üzerine hasar şerhi düşüldüğünü, akabinde dava dışı sigortalı tarafından davalı taşıyıcıya Büyükçekmece ... Noterliği'nin ... nolu hasar ihtarnamesinin keşide edildiğini, taşıma hukuku kuralları ve tarafların tacir olduğu hususları göz önüne alındığında taşımaya ilişkin işlemlerin ve aksinin belge ile ispat edilmesi gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/16568 E. - 2015/11591 K. ve 05.11.2015 tarihli kararında taşıma hukukuna ilişkin işbu davadaki uyuşmazlıkta olduğu gibi davalı taşıyıcıların iddialarını yazılı belge ile ortaya koyması gerektiğinin açıkça ortaya konduğunu, bu nedenle taşıma senedi üzerine ne zaman şerh konuldu, taşıyıcı bundan haberdar mıydı şeklinde soyut ve taşıma hukuku kurallarına açıkça aykırı tespitlere dayalı olarak hüküm tesis edilmesine itiraz ettiklerini, ispat yükünün yer değiştirdiğini, davalı taşıyıcıların hem taşıma senedi üzerindeki hasarlı teslim şerhinin aksini hem de sigortalı tarafından gönderilen hasar ihtarnamesine konu söz konusu hasarın aksini yani malları hasarsız ve eksiksiz teslim ettiklerini yazılı belge ile ispat edemediğini; Sigortalı emtialarda meydana gelen hasara istinaden dava dışı sigortalıya hasar ödemesi yapıldığını, ve karşılığında ibraname (temlikname) alındığını, bu halde müvekkili şirketin hem halefiyet (TTK m 1472 hükümleri) kapsamında hem de alacağın temliki (bk m 183 vd hükümleri) kapsamında işbu davada dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsiline ilişkin sigortalının haklarına halef olduğunun ispat edildiğini, Dairemizce de bilineceği üzere sigortacının, TTK madde 1409 ve 1421 hükmü uyarınca geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra kural olarak oluşan rizikolardan sorumlu olduğunu, sigortacı sigortalının kusuru olsa bile, ki işbu davada böyle bir kusur izafesi olmadığını, sigorta güvencesi sağladığı rizikoya bağlı olarak meydana gelen zarar/hasar için TTK 1427 vd hükümleri uyarınca tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, dava dosyasında mübrez sigortalıya yapılan hasar ödemesi dekontu ve sigortalıdan alınan ibraname (temlikname) ile sorumlulara karşı rücu haklarının kayıtsız ve şartsız olarak müvekkili davacı şirkete devredildiğinden bahisle sigortalıya ödenen hasar bedeli bakımından talepte bulunma, icra takibi açma ve dava hakkının da halefiyet ilkesi gereği müvekkili şirkete geçtiğini, talep hakkına yönelik halefiyet şartlarının sağlandığını; Sigorta poliçesinin geçerli olduğu bir dönemde meydana gelen hasar ile dava dışı sigortalıya hasar ödemesi yapıldığından ödeme dekontu ile TTK hükümleri gereği halefiyet şartlarının, ibraname ile de TBK hükümleri gereği alacağın temliki şartlarının oluştuğunu, bahsi geçen ibranamede sorumlululara karşı rücu haklarının kayıtsız ve şartsız olarak müvekkili davacı şirkete devredildiğini, Yerel Mahkemece eksik ve hatalı değerlendirmelerle davanın reddine karar verildiğini beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, uluslararası kara yolu ile taşınan emtianın, taşıma sırasında kısmen hasara uğradığı iddiası ile sigortalıya ödenen tazminatın taşıyıcıdan rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, dava dışı sigortalısı tarafından Avusturya'ya ihraç edilen emtianın davalılar tarafından taşındığı sırada kısmen hasara uğradığını, hasara uğrayan ürün bedelinin dava dışı sigortalıya ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu, davalıların taşıyıcı olarak meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını, bu nedenle haklarında icra takibi başlatıldığını, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu beyanla itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf emtianın alıcısına teslim edildiğini, davacının iddia ettiği zararın sebebinin belirsiz olduğunu, talep edilen zarar kalemlerinin somutlaştırılması ve zararın varlığı ile miktarının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava karayolu ile uluslararası eşya taşımacılığından kaynaklandığından uyuşmazlığın çözümünde CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. CMR Konvansiyonu madde 17 ile; taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşıyıcının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşıyıcının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşıyıcının sorumluluğunun söz konusu olmayacağı kabul edilmiştir. Konvansiyonu'nun 30/1. maddesi hükmüne göre, alıcı, taşımacı ile birlikte durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden itibaren yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatil hariç) durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına kanıt oluşturur. Açıkça gözükmeyen ziyan veya hasarlarda bildirim yazılı olarak yapılır. CMR'nins anılan maddesi, esas itibariyle gönderilenin taşıyıcıya karşı haklarını kullanabilmesi için teslim anında yapılması gereken düzenlemeleri içermekte, usülüne uygun bir bildirimde bulunmaksızın malları teslim alması durumunda, malların sevk mektubuna uygun olarak teslim edildiğine dair bir karine öngörmektedir. Bu husus, tamamen ispat külfeti bakımından önem taşımakta olup, dava hakkının düşmesiyle bir ilgisi yoktur. Somut dosyada; davacı tarafından 05.06.2015 tarihli Nakliyat ... Sigorta Poliçesi ile dava konusu taşımanın sigorta altına alındığı, davacı tarafından Avusturya'daki alıcısı ...'ye teslim edilmek üzere gönderilen alüminyum profil niteliğindeki emtianın taşınması işinin davalı ... Ticaret Ve Nakliyat Limited Şirketi tarafından üstlendiğini, adı geçen davalının akdi taşıyıcı, diğer davalı ...A.Ş.'nin ise fiili taşıyıcı olduğu, emtianın alıcısına 11.06.2015 tarihinde teslim edildiği, dava dışı sigortalı tarafından davacıya 24.06.2015 tarihli ihtarnamenin gönderildiği ve hasar bildiriminde bulunulduğu, davacı tarafından dava dışı sigortalısının beyanı üzerine 24.08.2015 tarihinde 7.226 Euro ödeme yapıldığı, CMR senedinde 4 palet emtia yönünden bulunan hasar kaydının altında teslim alan alıcı ve taşıyıcının imzasının bulunmadığı, teslim alan kısmında ise herhangi bir hasar kaydının bulunmadığı, dava dışı sigortalı tarafından taşıyıcıya hasara ilişkin ihtarnamenin yukarıda açıklanan 7 günlük süreden sonra gönderildiği, bu nedenle alıcı tarafından emtianın hasarsız olarak teslim alındığının kabul edileceği, dosya kapsamında yurtdışında kaim dava dışı alıcı tarafından dava dışı sigortalıya gönderilmiş herhangi bir hasar ihbarının, emtianın teslim yerinde veya davacı nezdinde yapılmış ekspertiz incelemesine dayalı bir raporun ve emtianın kısmen hasarlı olarak teslim alındığını ispata yarar başkaca bir delilin sunulmadığı, bu minvalde Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39