İstanbul BAM 13. HD 2024/322 E. 2024/378 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/322
2024/378
29 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/322 Esas
KARAR NO: 2024/378 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/733 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ:11/01/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 29/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tarafından müvekkili aleyhine açılan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı 1 adet icra dosyasında müvekkilinin aleyhine açılan icra takiplerini kabul etmediğini, icraya konu sözleşme ve evrak asıllarının, takip talebi asıllarının, icra dosyasını ayakta tutan evrak asıllarının dosyada kaim bulunmadığını, müvekkilinin davalı kuruma herhangi bir borcu da olmadığını, hiçbir alacağa, kredi sözleşmesine vs. diğer sözleşmelere dayanmayan ve davacı müvekkilin imzasına dayanmayan ilgili tüm evrakların icra takibine davacı müvekkili aleyhine konduğunu, anılan icra konusu alacağa ilişkin tüm evraklara atılan imzalara davacının itiraz ettiğini ileri sürerek, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı icra dosyasında başlatılan icra takiplerinin öncelikle ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, akabinde iptaline, davalıların % 20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 16/11/2023 tarihli ara kararı ile; " Davacı vekilinin takibin durdurulması şeklinde ihtiyati tedbir talebinin takipten sonra bu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmaması sebebiyle reddine ancak çoğun içinde az da vardır ilkesi gereği ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davacı tarafça 4.000,00 TL nakti teminatın yatırılması veya her an paraya çevrilebilir muteber bir banka teminat mektubunun ibrazı halinde İ.İ.K.nun 72/3. maddesi gereğince, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi bakımından İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA," karar verdiği anlaşılmıştır. Davalı vekili 12/12/2023 tarihli cevap ve tedbire itiraz dilekçesi ile; takipten sonra açılan menfi tespit davasında takip dosyasına giren bir paranın alacaklıya verilmemesine karar verilebilmesi için takip alacağı üzerinden hesaplanacak bir teminatın ödenmesi gerekmekte olduğunu, her ne kadar 1998 yılındaki takip çıkışı 44.177 TL ise de bu miktar yasanın aradığı takip alacağı miktarının sadece ana parasını teşkil etmekte olduğunu takip kapsamında döneminin faiz alacağı ortalamasının oldukça altında olacak şekilde % 130 oranında faiz talep edildiğini bu kapsamda mahkemece her ne kadar satış halinde icra dairesinin veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmişse de bu kararın ancak alacak miktarının asgari % 15'i oranında teminatın alınması neticesinde verilmesi yasal bir koşul olduğundan bu koşulu karşılamayan kararın yasaya aykırı olduğunu ve her zaman denetlenerek mahkemece kaldırılması mümkün olduğunu yasanın alt sınırını hakimin takdirine bırakmadığı teminat miktarının % 15'ün üzerinde takdir edilmesinin ise mümkün olduğundan her ne kadar takibi durdurmayacaksa da müvekkilinin tahsilat yapmasını engelleyecek nitelikteki tedbir kararının toplam alacağın asgari % 20'si miktarındaki teminatın icra dosyasına ödenmesi halinde uygulanmasına karar verilmesini aksi takdirde talebin reddine hükmedilmesini, davacının yaklaşık ispat kurallarına uygun herhangi bir belge ibraz etmemiş olması ve 25 yıl önce kesinleşmiş bir icra takibi için kötü niyetli bir dava ikame etmiş olduğu nazara alınarak red edilmesini veya teminatın ödenmiş olması halinde bu karardan dönülmesini, kararda ısrar edilmesi halinde teminat miktarının dosya alacağına oranla hesaplanabilmesi için icra müdürlüğünden takip kapak hesabının yapılmasının istenmesini talep etmiştir. Davacı vekili itiraza cevap dilekçesinde özetle; İstanbul ...icra müdürlüğünün ... esas numaralı dosyasının takip çıkış miktarı 44.177,00 TL'ye ilişkin eksik harcı bugün itibariyle dosyaya yatırdığını tensip zaptında dava konusu dosya numarasının sehven yanlış yazıldığını dosyanın doğru olan numarasının belirttiği numara olduğunu dosya istenirken, getirtilirken belirttiği dosyanın getirtilmesini ihtiyati tedbir için gerekli olan teminatı da icra takip çıkışına göre, mahkemenin istediği meblağ üzere daha önceden dosyaya yatırdığını makbuzunu ekte sunduğunu davalı tarafın ihtiyati tedbirin kaldırılması için mürafaa istemi tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, dosyanın şu aşama itibariyle hiçbir eksiğinin bulunmadığını davalının haksız taleplerinin tümünün reddini İstanbul ... icra Müdürlüğü ... esas numaralı dosyasının tamamı yönünden menfi tespit talep ettiğini davacı ...'nin hiçbir borcu ve imzası vs. Bulunmamakta olduğunu dava dilekçesindeki taleplerini aynen yinelemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 10/01/2024 (Ara Karar Tarihi) tarih 2023/733 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Mahkememizin 16/11/2023 tarihli ara kararı ile "davacı vekilinin takibin durdurulması şeklinde ihtiyati tedbir talebinin takipten sonra bu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmaması sebebiyle reddine ancak çoğun içinde az da vardır ilkesi gereği ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davacı tarafça 4.000,00 TL nakti teminatın yatırılması veya her an paraya çevrilebilir muteber bir banka teminat mektubunun ibrazı halinde İ.İ.K.nun 72/3. maddesi gereğince, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına," karar verilmiş olup kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2023/2302 esas, 2023/2126 karar sayılı ilamı ile "davacı tarafından icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiş olup, ilk derece mahkemesinin de belirttiği üzere takipten sonra açılmış menfi tespit davalarında İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir yolu ile icra takibinin durdurulması mümkün değildir. Mevcut delil durumuna göre; HMK'nın 389/1 ve 390/3 fıkraları kapsamında davacının iddiasının esası bakımından da ihtiyati tedbirin koşulları oluşmadığından, mahkemece takibin tedbiren durdurulmasına yönelik istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır." şeklinde ihtiyati tedbire itirazın kısmen reddine dair kararın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.Karar karşı ihtiyati haciz talep eden tarafından teminata itiraz edilmiş, dava konusu icra dosyasının celbi sonrası takip tutarı 44.177,00 TL olarak görüldüğünden 16/11/2023 tarihli ara kararının ilk kısmındaki tedbire ait hükmün aynen korunmasına, ilgili kararının teminata ilişkin kısmındaki teminata itirazın kabulü ile, teminatın takip tutarı olan 44.177,00 TL'nin %15'i olan 6.626,55 TL olarak tespiti ile, takip tutarı olan 44.177,00 TL'nin %15'i üzerinden alınması gereken 6.626,55 TL'den, ara karar ile alınan 4.000,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.626,55 TL teminatı yatırmak üzere davacı vekiline 1 haftalık süre verilmesine, eksik teminatın yatırılmaması halinde tedbirin kaldırılması için icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, taraf vekillerinin ihtiyati tedbir kararına sair itirazlarının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Mahkememizin 16/11/2023 tarihli ara kararının ilk kısmındaki tedbire ait hükmün aynen korunmasına, ilgili kararının teminata ilişkin kısmındaki teminata itirazın kabulü ile, teminatın takip tutarı olan 44.177,00 TL'nin %15'i olan 6.626,55 TL olarak tespiti ile, takip tutarı olan 44.177,00 TL'nin %15'i üzerinden alınması gereken 6.626,55 TL'den, ara karar ile alınan 4.000,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.626,55 TL teminatı yatırmak üzere davacı vekiline 1 haftalık süre verilmesine, eksik teminatın yatırılmaması halinde tedbirin kaldırılması için icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, taraf vekillerinin ihtiyati tedbir kararına sair itirazlarının reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece, davacının hiçbir delile dayanmayan ve takibin açılmasının üzerinden 25 yıl geçtikten sonra ikame etmiş olduğu dava kapsamında tedbir kararı verilmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını; davacı-borçlu borca ve imzaya itiraz etmekteyse de dava dışı borçlu şirketin tek yetkilisi olduğunun ticaret sicil kayıtları ile sabit olduğunu; borçlunun aynı zamanda kredi borçlusu şirketin borçlarına kefaleten iki de ipotek vermiş olduğu tapu kayıtları ile yani resmi olarak kayıtlı olduğunu, Bu doğrultuda imza inkarının aslında resmi evrakın aksini iddia etmek anlamında olduğunu; davacı ipoteklerin ne sebeple verildiğine ilişkin bir açıklama getirmemekte olduğunu sanki hiçbir ilgisi yokmuş gibi dava dışı şirketin kullandığı kredilerdeki imzasını inkar etmekte olduğunu; karinenin davacı aleyhine olduğunu, Dava dışı temlik eden bankanın evrak saklama yükümlülüğü dolduktan seneler sonra açılan dava kapsamında matbu bir şekilde takip çıkışının %15'i oranında teminat alınarak ve yaklaşık ispat kurallarına aykırı bir şekilde, iddianın delillerle desteklenip desteklenmediği irdelenmeksizin tedbir kararı verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,Aradan geçen 25 yıl içindeki faiz yükü ile borcunu ödeme külfetini uzunca sürebilecek bir yargılama ile birkaç yıl daha ötelemeyi hedefleyen kötü niyetli davacının talebinin hukuka uygun olup olmadığı ve bir hakkın kötüye kullanılması vasfında olup olmadığını mahkemenin takdir etmesi ve tedbir talebini iddianın yaklaşık ispatına yarayacak yeteli miktarda delil ibrazına kadar red etmesi, kabul edecekse dahi takip çıkışı üzerinden değil güncel dosya hesabı üzerinden bir teminat belirlemesi gerektiğini; mahkemenin tüm itirazlarını dayanaksız bir şekilde reddetmiş olması nedeniyle dairemize başvurarak tedbir kararının kaldırılmasını talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, Tedbire itirazları kapsamında arz etmiş oldukları görev itirazının da yargılamanın esasına ilişkin olarak değerlendirildiğini ve bu itirazları hakkında karar verilmediğini; halbuki görevsiz mahkemenin tedbir kararı da vermesi mümkün olmadığından görev itirazlarının da incelenmesi gerektiğini; takip konusu alacağın fona devredilmiş banka alacağı olduğunu; TMSF'ye temlik/devir edildiğini, fon tarafından tasfiyeye tabi tutulan banka alacaklarına ilişkin davaların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 142 maddesi uyarınca 1 veya 2 Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde görülebileceğinden mahkemenin tedbir kararı yönünden de görevsiz olduğunu, tedbirin kaldırılmasına ve dosyanın kaydının görevsizlikle kapatılarak yasadan kaynaklı ihtisas iş bölümü çerçevesinde doğrudan 1 ve 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere tevzi müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesini talep ettikleirni, Davacının, ödeme emrini bizzat tebliğ aldığını ve takibe itiraz etmediğini ve kesinleşmesini sağladığını; davacının takip kesinleştikten ve sair haciz işlemleri tatbik edildikten 25 yıl sonra ileri sürdüğü imza itirazının incelenmesinin mümkün olmadığını; mahkemenin tedbire karşın teminat olarak takdir ettiği tutarın yasanın tasarladığının uzağında kaldığını; yasanın korumaya çalıştığı menfaat alacaklının alacağına geç kavuşacak olması nedeniyle uğrayabileceği zararı en azından teminat ile güvence altına alınması olduğunu; yasanın alt sınırını hakimin takdirine bırakmadığı teminat miktarının %15'in üzerinde takdir edilmesi mümkün olduğundan tedbir kararının kaldırılmaması halinde teminatın takip dosyası kapak hesabının asgari % 20'si olarak belirlenmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, mahkemenin kararının kaldırılmasına, davanın ve alacağın niteliği uyarına mahkemenin görevsiz olması nedeni ile davanın 1 veya 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülmesi için dosyanın tevzi müdürlüğüne iade edilmesine, davacının yaklaşık ispat kurallarına uygun herhangi bir belge ibraz etmemiş olması ve 25 yıl önce kesinleşmiş bir icra takibi için kötü niyetli bir dava ikame etmiş olduğu nazara alınarak tedbir talebinin red edilmesine, tedbirin devamına hükmedilmesi halinde teminat miktarının dosya güncel alacağına göre hesap edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davacı aleyhine genel kredi ve ek kredi sözleşmelerine dayalı başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibinde davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemli davada, takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece 16/11/2023 tarihli karar ile ile takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir isteminin reddine, %15 teminat mukabilinde icra veznesine ödenen paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesi nezdinde itiraz kanun yoluna başvurulmuş, mahkemece itiraz 10/01/2024 tarihli celsede duruşmalı olarak incelenmiş, önceki tedbir kararının aynen korunmasına; ancak takip tutarına göre %15 teminatın 6.626,55-TL olması nedeniyle, daha önce alınan 4.000,00-TL temminatın mahsubu sonucu 2.626,55-TL'nin yatırılması halinde, icra veznesine ödenen paranın tedbiren alacaklıya verilmemesine, davalı yanın tedbirin kaldırılmasına yönelik itirazının reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak kaydıyla göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. 6100 Sayılı HMK'nın 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Somut olayda; davacının, davalı tarafından genel kredi ve kefalet sözleşmelerine dayalı olarak aleyhine başlatılan takipten ötürü borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, takibe dayanak sözleşme ve evrak asıllarının dosyada bulunmadığını, anılan icra takibine konu alacağa ilişkin tüm evraklara adına atılan imzalara itiraz ettiği, mahkemece takipten sonra açılan menfi tespit davalarında takibin tedbiren durdurulamayacağı gerekçesi ile bu yöndeki istemin zaten reddedilmiş olduğu, İİK'nun 72/3-ikinci cümle maddesinde öngörülen tedbirin takip işlemlerini durdurmadığı, yalnızca icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesini tedbiren engellediği, mevcut delil durumu, menfi tespit davalarının hukuki niteliği ve bu davalardaki ispat koşulları nazara alındığında, mahkemece yasada öngörülen asgari takip tutarının %15'i oranı üzerinden hesaplanan teminat karşılığında, icra veznesine girecek paranın tedbiren davalıya ödenmemesine yönelik kararda usul ve yasyaa aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, öte yandan mahkemece ön inceleme duruşmasının icra edilmediği ve göreve yönelik davalı itirazları hakkında olumlu olumsuz bir karar da verilmediği, bu aşamada mahkemenin görevine yönelik, HMK'nun 341/1 fıkrası kapsamında istinaf incelemesine tabi tutulabilecek bir kararın da mevcut olmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılmayan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39