İstanbul BAM 13. HD 2024/241 E. 2024/343 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/241
2024/343
22 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/241
KARAR NO: 2024/343
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/11/2023
DOSYA NUMARASI: 2023/531 Esas - 2023/759 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ... Mah. ... Ada ve ... Parsel Nolu taşınmazın maliki olduğunu, taşınmaz üzerine, İstanbul 3. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü’nün 04.08.1999 tarih ve ... yevmiye numaralı ipotek senedi ile ... Anonim Şirketi lehine 7.500 TL (Eski para ile 7.500.000.000 TL) bedelli, 1 Derece ve Fekki Bildirilinceye Kadar geçerli ipotek tesis edildiğini, ipotek bedelinin davacı tarafından ipotek alacaklısına ödendiğini ve ipotek alacaklısı tarafından tanzim edilen ipotek fek yazısı düzenlenerek fek işlemlerini gerçekleştirmek üzere davacıya teslim edildiğini, yapılan başvurularda imza sirkülerinin aslının bulunmaması nedeni ile ipotek fek işlemi yapılamadığını, akabinde ipotek alacaklısı ... Anonim Şirketi kapatılarak sicilden terkin işlemleri gerçekleştirildiğini, şirketin tasfiyesine karar verildiğini ve ticaret sicilinden de terkin edildiğini, bu durumun davacının İstanbul 3. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü’nün 04.08.1999 tarih ve ... yevmiye numaralı ipotek senedi ile, ... Anonim Şirketi lehine 7.500 TL bedelli, 1 Derece ve Fekki Bildirilinceye Kadar geçerli olan ipoteğin sicilden terkinini engellediğini, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Arnavutköy Tapu Müdürlüğü'ne yapılan başvuruda şirketin ihyası gerçekleşmeden işlemin yapılmasının mümkün olmadığının bildirildiğini beyan ederek ... Anonim Şirketi'nin ihyasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü' ne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... ANONİM ŞİRKETİ'nin 6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi, Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; "sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı" hususunun belirlenmesinin ardından, re'sen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 14.04.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğini, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicil Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, ... Anonim Şirketi'ne yapılan ihtara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketin ticaret sicilinden terkin edileceğinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte 13/01/2015 tarihli 8735 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan da edildiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanmasına gerektiğini, davalı ...'nün davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, re’sen terkin işleminin hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğunu, davacı tarafça da re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddiada bulunulmadığını beyan ederek davanın kabulüne kanaat getirilmesi halinde dava konusu şirketin, anılan taşınmaz kapsamında ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/11/2023 tarih ve 2023/531 Esas - 2023/759 Karar sayılı kararı ile; " Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 20/04/2015 tarihli 109. sayfasının çıktısını sunduğu, ... sicil numaralı ... Anonim Şirketi'nin 14/04/2015 tarihinde ticaret sicilden resen silindiklerinin ilan edildiği, İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi 3. Bölge ... köyü olan taşınmazın İpotek Belgesi, 04/08/1999 tarih ... yevmiye numaralı Resmi Senet fotokopisini, 17/12/007 tarihli mutabakat mektubu fotokopisini, ... Ticaret A.Ş. tarafından Gaziosmanpaşa 3. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü'ne verilen dilekçenin fotokopisini sunmuş olduğu anlaşıldı. ...'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, ... Ticaret A.Ş.'nin sicil kayıtlarının gönderilmiş olduğu görüldü. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazı cevabı ve tüm dosya kapsamı hep birlikte incelenmiştir. Dava, TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir.Somut olayda; İhyası istenen şirketin dava tarihi itibariyle Ticaret Sicilinde kayıtlı bulunan şirket merkezinin Şişli/ İstanbul olduğu ve mahkememizin yargı yetkisi içinde bulunduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümünde T.T.K.nun 547/1. maddesi hükmü gereğince mahkememiz kesin yetkilidir. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 Sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür.Şirkete ait bir malvarlığının bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. Bir şirket veya kooperatifin ihyası davasında davacı taraf, şirket ortaklarından herhangi biri, şirket veya kooperatifin en son yetkilileri, o şirkette veya kooperatifte daha önce çalışmış bulunan herhangi bir işçi, şirket veya kooperatiften alacağı bulunan herhangi bir gerçek veya tüzel kişi alacaklı, özetle hukuki menfaati bulunan herhangi bir kişi olabilir. Bu nedenle davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu kabul edilmelidir. Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil müdürlüğü tarafından şirket veya kooperatifin sicil kaydı re'sen terkin edilmekle birlikte, bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ve ilan edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne ihtar gönderilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce sicilden terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyasın içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Yapılan terkin işlemi, TTK'nun Geçici 7/4 fıkrasındaki usule uygun olmadığından, Geçici 7/15 fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanması mümkün değildir. Mahkememizce davalı Sicil Müdürlüğü tarafından, TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında yapılan terkin işleminin aynı maddede düzenlenen usule uygun olmadığı tespit olunduğundan ve davacı talebi bulunduğundan, usulsüz işlem nedeniyle dava açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davacının davasının KABULÜNE, - ...'nün ... numarasında kayıtlı iken resen terkin edilen Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi 'nin İstanbul İli Arnavutköy İlçesi ... Mah. ... Ada ve ... Nolu parsel üzerinde bulunan 04/08/1999 tarihli ... Anonim Şirketi lehine 7.500,00.-TL bedelli, 1. Derece İpoteğin sicilden terkin işlemleriyle sınırlı olmak üzere İHYASINA, 2-Kararın İstanbul Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, 3-Tasfiye Memuru olarak şirket ortağı ve yetkilisi ...'in atanmasına, ücret taktirine YER OLMADIĞINA, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı T.C. ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 14.04.2015 tarihinde 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca, ticaret sicilinden re’sen terkin edilen ... Ticaret Anonim Şirketi'nin sınırlı olmak kaydıyla ihyasına, şirket yetkilisinin tasfiye memuru olarak atanmasına ve müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmiş olup; müvekkil ticaret sicili müdürlüğünün, dava konusu işlemi hukuka uygun olduğu hâlde, müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olmakla birlikte; ilk derece mahkemesi kararının yalnızca yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiklerini, İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının incelenmesi neticesinde; müvekkil Müdürlük adına dosyaya sunmuş oldukları 21.08.2023 tarihli cevap dilekçesinin dikkate alınmadığı ve mahkemece, savunmaları tartışılmaksızın ve değerlendirilmeksizin, "Somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce sicilden terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyasın içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Yapılan terkin işlemi, TTK'nun Geçici 7/4 fıkrasındaki usule uygun olmadığından, Geçici 7/15 fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanması mümkün değildir. Mahkememizce davalı Sicil Müdürlüğü tarafından, TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında yapılan terkin işleminin aynı maddede düzenlenen usule uygun olmadığı tespit olunduğundan ve davacı talebi bulunduğundan, usulsüz işlem nedeniyle dava açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş..." ifadelerine yer verilerek; müvekkil aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğunu, Gerek 21.08.2023 tarihli cevap dilekçelerinin ve emsal içtihatların dikkate alınmaması, ileri sürülen savunma ve açıklamalarının tartışılmaması gerekse de HMK m 25/1 hükmüne aykırı olarak müvekkil müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretine mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Gerçekten de, dava dilekçesinde ve yargılamanın diğer aşamalarında dermeyan edilmeyen iddia ve hususların, mahkemece re'sen dikkate alınmadığını, buna karşılık cevap dilekçelerinin 2. ve 3. sayfaları ile 5 ila 10. sayfalarında ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, davacı vekilince re'sen terkin işlemine karşı bir iddia ileri sürülmediğinden ve bu konudaki emsal içtihatlar ışığında müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinin açıklandığını, Ancak ilk derece mahkemesince bahse konu savunmalarının dikkate alınmadığını, oysa hüküm kuran ilk derece mahkemesince, gerek HMK m. 25/1 (taraflarca getirilme ilkesi) gerekse de emsal içtihatlar ve savunmaları dikkate alınmadan hukuka ve yerleşik içtihatlara da aykırı gerekçeyle aleyhe karar verilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, Cevap dilekçelerinin 2 ve 3. sayfaları ile 5 ile 10. sayfalarında ayrıntılı olarak izah edildiği ve vurgulandığı üzere, davacı tarafça dava dilekçesinde ve yargılama süresince ileri sürülmeyen re'sen terkin işleminin usulüne aykırı olduğu hususunun mahkemece dikkate alınmasının mümkün olmadığını, zira yarılama süresince ileri sürülmeyen bir iddia ve/veya hususun mahkemece dikkate alınmasının HMK m. 25/1 ve m. 357'ye aykırılık teşkil etmekte olduğunu, Şirketin yetkilisine çıkartılan tebligatın 19.01.2015 tarihinde "İADE-TAŞINMIŞ" şerhiyle iade edilmesi de gözetilerek, dava konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edileceği hususunun, 13.01.2015 tarihli, 8735 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi hususunun dikkate alınmaması, TTSG'de yapılan işbu ilana atfedilen hukuki değerin tartışılmaması itibariyle terkin işleminin usulüne uygun olmadığının kabulünün mümkün olmadığını, Davacı vekilince, ne dava dilekçesinde ne de yargılama boyunca ileri sürülmeyen bir iddianın araştırılarak müvekkil Müdürlük aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, Gerçekten de, davacı tarafın ihya (ek tasfiye) talebine dayanak teşkil eden hususun, dava konusu şirket lehine kayıtlı olduğu iddia edilen ipoteğin fekkinden ibaret olduğunu, davacı tarafça, dava dilekçesinde ve yargılama boyunca anılan husustan başka bir hususa dayanılmadığını, “…davacının TTK.’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına dayalı olarak eldeki davayı açtığı, GEÇİCİ 7. MADDEDE GÖSTERİLEN ŞARTLAR GERÇEKLEŞMEDEN ŞİRKETİN TERKİN EDİLDİĞİNİ İLERİ SÜRMEDİĞİNE GÖRE, MAHKEMECE DAVALININ TESİS ETTİĞİ İŞLEMİN HATALI OLDUĞU KABUL EDİLEREK YARGILAMA GİDERLERİNİN DAVALI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA KARAR VERİLMESİ DOĞRU OLMAMIŞ, BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli, 2020/2299 E., 2020/4113 K. sayılı ilâmı. "İlk derece mahkemesince ... Ltd. Şti.'nin Samsun 3. İş Mahkemesinin2017/200 E sayılı dosyası ve müteakip işlemler yönünden ihyasına, yargılama giderlerini davalı tarafa tahmiline karar verilmiştir. Ancak, TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” düzenlemesini içermekte olup, davacının da anılan bu hükme dayanarak şirketin ihyası isteminde bulunduğu dikkate alındığında ve GEÇİCİ 7. MADDEDE GÖSTERİLEN ŞARTLAR GERÇEKLEŞMEDEN ŞİRKETİN TERKİN EDİLDİĞİNİ İLERİ SÜRMEDİĞİNE GÖRE, MAHKEMECE DAVALININ TESİS ETTİĞİ İŞLEMİN HATALI OLDUĞU KABUL EDİLEREK YARGILAMA GİDERLERİNİN DAVALI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA KARAR VERİLMESİ DOĞRU OLMAMIŞ, DAVALI VEKİLİNİNİ İSTİNAF BAŞVURUSU BU NEDENLE YERİNDE GÖRÜLMÜŞTÜR (EMSAL NİTELİKTE, YARGITAY 11. HD'NIN 2020/2299 E- 2020/4113 K SAYILI, 14.10.2020 TARİHLİ KARARI). YUKARIDAKİ AÇIKLAMA IŞIĞINDA, DAVALI VEKİLİNİN İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜ İLE İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU KARARININ HMK'NIN 353/1.B.2 MADDESİ UYARINCA YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN DÜZELTİLMEK ÜZERE KALDIRILARAK DAVANIN ESASI HAKKINDA DAİREMİZCE YENİDEN HÜKÜM VERİLMESİNE DAİR AŞAĞIDAKİ HÜKÜM KURULMUŞTUR." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26.05.2022 tarihli, E. 2022/380 K. 2022/661 sayılı ilâmı. GERÇEKTEN DE, DAVA KONUSU ŞİRKET TTK GEÇİCİ 7. MADDE KAPSAMINDA TİCARET SİCİLİNDEN TERKİN EDİLMİŞSE DE; İDDİA VE TALEP, DAVA KONUSU ŞİRKET LEHİNE KAYITLI OLDUĞU İDDİA EDİLEN İPOTEĞİN FEKKİ HUSUSUNA DAYANMAKTADIR. BU NEDENLE TALEPLE BAĞLI KALINDIĞINDA OLAYA UYGULANACAK HUKUK KURALI TTK M. 547'DİR. TTK M. 547 KAPSAMINDA EK TASFİYESİNE KARAR VERİLEN ŞİRKETLERE İLİŞKİN DAVALARDA MÜVEKKİL MÜDÜRLÜK YARGILAMA GİDERLERİ VE VEKÂLET ÜCRETİNDEN SORUMLU TUTULAMAZ. NİTEKİM YERLEŞİK UYGULAMADA BU YÖNDEDİR (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.04.2017 tarihli, E. 2017/1310 K. 2017/2024 sayılı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 24.06.2021 tarihli, E. 2020/1657 K. 2021/832 sayılı ilâmı.). Bu kapsamda son olarak, re'sen terkin prosedürü diğer bir ifadeyle, TTK geçici 7. maddede kapsam dâhilindeki şirketlerin tasfiye edilmemiş olması, malvarlığının/borçlarının bulunması durumlarında ticaret sicilinden terkin edilmeyeceklerine dair bir düzenleme bulunmamakta olduğunu, (TTK geçici 7. madde fıkra 1'de, kapsamda dâhilindeki şirketlerin terkini ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın yapılacağının düzenlendiğini) Gerek re'sen terkin işlemlerinin kanuna uygun olması gerekse de geçici madde 7/2'ye aykırı bir durum da bulunmadığından müvekkil müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı gibi müvekkil müdürlüğün davanın açılmasına sebep olduğundan bahsedilemeyeceğini, Tüm bu hususların cevap dilekçelerinde belirtildiğini ve ileri sürüldüğünü, ancak ilk derece mahkemesince dikkate alınıp, değerlendirilmediğini, Müvekkil müdürlüğün dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğuna ilişkin olarak; Mevzuat gereğince ve mevzuata uygun olarak, dava konusu şirketi sicilden terkin eden müvekkilin davanın açılmasında, kanun gereği zorunlu işlem tesis eden taraf olmak (yasal hasım olmak) dışında, davanın açılmasına sebep verdiğinden hiçbir biçimde bahsetmenin mümkün olmadığını, Şöyle ki; mevzuat gereğince işlem yapan müvekkilin tesis ettiği işlemin hukuka uygun olduğu ve mevzuatta, re’sen terkine ilişkin tüm prosedürü yerine getirdiği hususlarının belirtilmesi gerektiğini, Gerçekten de; dava konusu olayda, müvekkilin re’sen terkine ilişkin işlemlerinde hiçbir eksiklik olmadığından ve dava konusu re’sen terkin işlemi, re’sen terkin işlemlerine ilişkin TTK Geçici m. 7 ve buna ilişkin ikincil mevzuata uygun bulunduğundan; kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olan davacı tarafça, bu yönde bir iddianın (re'sen terkin işleminin usulsüz olduğuna ve/veya re'sen terkin sebebinin TTK Geçici 7. madde kapsamında yer almadığı vb.) ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığını, Nitekim dava dilekçesinde ve yargılama boyunca bu yönde bir iddia ileri sürülmediği gibi ihya (ek tasfiye) talebine dayanak teşkil eden hususun da, yalnızca dava konusu şirket lehine olan ipoteğin fekki işlemlerinin yapılabilmesinden ibaret olduğunu, TTK Geçici m. 7/12 (TİCARET SİCİLİNDEN UNVANLARI SİLİNECEK ŞİRKET VEYA KOOPERATİFLERİN BORÇLARI, UNVANLARININ SİLİNMESİNE ENGEL TEŞKİL ETMEZ.) ve dayanak teşkil eden işlemin re'sen terkin tarihinden sonra ikame edilmiş olması karşısında da ilk derece mahkemesinin kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, "...SOMUT OLAYDA, DAVALI ... SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ YASAL HASIM KONUMUNDA BULUNDUĞU, DAVALININ TERKİN İŞLEMLERİNİ USULÜNE VE MEVZUATA UYGUN YAPMADIĞINA DAİR BİR İDDİANIN İLERİ SÜRÜLMEDİĞİ GÖZETİLDİĞİNDE, KANUNİ GÖREVİNİ YAPAN DAVALININ VEKALET ÜCRETİ VE YARGILAMA GİDERLERİNDEN SORUMLU TUTULMASI DOĞRU OLMAMIŞ VE DAVALI VEKİLİNİN İSTİNAF NEDENİ YERİNDE GÖRÜLMÜŞTÜR." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 10.11.2022 tarihli, E. 2022/1897 K. 2022/1492 sayılı ilâmı. Buna göre, gerek davacı tarafın dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olması nedeniyle gerekse de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.03.2022 tarihli, E. 2022/1741 K. 2022/2360 sayılı ilâmıyla da kabul edildiği üzere, 5 yıllık hak düşürücü sona erdiğinden re'sen terkin işlemine karşı bir iddiada bulunulabilmesinin mümkün olmadığını, Yüksek Yargıtayca ve huzurdaki davada, yukarıda açıklanan hususun yanı sıra "ŞİRKETE VE TEMSİLCİSİNE TERKİN ÖNCESİ YAPILAN TEBLİGATLARIN USULSÜZLÜĞÜ, DAVANIN HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE İÇERİSİNDE AÇILMASI DURUMUNDA İNCELENMESİ GEREKEN HUSUSLAR"dandır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.03.2022 tarihli, E. 2022/22 K. 2022/2286 sayılı ilâmı ile 01.06.2023 tarihli, E. 2023/2913 K. 2023/3435 sayılı ilâmı.). Oysa huzurdaki davada, bu sürenin dahi çoktan sona ermiş olduğunu, ilk derece mahkemesince bu hususların hiçbirinin değerlendirilmediğini, göz ardı edildiğini, "ŞİRKETE VE TEMSİLCİSİNE TERKİN ÖNCESİ YAPILAN TEBLİGATLARIN USULSÜZLÜĞÜ, DAVANIN HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE İÇERİSİNDE AÇILMASI DURUMUNDA İNCELENMESİ GEREKEN HUSUSLAR OLUP BU DURUMDA TTK'NIN GEÇİCİ 7/15.MADDESİ UYARINCA SİCİLDEN 09.10.2015 SİLİNME TARİHİNDEN İTİBAREN BEŞ (5) YIL İÇİNDE İHYA DAVASI AÇILMASI GEREKİR..." Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.03.2022 tarihli, E. 2022/1741 K. 2022/2360 sayılı ilâmı. Bu noktada; derdest davası olan şirketler hakkında işlem yapılamamasının da, ancak, bu hususun, müvekkile bildirilmesi ile mümkün olabilecek nitelikte olduğunun belirtilmesi gerektiğini, (zira mevzuat gereğince re’sen terk kapsamına giren binlerce şirketten hangisinin derdest davası bulunduğunu, müvekkilin gerek teknik gerekse fiili olarak saptamasının mümkün olmadığını ve zaten bundan dolayı, re'sen terkin kapsamına alınmış ve devam eden davası bulunan şirketlerden, ancak bu hususu bildirenlerin kaydının silinmemiş olduğunu, Buna göre; dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede devam eden davası bulunduğuna ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığının saptandığını, Müvekkil Müdürlüğün, re’sen işlem yapma yetkisinin çok sınırlı hâllerde mevzuatta öngörüldüğü ve bu hususun düzenlenmediği hiçbir hâlde, müvekkilin, re’sen tescil işlemi yapamayacağı gibi, sicil kayıtlarını re’sen düzeltemeyeceğinin de belirtilmesi gerektiğini, diğer bir ifadeyle, sicil kayıtlarından re’sen terkin edilen dava konusu şirketin, sicil kayıtlarını bir kez silen müvekkilin, bu kayıtları, herhangi bir mahkeme kararı bulunmaksızın düzeltmesinin hukuken mümkün olmadığını, yani müvekkilin sulh olma yetkisi bulunmadığını, Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünün, re’sen işlem yapma yetkisinin, kanunda açık bir biçimde düzenlenmiş hâllerde bulunması ve fakat bu istisnai hâller dışında, bir mahkeme kararı bulunmaksızın tescil edilmiş herhangi bir olguyu değiştirmesinin, mevzuat gereğince mümkün olmamasına (ve dava konusu olay bakımından da re’sen işlem yapma yetkisi bulunmamasına) binaen; dava konusu şirketin sicil kaydını, mevzuata uygun biçimde re’sen terk eden müvekkilin, dava konusu şirketin kaydını, herhangi bir mahkeme kararı bulunmaksızın açamayacağını, gerçekten de müvekkilin mevzuata uygun biçimde, kanun gereğince re'sen terkin edilmesi gereken dava konusu şirketi, hukuka uygun biçimde terkin ettikten sonra, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan yeniden (re’sen) tescil etmesinin hukuken imkânsız olduğunu, zira dava konusu şirketin sicil kaydının re'sen müvekkil tarafından açılmasına ilişkin yetkisi bulunmadığını, nitekim anılan geçici m.7' de, bu şirketlere karşı ihya davası açılabileceğinin düzenlenmiş olduğunu, kısaca; müvekkilin re’sen terkin ettiği şirketleri, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan, yeniden tescil etmesi mümkün olmamakla, yani müvekkilin re’sen terkin ettiği şirketlerin yeniden sicil kaydının açma konusunda herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmamakta olduğunu, Nitekim yukarıda da açıklandığı üzere, dava konusu şirketin ihya ( ek tasfiye ) talebine dayanak teşkil eden hususun, ipoteğin fekki işlemlerinin yapılmasından ibaret olduğunu, Hâl böyleyken; davada uygulanması gereken hukuk kuralı TTK m. 547 olduğundan ve buna dayalı olarak da müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği hususunun açık olduğunu, "SOMUT OLAYDA; DAVACI TARAFINDAN DAVA DİLEKÇESİ İLE DAVALI ... SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ'NCE YAPILAN TERKİN İŞLEMİNİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞU İDDİA EDİLMEMİŞ VE MAHKEMECE DE YAPILAN İŞLEMLERDE HERHANGİ BİR HUKUKA AYKIRILIK TESPİT EDİLMEMİŞ OLUP, İHYA KARARI TERKİN TARİHİNDEN SONRA AÇILMIŞ BİR DAVADA TARAF TEŞKİLİNİN SAĞLANMASI AMACIYLA, BU DAVA DOSYASI İLE SINIRLI OLARAK VERİLDİĞİNDEN VE VERİLEN KARAR TTK'NIN 547. MADDESİ KAPSAMINDA EK TASFİYE NİTELİĞİNDE OLDUĞUNDAN İHYA EDİLEN ŞİRKETE TASFİYE MEMURU ATANMASI GEREKMEKTEDİR. BU SEBEPLERLE DAVALI VEKİLİNİN İSTİNAF BAŞVURUSU HAKLI BULUNMUŞTUR." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 07.12.2023 tarihli, E. 2023/1768 K. 2023/1925 sayılı ilâmı. Davacı tarafça, re'sen terkin işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmemişken; mahkemece re'sen terkin prosedürünün denetlenmesi ve müvekkil aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Özetle, müvekkil müdürlüğün eksik işlemi olsun veyahut da olmasın, huzurdaki davanın açılacağını, Buna göre de, müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hak ve nesafet kurallarına aykırı olduğunu, Anılan dava ile ilgili sorumluğu bulunanların (davanın açılmasına neden olan şirket yetkililerinin) değil de, mevzuat gereğince yapması gereken işlemleri eksiksiz yapan Müvekkil aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve işbu kararın kaldırılması gerektiğini, kaldı ki mevzuat gereği sorumluluğu bulunan ve bu itibarla, davanın açılmasına neden olan şirket yetkilileri aleyhine hüküm kurulmamasının da hukuka uygun olmadığını ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, “…davacının TTK.’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına dayalı olarak eldeki davayı açtığı, GEÇİCİ 7. MADDEDE GÖSTERİLEN ŞARTLAR GERÇEKLEŞMEDEN ŞİRKETİN TERKİN EDİLDİĞİNİ İLERİ SÜRMEDİĞİNE GÖRE, MAHKEMECE DAVALININ TESİS ETTİĞİ İŞLEMİN HATALI OLDUĞU KABUL EDİLEREK YARGILAMA GİDERLERİNİN DAVALI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA KARAR VERİLMESİ DOĞRU OLMAMIŞ, BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli, 2020/2299 E., 2020/4113 K. sayılı ilâmı. Mahkemenin ihtar ve ilan prosedürünün de mevzuata aykırı olduğu şeklindeki kabulünün de hukuka aykırı olduğunu, Şöyle ki; dava konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edileceği hususunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte Ticaret Sicil Gazetesinde ilan da edildiğini, Diğer yandan; işbu ilanın da, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; müvekkil tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın (bildirimin), dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmenin mümkün olamayacağını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.7/f.4-a’da, “Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirkete veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinin otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçer.” denilmek suretiyle, ilgiliye ihtarın ulaşmadığı durumlarda, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının, ilan tarihinin otuzuncu günü itibariyle, 7201 sayılı Tebligat Kanunu' na uygun bir bildirim olduğu hususunun vurgulandığını, buna göre de mezkur hüküm gereğince, davacının kendisine, müvekkil Müdürlük tarafından yapılan bildirimler (ihtarın), dava konusu şirkete ulaşmamış dahi olsa, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve re’sen terkin sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiği hususunun açık olduğunu, buna göre de ilanın bulunması karşısında, müvekkilin eksik bir işleminden bahsin dahi mümkün olmadığını, Aşağıda yer alan Yargıtay kararının da yukarıda açıklanan hususu ve müvekkil Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini doğrulamakta olduğunu, "...dosya içinde yer alan ticaret sicil evrakında davalı müdürlüğün ihyası istenen şirketin sicil kayıtlarındaki adresine tebligat çıkarıldığı, tebligatın “Bu sokak yok” şerhi ile bila döndüğü, 07/10/2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapıldığı ve 28/01/2014 tarihinde şirketin terkin edildiği anlaşılmaktadır. İhyası istenen şirkete gönderilen tebligat yapılamamış ise de 6102 sayılı TTK'nın geçici 7/4. maddesindeki usul dairesinde ilan tarihine göre tebliğ tarihi belirleneceğinden, dava konusu terkin işleminde usulsüzlük bulunmamakta olup, aksi gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.07.2020 tarihli, E. 2020/1551 K. 2020/3396 sayılı ilâmı ve aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 16.11.2022 tarihli, E. 2022/2092 K. 2022/1605 sayılı ilâmı. Sonuç olarak; dava konusu şirketin hukuka ve mevzuata uygun bir şekilde ticaret sicilinden re'sen terkin edilmesine ve emsal içtihatlara rağmen, eksik inceleme ve değerlendirmeyle dava konusu şirketin terkin işlemlerinin hatalı olduğunun kabul edilmesi, - Davacı tarafça re'sen terkin işlemleri aleyhine bir iddia ileri sürülmemişken sayın ilk derece mahkemesince HMK M. 25/1 hilafına hüküm kurulması, - Olaya uygulanacak hukuk kuralı TTK m. 547 olmasına ve TTK m. 547 kapsamında ek tasfiyesine karar verilen şirketlere ilişkin davalarda müvekkil müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması hukuka aykırı olup; müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini beyanla; Açıklanan ve inceleme sırasında re’sen tespit edilecek diğer nedenler de göz önüne alınarak; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2023/759 sayılı kararının kaldırılarak, talepleri doğrultusunda müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edilen dava konusu şirketin ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, davacının maliki olduğu taşınmaz üzerine ihyası talep edilen ... Anonim Şirketi lehine ipotek tesis edildiğini, ipotek bedelinin ödenmesine rağmen dava konusu şirketin terkin edilmesi sebebiyle ipotek fek işleminin yapılamadığını, ipotek fek işleminin yapılabilmesi için dava konusu şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. İhyası talep edilen şirketin sicil kaydı TTK'nın geçici 7. maddesine göre 14/04/2015 tarihinde münfesih olması veya sayılması sebebiyle resen terkin edilmiştir. Mahkemece dava konusu ipotek fekki işlemin yapılabilmesi için resen terkin edilen şirketin ihyasına karar verilmesi ve ipotek fek işleminin yapılması için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi davacının hukuki yararı bulunduğundan yerindedir. Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz." denilmek sureti ile kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirket ve kooperatiflerin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre yapılacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde ile belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Mezkur maddenin 15. fıkrası ile "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." düzenlemesi getirilerek hukuki menfaatleri bulunanlar ile alacaklılara şirket ve kooperatifin ihyası için dava açma hakkı tanınmış olup, ilk derece mahkemesi karar tarihinden önce Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan somut norm denetimi sonucunda 22/06/2023 tarihli ve 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı karar ile; 6102 Sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin, Anayasamızın 35 ve 40. maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar verilmiştir. Söz konusu iptal kararı 15.09.2023 tarihli, 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle davalı tarafın, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına yönelik savunması yerinde değildir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde davanın beş yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını belirtmesi karşısında Mahkemece beş yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi için terkin işleminin usulüne uygun olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil müdürlüğü tarafından şirket veya kooperatifin sicil kaydı re'sen terkin edilmekle birlikte, bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ve ilan edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne ihtar gönderilmesi gerekmektedir. TTK'nın geçici 7. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan ilanın ihtar yerine geçebilmesi için öncelikle müdürlükçe şirkete ve yetkilisine ihtarın tebligat ile gönderilmesi, ancak tebligatın ulaşmaması nedeniyle ihtarın yapılamamış olması gerekmekte olup, dosyada şirket ve yetkilsi adına çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade döndüğünün belirtildiği, ancak iade dönen tebligat evraklarının sicil dosyasında bulunmadığı anlaşılmakla, şirkete ve şirket yetkilisine usulüne uygun olarak tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, sicil dosyasında da tebligat evrakının ve tebliğ şerhinin bulunmadığı, bu nedenle Mahkemece, yapılan terkin işleminin şekil açısından hukuka uygun olmadığı ve davanın açılmasına davalı müdürlüğün sebep olduğu tespit edilmiş olduğundan, davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulması usul ve yasaya uygundur. Bu sebeple davalı vekilinin yargılama giderleri ile vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması, karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59