SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/1794 E. 2024/425 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1794

Karar No

2024/425

Karar Tarihi

7 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1794

KARAR NO: 2024/425

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/06/2021

DOSYA NUMARASI : 2019/104 Esas - 2021/515 Karar

DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 07/03/2024

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirket arasında 28/08/2012 tarihinde acentelik sözleşmesinin imzalandığını iş bu sözleşmenin 29/08/2012 tarihinde ticaret sicil gazetesinde de ilan edildiğini, davacının iş bu acentelik sözleşmesinin gereğini yerine getirmekte iken 19/10/2018 tarihinde davalı tarafından sigorta işlemlerinin yapıldığı ekran sistemine erişiminin eylemli olarak kapatıldığını, bunun üzerine davacı tarafça yapılan araştırmalarda davalının Üsküdar ... Noterliği vasıtasıyla davacı tarafa gönderdiği fesih ihbarnamesi ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğinin anlaşıldığını, ancak iş bu fesih ihbarnamesinin davacının eski adresine tebliğe çıkartıldığını, dolayısıyla bu feshin haksız ve usulsüz olduğunu belirtilerek şimdilik 500 TL ihbar tazminatı, 6.908 TL net komisyon kaybı tazminatı ve 5.000 TL denkleştirme tazminatı olmak üzere şimdilik toplamda 12.408 TL tazminatın davalı taraftan fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini, sözleşmenin akdedilmesi için davalının hesabına teminat olarak yatırılan teminat senedinin de fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizle birlikte iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesinin 26. maddesinde taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklar için İstanbul veya Beyoğlu Mahkemeleri ile İcra Dairelerinin yetkili olduğunun belirtildiğini, her iki tarafın da tacir olması sebebiyle öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açılmasına binaen yetkisizlik kararı verilmesini, davalı şirketin 3 ay önceden bildirimde bulunmak koşuluyla fesih hakkını kullandığını, davacının üretiminin yetersiz olduğunu, fesih için taraflarının kusurunun bulunmasının gerekmediği gibi sebep gösterilmesine de gerek olmadığını, davacının taleplerinin ve iddialarının haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/06/2021 tarih ve 2019/104 Esas - 2021/515 Karar sayılı kararı ile; " Dava dosyasında İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 15/01/2019 günlü ve 2018/1276 Esas, 2019/35 Karar sayılı karar ile yetkisizlik kararı verilmiş ve iş bu kararın kesinleşmesi üzerine dava dosyası Mahkememize tevzi edilerek esasın yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapılmıştır.Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle ihbar tazminatı, denkleştirme tazminatı ve komisyon kaybından kaynaklı zararların tahsili ve verilen teminatın iadesi istemine ilişkindir.Taraf vekillerince acentelik sözleşmesinin sureti ile davalı vekilince Üsküdar .... Noterliği'nin 23/05/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesinin sureti dosyaya ibraz edilmiştir.Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler incelenmiş, uyuşmazlığa ilişkin olarak taraf şirketlerin ilişki dönemine ait ticari defterlerini de kapsar bilirkişi incelemesine yaptırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce görevlendirilen mali müşavir ile sigorta ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiler tarafından sunulan 03/03/2020 tarihli raporda; davacı ... Ltd. Şti'nin 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiği, incelenen ticari defterlerin tasdik mükellefiyetlerinin TTK 64., HMK 222. ile VUK 182. ve 221. maddelerine uygun olarak tam ve eksiksiz yerine getirilmiş olduğu, davalı ...'nin 2012, 2013, 2014, 2015, 201E 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiği, incelenen ticari defterlerin tasdik mükellefiyetlerinin TTK 64., HMK 222. ile VUK 182. ve 221. maddelerine uygun olarak tam ve eksiksiz yerine getirilmiş olduğu, incelemeye sunulan toplam 19 aylık Sigorta Komisyon Gider Belgelerinin incelenmesi neticesinde acentenin 50.762,14 TL tutarında üretim yaptığı, iptal komisyonı tutarının 6.125,52 TL olduğu, böylece net komisyon tutarının 44.636.62 TL olduğu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 28/08/2012 ile 19/10/2018 tarihleri arasında yürürlükte kaldığı, 19/10/2013- 19/10/2018 dönemi ortalama net komisyon tutarı hesaplanmak istenmişse de gerekli veri dosyaya sunulmadığından eldeki sınırlı veri ile beş yıllık geriye dönük yıllık ortalama net komisyon tutarının 8.927,32 TL olarak hesaplandığı, davalı ... şirketinin davacı acentesini, gerekçe göstermeden, 3 ay önceden yapılan ihbar ile fesih ettiği, feshin haksız bir fesih olarak kabul edildiği, fesih sonrası davacının davalıda kalan portföyü sayesinde, davalının elde etmeye devam ettiği menfaatin tespiti için, tarafların acentelik sözleşmesi süresince üretilen poliçelerin acentelik feshinden sonra yenilemelerinin ne şekilde yapıldığı konusunda resmi kayıtlarını sunmaları gerektiği, bu hususların tamamlanmasından sonra ayrıca komisyon kaybı olup olmadığının tespit edilebileceği, TTK madde 122/2 gereğince denkleştirme/ portföy tazminat tutarının dosyadaki mevcut belgelere göre 8.927,32 TL olarak hesaplandığı ve eksikliklerin giderilmesinden sonra talebin hakkaniyete uygun olup olmayacağı hususunda nihai karra varılabileceği, davacı acentenin çoklu acentelik yapıp yapmadığı konusunda beyanda bulunması ve mahkemece gerekli görülmesi halinde TOBB Sigortacılık Müdürlüğünden bu konuda bilgi talep edilebileceği bildirilmiştir.Davacı şirketin çoklu olarak acentelik yapıp yapmadığının sorulması noktasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine müzekkere yazılmış, rapora yönelik beyan ve itirazlar ile dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler kapsamında ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, aynı bilirkişiler tarafından tanzim olunan 12/04/2021 tarihli raporda; davalı ... tarafından fesih ihbarnamesinin acentelik sözleşmesi madde 22 gereğince sözleşmede yer alan acente adresine gönderilmesi gerekirken farklı bir adrese gönderildiği (gönderilen adresin ticaret sicil adresi olduğu sigorta şirketi tarafından beyan edilmişse de ticaret sicil adresinin acentelik sözleşmesinde kanuni adres olarak yer almadığı,) davacı acenteye davalı ... şirketince keşide edilen 23.05.2018 tarih ... yevmiye sayılı fesih ihbarnamesinin tebliğ edildiğine ilişkin bir belge mevcut olmadığı, davacı acentenin acente ekranlarının 19.10.2018 tarihinde kapandığı ve davacı acentenin usulsüz fesih bildirimi nedeni ile taleple bağlı kalınarak 19.10.2018- 31.12.2018 tarihleri arasında yenilemesi gelen poliçelerden doğacak komisyon alacağının 10.936,00TL olarak belirlendiği ve davalı ... şirketinin 31.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu bulunduğu, davalı ... nezdinde davacı acentenin 5.000,00TL nakdi acentelik teminatının mevcut olduğu, acentenin kendi kusuruna dayanmayan fesih işlemlerinden doğan masraflardan sorumlu olmayacağı, sigorta şirketi kayıtlarında iptal poliçelerden doğan davacı acentenin 1.139,08TL iptal poliçe prim komisyon iadesi bulunduğu ve bu meblağın acentelik teminatından tenzili neticesinde bakiye 3.860,92TL teminatın 19.10.2018 acente ekran kapama tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacı acenteye iadesi gerekeceği, davacı acentenin davalı ... şirketinden talep edebileceği denkleştirme tazminatının 37.147,58 TL olarak belirlendiği, davalının bu tutardan 19.10.2018 acente sistemini kapattığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olduğu, (kök raporda belirlenen rakam dosya içinde mevcut bir kısım belgelere dayalı olarak belirlendiğinden ve yerinde incelemede acente üretim raporlarına davalı şirket kayıtlarında ulaşılmış olmakla rakamın revize edildiği) dava tarihi itibarı ile toplam işlemiş faiz tutarının 3.153,40 TL hesaplandığı, davacı acentenin çoklu acentelik yaptığı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 07.12.2020 tarihli yazısı ile bildirilmişse de, müşteri portföyünün davalı ... AŞ.’de kalması nedeni ile hakkaniyet indiriminin uygulanamayacağı, denkleştirme tazminatı ve komisyon alacakları fesih ihbarının uygun yapılmadığı gözetilerek ekran kapama tarihinden ileriye dönük hesaplandığından davacının ayrıca ihbar tazminatı talep hakkı bulunmadığı tespitlerinde bulunulmuştur.Davalı vekili rapora karşı itirazlarını içerir dilekçe sunmuş, davacı vekili 29/04/2021 tarihli dilekçesi ile 5.000-TL denkleştirme tazminat alacağını 32.147,58-TL arttırarak 37.147,58-TL, 6.908-TL doğacak komisyon alacağını (komisyon kaybı tazminatı) 4.028-TL arttırarak 10.936,00-TL, 5.000-TL teminat iadesi alacağını 1.139,08-TL azaltarak 3.860,92-TL (teminat iadesi talebimize ilişkin harç ikmali 1/12/2019'da yapılmıştır.) olarak ıslah etmiş, eksik harcı ikmal etmiştir. 03/03/2020 ve bir kısım eksik bilgi ve belgenin ikmali akabinde tanzim olunan 12/04/2021 tarihli bilirkişi raporlarının incelenmesinden dosya kapsamına ve bilirkişilerin uzmanlık alanlarına uygun tespitler içerdiği, uyuşmazlığın aydınlatılması noktasında yeterli olduğu sonucuna ulaşılmış, hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen 28/08/2012 tarihli sözleşme ile acentelik ilişkisi kurulduğu, davalı ... şirketinin Üsküdar ... Noterliği'nin 23/05/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiği, davaya konu uyuşmazlığın sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve bu bağlamda davacının ihbar tazminatı, denkleştirme tazminatı ve komisyon kaybından kaynaklı zararların tahsili ile verilen teminatın iadesi istem şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Denkleştirme istemini düzenleyen 6102 sayılı TTK'nun 122. maddesinde; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır." düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı yanca sözleşmenin 24. maddesinde taraflardan herhangi birinin üç ay önceden diğer tarafa noter aracılığıyla bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi her zaman feshedebileceği kararlaştırıldığından davalının ticaret sicilde son ilan edilen adresine fesih ihtarnamesi gönderildiği ve ihbar süresi geçtikten sonra sat ekranlarına erişiminin engellendiği, bu halde davacının tazminat istem koşullarının oluşmadığı savunulmuşsa da davalı ... tarafından fesih ihbarnamesinin acentelik sözleşmesinin 22. maddesi gereğince sözleşmede yer alan acente adresine gönderilmesi gerekirken farklı bir adrese gönderildiği, önel tanınmadan sözleşme hükümlerine aykırı olarak sözleşmenin feshedildiği, davalının bu yöndeki savunmalarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı ... şirketinin feshinin davacı acentenin kusuruna dayanmaması, acentenin getirdiği müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmiş olması ve acentenin sözleşme devam etseydi elde edebileceği ücret isteme hakkını kaybetmiş olması nedeniyle davacının denkleştirme tazminatı ile bildirimsiz olarak ekranının kapatılması sonucu poliçe yenilemelerini yapamaz hale gelmiş olması nedeniyle komisyon kaybından kaynaklı zararlarını ve yine iptal edilen poliçelerden kaynaklı prim komisyon iadelerinin tenzili sonucu yatırdığı acentelik teminatının iadesini talep etmekte haklı olduğu, buna göre dosyada yaptırılan bilirkişi incelemelerinde davacı acentenin ekranlarının kapatıldığı 19/10/2018 tarihinden 31/12/2018 tarihine kadar yenilenmesi gereken poliçelerden kaynaklı komisyon alacağının 10.936,00 TL olduğunun, iptal poliçelerden doğan 1.139,08 TL prim komisyon iadesi tenzili sonucu 5.000,00 TL nakdi acentelik teminatından bakiye 3.860,92 TL teminatın davalı ... tarafından iadesinin gerektiğinin ve denkleştirme tazminatının 37.147,58 olduğunun tespit edilmiş olması karşısında bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah edilen tazminat talepleri bakımından davacının davasında haklı olduğu, müşteri portföyünün davalı ... şirketinde kalması nedeniyle hakkaniyet indirimine yer olmadığı ve yine denkleştirme tazminatı ve komisyon alacakları ekran kapama tarihinden ileriye dönük hesaplandığından davacının ihbar tazminatı istem koşullarının oluşmadığı, davalının dava tarihinden önce TBK'nun 117. maddesine uygun olarak temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından davalının temerrüdünün dava dilekçesine konu komisyon kaybından kaynaklı tazminat dışındaki istemler bakımından dava tarihi itibariyle, komisyon kaybından kaynaklı istemler dava tarihinden sonraki bir tarih olan 31/12/2018 tarihi itibariyle hesap edildiğinden bu yöndeki istem bakımından 31/12/2018 tarihi itibariyle ve ıslahla arttırılan talepler bakımından ise ıslah harcının ikmal tarihi itibariyle oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmış, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır. " gerekçeleri ile; "Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Denkleştirme tazminatı talebine ilişkin olarak 37.147,58 TL'nın, 5.000,00 TL'na dava tarihinden, 32.147,58 TL'na ise 30/04/2021 ıslaha yönelik harç ikmal tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi suretiyle davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Komisyon kaybından kaynaklı tazminat istemine ilişkin olarak 10.936,00 TL'nın, 6.908,00 TL'na 31/12/2018 tarihinden, 4.028,00 TL'na ise 30/04/2021 ıslaha yönelik harç ikmal tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi suretiyle davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Nakdi teminatın iadesi talebine ilişkin olarak 3.860,92 TL'nın 01/11/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Fazlaya dair nakdi teminatın iadesi ve ihbar tazminatı taleplerinin REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Yerel mahkemenin kısmen hatalı kararına karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması zorunluluğu doğduğunu, Davacı acentenin, acentelik sözleşmesi kapsamında denkleştirme tazminatı ve sair alacak taleplerinin tümünden feragat ettiğini, Acentelik sözleşmesi incelendiğinde m.25 hükmü ile acentelik sözleşmesinin her ne sebeple olursa olsun feshi halinde davacı acentenin, müvekkil şirketten her ne nam altında olursa olsun hiçbir hak ve tazminat talep etmeyeceğinin kararlaştırıldığı hususunun kolaylıkla görülebileceğini, denkleştirme istemi/ portföy tazminatı, komisyon alacağı, ihbar tazminatı, teminat iadesi taleplerinin tümünden feragat eden davacı acentenin, özgür iradesi ile kabul ettiği ve imzaladığı acentelik sözleşmesinin sona ermesi sonrasında bu taleplerde bulunmasının sözleşmeye ve Türk Medeni Kanunu m.2'ye aykırı olduğunu, talepte bulunma hakkından feragat eden davacının, davaya konu taleplerinin öncelikle bu sebeple reddi gerektiğini, Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 06.10.2016 tarihli ve 2016/3761 E. 2016/13016 K. sayılı kararına konu oldukça benzer bir olayda da; "... sözleşme ile taraflara karşılıklı olarak sözleşmenin süresinden önce sebep göstermeksizin fesih yetkisi tanındığı, bu düzenlemenin bir tarafın diğer tarafa zorla kabul ettirdiği bir koşul olmayıp aynı yetki yani sebep göstermeden fesih yetkisinin aynı şartlar altında davacı tarafa da tanındığı, sözleşmenin sona ermesi ve feshinden dolayı müşteri kaybı, şerefiye, portföy tazminatı, kar kaybı veya benzeri gerekçelerle tarafların birbirinden tazminat talep hakkından feragat ettiklerine dair son derece açık olan sözleşmenin 11.6 maddesi hükmünü davacının kabul etmesi karşısında, sözleşmede kendisine tanınan bir hakkı kullanan davalıdan davacının tazminat talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA..." değerlendirmesinin yapıldığını, Davacı acentenin, basiretli bir tacir olarak ve sözleşme özgürlüğü kapsamında hür iradesiyle müvekkil şirketten herhangi bir hak veya tazminat talep etmeyeceğini sözleşme ile kabul ve beyan etmiş olduğunu, hal böyle iken huzurdaki davanın sözleşmenin açık hükmü gereğince reddi gerekmekte olmasına karşın; yerel mahkemece bu savunmalarına yönelik olarak herhangi bir incelemede bulunulmadığını ve kararda bu savunmalarına neden itibar edilmediğine dair hiçbir gerekçeye yer verilmediğini, yerel mahkeme kararının öncelikle bu sebeplerle kaldırılması ve davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, Denkleştirme tazminatı talebinde bulunma koşullarının meydana gelmediğini ve davacının iddialarını ispatlayamadığını, yerel mahkemece varsayımlara dayalı olarak eksik inceleme sonucunda karar verilmiş olduğunu, Bir an için davacı acentenin alacak taleplerinden feragat ettiği hususu göz ardı edilse dahi, TTK m.122 uyarınca acentenin denkleştirme isteminde bulunabilmesi için; sözleşmenin feshinden sonra (i) müvekkil şirketin, davacının bulduğu yeni müşteriler sayesinde önemli menfaat elde etmeye devam ediyor olması, (ii) davacı tarafından kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa süre içerisinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etse idi elde edeceği ücret isteme hakkının kaybedilmiş olması, (iii) denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması gerektiğini, özetle denkleştirme talebinin unsurlarının yeni müşteri kazandırma, önemli menfaat ve yoğun emek, ücret kaybı ve hakkaniyete uygunluk ana başlıkları altında toplanmakta olduğunu, Hal böyle olmakla birlikte; huzurdaki davada gerek mahkemece gerekse hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yukarıda yer verilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmediğini, tamamen varsayımlar üzerinden sonuca gidildiğini, Önemli Menfaat ve Yoğun Emek: Davacı acentenin portföyünde yer alan sigortalılar ve bu sigortalılar sayesinde elde edilen gelirlerin, müvekkil şirketin tanınırlığı ve marka değerine bağlı olarak her ilde ve bölgede kazanılması olağan görülen bir boyutta ve hatta asgari düzeyde olduğunu, davacının bu sigortalıların portföyüne eklenmesinde yoğun bir emek de harcamadığını, buna dair hiçbir delil sunmadığını, buna karşın, müvekkil şirketin davacı sayesinde "önemli menfaat" elde ettiği şeklinde hatalı bir sonuca varıldığını, ancak bu açıdan teknik ve kapsamlı hiçbir inceleme yapılmadığını, hakkaniyet kriterinde de izah edileceği üzere, farklı sigorta şirketleriyle eş zamanlı olarak çalışan davacının portföyünü müvekkil şirket dışındaki diğer sigorta şirketlerine yönlendirmiş olması da gözetildiğinde; müvekkil şirketin davacı sayesinde önemli menfaat elde etmeye devam ettiğinin de hiçbir şekilde söylenemeyeceğini, Yeni Müşteri: Davacı acentenin müvekkil şirkete "yeni müşteri" kazandırmış olması koşulu bakımından da inceleme yapılması gerekliliğine karşın bu hususun irdelenmediğini, bu şartın yerine geldiği hususunun davacı tarafından da ispatlanmamış olduğunu, doktrinde de kabul edildiği üzere; müvekkilin eskiden kazanmış olduğu müşteriler, acentenin müvekkilin çalışanıyken kazandırmış olduğu müşteriler ve acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin çabasıyla oluşturduğu müşterilerin yeni müşteri kapsamına girmeyeceğini, bu nedenle müvekkil şirketin önemli menfaat elde etmeye devam ettiği iddia edilen sigortalıların, müvekkil şirketin davacı ile çalışmaya başlamadan önce kazanılıp kazanılmadığı hususunun araştırılması ve davacının bu sigorta ettirenlerin ve sigortalıların tamamının ilk defa kendisi tarafından müvekkil şirkete kazandırılmış olduğunu ispatlaması gerekmekte olduğunu, bu hususun araştırılmamış ve davacı tarafından ispatlanmamışken, acentenin müvekkil şirkete yeni müşteri kazandırdığından bahsedilemeyeceğinden koşulları oluşmayan denkleştirme isteminin reddi gerektiğini, Ücret Kaybı: Davacı acente yönünden, somut hiçbir kritere dayanılmaksızın, tüm poliçelerin eksiksiz bir şekilde yenileneceği gibi hayatın olağan akışına aykırı bir varsayım üzerinden ücret kaybına uğradığı yönünde yapılan değerlendirmenin bu sebeple açıkça hatalı olduğunu, Hakkaniyet: Denkleştirme isteminin kabulü için gerekli şartlardan birinin de, istemin hakkaniyete uygun olması olduğunu, " hakkaniyet " kriterinin her somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini, doktrinde bu kriterle ilgili olarak; "Hakkaniyete uygunluk denetimi hükümde de ifade edildiği üzere somut olayın tüm özellikleri ve şartları değerlendirilerek yapılır. Diğer bir ifadeyle acentelik sözleşmesiyle ilgili olan tüm koşulların dikkate alınması gerekir. Bu durumda sözleşme ilişkisinin türü ve süresi, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, acentenin şimdiye kadarki gayret ve başarıları (imaj yaratma, müvekkili ve ürünü tanıtma vb.) müvekkilin işletmesi için somutlaşan gayretleri ve başarıları (müşteri kazanmak için yaptığı fedakarlıklar, kurduğu organizasyon yapısı, kendi elemanlarını, alt bayi ve adamlarını, teknik bakım servislerini ve adamlarını yetiştirmek için verdiği eğitim hizmetleri, müşteri memnuniyetini sağlamak için yaptığı hizmetler, ilgili pazar hakkında verilen bilgilerin kalitesi, ilgili mal veya hizmetin kalitesini arttırma çabaları ve reklam faaliyetleri), tarafların sözleşme ilişkisinden doğan avantajları ve dezavantajları, acentenin müvekkile ekonomik bağımlılığı veya bağımsızlığı, tarafların acentelik ilişkisi süresince sözleşmeye aykırı davranışları, sözleşmenin sona erme şekli ve sona erme sebepleri hakkaniyete uygunluk bakımından dikkate alınabilecek hususlara örnek gösterilebilir. (Karasu, a.g.m., s.299; Demir Gökyayla, a.g.e., s.279; İ. Kaya, a.g.e., s.375; Kaya, a.g.e., s.261-262.)" açıklamalarına yer verilmekte olduğunu, Hal böyle olmasına karşın ve davacı acentenin faaliyetleriyle ilgili somut bir değerlendirmeye yer verilmeksizin; müvekkil şirketin müşteri memnuniyetini sağlamak için somut bir gayret ortaya koymayan, tek bir kişinin yönetiminde faaliyette bulunduğu ve faaliyetlerin geliştirilmesi için herhangi bir eğitim hizmeti almayan, hizmetin kalitesini artırma çabası ve reklam faaliyetinde bulunduğunu ispatlamayan, müvekkil şirkete ekonomik açıdan bağımlı olmayan davacı acente açısından "hakkaniyete uygunluk" kriterinin sağlandığının kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemece bu kriterin sağlandığına ilişkin olarak da tatmin edici hiçbir gerekçeye yer verilemediğini nitekim bu kriterin değerlendirilmediğini, Diğer yandan, hakkaniyet kriterinin sağlanmadığının bir diğer göstergesi olarak, davacı acentenin müvekkil şirkete ekonomik olarak bağımlı olmadığını ancak bu hususun da yerel mahkemece değerlendirilmediğini, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin dosyada mübrez 07.11.2020 tarihli müzekkere cevabında davacı acentenin çoklu acentelik yaptığı hususunun da açıkça ifade edilmiş olduğunu, yine davacı tarafından dosyaya sunulan 11.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde, davacının müvekkil şirketle akdettiği acentelik sözleşmesinin yürürlük süresince ... A.Ş. ve ... A.Ş. ile de acentelik sözleşmesi akdettiği hususunun ikrar edilmiş olduğunu, bu hususun işbu dilekçelerine EK-1 ve EK-2 olarak sunulan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi görüntüleriyle de sabit olduğunu, davacının ekonomik olarak müvekkil şirketten bağımsız olması, fesih sebebiyle ekonomik mahva uğramadığı ve portföyünü müvekkil şirketten kaydırdığı gerekçeleriyle denkleştirme tazminatı talep koşullarının meydana gelmediği yönündeki hiçbir savunmalarının yerel mahkemece incelenerek değerlendirilmediğini, bu savunmalara itibar edilmemesinin sebeplerinin gerekçeli kararda hiçbir şekilde gösterilmemiş olduğunu, Komisyon Kaybı Tazminatı Talebi: Denkleştirme tazminatının yanı sıra yerel mahkemece davacı lehine hükmedilen komisyon kaybı tazminatının da, teknik ve kapsamlı bir inceleme yapılmaksızın hatalı bir şekilde kabul edilen diğer bir alacak kalemi olduğunu, zira gerekçeli kararda bu hususta yalnızca "19/10/2018 tarihinden 31/12/2018 tarihine kadar yenilenmesi gereken poliçelerden kaynaklı komisyon alacağının 10.936,00 TL olduğunun" değerlendirmesine yer verildiğini, yerel mahkemece belirtilen tarih aralıklarında tüm poliçelerin eksiksiz şekilde yenileneceği gibi hayatın olağan akışına aykırı bir varsayım üzerinden sonuca gidildiğini, böyle bir varsayım üzerinden, iddiasını ispatlayamayan davacı lehine komisyon kaybı tazminatına hükmedilebilmesinin mümkün olmadığını, Nakit Teminatın İadesi Talebi: Müvekkil şirketin davacıdan aldığı 5.000 TL'lik nakdi teminatla ilgili olarak; bilirkişi raporunda ve yerel mahkemece, iptal edilen poliçeler sebebiyle müvekkil şirketin davacıdan 1.139,08 TL komisyon alacağı olduğu, bu tutarın düşülmesinden sonra kalan bakiye miktarın davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varıldığını, halbuki bu durumun müvekkil şirketin zararının giderilmesinin güvencesi olmak üzere aldığı teminatın mantığıyla da bağdaşmadığını, Teminata ilişkin işlemlerin Acente Teminat Prosedürü çerçevesinde yapılmakta olduğunu, Acente Teminat Prosedürü’nün 6.10. maddesi uyarınca acente ile ilişki sona erdirildiği takdirde, yaşayan poliçelerin gelecekte iptal edilmesi halinde muhtemel komisyon borcu oluşup oluşmayacağına dair de kontrollerin yapılmakta ve “komisyon riski” adı altında hesaplanan bu muhtemel risk in de, fesih tarihinden itibaren 1 yıl süresince acentenin borçları arasına eklenmekte olduğunu, bir yıllık süre dolduktan sonra da risk gerçekleşmediği miktarda komisyon priminin, acenteye iade edilmekte olduğunu, müvekkil şirket tarafından davacının teminat iadesine dair huzurdaki dava kapsamındaki talebi uyarınca yapılan kontrolde, komisyon riski ile birlikte toplam borcunun 3.799,04 TL olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunda ve yerel mahkemece bu husus göz ardı edilerek müvekkil şirketin alacağının eksik, dolayısıyla acenteye iade edilecek miktarında fazla hesaplanmış olduğunu, Denkleştirme tazminatının miktarının Türk Ticaret Kanununa ve dosya kapsamında mübrez bilirkişi raporuna açıkça aykırı ve hatalı bir şekilde hesaplanmış olduğunu, Hiçbir şekilde davacının denkleştirme tazminatı talebinin koşullarının oluştuğunu ve bu tazminata hak kazandığını kabul anlamına gelmemekle birlikte; istinaf dairesince aksi kanaatte olunması halinde, hükmedilen denkleştirme tazminatı tutarının hatalı belirlenmiş olması sebebiyle de yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, zira TTK m.122/2 uyarınca denkleştirme tazminatının, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağını, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasının 37.147,58 TL olarak belirtildiğini, yerel mahkemece kurulan kararda da davacı lehine bu tutara hükmedilmiş olduğunu, halbuki gerek bilirkişi raporunda gerekse de yerel mahkeme kararında, TTK m.122/2' nin hatalı yorumlanmış olduğunu, TTK m.122/2 hükmünün de denkleştirme tazminatı miktarının belirlenmesi açısından bir üst sınır olduğunu; koşulları oluşsa dahi hükmedilmesi gereken mutlak bir tutar olmadığını, ancak yerel mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini ve üst sınırdan tazminat tayin edildiğini, TTK'ya aykırı hesaplama yapıldığına ilişkin açıklamaları saklı kalmak kaydıyla ve esasen yukarıdaki hususla bağlantılı da olarak; denkleştirme tazminatı tutarının yerel mahkemece, dosyada mübrez bilirkişi raporlarına ve müzekkere cevaplarına da aykırı bir şekilde belirlenmiş olduğunu, nitekim; - 03.03.2020 tarihli kök bilirkişi raporunda davacının başka bir sigorta şirketinin acentesi olarak faaliyet göstermesi halinde denkleştirme tazminatı tutarı belirlenirken önemli bir hakkaniyet indirimi uygulanması gerektiği, davacı acentenin diğer sigorta şirketleri nezdinde acenteliklerinin mevcut olup olmadığının tespiti için Türkiye Odalar Borsalar Birliği Sigortacılık Müdürlüğünden bilgi talep edilmesinin gerekli olduğu hususunun belirtilmiş olduğunu, - Bu değerlendirme doğrultusunda yerel mahkemece Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine müzekkere yazıldığını, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin 07.11.2020 tarihli müzekkere cevabında davacı acentenin çoklu acentelik yaptığı hususunun açık bir şekilde belirtilmiş olduğunu, bu hususun bizzat davacının 11.03.2020 tarihli beyan dilekçesi ve ekte sunulan TTSG kayıtlarıyla da sabit olduğunu, - Müzekkere cevabıyla ve diğer delillerle, bilirkişi raporunda hakkaniyet indirimi uygulanmasını gerektirir sebep ispatlanmasına karşın, yerel mahkemece hüküm kurulurken bu hususun hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve göz ardı edildiğini, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne müzekkere yazarak davacı acentenin farklı sigorta şirketleri nezdinde acenteliği olup olmadığı bilgisini edinmek isteyen yerel mahkemenin, bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirmeye iştirak ettiğini, zira aksi takdirde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine müzekkere yazılmadan da aynı sonuca varılabilecek olduğunu, ancak yerel mahkemece ilgili müzekkere yazılmasına ve müzekkere cevabıyla hakkaniyet indirimi uygulanması gerektiği sabit hale gelmesine karşın, bu hususun adeta "unutularak" denkleştirme tazminatı tutarından bir indirim yapılmamış olduğunu, bu durumun da hatalı kararın kaldırılmasını gerektiren çok sayıda sebepten bir diğerini teşkil etmekte olduğunu, Netice itibariyle, yerel mahkemece eksik incelemeye dayalı ve hukuka açıkça aykırı bir karar tesis edilmiş olduğunu, yerel mahkemenin yukarıda yer verilen ve alacak taleplerinin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için ortaya koyulması zorunlu olan kriterlerin hiçbirinin teknik ve kapsamlı bir şekilde incelenmediğini, savunmalarına ne sebeple itibar edilmediğine dair hiçbir gerekçe gösterilmediğini, dosya kapsamına ve somut olayın koşullarına uymayan bir karar tesis verilmiş olduğunu, yerel mahkemenin oldukça kapsamlı bir inceleme gerektiren talepleri ve fesih sürecini yalnızca, fesih ihbarnamesinin acentenin farklı bir adresine gönderilmiş olması çerçevesinde değerlendirmiş olduğunu, halbuki dosya kapsamında mübrez dilekçelerinde detaylıca izah edildiği zere fesih ihbarnamesinin usulüne uygun bir şekilde, acentelik sözleşmesinin imza tarihinden sonraki bir tarihte, davacının Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettiği en son adresine tebliğ edilmiş olduğunu, zira davacının limited şirket şeklinde kurulmuş bir sermaye şirketi olduğu göz önüne alındığında, adres değişikliğinin ticaret sicil müdürlüğüne ivedilikle bildirilmesi gerektiği, aksi takdirde bu durumun ilgili adrese yapılacak tebligatların geçerli olmasının yanında, şirketin infisahı gibi ağır sonuçlar doğuracağı hususlarının da açık olduğunu, adres değişikliği bildirilmediği takdirde, ticaret sicil gazetesinde en son ilan olunan adresin, davacının tebligat adresi olarak kabul edileceğini, bu yönleriyle fesih sürecinde herhangi bir usulsüzlük bulunmamakla, yerel mahkeme kararının açıkça hatalı olduğunu beyanla; Açıklanan ve resen gözetilecek sair sebeplerle; - İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/104 E. 2021/515 K. sayılı ve 30.06.2021 tarihli kararının işbu dilekçelerinde izah edilen sebeplerden ötürü kısmen hatalı ve hukuka aykırı olması sebebiyle kaldırılmasına, - Neticeten huzurdaki davaya konu talepleri ileri sürme hakkından feragat etmiş olan davacının davasının tüm talepler yönünden öncelikle bu nedenle esastan reddine, - Aksi kanaatte olunması halinde ve her halükarda; koşulları meydana gelmeyen ve hak kazanıldığı davacı tarafından ispatlanmayan alacakların tahsili talepli davanın tüm talepler yönünden reddine, - Vekalet ücreti ile yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DAVACI VEKİLİ KATILMA YOLU İLE İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek reddolunan dava değeri üzerinden 1.639,08-TL vekalet ücretinin davacı müvekkilden alınarak davalı ... şirketine ödenmesine karar verildiğini, Dava konusu nakdi teminat iadesi taleplerinin dava dilekçelerinde 5.000-TL olarak talep edildiğini, yargılama aşamasında iptal edilen poliçelerden kaynaklı davalı ... şirketinin tenzili neticesinde bakiye 3.860,92-TL teminatın iadesinin gerektiği ve teminat iadesine davalı ... şirketinin müvekkilin ekranını kapattığı 19/10/2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiği hususlarının dosyaya giren bilirkişi raporunda belirtilmiş olduğunu, bunun üzerine bilirkişi raporu doğrultusunda nakdi teminat iadesi taleplerini, 29/4/2021 tarihli ıslah dilekçeleri ile 5.000-TL'den 1.139,08-TL azaltarak 3.860,92-TL olarak ıslah ettiklerini, ancak mahkemenin bu değer azaltmayı davadan kısmi feragat olarak değerlendirerek karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmetmiş olduğunu, mahkemenin işbu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu, zira ortada bir kısmi feragat söz konusu olmayıp, bilirkişi raporu doğrultusunda nakdi teminat iadesi talebinin azaltılmasının söz konusu olduğunu, iptal edilen poliçelerden kaynaklı teminattan tenzilat yapılması gerektiği hususunun davalı ... şirketinin kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkmış olup müvekkil acentenin bir kusuru olmadığını, öte yandan bilirkişi raporunda nakdi teminat iadesine, davalı ... şirketinin müvekkilin fiilen ekranını kapattığı 19/10/2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiği isabetli olarak belirtilmiş ise de mahkemece hatalı olarak dava tarihi itibarıyla temerrüde düşürüldüğünden bahisle dava tarihi itibarıyla faiz uygulanmış olduğunu, halbuki müvekkilin sigorta poliçesi kestiği ekranı, davalı ... şirketinin müvekkile usulune uygun tebligat yapmadan 19/10/2018 tarihinde kapattığını, buna rağmen davalı ... adına bankaya yatırılan nakdi teminatı iade etmediğini, dolayısıyla temerrüt tarihinin, dosyaya giren bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava tarihi değil ekran kapama tarihi olan 19/10/2018 olduğunu, Yine komisyon kaybı alacaklarına ilişkin dosyaya giren bilirkişi raporunda davalı ... şirketinin 31/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle sorumlu olacağının belirtilmiş olduğunu, ancak mahkemece ıslah ile artırılan miktar yönünden ıslah tarihi itibarıyla faiz yürütülmesine karar verilmiş olduğunu, halbuki komisyon kaybına ilişkin tazminatın belirsiz alacak olup, davalı ... şirketinin kayıtlarında bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucunda ortaya konmuş olduğunu, Denkleştirme tazminatı alacağının da aynı şekilde davalı ... kayıtlarında yapılan hesaplama sonucunda belirlenmiş olduğunu, dosyaya giren bilirkişi raporunda davalı ... şirketinin denkleştirme tazminatından 19/10/2018 acente sistemini kapattığı tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte sorumlu olduğunun belirtildiğini, ancak mahkemece ıslah ile arttırılan miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olduğunu, halbuki davalı ... şirketinin müvekkilin ekranını kapattığı tarih itibarıyla temerrüde düştüğünü, Yerel Mahkeme kararının temerrüt tarihi ve nakdi teminatın iadesine ilişkin ıslah ile azalttıkları miktar yönünden karşı taraf lehine vekalet ücretine karar verilmesi bakımından hukuka aykırı olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen nazara alınacak sair sebeplerle; Yerel Mahkemece verilen kararın nakdi teminatın iadesine ilişkin ıslah dilekçeleri ile bilirkişi raporu doğrultusunda azalttıkları miktar yönünden kısmi feragat kabul edilerek karşı taraf lehine vekalet ücreti ödenmesi kararının ortadan kaldırılmasını, nakdi teminatın iadesine ilişkin temerrüd faizine dosyaya giren bilirkişi raporu doğrultusunda 19/10/2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, komisyon kaybı alacağına ilişkin alacakları yönünden dosyaya giren bilirkişi raporu doğrultusunda 31/12/2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, denkleştirme tazminatı alacakları yönünden dosyaya giren bilirkişi raporu doğrultusunda 19/10/2018 müvekkil acentenin ekran kapama tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesi sebebiyle ihbar tazminatı, komisyon kaybı tazminatı ve denkleştirme tazminatının hüküm altına alınmasına ve sözleşmenin akdedilmesi sırasında davalıya verilen teminatın iadesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, davacının komisyon kaybı tazminatı, denkleştirme tazminatı ve teminat taleplerinin hüküm altına alınmasına, ihbar tazminatı ve fazlaya dair nakdi teminatın iadesi taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında 28/02/2012 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiğini, davacının acentelik sözleşmesinin gereğini yerine getirmekte iken 19/10/2018 tarihinde davalı tarafından sigorta işlemlerinin yapıldığı sisteme girişin engellendiği, yaptıkları araştırmada davalının sözleşmeyi Üsküdar ... Noterliği'nin 23/05/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile feshettiğini, ancak sözleşmede belirtilen adrese tebligat çıkarılmaması sebebiyle tebligatın kendilerine ulaşmadığını, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshi sebebiyle ihbar tazminatı, komisyon kaybı tazminatı, denkleştirme tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasına ve sözleşmenin akdedilmesi sırasında davalıya verilen teminatın iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin sözleşmenin 24. maddesinde düzenlenen "taraflardan her biri üç ay evvel noter aracılığı ile ihbarda bulunmak suretiyle sözleşmeyi her zaman feshedebilir" hükmü gereğince feshedildiğini, ihtarnamenin davacının ticaret sicil gazetesinde ilan edilen en son adresine tebliğe çıkarıldığını, davacının sözleşmenin feshi sebebiyle talep ettiği alacak kalemlerinin haksız olduğunu, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını, acentelik sözleşmesinin 25. maddesinde düzenlenen "acente, şirketten her ne nam altında olursa olsun hiçbir hak ve tazminat talep etmeyecektir" hükmü gereğince davacının talep etmiş olduğu hak ve tazminatlardan önceden feragat ettiğini, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında; dava konu acentelik sözleşmesi akdedildiğine ve fesih tarihinde kadar aralıksız devam ettiğine, sözleşmenin fesih ihtarının davacıya tebliğ edilmediğine, sözleşmenin davalı tarafından herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmenin 24. maddesinde düzenlenen "taraflardan her biri üç ay evvel noter aracılığı ile ihbarda bulunmak suretiyle sözleşmeyi her zaman feshedebilir" hükmü gereğince feshedildiğine ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki istinafa gelen temel uyuşmazlık; acentelik sözleşmesinin 25/II-b. maddesinde düzenlenen "İş bu sözleşme her ne sebeple olursa olsun fesh edilir, infisah eder veya acentenin görevine son verilirse; acente, şirketten her ne nam altında olursa olsun hiçbir hak ve tazminat talep etmeyecektir" hükmü gereğince davacının talep etmiş olduğu hak ve tazminatlardan önceden feragat edip etmediği, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan komisyon kaybı tazminatı ve denkleştirme tazminatının hatalı olup olmadığı, davacının çoklu acentelik yapmasına rağmen hakkaniyet indirimi uygulanmamasının yerinde olup olmadığı, teminat iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin 25/II-b. maddesi "İş bu sözleşme her ne sebeple olursa olsun fesh edilir, infisah eder veya acentenin görevine son verilirse; acente, şirketten her ne nam altında olursa olsun hiçbir hak ve tazminat talep etmeyecektir." hükmünü ihtiva etmektedir. Davalı vekili sözleşmenin bu hükmü uyarınca davacının dava konusu alacak taleplerinden feragat ettiğini ileri sürmektedir. Ancak TTK'nın "Müvekkilin borçları" başlıklı 120/1 maddesine göre; Müvekkil, acenteye; a) Mallarla ilgili belgeleri vermek, b) Acentelik sözleşmesinin yerine getirilmesi için gerekli olan hususları ve özellikle iş hacminin acentenin normalde bekleyebileceğinden önemli surette düşük olabileceğini bildirmek, c) Acentenin yaptığı işleri kabul edip etmediğini ya da yerine getirilmediğini uygun bir süre içinde bildirmek, d) Acentenin istemeye hak kazandığı ücreti ödemek, e) Ücret, avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci madde hükümlerine göre faiz ödemek, zorundadır. Aynı maddenin 2. Fıkrasına göre; bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde, geçersizdir. Yine TTK'nın 122/4 maddesine göre; denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Türk Ticaret Kanunun belirtilen bu hükümleri dikkate alındığında taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin 25/II-b. maddesinin geçersiz olduğu açık olup, davacının dava konusu alacak taleplerinden feragat ettiği söylenemeyecektir. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili tarafından denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmadığı ileri sürülmüştür. TTK'nın "Denkleştirme istemi" başlıklı 122. maddesinde; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." hükmü düzenlenmiştir. Yine 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16 maddesine göre de; Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer. Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır.(Yargıtay 11. HD'nin 24/02/2020 Tarih ve 2019/1475 E.- 2020/1949 K. Sayılı kararı). Mahkemece davalı defter ve kayıtlarının bilirkişi marifeti ile yerinde incelettirilmiş ve inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması olarak 37.147,58 TL üst sınır denkleştirme tazminatı talep edebileceği tespit edilmiş, Mahkemece de bu bedel üzerinden hüküm kurulmuştur. Ancak bilirkişi tarafından denkleştirme tazminatı talep edilebilmesine ilişkin madde metninde belirtilen diğer şartların gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmemiştir. Bilirkişi tarafından davacının oluşturduğunu iddia ettiği portföyün ne kadarının davacı tarafından oluşturulduğu, acentenin aracılık ettiği müşteriler dolayısıyla davalının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra yeniden poliçe imzalayıp imzalamadığı, prim elde etmeye devam edip etmediği yönünde davacı ve davalı defterlerinde inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davacı ve davalı defterlerinde yapılacak inceleme sonucunda davacının işe başladığı tarihte bir müşteri çevresi var ise bu çevre hariç faaliyete başladıktan sonra sözleşme ilişkisi sonlandırılıncaya kadar oluşturulan yeni müşterilerin sayısal ve diğer verilerle ortaya konulması, davacının davalıya ne kadar yeni müşteri kazandırdığının sayısal verileriyle belirlenmesi ve bundan sonra davacının kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden davalının elde ettiği/ elde etmesi muhtemel gelirlerin ne kadar olduğunun tespiti, davacının aracılık ettiği müşteriler dolayısıyla davalının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra yeniden poliçe imzalayıp imzalamadığı, prim elde etmeye devam edip etmediği, etmiş ise bu sözleşmelerin sayısı, süresi ve sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarına göre önemli menfaat sayılıp sayılmayacağı, hangi müşterilerin, davacının, acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra devam ettiği ve davalı ... şirketinin de bu müşterilerden menfaat temin edip etmediği konusunda bir tespit yapılarak tazminatın üst sınırının belirlenmesi ve somut olayın özelliklerine göre hakkaniyet ilkesi gereğince değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetersiz hesaplamayı içeren ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre üst sınırdan denkleştirme tazminatına hükmedilmesi yerinde olmamıştır. (Yargıtay 11. HD'nin 30/06/2020 Tarih ve 2019/2876 - 2020/3326 E-K sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2023 tarih, 2020/1605 esas ve 2023/1234 karar sayılı kararı, Dairemizin 29/12/2022 tarih, 2020/1660 Esas ve 2022/1988 Karar sayılı ilamı ). Yine bilirkişi tarafından davacının komisyon kaybı tazminatı alacağı davacının düzenlediği ve yenilenmesi gelen poliçeler dikkate alınarak varsayımsal olarak hesaplanmış, ancak söz konusu poliçelerin fiilen yenilenip yenilenmediğine ilişkin tespit yapılmamıştır. Teminat iadesi talebi yönünden de davalının poliçe iptal riski değerlendirilmeksizin iade edilecek teminatın belirlenmesi yerinde olmamıştır. Mahkemece de davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen itirazlarını karşılar şekilde inceleme yaptırılarak ek rapor alınmamış ve itirazlar gerekçeli kararda da değerlendirilmemiştir. Bu sebeplerle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.6100 Sayılı HMK'nın 347/2 maddesi uyarınca; İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesini kararı veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verebilir. Yine HMK'nın 348/1 maddesi uyarınca; İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir. Davacı vekili tarafından Mahkeme gerekçeli kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine davalı istinaf dilekçesinin davacı vekili adına tebliğe çıkarıldığı ve 22/08/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin istinaf dilekçesine cevap verme süresinin ve dolayısıyla katılma yoluyla istinaf başvuru süresinin 06/09/2021 tarihinde sonra erdiği, davacı vekili tarafından davalının istinaf dilekçesine cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesi başlıklı dilekçesini süresinden sonra 08/09/2021 tarihinde sunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 347/2 ve 352/1-c maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 347/2 ve 352/1-c maddeleri uyarınca usulden reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 347/2 ve 352/1-c maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2021 tarih ve 2019/104 Esas - 2021/515 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcından, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 7-İstinaf başvurusu için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 8-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 9-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde yatıran tarafa iadesine, 10-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/03/2024 tarihinde HMK'nın 352, 362/1-a/g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

usuldenkaldırılmasınaTazminattaraflarınKaynaklanan)özetikatılmaistinafdavacıreddinesebeplerinindereceistanbuldeğerlendirilmesiiadesinesavunmasınınmahkemesinindavalıvekiliverilmesinekararınındilekçesindekısmenSözleşmesindenkabulüdosyaiddianumarası(Acentelikonanmasına"hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim