İstanbul BAM 13. HD 2021/1925 E. 2024/366 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1925
2024/366
29 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1925 Esas
KARAR NO: 2024/366 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/126 Esas - 2021/654 Karar
TARİHİ: 23/06/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında 16/10/2019 tarihinde bir sözleşme yapıldığını, buna göre davalıya 01/09/2016 tarihinde 1912 kg fındık satıldığını ve parasının 25/11/2019 tarihindeki şartlara göre ödeneceğinin kararlaştırıldığını, burada kastedilenin devletin fındık alım rayiç fiyat oranı olduğunu, fındıkların davalıya teslim edilmesine rağmen 25/11/2019 tarihinde fındık bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı tarafa karşı Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının sunmuş olduğu sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını, aralarında fındık alım-satımıyla alakalı bir konu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/06/2021 tarih 2020/126 Esas - 2021/654 Karar sayılı kararında; "Dava, davacının, sözleşmeye dayalı alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 29.636,00 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili için ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Davalı tarafça 16/10/2019 tarihli sözleşmedeki imza inkar edildiğinden imza incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi 17/05/2020 tarihli raporunda; 16/10/2019 tarihli fındık alım sözleşmesi başlıklı belgedeki "...'tan verilecek ....) şeklinde devam bölümündeki el yazıları-rakamlar ve ...'a atfen atılan imzanın ...'ın el ürünü olduğu kanaatine varıldığını bildirmiştir.İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu, içeriğine göre; davacı, davalıya fındık satıp teslim ettiğini, fındık bedelinin ödenmediğini, buna ilişkin davalının imzasını taşıyan 16/10/2019 tarihli sözleşme olduğunu beyan ederek eldeki davayı açmış olup, sözleşmedeki imzasından bahisle davalıya çıkartılan isticvab neticesinde davalı isticvab edilmiş ve isticvabında sözleşmedeki imzayı kabul etmemiş ve imzasının bulunduğu kurum ve kuruluşları bildireceğini belirtmiştir. Davalının 27/01/2021 tarihli dilekçesinde bildirmiş olduğu kurumlardan imza asılları celbedilerek yaptırılan imza incelemesinde sözleşmedeki yazı, rakam ve imzanın davalının el ürünü olduğu tespit edilmiş olup, sözleşmeye göre fındık alım fiyatlarının 25/11/2019 tarihindeki şartlara göre ödeneceği belirtilmiş olup, 25/11/2019 tarihinde Samsun Fındık Fiyatları 15,50 - 18,50 TL olarak belirlenmiş olup, davacı tarafça alt sınır olan 15,50 TL'den 1912 kg fındık karşılığı 29.636,00 TL üzerinden yapılan takipte tespit edilen miktar yönünden davalıdan alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, "Davanın kabulü ile 29.636,00 TL asıl alacak yönünden davalının Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 5.927,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazın gerekçesiz şekilde reddedildiğini, Dava konusu ve takip dayanağı evrakın hukuki anlamda geçerliliğinin bulunmadığını ancak bu durumun mahkeme tarafından adeta es geçildiğini; evrağın adi şekilde düzenlenmiş olup müvekkilinin altına atmış olduğu imzanın borçlandırıcı bir işlemi gösterir iradeyi tam olarak ortaya koymadığını; dosyada bulunan evrak okunduğunda da açıkça görüleceğini, adi şekilde tanzim edilmiş olan işbu "Fındık Alım Sözleşmesi"nin esasen müvekkillerine bir borç yüklemediğini, eğer sözleşmenin geçerliliği bir an için kabul edilecek olsa dahi ilk edimin davacı tarafa ait olduğunu; yani 2016 tarihinde davacının müvekkillerine 1.912 kg fındığı teslim etmesi gerektiğini ancak davacının bu borcunu yerine getirdiğine ilişkin en ufak bir ibare bulunmadığını; davacının "sözleşme" içeriğinden de anlaşılacağını, Davacının kendi el yazısıyla davalıya 1.912 kg fındığı teslim ettiğini yazdığını, altına da kendi imzasını attığını; bu durumun borcun ifa edildiğinin ispatı olarak kabul edilmesinin hukuki anlamda anlaşılır bir tarafının bulunmadığını, Davaya davalı vekili olarak müdahil olmalarının hemen ardından (Türk yargı hızı göz önüne alındığında) bilirkişi incelemesinin akabinde karar verilmiş olmasının tarafların şaşkınlıkla karşılandığını; mahkemenin bilirkişi incelemesine istinaden evrakın gerçekliğini inceledikten sonra (bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itiraza da aşağıda değineceklerini) taraflara düşen borçların ifa edilip edilmediğini denetlemesi gerekirken direkt olarak karar verdiğini hatırlatmak gerektiğini, müvekkilinin davasını, tahkikatın son aşamalarına kadar profesyonel hukuki destekten yoksun olarak götürmüş olsa da dava dilekçesine cevap vermemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 128'de açıkça belirtildiğini, süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacağını, hâl bu iken müvekkillerinin davacının ileri sürdüğü bütün vakıaları re'sen reddettiğini; bu rettin sözleşmenin geçerliliğini, davacının üzerine düşen borcu ifa ettiği iddiasını da kapsadığını; dolayısıyla mahkemenin yapması gereken öncelikle sözleşmenin geçerliliğini hukuka uygun şekilde incelemek olduğunu, bu hususta da yapılan imza incelemesine yönelik itirazlarının hukuka aykırı şekilde reddedildiğini(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2016/1048 K: 2016/13844 K. T.: 11.05.2016)Mahkemenin takibe esas sözleşmeyle alakalı yeterli incelemeyi yapmadığını, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte "sözleşme"nin taraflara bir borç yüklediğinin de tartışmalı olduğunu; sözleşmede davacının altına imza attığı kısımda kısaca 1.912 kg fındığı müvekkile teslim ettiğinin yazdığını; adeta "kendisi çalıp, kendisi oynayan" denebilecek bu yazıyla müvekkilinin borç altına girdiğinin kabulünün; A kişisinin, "B kişisi bana borçludur." yazıp altına imza atmasıyla B kişisini borçlandırabilme kabiliyetinin varlığı anlamına geleceğini, ki bunun hukuken kabulünün tabii olarak mümkün olmadığını, Ancak buna rağmen bir an sözleşmenin hukuken müvekkillerine bir borç yüklediği kabul edilse dahi müvekkile ait borcun doğması için davacının mevzu bahis 1.912 kg fındığı teslim etmiş olması gerektiğini; yukarıda da kısaca değinildiğini, müvekkillerinin cevap dilekçesi sunmamış olmasının, bu teslim iddiasını da reddettiği anlamına geldiğini; davacının, dava dilekçesinin 2. maddesinde açıkça; "Müvekkilimiz söz konusu fındıkları davalıya teslim ettiği hâlde..." dediğini; taraflarının bu vakıanın varlığını reddetmiş olması ve dolayısıyla üzerinde çekişme bulunan ve "sözleşme"yle müvekkili üzerine düşen edim için ön şart olan teslim şartının mahkemece incelenmemiş olmasının hukuka aykırı bir karar verilmesine neden olduğunu, mevzu bahis fındıkların teslim edildiğinin ispat yükünün davacıya ait olduğunu ancak davacının kendisi yazıp altına kendisinin imza attığı adi evrak dışında hiçbir somut delil bulunmadığını; dolayısıyla an itibariyle müvekkillerinin hiç doğmamış bir borçtan ötürü cebr-i icraya maruz bırakıldığını, üstüne üstlük bir de aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedildiğini, Mahkeme haksız şekilde icra inkâr tazminatına hükmettiğini, mahkemenin her ne kadar müvekkili aleyhinde asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilmiş icra inkâr tazminatına hükmetmiş olsa da bu durumun hukuka aykırı olduğunu; varlığı iddia edilen borcun doğup doğmadığı, taraflara düşen edimlerin yerine getirilip getirilmediği ayrı bir yargılamaya konu olabilecek bir husus olduğunu; dolayısıyla edimlerin bir başka yargılamaya konu olabileceği bir sözleşmeyi dayanak olarak alan bir icra takibine itiraz edilmesinin, icra inkâr tazminatına konu olamayacağını; bu hususta bilakis davacı taraf aleyhine İİK md. 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekeceğini, "FINDIK ALIM SÖZLEŞMESİ"nin içeriğinden taraflarının borçlu olmadığının açıkça anlaşıldığını, bir an için aksi düşünülecek olsa dahi takibe dayanak evrakın yalnızca metin içeriği ve dizilimi incelendiğinde dahi taraflarına yüklenecek bir borç bulunmadığının açıkça anlaşıldığını ancak mahkemenin evvelden izah edilen gerekçelerle hukuka aykırı bir karar verdiği gibi evrak üzerinde dahi yeterli incelemeyi yapmadığını; evrak üzerinden tek tek açıklamak gerekirse:Asla kabul anlamına gelmemekle birlikte; A4 kağıt üzerinde tanzim edilmiş evrakın orta alt kısmında müvekkili ... tarafından yazıldığı iddia edilen: "...'tan verilecek fındık 1.912 kg verilecek - 25.11.2019 şartlara göre verilecek" yazısının yine iddia edildiği üzere müvekkili tarafından imzalandığını; bir an için bu metni müvekkilinin yazdığı ve imzaladığı düşünülecek olsa dahi metnin içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır ki kendisinin borcunun ancak ...'ın vereceği 1.912 kg fındığa bağlandığını ancak metnin bu kısmında açıkça görüldüğü üzere müvekkilinin hiçbir şekilde ...'ın borcunu ifa ettiği kabul etmediğini, Davacı ...'ın kaleminden: "Samsun Avut köyünde 1.912 kg fındığımı 01.09.2016 tarihinde ...'a teslim ettim." yazıldığını ve yine altına ... tarafından imza atıldığını ancak bu kısmın altında müvekkilinin imzası bulunmadığını; buna ek olarak sadece metinden okunduğu üzere: müvekkilinin yazdığı iddia edilen kısımda açıkça davacının teslim ettiği fındıklardan verilecek diye bahsedildiğini, müvekkilinin bu evrakı imzaladığı düşünülse bile davacının teslim ettim diye imzaladığı evrakın altına müvekkillerinin verilecek diye imza atmasının mümkün olmadığını; bu durumun müvekkilinin yazdığı ve imzaladığı kabul edilecekse dahi üstünün davacı tarafından sonradan doldurulduğu ancak Türkçe kullanımda bir takım sıkıntılar yaşanıldığı intibasını uyandırmakta olduğunu, Davanın son aşamalarına kadar davayı hukuki destekten yoksun şekilde sürdürdüğünü ve cevap dilekçesi dahi vermemiş müvekkilinin, davacının iddia ettiği bütün unsurları açıkça reddettiği ortada iken basit bir Türkçe okumayla dahi gerçekliğine ve yerine getirildiği ya da getirilmediği iddia edilen edimlerine gölge düşürülebilen bir "sözleşme"nin mahkemece müvekkili aleyhine 40.000 TL'yi aşkın bir ödemeye adeta mahkum edilmesinin en basit ifadeyle ancak yetersiz hukuki incelemeyle gerçekleşebileceğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile, istinaf başvurularının kabulüne ve ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; fındık alım sözleşmesinden doğduğu iddia olunan satış bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava konusu takip dayanağının 16/10/2019 tarihli adi yazılı sözleşme olduğu, davacının sözleşme konusu 1.912-kg fındığın davalıya teslim edildiğini, sözleşmede fındık bedelinin 25/11/2019 tarihindeki şartlara göre ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının teslim aldığı fındıkların 25/11/2019 tarihindeki rayice göre (1k=15,50) 29.636,00 TL olduğunu, takibe itirazın haksız olduğunu ileri sürdüğü, davalı yanın sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, davacı ile fındık alım satımı ilişkisi bulunmadığını, davacının kendisine teslim etmediği mal bedelini istediğini savunduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı belge incelendiğinde, el yazısı ile oluşturulmuş belgenin üst kısmında " Fındık alım sözleşmesi" ibaresi altında "Samsun Arut köyünde 1.912 kg fındığımı 01.09.2016 tarihinde ...'a teslim ettim. ... " yazılı olduğu altında davacı ...'ın adının yazılı olduğu ve davacının imzasının bulunduğu; belgenin alt kısmında ise yine farklı bir el yazısı ile "...tan verilecek fındık 1.912-kg verilecek. 25.11.2019 şartlara göre verilecek" yazısı bulunduğu, aynı el yazısı ile davalının adı ve soyasının yazıldığı, isim soy isim altında imza bulunduğu, imzanın hemen altında ise ...(davalı T.C.kimlik no) yazılı olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme imza inkarı nedeniyle, davalıyı isticvap ederek imza örneklerini almış, medar-ı tatbik ıslak imzalı belge aslı olarak Salıpazarı Kaymakamlığı'ndan gönderilen 12/08/2013 tarihli taksitli taşınmaz satış sözleşmeleri asıllarını celbetmiş, takip dayanağı sözleşme aslını da dosya arasına alarak grafoloji uzmanına bilirkişi incelemesi yaptırmış, imzanın davalıya ait olduğu yönündeki raporu esas alarak, 25/11/2019 tarihinde Samsun fındık fiyatlarının 15,50 - 18,50 TL olarak belirlendiği, davacı tarafın alt sınır olan 15,50 TL'yi esas alarak, 1912 kg fındık karşılığı 29.636,00 TL üzerinden takip başlattığı, davalının takibe itirazının haksız olduğu gerekçesi davanın kabulüne karar vermiştir. Dava konusu uyuşmazlık satış sözleşmesinden doğmuş olup, satış sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların 6102 Sayılı TTK'nun 4 üncü maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, mahkemenin, davanın nispi ticari dava olup olmadığının tespiti bakımından, gerçek kişi tarafların tacir sıfatını taşıyıp taşımadıkları hususunda, bağlı bulundukları vergi dairesi ile sicil müdürlüklerine yazı yazarak, gerekli araştırmayı yapmadığı, buna göre davada görevli mahkemenin ticaret mahkemesi mi asliye hukuk mahkemesi mi olduğunu değerlendirmediği anlaşılmıştır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden ve dava şartı mahiyetinde olduklarından, bu noksanlık dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Davalı vekilince imza incelemesine yönelik bilirkişi raporuna, bilirkişinin incelemeye esas aldığı belgelerin 2021 tarihli duruşma tutanağına atılan davalı imzası, bu duruşmada alınan imza örnekleri ve 2013 tarihli belge aslından ibaret olduğu, oysa imza incelemesinin, inceleme konusu belgeye yakın tarihlerde atılmış ıslak imzaları içeren belge asılları ile mukayese edilerek yapılması gerektiği gerektiği, ayrıca imza incelemesinin matbu ve yetersiz olduğu, imzaların giriş ve bitiş hareketlerinin incelenmediği gerekçeleri ile itiraz edilmiş, davalının 19/10/2019 tarihi ve öncesinde atılmış imzalarını içerir belgeler toplanarak yeniden inceleme yapılması talep edilmiş, mahkemenin 23/06/2021 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile raporun mahkeme ve istinaf denetimine elverişli olduğu belirtilerek itirazları reddettiği anlaşılmıştır. Bir senetteki imzanın inkâr edilmesi hâlinde, mahkemenin imzanın sahte olup olmadığı konusunda kendiliğinden araştırma yapması gerekir. Bu araştırma ve incelemenin sırası ise 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde uyarınca sahtecilik hususunda sağlıklı bir sonuç alınabilmesi ve kesin bir kanaat oluşması için, inkâr edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan ilgili kişiye ait mukayeseye elverişli yazı ve imzalar temin edildikten sonra bilirkişi incelemesi yapılması zorunludur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/(23)6-852 esas, 2022/1226 karar sayılı ilamı 04/10/2022 tarihli ilamı). TMK'nun 6 maddesine göre ispat yükünün, kural olarak o senede dayalı alacak iddia edenin, somut olayda davacı alacaklının, üzerinde olduğu nazara alınarak, alacağın dayandırıldığı belgeye en yakın tarihli, karşılaştırmaya elverişli, davalının ıslak imzasını içeren belge asıllarının nerelerden temin edileceği hususunda davacıya da sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi ve bu belgeler de temin edildikten sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken, yalnızca 12/08/2013 tarihli belgeler mukayeseye esas alınarak yapılan bilirkişi incelemesine ve eksik araştırmaya dayalı hüküm tesis edilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur (bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-1656 esas, 2019/548 karar sayılı, 09/05/2019 tarihli ilamı). Davalı vekilince, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, belgedeki imza davalıya ait olsa dahi, davalının fındık teslim aldığına dair beyanının belgede yer almadığı, belgeye göre davalının; ancak kendisine kendisine verilecek fındığın miktarına ve ödeme şekline ilişkin beyanda bulunduğunun kabul edilebileceği, davacının fındık teslim ettiğini ispatla yükümlü olduğu, davacının dayanak belgeye farklı bir el yazısı ile ve tek taraflı olarak davalıya fındık teslim ettiğini yazıp altını imzalamasının teslim borcunun yerine getirildiğini ispata yeterli olmadığı, mahkemece bu hususta değerlendirme yapılmadığı hususları istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş olu; mahkemenin yalnızca sözleşmede yer alan ve davalıya atfedilen imzanın davalı eli ürünü olduğu gerekçesi ile davayı kabul ettiği, belgede yer alan ve taraflara atfedilen ibarelerin yorumlanmadığı, davacının fındık teslim borcunu yerine getirdiği kanaatine ne şekilde varıldığının, HMK'nun 297/1-c bendine uygun şekilde gerekçede açıklanmadığı, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin de yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle ticaret mahkemelerinin uyuşmazlık bakımından görevli olup olmadığının tespiti, akabinde imzası inkar edilen 16/10/2019 tarihli belge tarihine yakın tarihlerdeki mukayeseye elverişli yazı ve imza örneklerinin dosyaya kazandırılarak, davalı itirazlarını da karşılar şekilde mahkeme ve kanun yolu denetimine açık bilirkişi raporu alınması, belgedeki imzanın davalı eli ürünü olduğunun kabulü halinde ise, bu belgeye göre davacının teslim borcunu yerine getirdiğini ispatlayıp ispatlamadığının tartışılıp değerlendirilmesi, buna göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle alacağının varlığı ve miktarı yönünden bir hüküm tesis edilmesidir. Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davalı yanın inkar tazminatına yönelik istinaf sebebinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarih ve 2020/126 Esas - 2021/654 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39