İstanbul BAM 13. HD 2021/1885 E. 2024/361 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1885
2024/361
29 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1885 Esas
KARAR NO: 2024/361 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2019/184 Esas - 2021/638 Karar
TARİHİ: 03/06/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı taraftan cari hesap alacağının bulunduğunu, alacağı tahsil etmek amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, alacağın likit olduğunu belirterek; asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında kötü niyet tazminatına ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin süresinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/06/2021 tarih 2019/184 Esas - 2021/638 Karar sayılı kararında; "Dava, İİK'nun 67/1 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, vergi dairesi kayıtları, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından cari hesap alacağına ilişkin olarak davalı aleyhine 7.075,34 TL asıl alacak, 1.189,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.265,32 TL alacağın, takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %19,50 oranında avans faiziyle birlikte tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 16/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 18/01/2019 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 27/04/2020 tarihli raporda özetle; davacı yanın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, 2016 yılından devreden alacağın 4.865,34 TL olduğu, davacı tarafından 2017 yılında davalı yana 11.210,00 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı tarafından 2 parça halinde toplam 9.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacının takip tarihi itibariyle 7.075,34 TL alacaklı olarak göründüğü, davalı yanın ticari defterlerini ibraz etmediğinden inceleme yapılamadığı, fatura konusu ürünün ... imzasına teslim edildiği, davacı yanın davalıdan 7075,34 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Davalı vekilince sunulan 13/11/2020 tarihli dilekçe ile; dava dilekçesinin müvekkiline usulsüz olarak tebliğ edildiğini, davacının müvekkiline kestiği 11.210,00 TL tutarlı faturadan başka fatura kesmediğini, davacı yana toplam 17.500,00 TL tutarında ödeme yapıldığı belirtilerek; davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça mal teslimine ilişkin olarak sunulan sevk irsaliyesi altındaki imza yönünden davalı asile isticvap davetiyesi çıkarılmış ve tebliğ edilmiş, Mahkememizin 26/01/2021 tarihli celsesinde "söz konusu sevk irsaliyesi altında imzası bulunan kişi benim kardeşimdir, o dönemde benim yanımda çalışmaktaydı, davacı tarafça düzenlenen 11.210,00.-TL faturalık malın teslimine ilişkin belgedir, söz konusu mal tarafımızca teslim alınmıştır." beyanında bulunmuş ve işbu beyanını imzası ile tasdik etmiştir. Mahkememizce davalı yanın ödeme savunması dikkate alınarak önceki bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 07/04/2021 tarihli raporda özetle; tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2014 yılında başladığı, davacı tarafından davalı yana toplam 20.075,34 TL bedelli 3 adet fatura düzenlendiği, faturaların her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olduğu, davacı kayıtlarında toplam 13.000,00 TL bedelli davalı ödemesinin bulunduğu ve 7.075,34 TL alacak bakiyesi verdiği, davalı kayıtlarında ise bakiyenin sıfır olduğu, davalı tarafından yapıldığı belirtilen toplam 4.500,00 TL bedelli ödemenin davacı kayıtlarında yer almadığı, davacı alacağının 7.075,34 TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde özetle; davacı tarafça cari hesap alacağına yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği, davalı tarafça, süresinden sonra sunulan dilekçe ile 04/08/2017 tarihli 11.210,00 TL bedelli fatura yönünden ödeme savunmasında bulunulduğu anlaşılmıştır.Davalı yanın usulsüz tebligata ilişkin itirazı bakımından; davalı yana dava dilekçesinin tebliği için çıkarılan tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı, aksinin kabulü halinde dahi, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafından sunulan 13/11/2020 tarihli dilekçede davadan 08/10/2020 tarihinde haberdar olunduğunun bildirildiği, bu halde dahi sunulan cevap dilekçesinin süresinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı tarafça; takip konusu 3 adet fatura düzenlenerek ticari defterlerine kayıt edilmiştir. Ancak salt fatura düzenlenmesi adına fatura düzenleyen kişiyi borçlu kılmaz. Adına fatura düzenlenen kişinin, fatura düzenleyene borçlu sayılabilmesi için öncelikle aradaki akdi ilişkinin ispatlanması, akdi ilişki ispatlandığı takdirde fatura konusu mal veya hizmetin verildiğinin ispatlanması gerekmektedir. TTK md 21/2 hükmü uyarınca; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Yargıtay 23. HD 2015/2467 E. 2015/7975 K. Sayılı İlamı) Somut olay bakımından ise; her ne kadar bilirkişiye 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilmemiş ise de, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2014 yılında başladığı, takibe konu alacağın cari hesap alacağına ilişkin olduğu, bu hali ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin tamamının incelenmesi gerektiği, inceleme gününde de taraflarca 2014 ve 2015 yılına ait ticari defter ve kayıtların ibraz edildiği, bu hali ile yapılan incelemenin yargılamanın devamı için gerekli olduğu, davacı tarafından düzenlenen 09/12/2014 tarihli 900,34 TL bedelli ve 17/12/2015 tarihli 7.965,00 TL bedelli faturaların davalı kayıtlarında yer aldığı, anılan faturalara itiraz edildiğine dair dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı, yukarıda anılan Yargıtay içtihadında da belirtildiği üzere, fatura konusu malların davalı yana teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, 04/08/2017 tarihli 11.210,0 TL bedelli faturanın davalı yanın kayıtlarında yer aldığı ve davalının da kabulünde olduğu, davalı tarafça anılan fatura bedelinin ödendiğinin savunulduğu, davalı tarafça her ne kadar süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamış ise de ödeme savunmasının her zaman yapılabileceği, davalı tarafça yapılan toplam 13.000,00 TL bedelli ödemenin davacı kayıtlarında yer aldığı, toplam 4.500,00 TL bedelli ödeme yönünden davacı yan tarafından düzenlenen cari hesaba ait olduğu savunulan ekran görüntüsüne dayanıldığı, ancak anılan ekran görüntüsünün davacı yana ait olup olmadığının anlaşılmadığı, bunun davacı tarafça açıkça kabul edilmediği, incelenen ticari defter ve kayıtlarda da anılan ödemelere rastlanılmadığı, başkaca bir delilin dosyada mevcut olmadığı, yapılan kesin süreye rağmen başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu hali ile davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 7.075,34 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır.Tarafların tacir olduğu, taraflar arasında yapılan işin ticari iş olduğu anlaşılmakla; icra takibi ile talep edilen avans faizinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak davacı tarafça takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında avans faizi isteminde bulunmuştur. Bu hali ile davacının talebi HMK md. 26 uyarınca aşılamayacağından (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/5003 Esas 2015/16638 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/1094 Esas 2019/3453 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/18450 Esas 2017/10141 Karar Sayılı İlamı); taleple bağlılık ilkesi gereğince; asıl alacağa takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak ve yıllık %19,50 avans faizi oranını aşmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. Takibe konu alacağın miktarı kesin ve belirli olduğu gibi hesaplanması bir tespit yapılmasını gerektirmediğinden davalının haksız itirazı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olduğu kanaatine varılmıştır.Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, "1-Davanın KABULÜ ile, 7.075,34 TL alacağın takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak ve yıllık %19,50 oranını aşmayacak avans faizi ile ve isabet eden takip giderleri ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmek üzere borçlu davalının İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, 2-Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı şirket tarafından müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Nolu dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını; 18.01.2019 tarihinde müvekkili tarafından, vekili Av.... aracılığı ile takibe itiraz edildiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, Davacı tarafın, Tebligat Kanunu'nun Vekile ve Kanuni Mümessile Tebligat başlıklı 11. maddesinin "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır." hükmüne aykırı hareket ederek görülen dava dilekçesini usule aykırı olarak müvekkili asile gönderdiğini, müvekkili bulunduğu adresten Kentsel Dönüşümden Dolayı Yıkıldığı için adresten taşınması sebebi ile tebligatın kendisine ulaşmadığını, muhtara yapıldığını, müvekkili asil için muhtara yapılan tebligatın, yasal düzenlemeler gereğince usulsüz olup, söz konusu tebligata dayanılarak taraf teşkilinin sağlandığından söz edilmesinin mümkün olmadığını; Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının Hak Arama Hürriyeti Başlıklı 36. Maddesi ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Hukuki Dinlenilme Hakkını düzenleyen 27. Madde hükmü uyarınca hakimin, tarafları dinlemeden, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremeyeceğini; mahkemece, dava dilekçesi ve duruşma gününün vekile tebliğ edilmesi gerekirken, müvekkilinin davacı tarafa iş yeri merkezinin kentsel dönüşüm nedeniyle yıkıldığını bildirmesine rağmen, müvekkili asile tebligat yapılmasının usulsüz olup davanın reddi gerektiğini; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ve 2015/36321 E. Ve 2018/2344 K. Nolu kararının da bu yönde olduğunu, Yerel mahkemenin 03.06.20201 tarihli gerekçeli kararında "... Davalı yana dava dilekçesinin tebliği için çıkartılan tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı, aksinin kabulünü halinde dahi, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafın sunulan 13.11.2020 tarihli dilekçede davadan 08.10.2020 tarihinde haberdar olunduğunun bildirildiğinden" bahisle cevap dilekçesinin süresinde verilmediği kanaatine vardığını; yerel mahkemenin bu kanaatinin gerçeği yansıtmadığını; müvekkili tarafından görülen davaya 08.10.2020 tarihinde değil 08.11.2020 tarihinde muttali olunduğunu ancak bu tarihin, 13.11.2020 tarihli dilekçede sehven 08.10.2020 olarak yazıldığını, müvekkilinin kendisini eski avukatı ... tarafından 08.11.2020 tarihinde görülen davadan haberdar etmesinin ardından müvekkilinin derhal taraflarını bilgilendirdiğini; taraflarınca 10.11.2020 tarihinde dosyaya vekaletname sunulduğunu ve 13.11.2020 tarihinde cevap dilekçesinin UYAP'a eklendiğini; yerel mahkemenin gerekçeli kararda belirttiği üzere vekilin, dava dilekçesine öğrenme tarihinden 35 gün sonra cevap dilekçesi sunmasının hayatın olağan akışına, meslek gerekliliklerine ve dosyadaki belgelere açıkça aykırı olduğunu; bu itibarla, cevap dilekçesinin süresinde verildiğinin nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini, Müvekkilinin eski avukatı ...'un İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına zaten 22.10.2020 tarihinde UYAP üzerinden istifa dilekçesi gönderdiğini, bilahare kendi dosyalarına bakarken 08.11.2020 tarihinde dosyaya baktığında müvekkili aleyhine davanın açıldığını fark etmesi üzerine müvekkilini derhal bilgilendirdiğini ve müvekkilinin de derhal kendileri irtibata geçerek anlaşma sağladığını ve 10.11.2020 tarihinde Erdek ... Noterliği'nden ... Yevmiye No ile vekaletname çıkardığını, taraflarından 10.11.2020 tarihinde Uyap'tan vekaletnamenin dosyaya gönderildiğini ve 13.11.2020 tarihinde de öğrenme tarihinden itibaren 5 gün içerisinde de davaya taraflarından gerekli cevap verildiğini; dolayısı ile mahkemenin dilekçelerindeki bir tarih hatasından hareketle "...bu halde dahi sunulan cevap dilekçesinin süresinde olmadığı anlaşılmıştır". kararının kesinlikle isabetli olmadığını; taraflarından yasal sürenin henüz başında öğrenme tarihininden itibaren 5. gün içinde davaya cevap verildiğini, Yerel Mahkeme, 07.04.2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermiş ise de söz konusu raporun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını, mahkeme tarafından bilirkişiye yalnızca tarafların 2016 yılına ait ticari defterlerini inceleme yetkisi verilmesine rağmen, bilirkişinin tarafların 2014 ve 2015 yıllarına ait defter kayıtlarını da incelediğini ve rapor hazırladığını; dava konusu dışında kalan hususları ihtiva eden raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, öte yandan bilirkişinin, davacının bilgisayarından 18.02.2019 tarihinde alınan ekran kayıtlarında açıkça görüldüğü üzere 30.06.2016 tarihinde 167 nolu fişle ödenen 1.500 TL lık ve 02.08.2016 tarih ve 180 nolu fiş ile ... HS.ATILDI" açıklaması ile ödenen 3.000 TL lık olmak üzere toplam 4.500 TL lık 2 adet ödemeyi hiç nazara almadığını ve araştırma yapmadan bu hususta herhangi bir inceleme yapmaksızın raporu eksik inceleme ile düzenlediğini, bilirkişinin, yetkisini aşarak dava konusu ile ilgili olmayan yıllara ait defter kayıtlarını incelemesine rağmen dava konusu olaya ilişkin ödemeleri detaylı bir şekilde incelemediğini; bilirkişi ve yerel mahkeme tarafından bu ödemelerin celbini davacıdan istenmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu; müvekkilinin ... alacağının 3.000 TL'lik kısmının, ... tarafından 02.08.2016 tarihinde davacıya ödendiğini; davacının ve ... Hafriyat'ın hesap dökümleri incelendiğinde bu hususun açıkça görülebileceği halde böyle bir inceleme de yapılmadığını; hiç şüphe yok ki, eksik inceleme ile tanzim edilen raporun hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini; Yerel mahkemenin 03.06.2021 tarihli hükmüne bu yönüyle de itiraz ettiklerini, Yerel mahkeme 03.06.2021 tarihli gerekçeli kararında "davalı tarafça yapılan toplam 13.000,00 TL bedelli ödemenin davacı kayıtlarında yer aldığı, toplam 4.500,00 TL bedelli ödeme yönünden davacı yan tarafından düzenlenen cari hesaba ait olduğu savunulan ekran görüntüsüne dayanıldığı, ancak anılan ekran görüntüsünün davacı yana ait olup olmadığının anlaşılmadığı, bunun davacı tarafça açıkça kabul edilmediği, incelenen ticari defter ve kayıtlarda da anılan ödemelere rastlanılmadığı, başkaca bir delilin dosyada mevcut olmadığı, yapılan kesin süreye rağmen başkaca bir delilin de sunulmadığı, bu hali ile davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 7.075,34 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır." diyerek dosyaya ibraz edilen ekran görüntülerinin davacı tarafa ait olduğunun iddia edildiğini ancak bu ekran görüntülerinin davacı tarafa ait olduğunun anlaşılamadığını ileri sürdüğünü, oysa davacı tarafından bu delillere ve beyanlarına yargılama süresince hiç bir itirazda bulunulmadığını, zımni olarak itiraz etmemekle kabul etmiş sayılmaları gerekirken aksi kanaatle aleyhe hüküm kurulmasının hak ve nesafet kurallarına aykırı ve isabetsiz olduğunu, yerel mahkeme delillerinin değerlendirirken bir yanılgı içerisine düştüğünü; söz konusu ekran görüntülerinin davacı tarafa değil davacı tarafın bilgisayarlarında yer alan müvekkili davalı tarafa ait cari kart ekran görüntüsü olduğunu; yargılamanın başından beri taraflarınca söz konusu ödemelere ilişkin dekontlara ulaşma imkanlarının olmadığının vurgulandığını ve söz konusu ödemelerin hangi kanallarla yapıldığının açıkça mahkemeye bildirilerek delillerin mahkeme tarafından celbi istendiğini; ancak, davacı tarafın bilgisayarları üzerinden alınarak sundukları ekran görüntüsüne ilişkin hiç bir inceleme yapılmadığı gibi, bilirkişiye mahkemece sadece 2016 yılı defterlerini inceleme yetkisi verildiği halde bilirkişi yetkisini aşarak tarafların 2014 ve 2015 yıllarına ait defterlerini dahi incelediği halde taraflarından sunulan ekran görüntülerini ve bu ekran görüntülerinde tarih, miktar ve fiş numarasının yer aldığı işlemleri incelemenin maddi gerçeği ortaya çıkarma adına davacı tarafın bu evrakları kendisine sunulmasını talep etmediğini ve tüm taleplerinin sonuçsuz kaldığını ve eksik inceleme sonucu somut olaya uygun olmayan bilirkişi raporuna dayanarak ve hatalı bir şekilde hüküm kurulduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan ve resen nazara alınacak sair nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının istinaf sebeplerinin nazara alınarak usul, yasa ve delillere açıkça aykırı kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesi ve eklerinin usule uygun tebliğ edilmediği, taraf teşkilinin sağlanmadığı, vekile yapılması gereken tebligatın asilin eski adresine yapıldığı, cevap dilekçesinin süresinde kabul edilmemesinin hatalı olduğu, bilirkişinin yetkisini aşarak 2014 ve 2015 yılları defterlerini de incelediği, davacı şirket bilgisayarlarından alınan ekran görüntülerindeki ödeme kayıtlarının, davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gerekçesi ile hesaplamada dikkate alınmadığı, bu yöndeki itirazlarının da giderilmediği yönündedir. Dava dilekçesi ve eklerinin davacının dava dilekçesinde bildirilen adresine tebliğ edildiği, buraya yapılan tebligatın bila ikmal dönmesi üzerine davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ve daha önce tebliğ evrakının bila ikmal döndüğü aynı adresine dava dilekçesi ve ekleri ile duruşma ve inceleme günlerinin 7201 Sayılı Kanunun 35 maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İcra takibine maruz kalan bir borçlu, borca itiraz için bir vekil tayin etmiş ise, itiraz ile duran icra takibine devam için alacaklının açtığı itirazın iptali davası bakımından borçlunun tayin ettiği avukatın itirazın iptali davası için de yetkili olup olmadığı belli olamayacağı için itirazın iptali dava dilekçesinin vekile değil asile tebliği gerektiğinden, davalı asile tebligat yapılmasında usulsüzlük yoktur. Bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Buna karşılık Tebligat Kanunun 35/1 ve 2 fıkraları uyarınca; kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan yargı merciine bildirmeye mecbur olup, adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Somut olayda, davalı gerçek kişiye çıkartılan ilk tebligatın bila tebliğ iade edildiği, davalının kimlik numarası UYAP sisteminde kayıtlı olmadığından mernis adresinin mevcut olup olmadığının anlaşılamadığı, ancak her halde davalı gerçek kişinin daha önce kendisine çıkartılan tebligatın bila tebliğ döndüğü adrese, sırf sicilde kayıtlı adres bu adres olduğu için Tebligat Kanunun 35/2 fıkrasına göre tebligat yapılamayacağı gibi, tüzel kişiler için öngörülmüş bulunan Tebligat Kanunun 35/4 fıkrasının davalı yönünden uygulanamayacağı, davalıya yapılan tebligatların bu yönden usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan davalı vekilinin dosyaya sunduğu 13/11/2020 tarihli cevap dilekçesi ile davadan 08/10/2020 tarihinde haberdar olunduğu belirtilmiştir. Mahkeme gerekçesinde değinildiği üzere tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi halinde dahi, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesi süresinde olmadığından, cevap dilekçesinin süresinde kabul edilmemesinde isabetsizlik yoktur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, öğrenme tarihinin 08/11/2020 olduğunu, ancak cevap dilekçesine sehven 08/10/2020 tarihinin yazıldığını ileri sürmüş ise de, ilk derece yargılamasında bu maddi hatadan hiç bahsedilmediğinden, ilk kez istinaf aşamasında ileri sürülen bu savunma HMK'nun 357/1 maddesi uyarınca yerinde görülmemiş, davalı vekili tarafından süresinden sonra sunulan dilekçede belirtilen savunma delillerinin ibrazı için davalıya süre ve imkan tanındığı, davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak ek rapor alındığı, bu nedenle savunma hakkının kısıtlanmasından, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkının ihlalinden bahsedilemeyeceği, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dava konusu takip dosyası kapsamından, davalı aleyhine bakiye açık hesap alacağına dayalı olarak 7.075,34-TL asıl alacak 1.189,98-TL işlemiş faiz için ilamsız takip başlatılmış ise de, davanın yalnızca asıl alacak yönünden açıldığı görülmüştür. Dayanak 2017 yılı açık hesabının 2016 yılından devirle gelmiş olması, davacının fatura alacağı değil açık hesaptan doğan alacağı talep etmiş olması karşısında, bilirkişi tarafından yapılan ek incelemenin ticari ilişkinin başladığı 2014 yılından itibaren ve bu yıllara ait ticari defterleri kapsamasında hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, uyuşmazlığın çözümü için incelemenin ticari ilişkinini başlangıcından itibaren yapılması zorunlu da olduğundan, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece, davalı yana ödeme itirazına ilişkin belgelerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, davalı yan tarafından sunulan belgeler, dosya kapsamı ve taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ek rapor alınmış, ek raporda; davacı tarafından davalıya 2014 ila 2017 yılları arası toplam 20.075,34-TL bedelli üç adet satış faturası tanzim edildiği, davalı tarafından davalı yana 1.000,00-TL makbuz karşılığı nakit, 4.000,00-TL kredi kartı ile ve 8.000,00-TL çek ile olmak üzere toplam 13.000,00-TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak 4.000,00-TL kredi kartı ödemesinin davalının kendi defterlerinde kayıtlı olmadığı, 1.000,00-TL ödemenin ise 11.210,00-TL bedelli son satış faturası bedeli nakden ödenmiş gibi kayıtlara geçirildiği, diğer ifade ile davalı kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, yine davalının davacıya yaptığını iddia ettiği 1.500,00-TL nakit ödeme ile, dava dışı ... olan 3.000,00-TL alacağının davacıya virman edilmesi ile yapılan ödemeye ilişkin davacı defterlerinde kayıt bulunmadığı, buna göre davacının düzenlediği 20.075,34-TL fatura tutarından davalının yaptığı 13.000,00-TL ödeme tutarı düşüldüğünde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 7.075,34-TL alacaklı olduğu tespit ve kanaati belirtilmiştir. Mahkemece raporda yer alan hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı yan, hesaplamada dikkate alınmayan 1.500,00-TL nakit ödeme ile, dava dışı ... Hafriyattan olan 3.000,00-TL alacağının davacıya virman edilmesi ile yapılan ödemeye ilişkin delil olarak, davacı şirketin bilgisayarında yer alan davalıya ati cari hesap kartının ekran görüntülerini dosyaya sunmuş, başkaca bir belge sunmamış ve davacının bilgisayara kayıtları ile defterlerinin uyumsuz olduğunu ileri sürmüş ise de, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere bu ekran görüntülerinin davacı şirket bilgisayarından sadır olduğuna dair herhangi bir ispat vasıtası sunulmadığından, mahkemece bu ekran görüntülerinin ödemeyi ispatlar belge olarak kabul edilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Sonuç itibariyle, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşılmış olup, davalı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 483,32-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 120,83-TL harcın mahsubu ile bakiye 362,49-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39