İstanbul BAM 13. HD 2023/1875 E. 2024/372 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2023/1875
2024/372
29 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1875 Esas
KARAR NO: 2024/372 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/616 Esas - 2023/198 Karar
TARİHİ: 21/03/2023
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 14.05.2003 tarihli 10 yıl süreli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi ile müvekkilİ şirketin Tapuda ... İli ... İlçesi ... Mevkii ... Parsel'de kain taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunda davalı şirketin bayiliğini üstlendiğini, ilgili sözleşme uyarınca davalı şirket tarafından bayilik faaliyeti yürütülen taşınmaza 22.05.2003 tarihinde ipotek konulduğunu, daha sonra taraflar arasında 04.08.2008 Tarihli yeni bir sözleşme akdedildiğini, teminat olarak da müvekkili şirket tarafından davalı tarafa ... Bankası A.Ş tarafından düzenlenmiş 04.08.2008 Tarih, ... no.lu ... Referans No.lu 30.000,00 TL bedelli Teminat Mektubu verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra davalı tarafın, müvekkili şirketin kendisine herhangi bir borcu bulunmaz iken ve ortada bir mahkeme hükmü bulunmaksızın teminat mektubunu haksız ve hukuka aykırı olarak nakde çevirdiği, akabinde de 03.12.2010 Tarihinde müvekkili aleyhine İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/704 Esas sayılı dosyası ile sözleşmede kararlaştırılan tonaj taahhütlerinin yerine getirilmediği iddiası ile cezai şart talepli dava ikame ettiğini, yapılan yargılama neticesinde İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.07.2012 Tarih 2010/704 Esas 2012/201 Karar sayılı kararı ile "Davanın kısmen kabulüne 18.621,69 TL'nin dava tarihi olan 03.12.2010 tarihinden itibaren değişik oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalı şirkete ödenmesine" karar verildiğini, ilgili kararın taraflarınca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 03.12.2014 Tarih 2014/1911 Esas 2014/17294 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulduğu ve mahkemesine geri çevrildiğini, bozmadan sonra yapılan yargılama neticesinde İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.05.2015 Tarih 2015/241 Esas 2015/345 Karar Sayılı ilamı ile bozmaya uygun olarak davanın tümden reddine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2016 Tarih 2015/16656 Esas 2016/996 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kararın kesinleştiği, böylelikle müvekkilinin davalı şirkete hiç bir borcu olmadığını, teminat mektubunun haksız ve hukuka aykırı olarak davalı tarafça nakde çevrildiğinin açıklık kazandığını, müvekkili şirket tarafından Kırıkkale ... Noterliği'nin 20.02.2019 Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek "08.10.2010 Tarihinde nakde çevrile teminat mektubu bedeli olan 30.000 TL’nin faiziyle birlikte taraflarına iadesi, 22.05.2003 tarihli ipoteğin de fekki" ihtar edilmişse de herhangi bir netice alınamadığını, bunun üzerine taraflarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığını, maddi, manevi tazminat talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla, yukarıda izah edilen ve/veya Sayın Mahkemece resen nazara alınacak nedenlerden ötürü, müvekkili şirket tarafından davalıya verilen 30.000,00TL bedelli teminat mektubunun davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak paraya çevrilmesi nedeniyle, teminat mektubunun davalı tarafından tahsili tarihi olan 08.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacı ile ... A.Ş. arasında 14.05.2003 tarihinde 10 yıl için geçerli olmak üzere Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğinde protokoller akdedildiğini, , bu doğrultuda davacı tarafa ait ... İli ... İlçesi ... Mevkii ... Parsel'de bulunan taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunda 10 yıl süreyle Akaryakıt ve Otogaz bayiliği ve işletmecilik hakkı tesis edildiği taraflar arasında kurulan ticari bayilik ilişkisi devam ettiği sırada, önceki sözleşme hükümleri de korunmak suretiyle karşılıklı mutabakat neticesinde taraflar arasında 04.08.2008 tarihli Sözleşme akdedildiğini, davacı tarafından yeni tarihli sözleşmeye uygun şekilde müvekkili şirkete 30.000,00-TL bedelli banka teminat mektubu verildiğini, davacı tarafın, taraflar arasında akdedilen 14.05.2003 tarihli Sözleşme 1 kapsamında asgari ürün alım taahhüdünde bulunmuş olup bu taahhüdünü 04.08.2008 tarihli Sözleşme 2 ile de devam ettirdiği, ancak, davacı tarafın basiretli tacir sıfatıyla taahhüt verdiği şekilde asgari alım taahhüdüne uymadığının tespit edildiğini, asgari alım taahhüdüne uygun davranmayan davacının, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin feshine sebebiyet verdiği, bu kapsamda davacının Sözleşmeler'in 7. Maddesi uyarınca düzenlenmekte olan cezai şart borcunun muaccel hale geldiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davacı şirkete karşı, Üsküdar ... Noterliği'nin 05.10.2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek, Bayilik Sözleşmesinin satış tonajı maddesinde belirtilen tonaj taahhüdünün yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan şekilde cezai şart alacağı hesaplanmış olup buna ilişkin fatura tanzim edildiğini, cezai şart bedeli olan 18.621,69-TL'nin müvekkili şirkete ödenmesi, aksi takdirde ise teminat mektubunun nakde tahvil edileceği hususunun ihtar edildiğini, söz konusu ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğü, davacı tarafından söz konusu cezai şart borcunun ödenmemesi neticesinde, müvekkili şirketin ceza şartı alacağı ile sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı olarak kar mahrumiyeti alacağı doğduğunu, bu sebeplerle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2010/704 esas numarasıyla ticari alacak davası ikame edildiğini, söz konusu davada müvekkili şirketin cezai şart alacağının hüküm altına alındığı, aşağıda izah edilecek sebepler dahilinde işbu huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, huzurdaki davanın sebepsiz zenginleşme temeline dayanıyor olmakla birlikte dava zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı defilerini öne sürdükleri, davacının huzurdaki dava kapsamında müvekkili şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde banka teminat mektubunu nakde tahvil ettiğini ifade ederek teminat mektubu bedelinin 08.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte tahsili talebinde bulunduğunu, esasa ilişkin beyanlarından önce, söz konusu davanın sebepsiz zenginleşme temelli olup zamanaşımına uğradığını, re'sen nazara alınacak sair nedenlerle, fazlaya dair tazmin ve dava hakları şimdilik saklı kalmak kaydıyla; huzurdaki davanın yukarıda izah edilen sebeplerle öncelikle zamanaşımına uğraması sebebiyle zamanaşımı dolayısıyla usulden reddine, aksi bir kanaatte olması durumunda ise, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesi talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/03/2023 tarih 2021/616 Esas - 2023/198 Karar sayılı kararında;"Dava alacak davasıdır. Uyuşmazlık davalı tarafça paraya çevrilen teminat mektubunun haklı nedene dayanıp dayanmadığı, davalının iade borcu olup olmadığı, davacının bu teminat mektubu kapsamında alacağının ya da borcunun bulunup bulunmadığı, zamanaşımının dolup dolmadığı, tarafların borç ve alacak durumu hususlarında toplanmaktadır. Tüm dosya kapsam bir arada değerlendirildiğinde, davacının taleplerinin özü itibariyle; davalıya vermiş olduğu teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrildiğinden bahisle zararının karşılanması olduğu açıktır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca borcun üç kaynağı vardır. Bunlar; sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmedir.Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.TBK'nın 77 ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.Sebepsiz zenginleşme; bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. BK.nun 146.maddesine göre 2 ve 10 yıllık zamanaşımına tabidir. 6098 sayılı TBK'nın 82. maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemlerinde zamanaşımı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlamaktadır. Somut olayda, davalı yan taraflar arasında kararlaştırılan sözleşme gereğince tonaj yükümlülüklerinin yerine getirilmediğinden bahisle davacının teminat mektubunu nakde çevirmiş, ayrıca İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde aşkın cezai şartını tahsili amacıyla dava açmıştır. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yapılan yargılama neticesinde, ... LTD Şti'nin sözleşmeye aykırı davranmadığı, cezai şart talep koşullarının gerçekleşmediği kararlaştırılmış ve verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek 18/03/2016 tarihinde kesinleşmiştir.13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/241 Esas ve 2015/345 Karar sayılı ilamının kesinleştiği 18/03/2016 tarihi itibariyle davacı, davalının sebepsiz zenginleştiğini ve geri isteme hakkının bulunduğunu öğrenmiştir. Bu tarih sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak talepleri için zamanaşımı başlangıç tarihidir. Davacı, 18/03/2018 tarihine kadar geri isteme hakkına sahipken işbu dava 26/10/2021 tarihinde ikame edilmiş, davalı yan süresi içerisinde zamanaşımı defiinde bulunmuş olup davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olması sebebiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Benzer doğrultuda, Yargıtay 11.HD 2015/5337 E, 2016/2402 K., 03/03/2016 T.; Yargıtay 11.HD 2018/5631 E., 2019/6796 K., 04/11/2019T.)"gerekçesi ile, davanın zamanaşımı sebebi ile reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Yerel Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonunda davanın zamanaşımı sebebi ile reddine" karar verildiğini; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davaya konu teminat mektubu müvekkili tarafından davalı şirkete sözleşmesel ilişki sebebiyle verilmiş olup, davalı şirketin de aynı sözleşmesel ilişkiye dayanarak teminat mektubunu nakde çevirdiğini, yine İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/241 Esas ve 2015/345 Karar sayılı dosyasına konu aşkın cezai şartın tahsili amacıyla da tazminat davası ikame ettiğini; İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde müvekkilinin sözleşmeye aykırı davranmadığına karar verildiğini ve müvekkili aleyhine ikame edilen tazminat davasının reddedildiğini; kararın 18.03.2016 tarihinde kesinleştiğini, Yerel Mahkeme huzurdaki davaya ilişkin taleplerinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğu ve 2 yıllık zamanaşımı süresinin İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/241 Esas Sayılı dosyasının kesinleşme tarihi olan 18.03.2016 tarihinden itibaren işlemeye başladığı ve 18.03.2018 Tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı reddettiğini; ancak görülen davanın sebepsiz zenginleşmeye değil sözleşmesel ilişkiye dayalı olarak verilen teminat mektubunun haksız olarak nekde çevrilmesine ilişkin olup, sözleşmesel ilşkiye dayalı olarak ikame edildiğini; bu durumda davanın 10 yılık sözleşme zamanaşımı süresine bağlı olup sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddinin hatalı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda izah edilen nedenler ve Bölge Adliye Mahkemesince resen nazara alınacak nedenlerden ötürü; istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına; davanın kabulüne karar verilmesini, talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında davalıya verildiği çekişmesiz olan teminat mektubunun haksız nakde çevrildiği iddiasına dayalı olup, tahsil edilen tutarın iadesi istemine ilişkindir. Davacı taraf; taraflar arasında 04/08/2008 tarihli bayilik sözleşmesi baptırlandığını ve bu sözleşmeden doğacak borçların teminatı olarak davalı tarafa ... Bankası A.Ş tarafından düzenlenmiş 04/08/2008 tarihli, ... nonumaralı, ... Referans numaralı 30.000,00-TL bedelli teminat mektubu verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra davalın tarafından, davacının herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen, 08/10/2010 tarihinde teminat mektubunu haksız ve hukuka aykırı olarak nakde çevrildiğini, akabinde 03/12/2010 tarihinde aşkın ceza-i şart davası açıldığını, bu davada önce kısmen kabul kararı verildiğini, Yargıtay'ın bozma ilamı üzerinde davanın reddedildiğini ve red hükümünün de onanarak kararın 18/03/2016 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, 30.000,00-TL'nin 08/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı yan, taraflar arasındaki 04/08/2008 tarihli bayilik sözleşmesinin, davacının asgari alım taahhüdüne uymaması nedeniyle feshediliğini ve sözleşmede düzenlenen cezai şart borcunun muaccel hale geldiğini, davalıya 18.621,69-TL borcun ödenmesi için 05/10/2010 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği ve fatura tanzim edildiğini, borcun ödenmemesi halinde teminat mektubunun nakde çevrileceğinin ihtar edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti alacağının tahsili için İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan davanın önce kısmen kabul, akabinde reddedildiğini ve 18/03/2016 tarihinde kararın kesinleştiğini, davacının talebinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğuu ve TBK'nun 82 maddesi uyarınca bu tarikten itibaren işlemeye başlayan iki yıllık sürenin dava tarihi itibariyle dolduğunu, aksi kabulde dahi davacının davalıya hem cezai şart hem de sözleşmenin feshine sebep olması nedeniyle kar mahrumiyeti borcu bulunduğunu savunarak, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, aksi kabulde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının, davalı tarafın teminat mektubunu haksız nakde çevirdiğini ve sebepsiz zenginleştiğini öğrendiği tarihin İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/241 Esas ve 2015/345 Karar sayılı ilamının kesinleştiği 18/03/2016 tarihi olduğu, TBK'nun 82 maddesi uyarınca bu tarihten itibaren işlemeye başlayan iki yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmuş olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Mahkemece İstanbul 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin anılan dosyasının yalnızca gerekçeli karar ve kesinleşme şerhinin celbeildiği, dosyanın tamamının incelenmediği görülmüştür. 6098 Sayılı TBK'nun 146 ve 818 Sayılı BK'nun 125 maddeleri uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on senelik zamanaşımına tabidir.6098 sayılı TBK'nun 60 maddesi uyarınca, bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa, diğer ifade ile hakların yarışması söz konusu ile hakim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir. Somut olayda, davacı taraflar arasındaki 04/08/2008 tarihli sözleşme kapsamında verilen teminat mektubunun haksız nakde çevrildiğini iddia etmiş, diğer ifade ile sözleşmeye aykırı davranıldığını, davalı yan ise mektubun sözlemeden doğan cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarının tahsili için nakde çevrildiğini savunmuş olduğuna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın anılan bayilik sözleşmesi çerçevesinde çözüleceği, davacının talep hakkını sözleşmeye dayandırdığı, sözleşmeye aykırılık neticesinde oluştuğu iddia edilen durumun, aynı zamanda sebepsiz zenginleşme ve/veya haksız fiil de teşkil edebileceği, bu durumun sözleşmelere de uygulanan ve TBK'nun 146 maddesinde düzenlenen on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanmasına engel olmayacağı gibi, hakimin TBK'nun 60 maddesi uyarınca sözleşmeye aykırılığa dayalı iddiasnın, aynı zamanda sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği gerekçesi ile davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmeye ilişkin zamanaşımı hükümlerini uygulayamayacağı, bayilik sözleşmelerinden doğan taleplerin TBK'nun 147 maddesinde sayılan ve beş yıllık zamanaşımına tabi taleplerden de olmadığı, davacı talebinin on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, mahkemenin sebepsiz zenginleşmeye ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğuna yönelik kabulünün isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. 6098 Sayılı TBK'nun 149/1(818 Sayılı BK'nun 128) maddesi uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar. Yine TBK'nun 154/2 (818 Sayılı BK'nun 133/2) fıkrası uyarınca; alacaklının talebini dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakem önünde ileri sürmesi, yahut icra takibine konu etmesi hallerinde zamanaşımı süresi kesilir. Kesilen zamanaşımı süresi TBK'nun 156/1(818 Sayılı BK'nun 135) fıkrası uyarınca yeniden işlemeye başlar ve aynı Kanunun 157/1(818 Sayılı BK'nun 136/1) fıkrası uyarınca bir dava veya def'i yolu ile kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. Somut olayda davacı tarafından teminat mektubunun 08/10/2010 tarihinde haksız nakde çevrildiği iddia olunduğuna göre, on yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı da gözetilerek, İstanbul 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/241 Esas ve 2015/345 Karar sayılı dosyasının kül halinde celbi, davacı tarafından alacağın bu davada def'i olarak ileri sürülüp sürülmediğinin, zamanaşımının kesilip kesilmediğinin ve dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın bu doğrultuda mahkemeye iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2023 tarih ve2021/616 Esas - 2023/198 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39