SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2024/266 E. 2024/401 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/266

Karar No

2024/401

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/266 Esas

KARAR NO: 2024/401 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2023/615 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİH: 19/10/2023

DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)

KARAR TARİHİ: 29/02/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ... Anonim Şirketi'nin TTK.531. Maddesi kapsamında haklı nedenle fesih ve tasfiyesine, aksi halde davacının paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına, ihtiyati tedbiren denetim kayyumu atanmasına, şirket mal varlığının korunması için kanunun aradığı uygun görülecek tüm tedbirlerin resen alınmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 13/09/2023 tarih 2023/615 Esas sayılı ara kararı ile;''Davacı tarafın gerçekte %50 , kayden %43 hisseye sahip olduğunun bildirildiği, açılan davanın öncelikle haklı nedenle fesih mümkün olmaması durumunda paylarının en yakın tarihte ki güncel değerinin talebine ilişkin olduğu , bu hali ile karar kesinleşinceye kadar tedbiren şirketin malvarlığının muhafaza edilmesi ve işbu davada karar verilene kadar doğacak hukuki sonuçların etkilerini azaltma ve şirketin malvarlığının muhafazası için, şirkete ait taşınır ve taşınmazlara geçici hukuki koruma yolu ile muhafaza altına alınması ,şirket faaliyetlerine engel olmamak kaydıyla şirketin kararlarının denetim kayyumu onayına sunulması, şirket temsilcilerinin şirketin malvarlığını azaltan ve davalı şirketi borçlandırıcı işlemlerinin ve kararlarının denetim kayyumu onayıyla yürürlüğe girmesine, şirketin tarafları arasında uyuşmazlık olduğu , aralarındaki güvenin zedelendiği, şirket ortaklarından birinin davanın devamı süresince temsil ve ilzam yetkisini tek başına kullanmasının davacı açısından önemli zararlara sebebiyet verebileceği, tarafların hak ve menfaatleri arasında dengenin korunması için TTK 531 maddesi uyarınca feshi ve tasfiyesi ile mümkün olmaması durumunda davacının karar tarihine en yakın tarihteki güncel değerin ödenmesi talebi olması nedeniyle davalı şirketin malvarlığının korunmasının elzem olduğu ,atanacak Denetim Kayyumunun her iki tarafında menfaatine olacağı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( benzer şekilde İstanbul BAM 12 HD 2021/447 E 2021/445 ile İstanbul BAM 13 HD 2023/1019E-2023/963 K ) "gerekçesi ile, 1-Davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin KISMEN KABULÜ İLE; Davalı şirketin adına kayıtlı;-... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Ada, ... Parselde kayıtlı bulunan taşınmaza,-... plaka ve ... şase ve ... tescil numaralı araca,-... plaka ve ... şase ve ... tescil numaralı araca, -... plaka ve ... şase ve ... tescil numaralı araca, -... plaka ve ... şase ve ... tescil numaralı araca, -... plaka ve ... şase ve ... tescil numaralı araca, 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla takdiren 300.000,00-TL Teminat mukabilinde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, ... plaka ve ... şase ve ... tescil numaralı aracın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla bu araç yönünden tedbir talebinin reddine,2-Teminatın yatırılması ve HMK'nun 393/1 m. Uyarınca tedbirin uygulanmasının bu kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık süresi içerisinde talep edilmesi halinde HMK'nun 393/2 m. uyarınca tedbirin mahkememiz Yazı İşleri Müdürü tarafından infazına, aksi hâlde bu süre içerisinde tedbirin uygulanması talep edilmediği takdirde HMK'nun 393/1 m. son cümlesi uyarınca tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının ihtarına, ihtaratın işbu ara kararın tebliği ile yapılmasına,3-Davacı vekilinin davalı şirkete TMK 427 maddesi uyarınca Denetim Kayyum atama talebinin Kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 881938-0 sicil numarası ile kayıtlı davalı ... Anonim Şirketi'ne resen ...'ın (TC:..) denetim kayyumu olarak atanmasına, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulmuştur. DAVALI ... ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ 25.09.2023 TARİHLİ İTİRAZ DİLEKÇESİNDE: mahkeme tarafından alınan denetim kayyumu kararının şirketin aktif olarak yönetilmesini zora sokacağını, şirketin yönetiminde her türlü karar için denetim kayyumundan onay alınmasının beklenmesinin ticari hareketliliği yok edecek nitelikte olduğunu, müvekkili şirketi tarafından demir alım satımı yapıldığı için ani olarak kararlar alınıp verilmesinin sektörel bazlı uzmanlık gerektiren bir zorunluluk olduğunu, bir nevi borsa işlemleri gibi günlük iniş çıkışlar yaşandığını ve hızlı karar alınamadığı takdirde firmanın zarar etmesinin kaçınılmaz olacağını, mahkemece atanan kayyumun tüm bu ticari faaliyet işleyişine sahip bir uzmanmış gibi onay verecek olması ve şirketin kar elde etmeye devam etmesinin olanaksız olduğunu, verilen kayyum ataması kararının ise şirketin hareket kabiliyetini yok edeceğini ve şirketi zarara uğratacağını, ayrıca denetim kayyumu atanmasının şirketin sektördeki reklam ve itibarını ve bankalar nezdindeki kredibilitesini olumsuz etkileyeceğini, kaldı ki yıllardır şirket yöneten ...'ın şirketini zarara sokmadığını, aksine şirketin kar elde ettiği tüm beyanları ve eklerinde sabit olduğunu, kayyumdan onay alınmasının beklenmesi ve ticari hızlı karar alınması gerektiğinden aksi takdirde firmanın zarar etmesinin kaçınılmaz olduğundan mahkemece verilen denetim kayyumu atanması kararından rücu edilmesini talep ettiklerini, şirketin mal varlığına bakıldığında davacı tarafından yalnızca 300.000,00 TL teminat yatırılmasına karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, şirketin mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olmasına ve şirketin söz konusu ihtiyati tedbir kararı nezdindeki zarara uğramaması ihtimali bulunmasında rağmen mahkemece neredeyse şirkete ait tek bir aracın değerinin yüzde on beşi oranında teminat yatırılmasına karar verilmesinin şirketi ciddi oranda zarara uğratacağını, çünkü şirkete kayyum atandığı ve tedbir konulduğu kararının gerek bankalar nezdinde gerekse sektörel müşteriler ve fabrikalarca olumsuz olarak değerlendirilecek ve davaya konu firmanın işleyiş hacminin daralacağını, itibarının zedeleneceğini, marka değerinin düşeceğini, tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda 300.000,00 TL teminatın oluşabilecek zararları karşılamayacağının aşikar olduğunu, bununla birlikte davalı şirketin bütün mal varlığının tespit edilebilecek olup ...'ın davacıyı zarara uğratması halinde davacının zararının ... talep edilmesinin mümkün olacağını, dolayısıyla mahkeme tarafından tedbir niteliğinde verilen kararların yalnızca şirketi zarara uğratacağını, haksız hukuka aykırı ve kötü niyetli iş bu davanın esastan reddine, gerekçesiz ve koşulları oluşmayan denetim kayyumu kararından dönülmesine, dava konusu şirketin malvarlığı değerinin 38.344.355,00 TL olması sebebi ile 300.000,00 TL teminat bedelinin arttırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise şirketin haklı nedenle feshine karar verilmemesini, davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı ... vekili 13.10.2023 tarihli davalının tedbire ilişkin itirazlarına karşı beyan dilekçesinde; şirketin feshi davasında tedbir kararı ve denetim kayyumu verilmesindeki hukuki yarar ve temel amacın davanın temelini oluşturan şirketin mal varlığının korunması olduğunu, çünkü davacının ortak dava sonunda payını almak istediğinde şirketin mal varlığına başvuracağını, işte tam bu noktada tedbir ve şirketin mal varlığının artış ve azalmasını denetim amaçlı olduğunu, bu sebeple denetim kayyumu atandığını, ayrıca tedbir yönünden subuta eren haklı nedenlere istinaden müvekkili yönünden en azından şirketten çıkmaya karar verilebileceğinden çıkma payının korunması adına talep olmasa dahi mahkemenin resen denetim kayyumu dahil şirket malvarlığının korunmasına ilişkin tüm tedbirleri almasının yasal zorunluluğu olduğunu, ihtiyati tedbirin hukuka uygunluğun ötesinde hukuki zorunluluk olduğunu, dolayısıyla verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığını, davalının, ihtiyati tedbir kararı için verilen teminat bedelinin düşük olduğunu ve ihtiyati tedbir kararının da gerekçesiz olduğunu iddia etmiş ise de, işbu iddiaları da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, keza, Mahkemenin tedbire yönelik kurduğu ara kararında Yüksek Mahkeme içtihatları ve kanun ölçütlerine göre kabul gören ve uygulama da yaygın olan temel hukuki yarar doğrultusunda işbu kararı verdiğini ve ara kararında da gerekçesini açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu, mahkemece, açılan davada şirketin feshinin ve tasfiyesinin mümkün olmaması durumunda davacının karar tarihine en yakın tarihteki güncel değerin ödenmesi talebi olması nedeniyle davalı şirketin mal varlığının korunmasının elzem olduğu gerekçesi ile ihtiyati tedbir ve kayyum ataması kararı verildiğini, ... şirket mal varlığını azaltıcı eylemleri yaklaşık ispat ölçüsünden de fazlası olup, ihtiyati tedbir kararının teminatsız dahi verilmesi gerekmekte iken Mahkemece 300.000,00 TL teminata hükmedildiğini, davalarının kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davalı tarafın itirazının 18/10/2023 tarihli duruşmada değerlendirildiği ve duruşmada verilen kararın gerekçesinin 19/10/2023 tarihinde yazıldığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 19/10/2023 tarih 2023/615 Esas sayılı ara kararı ile;"....HMK'nun 392/1 maddesine göre de; İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.İhtiyati tedbire itirazın değerlendirilmesi için duruşma açıldığı, tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; itiraz eden tarafından ileri sürülen itirazların yerinde olmadığı, tedbir talep eden tarafından ileri sürülen hususlar ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında tedbir kararı verilmemesi halinde talep eden yönünden hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına mahkememizce kanaat getirilmiş, tedbire itiraz taleplerinin kısmen yerinde olduğu anlaşılmış, tedbire ilişkin verilen ara kararın devamına, yapılan itirazın kısmen kabulü ile mahkeme tarafından verilen teminat bedeline ilave olarak 200.000,00 TL daha arttırılmasına ve belirlenen teminatın yatırılması için davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, 1-Mahkememizce tedbire ilişkin verilen ara kararın devamına,2-Yapılan itirazın kısmen kabulü ile mahkeme tarafından verilen teminat bedeline ilave olarak 200.000,00 TL daha artırılmasına ve belirlenen ilave teminatın yatırılması için davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu,Mahkeme tarafından verilen denetim kayyımı atanması kararı, teorik olarak kayyımın müvekkili şirket üzerinde yalnızca denetim görevini yerine getireceği gibi bir algı yaratsa da ticari hayatın gerçekliği karşısında söz konusu karar müvekkili şirketin hareket kabiliyetini büyük ölçüde kısıtladığını, Müvekkili şirketin, demir alım satımı yapan bir şirket olduğunu, demir alım satım fiyatları borsa gibi anlık olarak değiştiğini, bu nedenle, müvekkili şirketin ticari hayatına devam edebilmesi için ani kararlar alması bir zorunluluk olduğunu ancak müvekkili şirketin almış olduğu her kararın denetim kayyımı tarafından onaylanmasının gerekmesi, müvekkili şirketin ani kararlar alıp uygulamasının çok büyük ölçüde önüne geçtiğini, bu durum da müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, haklı bir neden olmaksızın müvekkili şirkete kayyım atanması müvekkili şirketin ticari itibarını zedelemekte ve banka kredibilitesini azalttığını, kaldı ki, yıllardır şirketi yöneten ...'ın şirketi zarara sokmadığı aksine şirketin kar elde ettiği cevap dilekçesi ekinde sunulan 2013-2023 yıllarına ait gelir tabloları ile sabit olduğunu, Bununla birlikte, mahkemece müvekkili şirkete denetim kayyımı atanması kararı hukuki olarak da hatalı bir karar olduğunu, uygulamada şirkete kayyım atanabilmesi için yönetim kurulunun işlevini yitirmiş olması gerektiğini bu kapsamda yönetim kurulu ve denetim kayyımının birlikte çalıştığı ikili bir yönetim modeli kanunda bu kapsamda açıkça bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilmemekte ve yönetim kurulu faaliyetine devam edebiliyorken kayyım atanması yoluna gidilmediğini, Kayyım atanması geçici bir hukuki koruma tedbiri olup, organ boşluğundan kaynaklı fesih davası açılmadığı sürece yönetim kurulunun işlevini yerine getirmediğinden bahisle kayyım tayini talep edilemeyeceğini, aksi düşünce anonim şirketin temel yapısı ve şirket ana sözleşmesine aykırı olacağı gibi Türk Medeni Kanununun kayyım tayinine ilişkin hükümlerine de aykırılık teşkil edeceğini, münferit bir dava ile kayyım tayini talep edilebileceğine dair TTK’da yasal bir düzenleme de bulunmadığını, Yargıtay'ında aynı görüşte olduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin T. 6.4.2009 E. 2007/15194 K. 2009/4144 sayılı kararı)Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin T. 27.10.2021 E. 2021/1572 K. 2021/1225 sayılı kararında da aynı hususlar vurgulanmıştır;“…Somut olayda, davalı şirketi temsile yetkili organların bulunduğu ve hali hazırda organ boşluğunun söz konusu olmadığı, dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesinin 14.10.2021 Tarihli 2021/1278 Esas 2021/1155 Karar sayılı kararında da aynı husus vurgulanmıştır; “…Somut olayda, temsil kayyımı atanması istenen şirketin davada taraf olmadığı, dava DIŞI ŞİRKETİN ORGANLARDAN YOKSUN KALMADIĞI VE YÖNETİM BOŞLUĞU OLMADIĞI gibi davadaki talebin alacak istemine ilişkin olması hususu gözetildiğinde ilk derece mahkemesince dosyadaki bilgi ve belgelere göre yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin temsil kayyımı atanması talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 8.3.2018 Tarihli 2016/7714 Esas 2018/1804 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir; “…TMK’nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da …’nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. Bu durumda, karşı davanın reddine karar vermek gerekir iken, yönetim kurulunun üyeleri arasındaki çekişme nedeniyle toplanıp karar alamamasını organ yokluğu olarak kabul edip karşı davanın bu nedenle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin T. 21.12.2005 E. 2004/15216 K. 2005/12658 sayılı kararı; “…Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıların verdiği vekaletnamelerin “Sermaye Şirketlerinin Genel kurul Toplantıları ve Toplantılarda Bulunacak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkındaki Yönetmelik” 23 ve 21/7 nci maddeleri uyarınca, pay sahiplerinin sahip oldukları payların oranını içermediğinden geçersiz olduğu, toplantıya katılmaya yetkili olmayan davacıların TTK.nun 377 nci maddesinden kaynaklanan erteleme talebinde bulunamayacağı, ŞİRKETTE ORGAN BOŞLUĞU OLMADIĞINDAN KAYYIM TAYİNİ İSTEMİNİN HUKUKA UYGUN OLMADIĞI, genel kurul toplantısına izin verilmesi için gereken ve TTK.nun 366,377 nci maddesinde belirtilen koşullarının hiçbirisinin yerine getirilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”Tüm bu hususlarla birlikte kayyım tayini taleplerinin evrak üzerinden sonuçlandırılacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle deliller toplanmadan ve duruşma yapılmadan kayyım tayin kararı verilmesi, hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olduğunu,Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 10.07.2008 T. E.6768-K.10300 sayılı kararında da aynı husus vurgulandığını;“Özü: Kayyım tayini davalarında da usulüne uygun taraf teşkili deliller toplanarak sonucuna göre hüküm temyizi gerekir. Kayyım tayini davalarında evrak üzerinden sonuçlandırılacağına dair yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Mahkemece davacı taraf duruşmaya çağrılmadan, gösterdiği taktirde delilleri toplanmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 30.03.2015 T. E.1034/K.4541 sayılı kararı da aynı yönde olduğunu;“Özü: Kayyım tayini içinde mutlaka HMK’nın uygun duruşma açılıp taraf teşkili yapılarak deliller toplanıp karar verilmelidir. Şirketin yönetiminde her türlü karar için denetim kayyımından onay alınmasının beklenmesi ticari hareketliliği yok edecek nitelikte olduğundan, müvekkili şirket tarafından demir alım satımı yapıldığı için ani olarak kararlar alınıp verilmesi bir zorunluluk olduğundan, bir nevi borsa işlemleri gibi günlük iniş çıkışlar yaşandığından ve hızlı karar alınması gerektiğinden aksi takdirde firmanın zarar etmesi kaçınılmaz olduğundan sayın mahkemece verilen denetim kayyımı atanması kararının kaldırılması gerektiğini, Şirkete ait bütün aktif ve pasiflerin kayıtlı olduğunu, ...'ın kayıt dışı bir şekilde davacının aleyhine hareket etmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından bir zarara uğranması halinde söz konusu zarar her zaman talep edilebileceğini, denetim kayyımı atanması davacının haklarını korumadığını yalnızca müvekkili şirketi zor durumda bıraktığını, Mahkeme tarafından görevlendirilen denetim kayyımı denetim görevini yerine getirmenin ötesinde adeta yönetim kayyımı gibi hareket ettiğini, denetim kayyımı, yönetim kurulunun işlemlerini amaca uygunluk yönünden denetleyip uygun bulursa izin veren ve bu kapsamda ön denetim yapan bir kayyım olduğunu, denetim kayyımının amacı, alacaklıların, ortakların ve şirketin menfaatini birlikte nazara alarak korumak olduğunu, denetim kayyımı atanan hallerde şirketin aynî, kaydî ve nakdî mal varlığının muhafazası işi yönetim kurulunun sorumluluğunda olduğunu, denetim kayyımlarının görevi malvarlığını yönetmek değil yöneticilerin yönetiminin amaca uygunluğunu denetlemek olduğunu, zira burada denetimden kasıt, sermaye şirketlerinin ortaklarının ve alacaklılarının menfaatlerinin korunması amacıyla TTK daki denetim hükümleri kapsamında denetlenmesi olmadığını, yönetim kurulunun şirket aktiflerini azaltıcı işlemlerinin ve şirket pasiflerini çoğaltıcı uygulama ve işlemlerinin şirketin amacına ve ortaklar ile alacaklıların menfaatine uygun olup olmadığını test etmek ve uygun buluyorsa onay vermek olduğunu, Denetim kayyımının görevinin yalnızca onay vermek olmasına rağmen huzurdaki dosyaya atanan kayyım tarafından denetim görevi aşılarak şirketin mali durumunun denetlenebileceği bilgi ve belgeler talep edildiğini,Mahkemeye denetim kayyımı atanmasına dair itirazların bildirmiş olmasına rağmen mahkemece denetim kayyımı atanmasına dair verilen tedbir kararının devamına hükmedilmiş olup denetim kayyımı atanması ticari anlamda müvekkili şirketi çok zor durumda bırakmasına rağmen denetim kayyımının yetkisini aşan işlemleri müvekkili şirketin ticari faaliyetlerine daha da zarar verdiğini,Denetim kayyımının görevinin yalnızca yönetim kurulunun şirket aktiflerini azaltıcı işlemlerinin ve şirket pasiflerini çoğaltıcı uygulama ve işlemlerinin şirketin amacına ve ortaklar ile alacaklıların menfaatine uygun olup olmadığını test etmek ve uygun buluyorsa onay vermek olmasına rağmen huzurdaki dosyaya atanan denetim kayyımı tarafından müvekkili şirketten 2022 senesi Kurumlar Vergisi Beyannamesi ve ekleri ile 2022 senesine ait Detay hesap (Kapanış önceki) mizanın sunulması talep edildiğini ve söz konusu talebin müvekkili tarafından karşılanmadığı gerekçesiyle aynı talep mahkemeye iletilerek mahkemenin bu hususta ara karar vermesine sebebiyet verildiğini,Halbuki, mahkeme tarafından görevlendirilen kayyımın yetkisi yalnızca denetim ile sınırlı olduğunu, Mahkemece denetim kayyımı atanmasının yanında müvekkili şirketin malvarlığına da ihtiyati tedbir konulduğunu, mahkeme tarafından hem denetim kayyımı atanması hem de malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması müvekkili şirketi ticari anlamda çok zor durumda bıraktığını, Mahkeme tarafından şirketin 5 adet aracına ve ... ili ... ilçesi ....Mahallesi ... ada ... parseldeki taşınmazına ihtiyati tedbir konulmasına rağmen davacının yalnızca 500.000-TL teminat yatırmasına karar verildiğini, Tedbir konulan arsanın değeri ise 22.03.2023 tarihli banka ekspertiz raporunda beyan edildiği gibi 23.500.000,00 TL olduğunu, yani şirketin üzerine kayıtlı malvarlığının toplam değeri 38.344.,555,00 TL olduğunu, Şirketin malvarlığına bakıldığında davacı tarafından yalnızca 500.000-TL teminat yatırılmasına karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, şirketin malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması ve şirketin söz konusu ihtiyati tedbir kararı nedeniyle zarara uğraması ihtimali bulunmasına rağmen mahkemece neredeyse şirkete ait tek bir aracın değerinin yüzde on beşi oranında teminat yatırılmasına karar verilmesi şirketi ciddi oranda zarara uğratacak nitelikte olduğunu, Müvekkili şirketin ticari hayatta aktif olup iş ve işlemlerine devam etmeye çalışmakta olduğunu ancak mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararlarıyla müvekkili şirketin ticari hayatta var olmasının önüne geçildiğini, Davacı tarafından ileri sürülen ...'ın müvekkili şirketi kötü yönettiği iddiası soyut ve afaki olmanın ötesine geçemediğini, davacı tarafından şirketin kötü yönetildiği iddialarının hepsine cevap verilmiş olup şirketin kötü yönetimi bile söz konusu değilken mahkemece müvekkili şirketin ticari hayatını tehlikeye sokacak şekilde denetim kayyımı atanması karar verilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi; "tedbire ilişkin verilen ara kararın devamına, yapılan itirazın kısmen kabulü ile mahkeme tarafından verilen teminat bedeline ilave olarak 200.000,00 TL daha artırılmasına ve belirlenen ilave teminatın yatırılması için davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine" ilişkin kararın kaldırılmasına, denetim kayyımı atanması kararının kaldırılmasına, müvekkili şirketin malvarlığı üzerine konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, aksi halde dava konusu şirketin malvarlığı değerinin 38.344.355 TL olması sebebi ile 500.000 TL olan teminat bedelinin arttırlmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı ... Anonim Şirketi'nin TTK. 531. Maddesi kapsamında haklı nedenle fesih ve tasfiyesine, aksi halde davacının paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına, ihtiyati tedbiren davalı şirkete denetim kayyumu atanmasına, şirket mal varlığının korunması için şirket adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin 3. şahıslar adına devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece 13/09/2023 tarihli ara karar ile; Davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulduğu, Mahkemece, davalı tarafın itirazının 18/10/2023 tarihli duruşmada değerlendirildiği ve itirazın kısmen kabulü ile; tedbire ilişkin verilen ara kararın devamına, teminata yönelik itirazın kabulü ile teminatın artırılmasına karar verilmiş, ( duruşmada verilen kararın gerekçesinin 19/10/2023 tarihinde yazıldığı ) ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin, ... Anonim Şirketinin gerçekte %50 kayden %43 hissesine sahip olduğunu, ... ise bu şirketin gerçekte %50, kayden %57 hissesine sahip olduğunu, şirketin sermayesinin 7.000,000,00 TL. Olduğunu, 26.04.2019 tarihli genel kurul kararı ile 26.04.2022 tarihine kadar gerek ... gerekse müvekkilinin, şirketi temsile ayrı ayrı münferiden yetkili kılındığını, ... aynı zamanda ... Anonim Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de icra etmekte olduğunu, ..., işbu yetkisini çoğunluk payı da elinde bulundurmasından güç alarak, şirket aleyhine kullandığını, ...'ın, genel kurul kararı olmaksızın ve şirketle işlem yapma yasağına aykırı olarak, şirketin önemli ölçüde malvarlığını teşkil eden gayrimenkulünü kendi üzerine devrettiğini öğrendiğini, şirket ortağı ve çoğunluk payı elinde bulunduran ..., TTK.'nun 395. maddesine aykırı hareket ettiğini, şirket adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel ... Blok ... numarada yer alan 40,000,000,00 TL (40 milyon TL) değerindeki taşınmazın, ... tarafından, herhangi bir genel kurul veya yönetim kurulu kararı almaksızın bilgileri dışında kendi şahsına devrettiği, şirketteki bir takım usulsüzlükler üzerine yapılan geniş çaplı araştırma neticesinde öğrenildiğini, ...'ın, ortak şirketin işletme konusuna giren başkaca bir şirket kurmuş olup, ortak şirketin tüm fonksiyonlarını kendi şirketi menfaatine kullandığını, ortak olunan şirketin ünvanı ile ...'ın kurduğu şirket ünvanının da oldukça benzer olduğunu, ... Anonim Şirketi unvanına kendi ismini ekleyerek ...Limited Şirketi için benzer bir unvan belirlediğini, ayrıca, kurduğu şirketin faaliyet konusunu da işbu şirketin faaliyet konusu ile neredeyse aynı olup TTK Madde 396 uyarınca rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini ileri sürerek, davalı ... Anonim Şirketi'nin TTK. 531. Maddesi kapsamında haklı nedenle fesih ve tasfiyesine, aksi halde davacının paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına, ihtiyati tedbiren davalı şirkete denetim kayyumu atanmasına, şirket mal varlığının korunması için şirket adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin 3. şahıslar adına devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep etmiştir. TTK'nın 531. maddesinde dayanan fesih davalarında uygulanacak önlemler veya verilebilecek tedbirlere yönelik özel bir düzenleme mevcut olmayıp, talep edilen tedbirin koşullarının oluşup oluşmadığı HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin 389 ve devamı hükümlerine göre değerlendirilmek gerekir. 6100 Sayılı HMK'nun 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. " hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yine 6100 Sayılı HMK'nun 392/1 fıkrası uyarınca; İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. TTK'nun 531 maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde ise yirmide birini temsil eden pay sahipleri, mahkemeden şirketin feshini talep edebilirler. Mahkeme fesih yerine davacı pay sahiplerine, payların karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verebileceği gibi, duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verebilecektir. Ancak bu kararların verilebilmesi için pay sahibi davacının haklı nedenin varlığını ispat etmeleri ve bu haklı nedenin kendi kusurlarıyla ortaya çıkmamış olması gerekir. Davalı şirketin malvarlığına dahil taşınmazlar ve araçlar, hem fesih kararı verilmesi hem de çıkarma kararı verilmesi ihtimallerinde, davacının tasfiye payının veya çıkma payının değerine esas alınacak unsurlardan olup, uyuşmazlığın konusunu teşkil ederler. Bu malvarlığı unsurlarının yargılama süreci devam ederken değerlerinin altında elden çıkarılmaları halinde tasfiye ve çıkma paylarının doğrudan etkileneceği kabul edilmelidir. Öte yandan üzerine tedbir konulması istenen taşınmaz ve araçların uyuşmazlığın konusunu teşkil etmesi ve bunların mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle tasfiye veya çıkma payı hakkının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yönündeki kabul HMK'nun 389 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesine yeter şart değildir. İhtiyati tedbir talep eden davacının davanın esası yönünden kendisinin haklılığını, tam ispat ölçüsünde olmamakla birlikte, yaklaşık olarak ispat etmesi zorunludur. Somut olaya dönüldüğünde, davalı şirketin davacı ile dava dışı ... olmak üzere iki ortaklı olduğu, ortakların aynı zamanda münferit yetkili şirket yetkilisi oldukları, davacının yönetim kurulu üyesi, dava dışı ortak ...'ın ise yönetim kurulu Başkanı olduğu, davalı şirketlerin hissedarları arasında güvenin zedelendiği, davalı şirket adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel ... Blok ... numarada yer alan taşınmazın dava dışı ortak ... adına devir edildiği gözetildiğinde, tapu kaydı ile diğer deliller kapsamında, davanın devamı süresince davalı şirkete ait taşınmaz hissesinin devrinin ve temsil ve ilzam yetkisinin tek başına kullanılmasının davacı açısından önemli zarara sebebiyet vereceği endişesi yaratması, tarafların hak ve menfaatleri arasında dengenin korunması ihtiyacı gözetildiğinde, davalı şirkete denetim kayyımı atanması ve taşınmaza ait tapu kaydına ve araçlar üzerine ihtiyati tedbir konulması koşullarının oluştuğu, davacının davalı şirketde hissedar olduğu, atanan kayyımın her iki tarafın ve şirketin hak ve menfaatlerini gözeteceği dikkate alındığında, hükmedilen teminat miktarında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesince, dava dosyasında değişen durumlara göre her zaman talep üzerine, tedbir kararını değiştirip kaldırılabileceği de gözetildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen itirazın reddi ara kararı dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85.TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75.TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenşirketinkayyımtaraflarınŞirketesastanşirketitarihlikonulmasınaözetikararistinafİstemli)reddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınıntayini(FesihmahkemesininsebepleriistemininorganlardankalmadığıdavalıihtiyatiorganvekiliolmadığıTicariuygunkararınınhukukayönetimdilekçesindekısmentedbirileriolmadığındankabulüdosyaanonimboşluğuyoksuniddianumarasıitirazhükümşirkette

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim