SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/1832 E. 2024/357 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1832

Karar No

2024/357

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1832 Esas

KARAR NO: 2024/357 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2017/953 Esas - 2021/635 Karar

TARİHİ: 17/06/2021

DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

KARAR TARİHİ: 29/02/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Taraflar arasında yapılan 31.10.2016 tarihli hisse devir vaadine dair ön sözleşme uyarınca, davacı yan adına kayıtlı olan ... Tic. Ltd. Şti.’nin 500 hissesinin tamamının 09.11.2016 tarihinde davalı yana devredildiğini, Kadıköy ... Noterliğinin 09.11.2016 tarih, ... yevmiye nolu sözleşmesindeki "...kalan 80.000,00 TL’sini 30 gün vadeli senet karşılığında devir...” beyanı nazara alındığında, hisse devrinden dolayı bakiye 80.000,00 TL’nin 1 ay sonra ödeneceğinin anlaşıldığını, Dava konusu 80.000,00 TL asıl alacakla ilgili olarak, 31.10.2016 tarihli protokolün 5. maddesinde “Bakiye 80.000,00 TL ise noterde devir tarihinden bir ay sonra devredenin banka hesabına ödenecektir. ” hükmünün bulunduğunu, taraflar arasındaki 31.10.2016 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi Protokol başlıklı hisse devir vaadine dair ön sözleşmenin 8. Maddesinde “...tahsilatların iş bu sözleşme hükümleri kapsamında hüküm ifade edeceğini ve değerlendirileceğini kabul, beyan ve taahhüt ederler.” hükmünün bulunduğunu ve tahsilatların sözleşmeye göre yapılmasının gerektiğini, davalı yan tarafından 80.000,00 TL’lik bakiye ödemesinin, davacı yanın banka hesabına ödenmesinin gerektiğini, davalı yan tarafından davacı yana sözlü uyarılara rağmen senet ödemesinin yapılmadığını, bu sebeple davacı yan tarafından, davalı yana Beyoğlu .... Noterliğinin 22.05.2017 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek "...ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde, ödenmesi gereken 80.000,00 TL’yi 09.12.20i6 tarihinden ödeme gününe kadar işleyecek faiziyle birlikte davacı yana ödemeniz, ödeme yapılmaması halinde yasal yollara başvurulacağını ihtaren... ” bildirildiğini, davalı yan tarafından, davacı yana Kartal .... Noterliğinin 26.05.2017 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, 80.000,00 TL ve 140.000,00 TL miktarlı alacakları kabul ettiğini ve ödediğini savunduğunu, davacı yan tarafından davalı yana Beyoğlu .... Noterliğinin 31.05.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, 80.000,00 TL ve 140.000,00 TL miktarlı alacaklardan dolayı davacı yana herhangi bir ödemenin yapılmadığının belirtildiğini ve davalı yanın ödeme def-isinin kabul edilmediğini, davalı yan tarafından 80.000,00 TL ödemenin elden yapıldığının savunulduğunu, fakat ödemenin davacı yana yapılmadığını, bu sebeple alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu belirterek davanın kabulüne, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20’ sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Tarafların, davacı yanın, sahibi olduğu ... Tic. Ltd. Şti. adlı firmanın davalı yana devri hususunda anlaşmaya vardığını, taraflar arasında 31.10.2016 tarihli ön protokolün tanzim edildiğini ve bu protokolün 4., 5., ve 6. Maddeleri uyarınca, “davacı (devreden) tarafından ilgili şirket 400.000,00 TL bedelli olarak davalıya (devralana) devredilecek, bu bedelin 750.000,00 TL’lik kısmı hisse devrinin yapıldığı gün peşin olarak, kalan bakiyenin 80.000,00 TL’si devirden bir ay sonra, 140.000,00 TL’si İse kar payının % 40’ına denk gelecek şekilde aylık taksitler haliııde ödenecektir. Devralan (davalı) bu bedellerin teminatını teşkil etmek üzere, devreden (davacıya) 80.000,00 TL ve 140.000,00 TL bedelli iki adet senet verecektir. “ şeklinde anlaşmaya varıldığını, davalı yan tarafından ön protokol gereği davacı yan adına 31.10.2016 tanzim tarihli 80.000,00 TL ve 140.000,00 TL bedelli iki adet senet düzenlenerek teslim edildiğini, davacı yanın, protokolü imzalandığı gün senetleri teslim aldığını, daha sonra davacı yan tarafından protokol şartlarından vazgeçildiğini, devir bedeli olarak 500.000,00 TL bedel istediğini ve bu bedelin 420.000,00 TL’lik kısmının tamamının peşin olarak ödenmesini, bakiye 80.000,00 TL’nin ise protokol tarihinde teslim edilen senete istinaden devirden bir ay sonra ödenmesini talep ettiğini, davalı yan tarafından bu isteğin kabul edildiğini, taraflar arası Kadıköy ... Noterliğinin 09.11.2016 tarihli, ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile hisse devrinin yapıldığını ve hisse bedelinin 420.000,00 TL’lik tutarının noterden yapılan işlem öncesi nakden davacı yana ödendiğini, kalan bakiye 80.000,00 TL’lik kısmın ise 31.10.2016 tarihinde davacı yana teslim edilen senet gereği 30 gün sonra ödenmesi hususunun kararlaştırıldığını, Noterlikçe düzenlenen resmi devir senedinde “...ben devreden ... adı geçen şirketteki 500 payımı şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte ... isimli kişiye 500.000,00 TL bedel karşılığında devir ettim. Devir bedelini kendisinden 420.000,00 TL ‘sini nakden ve tamamen aldım ve kalan 80.000. 00 TL’sini 30 gün vadeli senet karşılığında devir ettim... ” yazdığını, söz konusu senedin ödeme zamanı geldiğinde davacı yanın, davalı yanı aradığını ve bedelin tarafına elden ödenmesini talep ettiğini söylediğini, davalı yan tarafından senet bedelinin 40.000,00 TL'lik kısmının 12.12.2016 tarihinde, kalan 40.000,00 TL’nin ise 16.12.2016 tarihinde davacı yana elden ödenerek davalı yan tarafından senet aslının geri alındığını, davalı yanın, davacı yandan 31.10.2016 protokol tarihinde verdiği, 31.10.2016 tanzim tarihli, 140.000,00 TL’lik bedelli senet aslını da talep ettiğini, davacı yanın ise yanında olmadığını daha sonra vereceğini söylediğini, fakat alamadığını, davalı yanın 16.12.2016 tarihi itibarıyla davacı yana hiçbir borcunun kalmadığını, davacı yan tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 22.05.2017 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesini gönderildiğini, 80.000,00 TL ödemenin yapılmadığını ve senedin alınmadığını iddia ettiğini, 31.10.2016 tarihli protokolün 5. Maddesinde belirtilen ödemeleri de almadığını beyan ederek ayrıca 140.000,00 TL alacak iddiasında bulunduğunu, davacı yanın haksız ihtarına karşılık olarak davalı yan tarafından Kartal .... Noterliğinin 26.05.2017 tarih ve ... sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini ve taraflarına teslim edilen senet karşılığı olan 80.000,00 TL’lik ödemenin taraflarına yapıldığı ve senet aslının teslim alındığı bu sebeple bir borçlarının bulunmadığının ihtar edildiğini belirterek davanın reddine, davacının alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/06/2021 tarih 2017/953 Esas - 2021/635 Karar sayılı kararında;" Dava, 09/11/2016 tarihli pay devir sözleşmesine konu 80.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Davacı, davalı ile aralarında 09/11/2016 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesi imzalandığını, davalıya yapılan hisse devri sebebiyle 500.000,00 TL alacaklı olduğunu, 09/11/2016 sözleşme tarihinde 420.000,00 TL'nin davalı tarafından nakit olarak ödendiğini, bakiye 80.000,00 TL'nin ödenmediğini, bakiye alacağın tahsili için icra takibine geçildiğini, davalının haksız bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı, davacı ile aralarında 9/11/2016 tarihli Limited şirket pay devir sözleşmesi imzalandığını, 09/11/2016 tarihli Limited şirket pay devir sözleşmesinde belirtildiği üzere 420.000,00 TL'nin sözleşme esnasında nakit olarak ödendiğini, kalan 80.000,00 TL için davacıya senet verildiğini ve 80.000,00 TL'lik senedin 16/12/2016 tarihi itibariyle tüm borcunu ödediğini, davacıya herhangi bir borcu kalmadığını, teminat olarak verilen 80.000,00 TL'lik senedin davacı tarafından kendisine iade edildiğini, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi ... esas sayılı icra dosyası aslı celp edilmiş, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden dava konusu şirketin ticari sicil kayıtları celp edilmiş, senet aslı celp edilerek yazı işleri kasasında muhafaza edilmiş, yargılama sırasında 28/02/2018 tarihinde kabul edilen 7101 sayılı kanunun 61. maddesi ile 6102 sayılı T.T.K.'nın 4. maddesinin 2. fıkrasının değiştirilmesi sebebiyle basit yargılama usulüne geçilmiş, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek bilirkişi heyeti raporu alınmış dava sonuçlandırılmıştır.07/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Taraflar arasında yapılmış olan 31.10.2016 tarihli limited şirket paylarının devrini konu alan devir vaadi sözleşmesinin, şekil eksikliğinden dolayı geçersiz olduğu, Taraflar arasında 09.11.2016 tarihinde noterde yapılan limited şirket paylarının devrine ilişkin sözleşmenin şekle uygun olarak yapıldığı ve geçerli olduğu, bu sözleşmeyle payların geçerli bir şekilde devredilmiş olduğu, Davalı tarafın 80 bin liralık borcunu senetle ödemiş olduğuna dair iddiasını ispatlayacak yeterli deliller ortaya koyamamış olduğu..." yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir. Yani, itirazın davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Taraflar arasında 09/11/2016 tarihli Limited şirket pay devir sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafından 420.000,00 TL'nin sözleşme esnasında nakit olarak ödendiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. (HUMK.m.76 ve 4.6.1958 tarih 15/6 sayılı Yargıtay İBK. Gerekçesi) Taraflar arasındaki uyuşmazlık 09/11/2016 tarihli Limited şirket pay devir sözleşmesinde belirtilen bakiye 80.000,00 TL için davalının davacıya teminat senedi olarak verip vermediği, vermiş ise bu bedelin davalı tarafından ödenip ödenmediği, uyuşmazlık konusu hususların ispat yükünün kimde olduğunun tespiti noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Hemen belirtmek gerekir ki; davacı taraf kendisine senet verilmediğini ve ödeme yapılmadığını iddia ettiğinden, davalının ödeme iddiasını yöntemince ispat etmesi gerekmektedir. Dosyaya konu alacağın senede dayanması ve alacak miktarı dikkate alındığında bu hususun yazılı delille ispatlanması gerekir. Bu sebeple her ne kadar mahkemememizce tanık dinlenilmesine karar verilmiş ve taraf tanık beyanları alınmış ise de; taraf iddialarının tanık ile ispatı mümkün olmadığından mahkememizce tanık beyanları hükme esas alınmamıştır.Davalı, 09/11/2016 tarihli Limited şirket pay devir sözleşmesi ile davacıya 80.000,00 TL'lik teminat senedi verdiğini ve bu senedi ödeyerek geri aldığını beyan etmiş ve bu kapsamda dosyaya anılan senedi (09/10/2018 tarihli kıymetli evrak alındı belgesi) sunmuş ise de; öncelikle davalı tarafından dosyaya sunulan senedin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında verilen teminat senedi olduğunun davalı tarafından yöntemince ispat edilmesi gerekmektedir. Davalı tarafından sunulan senedin 09/11/2016 tarihli Limited şirket pay devir sözleşmesinde belirtilen senet olduğuna ilişkin dosyada bir delil bulunmamaktadır. Sözleşmede "80.000,00 TL'lik senet" yazması davalı tarafından sunulan senedin, sözleşmeye konu senet olduğu anlamına gelmez. Bir senedin teminat senedi olarak kabul edilmesi için taraflar arasında bu hususun açıkça belirtilmesi gerekir. (Yargıtay 19. HD. 2019/310 Esas 2020/1335 Karar sayılı ilamı, Adana BAM 9. HD. 2018/511 Esas 2018/724 Karar sayılı ilamı) Söz gelimi taraflar arasında buna ilişkin adi yazılı belge düzenlenebilir, ilgili kambiyo senedine buna ilişkin şerh düşülebilir. Somut dosya bakımından da aynı hususlar geçerli olmakla birlikte davalı tarafından sunulan senet 09/11/2016 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesine ayrıntılı (senedin keşide tarihi, keşidecisi, lehtarı, hamili, keşide tarihi, vade tarihi vb tüm hususların) bir şekilde de yazılabilirdi. Dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporu, taraf iddia ve savunmaları dikkate alındığında davalı tarafından dosyaya sunulan (09/10/2018 tarihli kıymetli evrak alındı belgesi) senedin taraflar arasındaki 09/11/2016 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesine konu teminat senedi olduğunun (anılan senede şerh düşülmemesi, sözleşmede açıkça belirtilmemesi ve/veya teminat senedi olduğuna ilişkin sair bir delilin sunulmamış olması) davalı tarafından yöntemince ispat edilemediğine mahkememizce kanaat getirilmiş, bu yöndeki davalı iddia ve itirazlarına itibar edilememiştir. Davacı tarafından dava konusu alacak için işlemiş faiz talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş (kesin vade bulunması) veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; borçlu temerrüde düşmüş olur (BK 101. TBK 117. madde). Kesin vade olmadığı gibi temerrüde düşüren ihtarname de çekilmeden icra takibi yapılmış ise takip tarihinde temerrüt gerçekleşir (11.12.1957 tarih 17/29 sayılı İBK). Taraflar arasında imzalanan 09/11/2016 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesinde 80.000,00 TL'nin 30 gün vadeli senet karşılığında devir alındığı kararlaştırılmıştır. Bu maddeye göre ödenecek bedelin düzenleneceği tarih ve ve vade tarihi açıkça (dosyaya sunulan bonoda vade tarihinin olmaması dikkate alınarak) gösterilmediğinden kesin vade bulunduğu kabul edilemez. Bu düzenlemeyle alacağın istenebilir olması koşulları ve süresi belirlenmemiş olduğundan kesin vade olarak kabulü mümkün değildir (Yargıtay 15 HD'nin 25.04.2008 gün 2007/1286 Esas 2008/2753 Karar, 18.09.2007 gün 4307-5443 Ek, 2014/4445 Esas 2014/6204 Karar, 12.06.2008 gün 2007/3866 Esas 2008/3896 Karar, 12.10.2011 gün 2011/3774 Esas 2011/5877 Karar sayılı ilâmları). Davacı tarafından davalıya gönderilen 31/05/2017 tarihli ihtarname ile davalının temerrüde düştüğü, 31/05/2017 tarihli ihtarname baz alınarak davacının işlemiş faiz talebinin hesaplanması gerektiği anlaşılmış, bahse konu hesabın basit nitelikte olduğudan mahkememizce hesaplama yapılmıştır. (Yargıtay 15. HD. 2020/1600 Esas 2020/3087 Karar sayılı ilamı) Faiz İşletilen Süre: 1 ay 12 gün Faiz İşletilen Tutar: 80.000,00 TL Faiz Oranı: %1,1219178082192 Faiz Tutarı: 897,53 TL Ödenecek Toplam Tutar: 80.897,53 TL Bilgi: 06.06.2017 ve 18.07.2017 arasındaki 42 gün için yıllık %9,75 faiz uygulanarak %1,1219178082192olmak üzere toplam %1,1219178082192 faiz uygulanmış, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafça ödeme iddiasında bulunulduğu ve ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalının açıkça yemin deliline dayanması sebebiyle mahkememizce davalıya yemin hakkının hatırlatıldığı, davalı tarafından sunulan 29/04/2021 tarihli beyan dilekçesi ile davacıya karşı yemin deliline başvurulmayacağının belirtildiği anlaşılmış, davalı tarafından ödeme iddiasının yöntemince ispatlanamaması sebebiyle davacının davasının kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 80.000,00 -TL asıl alacak, 897,53 TL işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren işleyecek faizi (talep gibi) üzerinden takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. İtirazın iptali davalarında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması şarttır. (Adem Albayrak/Cihat Arslan, Asliye Hukuk Davaları, Adalet Yayınevi, Ankara 2016 basım, sf; 1287 ) Dosyaya konu alacağın sözleşmeye dayanması (sözleşmede bakiye alacak bedelinin likit olarak belirtilmiş olması) sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu anlaşıldığından, hükmedilen asıl alacak miktarı (Yargıtay 9. HD. 12.10.2020 tarih 2016/26775 Esas 2020/11341 Karar sayılı ilamı) üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, 80.000,00 -TL asıl alacak, 897,53 TL işlemiş fiz ve takip tarihinden itibaren işleyecek faizi (talep gibi) üzerinden takibin DEVAMINA, Davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine,Hükmedilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davacı/davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davaya konu icra takibinde 80.000,00 TL hisse devir bedeli ile 4.359,45 TL işlemiş faiz talep edilmekle, istinafa konu yargılamada da yine davalı/borçlunun 84.359,45 TL’lik itirazının iptaline karar verilmesinin talep edildiğini ancak yerel mahkemece “…..Taraflar arasında imzalanan 09/11/2016 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesinde 80.000,00 TL'nin 30 gün vadeli senet karşılığında devir alındığı kararlaştırılmıştır. Bu maddeye göre ödenecek bedelin düzenleneceği tarih ve ve vade tarihi açıkça (dosyaya sunulan bonoda vade tarihinin olmaması dikkate alınarak) gösterilmediğinden kesin vade bulunduğu kabul edilemez. Bu düzenlemeyle alacağın istenebilir olması koşulları ve süresi belirlenmemiş olduğundan kesin vade olarak kabulü mümkün değildir…….Davacı tarafından davalıya gönderilen 31/05/2017 tarihli ihtarname ile davalının temerrüde düştüğü, 31/05/2017 tarihli ihtarname baz alınarak davacının işlemiş faiz talebinin hesaplanması gerektiği anlaşılmış..” gerekçesiyle işlemiş faiz talepleri ve davanın kısmen kabul edilerek, aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedildiğini, Yerel mahkemenin, davalının dava dosyasına sunduğu ve düzenlenip davacıya verilerek bedelinin davacı müvekkile ödenmesinden sonra iade alındığını iddia ettiği 80.000,00 tutarlı tek taraflı olarak düzenlenen adi yazılı senede dayanmak suretiyle vadenin belirsiz olduğu, kesin vade olmadığı ve davalının 31.05.2017 tarihli ihtarname ile temerrüde düştüğü yönündeki kabulünün hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme bir yandan taraflar arasındaki 09.11.2016 tarihli ‘Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi’ni dikkate alarak kesin vade olup olmadığı hususunda karar verdiğini belirtmekte, diğer yandan ise işbu sözleşmede “..kalan 80.000,00 TL (SEKSENBİNTÜRKLİRASI)’nı 30 gün vadeli senet karşılığında devir ettim..” şeklindeki ibareyi ve davalı tarafından sunulan senedin vade tarihi olmamasını gerekçe göstererek vadenin kesin vade olmadığı sonucuna varmakta olduğunu, Taraflar arasında imzalanan 31.10.2016 tarihli “HİSSE DEVİR SÖZLEŞMESİ PROTOKOL” başlıklı hisse devir vaadine dair ön sözleşmenin 5. maddesindeki “Bakiye 80.000,00.-TL ise noterde devir tarihinden bir ay sonra devredenin banka hesabına ödenecektir.” hükmü ve Mahkemece dayanak alınan Kadıköy ... Noterliğinin 09.11.2016 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi birlikte nazara alındığında, 80.000,00 TL’lik ödemenin en geç 09.12.2016 tarihine kadar yapılması gerekli olup, 09.12.2016 tarihine kadar ödeme yapılmaması halinde, 09.12.2016 tarihinden itibaren faiz işlemesi gerektiğini, burada hem taraflar arasında imzalanan Protokolde hem de noterde yapılan Pay Devri Sözleşmesinde 80.000,00 TL’nin noterdeki devir tarihinden bir ay sonra yapılacağının kararlaştırıldığı ve her iki belgede de vadenin aynı şekilde belirlendiği dikkate alındığında, taraflar arasında vade tarihinin kesin olarak belirlendiğini; ödeme ister senetle isterse banka yoluyla yapılsın tarafların ödemenin noterdeki devir tarihinden itibaren bir ay (30 gün) olacağını kararlaştırdıklarını; mahkemenin aksi yöndeki kabulünün dosya içeriğine aykırı olduğunu, Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 101/2 md., ile 6098 sayılı TBK’nun 117. maddesi hükümleri gereğince borcun ifa edileceği gün belirlenmişse bu günün geçmesiyle borçlunun temerrüde düşeceğini; Noterlik işlem tarihi itibariyle 80.000,00 TL’nin vade tarihi 09.12.2016 olarak belirlenmiş olup, davalının ödeme yapmaması nedeniyle 09.12.2016 tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü ve temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, yargılamaya konu olayda davalı tarafından davacı müvekkile 80.000,00 TL miktarlı senet verilmediği, bu hususun tamamen davalı/borçlunun iddiasından ibaret olduğu ve davalının bu iddiasını tek taraflı olarak her zaman düzenlenebilecek, kimin tarafından ve hangi tarihte düzenlendiği belli olmayan, imzası eksik ve vade tarihi bulunmayan adi yazılı senede dayanarak ispat edilmeye çalışıldığını, taraflar arasındaki Protokol ve Sözleşmede belirlenen vadenin kesin vade olduğunu; hissenin noterde devir tarihi (09.11.2016) belirli olduğuna göre, Protokol ve Sözleşmede belirlenen ödeme gününün ihtimallere dayalı veya belirsiz olduğunun söylenemeyeceeğini; burada belirli koşulların gerçekleşmesine bağlı bir süre değil, devir tarihi itibariyle gerçekleşen belirli bir sürenin söz konusu olduğunu; aksi kabul TBK.’nun 117. maddesinin borcun ifa edileceği gün belirlenmişse bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşer hükmüne aykırı olduğunu, yYerleşmiş Yargıtay içtihatları da senette veya taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde vade tarihinin belirli olması nedeniyle vade tarihinde temerrüdün gerçekleştiği ve vadeden itibaren faiz istenebileceği yönünde olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 25.01.2021 T. 2020/695 E. 2021/358 K. sayılı kararında,“….Dava, davacı sigorta şirketinin davalı acenteden olan alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup, her ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüyle hükmedilen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmiş ise de; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 18. maddesinde, acentenin, bir hafta süresince tahsil ettiği primlerin komisyon ve ilgili vergileri düştükten sonra kalan kısmını en geç ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar sigorta şirketine intikal ettirmek zorunda olduğu belirtilerek davalı acente yönünden kesin vadenin kararlaştırıldığı, bu haliyle temerrüt şartlarının gerçekleştiği…” belirtilmek suretiyle taraflar arasında imzalan sözleşmede kesin vadenin bulunduğu kabul edilerek bozma kararı verildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.03.2000 T., 2000/12-706 E- 2000/181 K. Sayılı Kararında bu hususun “Vadesinde ibraz olunup da ödenmeyen bononun hamili TTK.nun 637/1. Maddesi gereğince temerrüt tarihi olan vadeden itibaren faiz talep edebilir. Keşidecinin temerrüde düşmesi için TTK.nun 620. Maddesindeki koşulun yerine getirilmesi yeterli olup, ayrıca protesto edilmesi borçtan sorumluluğu açısından yersizdir. Yine temerrüt tarihinden itibaren faiz istenebileceği de tartışmasızdır. Nitekim 11.12.1957 tarih ve 17/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da ADİ SENETTE DAHİ VADENİN OLMASI HALİNDE, FAİZİN VADE TARİHİNDEN İTİBAREN İSTENEBİLECEĞİ kabul edilmiştir...” denmek suretiyle ifade edildiğini, Vadenin belirli olması nedeniyle, TBK. md. 117 hükmü ve Yargıtay içtihatları gereğince davalı/borçlu 09.12.2016 tarihinde temerrüde düştüğünden, davacı/alacaklı tarafından işbu tarih itibariyle merkez bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan değişen oranlarda faizin talep edilmesinin hukuka uygun olduğunu ve yerel mahkemenin aksi yöndeki mevzuata ve dosya içeriğine aykırı kararının kaldırılması gerektiğini, Mahkemece yapılan faiz hesaplamasına ve belirlenen faiz oranına da itiraz ettiklerini; Davacı/alacaklının takip talebinde yer alan faiz oranı dışında mahkemece faiz oranı belirlenmesi ve yine bu oran çerçevesinde hesaplama yapılması hatalı olduğu gibi, faiz oranının tam olarak hangi faiz türüne (avans/yasal vs..) göre belirlendiğinin gerekçede açıklanmamasının da hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece temerrüt tarihinin hatalı belirlenmesi neticesinde istinaf incelemesine konu kararda, işlemiş faiz yönünden taleplerinin kısmen kabul edildiğini ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, reddedilen kısım yönünden davalı/borçlu lehine de vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedildiğini; mahkemece, itirazında haksız olduğu belirlenen davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu; mahkeme kararının davalı/borçlu lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden de kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yapılacak istinaf yargılaması/incelemesi sonunda; yukarıda sunulan durumlar ve HMK 355. maddesi gereğince dairemizce re’sen göz önünde bulundurulacak sair sebeplerden dolayı hukuka, dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yapılacak istinaf yargılaması sonucunda davanın tamamen kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine veya kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine veya uygun görülen başka bir yer mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Davacı ve davalı müvekkilinin, davacının sahibi olduğu “...Tic. Ltd. Şti.” adlı firmanın müvekkiline devri hususunda anlaşmaya vardıklarını ve bu amaçla aralarında 31.10.2016 tarihli ön protokol tanzim ettiklerini; iş bu protokolün 4., 5., ve 6. Maddeleri uyarınca, “davacı (devreden) tarafından ilgili şirket 400.000,00.TL bedelli olarak davalıya (devralana) devredilecek, bu bedelin 180.000,00.-TL’lik kısmı hisse devrinin yapıldığı gün peşin olarak, kalan bakiyenin 80.000,00.-TL’si devirden bir ay sonra, 140.000.-TL’si ise kar payının % 40’ına denk gelecek şekilde aylık taksitler halinde ödenecektir. Devralan (davalı) bu bedellerin teminatını teşkil etmek üzere, devreden (davacıya) 80.000,00.-TL ve 140.000,00.-TL bedelli iki adet senet verecektir. “ şeklinde anlaştıklarını; iş bu ön protokol gereği davalı (devralan) tarafından davacı (devreden) adına 31.10.2016 tanzim tarihli 80.000,00.-TL ve 140.000,00.-TL bedelli iki adet senet (bono) düzenlenerek teslim edildiğini; davacının (devreden) protokolün imzalandığı gün iş bu senetleri teslim aldığını, (İlgili senet fotokopileri ve protokol dosyada mübrez olduğunu) Ancak daha sonra (protokolün imzası ve ilgili senetlerin tesliminden sonra) davacı tarafın iş bu protokol şartlarından vazgeçtiğini, devir bedeli olarak 500.000,00.-TL bedel istediğini ve bu bedelin 420.000,00.-TL’lik kısmının tamamının peşin olarak ödenmesini, bakiye 80.000,00.-TL’nin ise protokol tarihinde teslim edilen senede (bonoya) istinaden devirden bir ay sonra ödenmesini talep ettiğini, müvekkilinin davacının bu taleplerini de kabul ettiğini ve “Kadıköy .... Noterliği’nin 09.11.2016 tarihli, ... yevmiye nolu “ limited şirket pay devri sözleşmesi ile hisse devri yapıldığını ve hisse bedelinin 420.000,00.-TL’lik tutarı noterden yapılan işlem öncesi nakten davacıya ödendiğini, bakiye 80.000,00.-TL’lik kısmın ise 31.10.2016 tarihinde devreden davacıya teslim edilen senet gereği 30 gün sonra ödenmesi hususunun kararlaştırıldığını; bu hususun Noter devir senedinde de açıkça belirtildiğini, Noterlikçe düzenlenen resmi devir senedinde davacının aynen “………….. ben devreden ... adı geçen şirketteki 500 payımı şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte ... isimli kişiye 500.000,00 TL bedel karşılığında devir ettim. Devir bedelini kendisinden 420.000,00 TL ‘sını nakten ve tamamen aldım ve kalan 80.000,00 TL’sını 30 gün vadeli senet karşılığında devir ettim…” demekte olduğunu, söz konusu resmi devir senedinde belirtildiği üzere davacıya 420.000,00.TL’lik kısmın nakten ödendiğini, bakiye 80.000,00.-TL içinse 31.10.2016 tanzim tarihli olarak verilen 80.000,00.-TL’lik senedin 31.10.2016 tarihinde teslim edildiğini, Davacının noter senedinde 80.000,00.-TL’lik senedi aldığını açıkça beyan ve kabul etmekte olduğunu; noterde düzenleme şeklinde yapılan hisse devir sözleşmesinde 80.000,00.-TL’lk senedi teslim aldığını kabul eden davacının, senedin ödeme zamanı geldiğinde müvekkilini aradığını ve bedelin tarafına elden ödenmesini talep ettiğini; arkadaşı olan davacının bu talebinin altında herhangi bir art niyet aramayan davalı müvekkilinin ise arkadaşı olması sebebiyle davacıya güvenerek senet bedelinin 40.000,00.-TL’lik kısmını 12.12.2016 tarihinde saat 14:32-14:45 saatlerinde ... ATAŞEHİR ŞUBESİ İÇİNDE davacıya elden teslim ettiğini, bakiye 40.000,00.-TL’yi ise 16.12.2016 tarihinde Ataşehir ...da saat 13:30 da davacıya ödediğini ve davacıya verdiği 80.000,00.TL’lik senet aslını teslim aldığını, (SENET ASLI MAHKEME KASASINA İBRAZ EDİLMİŞTİR.) iş bu ödemeler sırasında müvekkilinin yanında arkadaşı ...’da bulunmakta olduğunu; 12.12.2016 da yapılan ödemenin 10.000.-TL’sini ...'nun kendi hesabından çekerek davalı müvekkiline verdiğini ve müvekkilinde ...’ın yanında parayı davacıya teslim ettiğini, Ayrıca müvekkilinin davacıdan 31.10.2016 protokol tarihinde verdiği yine 31.10.2016 tanzim tarihli, 140.000,00.-TL’lik bedelli senet aslını da talep ettiğini, davacının ise yanında olmadığını daha sonra vereceğini söylediğini; iyiniyetli müvekkili davalı ise davacının arkadaşı olması sebebiyle daha sonra alacağını düşündüğünü; bu şekilde davacıya hisse devir bedeli bakiyesi olan 80.000,00.TL’lik senet bedelini ödeyen davalı müvekkilinin 16.12.2016 tarihi itibariyle davacıya hiçbir borcunun kalmadığını, Aradan geçen zamanda davacı tarafın zaman zaman müvekkilinin devraldığı güzellik merkezi olarak faaliyet gösteren şirkete uğradığını; müvekkilinin ise var gücü ile şirketini geliştirmek, iş hacmini büyütmek için çok çalıştığını; davacının ise bu ziyaretlerin sonunda firmasını devir ettiği için pişman olduğunu belirttiğini; sonrasında ise müvekkiline içeriği tamamen haksız ve asılsız olan Beyoğlu ... Noterliği’nin 22.05.2017 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesini göndererek 80.000,-TL ödemenin yapılmadığını ve senette almadığını iddia ettiğini ve bunun yanında 31.10.2016 tarihli protokolün 5. Maddesinde belirtilen ödemeleri de almadığını beyan ederek ayrıca 140.000,- TL alacak iddiasında bulunduğunu, Davacının iş bu haksız ihtarına karşılık olarak taraflarınca “Kartal ... Noterliği’nin 26.05.2017 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi”nin keşide edildiğini ve iş bu ihtarnamede de mahkemeye izah edildiği üzere, taleplerinin asılsız olduğu, ihtarname içeriğinin gerçeğe aykırı bulunduğu ve bu sebeple tüm ihtarname içeriğine itiraz ettiklerinin belirtildiğini ve taraflarına teslim edilen senet karşılığı olan 80.000,00.-TL’lik ödemenin taraflarına yapıldığı ve senet aslının teslim alındığı bu sebeple bir borcunun bulunmadığı, bunun yanında, 31.10.2016 tarihli protokolün tanzimi ile davacıya verilen ve fakat 09.11.2016 tarihli noter senedinde belirtildiği üzere ilgili bedelin davacıya nakit olarak ödenmesi ile bedelsiz kalan 140.000,00.-TL’lik senet aslının da taraflarına iadesi hususunun ihtar edildiğini, (İlgili Kartal ... Noterliği’nin 26.05.2017 tarih ve ... sayılı ihtarnamesinin ekte sunulduğunu) Ancak, davacı tarafından müvekkili hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı icra dosyası ile takip başlatılmış olup haksız ve kötüniyetli iş bu icra takibine karşı Kartal .... Noterliği’nin 26.05.2017 tarih ve .. sayılı ihtarname içeriği gereği itiraz edildiğini; iş bu itirazları üzerine davacı tarafından mübrez dava açılmış bulunduğunu, Bunun yanında, davacının dilekçesinde yer alan beyan ve iddiaları ayrıntılı olarak incelendiğinde zaman zaman 31.10.2016 tarihli protokole dayandığı, zaman zamanda 09.11.2016 tarihli noter devir senedine dayanarak talepte bulunduğu görüldüğünü; ancak görüleceği üzere ön protokol ve noter devir senedinin şartları, devir bedeli, ödeme şeklinin tamamen farklı olup, 09.11.2016 tarihli noter devir senedi ile geçmiş tarihli 31.10.2016 tarihli protokolün geçersiz kılındığını; tarafların 09.11.2016 tarihli noter devir senedinde devir şartlarını ve ödeme şeklini tamamen değiştirdiklerini; bu sebeple 31.10.2016 tarihli protokolün taraflar arasında herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığını; bu hususun 09.11.2016 tarihli noter devir senedinde açıkça anlaşıldığını, Hal böyle olmasına rağmen, davacının ısrarla 31.10.2016 tarihli protokolün en önemli unsuru olan devir bedelinin farklı olduğunu ve davacıya yapılacak ödemelerin değiştiğini göz ardı ettiğini; davacının resmi devir senedinde 420.000,00.-TL yi nakit olarak aldığını, kalan 80.000,00.-TL içinde senet aldığını noter huzurunda beyan etmesine rağmen, iş bu davada senet almadığını iddia etmekte hatta hatta 140.000,00 TL daha alacaklı olduğunu belirtmekte olduğunu; buna göre davacının 500.000,00 TL bedelle sattığı şirket hissesinin 420.000.-TL sini nakit olarak aldığını, bakiye 80.000 TL içinde senet almış olmasına rağmen senedi inkar etmekte olduğunu, tekrar 80.000 TL alacak iddia etmekte olduğunu ve bunun yanında birde 140.000 TL daha talep ettiğini; bu halde satış bedelinin 640.000,.-TL olacağını düşünemediğini; davacının iddialarının bu denli çelişkili olmasının dahi haksızlığını ortaya koyduğunu, Davacının noter senedine göre 80.000 TL alacağı olduğunu, protokole göre ise ayrıca 140.000 TL daha alacaklı olduğunu beyan ederek, noter sözleşmesinde ödendiği sabit olan bedeli dahi tekrar almaya çalışmakta, bu bedel uyarınca dahi alacaklı olduğunu iddia ederek uhdesinde bulunan 140.000,-TL’lik senedi müvekkilime iadeden kaçınmakta olduğunu; davacının kötüniyetinin çok açık olup beyanlarında yer alan iş bu çelişkinin dahi iddialarının asılsızlığını ortaya koymak için yeterli olduğunu; davacının uhdesinde bulunan ve bedelsiz kalan 31.10.2016 tanzim tarihli, 140.000 TL bedelli senedin iadesi konulu dava açma hakkının saklı olduğunu, Neticeten, 31.10.2016 tarihli protokol hükümlerinin, 09.11.2016 tarihli resmi noter devir senedi ile tamamen değiştirildiği, 31.10.2016 tarihli protokol hükümlerinin geçersiz hale geldiği açık olup düzenleme şeklinde noterde düzenlenen RESMİ DEVİR SENEDİNİN aksinin davacı tarafından aynı kuvvette yazılı delil ile ispatlanmasının yasal zorunluluk olduğunu; davacının bu yönde dosyaya hiçbir delil ibraz edememiş olup etmesinin de mümkün olmadığını; senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacı iddiasını ispatlayamamış olup haksız ve hukuka aykırı davasının reddi gerektiğini, Yukarıda da belirtildiği üzere dosyada fotokopileri bulunan 31.10.2016 tanzim tarihli iki adet senetin (bono), 31.10.2016 tarihli protokolün imzası sırasında davacıya teslim edildiğini; davacıda 09.11.2016 tarihli noter devir senedinde “Devir bedelini kendisinden 420.000,00 TL ‘sını nakten ve tamamen aldım ve kalan 80.000,00 TL’sını 30 gün vadeli senet karşılığında devir ettim…” diyerek devir bedeli bakiyesi olarak 80.000,00.-TL’lik senedi aldığını noter huzurunda beyan ettiğini, İş bu senet bedelinin de davacıya ödendiğini ve senet aslınında müvekkilce teslim alınmış olup söz konusu senet aslının mahkemeye ibraz edildiğini; bu durumun senede dayalı borcun ödendiğinin kesin ispatı olduğunu, davacı her ne kadar senedi teslim almadığını, iş bu senedin sonradan düzenlenmiş olduğunu iddia etmekte ise de, noter devir senedinde teslim aldığını beyan ettiğini; senet bedelinin ödendiğini ve iade alındığını; bu sebeple haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Yapılan yargılama sonunda Mahkemece; noter devir senedinin geçerli olduğunu ancak devir senedinde yer alan 80.000,00.-TL’lik senedin davacıya teslimine ilişkin ve ödemeye ilişkin iddianın ispat edilemediğinin belirtildiğini ve davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ancak iş bu kararın hak ve hukuka aykırı olduğunu, 31.10.2016 tanzim tarihli davaya konu senedin, 31.10.2016 tarihli protokolün imzası sırasında davacıya teslim edildiğini; davacı senedi teslim aldığını 09.11.2016 tarihli noter devir senedinde “…Devir bedelini kendisinden 420.000,00 TL ‘sını nakten ve tamamen aldım ve kalan 80.000,00 TL’sını 30 gün vadeli senet karşılığında devir ettim…” diyerek devir bedeli bakiyesi olarak 80.000,00.-TL’lik senedi teslim aldığını/uhdesinde bulunduğunu noter huzurunda beyan ve kabul ettiğini, davacının noter resmi senedinde yer alan “….kalan 80.000,00 TL’sını 30 gün vadeli senet karşılığında devir ettim…” beyanının, senedi aldığını gösterir KESİN DELİL niteliğinde kabul beyanı olduğunu; Noter senedinde 30 gün vadeli senet karşılığı demekte olduğunu; müvekkilininde davacıya iş bu senet bedelini 12.12.2016 ve 16.12.2016 tarihlerinde ödediğini ve senet aslını teslim aldığını; hal böyle olmasına rağmen; halen dahi senedin davacıya teslim edilmemiş olduğunun kabulü, noter devir senedinin kesin delil olma niteliğine açıkça aykırı olduğunu, Senedi bankaya davacının ibraz etmediğini, senet bedelinin elden ödenmesini talep ettiğini; bu sebeple senet karşılığının bankaya yatırılmadığını; davacının senedi bankaya ibraz etmemesi de almadığı sonucunu doğurmayağını; taraflar tanışık olduklarından müvekkili davacının senedin elden ödenmesi talebinin altında bir kötüniyet sezmediğini, senet aslını geri aldığından bu hususunda senet bedelinin ödendiğini göstermesi sebebiyle altında başkaca bir art niyet aramadığını, senet bedelinin elden ödenmesine rağmen alacaklıdan yazı alınmamış olmasının ise tamamen senet aslının teslim alınmış olmasının, borcun ödendiğine dair karine oluşturması sebebiyle olduğunu; senede dair ödemenin nasıl ve ne şekilde yapıldığının cevap dilekçelerinde ve cevabi ihtarnamelerinde açıkça belirtilmiş olup buna dair ödeme gününe ait görsel deliller, tanık beyanları, ödeme gününe ait bankadan para çekildiğini gösterir dekontlar, ödeme için araç satışını gösterir delillerin dosyaya bildirildiğini; ödeme tarihleri ile bankadan para çekildiğine ilişkin tarihlerin aynı günlere ait olmasının tesadüfi olması ve hayatın olağan akışına aykırı kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Belirtilen kayıtların YAZILI DELİL BAŞLANGICI niteliğinde olup bunların tanık delili ile birlikte değerlendirildiğinde ödemenin gerçekleşmiş sayılacağına ilişkin yerleşik mevzuatın açık olduğunu, HMK madde 202- “(1) senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.” dediğini,Davaya cevap dilekçeleri ve delil listelerinde belirttiklerini, senet bedelinin 40.000,00.-TL’lik kısmını 12.12.2016 tarihinde saat 14:32-14:45 saatlerinde ... ATAŞEHİR ŞUBESİ İÇİNDE davacıya elden teslim ettiğini, bakiye 40.000,00.-TL’yi ise 16.12.2016 tarihinde ...da saat 13:30 da davacıya ödediğini ve davalının, davacıya verdiği 80.000,00.TL’lik senet aslını teslim aldığını,Buna göre; dosyaya 12.12.2016 tarihli ... Ataşehir Şubesi’nin 14:32-14:45 aralığını gösterir kamera kayıtları ile 16.12.2016 tarihli ... sitesinin 13.30 -14:00 saat aralığını gösterir kamera kayıtlarının celbi talep edilmesi gerektiğini ve bu kayıtlar ile TANIK BEYANLARI birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiğini; iş bu ödemeler sırasında müvekkilinin yanında arkadaşı ...’nun da bulunduğunu; hatta 12.12.2016 da yapılan ödemenin 10.000.-TL’sini ...'nun kendi hesabından çekerek davalı müvekkiline verdiğini ve müvekkilininde Miraç’ın yanında parayı davacıya teslim ettiğini, Her ne kadar Mahkeme tanık beyanlarını hükme esas almamışsa da bu kabulün hatalı olduğunu; tanık beyanlarının bu hususu doğruladığını; yazılı delil başlangıcının ispat vasıtası olmasına ilişkin olarak; YARGITAY 13. HD, E. 2016/26490, K. 2019/2911, T. 5.3.2019 tarihli kararının; “…..O halde, mahkemece, davalı tarafından dosyaya sunulmuş bulunan kamera kayıtlarının üstünde değerlendirme yapılmak ve gerekirse uyuşmazlık konusunda uzman bir bilirkişi marifeti ile yapılacak inceleme sonucu denetime elverişli rapor alınıp, kayıtların belge niteliğinde olup olmadığı araştırılıp HMK'nun 202. maddesi gözetilerek, bu tür belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edileceği hususu da değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” şeklinde olduğunu, Ödeme ile senedin geri alınması hususunun, tek ve kesin gerçek olup asıl hakikat olduğunu; makemece yazılı delil başlangıcı sayılacak kamera kayıtlarının varlığı ve dosyaya celbi hususunda ki taleplerinin değerlendirilmemiş olup eksik ve hatalı değerlendirme neticesi davanın kısmi kabulüne karar verildiğini, tüm bunlarla birlikte senedin borçlunun elinde bulunmasının, senedin ödendiğine karine teşkil edeceği ve borcun sükut edeceğinin B.K. 88 ve TBK m. 103, 104 ve Yerleşik Yargıtay kararları gereği, kabul edilmesine rağmen, bilirkişi raporunda bu hususun değerlendirmeye dahi alınmamış olup bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, Resmi noter hisse devir sözleşmesinin KESİN DELİL niteliğinde olduğunu; aksinin aynı kuvvette belge ile ispatlanması gerekeceğini; senedi teslim aldığını davacının iş bu noter hisse devir sözleşmesinde açıkça kabul ettiğine göre, halen dahi davalı müvekkilinin senedi nasıl teslim ettiğini, teslime dair yazılı belge sunmasını ve bu konuda ispat yükünün davalıda olduğu kabulünün hatalı olduğunu; davalının senedi davacıya teslim ettiğinin noter hisse devir senedi gereği kesin delille ispatlı olduğunu; bu sebeple başkaca bir teslim evrakına ihtiyaç bulunmadığını, Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da, senedi elinde bulunduran borçlunun bu senedi ödediği karine olarak kabul edililir demekte ve ödenmediğini ispat yükünü karşı tarafa yüklemekte olduğunu, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2020/352, K. 2020/379,T. 10.2.2020, Yargıtay 13.Hukuk Dairesi, E. 1996/881, K. 1996/1317, T. 13.2.1996, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 11.9.1978 gün ve 1977/10603 - 1978/9705 sayılı ilamı ile, Yargıtay 13.Hukuk Dairesi, E.1989/595, K. 1989/873, T. 14.2.1989, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/19-1951, K. 2015/1097, T. 27.3.2015.)Ancak tüm bu hususların kararda dikkate alınmamış olup davaya dayanak senedin teslim ve ödenmiş olmasına dair ispat yükünün hatalı olarak taraflarına yüklendiğini; söz konusu değerlendirme ve verilen kararın, kanuna ve Yargıtay kararlarına açıkça aykırı olduğunun sabit olup Mahkemece verilen kısmi kabul kararının kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; bakiye hisse devir bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı yan, davacının tüm hisselerine sahip olduğu dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.' paylarının davalıya 400.000,00-TL bedelle devri hususunda taraflar arasında 31/10/2016 tarihli hisse devir sözleşmesi protokolü yapıldığını, protokol ile davacının davalıya tüm paylarını on beş gün içerisinde devretmeyi, davalının da bu payları devralmayı taahhüt ettiklerini, devir bedelinin 180.000,00-TL'nın noterde devir sırasında, 80.000,00-TL'nın noterde devir tarihinden bir ay sonra ödeneceğinin, kalan 140.000,00-TL'nın ödemesinin ise davalı tarafından işletmenin aylık net karının %40'ı oranındaki tutarının davacıya ödenmesi şeklinde yapılacağının, davalının davacıya 80.000,00-TL ve 140.000,00-TL tutarlı iki adet teminat mektubu vereceğinin, bakiye bedellerin ödenmemesi halinde senetlerin davacı tarafından tahsil edileceğinin, noterde tanzim edilecek hisse devir sözleşmesinin bu protokol ile hüküm ifade edeceğinin, ödemelerin bu protokol hükümlerine göre yapılacağının kararlaştırıldığını, pay devrinin 09/11/2016 tarihinde noterde hisse devir sözleşmesi ile gerçekleştirildiğini, buna rağmen davalının 80.000,00-TL bakiye bedeli ödemediğini, kendisine çekilen ihtarnameye verdiği cevapta borcunu ikrar edip ödeme savunmasında bulunduğunu, bakiye bedelin tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız itiraz ettiğini savunmuş, itirazın iptali ile davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı yan; taraflar arasında dava dışı şirket hisselerinin 400.000,00-TL bedeller davacıdan devralınması hususunda 31/10/2016 tarihli protokolün yapıldığını, bu protokol kapsamında davacıya keşidecisi davalı olan 80.000,00-TL ve 140.000,00-TL bedelli 31/10/2016 tanzim tarihli iki adet senet verildiğini, ancak davacının daha sonra protokolü uygulamaktan vazgeçip davalıya, devir bedelinin 500.000,00-TL olması, 420.000,00-TL'sinin devir sırasında nakit, kalan kısmının 80.000,00-TL bedelli ve bir ay vadeli senet ile ödenmesi teklifini sunduğunu, davalının bu teklifi de kabul ettiğini ve 09/11/2016 tarihinde noterde pay devir sözleşmesinin yapıldığını, noter resmi senedinde davacının, devir bedelinin 420.000,00-TL'lık kısmını nakit olarak, 80.000,00-TL'lık kısmını ise devir tarihinden itibaren bir ay vadeli senet karşılığı aldığını açıkça beyan ettiğini, devrin gerçekleştiğini, her iki senet tutarının nakit ödenmesini istediğini, senet bedelinin de davacı da kaldığını, davacının uhdesindeki 80.000,00-TL bedelli senedin nakit ödenmesini istediğini, senet bedelinin 40.000,00-TL'nın 12/12/2016 tarihinde ... Ataşehir Şubesi İçinde, bakiye 40.000,00-TL'nın ise 16/12/2016 tarihinde ... içerisinde davacıya ödenerek, senedin iade alındığını, aynı gün 140.000,00-TL bedelli senedin de iadesinin istendiğini, ancak davacının senet yanında olmadığından daha sonra vereceğini söylediğini, böylece tüm hisse devir bedeli borcu ödenmesinde rağmen, davacının gönderdiği 80.000,00-TL bakiye devir bedelinin ödenmesi yönündeki haksız ihtarına, cevap dilekçesinde tekrar edilen hususlar belirtilerek yanıt verildiğini savunmuş, davanın reddini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece; taraflar arasında 09/11/2016 tarihli Limited şirket pay devir sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafından 420.000,00 TL'nin sözleşme esnasında nakit olarak ödendiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın 09/11/2016 tarihli sözleşmede belirtilen bakiye 80.000,00-TL için davalının davacıya teminat senedi verip vermediği, vermiş senet bedelinin ödenip ödenmediği hususlarında olduğu, davacı taraf kendisine senet verilmediğini ve ödeme yapılmadığını iddia ettiğinden, davalının ödeme iddiasını yöntemince ispat etmesinin gerektiği, alacağın senede dayanması ve alacak miktarı dikkate alındığında bu hususun yazılı delille ispatlanması gerektiği, bu nedenle dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alınmadığı, davalı 09/11/2016 tarihli Limited şirket pay devir sözleşmesi ile davacıya 80.000,00 TL'lik teminat senedi verdiğini ve bu senedi ödeyerek geri aldığını savunmuş ve anılan senedi dosyaya sunmuş ise de; davalı tarafından dosyaya sunulan senedin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında verilen teminat senedi olduğunun ispat edilmesi gerektiği, davalı tarafından sunulan senedin 09/11/2016 tarihli Limited şirket pay devir sözleşmesinde belirtilen senet olduğuna ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmede "80.000,00 TL'lik senet" yazmasının davalı tarafından sunulan senedin, sözleşmeye konu senet olduğu anlamına gelmeyeceği, bir senedin teminat senedi olarak kabul edilmesi için taraflar arasında bu hususun açıkça belirtilmesi gerektiği, örneğin taraflar arasında buna ilişkin adi yazılı belge düzenlenebileceği, yahut ilgili kambiyo senedine buna ilişkin şerh düşülebileceği, davalı tarafından sunulan senedin 09/11/2016 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesine, senedin keşide tarihi, keşidecisi, lehtarı, hamili, keşide tarihi, vade tarihi vb tüm hususların ayrıntılı şekilde yazılmadığı, senet üzerinde de 09/11/2016 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesinin teminatı olduğuna dair kayıt bulunmadığı, davalının savunmasını ispat edemediği, taraflar arasında imzalanan 09/11/2016 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesinde bakiye 80.000,00-TL'nın 30 gün vadeli senet karşılığında devir alındığının kararlaştırıldığı, ödenecek bedelin düzenleneceği tarihin ve vade tarihinin açıkça kararlaştırılmadığı, dosyaya sunulan bonoda da vade tarihi olmadığı, alacak bakımından kesin vade bulunmadığı, bu nedenle davalının ihtarname ile temerrüde düştüğü gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın 80.000,00-TL asıl alacak, 897,53 TL işlemiş faiz yönünden iptaline karar verilmiş, davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, hem 31/10/2016 tarihli protokol hem de 09/11/2016 tarihli sözleşmede bakiye devir bedelinin vadesi bir ay olarak belirlenmesine rağmen mahkemenin, temerrüt tarihini ihtar tarihi olarak kabul etmesinin ve takipte talep edilen 4.359,45 TL işlemiş faizin tamamının kabul edilmemesinin ve reddedilen kısım üzerinden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, yine mahkemenin taraflar arasında 09/11/2016 tarihli sözleşme yapıldığı ve davacıya 420.000,00-TL ödendiği hususunda ihtilaf bulunmadığına dair gerekçesinin hatalı olduğu, zira taraflar arasındaki asıl sözleşmenin 31/10/2016 tarihli protokol olduğu, 09/11/216 tarihli sözleşmedeki bedel ve ödeme kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı yönündedir. Davacı tarafından takipte 80.000,00-TL asıl alacak ile 4.359,45-TL toplamı 84.359,45-TL talep edilmiş, mahkemece davanın 80.897,53-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir. 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 maddesi uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00-TL olmuştur. Davacı tarafından red edilen miktar istinaf konusu edilmekle, istinafa konu edilen miktar 3.461,92-TL olup, buna göre ilk derece mahkemesinin reddedilen kısman yönelik kararı kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin sonuca etkisi bulunmamaktadır. bu nedenle, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, taraflar arasında uygulanan sözleşmenin 09/11/2016 tarihli noterde yapılan hisse devir sözleşmesi olduğu, bu sözleşmede davacının devir bedelinin 420.000,00-TL'lık kısmını nakit olarak, 80.000,00-TL'lık kısmını ise devir tarihinden itibaren bir ay vadeli senet karşılığı aldığını açıkça beyan ettiği, davacının uygulanmasından vazgeçilen 31/10/2016 tarihli protokol kapsamında davalıdan aldığı iki adet senet fotokopisinin dosyaya sunulduğu, yine bu senetlerden 09/11/2016 tarihli sözleşme kapsamında ödenecek olan 80.000,00-TL bedelli senedin ödenerek davacıdan geri alındığı, aslının da dosyaya sunulduğu, bonoyu elinde bulunduran borçlunun borcunu ödediğinin karine olduğu, davacının hem 31/10/2016 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunu iddia edip, hem 09/11/2016 tarihli sözleşme kapsamında 420.000,00-TL nakit ödeme aldığını belirtip, hem davalının kendisine takip konusu edilen 80.000,00-TL ve takip konusu edilmeyen 140.000,00-TL için halen borcu bulunduğunu söylemesinin çelişkili olduğu, davalının davacıya 80.000,00-TL bedelli senet verdiğini, bizzat davacının noter beyanı ile kesin olarak ispatladığı, senedin elinde olması nedeniyle bedelini ödediğini de ispatladığı, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, mahkemece ispat yükü hatalı değerlendirilerek davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu yönündedir.Taraflar arasındaki; 31/10/2016 tarihli adi yazılı sözleşme, limited şirket pay devrine ilişkin ön sözleşme mahiyetindedir. Sözleşme ile davacının, dava dışı ... Limited Şirketi'nde bulunan %100 hissesinin tamamını davalıya 400.000,00-TL bedeller devretmeyi, davalının bu payları devralmayı, devir bedelinin 180.000,00-TL'nı noterde yapılacak devir tarihinde nakit olarak ödemeyi, kalan kısmın 80.000,00-TL'nı noterde devir tarihinden bir ay sonra davacı hesabına ödemeyi, kalan 140.000,00-TL'nın ödenmesi için ise, bu tutara ulaşılıncaya dek, işletmenin aylık net karının %40'ını davacıya vermeyi taahhüt ettiği, davalının ayrıca devir sırasında verilecek 180.000,00-TL'den bakiye kısım için davacıya 80.000,00-TL ve 140.000,00-TL tutarlı iki adet teminat mektubu düzenleyip vereceğinin, bakiye bedellerin ödenmemesi halinde senetlerin davacı tarafından tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, noterde yapılacak hisse devir sözleşmesinin bu protokol ile birlikte hüküm ifade edeceğinin, noter tarafından düzenlenecek sözleşmede yer alacak hisse devir bedellerinin ödemelerinin bu protokole göre yapılacağının düzenlendiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki Kadıköy ... Noterliği'nin 09/11/2016 tarihli ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi kapsamından, davacının dava dışı şirketteki 500 payının tamamını şirketin aktif ve pasifindeki tüm hak ve borçları ile birlikte 500.000,00-TL bedel karşılığında davalıya devrettiği, sözleşmede "devir bedelini kendisinden 420.000,00-TL nakten ve tamamen aldım ve kalan 80.000,00-TL'nı 30 gün vadeli senet karşılığında devir ettim" beyanında bulunduğu, davalının ise davacının dava dışı şirketteki 500 adet payını bütün aktif ve pasifleri birlikte 500.000,00-TL bedel karşılığında devraldığı, ayrıca "devir bedelini kendisine 420.000,00-TL nakten ve tamamen ödedim ve kalan 80.000,00-TL'nı 30 gün vadeli senet karşılığında devir aldım" beyanında bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya hem aslı hem fotokopisi sunulan 80.000,00-TL bedelli senet ile, yalnızca 140.000,00-TL bedelli senet incelendiğinde, her ikisinin keşidecisinin davalı, lehdarının davacı olduğu, tanzim tarihlerinin 31/10/2016 olduğu, tanzim yerlerinin Ataşehir/İSTANBUL olduğu, bedelin teminaten ahzolunduğunun yazılı olduğu, vade tarihinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Senetlerin davacıya teslim edildiğine dair bir teslim tesellüm belgesi mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan 31/10/2016 tarihli 80.000,00-TL bedelli bono aslı üzerinde ise İPTAL yazısının mevcut olduğu, keşideci imzasını içeren bölümün bir kısmının kesik olduğu, imzanın üst kısımlarının göründüğü tespit edilmiştir. Bilindiği üzere bono üzerine yazılan teminat kaydı, kural olarak bononun kambiyo vasfına halel getirmez. Yine TTK'nun 777/1 ve iki fıkraları uyarınca vade içermeyen bono geçersiz olmayıp, görüldüğünde ödenecek bono sayılır. Davacı tarafından davalıya gönderilen 22/05/2017 tarihli ihtarname ile davalıdan, 09/11/2016 tarihli sözleşme kapsamında ödenmesi gereken 80.000,00-TL bakiye hisse devir bedelinin ödenmesinin, ayrıca 31/10/2016 tarihli protokol uyarınca işletmenin aylık net karının %40'ının 140.000,00-TL'ye tamamlanıncaya dek ödenmesinin ve net karın belirlenmesi için mali tabloların sunulmasının istenildiği, üç iş günü süre verildiği anlaşılmıştır. Davalının davacıya gönderdiği cevabi ihtarname ile; davacının 31/10/2016 tarihli protokolden vazgeçmesi nedeniyle 09/11/2016 tarihli 500.000,00-TL bedelli yeni bir hisse devir sözleşmesi yapıldığının, 420.000,00-TL bedelin devir sırasında nakden ödendiğinin, bakiye 80.000,00-TL'nin ise 12/12/2016 ve 16/12/2016 tarihlerinde nakden ödenerek davacı uhdesindeki senedin davacıdan geri alındığının, 09/11/2016 tarihli sözleşmeden bakiye borç bulunmadığının belirtildiği ve davacı uhdesinde bulunan 140.000,00-TL bedelli senedin üç iş günü içerisinde davalıya iade edilmesinin ihtar edildiği görülmüştür. Davacının bu ihtarnameye verdiği 31/05/2017 tarihli cevabi ihtarname ile, davalı tarafından 80.000,00-TL ve 140.000,00-TL alacağın kabul edildiği ancak ödendiğinin beyan edildiği, her iki tutarın da ödenmediği, davalı tarafından davacıya verilmiş senet bulunmadığı bu nedenle iadesinin de söz konusu olmadığı belirtilerek ik ihtarnamedeki taleplerin yinelendiği tespit edilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 595/1 fıkrası uyarınca; limited şirketlerde, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullar da belirtilir. TTK'nun 595/1 maddesinde aranan şekil geçerlilik şeklidir. Hükmün gerekçesinde de belirtildiği üzere limited şirketlerde esas sermaye payının devri sözleşmesi, yazılı şeklin ve imza onanmasının; hem ispat yönünden gerekli oluşu, hem güvenliği sağlaması, hem de tarafları, devir, özellikle ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri ve diğer sözleşmesel borçlar bakımından düşünmeye yöneltmek için uygun bir araç niteliğine sahip bulunması nedenleriyle, yazılı şekle bağlanmış ve 6762 sayılı Kanunda olduğu gibi imzaların noterce onayı da aranmıştır. Hükümde yer alan “hem esas sermaye payının devri hem de devir borcunu doğuran işlemler”in yazılı şekle bağlandığı belirtilerek, “devir vaadi”, “ön sözleşme”, “borçlanma işlemi” gibi terimler söz konusu edilerek açılan tartışmalara son verilmek istenmiştir. Buna göre, limited şirket pay devir vaadi niteliğindeki 31/10/2016 tarihli adi yazılı protokol noterde onaylama şeklinde yapılmaması nedeniyle geçersiz olup, davacının geçersiz sözleşme kapsamında davalıdan talepte bulunma hakkı yoktur. Taraflar arasında geçerli olan sözleşme 09/11/2016 tarihli noterde yapılmış pay devir sözleşmesidir. Bu sözleşmede davacı ""devir bedelini kendisinden 420.000,00-TL nakten ve tamamen aldım ve kalan 80.000,00-TL'nı 30 gün vadeli senet karşılığında devir ettim" beyanında bulunarak, devir bedeli karşılığında davalıdan 420.000,00-TL nakit ödeme, 80.000,00-TL bedelli senet aldığını kabul etmiştir. Bu kabulün aksini aynı kuvvette yazılı delil ile ispat yükümlülüğü davacı üzerindedir. 09/11/2016 tarihinden önce yapılmış ve geçersiz 31/10/2016 tarihli sözleşme yapma vaadi içeren protokol ile noter huzurunda yapılmış kabulün aksi ispat olunamaz. Nitekim mahkeme gerekçesinde de, davacının davalıdan 420.000,00-TL devir bedelini nakden aldığı kabul edilmiş; ancak, davacının davalıdan senet almadığı savunması da dikkate alındığından, davalı tarafından dosyaya aslı sunulan bononun 09/11/2016 tarihli sözleşme kapsamında verildiğinin ispat olunamadığı, zira taraflar arasındaki sözleşmede senedin özelliklerinin belirtilmediği, dosyaya sunulan senedin ise 09/11/2016 tarihli sözleşmeye atıf içermediği belirtilmiştir. Ne varki, davacının aksini aynı kuvvette delil ile ispat edemediği noterde yapılan sözleşmede davalıdan aldığı nakit ve 80.000,00-TL tutarında senet karşılığında hisselerini devrettiğine dair açık beyanı bulunması, dosyaya aslı sunulan bonoda keşideci ve lehdar bilgileri ile bakiye devir tutarının uyumlu olması, vadenin bononun zorunlu unsuru olmaması, davacının, davalının kendisine başka bir ilişki kapsamında senet verildiğini değil, kendisine hiç senet verilmediğini savunması, taraflar arasında başka hisse devir ilişkisi dışında senet alışverişini gerektirir başka bir hukuki ilişki bulunduğuna dair dosyaya yansıyan hiçbir iddia ve savunma mevcut olmaması, bono aslının davalı elinde bulunması ve dosyaya ibraz edilmesi, bu durumun bononun ödendiğine karine teşkil etmesi karşısında, 80.000,00-TL'lik bononun bakiye hisse devir borcu için davacıya verildiğinin ve ödendiğinin, aksinin davacı tarafından ispat edilemediğnin kabulü ile davanın reddi gerekirken, ispat yükünde hataya düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine, davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne, ilk yapılacak başkaca bir tahkikat işlemi bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak davanın reddine, davacının takipte haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu ispat olunamadığından, davalının yasal koşulları oluşmayan kötü niye tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 341, 352/1 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/06/2021 tarih ve 2017/953 Esas - 2021/635 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 3- Davanın REDDİNE,4- Davalının yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.018,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye 591,25‬‬-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 48,20-TL posta giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 11-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 12-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 13-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 48,50-TL toplamı 210,6‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 14-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 15-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenistenebileceğiedilmiştiribrazusuldenşubesiresmitaraflarınsenette“hissetarihindenbeyanlarıİptalisenedininözetikararistinafkabulünebaşlangıcıfaizinreddineprotokol”ataşehirKaynaklanansebeplerininistanbulderecedeğerlendirilmesi(HaksızyönündensavunmasınınsebepleriİtirazınmahkemesininmahkemesiZarariptalikasasınavadeniniçindekararınındevamınadelilsenetmahkemekısmenyargıtayNedeniyle)olmasıkesinhalindedevirilerikabulüdosyaitibareniddiaiptalnumarasıyazılıEylemdensözleşmesitanıkhükümitirazın

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim