SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2024/240 E. 2024/400 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/240

Karar No

2024/400

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/240 Esas

KARAR NO: 2024/400 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2022/379 Esas - 2023/701 Karar

TARİH: 05/10/2023

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

KARAR TARİHİ: 29/02/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili ... ile ... A.Ş. yönetim kurulu başkanı ... arasında hukuki ihtilaf bulunduğunu, ... A.Ş. (“...”), ... 40.000.000,00 TL değerli pay tutarının; 39.975.000 adet ve 39.975.000,00 TL değerinde pay tutarının sahibi olup, ...’e ait payların yaklaşık %99’una sahip bir şirket olduğunu, ... A.Ş. bir aile şirketi olup, geçmişten günümüze kadar aktifinde pek çok gayrimenkulü barındıran, ülkemiz turizminin en değerli yerlerinde; Antalya Lara-Kundu Bölgesi, Bursa Merkez ve Uludağ ve Marmaris Bölgelerinde olmak üzere toplam 6 adet 5 yıldızlı Turistik Tesisi bünyesinde bulunduran bir halka açık anonim şirket olduğunu, müvekkili ... , ...‘ın turizm ve enerji alanında büyümesine öncülük ettiğini, grubun uzun yıllar yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, saygın bir iş adamı olduğunu, nitekim müvekkili ...’ın babası müteveffa ... ise ...’ın kurucusu olduğunu, halihazırda ...’da hakim hissedar konumunda olan ... ise müvekkilinen ablası, kurucu baba ...’ın kızı olduğunu, ... Yönetim Kurulu başkanı ... ile müvekkili ... ve baba müteveffa ... arasında Şirket hissedarlığına yönelik ihtilaf bulunduğunu, müteveffa ... ve ... ; yurtdışında bir şirketle yaşamış oldukları hukuki ihtilaf neticesinde ... hisselerine haciz gelmesi ihtimaline binaen 2009 yılından itibaren muhtelif tarihlerde sahip olduğu hisseleri, ...’ın kızı, ...’ın ise ablası olması hasebiyle sonsuz güven duydukları ...’e bedelsiz olarak emaneten devrettiğini, ... 2013 yılında halka açıldığını, ... başta olmak üzere diğer aile bireylerinin tüm şahsi malvarlığı sermaye yapısını güçlü kılmak adına ... bünyesine dahil edildiğini, bu halka açılma süreci ve sonrasında da aile içerisinde aynı hissedarlık yapısı devam ettirildiğini, 2015 yılına gelindiğinde ise, baba ...; yaşadığı sağlık problemleri ve yaşının verdiği hassasiyet gereği iki çocuğu arasında adil bir paylaşım yapmak istemesi üzerine hisseler hakkında ... ile 05.06.2015 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi (“Sözleşme”) akdedildiğini, anılan Sözleşme gereğince, aslen .. ve müvekkili ... ait olan 2009 yılından itibaren muhtelif tarihlerde bedelsiz olarak emaneten ...’e devredilen hisse senetleri yine bedelsiz olarak ...’a ve müvekkili ...’a iade edildiğini, ne var ki anılan hisse devir sözleşmesi SPK ile yaşanan ihtilaflar ve halka açık bir şirkette böyle bir devrin yaratacağı hukuki yükümlülükler göz önüne alınarak hisselerin devredildiğine yönelik tescil işlemlerinin ...’ın dilediği bir tarihte yapılmasının planlandığın, 2017 yılına gelindiğinde ...; eşi ... ve damadının telkin ve destekleriyle babası ... ve kardeşi ...’a karşı kötü niyetli oyununu uygulamaya geçirdiğini, önce kardeşi ... ’ın yaşadığı hukuki ihtilaflar sonrasında bir süre görev değişikliğinin iyi olabileceğini telkin ettiğini, ... ablasına güvenerek Yönetim Kurulu Başkanlığını kendisine devrettiğini, akabinde ... Bankası’ndan kredi bulunacağı ancak ...’ın SPK ile olan ihtilaflarının bu kredi önünde engel olduğunu ifade ederek Şirket yönetim kurulu başkanlığına kendisinin geçmesi hususunda babasını ikna ettiğini, sürecin sonunda babası ve kardeşinden yönetim yetkilerini de alan ..., müvekkili ve babasını kendi kurduğu ve bugünlere getirdiği şirket olan ...’dan kovduğunu, ... ’in kendi babası ve erkek kardeşini yok sayarak tüm hisselere tek başına sahip olduğunu iddia etmesi ve hisseleri devrettiğine dair tescil işlemlerini yerine getirmeyi reddetmesi üzerine İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2018/827 Esas Numaralı Pay Defterinin Düzeltilmesi davası ikame edildiğini, anılan dava İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/827 E., 2019/300 K. ve 28.03.2019 tarihinde karara çıktığını ve dava kabul edilerek hisselerin baba ... ve müvekkili ... adına tesciline karar verildiğini, ... ’e ait payların yaklaşık %99’una sahip olan ...’a ilişkin pay sahipliği davası devam ettiğini, ayrıca; ... ve diğer belirtilen isimler ile işbu açıklanan hususlar sebebiyle devam etmekte olan birçok davanın mevcut olduğunu, diğer tüm yönetim kurulu üyeleri ibra edilirken müvekkili ...’ın 2015-2016-2017 yılları faaliyetlerinden dolayı ibra edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, .. 25.02.2022 tarihli 2015-2016 ve 2017 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın 5, 9 ve 13 numaralı gündem maddelerinde; müvekkili ... hariç diğer tüm Yönetim Kurulu üyeleri ibra edildiğini, Genel Kurul Toplantısı’nda müvekkili ...’ın ibra edilmemesine ilişkin herhangi bir gerekçe sunulmadığı gibi işbu oylama kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini, müvekkili ... ’ın münferit imza yetkisi olmadığı gibi, 40.000.000 adet payın yalnızca 500 adetine sahip olduğunu, ... nezdinde ibra edilmemesine sebep olacak herhangi bir durum olmadığını; diğer Yönetim Kurulu üyelerinin ibra edilip müvekkilinin ibra edilmemesi ile elde edilmek istenen sonucun anlaşılamadığını, bununla birlikte; müvekkili ...’ın Şirket yönetiminde tek başına herhangi bir işlem yapamayacağı olgusu sabit olduğundan ve aynı işlemleri gerçekleştiren ve çoğunluk pay sahipleri ile birlikte hareket eden Yönetim Kurulu üyelerinin ibra edilip, davacı müvekkilinin ibra edilmemesinin kabulünün mümkün olmadığını, Yerleşik Yargıtay ve İçtihat kararları tahtında; şirket hesaplarının, kar ve zarar tablolarının bilanço raporlarının onaylanması ancak keyfi olarak bir yönetim kurulu üyesinin ibra edilmemesinin çelişki oluşturduğu kabul edildiğini, Müvekkili ...’ın ibra edilmemesine ilişkin karar keyfilik içerdiğinden, taraflar arasında hukuki ihtilaflar ve kötü niyet ile ibrasına karar verilmediğinden işbu kararın iptali ile müvekkili ...’ın hükmen ibra edilmesi gerektiğini, müvekkili ..., Şirket nezdinde münferiden imza yetkilisi olmadığından ve altında imzası bulunan tüm kararlarda diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte yetkili olduklarından; bu yönüyle de müvekkilinin ibra edilmemesine ilişkin kararın hukuka aykırılık teşkil ettiğini, genel kurulun yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesine ilişkin tesis ettiği kararların somut ve makul bir gerekçeye dayanıyor olması ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil etmemesi gerektiğini, ortada somut nedenler yokken ibradan kaçınılmasının dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edeceği doktrin ve uygulamada kabul edildiğini, bu hususta bilançonun, denetçi raporunun, yıllık faaliyet raporunun ve diğer mali tabloların genel kurul tarafından onaylanmışken; müvekkilinin gerekçesiz ve hiçbir somut neden gösterilmeksizin ibra edilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, 2015-2016-2017 yıllarına ait faaliyet raporu ve işlem belgelerine ilişkin belgelere dair bilgi verilmesi talebi reddedildiğini, faaliyet raporunun ve diğer işlem belgelerinin genel kurul toplantısında incelemeye hazır bulundurulmamasının hukuka aykırı olduğunu, Gündem madde 3 nolu kararında; 2015 yılına ilişkin Yönetim Kurulu faaliyet raporları okunduğunu, Söz konusu gündem maddelerinde; müvekkili ... ’ı temsilen Olağan Genel Kurul Toplantısı’na katılan ... tarafından ... ’e ait işlem belgelerinin durumu, belgelere ilişkin taahhütlerin yerine getirilip getirilmediği ve ilgili belgelerin hazır bulundurulması istenildiğini, ancak; ... tarafından bu talepler söz konusu toplantı sırasında gerçekleştirilmesi mümkün olmadığı belirtilerek, belirtilen belgelerin müvekkili ... uhdesinde olduğu iddia edildiğini, ardından ise; sorulara ilişkin gerekli incelemenin yapılarak yazılı olarak cevap verileceğinin ifade edildiğini, meşru olmayan yönetim kurulu üyelerine şirket ile ilgili işlemler yapmaya dair temsil ve yetki verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, iş bu dilekçe kapsamında yer verilen hususlar ve pay adedi 39.975.000 ve bedeli 39.975.000,00 TL olan ... A.Ş.’nin Şirket’e hakim hissedar olarak gözükmesi nedeniyle; Genel Kurul Toplantısı’nda Kervansaray’a ve ... ve bağlantılı kişilerin hukuka aykırı eylemlerinin devam ettiğini, söz konusu hususlar gereğince; hukuki dayanağı olmayan ve haksız kararların alınmasına zemin hazırlan Genel Kurul Toplantı’sında alınan kararların iptali gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı biçimde pay senetlerini elinde tutan ve payları devretmekten kaçınmak suretiyle hukuka aykırı sonuçlar doğmasına neden olan genel kurul kararlarının iptali gerektiğini, öyle ki; söz konusu yönetim kurulu üyeleri, kendi kişisel menfaatlerini önde tutmak suretiyle Şirket tüzel kişiliğine ve mal varlığına zarar verdiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadığı belirtilmiş olsa da, yönetim kurulu üyelerinin ibralarında, diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından oy kullanılması Türk Ticaret Kanunu Madde 436/2 hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, oy hakkından yoksunluk; pay sahibinin kendi menfaatini bırakıp anonim şirketin menfaatlerini gözetme gibi bir zorunluluğu olmamasından kaynaklandığını, Kişi ile şirket tüzel kişiliği arasındaki dengenin kurulabilmesi amacıyla Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) madde 436/2 hükmü getiridiğini, TTK madde 436/2 hükmü uyarınca; şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacaklarını düzenlediğini, Genel kurul, yönetim kurulu üyeleri hakkında ibra kararı alarak o hesap dönemi içerisinde yapılan bütün iş ve işlemler için yönetim kurulu üyelerine dava açmayacaklarını kabul etiklerini ve yönetim kurulu üyelerinin ibra kararı alınan dönem için tazminat sorumluluğunun ortadan kalktığını, hukuka, ilgili mevzuata ve TTK hükümlerine aykırı şekilde gerçekleştirilen genel kurul toplantısının iptali gerektiğini, TTK m. 445, 446 ve 447 hükümleri gereği müvekkili ... genel kurul kararlarının ve gerçekleştirilen genel kurulun iptalini talep edebilecek kişilerden olması nedeniyle iş bu dava dava ikame edildiğini, ayrıca; Yönetmelik kapsamında yer alan hükümlere aykırı usuller ve esaslar ile karar alan anılan TTK maddeleri gereği ve Mahkememiz nezdinde re’sen dikkate alınacak nedenler ile genel kurulun iptali gerektiğini, müvekkili ...; söz konusu Şirkette 500 adet ve toplam 500,00 TL tutarlı pay sahibi olması ve toplantının yapıldığı yılların Yönetim Kurulu üyesi olması nedeniyle alınan kararlardan ileride sorumluluğun doğması mümkün olacağından hukuka aykırı, haksız ve kötü niyetli kararların iptali gerektiğini, özellikle; Yönetim Kurulu üyeleri arasında yer alan müvekkili ...’ın herhangi bir açıklama yapılmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin ibra edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, defaten belirtmek üzere; Yönetim Kurulu üyeleri arasındaki birliktelik, müteselsil sorumluluk ve üyelerin ortak hareket ettiğine ilişkin karine gereği Yönetim Kurulu üyesi müvekkili ...’ın ibrasına karar verilmesi gerektiğini, ... nezdinde müvekkili ... ’ın müşterek imza yetkisi olmadığı gibi, ibra edilmemek suretiyle sorumlu tutulması anlamlandırılamadığını, tüm bu hareketlerin ve gündem maddelerine ilişkin verilen oyların Şirket çıkarları ve menfaatlerinden öte; kişisel menfaat ve çıkarların ön planda tutulmak suretiyle alındığını, müvekkili ...’ın ibra edilmemesine ek olarak; diğer alınan tüm kararların da şaibeli ve hukuki dayanaklardan yoksun olması sebebiyle Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararların iptali gerektiğini, TTK 449. Maddesi uyarınca 25.02.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesinin zorunlu hale geldiğini, müvekkili ...’ın haksız ve gerekçesiz bir şekilde ibra edilmemesi, ...’in paylarının yaklaşık %99’una sahip olan ...’a ilişkin pay sahipliğinin belirsiz olması, mevcut durum ve somut gerçekler ile uyuşmayan genel kurul kararları alınması, ibraların hukuka aykırı olarak gerçekleştirilmesi ilgili Yönetmelik’te yer alan düzenlemelere uyulmaması, haksız ve kötü niyetli işlemler yapılması nedeniyle 205-2016 ve 2017 yıllarına ait ... Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararların iptali gerektiğini, ayrıca; faaliyet raporu, bilanço, gelir tablosu ve kar-zarar hesaplamasına ilişkin toplantıda ilgili belgelerin hazır bulundurulmadığı, müvekkili pay sahibi ... tarafındna incelenemediği ve belgelerin paylaşılmaması neticesinde ve ilgili diğer belgelerin güvenirliği hususunda tereddütler olduğundan ve tüm bu açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda 25.02.2022 Tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasını talep etme zaruretinin doğduğunu, ... ve ekibinin yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönemlere ilişkin yapılan şüpheli iş ve işlemler sebebiyle Şirket menfaatleri zedelenmekte olması karşısında; müvekkili ...’ın gerekçesiz ve haksız bir şekilde ibra edilmemesinin taraflarınca kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin haksız yere sorumluluğu doğmasına neden olacak kararlar alındığını, ayrıca; ... yönetimince mütemadi olarak ... içini boşaltma çalışmalarına devam edildiğini, nitekim denetim raporuna yönelik yönetim kurulunca yapılması gereken işlemlerin de yapılmadığını, mevcut Yönetim Kurulu’nun bu şekildeki kötü niyetli ve kişisel çıkarlarından en çok etkilenecek olan ... Tekstil ve müvekkili ... olacağını belirterek genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların iptaline, davacı müvekkili ...’ın hükmen ibra edilmesine, her halükarda toplantıda alınan 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16. ve 17. Maddedeki kararların butlanla batıl olduğunun tespitine, re’sen göz önünde bulundurulacak sebepler uyarınca Genel Kurulda alınan kararların yokluğunun ve butlanının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, TTK M. 446 hükmü ve yargıtay içtihatları kapsamında iptal davası açılabilmesi için toplantıda karara olumsuz oy verilmesi ve muhalefetin tutanağa geçirilmesi gerektiğinin açık ve net olduğunu, davacı tarafın olumsuz oy kullanmadığı, muhalefet şerhi sunmadığı genel kurul kararlarına karşı iptal talep etme hakkı bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı taraf, ikame etmiş olduğu işbu davasında Müvekkili Şirketin 25.02.2022 tarihli genel kurulunda alınan 3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16,17 numaralı maddeler ile alınan kararların iptalini talep ettiğini, ancak, Genel Kurul kararlarının iptaline ilişkin iptal davası açabilecek kişiler TTK m. 446'da belirtilmiş olmakla birlikte; TTK'nın 446. Maddesinin 1. Fıkrası "a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten (...) iptal davası açabilir." hükmünü havidir. Buna göre, Müvekkil Şirketin genel kurul toplantısında hazır bulunan davacı taraf, ancak ve ancak olumsuz oy kullandığı kararlara ilişkin iptal davası açabilecekken, davacı taraf bu şartı sağlamadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı ile müvekkil şirket ortaklarından dava dışı ... A.ş. Ve ... arasında hukuki ihtilaf bulunması ile işbu davanın ve müvekkili şirketin olağan genel kurulunun hiçbir ilgisi bulunmadığını, davacı ... vekili dava dilekçesinde halen devam eden hukuki süreçler hakkında yanlı ve gerçeklere aykırı beyanlarda bulunduğunu, mahkememize etkilemeye çalıştığını, her ne kadar davacı taraf birtakım iddialar hakkında beyanda bulunmuşsa da, öncelikle işbu davanın Müvekkili Şirketin gerçekleştirilen 2015-2016-2017 yılları olağan genel kurulunda alınan kararların iptali olup, davacının söz konusu iddiaları hiçbir şekilde bu davaya ilişkin ve işbu davadaki yargılamayı etkileyebilecek iddia ve açıklamalar olmadığını, Müteveffa ... ile davacı ..., dava dışı ... A.Ş. nezdinde hukuka aykırı işlemlerinden ötürü SPK tarafından birçok kez cezai ve hukuki süreçler başlatıldığını ve Şirket Gözaltı ve Yakın İzleme Pazarı’na alındığını, yatırımcılar tarafından defalarca şikayetlerde bulunuluğunu ve bu sürece binaen ... ve 2015-2016 yıllarında Kervansaray şirketinin Olağan Genel Kurul Toplantısında tekrar imza yetkilisi olarak atanmadıklarını, bunun üzerine bu kişilerin haksız ve hukuksuz eylemlerine devam ettiğni ve ... Şirketini büyük zarara uğrattıklarını, hatta, münferit imza yetkisini kaybettikten sonra bu kişiler Kervansaray Şirketinin Yönetim Kurulu üyelerinden ...’ın imzasını taklit ederek Noterden usulsüz şekilde suret tasdikli karar almaya çalıştığını ancak yakalandıklarını, gerek Noter gerek bu kişiler hakkında başlatılan cezai süreç İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi 2019/398 E. sayılı dosya ile devam ettiğini, davacı ... tarafından ... A.Ş bünyesinde bulunan otellerin gelirlerini kendilerine aktarmak için fiktif bir otel işletim kira sözleşmesini dayanak gösterip, ... A.Ş. otellerini tapuda kendi imza yetkilisi oldukları otel yararına şerh ettirmeye çalıştığını, fakat bu sözleşmenin sahte ve geriye dönük şekilde tanzim edilmiş olması ve bu sahteciliğe Ankara .... Noterliği'nin de dahil edilmiş olması nedeniyle ... ve Ankara .... Noterliği Katibi ... hakkında rüşvet, özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve sair suçlar sebebiyle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/635 E. sayılı dosyasında ceza davası açılmış olup bu ceza davası halen devam ettiğini, dolayısıyla davacının gerek ...'e ilişkin gerekse ... A.Ş. ile ilgili iddialarının gerçek dışı olduğunu, .... A.Ş., Müvekkili ... Anonim Şirketi’nin %99 ortağı olup ...’ın ortaklık yapısına ilişkin kesinleşen bir yargı kararı bulunmadığını, bu haliyle ... , halihazırda ... A.Ş.’nin hakim hissedarı olup işbu konunun huzurdaki dosya ile alakası bulunmadığını, davacının bu tarz gerçek dışı beyanlarının, kesinleşmeyen yargı süreçlerini sanki kesinleşmiş gibi ileri sürmesinin mahkemeyi yanıltmaya yönelik ve kötü niyetli olduğunu, genel kurulun ibra konusunda çok geniş yetkisi bulunmakta olup, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında herhangi bir gerekçe sunma zorunluluğu bulunmadığını, kaldı ki davacının ibra edilmemesi hususunda bu davayı açmada hukuki yararı oluşmadığını ,davacı taraf, -işbu iddiayı ileri sürmekte hiçbir hukuki menfaati olmamasına karşın- bir kısım yönetim kurulu üyelerinin ibra edilirken kendisinin ibrasının keyfi olarak reddedildiğini ileri sürdüğünü, Anonim ortaklıkta ibra kararı alma yetkisi münhasıran genel kurula ait olup; genel kurulun tek taraflı irade beyanı ile doğduğunu, İbra, ilgililerin maddi sorumluluktan kurtulmalarının yanı sıra, faaliyetlerinin ortaklıkça benimsendiği ve onlara duyulan güvenin teyidi anlamını da içerdiğini, menfi borç ikrarı olarak kabul edilmesi sebebiyle, ibranın ancak yasadan ve ana sözleşmeden doğan bütün görevlerini özenle, tam ve eksiksiz olarak yerine getiren yönetim kurulu üyelerine karşı yapılan bir irade beyanı olduğunu, İbra oylaması esnasında genel kurul üyelerinin özellikle gerekçe veya sebep belirtilmesine gerek bulunmadığını, Ayrıca, ibranın onaylanmamasının mutlaka tüm yönetim kurulu üyeleri veya denetçileri, tüm işlemleri veya tüm hesap dönemini kapsaması gerekmemekte olup, bazı üyelerin ibrası reddedilebileceği gibi, belirli bazı işlemler veya hesap döneminin belirli bir bölümü ibra dışı bırakılabileceğini, somut olayda ibra edilmeyen davacı ..., uzun yıllar Müvekkili Şirkette yönetim kurulu başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliği yapmış olup, şirket imza yetkilisi iken, Şirket mali olarak oldukça zor bir duruma geldiğini, şirkette uzun yıllar iş/işlem yapılamadığını ve şirketin zarara uğradığını, Öyle ki şirketin dava dışı hissedarı ... Şirketi tarafından mahkemeye başvurulup kayyım atatılarak işbu davaya konu genel kurul yapılabildiğini, davacı taraf, şirketle ilgili belgeleri Müvekkili Şirkete teslim etmediğini, kötü niyetli davrandığını, Müvekkili Şirketin hakim hissedarı olan ... Şirketi yönetiminde iken de usulsüz işlerine devam ettiğini, buna bağlı olarak Müvekkili Şirket de zarara uğradığını, nitekim esas Müvekkili Şirketin bağlı ortaklığı ... şirketine karşı ciddi anlamda davacı ... aleyhinde yapılan cezai işlemlerin mevcut olduğunu, Hal böyle iken yukarıda da tafsilatlı şekilde Mahkememize açıklandığı üzere şirket aleyhine iş ve işlemler yapan, şirket belgelerini paylaşmayan davacının ibra edilmemiş olması oldukça doğal bir durum olduğunu, çıkarları müvekkil şirket menfaati ile açıkça çelişen ...'ın haksız veya gerekçesiz şekilde ibra edilmediğini söylemeye imkan bulunmadığını, davacının ibra edilmesinin, Müvekkili Şirkete karşı hiçbir sorumluluklarının olmadığını, yönetim kurulundayken tüm görevlerini özenle, tam ve eksiksiz olarak yerine getirdikleri anlamına geleceğini, kaldı ki davacı taraf, müvekkili şirketin işlem belgelerini dahi halen kendi uhdesinde tuttuğunu, müvekkili şirkete teslim etmediğini, tüm bu sebeplerle davacının bu iddiasının, diğer tüm iddialarında olduğu gibi mesnetsiz ve gerçekdışı olduğunu, söz konusu ibra edilmeme durumu, ...’ın bu dönemlerde yaptığı işlemlerin inceleme altında olmasından kaynaklandığını, davacı tarafın işbu itirazı ve ibra edilmesine karar verilmesi yönündeki talebinde halihazırda bir hukuki yararı bulunmadığını, nitekim davacı aleyhinde henüz sorumluluk davası açılmamış olmakla birlikte, bu hakkın kullanılıp kullanılmayacağını Müvekkili Şirket tarafından takdir olunacağını, davanın açıldığı tarih itibariyle Genel Kurul üzerinden henüz 3 ay geçmiş olup Yargıtay yerleşik içtihatlarında da makul süre geçtikten sonra işbu davayı açarak ibra meselesine yönelik iddiada bulunma hakkının olduğu belirtildiğini, ne var ki makul süre, işbu dava tarihi itibariyle geçmemiş durum olduğunu, davacının inceleme hakkına yönelik iddiaları gerçek dışı ve haksız olmakla incelenmesini talep ettiği belgeleri haksız olarak uhdesinde bulunduran tarafın davacı olduğunu, davacı taraf, dava dilekçesinde 2015-2016-2017 yıllarına ait faaliyet raporu ve işlem belgelerine ilişkin belgelere dair bilgi verilmesi taleplerinin reddedildiğini, faaliyet raporunun ve diğer işlem belgelerinin genel kurul toplantısında incelemeye hazır bulundurulmadığını iddia ettiğini, davacının iddialarının hiçbir şekilde doğru olmadığını, öncelikle 02.02.2022 tarihinde Müvekkili Şirketin 2015-2016-2017 yılları olağan genel kuruluna ilişkin toplantı çağrısı Mahkeme kararı ile atanan Kayyım ... tarafından ticaret sicil gazetesinde yayımlandığını, genel kurul çağrı evrakında da açıkça "Finansal tablolar ve TTK Md.437 uyarınca gerekli belgeler genel kurul toplantısından en az on beş gün önce şirket merkezinde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulacaktır." ibaresi yer almakta olup, gündemde görüşülecek şirket evrakları şirket merkezinde genel kurul toplantı tarihinden 15 gün önce hazır edildiğini, ancak davacı bu 15 gün boyunca Müvekkili Şirket merkezine gelerek bu evrakları incelemediğini, kaldı ki, toplantı esnasında da davacının iddiasının aksine Müvekkili Şirket muhasebesi adına temsilci kişi toplantıya katılarak Şirket faaliyet raporu, kar-zarar hesapları, gelir tablosu ve ilgili belgeler toplantı salonunda katılımcılar için hazır bulundurulduğunu, davacı taraf, 3. Gündem maddesinin görüşülmesinde bu rapor ve belgelerin hazırda bulundurulmadığını ya da incelemeye sunulmadığını değil; Müvekkili Şirket'e ait dahilde işlem belgelerinin durumu hakkında bilgi verilmesi ve belgelere ilişkin taahhütlerin yerine getirilip getirilmediği ve bu belgelere ilişkin teminatlar hakkında bilgi talep ettiğini, davacının tekrarla incelenmesini istediği bir belge bulunmadığını, TTK gereği söz konusu belgeler hem toplantı öncesinde şirket merkezinde hem de toplantı salonunda hazır edildiğini ancak davacının taleplerinin, tamamen farklı bilgi ve değerlendirmeye tabi, üstelik kendi uhdesinde olan bilgi ve kayıtlara ilişkin olup, davacı taraf da kötü niyetli bir şekilde toplantıda bilerek bu konuyu ileri sürdüğünü, bunun üzerine yönetim kurulu üyesi ... söz alarak söz konusu talepte bulunan davacı ...'ın hem yönetim kurulu üyesi olarak ilgili yılda zaten görev yaptığını, hem de söz konusu bilgi ve belgelerin zaten kendi uhdesinde tutulduğunu belirttiğini, müvekkili şirkete ait tüm evraklar şirket merkezinde hazır edildiğini, bu husus kayyım tarafından ticaret sicil gazetesinde de yayımlandığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullandığı iddiası ibrayı ve buna ilişkin genel kurul kararlarını geçersiz kılmadığını, davacı taraf, yönetim kurulu üyelerinin ibralarında diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından oy kullanılmasının aykırı olduğunu iddia etmişse de, öncelikle davacı taraf genel kurul toplantısının ve alınan kararların iptali ile butlanı iddialarında bulunuyorsa ve bu iddiasında genel kurulun ibra ile ilgili gündem maddesine dayanıyorsa da, genel kurul toplantı tutanağının tümü incelendiğinde, davacının kendisinin ibra edilmediğini, üstelik kendisinin de olumsuz oy kullanmadığı 5,9,13. Maddeler haricinde ne şerhi ne muhalefeti olduğunu, davacı taraf yalnızca ibra yönünden gündem maddelerinde şerh bildirdiğini, bununla birlikte, yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmamış olmakla davacı taraf somut durumu çarpıtmadığını, müvekkil şirketin genel kurul toplantısının yapılması sebebiyle davacının hiçbir menfaatinin ihlal edilmediğini, yapılan genel kurul ve alınan kararlar hukuka uygun olduğunu, davacının hukuka uygun olarak yapılmış Genel Kurul Toplantısında alınan kararların icrasının geri bırakılmasını talep edebilmesi için hiçbir menfaat ihlali bulunmadığını, davacının menfaatini ihlal eder nitelikte alınan bir karar bulunmadığını, davacı ... dava konusu Genel Kurula vekili aracılığı ile katıldığını ve her bir gündem maddesi için oy kullandığını ancak dava konusu hiçbir madde için olumsuz oy kullanmayıp şerh düşmemiş olmakla bilgi alma hakkı kapsamında bilgi talep ettiği tüm sorular ise şirketleri kurumsal ilkeler tebliği kapsamında cevaplandığını, Ortada herhangi bir menfaat ihlali olmadığı gibi davacının açtığı bu mesnetsiz davanın şirketlerine zarar verdiğini, müvekkili Şirketin genel kurulu 2014 yılından beri yapılamadığını, şirketin organsız kaldığını ve ticari faaliyetlerine devam edemediğini, b durum, ancak hissedarlardan Kervansaray şirketinin dava açmak suretiyle genel kurul yapılmasına karar verilmesi ve genel kurulu icra etmek üzere kayyım atanması ile gerçekleştirildiğini, davacı taraf, yıllardır yapılamayan şirket olağan genel kurulları ve alınan kararların iptalini isteyerek esasen şirkete daha da zarar vermekte olduğunu, şirketin tekrar organsız ve faaliyetsiz bırakma niyetinde olduğunu, davacının geri bırakma talebinin mesnetsiz olduğu gibi emsal yargıtay kararları ve ticaret mahkemelerinin uygulamaları gereğince geri bırakma şartları da oluşmadığını, davacı aleyhine kötü niyetle ve haksız şekilde dava açılmış olması sebebiyle kötü niyet tazminatına ve HMK M. 329 gereği vekalet ücretini ödemesine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davacı tarafın TTK m. 446 hükmü ve Yargıtay içtihatları kapsamında iptal davası açabilmesi için gereken dava şartları sağlanmadığından davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde yukarıda tafsilatlı şekilde açıklanan hususlar doğrultusunda haksız ve mesnetsiz şekilde ikame edilen işbu davanın esastan reddine, Davacı tarafın işbu davayı kötü niyetli ve haksız şekilde ikame etmiş olduğu somut olduğundan HMK m. 329 gereğince Müvekkil Şirket ile kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı ile disiplin para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 05/10/2023 tarih 2022/379 Esas 2023/701 Karar sayılı kararında;"Dava, davalı şirketin 25/02/2022 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali, davacının hükmen ibra edilmesi, toplantıda alınan 3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16,17 nolu kararların butlanla batıl olduğunun tespiti ve aynı kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkindir. Davalı şirketin 25/02/2022 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantı tutanağı alınıp incelendiğinde; 3 nolu gündem maddesiyle şirket yönetim kurulunca hazırlanan 2015 yılına ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporunun okunarak müzakere edildiği, Yönetim kurulu faaliyet raporunun ...'ın 500 adet ret oyuna karşılık 39.999.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla kabul edildiği, gündemin 4. Maddesi ile şirketin 2015 yılı hesap dönemine ait bilanço, gelir tablosu, kar-zarar hesaplarının okunduğu, 500 hisse sahibi ...'ın çekimser kaldığı, 9.999.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla kabul edildiği, gündemin 5.maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin 2015 yılı faaliyet raporlarından dolayı ibrası hususunun görüşüldüğü, ... 39.999.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla ibra edildiği, ...'ın çekimser kaldığı, ...'ın 39.999.500 adet ret oyuyla oy birliğiyle ibra edilmediği, yine ... A.Ş'yi temsil eden ...'un ... 500 adet ret 39.998.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla ibra edildiği, gündemin 6. Maddesinde 2015 yılı dönemine ait kar dağılımıyla ilgili olarak zarar nedeniyle kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararın ...'ın çekimser 39.999.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla karara bağlandığı, gündemin 7. Maddesinde 2016 yılına ilişkin faaliyet raporunun okunduğu, ... çekimser 39.999.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla onaylandığı, gündemin 8. Maddesinde şirketin 2016 yılı bilanço gelir tablosu karzarar hesaplarının okunarak oylamaya sunulduğu, ... çekimser 39.999.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla onaylandığı, gündemin 9. Maddesiyle şirketin 2016 yılı için yönetim kurulu üyelerinin ibrasının görüşüldüğü, ... 500 adet ret 39.999.000 kabul oyuyla oy çokluğuyla ibra edildiği, ...'ın ... 500 adet ret 39.999.500 kabul oyuyla oy çokluğuyla ibra edildiği, ... 39.999.500 adet oyuyla oy birliğiyle ibra edilmediği, ... A.Ş temsilcisinin davacının 500 adet ret 24.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla ibra edildiği , ...'un davacının 500 adet ret 39.998.500 kabul oyuyla oy çokluğuyla ibra edildiği, Gündemin 10. Maddesinde 2016 yılı kar dağıtımıyla ilgili olarak zarar nedeniyle kar dağıtılmamasına davacının 500 adet oyuyla çekimser kaldığı 39.999.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla karar verildiği, gündemin 11. Maddesinde 2017 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporunun davacının çekimser kalıp 39.999.500 adet kabul oyuyla onaylandığı, gündemin 12. Maddesinde 2017 yılına ait bilanço, gelir tablosu , kar-zarar hesaplarının okunarak oylandığı, davacının çekimser kalarak 39.999.500 adet kabul oyuyla onaylandığı, gündemin 13. Maddesinde 2017 yılına yönelik yönetim kurulu üyelerinin ibrasının görüşüldüğü ...'in davacının 500 adet ret 39.999.000 adet kabul oyuyla ibra edildiği, ... davacının ret 39.999.500 adet oyla ibra edildiği, ...'ın 39.999.500 adet ret oyuyla oy birliğiyle ibra edilmediği, Kervansaray temsilcisinin davacının red 24.500 adet kabul oyuyla ibra edildiği, gündemin 14. Maddesinde 2017 yılına ait kar dağıtımının zarar nedeniyle yapılmadığı, davacının çekimser kaldığı, 39.999.500 adet kabul oyuyla onaylandığı, gündemin 15. Maddesinde 3 yıl için görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi seçimine geçildiği, ...'ın davacının 500 adet çekimser oyuna rağmen 39.999.500 adet kabul oyuyla oy çokluğuyla seçildiği, gündemin 16 nolu maddesinde yönetim kurulu üyelerine ücret, huzur hakkı, ikramiye ve pirim verilmemesine davacının çekimser kaldığı, 39.999.500 adet oyla oyçokluğuyla karar verildiği, gündemin 17.maddesinde yönetim kurulu üyelerine şirket konusuna giren işleri bizzat veya başkaları adına yapmaları ve bu tür işleri yapan şirketlerde ortak olabilmeleri konusunda TTK 395, 396. Maddeleri gereğince izin verilmesine yönelik kararın davacının çekimser kalmasına rağmen 39.999.500 adet oyla oy çokluğuyla karar verildiği görülmüştür. İlgili genel kurula ait hazirun cetveli incelendiğinde, toplam pay tutarının 40.000.000 TL 'ye karşılık toplam pay adedinin 40.000.000 olduğu, ... 23.000, ....A.Ş'nin 39.375.000 , ... 1.000 , ... 500, ...'in 500 hissesinin bulunduğu ve ... temsilen diğerlerini ise vekaleten tamamen toplantıya katıldığı görülmüştür. Davalı şirketin ticari defter ve belgeleri de incelenerek davaya konu genel kurul maddelerinin iptal olmadığı takdirde butlan , yoklukla malul olup olmadığı konusunda rapor tanzim edilmesi için ara karar alınmış, davacı bilirkişi ücretini yatırmamış daha sonra 08/06/2023 tarihli celsede bu defa tespit edilen bilirkişi isimleri de yazılarak bilirkişi incelemesi için kesin mehilli ara karar oluşturulmuş ancak davacı taraf kesin mehile rağmen yine bilirkişi ücretini yatırmamıştır. Son celse olan 05/10/2023 tarihli duruşmaya davacı vekili e-duruşma ile katılmayı talep etmiş ancak uyap sistemi üzerinden yapılan aramaya cevap vermemiştir. Davalı vekili ise dosyanın işlemden kaldırılmamasını isteyerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacının talepleri arasında yer alan 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısında alınan 5,9,13 nolu kararların iptali olmadığı takdirde yokluk ve butlanına karar verilmesi ilişkin talebi değerlendirildiğinde, davacı taraf müvekkilinin ibra edilmemesi yönündeki kararların iptali olmadığı takdirde yokluk ya da butlanına karar verilmesini talep etmiş olup, Yargıtay 11. HD'nin 25/06/2019 tarih 2018/3251 Esas 2019/4825 Karar nolu, Yargıtay 11. HD'nin 26/01/2022 tarih 2020/6312 Esas 2022/628 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere açılmış ya da açılacak sorumluluk davasında ibra edilmeme hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden HMK 114/1-h ve HMK 115/2 maddesi gereğince hukuki yarar yokluğunda davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının genel kurul toplantı tutanağındaki 3,4,6,7,8,10,11,12,14,15,16,17 nolu kararların iptali ile ilgili davasının ise TTK 446 . Maddesi gereğince kararlara karşı davacının ret oyu kullanarak muhalefetini tutanağa geçirtmediği , davacının çekimser oy kullandığı görülmekle özel dava şartı olan ret oyu ve muhalefet şerhine yönelik özel dava şartı gerçekleşmediğinden bu nolu kararların iptali isteminin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının genel kurul toplantı tutanağındaki 3,4,6,7,8,10,11,12,14,15,16,17 nolu kararların iptali olmadığı takdirde yoklukla butlanına karar verilmesine yönelik terditli istemi değerlendirildiğinde ise, yokluk ve butlan durumlarında ret oyu muhalefet şerhi gerekmediği ve 3 aylık süre içerisinde dava açma koşulunun da bulunmadığı dikkate alınarak bu maddelerin yokluk ve butlanla malul olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi açısından davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması gerektiği ancak davacı tarafa usulüne uygun şeklide verilen kesin mehile rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı görülmekle ispat edilemeyen davanın reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. ..."gerekçesi ile, 1-Davacının davalı şirketin 25/02/2022 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 5,9 ve 13 nolu kararların iptali olmadığı takdirde yoklukla butlanına karar verilmesine ilişkin isteminin HMK 114/1-h ve HMK 115/2 maddeleri gereğince hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının hükmen mahkemece ibra edilmesine yönelik talebinin de reddine, 2-A-Davacının davalı şirketin 25/02/2022 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,6,7,8,10,11,12,14,15,16,17 nolu kararların iptali istemine yönelik davasının, ret oyu ve muhalefet şerhine yönelik özel dava şartları gerçekleşmediğinden dava şartlı yokluğundan usulden reddine, B-Davacının davalı şirketin 25/02/2022 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,6,7,8,10,11,12,14,15,16,17 nolu kararların yokluk ve butlanına yönelik davasının ise verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle davalı şirketin ticari defter ve belgeleri incelenemediğinden ispat edilmeyen davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ... A.Ş., ...’in 40.000.000,00 TL değerli pay tutarının; 39.975.000 adet ve 39.975.000,00 TL değerinde pay tutarının sahibi olup, ... ’e ait payların yaklaşık %99’una sahip bir şirket olduğunu, ... A.Ş.'nin bir aile şirketi olup, geçmişten günümüze kadar aktifinde pek çok gayrimenkulü barındıran, ülke turizminin en değerli yerlerinde; Antalya Lara-Kundu Bölgesi, Bursa Merkez ve Uludağ ve Marmaris Bölgelerinde olmak üzere toplam 6 adet 5 yıldızlı Turistik Tesisi bünyesinde bulunduran bir halka açık anonim şirketi olduğunu, müvekkili ..., ...‘ın turizm ve enerji alanında büyümesine öncülük ettiğini, grubun uzun yıllar yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, müvekkili ...’ın babası müteveffa ...'ın ise ...’ın kurucusu olduğunu, halihazırda ...’da hakim hissedar konumunda olan ... ise müvekkilinin ablası olduğunu, ... Yönetim Kurulu başkanı ... ile müvekkili ... ve baba müteveffa ... arasında Şirket hissedarlığına yönelik ihtilaf bulunmadığını, Müteveffa ... ve ...; yurtdışında bir şirketle yaşamış oldukları hukuki ihtilaf neticesinde .... hisselerine haciz gelmesi ihtimaline binaen 2009 yılından itibaren muhtelif tarihlerde sahip olduğu hisseleri, ...’ın kızı, ...’ın ise ablası olması hasebiyle sonsuz güven duydukları ...’e bedelsiz olarak emaneten devrettiğini, ... ile müvekkili arasında 05.06.2015 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi akdedildiğini, anılan Sözleşme gereğince, aslen ... ve müvekkili ... ’a ait olan 2009 yılından itibaren muhtelif tarihlerde bedelsiz olarak emaneten ...’e devredilen hisse senetleri yine bedelsiz olarak ...’a ve müvekkili ....’a iade edildiğini, anılan hisse devir sözleşmesi SPK ile yaşanan ihtilaflar ve halka açık bir şirkette böyle bir devrin yaratacağı hukuki yükümlülükler göz önüne alınarak hisselerin devredildiğine yönelik tescil işlemlerinin ...’ın dilediği bir tarihte yapılması planlandığını, ... ablasına "güvenerek" Yönetim Kurulu Başkanlığını kendisine devrettiğini, ... ... Bankası’ndan kredi bulunacağı ancak ... ’ın SPK ile olan ihtilaflarının bu kredi önünde engel olduğunu ifade ederek Şirket yönetim kurulu başkanlığına kendisinin geçmesi hususunda babasını ikna ettiğini, sürecin sonunda babası ve kardeşinden yönetim yetkilerini de alan ..., müvekkili ve babasını kendi kurduğu ve bugünlere getirdiği şirket olan ...’dan kovduğunu, ... ’in kendi babası ve erkek kardeşini yok sayarak tüm hisselere tek başına sahip olduğunu iddia etmesi ve hisseleri devrettiğine dair tescil işlemlerini yerine getirmeyi reddetmesi üzerine İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2018/827 Esas Numaralı Pay Defterinin Düzeltilmesi davası ikame edildiğini, anılan dava İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/827 E., 2019/300 K. ve 28.03.2019 tarihinde karara çıktığını ve davanın kabul edilerek hisselerin baba ... ve müvekkili ... adına tesciline karar verildiğini, ... tarafından ilgili karara karşı istinafa gidilmiş, dosyanın istinaf incelemesi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 2019/1493 E. 2021/449 K. Numaralı dosyasıyla yapılmış olup, yapılan istinaf incelemesi neticesinde 25.04.2021 tarihinde “Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,” karar verildiğini, İlgili karar davalı ... tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz incelemesi ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2021/5095 E. sayılı dosyasıyla yapıldığını, tüm bu süreçte baba ...’ın 10.04.2021 tarihinde vefat etmesine bağlı olarak temyiz incelemesi yapan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tebligat eksikliği nedeniyle dosyayı Bölge Adliye Mahkemesi’ne iade ettiğini, dosyanın halihazırda tebligat eksikliğinin giderilmesi için Bölge Adliye Mahkemesinde olduğunu, Diğer tüm yönetim kurulu üyeleri ibra edilirken müvekkili ...’ın 2015-2016-2017 yılları faaliyetlerinden dolayı ibra edilmemesi hukuka aykırı olduğunu, karşı taraf cevap dilekçesinde "Davacının ibra edilmesi, Müvekkil Şirkete karşı hiçbir sorumluluklarının olmadığı, yönetim kurulundayken tüm görevlerini özenle, tam ve eksiksiz olarak yerine getirdikleri anlamına gelecektir ki; bunu söylemek mümkün değildir." dediğini ancak müvekkili ..., ...‘ın turizm ve enerji alanında büyümesine öncülük ettiğini, grubun uzun yıllar yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, saygın bir iş adamı olduğunu, iş hayatında yükseliş dönemleri olduğu gibi düşü dönemleri de elbet olacağını, iş insanı sıfatıyla hareket eden herkesin bunu kabul edeceğini, 2015-2016-2017 yıllarına ait faaliyet raporu ve işlem belgelerine ilişkin belgelere dair bilgi verilmesi talebi reddedildiğini, faaliyet raporunun ve diğer işlem belgelerinin genel kurul toplantısında incelemeye hazır bulundurulmaması hukuka aykırı olduğunu, 28481 Sayılı Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik madde 15 gereği toplantıda hazır bulundurulacak belgeler sayıldığını, dava konusu iptali talep edilen Genel Kurul Toplantısı’nda işbu belgeler hazır bulundurulmadığını, Haksız ve hukuka aykırı biçimde pay senetlerini elinde tutan ve payları devretmekten kaçınmak suretiyle hukuka aykırı sonuçlar doğmasına neden olan genel kurul kararlarının iptali gerektiğini, söz konusu yönetim kurulu üyeleri, kendi kişisel menfaatlerini önde tutmak suretiyle Şirket tüzel kişiliğine ve mal varlığına zarar verdiğini, TTK madde 436/2 maddesi gereği Genel Kurul Toplantısı’nda Yönetim Kurulu üyelerinin diğer Yönetim Kurulu üyelerine ilişkin ibraya dair oylar hukuka aykırı olduğunu, ayrıca; ... Yönetim Kurulu başkanı ... temsilcisi ... ’in eşi olup bu kişiler arasında akrabalık ve yakınlık ilişkisi olması da nedeniyle ibra edilen diğer Yönetim Kurulu üyelerinin ibraları geçersiz olduğunu, emredici hükümlerin doğrudan uygulaması mevcut olup, karar alınmış olsa dahi alınan ibra kararları hukuka aykırı olduğunu, başta Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararların iptali olmak üzere Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararların iptali gerektiğini, ... ve ekibinin yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönemlere ilişkin yapılan şüpheli iş ve işlemler sebebiyle Şirket menfaatleri zedelenmekte olması karşısında; müvekkili ...’ın gerekçesiz ve haksız bir şekilde ibra edilmemesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin haksız yere sorumluluğu doğmasına neden olacak kararlar alındığını ayrıca; ... yönetimince mütemadi olarak ... içini boşaltma çalışmalarına devam edildiğini, denetim raporuna yönelik yönetim kurulunca yapılması gereken işlemler de yapılmadığını, yükümlülüklerin bilerek yerine getirilmediğini, 05.02.2022 Tarihli genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların iptalini, alınan 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16. ve 17.maddelerinde alınan kararların mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitini ve mahkemenizin re’sen göz önünde bulunduracağı sebepler uyarınca da yokluğunun ve butlanının tespitinin talep edildiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, talep doğrultusunda karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı şirketin 25/02/2022 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali, davacının hükmen ibra edilmesi, toplantıda alınan 3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16,17 nolu kararların butlanla batıl olduğunun tespiti ve aynı kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkindir. Mahkemece,1-Davacının davalı şirketin 25/02/2022 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 5,9 ve 13 nolu kararların iptali olmadığı takdirde yoklukla butlanına karar verilmesine ilişkin isteminin HMK 114/1-h ve HMK 115/2 maddeleri gereğince hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının hükmen mahkemece ibra edilmesine yönelik talebinin de reddine, 2-A-Davacının davalı şirketin 25/02/2022 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,6,7,8,10,11,12,14,15,16,17 nolu kararların iptali istemine yönelik davasının, ret oyu ve muhalefet şerhine yönelik özel dava şartları gerçekleşmediğinden dava şartlı yokluğundan usulden reddine, B-Davacının davalı şirketin 25/02/2022 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,6,7,8,10,11,12,14,15,16,17 nolu kararların yokluk ve butlanına yönelik davasının ise verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle davalı şirketin ticari defter ve belgeleri incelenemediğinden ispat edilmeyen davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Genel kurul toplantısında alınan kararların iptal sebepleri ve iptal davası açabilecek kişiler TTK 445 ve 446 maddesinde, düzenlenmiş olup davacı, şirket ortağı olarak dava açma hakkına sahiptir. Dava açmanın diğer şartları ise ortak yönünden toplantıya katılıp karara olumsuz oy verip muhalefetini tutanağa geçirtmiş olmaktır. Anonim şirket genel kurul kararlarının butlanın düzenlendiği 6102 sayılı TTK'nın 447. Maddesinde, a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararların batıl olacağı düzenlenmiştir.Genel kurul kararlarının yokluğu ise TTK'da düzenlenmiş bir konu olmayıp borçlar hukukunun genel hükümlerine göre değerlendirilecek bir konudur. Butlan, genel kurul karanın içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği halde yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s.28-29).Yokluk ve butlan hallerinde dava hakkı ilgililere, diğer bir anlatımla bu davaya açmakta korunmaya değer menfaati olanlara aittir. Bunlar, başta şirket ortakları olmak üzere alacaklılar ve yönetim kurulu üyeleridir. Bu bağlamda paylar üzerinde tesis olunan rehin hakkı ve intifa hakkı sahipleri sözü geçen kararın sakatlığının saptanmasında menfaatleri bulunduğu taktirde ilgililer kapsamına dahil sayılmalıdır. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 269,85.TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Kullanılmayan gider avansı varsa talep halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenreddine”taraflarınŞirketesastanKararınınİptali(Genelözetikararistinafİstemli)reddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesi“ttk”savunmasınınsebeplerimahkemesininKurulkararınınTicariileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim