İstanbul BAM 13. HD 2021/1558 E. 2024/40 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1558
2024/40
25 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1558 Esas
KARAR NO: 2024/40 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2017/507 Esas - 2021/83 Karar
TARİHİ: 10/02/2021
DAVA: Yargılamanın Yenilenmesi
KARAR TARİHİ : 25/01/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar ..., ... ve ... 17.05.2017 tarihli yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçeleri ile; davalı bankanın bilirkişileri içine alarak ticaret mahkemelerinden yalan beyan, hileli tebligat, hileli borçlandırma ile binlerce insanı organize bir biçimde dolandırdığını, bilirkişi heyetinin raporunda, bilerek yalan ve yanıltıcı beyanda bulunduğunu, raporda davalı banka ile ... Şirketi arasındaki sözleşmeyi kendilerinin de müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıklarını ifade ederek kefil gibi 227.423,35 TL borçlu gösterdiğini, ayrıca İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarından 18.01.2005 ve 28.07.2006 tarihli teminat senetleri ile yapılan kambiyo takiplerinin teminat olarak verdikleri taşınmazlar ile ilgili İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile ipoteklere bağlı olarak yapılan takiplerin 28.01.2006 tarihli kredi sözleşmesine bağlı olarak yapıldığını beyan ettiklerini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyada bilirkişi beyanına uyarak 28.01.2006 tarihli kredi sözleşmesine kefalet imzalarından dolayı 277.423,35 TL borçlu olduklarına hükmettiğini, takiplerin iptaline karar verdiğini, ancak Yargıtay tarafından takiplerin iptaline dair verilen kararın bozulduğunu, buldukları yeni deliller ile bilirkişi heyetinin Mahkemeye verdiği yalan ve yanıltıcı rapor ile kendilerini borçlandırdığını tespit ettiklerini, bilirkişilerin kendilerini kefil olarak borçlandırdıkları 28.01.2006 tarihli kefalet kredi sözleşmesinin bulunmadığını, bilirkişilerin 28.01.2006 tarihli kredi sözleşmesine teminat olarak verildiğini 18.01.2005 tarihli kefil olarak imzaladıkları boş senedin ise 18.01.2005 tarihli kredi sözleşmesine ait olduğunu, bu sözleşmeden kullanılacak kredilere teminat olarak verildiğini, aynı bilirkişiler tarafından 28.01.2006 tarihli kredi sözleşmesine teminat olarak verildiği beyan edilen 02.02.2006 tarihli ve 25.04.2006 tarihli ipoteklerin ise 18.01.2005 tarihli kredi sözleşmesine teminat olarak verildiklerini, yine bilirkişiler tarafından 28.01.2006 tarihli kredi sözleşmesine teminat olarak verildiği beyan edilen 300.000 TL bedelli senedin ve 28.07.2006 tarihli ipoteğin de 28.07.2006 tarihli kredi sözleşmesine teminat olarak verildiklerini, ayrıca asıl borçlu şirket ile davalı banka arasında imzalanan 27.06.2008 tarihli temlik sözleşmesinin de bilirkişiler tarafından 28.01.2006 tarihli kredi sözleşmesinin teminatı olarak kabul edildiğini, Savcılık tarafından ise temlik sözleşmesinin müstakil bir sözleşme olarak kabul edildiğini ve davalı banka hakkında kredi sözleşmelerinden borçlandırma ve senetlerle takip hakkında soruşturma başlattığını, davalı banka ile asıl borçlu ... Şirketi arasındaki temlik sözleşmesi ile temlikten önceki 18.01.2005 ve 28.07.2006 tarihli kredi sözleşmelerine ait borcun şirketin 575.000 TL olan alacağını davalı bankaya devretmesi ile kapatıldığını, davalı bankanın söz konusu alacağı tahsil ettiğini, bu nedenle bilirkişiler tarafından önceki kredi sözleşmelerinden ve temlik sözleşmesi karşılığı taraf olmadıkları kredilerden kendilerini borçlandırmalarının mümkün olmadığını, borç sona erdiğinden teminat olarak verilen senetlerden dolayı da takip yapma imkanı kalmadığını beyanla Mahkemece yeni elde edilen bu deliller ile yeniden yargılama yapılarak 28.01.2006 tarihli kredi sözleşmesinden borçlu olduklarına dair verilen hükmün kaldırılmasına, aleyhlerine yapılan tüm takiplerin iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı banka vekili yargılamanın yenilenmesi dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesi ile; davacıların bilirkişi heyetinin bilerek yalan ve yanıltıcı beyanda bulunduğunu ve yeni deliller elde ettikleri iddiası ile yeniden yargılama talep ettiklerini, davacıları yeni elde ettiklerini iddia ettikleri tüm hususların dava dosyasında bulunan tüm dilekçelerinde sayısız kere tekrarlanan ve hem yargılama hem de temyiz aşamasında ileri sürülen iddialar olduğunu, davacıların bilirkişi heyeti ile ilgili iddialarının dayanaksız olduğunu, kanunun bu hususta bir iddianın kabul edilmesi için bilirkişi veya tercümanın hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olmasını aradığını, ayrıca yargılamanın yenilenmesi talebinin süresi içerisinde ileri sürülmediğini beyanla talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 10/02/2021 tarih ve 2017/507 Esas - 2021/83 Karar sayılı kararında;"Dava; hukuksal niteliği itibariyle, HMK'nın 375/1-f maddesi gereğince yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Davacılar tarafından iade-i muhakeme talebine ilişkin ekte sunulu belgeler ve iddialar esas davanın mündericatında ileri sürülmüş ve kanun yolu incelemelerinden geçmiş hususlardır. Yargılamanın iadesini talep eden, talep dilekçesi ekinde kesinleşen mahkeme kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişiler hakkında verilmiş kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunduğuna, karşı taraf hakkında yaptıkları suç duyurusu sonucu ceza davası açıldığına ilişkin her hangi bir belge sunmamıştır. İlgili savcılık birimleri ile de yapılan yazışmalar neticesinde adı geçen bilirkişilerin görevinin gereklerine aykırı olarak yalan beyanda bulunmak suçundan hakkında ceza davası bulunmadığı anlaşılmıştır. Sunulan savcılık kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararları iade-i muhakeme talepleri açısından yetersizdir. HMK'nın 375/1-f m. uyarınca bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olmadığı gibi, bilirkişilerin kasten gerçeğe aykırı beyanlarına ilişkin kesinleşmiş hüküm olması gerektiği, kaldı ki davacıların iddia ettiği bilirkişi raporlarının yeni ele geçirilmiş belge niteliğinde olmadığı, bir uzman görüşü niteliğinde olup, mahkemece hükme esas alınarak kanun yolu incelemelerinden geçtiği görülmekle yasal şartları oluşmayan talep ve davanın reddi gerekmiştir. "gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacılar ..., ... ve ... Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar ..., ... ve ... Taahhüt Sanayi Tic. Ltd. Şti. istinaf dilekçesi ile; 17.05.2017 tarihli yargılanmanın yenilenmesi dilekçelerini, davanın 2013/69 E. sayılı dosyadan kesinleştiği İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduklarını, 30.05.2017 tarihli tensip tutanağı ile İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/507 E. sayılı yeni bir dosya numarası ile yargılanmanın yenilenmesi davası açıldığını, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. madde hükümleri gereğince, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını, Harçlar Kanunun bu maddelerinin uygulamadaki karşılığının dosyanın işlemden kaldırılması olduğunun açık olduğunu, Harçlar Kanununda, davada harç yatırılmadan davanın esasına girilemeyeceğinin belirtildiğini, Mahkemenin bu hususu resen gözetmesi gerektiğini;Yerel mahkemece dava değeri üzerinden harç değeri tespiti ve harcın yatırılması için taraflarına ihtar yapılmadığını, Mahkemece davanın esasına girilerek yargılama sonucunda yargılanmanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiğini, Mahkemece belirlenecek dava değeri üzerinden harcın yatırılması için, davacı olarak taraflarına kesin süre verilmesi, verilen süre içinde harcı yatırmamaları durumunda davanın müracaata bırakılması ve Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince HMK'nın 150. maddesinde de öngörülen 3 aylık sürenin beklenmesi ve bu müddet içerisinde harcı ikmal etmedikleri takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, harçların yatırılması gerçekleştirilmeden usul ve yasaya aykırı olarak davanın esasına girilerek yargılama sonucunda aleyhlerine red kararı verildiğini beyanla Mahkemece verilen red kararının kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkindir.Davacılar ..., ... ve ..., İstanbul Kapatılan 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.05.2013 tarihli, 2013/69 Esas ve 2013/121 Karar sayılı; davacıları ..., ..., ... ve ... Tic. Ltd. Şti., davalısı ... Bankası A.Ş. olan asıl ve birleşen menfi tespit talepli davaların reddine dair verilen ve 10.12.2014 tarihinde kesinleşen kararının, yeni buldukları belgeler ile dava dosyasına rapor sunan bilirkişi heyetinin yalan ve yanıltıcı beyanda bulunduklarının anlaşılması sebebiyle hatalı olarak verildiğini, bilirkişi raporunda taraf olmadıkları bir kredi sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak taraf gösterildiklerini, başka bir kredi sözleşmesi için verilmiş teminat senedi ve ipotekler bu kredi sözleşmesi için verilmiş gibi kabul edilerek borçlu çıkarıldıklarını, Mahkemece bu rapor esas alınarak verilen kararın yanlış olduğunu beyanla yeniden yargılama yapılarak kararın kaldırılmasını talep etmişler, davalı banka davacıların ileri sürdükleri yeni belge ve beyanların yargılama aşamasında ileri sürüldüğünü ve talebin süresi içerisinde olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı ..., ... ve ...Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamına göre; Mahkemece 30.05.2017 tarihli tensip tutanağı ile yargılamanın yenilenmesi dava tarihi 30.05.2017 ve talep eden davacılar ..., ..., ... ve ... Tic. Ltd. Şti. kabul edilerek yargılamaya devamla davanın esastan reddine, 59,30 TL başvurma harcı ile 59,30 TL karar ve ilam harcının davacılardan tahsiline karar verilmiş ise de; yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunanların davacılar ..., ... ve ... oldukları, ... Tic. Ltd. Şti.'nin yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmadığı, dava tarihinin ise 17.05.2017 olduğu, davacılar ..., ... ve ... tarafından 17.05.2017 tarihinde açılan davada ayrı ayrı 31,40 TL başvurma harcı ile 31,40 TL peşin karar ve ilam harcının yatırıldığı, Mahkemece 29.11.2017 tarihli ilk duruşmada davacıların mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamaları sebebiyle HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bu karardan itibaren yasal 3 aylık süre içerisinde davacılar tarafından yenileme talebinde bulunulduğu ve davacıların 23.05.2017 tarihli ikinci duruşmaya katıldıkları, 12.12.2018 tarihli üçüncü duruşmada mazeret bildirdikleri, bundan sonraki 08.05.2019 tarihli dördüncü duruşma ve sonraki duruşmalara davacı ...'ın katılmadığı, vekilinin olmadığı ve mazeret de bildirmediği anlaşılmıştır. Buna göre Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi davasında davacı olmayan ... Tic. Ltd. Şti. hakkında da yargılama yapılarak hüküm kurulması ve karar başlığında adı geçen şirketin davacı olarak gösterilmesi, yargılamanın yenilenmesi davasının asıl davadaki dava değeri üzerinden nispi karar ve ilam harcına tabi olması sebebiyle ayrıca davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve davacı sayısı kadar dava olduğu gözetilerek, her bir davacıya 6100 Sayılı HMK'nın 120/1 ve Harçlar Kanunu'nun 30, 32. maddeleri uyarınca asıl davadaki dava değeri üzerinden eksik peşin harcını tamamlamak üzere süre verilmesi, eksik harcın tamamlanmaması halinde HMK'nın 150/1. maddesi uyarınca davanın, harcı yatırılarak yeninleninceye dek işlemden kaldırılması, HMK'nın 150/4. maddesinde düzenlenen üç aylık yasal süre içerisinde yenilenmemesi halinde açılmamış sayılmasına karar verilmemesi, yine davasını takip etmeyen davacı ... yönünden tefrik kararı verilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacıların istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar ..., ... ve ... Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2021 tarih ve 2017/507 Esas 2021/83 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, ve yine ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde istinaf edenlere iadesine,3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38