İstanbul BAM 13. HD 2021/1553 E. 2024/39 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1553
2024/39
25 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1553 Esas
KARAR NO: 2024/39 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2018/436 Esas - 2021/323 Karar
TARİHİ : 22/04/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 25/01/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının davalı borçlu şirketten olan 5.894,10 TL alacağının tahsili amacıyla Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından yapılan icra takibine davalı borçlu şirket tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup, davacının avize, abajur ve ışıklandırma sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davacının davalı şirketin istemi üzerine abajur, lamba, soket vs. ürünlerini üretip teslim ettiğini, müvekkilinin ürünleri tam ve eksiksiz olarak teslim etmesinin yanı sıra ürünlere ait irsaliyeli faturayı da tanzim ettiğini, fatura bedelinin KDV dahil 5.894,10 TL olduğunu ve fatura bedelinin taraflarına ödenmemiş olduğunu, müvekkili davacının davalı şirket adına düzenlemiş olduğu 06.10.2016 tarihli, ... seri nolu faturanın davalı şirket personeli olan ...'a imza karşılığında teslim edildiğini ancak taraflarınca teslim alınan bu faturanın ... Kargo aracılığıyla 04.01.2017 tarihinde iade edildiğini, işbu iade haksız olmakla birlikte TTK'nın 21/2. maddesi gereğince iade süresinin aşılmış olduğunu, davalı borçlu şirkete fatura kapsamında teslim edilmiş olan numune mallarla ilgili bir iadenin dava tarihine kadar taraflarına yapılmamış olduğunu, davalı tarafın kargo aracılığıyla göndermiş olduğu faturanın gönderi belgesine bakıldığında ağırlığının 0,01 kg olmasının da ürünlerin gönderilmediğini doğrulayacak nitelikte olduğunu beyanla davanın kabulüne, davalı şirketin vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davacı şirket aleyhine en az % 40 inkâr tazminatı mahkûmiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından borca sebep gösterilen 06.10.2016 tarih, ... nolu faturanın müvekkili şirketin eline ulaştığını gösterir bilgi ve belge bulunmadığı gibi davacı tarafça sunulan faturada teslim alan kısmında adı geçen ...'ın davalı şirket çalışanı olmadığını, bu sebeple davacının faturanın ve faturada adı geçen ürünlerin müvekkili şirkete teslim edildiği yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, davacı tarafça satıldığı iddia olunan avizelerin teslimine ilişkin herhangi bir belgenin mevcut olmadığını, hukuki açıdan fatura kesilmiş olmasına rağmen, gerçekte mal veya hizmet teslimi yapılmamış ise faturanın delil olabilme niteliğinden yararlanabilmesi mümkün olmadığı gibi alıcının KDV hariç fatura bedeli kadar borçlandığını söylemenin mümkün olmadığını, zira sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren 8 (Sekiz) gün içinde itiraz edilmemesinin sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtı olmadığı gibi malın ve hizmetin tesliminin de kanıtı olmadığını, davacının kestiği faturaya ilişkin müvekkiline hiçbir şekilde teslimat gerçekleştirilmediğinden verdiği hizmeti ispat etmesi gerektiğini beyanla davanın reddine, kötü niyetli takip nedeniyle davacı aleyhine en az %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 22/04/2021 tarih ve 2018/436 Esas - 2021/323 Karar sayılı kararında;"Dava; hukuki niteliği itibari ile; İİK.nun 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları, tüm dosya kapsamına göre; davanın bir adet fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulanmadığı, davacı tarafın dava konusu faturanın dayanağı sevk irsaliyesi içeriği ürünlerin davalının adresine teslim edildiği, davalının fatura bedelini ödemediğini iddia ettiği, davalı şirketin ise ürünlerin kendilerine teslim edilmediğini, sevk irsaliyesindeki imzanın müvekkili şirket çalışanlarına ait olmadığını, ... şirket çalışanı olmadığını beyan ettiği, davalı adına tanzim edilen sevk irsaliyesinde ... isminin ve adına atılmış imzanın bulunduğu, sevk irsaliyesinin davalı şirketin kabulünde olmaması üzerine davalı şirketin SGK primlerini yatırdığı çalışanlarının ve irsaliye üzerinde adı bulunan ...'ın SGK kayıtlarının dosyaya celbedildiği, kayıtlarda ... davalı şirketin primlerini yatırdığı kişilerden olmadığının tespit edildiği, davacı taraf ürünlerin ispatına yönelik tanık deliline dayandığı, bunun üzerine mahkememizce teslim alan olarak irsaliye üzerinde adı bulunan ...'ın tanık olarak dinlendiği, tanığın beyanında; davalı şirketin çalışanı olduğu, 2016 yılında şirketten ayrıldığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye kendisinin aracılık ettiğini, şirkete gelen evrakları teslim alma yetkisinin bulunmadığını, ancak taraflar arasında ilişkiyi sağladığı için gelenleri hangi konuda evrak teslimi yapılacaksa o birime yönlendirdiğini, dava konusu alacağa ilişkin ürünlerin geldiğini gördüğünü, gelen davacı yetkilisini tasarım ekibine yönlendirdiğini, ürün teslimine ilişkin herhangi bir belgeye imza atmadığını, ürünleri de teslim almadığını, kendisine gösterilen sevk irsaliyesi üzerindeki ...yazısının kendisine ait olduğu, ancak imzanın ona ait olmadığı, ürünleri teslim almadığını, ilgili birime aktardığını, ürünlerin teslimi anında hazır olmadığını, ürünlerin teslim edilip edilmediğini görmediğini beyan ettiği, taraflar tacir olduğundan ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığı, incelemede dava konusu 06.10.2016 düzenleme tarihli, ... nolu, "9 adet muhtelif lamba (avize)" içerikli, KDV dahil 5.894,10 TL tutarlı faturanın davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olmadığı, dinlenen tanığın beyanları çelişkili ve inandırıcı olmadığı gibi ürünlerin teslim edilip edilmediğine ilişkin bilgisi olmaması dolayısıyla da hükme esas alınmadığı, davalı tarafından davacıya gönderilen kargo fişinde kargo içeriğinin belirtilmemiş olması sebebiyle alacağa konu fatura ve ürünlerle ilgili olup olmadığının anlaşılamadığı, itirazın iptali davasında ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının takip konusu yapılan faturaya konu malların davalıya teslim edildiğini ispat etmekle yükümlü olduğu, ancak davacının davaya konu malların davalıya teslim edildiğini ispatlayamadığı, davacı tarafın yemin deliline açıkça dayanmış olması sebebiyle yemin teklif hakkı hatırlatıldığı ve Mahkememizce yemin davetiyesi düzenlenerek davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisinin şirketlerinin faturaya konu malzemeleri özel olarak sipariş etmediği, malların teslim alınmadığı, davacının bu dava konusuna ilişkin faturadan doğan herhangi bir alacağının olmadığı, davaya konu olan faturanın gerçeği yansıtmadığını belirterek yemin ettiği dolayısıyla fatura konusu alacağın ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine, davacının inkar tazminatı talebinin ve davacının takip başlatmakta haksız ise de kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalı ... Anonim Şirketi'ne müvekkili tarafından 06/10/2016 tarihinde ... seri numaralı fatura düzenlenip kendi personelleri olan ...'a irsaliyeli bir şekilde imza karşılığında teslim edildiğini ancak kendilerinin teslim aldıkları faturayı taraflarına ... Kargo vasıtasıyla 04.01.2017 tarihinde iade ettiklerini, işbu iade haksız olmakla beraber TTK madde 21/2 gereğince de iade süresini aştığını, aynı zamanda karşı tarafın faturayı ve faturada adı geçen ürünleri teslim almadığına dair iddiada bulunmuş olsalar da teslim almadıkları bir faturayı nasıl iade ettiklerinin de açıklığa kavuşturulması gereken başkaca bir husus olduğunu, faturanın iade edildiğinin ... takip numaralı ... Kargo takip formu ile belgelendiğini; Davalı Yerel mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde her ne kadar malların teslim edildiğini kabul etmemişse de, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü olan m.21/2'nin; "bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır", hükmünü içerdiğini, işbu hususun bile davalı iddialarının mesnetsiz ve kanun hükümlerine aykırı olduğuna delalet ettiğini, Yüksek mahkeme tarafından kabul edilen ve emsal karar haline gelen; ''Faturaların alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi için muhataba tebliğinden itibaren sekiz (8) gün içerisinde itiraza uğramamış olması gerekir.''(Y. 3.HD T.29.05.2000 E. 2000/4885 K. 200/5011) ilamının doktrince de kabul gören 8 gün içerisinde itiraza uğramayan faturanın taraflar arasındaki alacağın tabii olarak sözleşmesel ilişkinin varlığını dermeyan ettiğini, müvekkili tarafından 06.10.2016 tarihinde 018608 seri numaralı fatura düzenlenip davalı şirketin kendi personeli olan ... tarafından imzası karşılığında teslim alındığını, her ne kadar davalı borçlu şirket, yukarıda anılı şahsın şirket uhdesinde çalışmadığını iddia etse de akıllara gelen sorunun, elbette şirket çalışanı olmayan birine tebliğ edilen faturanın nasıl şirket yetkilisinin eline geçtiği sorusu olduğunu, takibe konu olan faturanın, davalı şirketçe taraflarına 04.01.2017 tarihinde iade edildiğini, işbu hususların dahi iddialarında haklı olduklarının göstergesi olduğunu, ...'ın davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğunun dosya muhteviyatında Yerel mahkemeye sunulan müzekkerelerden anlaşıldığını, 3929 sicil numaralı bilirkişi ... 07.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkilinin 06.10.2016 tarihinde ... fatura numaralı 5.894,10 TL tutarlı faturayı işletme defterinin 10. sayfasında irsaliyeli satış faturası ve işletme defterine gelir olarak kaydettiğinin tespit ettiğini, bahse konu olan bilirkişi raporunun, davalı borçlu şirket SGK kaydına ilişkin kısmı hatalı ve eksik incelemeye tabi olmuşsa da, ... Yerel Mahkemeye 16.01.2020 tarihli 4. celsede; 1977 yılında davalılarla çalışmaya başladığını, 2016 yılında işten ayrıldığını ve taraflar arasındaki ticari ilişkiye kendisinin aracılık ettiğini, şüpheden uzak arı duygularla ifade ettiğini, işbu hususlar doğrultusunda davalı borçlu şirketin sigortasız işçi çalıştırdığının kayıt altına alındığını, aynı zamanda, davacı müvekkilinin ticari defterleri halihazırda usulüne uygun olarak tutulmuş olup bilirkişi raporuyla da bu hususun doğrulandığını, her ne kadar anılı bilirkişi raporunun 5. sayfasının değerlendirme ve sonuç başlıklı son paragrafında; ''Davalı Ticari Defter kayıtlarında yer alamayan bu faturalardan kaynaklı olarak davacının davalıdan bu faturaya dayalı alacak talebinde bulunup, bulunamayacağı uzmanlık alanı dışında kaldığından bahisle'' taraflarınca dosyanın yeni bilirkişiye tevdii talebinde bulunulmuşsa da Yerel mahkemece bu husus gözetilmeden hukuka aykırı olarak hüküm kurulduğunu, Yerel mahkemede dinlenen tanık beyanları ile bahse konu bilirkişi raporu mukayese edildiğinde müvekkilinin haklılığı ortaya çıkmış olup Yerel mahkemece kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu;Yerel mahkeme tarafından yargılama sonucunda verilen hükmün maddi gerçekle uyuşmadığını, karşı tarafça ileri sürülen vakıalar ve tanık beyanları doğrultusunda yargılamaya konu olan ihtilafın çözümüne yönelik maddi ve hukuki açıdan eksik, belirsiz ve çelişkili olarak maddi gerçeğe aykırı bir hüküm oluşturulduğunu, dosya muhteviyatında yer alan ve yukarıda anılı bilirkişi raporu doğrultusunda dosyaya celp edilen ve mahkemeye arz edilen ifadelerde her ne kadar ...ın davalı borçlu şirket iş yerinde sigortalılık kaydı bulunmadığı ifade edilmişse de, kendisinin 16.01.2020 tarihli 4. celsede, 1977 yılında davalılarla çalışmaya başladığını, 2016 yılında işten ayrıldığını mahkemeye arzettiğini, işbu hususların dahi karşı tarafın hileli işlemlerde bulunduğunun, sigortasız işçi çalıştırdığının mahkemeyi yanıltmaya yönelik iş ve işlemlerde bulunduğunun ispatı olduğunu; Yerel mahkemenin hâkimin davayı aydınlatma ödevi ilkesine bağlı olarak hukuki ihtilafın çözümü yönünde davayı aydınlatması gerektiğini, HMK'nın 31’inci maddesinde, bu durumlarda, hâkimin taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve tarafların delil göstermelerini isteyebileceğinin düzenlendiğini, Yerel mahkeme uyuşmazlığa konu olan ihtilafı çözmek için kanundan doğan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup esas hakkında gerekli inceleme yapılmadığını, hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenlemeyle doğru hüküm verebilmesinin ve maddi gerçeğin bulunabilmesinin amaçlandığını, düzenlemede her ne kadar açıklama yaptırabilir denilmişse de, bunun hâkimin davayı aydınlatması için bir ödev olduğunu kabul etmek gerektiğini, davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkimin iddia veya savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacağını ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyeceğini, yukarıda anılı ifadeler çerçevesinde istinaf kanun yolunda, Yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini;Davalı şirket yetkilisi ... 22.04.2021 tarihli duruşmada her ne kadar yemin delilini ifa etmişse de işbu delile itibar edilmemesi gerektiğini, somut olayda her ne kadar davalı-borçlu şirket yetkilisi, yemin delilini ifa etmişse de yemin metni incelendiğinde davaya konu olan söz konusu fatura alacağına ilişkin olarak her ne kadar yemin etmiş olsa da; ''almadığımızı bilmediğime'' şeklinde yemin etmediğini, bu hususta uyuşmazlığa konu olan faturayı 3. şahıs ...'ın aldığını, şirket yetkilisine yemin verdirilirken bahse konu malları almadıklarını bilmediğine namusu ve şerefi üzerine yemin etmediğini, borçlu şirket yetkilisinin vicdanını bu şekilde ferah tuttuğunu düşündüklerini, her ne kadar yemin delili kesin delil niteliğinde olsa da, dosya muhteviyatında yer alan ibarelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, dosyada lehlerine ziyadesiyle fazla delil ve emare bulunmakta olup karşı tarafın yemin delilini ifa ettiği için davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı düştüğünü beyanla İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2021 tarihli 2018/436 Esas, 2021/323 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde tüm yönüyle bozularak ortadan kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile faturaya dayalı 5.940,39 TL alacağın tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalının süresi içerisinde borca ve ferilerine itirazı üzerine takip durmuş, davacı taraf eldeki dava ile davalıya fatura konusu aydınlatma ürünlerini satıp irsaliyeli fatura ile teslim ettiğini, davalının süresinden sonra faturayı kargo ile iade ettiğini, ürün iadesi yapmadığı gibi fatura bedelini de ödemediğini beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf fatura konusu ürünlerin tarafına teslim edilmediğini ve davacıya borcunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre; tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının tutmakta olduğu işletme defterinde takip ve dava konusu fatura kayıtlı olmakla birlikte davalının usulüne uygun şekilde tutmakta olduğu ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olmadığının tespit edildiği, davacı tarafından sunulan irsaliyeli faturanın teslim alan kısmında adı bulunan ...'ın davalı şirketin çalışanı olmadığı, alınan beyanında da fatura konusu malları teslim almadığını, faturadaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, her ne kadar davacı taraf faturanın kendisine iade edildiğini iddia etmiş ise de, sunulan kargo belgesinden içerisinde dava konusu faturanın bulunduğunun anlaşılamadığı, davacı tarafın dayandığı yemin delili kapsamında davalı şirket yetkilisinin fatura konusu malları teslim almadıklarına dair yemin ettiği, bu minvalde davacı tarafın fatura ve içeriğindeki malları davalı şirketin yetkilisi veya çalışanına teslim ettiğini ve davalıdan fatura tutarı kadar alacaklı olduğunu ispat edemediği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin haksız olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38