SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2200 E. 2024/395 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2200

Karar No

2024/395

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2200 Esas

KARAR NO: 2024/395 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2018/15 Esas - 2021/304 Karar

TARİH: 30/03/2021

DAVA: Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan), Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/478 ESAS SAYILI DOSYASI

DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 29/02/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin Davalı bankanın Kartal Şubesinde bulunan ... Nolu Türk Lirası Hesabından: - 11.06.2007 işlem tarihli 2,000.00 TL - 1).07.2007 işlem tarihli 80.000.00 TL - 07.09.2007 işlem tarihli 800.00 TL - 05.12.2008 işlem tarihli 1.500.00 TL olmak üzere toplam 84,300.00 TL ...Nolu GBP Hesabından: - 23.07,2007 işlem tarihli 500.00 Paund - 17.08.2007 işlem tarihli 5 790.00 Paund - 11,09.2007 işlem tarihli 24.670.00 Paund - 02.10.2007 işlem tarihli 600.00 paund - 02,10.2007 işlem tarihli 500.00 paund - 04.08.2008 işlem tarihli 12.600.00 Paund - 02.12.2008 işlem tarihli 7.000.00 Paund - 06,02.2009 işlem tanhii 7.000 00 Paund - 24.02.2009 işlem tarihli 3.450.00 Paund olmak üzere toplam 62.110.00 Paund işlemlerin müvekkilinin talimat ve izni dışında şüpheli olarak gerçekleştirildiği, Müvekkilinin talebi doğrultusunda işlemlere ait dekontların bir kısmı gecikmeli de olsa kendisine ulaştırıldığı, gönderilen evraklarda işlemlerin ... tarafından gerçekleştirildiğinin görüldüğü, ... hesaplarından Nakit Çekme veya para transferine ilişkin hiçbir talimatı , yetkilendirmesi veya verdiği bir vekaletname mevcut olmadığı Bir başka deyişle ... hesaplarından yukarıda listelenen hesap hareketlerine ilişkin mevcut para miktamu azaltıcı hiçbir işlem için faxs talimatı, vekalet veya en geniş anlamda hiç kimseye taJimat vermediği, Müvekkilinin ilgili şubeye 07.05 2007 tarihinde FAKS aracılığı ile gönderdiği Talimat metni "Şubenizde kayıtlı olan hesabım ve açılacak olan hesaplarım ile ilgili olarak döviz alımı'satımı hesap uçma kapama işlemlerinin yapılması hususunda Şubeniz müşterilerinden oían ... yazılan talimat mektubuna istinaden yetkilidir " şeklindedir. Dosyada başkaca talimat veya vekaletname bulunmadığı. Talimat metni incelendiğinde, nakit çekim, para transferi, havale, dövizi bozdurma suretiyle para çekimi, hesabı kapatarak para çekimi, hesapta mevcut paranın her hangi bii yatırım veya bankacılık işlemine tabı tutulması, ilgili paranın vadeli hesaba çevrilmesi, ilgili paranın borsa hisse senedine dönüştürülmesi vs. gibi yada çoğaltılabilecek yetkileri içermediğinin anlaşılacağı, Bankaların, bankacılık mevzuatına göre kati talimata binaen işlem yapabildiği, aksi mevduatın güvenliğinin kalmayacağı, Banka şubeleri kendi müşterilerinin dahi imzalarını sistemden teyit etmekte, imzada biT farklılık gördüğü anda hesap sahibinden dahi teyit ve açıklama istediği, Talimata binaen Şüpheli ...'ın hesaplarında para ile borsa hisse senedi alabilir mi ? Vadeli mevduata transfer edebilİr mi ? ... hesaplarındaki parayı kesin Banka Teminat Mektubuna ilişkin Teminat gösterebilir mi? Talimatta mevcut bulunmayan nakit para çekimini ve/veya her hangi bir para transferini de gerçekleştiremeyeceği, Davalı bankanın internet WEB sitesinde mevcut en eski gerçek kişiler için düzenlenmiş bulunan ... sayılı ve 29,08.2013 yatın tarihli Bankacılık İşlemleri Sözleşmesinin talimata ilişkin maddelerinde; Diğer bankaların Güncel Bankacılık Hizmet Sözleşmelerinde de Faks talimatlarına İlişkin hükümlerin benzer nitelikte olduğu, Sözleşme hükümlerinde den açıkça anlaşılacağı üzere Banka açı, net kesin ve teyitli talimat haricinde işlem yapamayacağı/yapmayacağı, özellikle nakit para çekimi ve transferleri gibi mevduatı azaltan işlemlere ilişkin hiçbir şüpheye yer verilmeden işlem yapması gerektiği, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu Davalı bankanın Teftiş Kurulu Başkanlığının LTHF-SR-72 Sayılı ve 28.12,2016 tarihli Soruşturma raporu ile doğrulandığı,: Müvekkilin davalı bankanın işbu davanın açılmasında gerekçe teşkil eden Kusurlu hareketlenni bahsedilen soruşturma Raporunun İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/122254 Soruşturma Sayılı dosyasına davalı tarafa 28.10.2017 tarihinde sunulduğundan öğrenildiği ve bilgi sahibi olunduğu, Öncesinde bankanın soruşturma raporu GİZLİ olması nedeniyle müvekkile bilgi verilmediğinden müvekkilin bankanın kusurlu hareketlerinden bilgisi olmadığı, müvekkil ancak bankanın kusurlu olduğunu bu soruşturma raporu ile öğrendiği, savcılık dosyasından müvekkilin yetkisiz para çekimleri yapan ...'yu şikayet ettiği, soruşturmanın derdest olduğu, davalı banka çalışanlarına disiplin cezaları uygulamış, ilgili şube müdürü istifa etmiş/ettirildiği, itibar ve güven müessesi olan banka yöneticisi ve memurlarının basiretli bir tacirin göstereceği maksimum özenle hareket etmesi gerektiği, aksi halde bankanın sorumluluğu olacağı konusunda şüphe olmayacağı, bankanın ilgili şube müdürünün bankacılık hizmet sözleşmesi ve ilgili mevzuata aykın davranarak müvekkilin mevduat hesaplarından azalmaya sebebiyet vererek 62.110 İngiliz Sterlini ve 84.300 TL'lık zarara uğratıldığı, arz edilen ve resen tespit edilecek sair sebeplerle fazlaya dair haklar saklı kalması kaydıyla davalı bankanın müvekkilin hesaplarında azalmaya sebebiyet verilerek uğranılan bankanın Teftiş Kurulu Başkanlığı Raporları ile de sabit olan 62.110 00 İngiliz Sterlini (04/01/2018 tarihi itibariyle TCMB kuru karşılığı 318.500.08 TL) ve 84.300.00 TL'nın davalı bankadan alınarak müvekkile ödenmesine, müvekkilin uğradığı zararlar karşısında manevi çöküntüye uğraması nedeniyle davalı banka aleyhine 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın yetkili Mahkemede açılmadığı, müvekkili banka adresinin Şişli /İstanbul olduğu, HMK 6 maddesi gereğince dosyanın yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi talep edilmiştir ayrıca uyuşmazlık ile ilgili olarak davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... E Sayılı dosyasından takip başlatıldığı ve takip hala derdest olduğu, işbu davanın müvekkil aleyhine sonuçlanması halinde ve söz konusu icra dosyasının tahsil edilmesi halinde aynı alacağın 2 defa tahsil edilmiş olacağı, HMK'um 114 maddesinde dava şartlan sayıldığı, buna göre derdest olmama bir dava şartı olup, dava şartı noksanlığı nedeniyle resen davanın reddi gerektiği, derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi istendiği, işbu davada müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceği, dava konusu hesaplarda yapılan işlemler davacının bilgisi dahilinde eski ortağı ... tarafından yapıldığı, uğranılan zararın dava dışı ... talep edilmesi gerektiği, yapılan işlemler nedeniyle müvekkili bankanın zenginleşmediği, mülkiyetinde olmayan bir tutar ile ilgili olarak müvekkile husumet yöneltilemeyeceğinden davanın husumet yönünden reddi gerektiğini tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/478 ESAS SAYILI DOSYASI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin hesaplarından, müvekkilinin genel veya işlem bazında açık ve net her hangi bir talimatı olmadan davalı banka tarafından ihbar olunan ...'nun aynı banka nezdinde hesabına havale ile yapılan ödemeler ile ... nakit yapılan ödemelerin yapıldığını ve bu ödemelerden davalı bankanın sorumlu olduğunu, yapılan bu ödemelerin iadesi talepli 04.01.2018 tarihinde davalı bankaya karşı İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/15E sayılı dosyası ile bankacılık işlemlerinden kaynaklanan tazminat davası açtıklarından bahisle iş bu mahkememiz davasının İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/15E sayılı dosyası ile birleştirmesi yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/03/2021 tarih 2018/15 Esas 2021/304 Karar sayılı kararında; "... Dava dilekçesi cevap dilekçesi,07.11.2018 tarihli denetime elverişle bilirkişi raporu,İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyaları, ... A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığının soruşturma raporu ve tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ,Davacının İngilterede ikamet ettiği ,davalı bankada mevduat hesabının olduğu,Davalı banka nezdinde ,vadesiz Türk Lirası ve İngiliz Sterlini üzerinden tasarruf Mevduatı üzerinden işlemler yaptığı,döviz hesabına havale suretiyle paralar gönderdiği,davacının davalı bankaya gönderdiği 07.05.2007 tarihli talimatla davalı bankadaki hesaplarıyla ilgili döviz alım satım hesap açma kapama işlemlerinin yapılması hususunda dava dışı ... yetki verdiği,ancak davalı nezdindeki Türk Lirası ve Döviz hesaplarındaki bir kısım paraların, rızası dışında, muhtelif tarihlerde ve tutarlarda dava dışı ... tarafından çekildiği,her ne kadar mahkememizce aldırılan 03.12.2020 tarihli ek raporda davacının sözkonusu işlemlere ses çıkarmayarak icazet verdiğinden bahisle davalıdan bu bedelleri isteyemeyeceği,aksinin Medeni Kanunun 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağı belirtilmişse de ,davalı bankanın Teftiş Kurulunca yürütülen soruşturmada dönemin Şube Müdürünün sözkonusu işlemlerin yazılı bir talimat almadan yapılmasında sorumluluğuna gidilerek kınama cezası ile cezalandırıldığı,dava dışı ... davacı ... ve aile bireylerinin adına işlemleri devamlı olarak takip etmesinin ve muhtelif işlemler gerçekleştirmesinin her bir işlem bakımından yetkili hale getirmeyeceği,davacının sınırlı işlemler için icazet verdiği,aksini hukuk düzeninin koruyamayacağı,hesap hareketlerini birfiil takip için dava dışı ... yetki veren davacının belirli bir zaman geçtikten sonra dava ikame etmesinin zımni bir kabul olarak değerlendirmenin bankanın hukuka aykırı işlemine hukuki bir sonuç bağlanamamasına sebebiyet vereceği,zira ortada açıkça hukuka aykırı bir işlemin bulunduğu ve hukuk düzeninin bunu koruyamayacağı,davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün olduğu,ancak alacağın zamanaşımına uğrayan kısmı bakımından davacının talep hakkını yitirdiği,bu sebeple asıl dava bakımından davanın dava tarihihndeki (GBP efektif satış kuru üzerinden) kısmen kabulüne karar verildiği ,manevi tazminat talebine yönelik olarak ise bankanın işlemlerinin davacı tarafta elem keder yaratmaya elverişle olmadığı bu sebeple manevi tazminat isteyemeyeceği ,birleşen dosyada esas dosyada talep edilen bedellere ilişkin faizin talep konusu yapıldığı,ancak faizle ilgili kısım açısından infazda dikkate alınmak suretiyle dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, Davacının asıl ve birleşen davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;155.827,78 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,1-Asıl dava da; Alınması gerekli 10.644,59 TL harcın davacı tarafça yatırılan 6.878,82 TL peşin harcı ve 956,34 TL ıslah harcından mahsubu ile 2.809,43 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,2-Asıl dava da; Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 18.753,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Asıl dava da red edilen kısım yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 25.738,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Asıl dava da; Davacı tarafça yapılan 3000 TL bilirkişi ücreti, 424,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 3.424,00 TL 'nin davanın kabul red oranı gözönüde tutularak 1.292,52 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,4-Manevi tazminat davası red edilen kısım yönünden ; Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Birleşen dava yönünden yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. Vekili ve İhbar olunanlar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Usule ilişkin istinaf nedenleri; yerel mahkeme tarafından HMK 297/2 maddesinin ihlal edildiğini, Yerel Mahkemece asıl dava 155.827,78 TL bedel bakımından kısmen kabul edildiğini ancak kabul edilen bu bedelin, müvekkilinin hesabından bilgisi dışında çekilen hangi bedellere ve döneme ait olduğunun açıklanmadığını, gerekçe ve hüküm kısmında aydınlatılmayan bu durum istinaf sebeplerinin de sınırlandırıldığını, kabul edilen ve reddedilen bedellerin dönemlerine ilişkin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak bir hüküm verilmesi gerektiğini ancak hükmün, kabul edilen ve reddedilen kısım yönünden belirsiz olduğunu, Birleşen dava yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, birleşen dava ile asıl davadan farklı olarak alacak miktarları yönünden dava tarihine kadar işlemiş faiz talep edildiğini ancak buna ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, asıl davada talep edilen faizin dönemi ile birleşen davada talep edilen faiz dönemi birbirinden farklı olduğunu, birleşen dava yönünden karar verilmemesi usule ilişkin mutlak bir istinaf sebebid olduğunu, (Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 29.03.2016 tarihli ve 2016/1499 E., 2016/8912 K. sayılı kararı)Manevi tazminat yönünden hükmün ikinci 4. Nolu başlığında reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, bu hükümden dolayı manevi tazminatın kabul edilen bir kısmı olduğu ortaya çıktığını ancak manevi tazminat talebin ne kadarının kabul edildiği, kabul edilen kısım yönünden müvekkili lehine de vekalet ücretine hüküm kurulması gerektiği göz ardı edildiğini, Kararın gerekçesinin eksik olduğunu, sadece alınan kök ve ek raporların özetine yer verilerek hakimin kendi kanaatine ve gerekçesine ilişkin bir açıklama yer almadığını, Esasa ilişkin istinaf nedenleri; davalı banka, dava konusu tutarın yetkisiz temsilciye ödendiğini kabul etmediğini, müvekkilinin bankaya göndermiş olduğu talimat oldukça açık olduğunu, 'Şubenizde kayıtlı olan hesabım ve açılacak olan hesaplarım ile ilgili olarak döviz alım-satım, hesap açma-kapama işlemlerinin yapılması hususunda şubeniz müşterilerinden olan sayın ... yazılan talimat mektubuna istinaden yetkilidir." İşbu metin incelediğinde bu metinde hiçbir şekilde nakit çekim, para transferi, havale, EFT, dövizi bozdurmak usulü ile para çekimi, hesabı kapatarak para çekimi, hesapta mevcut paranın herhangi bir yatırım veya bankacılık işlemine tabi tutulması, ilgili paranın vadeli hesaba çevrilmesi, ilgili paranın borsa hisse senedine dönüştürülmesi vs gibi daha da çoğaltılabilecek yetkileri içermediği rahatlıkla anlaşılacağını, bankaların, bankacılık mevzuatı gereğince yalnızca ama yalnızca kat’i talimata binaen işlem yapabildiklerini aksi halde bankalarda mevcut mevduatın güvenliği imha olacağını, yetkili bu talimat kapsamında ancak ve ancak döviz alım-satım'ı ve hesap açma- kapama işlemleri yapabileceğini, davalı bankanın müvekkilinin uğradığı zararları karşılaması gerektiğini, Davalı banka hiçbir dönemde müvekkiline ait hesap hareketlerini gosteren belgeleri, hesap dökümünü, işlem bilgisini veya banka cüzdanını vermediğini, davalı banka cevap dilekçesi ile müvekkilinin 07/02/2008, 14/02/2008 ve 25/08/2008 tarihlerinde banka şubesine gidip cekim yaptığı halde usulsuz olan işlemlere neden itiraz etmediğini sorguladığını ancak müvekkiline 2005 yılında ilk banka hesabını açtığı günden bu yana davalı banka tarafından hiçbir şekilde hesap dökümünü, hesap hareketlerini, ...'nun para çekimlerini/havalelerini gösteren dekont ve özellikle banka cüzdanı verilmediğini, müvekkili internet bankacılığı hakkında bilgi istediğinde aylarca oyalandıklarını, müvekkilinin daimi ikametgahı yurt dışında olması ve ülkeye giriş çıkışının az olması sebebiyle bu hususlar üzerinde çok durmadığını, dosya içerisine sunulan yazışmalarda da davalı bankanın müvekkili bu hususlarda oyaladığının açıkça görüldüğünü, müvekkili hesabından yapılan çekimlere ilişkin ayrıntılı bilgiyi davalı bankanın soruşturma dosyasına sunduğu Teftiş Raporu'nu inceleyebilmesi sonucunda öğrenildiğini, Alınan bilirkişi ek raporuna yönelik itirazların değerlendirilmediğini, dosya kapsamında alınan kök ve ek rapor arasında, dosyaya sunulan yeni bir belge ve delil bulunmamasına rağmen, çelişki mevcut olup aynı kişi tarafından hazırlanan raporlar arasındaki farkın sebebi açıklanmadığını, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerekmekte iken çelişki giderilmeden dosya kapsamında alınan raporların hükme esas alınmasının mümkün olmadığını,Bilirkişiler tarafından yetkilerini aşan bir şekilde hukuki nitelendirme yapılmak suretiyle rapor tanzim edildiğini, bilirkişiler tarafından zamanaşımına yönelik değerlendirme yapılamayacağını, Yargıtay 9. HD 2018/6005 E., 2018/14694 K."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ncı maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” kuralına yer verilmiş olup, bozma ilamının gereği olan zamanaşımı değerlendirilmesi de bilirkişi raporu alınmasını gerektirecek özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmediği gibi hakimce çözümlenmesi mümkün bir meseledir."Gerekçeli kararda hükme esas alınan ek raporda davalı bankanın mesnetsiz iddiaları değerlendirilmeye alınmadığını, davalı banka ihbar olunan ... ile müvekkili arasında ticari bir ilişkinin varlığını ileri sürüldüğünü ancak buna ilişkin dosyada tek bir delil dahi sunulamadığını, davalı banka bu iddiayı ileri sürerek sorumluluktan kaçmaya çalıştığını, müvekkiline ait hesap ticari değil bireysel bir hesap olduğunu, bu husus yargılamanın her aşamasında göz ardı edildiğini, müvekkiline tacir gözüyle bakıldığını ancak bu beyanlar birer iddiadan öteye geçememişken ve delil dahi olmadan müvekkilinin tacir olarak değerlendirilmesi yargılamayı sakatladığını,Gerekçeli kararda davanın kısmen kabul kısmen ret edilmesinin sebebi zamanaşımı olarak gösterildiğini, müvekkili bankada meydana gelen usulsüz işlemlerden haberdar olduğunda davaya konu işlemlere yönelik davalı banka ile yurt dışında yaşaması sebebiyle mail yoluyla iletişim kurulduğunu, davalı banka, konuya ilişkin müvekkili anında bilgilendirmediğini ve iç işleyişinde soruşturma raporu hazırladığını ancak bu süreçte davalı banka tarafından hazırlanan soruşturma raporu da müvekkile verilmediğini, müvekkil ile davalı banka arasındaki yazışmalar dosyaya sunulduğunu, sürecin davalı banka tarafından sürüncemede bırakıldığı aşikar olduğunu, davalı bankanın, müvekkili bilgilendirmekten imtina etmesi sonucu müvekkili yasal yollara başvurarak konu ile ilgili suç duyurusunda bulunduğunu ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile haberdar olduğu işlemlere ilişkin bedellerin kendisine ödenmesi amacıyla davalı banka aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkili, davalı banka tarafından hazırlanan soruşturma raporundan bu raporun İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/122354 soruşturma sayılı dosyasına sunulması ile haberdar olduğunu, İcra takibine konu etmediği bedellerin de davalı banka tarafından ihbar olunan ... verildiğini görerek bu bedelleri de içeren bir alacak davası açıldığını ancak bu hususu dava dilekçesi ve devamında dosyaya sunulan tüm dilekçelerinde ileri sürüldüğünü ancak önemsenmediğini, mahkeme tarafından değerlendirmeye dahi alınmadığını,Yerel mahkeme tarafından 10 yıllık zamanaşımının dolduğundan bahisle kısmen kabul kısmen ret olarak verilen hüküm eksik inceleme ile oluşturulduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, Esas: 2019/ 1955, Karar: 2020 / 4257 Karar Tarihi: 01.07.2020 "6098 Sayılı TBK 154. maddesinde (818 sayılı BK. 133) zamanaşımını kesen nedenler gösterilmiştir. Aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Kanunun 156. maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir." Yargıtay 17.Hukuk Dairesi Esas: 2017/ 1006 Karar: 2017 / 7286 Karar Tarihi: 06.07.2017 "...davacının yeniden 19.11.2013 tarihinde icra takibine geçtiği, gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133 ve 135. Maddeleri gerekse TBK 154 ve 156. Ve157. Maddeleri gereği alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir ve bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. Bu nedenle icra takibi ile kesilen zamanaşımı en son ... İcra Hukuk Mahkemesinin kararının kesinleştiği 17.09.2012 tarihinde yeniden işlemeye başladığı..." Davalı banka mevzuatına göre ağır kınamayı gerektiren davranış sebebiyle müvekkili nezdinde doğmuş olan zarardan bankanın tümüyle sorumlu tutulması gerektiğini, "Özet olarak denilebilir ki birer itimat kurumları olan bankalar, aldıkları Mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu konuda objektif özen borcunun gereği oluruk hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Bu kurallar dikkate alındığında Özel Dairenin bozma kararı doğru olup mahkemenin direnme hükmüne gerekçe yaptığı hususlar kurtuluş karinesi olarak kabul edilemiyeceğinden bu direnme kararı bozulmalıdır." YHGK 15.06.1994 - K.1994/398 İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI ... A.Ş, VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin gerekçeli karar metninde verilen kararın anlaşılamadığını, birleşen dava açısından yerel mahkemenin ne kadarlık kısmının kabul edilip ne kadarlık kısmının reddedildiğinin belli olmadığını, tek bir dava var gibi hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulun'nun 2017/632 E., 2021/307 K sayılı 18/03/2021 tarihli içtihadında: "Somut olayda, davacı birleşen dava ile ayrı bir talepte bulunduğuna göre, bu hususta mahkemece ayrı bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, bu hususta ayrı bir karar verilmeyip tek hükümle asıl ve birleşen dosyaların ne kadarın red edilip ne kadarının kabul edildiğinin kararda gösterilmemiş olması ve yargılama giderlerinin her bir dosya için ayrı ayrı sıra numarası altında belirlenmemiş olması, HMK’nun 297 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." denilerek yerel mahkeme kararı bozulduğunu ve verilen direnme kararı karşısında hukuk genel kurulu aynı şekilde karar verdiğini,Yerel mahkeme kararının vekalet ücreti açısından da hatalı olduğunu, reddedilen kısım açısından müvekkili yerine davacıya vekalet ücretine hükmedildiğini,Derdestlik itirazlarının dikkate alınmadığını, Yerel mahkeme aynı bilirkişiden ek rapor almak yerine, dosyayı aynı bilirkişinin yanına yeni bir bilirkişi ekleyerek aslında yeni bir rapor alınması için bilirkişi heyetine gönderdiğini, 2. rapor tüm çelişkileri giderdiği halde bir kısmına itibar etmiş bir kısmına itibar etmediğini, yerel mahkeme kendisi açısından çelişkili bulduğu hususlarda ek rapor almak yerine, her rapordan neye göre seçildiği anlaşılmayan bölümlere dayanarak hüküm kurduğunu, Yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, sadece şekilsel olarak talimatın var olup olmadığı hususuna göre hüküm kurulduğunu, davacının iradesi ve işlemlere rızası irdelenmediğini, davacının hesap hareketlerinden haberdar olması ve işlemlere uzun süre sessiz kalması karşısında yerel mahkemenin sadece talimatın olmamasını dayanak yaparak davanın kısmen kabulüne karar vermesinin kabul edilemeyeceğini, davacı hesabından yapılan işlemlere zımnen muvafakat verdiğini, Davacının hesabından yapılan işlemlerden haberdar olduğunun tartışmasız olduğunu, zira 13.03.2009 tarihinde, hesabından 330 GBP’nin TL’ye çevrilerek (783 TL) karşılığının ...’a ödenmesi yönünde İngiltere’den bir faks talimatı gönderildiğini ve neredeyse hesabındaki bakiyenin tamamı kadar babasına ödeme yapılması için talimat göndermesinin, ilgilinin o dönemki hesap bakiyesinden ve dolayısıyla hesabından gerçekleştirilen önceki işlemlerden haberdar olduğunu gösterdiğini ancak yerel mahkeme tarafından bu hususta hiç bir değerlendirme yapılmadığını, Bununla birlikte davacının hesap bakiyesini bildiği halde 7 yıl süresince işlemlere sessiz kalması da, ...’nun hesapları üzerinde yaptığı işlemlere zımnen muvafakat verdiği anlamına geldiğini, 07.02.2008, 14.02.2008 ve 25.08.2008 tarihinde Şube’de bizzat işlem yapmasına ve önceki hesap bakiyesini öğrenmesine rağmen hiç bir itirazda bulunmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01.11.2004 tarihli sayılı kararı)Hesap sahibinin uzun süre sessiz kalmasının hesaptan yapılan ödemelere icazet verdiğini göstereceği şeklindeki diğer bir Yargıtay kararı ise şöyledir: “Taraflar arasında imzalanan bankacılık hizmet sözleşmesinin 14.2. maddesinde davacının faks talimatı ile gerçekleştirilen işlemlerde faks teyidi almaksızın yerine getirmesi yönünde bankaya yetki verdiği, dava konusu işlemlerin faks ile gerçekleştirilen işlemler olduğu, davacının kart borçlarını bizzat ödediği, ATM. log kayıtlarından haberdar olduğu, davacının hesabından yapılmış olan tüm ödemelerin davacı tarafından mahkemeye ibraz edilen hesap cüzdanlarında yer aldığı, kart borçlarının da otomatik ödeme talimatından ödendiği, imza incelemesi sonucunda incelenen ödeme talimatlarındaki imzaların davacının eli ürünü olduğu, incelemesi faks talimatı olması nedeniyle yapılamayan talimatlara ilişkin ödemelerin de davacıya ait hesap cüzdanında aynen yer aldığı, davacının mahkemeye sunmuş olduğu hesap cüzdanında yer alan havalelerden bilgi sahibi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu gibi 27.04.2009 ilk işlem tarihi ile son işlem tarihi 21.02.2011 tarihleri arasında yapılan havalelere sessiz kalması ve hesap cüzdanında tüm işlemler yazılı olmasına rağmen olayı 21.06.2011 tarihinde öğrendiğini iddia etmesinin davacının usulsüz olduğunu iddia işlemlere icazet verdiğinin kanıtı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının hesabından yapılmış olan tüm ödemelerin, davacı tarafça sunulan hesap cüzdanlarında yer aldığına dair davalı savunmasına, bilirkişi tespitine ve yerel mahkeme kararına karşı, davacı tarafça yargılamanın hiçbir aşamasında bir itirazda bulunulmamış olmasına, yine davacının cüzdanlardaki hesap hareketlerinin dava konusu işlemlere ait olmadığını da iddia etmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir”. Davacının hesabından yapılan işlemlerden haberdar olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01.11.2004 tarihli sayılı kararında ,“Mahkemece, hesaptan para çekilmesi hususunda davacı tarafından üçüncü şahıslara ve bankaya verilmiş yetki, vekaletname ve talimat bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı banka kayıtlarında, davacının, üçüncü şahsa ödeme yapılması yönünde bir talimatına veya üçüncü şahsa verilmiş bir vekaletnameye rastlanılmamıştır. Ancak, uyuşmazlık konusu hesap, hareketli bir hesaptır. Üçüncü şahsa veya şahıslara yapılan ödemeler de banka hesap cüzdanı ibrazında yapılmıştır. Ayrıca, davacı ara ara anılan hesaptan para çekmiş, başkasına yapılan ödemelerden haberdar olmuştur. Hesap cüzdanının kaybedildiği, çalındığı iddiaları da ileri sürülmemiştir. Hatta, en son para çekme işlemi de davacı tarafından 04.05.1994 tarihinde gerçekleştirilmiş, davacının başvuru yaptığını iddia ettiği 26.06.1997 tarihine kadar anılan hesapta hiçbir hareket de olmamıştır. O halde, mahkemece, somut olay etraflıca değerlendirilip, davacının, yapılan işlemleri benimseyip, benimsenmediği değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir” denildiğini, Hesap sahibinin uzun süre sessiz kalmasının hesaptan yapılan ödemelere icazet verdiğini göstereceği şeklindeki diğer bir Yargıtay kararı ise şöyle olduğunu: “Taraflar arasında imzalanan bankacılık hizmet sözleşmesinin 14.2. maddesinde davacının faks talimatı ile gerçekleştirilen işlemlerde faks teyidi almaksızın yerine getirmesi yönünde bankaya yetki verdiği, dava konusu işlemlerin faks ile gerçekleştirilen işlemler olduğu, davacının kart borçlarını bizzat ödediği, ATM. log kayıtlarından haberdar olduğu, davacının hesabından yapılmış olan tüm ödemelerin davacı tarafından mahkemeye ibraz edilen hesap cüzdanlarında yer aldığı, kart borçlarının da otomatik ödeme talimatından ödendiği, imza incelemesi sonucunda incelenen ödeme talimatlarındaki imzaların davacının eli ürünü olduğu, incelemesi faks talimatı olması nedeniyle yapılamayan talimatlara ilişkin ödemelerin de davacıya ait hesap cüzdanında aynen yer aldığı, davacının mahkemeye sunmuş olduğu hesap cüzdanında yer alan havalelerden bilgi sahibi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu gibi 27.04.2009 ilk işlem tarihi ile son işlem tarihi 21.02.2011 tarihleri arasında yapılan havalelere sessiz kalması ve hesap cüzdanında tüm işlemler yazılı olmasına rağmen olayı 21.06.2011 tarihinde öğrendiğini iddia etmesinin davacının usulsüz olduğunu iddia işlemlere icazet verdiğinin kanıtı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının hesabından yapılmış olan tüm ödemelerin, davacı tarafça sunulan hesap cüzdanlarında yer aldığına dair davalı savunmasına, bilirkişi tespitine ve yerel mahkeme kararına karşı, davacı tarafça yargılamanın hiçbir aşamasında bir itirazda bulunulmamış olmasına, yine davacının cüzdanlardaki hesap hareketlerinin dava konusu işlemlere ait olmadığını da iddia etmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir”. yerel mahkeme kararında, ... ile ... arasında ticari bir ilişki olduğunu gözardı edildiğini ancak hem ticari ilişkinin açıklandığı hem de tüm belgelerin yer aldığı, İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/177 Esas sayılı dosyasını celp etmekle yetindiğini, hem bilirlişilere inceletmediğini hem de kendisi değerlendirmediğini, Yerel mahkeme tarafından davacının dava dilekçesinde bahsettiği suç duyuruları hakkında savcılık tarafından verilen takipsizlik kararlarında yer alan maddi hukuka ilişkin tespitler göz ardı edildiğini, özellikle davacının yapılan işlemlerde rızasının bulunduğuna ilişkin tespitlerin hukuk hakimini de bağlayacağının ortada olduğunu, Yerel mahkeme tarafından, müvekkili banka teftiş kurulu başkanlığının raporu, sadece talimat ile ilgili kısım açısından değerlendirildiğini, değerlendirilmeyen tespitlere neden itibar edilmediğine gerekçeli kararda yer verilmediğini, 28.12.2016 tarihinde Teftiş Kurulu Soruşturma Raporu ile nihayetlendirilen inceleme neticesinde; " ...’ın 2008 yılında Bankamız Şubesine gelerek, bazı bankacılık işlemleri gerçekleştirdiği; ancak itiraz ettiği işlemlerden 5 adedinin, bu şube ziyaretinden önce gerçekleşmiş olmasına karşın müşterinin o dönem bu işlemlere ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürmediği görülmüştür. ...’ın en son 2009 yılında Türkiye’ye geldiği yönündeki ifadesi doğru kabul edildiğinde, ilgilinin 2009 yılı Şubat ayına kadar, sonradan şikâyetine konu olan 8 işlemin zaten gerçekleştirilmiş olduğu ve işlemler gerçekleşmemiş olsa bile hesaplarındaKİ 80,000 TL ve 61,010 GBP eksikliğin ilgili tarafından ne 2008 yılında şubede bizzat gerçekleştirdiği işlemler sırasında ne de 2015 yılına kadar (yaklaşık 8-9 yıl boyunca) fark edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilmiştir. ...’nun ... ailesinin hesaplarından para çekme veya havale yapabilmesine ilişkin genel yazılı bir vekalet ile yetkilendirilmemesine karşın, ... ve tüm aile bireylerinin işlemlerinde aracı olduğu veya onlar adına hareket ederek ... ailesinin hesaplarından muhtelif işlemler gerçekleştirebildiği ve bu işlemlerin şikayet konusu yapılmadığı görülmüştür. ... tarafından ... ’ın hesaplarından gerçekleştirilen başka para çekme işlemleri de olmasına veya ... hesabından 3. kişilere nakit ödeme yapılmasına ilişkin ... imzalı talimatların bulunmasına karşın, bu işlemlerle veya işlemlere yönelik belgelerle ilgili herhangi bir şikâyetin/itirazın bulunmadığı anlaşılmıştır. ... ’ın yurt dışından kendi hesabına para gönderdikten sonra kendisini aradığı ve şubeye giderek para çekebileceği yönündeki ...’nun ifadesinin gerçeği yansıttığı, zira .... tarafından yurt dışından kendi hesaplarına para gönderilmesinin ortalama 3-4 gün sonrasında ... tarafından bahse konu işlemlerin gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. 23.02.2009 tarihinde ... tarafından yurt dışından gönderilen 3,700 GBP’nin içerisinden 3,450 GBP’nin ...’nun hesabına havale ile gönderildiği ve bu tutarın ilgilinin tasarrufunda kaldığı belirlenmiştir. Havale işlemi sonrasında ... ’ın GBP hesap bakiyesi 335 GBP seviyesine düşmüş olup ... tarafından 13.03.2009 tarihinde, hesabından 330 GBP’nin TL’ye çevrilerek (783 TL) karşılığının (babası) ...’a ödenmesi yönünde İngiltere’den bir faks talimatı gönderildiği, bu işlemlerin ... ’ın hesabından gerçekleştirilen en son işlemler olduğu görülmüştür. Söz konusu hesaptan otomatik olarak kesilen hesap işletim ücretleri de olduğu göz önüne alınacak olursa havaleler ve hesap işletim ücretleri kesintisinden sonra kalan bakiye kadar babasına ödeme yapılması için talimat göndermesinin, ilgilinin o dönemki hesap bakiyesinden ve dolayısıyla hesabından gerçekleştirilen önceki işlemlerden haberdar olduğu kanaati edinilmesine sebep olmuştur. ... tarafından ... ’ın hesabından gerçekleştirilen işlemlerin, ikilinin resmi/gayriresmi ortağı olduğu ... firması tarafından ... ve ... isimli gemilerin alımına yönelik olarak gerçekleştirildiği ve şikâyete konu olan veya olmayan işlemlerin ...’ın bilgisi ve rızası dâhilinde gerçekleştirildiği , ... ve ... arasındaki ilişkiler sona erdikten veya bozulduktan sonra da işbu şikâyetin ortaya çıktığı ve ... ’ın bu yönde önceden planlı olarak hareket ettiği sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Banka Teftiş Kurulu tarafından yapılan bahsi geçen incelemenin sonucunda yapılan işlemlerin ...’ın bilgisi ve rızası ile gerçekleştiği anlaşılması üzerine ilgilinin ihtarname ile ilettiği talebine olumsuz yanıt dönüldüğünü, yerel mahkeme kararında, Teftiş Kurulunun raporunu değerlendirirken bu tespitlerin neden aksi kanaatinde olduğunu gerekçeleri ile beraber belirtmesi gerektiğini, Yerel mahkeme dava konusu işlemleri ve para trafiği hakkında yeterli değerlendirme yapmadığını, örneğin tutarların davacı tarafından yatırılır yatırılmaz, ... tarafından çekilmesinin davacı tarafından bilgi verilmeden yapılmasının mümkün olmadığını, çekilen tutarların davacının aile bireylerine ödenmesi veya davacının sürekli bakiyeyi bilerek hareket etmesi yerel mahkeme tarafından rıza ve muvaffakat değerlendirmesi yaparken kullanılmadığını, Davacı tarafından, daha evvel dava konusu yapılmayan işlemler ile aile bireylerine yapılan ödemelerin varlığı da göz önüne alındığında, dava dışı ... kendisi adına her türlü işlemi yapmak için tam yetkili olduğu kabul edildiğini, yerel mahkemenin sadece yazılı talimatı dar yorumlayarak müvekkili bankanın sorumlu olduğu olduğu yönünde karar vermesinin kabul edilemeyeceğini, Yerel mahkeme tarafından davacının tacir olduğu göz ardı edildiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İHBAR OLUNAN ... VE ... VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE, davacının davalı bankada bulunan hesaplarında gerçekleşen işlemlerden sonradan haberi olduğunu ve bu işlemlere ilişkin herhangi bir talimatı olmadığını, dosyaya sunulan belgeler ve bilirkişi raporuyla da bu durumun tespit edildiğini, alacakların zamanaşımına uğradığı iddialarının ise asılsız olduğunu, davalı bankanın sorumluluğunun söz konusu olduğunu, ihbar olunan müvekkilleri ... dava konusu olayla herhangi bir ilgileri bulunmadığını, tespit edilen işlemler dava konusu olay dışında üçüncü kişiler arasında gerçekleşen işlemler olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, davacının davalı banka nezdindeki TL. ve GBP mevduat hesabındaki paraların talimatı ve izni dışında yetkisiz kişi/kişiler tarafından çekildiği iddiasıyla yetkisiz işlemler nedeniyle uğradığı maddi zarar ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.Birleşen dava ise, ilk davada talep edilmeyip saklı tutulan 04.01.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak işlemiş faizin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının asıl ve birleşen davasının kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. Vekili ve İhbar olunanlar ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacının davalı bankanın Kartal Şubesi nezdinde 22/12/2005 tarihinde TL. Ve GBP hesapları açtırdığı, davacı tarafından davalı bankanın Kartal Şubesine verdiği 07/05/2007 tarihli ıslak imzalı talimat ile;'' Şubenizde kayıtlı olan hesabım ve açılacak olan hesaplarım ile ilgili olarak döviz alım-satım, hesap açma - kapama işlemlerinin yapılması hususunda şubeniz müşterilerinden olan Sayın .... yazılan talimat mektubuna istinaden yetkilidir.'' talimatına istinaden yetkili kılındığı, verilen bu yetkiye istinaden ihbar olunan ... tarafından 2007-2009 yılları arasında dava konusu işlemleri yaptığı, davacı tarafça verilen talimatın para çekme işlemlerini kapsamadığını, hesabından para çekilmesi için bankaya talimat vermediğini, 2007-2009 yılları arasında bilgisi ve talimatı dışında TL. hesabından toplam 84,300.00 TL., GBP Hesabından toplam: 62.110.00 GBP çekildiği iddiasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK. 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olup, bu husus mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalı, dava şartının bulunmaması halinde HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir. Somut olaya döndüğümüzde, davacının davalı bankanın Kartal Şubesi nezdinde 22/12/2005 tarihinde açtırdığı TL. Ve GBP hesaplarının tüketici hesabımı yoksa ticari veya mesleki amaçla mı açtırılıp açtırılmadığı dosya kapsamından anlaşılamadığından, mahkemece bu yönde araştırma yapılarak mahkemenin görevli olup olmadığı kesin olarak tespit edilmesi gerekirken, bu yöndeki deliller toplanılmaksızın yukarıda yazılı gerekçe ile davanın esasına ilişkin karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında, 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.Somut olayda, mahkemece verilen hüküm gerekçesinde;''....Alacağın zamanaşımına uğrayan kısmı bakımından davacının talep hakkını yitirdiği,bu sebeple asıl dava bakımından davanın (dava tarihihindeki GBP efektif satış kuru üzerinden) kısmen kabulüne karar verildiği, manevi tazminat talebine yönelik olarak ise bankanın işlemlerinin davacı tarafta elem keder yaratmaya elverişle olmadığı bu sebeple manevi tazminat isteyemeyeceği ,birleşen dosyada esas dosyada talep edilen bedellere ilişkin faizin talep konusu yapıldığı,ancak faizle ilgili kısım açısından infazda dikkate alınmak suretiyle dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilmesi kanaatine varıldığı,'' gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; asıl davada zamanaşımına uğrayan alacak, manevi tazminat talebi ve birleşen dava yönünden ayrı hüküm kurulmadığı görülmekle; Mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK.'nun 298/2 maddelerinde belirtilen zorunlu unsurları taşımadığı anlaşılmıştır. Kararların HMK'nun 297 ve 298/2 fıkralarına aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların kanun yolu denetiminin yapılmasını da olanaksız kıldığından taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı belirtilip zamanaşımı definde bulunduğu, mahkemece verilen hüküm gerekçesinde asıl davada reddedilen alacağın zamanaşımına uğradığı belirtilmiş isede zamanaşımı süresinin kaç yıl olduğu, ne zaman başladığı, zamanaşımını kesen sebeplerin ( icra takibi vs. ) somut olayda olup olmadığı, dava konusu eylemle ilgili davacının şikayeti üzerine soruşturma başlatıldığı, söz konusu eylemde ceza zamanaşımının uygulanıp uygulanmayacağı, uygulandığı taktirde ceza zamanaşımı süresinin ne kadar olduğu, zamanaşımı süresinin ne zaman dolduğuna yönelik istinaf denetime uygun gerekçe yazılmadığı anlaşılmıştır. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının davalı bankanın Kartal Şubesi nezdinde 22/12/2005 tarihinde açtırdığı TL. Ve GBP hesaplarının tüketici hesabımı yoksa ticari veya mesleki amaçla mı açtırılıp açtırılmadığı yönünde araştırma yapılmak suretiyle öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığının değerlendirilip görevli olduğunun tesbit edildiği taktirde ise, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/122354 Soruşturma Sayılı dosyasından verilen 05/02/2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karardaki tesbitler, davalı bankadaki davacı hesabından parayı çeken ihbar olunan ... tarafından verilen cevap dilekçesi ekine eklediği mail içerikleri, davacı tarafından davalı bankanın Kartal Şubesine verdiği 07/05/2007 tarihli ıslak imzalı talimat içeriği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297,298, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2021 tarih ve 2018/15 Esas - 2021/304 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 298, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenkaldırılmasınaolunanticaretTazminattaraflarınKaynaklanan)özetisayılıkararistinafreddidereceihbarsebeplerininistanbulgizlideğerlendirilmesisavunmasınınsebepleriKaynaklanan),mahkemesinindilekçesianadoludavalıasliyevekilikararınınkısmenbirleşendosyasıkabulilerikabulülthfsrAlacakdosyaiddianumarasımahkemesi(Bankacılıkhükümİşlemlerinden

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim