SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2199 E. 2024/394 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2199

Karar No

2024/394

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2199 Esas

KARAR NO: 2024/394 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2020/607 Esas - 2021/584 Karar

TARİH 07/07/2021

DAVA: Alacak

KARAR TARİHİ: 29/02/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili bankanın Ankara/Çukurambar Kurumsal Şubesi tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.ne 09/07/2012 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullandırıldığını, bu kapsamda yüklenici dava dışı firmanın Erzincan Tercan 1.200 kWp Photovoltaic Power Plant işini teminen davalı muhatap ... Ltd. Şti.ne hitaben 01/06/2016 tarihli, 238.800 USD tutarında, 01/12/2016 tarihine kadar süreli avans teminat mektubunun verildiğini, söz konusu teminat mektubunun süresinin aynı koşullarda lehtar ve muhatabın talebi doğrultusunda uzatıldığını, davalı şirketin 15/12/2016 tarihli yazısı ile teminat mektubunun nakde çevrilmesi için müvekkili bankaya başvurması üzerine söz konusu mektubun 16/12/2016 tarihinde tazmin edilmek durumunda kalındığını, müteakiben dava dışı lehtar ... şirketi tarafından muhatabın (davalının) mektup konusu iş ile ilgili alacağının bulunmadığının ifade edildiğini, lehdar ve muhatap firmalar arasında imzalanan ve teminat mektubunun konusunu oluşturan işe ilişkin sözleşmenin ilgili maddelerinde belirtilen koşulların oluşması halinde avans teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğini, Tercan Noterliğince düzenlenen 12.12.2016 tarihli tutanağın tetkikinden ilgili maddelerde sayılan şartların yerine getirildiğinin anlaşıldığını, teminat mektubunun avans teminat mektubu olduğunu, bu nedenle tazmin gerekçelerinin kısıtlı olduğu da dikkate alınarak muhatabın teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunulduğunun anlaşıldığını, muhatap davalıya ihtar keşide edilerek haksız tazmin edilen tutarın iadesinin istendiğini ancak ciddi bir gerekçe ileri sürülmeden olumsuz yanıt verildiğini belirterek, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak tazmin edildiğini ileri sürdüğü 01.06.2016 tarih, ... nolu avans teminat mektubu tutarı olan 238.800-USD'nin tazmin tarihindeki karşılığı olan 841.053,60-TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tazmin tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun gereğince avans faizi ile birlikte müvekkili bankaya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkil şirketin ... Tic. Ltd. Şti. ("..."), güneş enerjisinden elektrik üretimi yapmakta ve enerji projeleri geliştirmekte olduğunu, müvekkil şirketin dava dışı ... Anonim Şirketi'nin ("... Türkiye") yavru şirketi olduğunu, ... türkiye ve iştirakleri de dahil ... Grubu'nun tümünün hisselerinin dolaylı olarak sahibi konumundaki ... olduğunu ve 1984 yılında Çin Halk Cumhuriyeti'nin Wenzhou kentinde kurulduğunu, ... 2008 yılından beri Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımına uygun biçimde faaliyet göstermekte olduğunu, Topluluğun güneş enerjisi sektöründeki kolu ...'nun 2015 yılında dava dışı ... Türkiye'nin kuruluşunu takiben Türkiye'de bir dizi yatırımda bulunduğunu, ... Türkiye'nin sermayesinin bugün itibariyle 308.190.550 TL tutarında olduğunu, davalı müvekkil şirketin aralarında bulundğu toplamda 33 bağlı şirketin paylarını tümüyle elinde bulunduran ...'nin 9 ilde ve 10 ayrı lokasyonda kamu menfaati doğrultusunda ve Türkiye'nin enerji bağımsızlığı ve arz güvenliği hedefi paralelinde toplamda megawatt kurulu güce haiz çevre dostu sürdürülebilir yenilenebilir enerji yatırımları gerçekleştirdiğini, davalı müvekkilinin de aralarında bulunduğu ... Türkiye iştiraklerinin dava dışı yüklenici ... Ltd. Şti ("...") ile anlaştığını, bu doğrultuda 30 Mayıs 2016 tarihinde 15 ayrı mühendislik, tedarik ve inşaat sözleşmesi ("EPC Sözleşmeleri") akdedildiğini, EPC sözleşmelerinin imzası ile beraber, Astronergy Türkiye iştiraklerinin her bir EPC Sözleşmesi nedelinin %20'sine tekabül eden ve proje maliyeti bazında ... tarafından üstlenilen işlerin %40'ından fazlasına karşılık gelen bir meblağı, bizzat ve derhal dava dışı ... banka hesaplarına havale ederek işlere bir an önce başlanabilmesi noktasında üzerlerine düşen borcu ifa ettiklerini, davalı müvekkil ... dava dışı ... davacı ... Bankası A.Ş. nezdindeki hesabına toplamda 238.800 USD'yi henüz 22 Haziran 2016 tarihinde transfer ettiğini, dava dışı ... ilgili projelerin "anahtar teslim" inşası için EPC Sözleşmeleri'nin davacı ... Bankası A.Ş. Tarafından hukuka aykırı atfa konu olan 4.maddesi gereği 22 Haziran 2016 tarihinde ... hesaplarına aktarılan bedeller de dahil olmak üzere toplam avans ödemesinin hacminin 5.102.003 USD olduğunu, ... iştiraklerince dava dışı ...'a nakdi finansman aktarıldığı halde temin edilen kaynağın ilgili projeler için sarf edilmediğini, davacı ... Bankası A.Ş.'nin dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, 6100 sayılı HMK'nun 114/1 ve 115/2.maddeleri gereği dava şartı noksanlığından reddinin gerektiğini, davacı banka tarafından dava dışı ... adına 30.000.000 TL tutarında kredi limiti tahsis edilmiş ve bıı işlem karşılığında bir teminat paketi oluşturulduğunu, (i) ... Anonim Şirketi, (ii) ... Anonim Şirketi, (iii) ... Tic. Limited Şirketi, (iv) Yalı Taşıt Muayene İstasyonları İşletim Anonim Şirketi, (v) ... Anonim Şirketi, (vi) ... Anonim Şirketi, (vii) ... ve (viii) ... her biri, müteselsil kefil sıfatıyla ... borçlarını 44.000.000 TL'ye kadar üstlendiklerini, bu kredi sözleşmesinden kaynaklı borçların teminatı olarak, ayrıca bir ipotek tesis edilip edilmediği veya ... veyahut herhangi bir müteselsil kefilden teminat çeki alınıp alınmadığı veya başka bir tür ek güvence sağlanıp sağlanmadığı hususları an itibariyle belirsiz olup konunun ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılarak ve davacı bankanın bu kapsamda elinde bulundurduğu veri setini dosyaya sunması temin edilerek aydınlatılması gerektiğini, söz konusu kredi sözleşmesine istinaden muhatap/davalı şirkete, dava dışı ... lehine sağlanan teminat mektubuna, söz konusu belgenin "aynı tutardaki avans ödemesi ... ait ... Bankası A.Ş. 'deki hesaba alacak kaydedildiği takdirde geçerli olacağı" ibaresi eklendiğini, davacı ... Bankası A.Ş.'nin davada taraf sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle husumet yokluğundan reddi gerektiğini, Menfaat ve husumet yönünden sakat davanın usulden reddine, davacı tarafından hukuka aykırı şekilde elde edilerek dosyaya sunulan ilgili belgelerin dava dosyasından çıkarılmasına ve bunların hükme esas alınmamasına, ispata kabil, güvenilir ve hukuka uygun bir senet yokluğunda, diğer taraftan davalı müvekkil şirketin gerçekleştirdiği işlemlerin geçerliliği ve hukuka uygunluğu gözetilerek haksız davanın esastan reddine, davacı ile dava dışı ... arasındaki kredi sözleşmesine binaen imza edilen sözleşme ve vesikalar, oluşturulan teminat paketine ilişkin her türlü senet ve verinin dosyaya celbine, yargılama masrafı ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/07/2021 tarih 2020/607 Esas 2021/584 Karar sayılı kararında; "......Avans teminat mektubunun amacı, iş sahibinin işin süresinde bitirilmesi için yükleniciye avans olarak verdiği miktarın geri alınmasını garanti altına almak üzere düzenlenir. Tedarikçi veya müteahhit tarafından yapılan hak ediş bedelleri, daha önce alınan avansa mahsup edilerek avans karşılığının ifa edilmesi amaçlanır. Avans karşılığında müteahhidin hiç hak ediş düzenlememesi, işi yapmaması gibi durumlarda teminat mektubu nakde çevrilerek avans verenin alacağına kavuşması sağlanır. Ancak avans teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiğinin iddia ve ispat hakkı bankaya ait olmayıp sözleşmenin tarafı olan lehtara aittir. Banka lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan itiraz ve def'ilere dayanarak ödeme yapmaktan kaçınamaz. Teminat mektubu düzenleyen banka muhataba teminat mektubu bedelini ilk talep anında ve hiç def'i ve itiraz ileri sürmeksizin ödemeyi garanti etmiş, yani kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Garanti sözleşmesi, lehtar ile muhatap arasındaki sözleşme ilişkisinden bağımsız ve ayrı bir borç doğurur. Yani garanti sözleşmesinden doğan borç fer'i nitelikte değil, bağımsız bir borçtur. Bankanın kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünün bir sonucu olarak, muhatap ile lehtar arasındaki temel ilişkiye ilişkin def'ileri ileri süremez. Dava konusu olayda davacı banka, davalı muhatabın herhangi bir alacağı bulunmadığı halde teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiğini, teminat mektubunun bedelsiz kalmasına rağmen, nakde çevrildiğini iddia etmekte ise de; bu tür def'i ve itirazları ileri sürme hakkı dava dışı lehtara aittir. Lehtar, muhatapla arasındaki sözleşme ilişkisine dayanarak açacağı davada, bu olgulara dayanarak menfi tespit veya alacak talebinde bulunabilir. Sözleşmelerin nispiliği prensibi gereğince, davacı banka, taraf olmadığı sözleşmedeki def'ileri ileri süremez. Bu açıklamalara ışığında; davacı bankanın davalı muhataba yaptığı ödeme, kayıtsız, şartsız banka teminat mektubunun dayanağı olan garanti sözleşme ilişkisine uygun olup, banka teminat mektubunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olamayan riski garanti etmesi, bankanın teminat mektubu ile ilk yazılı talepte derhal ve gecikmeksizin ödeme taahhüdünde bulunduğu için rizikonun doğup doğmadığını incelemeksizin ödemede bulunacağı, bankanın tazmin taleplerinde ancak kendisine ait def'ileri ileri sürebileceği dikkate alındığında davacının garanti sözleşmesine dayanak davalıdan bir alacak talep etmesi mümkün olmadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."gerekçesi ile, Davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davaya konu edilen teminat mektubu, müvekkili banka Çukurambar/Ankara Kurumsal Şubesi tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti’ye 09.07.2012 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi kapsamında verilen ve firmanın yüklendiği Erzincan Tercan 1.200 kWp Photovoltaic Power Plant işini teminen davalı muhatap ... Tic Ltd Şti. ’ye hitaben düzenlenen ve aynı koşullarla süresi uzatılan 238.800-USD tutarında 01.12.2016 tarihine kadar süreli avans teminat mektubu olduğunu, Mektup konusu iş, dava dışı ... firması tarafından yapılması üstlenilen Erzincan Tercan 1.200 kWp Photovoltaic Power Plant işi olduğunu,Davalı ... Tic Ltd Şti.’nin 15.12.2016 tarihli yazısı ile “İlgili teminat mektubuna karşılık gelen 238.800 USD tutarındaki meblağın tümünün tarafımızca geri alınması gerekliliği hasıl olduğundan” gerekçesiyle teminat mektubunun nakde çevrilmesi için müvekkili bankaya başvuruda bulunduğunu ve bankanın güven müessesesi olması sebebiyle söz konusu mektup 16.12.2016 tarihinde tazmin edildiğini,Tazmin işlemini müteakip teminat mektubundaki lehdar firma (... Tic. Ltd. Şti) mektup konusu işin avans kısmının tamamlandığını ve muhatabın (... Tic Ltd Şti.) mektup konusu iş ile ilgili alacağının bulunmadığını ifade ettiğini, Teminat mektubunun avans teminat mektubu olduğu, bu nedenle tazmin gerekçelerinin kısıtlı olduğu da dikkate alınarak, muhatabın teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunduğu anlaşıldığından, muhatap davalıya ihtar keşide edilerek haksız tazmin edilen tutarın iadesi istendiğini ancak ciddi bir gerekçe ileri sürülmeden olumsuz yanıt verildiğini, Müvekkili banka, teminat mektubu düzenleyerek soyut bir borç altına girmediğini banka, teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmesi ve muhatap tarafından tazmin talebinde bulunulması halinde yalnızca teminat mektubunda belirtilen limitle sınırlı olmak üzere ödeme yapmakla yükümlü olduğunu,Teminat mektubu düzenleyerek 'garanti veren' sıfatını alan müvekkili bankanın, lehtar ve muhatap firma arasındaki ilişkinin tarafı olmadığı ve bu nedenle haksız tazmin nedeniyle muhataptan iade talep edemeyeceğine ilişkin yapılan tespitin hatalı olduğunu, İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, "....davacı banka, davalı muhatabın herhangi bir alacağı kalmadığı halde teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiğini, teminat mektubunun bedelsiz kalmasına rağmen nakde çevrildiğini iddia etmekte ise de, bu tür defi ve itirazları ileri sürme hakkı dava dışı lehtara aittir. .. Sözleşmelerin nispiliği prensibi gereğince davacı banka, taraf olmadığı sözleşmedeki defileri ileri süremez. .... bankanın tazmin taleplerinde ancak kendisine ait defileri ileri sürebileceği dikkate alındığında davacının garanti sözleşmesine dayanarak davalıdan bir alacak talep etmesi mümkün olmadığından davanın reddine.." şeklindeki gerekçe ile davayı reddettiğini, Teminat mektuplarında keşideci, lehtar ve muhatap arasında üçlü bir ilişki söz konusu olup keşideci banka, lehtar ve muhataba birbirinden farklı sözleşmesel ilişkiye dayanarak başvuru yapma hakkına sahip olduğunu, Kural olarak teminat mektupları TBK'nın 128. maddesinde düzenlenen 3. şahsın fiilini taahhüt niteliğinde olup bu taahhüt mektup lehdarı ile muhatap arasındaki ilişki dışında kalan ve bankanın bağımsız bir borç yüklenmesi ilişkisi olduğunu, banka, teminat mektubu ile belirli ve bağımsız bir riski garanti etiğini, bu risk gerçekleşirse, gerçekleştiği ölçüde sorumlu olduğunu,Somut olay bakımından; keşideci bankanın dava dışı lehtar ile arasında kredi sözleşmesinden kaynaklı bir alacaklı-borçlu ilişkisi bulunmadığını, davalı muhatap firma ile banka arasında ise bir garanti sözleşmesi söz konusu olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen dava red kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 13. HD 08.10.2020 tarih ve 2020/991 E. - 2020/1089 K. Sayılı kararında da "davalı ile müvekkil banka arasında teminat mektubu düzenlenmesi ile bir garanti sözleşmesi kurulduğu ve teminat mektubunun haksız tazmin edilmesi sebebiyle bankanın hem garanti sözleşmesinden hem de sebepsiz zenginleşmeden dolayı davalı firmaya husumet yöneltebileceği" belirtildiğini, Taraflar arasında bir garanti sözleşmesi bulunması ve bankanın hem bu garanti sözleşmesi hem de genel kural olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak davalı firmadan haksız tazmin edilen mektup bedelini talep hakkı bulunmasına rağmen yerel mahkeme bir önceki kararında dayandığı gerekçelerinde ısrar ettiğini, Yerel mahkeme, gerekçesinde "garanti sözleşmesinin lehtar ile muhatap arasındaki ilişkiden bağımsız ve ayrı bir borç doğurduğunu ve bu borç feri nitelikte olmadığından muhatap ile lehtar arasındaki temel ilişkiye ilişkin defilerin ileri sürülemeyeceği" belirtildiğini, Her ne kadar davalı ile banka arasındaki ilişki garanti sözleşmesinden kaynaklı ayrı ve bağımsız bir borç olsa da, bu ilişkinin kurulmasına temel teşkil eden ve davalı ile lehtar firma arasında imzalanan sözleşme gereği lehtar firmanın borcunun, mektubun tazmin zamanında da halen var olması gerektiğini, Lehtar firma, mektubun tazmin tarihi itibarıyla aldığı avansın gereğini eksiksiz bir şekilde yaptığından taraflar arasında herhangi bir avans alacağı veya borcu kalmadığını, bu nedenle, avans teminat mektubunun tazmin edilmesini gerektirir sebep de ortadan kalktığından teminat mektubunun tazmin edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Avans teminat mektubunun tazmininin istenmesi için ortada, kapatılmayan bir avans olması başka bir ifade ile mektup muhatabının avans işleminden kaynaklı bir alacağının bulunması gerektiğini,Söz konusu avans yükümlülüklerinin yerine getirildiği hususu, banka tarafından tazmin sonrasında öğrenildiğinden tazmin haksız hale gelmiş ve ödenen tutarının iadesini talep etmek gerektiğini,Somut olayda, tazmin edilen teminat mektubu bedelinin, haksız tazmin olması nedeniyle iadesi gerekmekte olup geri ödemenin de mektubu düzenleyen Bankaya yapılması gerektiğini, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2019 tarih, 2018/5348 E. 2019/1401 K. sayılı kararı)Hukukta teminat mektupları, genel olarak üç grupta incelenmekte olup bunların geçici, avans ve kesin teminat mektupları olduğunu, her teminat mektubu ancak verilme amacına uygun düşen tazmin sebepleri ile tazmin edilebildiğini, davaya konu teminat mektubu bir avans teminat mektubu olup mektubun nakde çevrilebilmesi için de türüne uygun olarak lehine teminat mektubu verilenin avans borcunun bulunması gerektiğini, davalı, avans alacağı kalmamasına rağmen kesin teminat mektubunun tazmin sebeplerine dayanarak haksız olarak tazmin talep ettiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 02.11.2017 tarih 2017/1211 E, 2017/3766 K. sayılı kararında; “…Öncelikle avans teminat mektubunun paraya çevrilebilmesi için verilen avans sebebiyle borcu bulunduğu kanıtlanmalıdır…O halde mahkemece yapılması gereken iş; taraflar arasında görülmekte olan dava sonuçlarını beklemek, ...'nin avans borcu olup olmadığı ve sözleşmenin feshinde tarafların kusurunun saptanmasına göre, avans borcu varsa bunun mahsubuyla avans teminat mektubunun bakiyesinin iadesine, fesihte kusur durumuna göre kesin teminat mektubunun serbest bırakılıp bırakılmayacağına karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle verilen karar bozulmalıdır..." Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18.2.2016 Tarih, 2015/5447 E, 2016/1672 K sayılı kararında; “…kati teminat mektupları sözleşmenin icrasını temin için verildiği halde avans teminat mektuplarının sözleşmenin icrasını değil, borç olarak verilen bir miktar paranın iadesini temin amaçlı olarak verildikleri, bu fonksiyonu dışında örneğin sözleşmenin haklı feshi halinde dahi irat kaydedilmesinin mümkün olmadığı…”Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2014 Tarih, 2013/16432 E, 2014/18128 K sayılı kararında; “…Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, kati teminat mektupları sözleşmenin icrasını temin için verildiği halde avans teminat mektuplarının sözleşmenin icrasını değil, borç olarak verilen bir miktar paranın iadesini temin amaçlı olarak verildikleri, bu fonksiyonu dışında örneğin sözleşmenin haklı feshi halinde dahi irat kaydedilmesinin mümkün olmadığı… avans teminat mektubunun metni ve 14.09.2004 tarihli protokol uyarınca davacıya herhangi bir avans ödemesi yapmadığı, protokolde davalı kiracının davacı veya ... Ltd’ye yapacağı avans ödemesinin her ikisi yönünden geçerli bir ödeme olacağı yolunda açık bir hükme yer verilmediği,14.09.2004 tarihli protokol hükümleri gereği A.... AŞ’nin avans ödeme yükümlülüğü davacı şirkete karşı olup, bu avans alacağı yönünden davacı ile Subservis arasında müteselsil bir alacaklılık bulunmadığı, bu doğrultuda BK’nun 148/3. maddesi hükmü koşulları bulunmadığından Subservis’e yapılan ödeme ile davalının davacıya karşı mevcut ve devam eden yükümlülüğünün de ifa edilmiş sayılamayacağı…”Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 21.6.2012 tarih, 2011/2901 E, 2012/4661 K. sayılı kararında; “…Kural olarak teminat mektupları BK'nın 110. maddesinde düzenlenen 3. şahsın fiilini taahhüt niteliğinde olup mektup lehdarı ile muhatabı arasındaki ilişkiler dışında kalan ve bankanın bağımsız bir borç yüklenmesi ilişkisidir. Banka, teminat mektubu ile belirli ve bağımsız bir riski garanti eder. Bu risk gerçekleşirse, gerçekleştiği ölçüde sorumlu olur. Teminat mektubu ile güvence altına alınan riskin gerçekleşmediği durumda banka ödeme yapmak zorunda değildir (11. HD. 4.6.2007 gün ve 2006/5679 E. 2007/8483 K.)Avans teminat mektubunun nakite çevrilebilmesi için de lehine teminat mektubu verilenin avans borcunun bulunması gerekir. Sözleşmedeki edimin ifasına yönelik verilen kesin teminat mektubu sözleşmenin amacına uygun ifa edilmesine göre serbest bırakılır. Eldeki davada her iki mektup sebebiyle davalının haksız el atmasının önlenmesi istenmiş ise de, öncelikle avans teminat mektubunun paraya çevrilebilmesi için verilen avans sebebiyle borcu bulunduğu kanıtlanmalıdır. Yine sözleşmesinin feshinde haklı olunması durumunda ise sözleşmedeki koşullara göre teminat mektubuna elatılabilir. Nitekim mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu hususta sonuca varılamamış, taraflar arasında görülmekte olan davaların gözetilmesi gereğine değinilmiştir.O halde mahkemece yapılması gereken iş; taraflar arasında görülmekte olan dava sonuçlarını beklemek, ...'nin avans borcu olup olmadığı ve sözleşmenin feshinde tarafların kusurunun saptanmasına göre, avans borcu varsa bunun mahsubuyla avans teminat mektubunun bakiyesinin iadesine, fesihte kusur durumuna göre kesin teminat mektubunun serbest bırakılıp bırakılmayacağına karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle verilen karar bozulmalıdır…”Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ‘nin 2.4.2012 tarih 2011/4855 E, 2012/2168 K sayılı kararında; “…Teminat mektupları, kural olarak hangi amaçla verilmiş ise verilme sebebinin gerçekleşmesi halinde irat kaydedilebilir. Dava konusu olayda 230.000,00 USD'lik teminat mektubunun davacıya verilecek avansın teminatı olarak kullanılacağı, teminat mektubunda yazılmıştır. Sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığından avans teminat mektubunun kesin teminat mektubunun verilme amacı doğrultusunda kullanılması mümkün değildir. Davalılar cevaplarında davacıdan alınan teminat mektubunun kendisine verilen avansın teminatı amacıyla düzenlendiğini savunduklarına göre mahkemece bilirkişiden rapor alınarak, davacıya verilen avans tutarı amacına uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığı ve davalıya ödenmesi gereken avans tutarı varsa saptanmalı ve sonucuna göre iş sahibine iade edilecek avans miktarınca davanın reddine, kullanılan miktar bakımından davanın kabulüne karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeyle davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür…”Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 7.10.2009 tarih, 2009/11-313 E, 2009/421 K sayılı kararında; “…Avans teminat mektupları, teminat mektubu lehtarının muhataptan aldığı avansın gerekli kıldığı edimini temel ilişkiye konu anlaşmayla kararlaştırılan biçimde ifa etmeme halini güvence altına almak amacıyla avans ödemesinde bulunan sözleşme tarafına verilir. Böylece, lehtar ile muhatap arasındaki asıl sözleşmede edim borçlusunun edimini ifa için şart koşulan karşı tarafın ön avans ödemesi kural olarak edim borçlusunun sözleşmeyle öngörülen hak edişlerinden kesilecek olmasının taşıdığı riziko, avans ödeyen bakımından avans teminat mektubu ile güvence altına alınmış olur. Yani, muhatap tarafından avans teminat mektubunun paraya çevrilebilmesi için sözleşmeyle kararlaştırılan biçimde ödenen avansın konusuz kalması, ödeme yapılanın hak edişlerinden kesilme olanağının kalmaması veya teminat mektubu verenin (lehtar) üstlendiği edimini yerine getirmemesi gerekir…” şeklindeki kararlarıyla da bu husus açıkça hükme bağlandığını,Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2003 Tarih ve 2002/6338 E. 2003/10892 K. sayılı kararında; “…Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü… Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten satın aldığı ürünler için 3.000.000.000.TL'lık teminat mektubu verdiğini, satın aldığı malların bedelini de davalıya ödediğini, bilahare işini terk etmek zorunda kalan ve tasfiye eden müvekkilinin teminat mektubunun vadesinde iadesini beklerken, davalının verilen teminat mektubunu 24.8.2001 tarihinde tazminini istemesi sonucunda bu tarihte teminat mektubunun tamamını ödemek zorunda kaldığını belirterek, haksız tazmin edilen 3.010.800.000.TL'nin 24.8.2001 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, mal bedeli karşılığı verilen ve geç tahsil edilen çekler için davalı adına vade farkı faturası tanzim edildiğini, davacının işyerini kapatması nedeniyle fatura tebliğinin mümkün olmadığını, vade farkı alacağını tahsil amacıyla davacının verdiği teminat mektubunu nakde çevirdiğini davacıya borcundan fazla yapılmış olan tahsilat nedeniyle (142.500.000.TL) yi iadeye hazır olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı davasında davalı tarafından haksız olarak tazmin edilen teminat mektubu bedeli karşılığında ödediği 3.153.300.000.000.TL'dan davalıya olan 142.500.000.TL borcun indirilmesi sonucu bakiye 3.010.800.000.TL fazla ödemenin tahsilini istemiştir. Mahkemece davacının kabul edip haksız tahsil edilen miktardan mahsup ettiği 142.500.000.TL'yi 2 kez tenzil ederek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir…” şeklinde karar verildiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2015 Tarih ve 2014/16964 E. 2015/9382 K. sayılı kararında; “…Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Davacı vekili, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadan süreklilik arz eden mal alım satımının olduğunu, bu ilişki içinde davacının davalıya bankadan aldığı teminat mektubunu verdiğini, davalının yapılan ödemeleri kabul etmeyip, borç ödenmediğinden davacı ile çalışamayacaklarını bildirdikten sonra teminat mektubunu haksız olarak tazmin ettiğini, haksız tazmin edilen tutarın tahsili için girişilen icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini, takibin devamını talep etmiş, 11.2.2011 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek teminat amacıyla davalıya verilen teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrilmesinden dolayı 125.000.00 TL.'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının kendi borcunu ve dava dışı üçüncü kişinin borcunu ödemeyi taahhüt ettiği halde borçları ödemediğini, alacağın tahsili için haklı olarak teminat mektubunun nakde çevrildiğini bildirerek davanın reddini istemiş, ıslah dilekçesine cevabında ıslah tarihine kadar zamanaşımı süresinin geçtiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece BK'nın 66. maddesi hükmü uyarınca teminat senedinin nakde çevrildiği tarihten itibaren iş bu davanın açıldığı tarihe kadar 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmüne uyulan Dairemiz bozma ilamında özetle; taraflar arasında alım satım akdi bulunmakta olup 818 Sayılı BK'nın 125. maddesi hükmü uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin davanın açıldığı ve ıslahın yapıldığı tarih itibariyle dolmadığı gözetilerek işin esasına girilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere ve benimsenen 29.5.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının davalıdan 121.076,07 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de borç bakiyesinin 1.7.2008 tarihinde dava dışı ....Ltd. Şti. hesabına aktarıldığı, böylece davacı kayıtlarında 31.12.2008 tarihi itibariyle davacının hesabının sıfır olduğu, yani davacının herhangi bir alacak bakiyesinin kalmadığı, dava dışı ...nin 24.9.2007 tarihi itibariyle davalı şirkete 220.826,52 TL borçlu olduğunu, uyuşmazlığın bu borçtan davacı şirketin borçlu olup olmadığı noktasında toplandığı, alınan ticari sicil kaydına göre dava dışı ....Ltd. Şti. ile davacı şirketin müdürünün ... olduğu, dava dışı ... Şti.nin davalı şirkete olan borçlarından davacı şirketin de sorumlu olduğu, dava tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten herhangi bir alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, taraflar arasında mal alımı karşılığında verilen teminat mektubunun davacının davalıya olan borcunun mahsubu ile bakiyenin tazmin tarihinden itibaren tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi hükmü uyarınca iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacı şirketin, dava dışı ... 'nin davalıya olan borcu sebebiyle sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı, davacı tarafından verilen teminat mektubunun davacının dava dışı 3. şahsın borcunu taahhüt etmesi sebebiyle ...Ltd. Şti.nin borcuna karşılık tahsil ettiğini ileri sürmüştür. Davalı bu savunması ile ispat yükünü üzerine almıştır. Davalının bu savunmasının dayanağı olarak mahkemeye sunmuş olduğu ek-2 isimli tarihsiz belge ile 16.3.2007 tarihli ve ek-4 isimli belgelerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı savcılık soruşturması sırasında alınan kriminal raporla ve yargılama sırasında alınan grafoloji raporu ile sabittir. Şu halde davalının usulüne uygun tutulan defterlerinde 1.7.2008 tarihinde davalının 121.076,07-TL lik borç bakiyesinin dava dışı ... Ltd Şti hesabına virman edilerek davalı kayıtlarında davacının hesabının 31.12.2008 tarihi itibari ile sıfırlamasına yönelik muhasebe işlemi de davacı yönünden bağlayıcı kabul edilemez. O halde mahkemece davacı şirket ile dava dışı ....Ltd. Şti'nin yetkili temsilcilerinin aynı kişi olması sebebiyle aralarında organik ilişki bulunduğunun kabulünden hareketle davacı şirketin anılan şirketin borcundan da sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir. Kaldı ki davalı tarafından davadan önce davacıya keşide edilen 15.4.2008 ve 13.5.2008 tarihli ihtarnamelerde de dava dışı 3. şahsın borcundan bahsedilmemiş, davacının davalıya olan borcun ödenmesi ihtar edilmiştir. Bu durumda davalının savunmasını kanıtlayamadığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…” şeklinde hüküm kurulduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06.03.2013 Tarih 2012/19784 E. 2013/3723 K. sayılı Kararına göre; "Dava teminat mektubunun haksız yere nakde çevrilmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, her akitte olduğu gibi tarafların iradelerinin uyuşması ile tamamlanırlar. Teminat mektubunun tarafları genellikle taahhüt altına giren bir banka ile garanti alan durumunda olan muhataptır. Banka kural olarak, lehtar ile arasındaki gayri nakdi kredi ilişkisine dayanarak ve lehtarın talebi üzerine muhataba hitaben teminat mektubu verir. Bir fiili taahhüt edilen lehtar teminat mektubunun tarafı değildir. Teminat mektubu, bir garanti sözleşmesi olarak banka ile muhatap arasındaki iradelerin birleşmesi ile banka için yükümlülük doğurur. Lehtar ile muhatap arasındaki sözleşme ilişkisi, karşılıklı hak ve yükümlülükler, def’i ve itirazlar garanti veren bankayı ilgilendirmemekte, lehtar ile muhatap arasındaki ilişkiler sadece riskin doğup doğmadığı ve muhatabın tazmin talebinde bulunduğunda hakkını kötüye kullanıp kullanmadığı açısından önem taşımaktadır. Her teminat mektubu ile belli bir risk garanti edilmektedir. Bu risk genellikle başkasının (lehtarın) edimini, fiilini taahhüt şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu riskin ortaya çıkması halinde garanti alan (muhatap) teminat mektubunda belirlenen azami garanti miktarına kadar bankadan tazmin talebine hak kazanmaktadır. Riskin doğmamış veya sona ermiş olmasına rağmen muhatap tazmin talebinde bulunursa, haksız bir tazmin talebi söz konusu olur. Bu sonuç teminat mektubunun temel borç ilişkisinden bağımsız olmasına karşılık, mücerret bir borç ikrarı oluşturmamasına dayanmaktadır. Muhatabın haklı bir neden olmaksızın mektup meblağını bankadan tahsil etmesi halinde, bu meblağı bankaya ödemek zorunda kalan lehtarın, muhataba karşı bir dava açmak ve ödediği paraları geri almak isteyeceği kuşkusuzdur.” şeklinde kararıyla haksız tazmin edilen teminat mektubu tutarının iadesine karar verildiğini,Somut işbu dava konusu olayda teminat mektubuna konu işlemle ilgili olarak noter kanalıyla tespit yapılarak tutanak altına alındığını, teminat mektubunun lehdar ve muhatabı teminat mektubunun hangi koşullar altında iade edileceği hususunu sözleşmede kararlaştırdıklarını, İşbu davaya konu teminat mektubu avans teminat mektubu olup, kesin teminat mektubu ile fonksiyonları aynı olmadığını, davalı muhatabın kesin teminat mektubu ile talep edebileceği olası zararlarını bahane ederek avans teminat mektubunu tazmin etme imkanı bulunmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 2020/991 Esas -2020/1089Karar sayılı 08/10/2020 tarihli kaldırma kararı sonrasında İDM'ce yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, davacı banka tarafından dava dışı ... Tic Ltd Şti ile yapılan 09.07.2012 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında muhatap davalıya verilen avans teminat mektubunun haksız olarak tazmin edildiği iddiasından kaynaklanan alacak davasıdır. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda; davalı ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. arasında enerji santralı yapımına dair sözleşme (eser) ilişkisi bulunduğu, sözleşme kapsamında davalının dava dışı ...'a yapacağı avans ödemelerinin karşılığında davacı bankanın, ... Tic. Ltd. Şti.'nin edimini yerine getirmemesi durumunda, talep halinde davalı muhataba avans miktarının ödeneceğinin dava konusu avans teminat mektubu ile taahhüt edildiği, bu hali ile taraflar arasında teminat mektubu düzenlenmesine esas garanti sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Garanti sözleşmesinin tarafları garanti veren banka ile garanti alan davalı muhataptır. Davacı taraf; tazmin işlemine müteakip lehtarın beyanlarına göre teminat mektubunun bedelsiz kalmasına rağmen davalı muhatabın, her hangi bir alacağı bulunmadığı halde teminat mektubunu haksız olarak nakde çevrildiğini iddia etmekte ise de, bu tür defi ve itirazları ileri sürme hakkı dava dışı lehtara aittir. Lehtar, muhatapla arasındaki sözleşme ilişkisine (eser sözleşmesine) dayanarak açacağı davada, bu olgulara dayanarak menfi tespit veya alacak talebinde bulunabilir. Teminat mektubunu düzenleyen banka, muhataba, teminat mektubu bedelini, ilk talep anında ve hiç bir defi ve itiraz ileri sürmeksizin ödemeyi garanti etmiş, kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Bu nedenle muhatap ile lehtar arasındaki temel ilişkiye ilişkin defileri ileri süremez. Ancak; teminat mektubu nakde çevrilmeden önce, lehtar tarafından, borcun ödendiğine, muhatabın garanti edilen alacağının sona erdiğine dair delil ibraz edilmişse banka tarafından ödeme yapılmaması gerekir. Bunun dışında, bankanın kendiliğinden lehtarın ileri sürebileceği defi ve itirazları araştırması ve bu nedenle muhataba ödeme yapmaktan kaçınması mümkün değildir. Bu hali ile, davacı bankanın davalı muhataba yaptığı ödeme, avans mektubunun dayanağı olan garanti sözleşme ilişkisine uygun olup, avansın hakedişlerle kapatıldığına dair iddiayı davacı ileri süremeyeceğinden davacının garanti sözleşmesine dayanarak davalıdan bir alacak talep etmesi mümkün değildir. Emsal Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/5369 esas, 2022/2400 karar ve 24.03.2022 tarihli kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/7463 esas, 2022/4394 karar ve 02.06.2022 tarihli kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2021/1364 esas, 2022/6906 karar ve 12.10.2022 tarihli kararı, Yargıtay 19. HD.' nin 2016/14309 Esas 2017/2401 Karar sayılı, 23/03/2017 tarihli kararı; Yargıtay 11. HD'nin 2014/9027 E- 2014/15973 K sayılı, 20.10.2014 tarihli kararı) Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı banka harçtan muaf olduğundan harç tahsiline yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının talep halinde iadesine,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınesastanözetikararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisebeplerisavunmasınınmahkemesininkararınınileriAlacakdosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim