İstanbul BAM 13. HD 2023/2093 E. 2024/323 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2023/2093
2024/323
22 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2093 Esas
KARAR NO: 2024/323 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2022/688 Esas - 2023/505 Karar
TARİHİ: 30/05/2023
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında taşımacılık sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca diğer davalı ... Tuzla'da bulunan deposundan Lüleburgaz'daki deposuna dolu gidiş- dolu geliş taşımacılık yapıldığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri ifa ettiğini ancak davalılar tarafından alacağının tamamının ödenmediğini beyanla müvekkilinin alacağının tespiti ile ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirket, sektörünün önde gelen firmalarından olup, kurumsal bir firma olmanın gerektirdiği şekilde, ilke ve prensiplerine bağlı olan profesyonel bir şirket olduğunu, müvekkili, dünyanın en büyük "..." ve "..." şirketlerinden biri olup, tüm dünyada 10 milyon m² depolama alanı ve 50 bine yakın çalışanının mevcut olduğunu, davacının iddia ettiği hususlar gerçek dışı ve mesnetsiz olmakla birlikte, davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin, davalılardan, ... Nakliyat ile Taşıma Hizmet Sözleşmesi imzaladığını ve işbu sözleşme uyarınca ... Şirketi'nin, ... müşterilerine ait ürünleri bildirilen yerlerden teslim alarak uygun nitelikteki araçlarla taşıma ve teslim için gösterilen adreslere teslim etme görevini üstlendiğini, davacı ... ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, davacının dava dilekçesi ekinde sunulu arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde, müvekkili şirket ... taraf olarak yer almadığının görüleceğini, ayrıca, arabuluculuk tutanağında görüşmeye konu vakıa İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına vaki itirazın iptali olduğunu, davacıya, huzurdaki davaya konu vakıaya dair arabuluculuk tutanak aslını sunması için kesin süre ve akabinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, dava dilekçesinde alacak iddiasını, taşıma sözleşmesine dayandırarak, taşıma ilişkisinden kaynaklı alacak olarak nitelendirdiğini ve dosyaya sunulu faturalarda da fatura açıklaması olarak nakliye bedelinin dercedildiğini, TTK'nın Taşıma İşleri başlıklı Dördüncü Kitabı altında anılı 855. maddesinde zamanaşımının düzenlenlendiğini, müvekkili şirkete ilişkin herhangi bir fatura düzenlenmemiş olmasına rağmen, haklarına halel gelmemesi adına davacının alacak iddialarının zamanşımına uğradığına dair itirazlarını sunduklarını, davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davacının, müvekkili şirketin taşıma işleri nedeni ile diğer davalılar ile sözleşme imzaladığını, işbu sözleşme gereğince edimlerini ifa ettiğini ancak alacaklarını tahsil edemediğini, anılan nedenlerle sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini ve alacaklarının tahsili talepli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini bildirdiğini, öncelikle davacı ... ile müvekkili şirketin herhangi bir ilişkisinin mevcut olmadığını, taraflar arasında herhangi bir sözleşme mevcut olmadığı gibi, davacı yanca müvekkili şirkete kesilmiş bir faturanın da mevcut olmadığını, diğer davalıların, davacı ile girdiği ticari ilişkide, sözleşmeye müvekkili şirketin unvanını da eklemesi kendilerine ancak prestij sağlayacak olup, bu hususta müvekkilinin talimat ya da talebinin de mevcut olmadığını, davacının, diğer davalılar ile olan ilişkisi hasebi ile müvekkili şirkete husumet yöneltmesi mümkün olmayıp, taleplerin müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu faturalar kapalı fatura olarak kesildiğinden her ne kadar müvekkili şirket ile ilgisi bulunmasa da alacak iddiasını ispat yükünün alacaklıya ait olduğunu beyanla davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin Türkiye sınırları içinde mal ve eşya taşımacılığı gerçekleştiren bir nakliyat şirketi olduğunu, müvekkil şirket ... Nakliyat ile davacı ...cer arasında 01/10/2018 tarihinde 18 aylık bir süre içeren (01/10/2018-01/04/2020) taşıma sözleşmesi ihdas edildiğini, anılan taşıma sözleşmesi kapsamında davacı taraf bir süre müvekkili şirkete karşı edimini ifa etmişse de, sözleşmede belirtilen süreye aykırı olarak, 2019 yılının sonunda taşıma faaliyetlerini haksız olarak yarıda kestiğini ve yine müvekkili şirkete içeriği gerçeğe aykırı olan ihtarname yollayarak sözleşmeyi feshettiğini, ardından 14/08/2020 tarihinde müvekkili şirket ve müvekkili ... aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... dosya numaralı icra takip dosyası ile takibe geçtiğini, 17/08/2020 tarihinde müvekkili şirket ... , 27/08/2020 tarihinde ise müvekkili ... takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, davacı taraf son olarak 16/03/2022 tarihinde arabulucuya başvurmuş olup yapılan görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını, gelinen aşamada iş bu dava ikame edilmiş olup davacının taleplerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, belirsiz alacak davasının, davalı müvekkili şirketin yerleşim yerinde açılması gerekirken, alacaklı şirketin yerleşim yerinde açılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle iş bu davanın yetki yönünden usulden reddi gerektiğini, dava şartı arabuluculuğun yerine getirilmemesinden dolayı davanın usulden reddi gerektiğini, taşıma işlerinde zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak belirlendiğini, huzurdaki uyuşmazlık taşıma sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağına ilişkin olduğundan alacağın zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak ise davacı tarafından müvekkili adına 9 adet fatura düzenlendiğini ve bu fatura bedellerinin de ödendiğini, kapalı faturalara dayanılarak alacak talep edilemeyeceğini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 30/05/2023 tarih ve 2022/688 Esas - 2023/505 Karar sayılı kararında; "Dava konusu uyuşmazlık; taşımacılık sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Taraflar arasında 01/10/2018 tarihinde Tuzla-Lüleburgaz/Lüleburgaz-Tuzla arası taşımacılık sözleşmesi kurulmuş ve davacı taraf alacaklarına yönelik en son keşide edilen faturanın 10.02.2020 tarihinde tanzim edildiği görülmüştür. Davacı taraf alacaklarına yönelik olarak İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya ile 14.08.2020 tarihinde icra takibi başlatmıştır.Davacı vekili zararın tazmini talepli Kartal Noterliği 05.11.2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnameyi dosyaya sunmuştur. Davalı yanlarca süresi içerisinde verilen cevap dilekçeleriyle zamanaşımına def'inde bulunulduğundan, olayda öncelikle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının tespiti gerekmektedir. TTK'nın 855/1. maddesinde; bu kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem haklarının on yılda, diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrayacağı; ikinci fıkrasında bu sürenin, eşya taşımasında eşyanın gönderilene teslimi, yolcu taşımasında yolcunun varma yerine ulaşması, eşyanın tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış olması halinde ise eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Hükmün beşinci fıkrasında ise eşyanın zayi olmasının, geç teslim edilmesinin veya hasara uğramasının taşıyıcının kasıtlı ya da pervasızca bir davranışından kaynaklanması halinde taşıyıcının sorumluluğun üç yılda zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.Somut olayda TTK'nın 855/2. maddesi gereğince eşyanın teslim tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi bulunduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekir. Dava konusu cam eşyanın gönderilene teslimine yönelik son faturanın 10.02.2020 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı tarafça TTK'nın 855/2 hükmü gereğince 10.02.2020 tarihinden itibaren en geç (icra takibi ve ihtarname tarihlerine ilişkin zamanaşımının kesilmesi sebepleri de dikkate alınarak) 14.08.2021 tarihine kadar bir yıllık süre içerisinde alacak talebinde bulunması gerekir iken davacının bir yıllık zamanaşımı süresinden sonra 21.09.2022 tarihinde dava açmış olduğu ve dava tarihi itibariyle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda TTK'nın 855/5 hükmü gereğince taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş fiilinden veya ihmali düzenlemesi kapsamında üç yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla işbu davada TTK 855/1’de belirtilen 1 yıllık zaman aşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmakla, davacının davasının zaman aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. "gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; huzurdaki dava dosyası içerisinde, davalı ... firması ile diğer davalılar ... firmaları aralarında taşıma hizmet akdi düzenlediklerini, bu taşımaya göre ... firmasının kendi depoları arası olan(Tuzla/Lüleburgaz) taşıma işlerinin yapılacağını, bu akit gereği ... işveren, ...'ın taşıyıcı sıfatında olduğunu, işbu sözleşme ile taşıyıcının Tuzla-Lüleburgaz ve Lüleburgaz-Tuzla depoları arası hizmet sağlayacak olup işverenin ise aylık hakediş ödemlerini fatura karşılığı yapacağını, bu hakedişin araç kira bedel alacağı, ikinci şoför ücret alacağı, otoyol-köprü geçiş ücret alacağı, mazot hakediş alacağı ve fatura kdv alacaklarına ilişkin olduğunu; Davalı ... araç yetersizliğinden kaynaklı harici olarak müvekkili ile kendi aralarında ... firmasının taşıma işlerinin yapılması için anlaşma sağladıklarını, bu anlaşmaya göre ... firmasından aynı hakediş şartları ile müvekkilinin taşımacı sıfatına haiz olacağını, ... firmasının iş ve eylemleri için ... ve ... firmaları kendi aralarında bir sözleşme yapmış olup, aynı şart ve durumlar ile yine .... firmasının iş ve eylemleri yapılmak üzere müvekkili ile ... firması arasında bir sözleşme yapıldığını, bahsi geçen sözleşmelerde araç kira bedeli, ikinci şoför ücreti, 100 km karşılığı 37 lt mazot hakedişi, köprü otoyol geçiş ücretleri olup bu alacakların aylık hakedişe döküldüğünü ve nakliye bedeli adı altında fatura (+KDV) edildiğini; Davalı ... arasında bir ticari ilişki kurulduğunun, bu ticari ilişki içerisinde ... işveren ... taşıyıcı olduğunun göründüğünü, aynı şekilde asıl işverenin ...'in olduğunun ancak taraflarının müvekkili ve ... firması olduğunun ve bu taraflar arasında bir ticari ilişki olduğunun açık olduğunu, tüm bu taraflar arasında fatura alacağı olarak sunulan bir alacak borç ilişkisi olduğunun görüldüğünü, taşıyıcının bir malı bir yerden bir yere naklettiğinin, buna karşılık işverenin de bu nakledilmeye karşılık anlaşılan bedeli üstlendiğinin açık olduğunu; Huzurdaki davada davalı yanların cevap dilekçelerinde TTK md. 850'de geçen 1 yıllık zamanaşımı iddialarında bulunduklarını ve nihai durumunda yargılamayı üstlenen mahkemenin davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verdiğini, söz konusu ilk derece mahkemesi gerekçede yanılgıya düşmüş olup davanın esasında hukuka aykırı hüküm kurduğunu, TTK md. 850/1 taşıyıcıyı tanımlamış olup; "taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir." şeklindedir. Bu halde müvekkilinin taşıyıcı olduğu hususta bir ihtilaf bulunmadığını, devamında TTK md. 850/2'de taşıyıcının ve iş verenin esaslı yükümlülüğü belirterek; "taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır." şeklinde düzenlediğini, bu halde TTK md. 850/2 taşıyıcı ile işveren arasında bir alacak borç ilişkisinin kurulduğunu hiçbir ihtilafa gerek kalmaksızın gösterdiğini, davalı yanların ve yargılamayı üstelenen mahkemenin dava konusunu TTK md. 855/1 gereği 1 yıllık zamanaşımına indirgemelerinin yanlış olduğunu, TTK md. 855 /1'in "Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde olup burada alacak borç ilişkisinden bahsetmeyip zarar ilişkisinden bahsettiğini, burada kanun lafzının ilk bölümünde yolcuya ilişkin ölüm ve bedensel zarar durumunu açıklamışken; (noktalı virgül)'den sonrası için ölüm ve bedensel bütünlük dışındaki tüm zararları ayırdığını, burada kanun lafzından anlaşılması gerekenin sadece zarar durumları için bir ayrım yapmış olması olduğunu;Huzurdaki dava konusunun taraflar arasında bir fatura alacağına dayanması ve bu fatura alacağının sözleşmenin esası olan edimlerin gerçekleşmesine yönelik olduğundan bahisle bir alacak borç ilişkisi bulunduğunu, bu sebeple müvekkili ile davalılar tarafında olan alacak borç ilişkisinin Türk Borçlar Kanunu gereği genel hükümlere tabi olup zamanaşımı konusunda genel hükümlerin uygulanacağı sabit olduğundan bahisle zamanaşımının on yıla tabi olduğunu, somut olayda müvekkili ile davalı ... arasında kurulan sözleşme gereği müvekkilinin edimlerini ifa ettiğini, yine müvekkilinin sözleşme süresince asıl işveren olan ...'e ve diğer taşıyıcılar olan ... ve ... kusur doğurucu, haksız fiil teşkil edici veya başkaca bir sebepten kaynaklı zarar vermediğini, ancak müvekkilinin davalı ... sözleşme gereği olan alacağını temin edemediği beyanla İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/688 Esas 2023/505 Karar sayılı dosyasındaki kararın bozulmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya ve taşıma sözleşmesine dayalı alacağın tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya kapsamından; davacı ile davalılar ... Limited Şirketi ve ... arasında 01.10.2018 tarihli taşıma sözleşmesinin akdedildiği, sözleşme ile davacının, diğer davalı ... Limited Şirketi ile davalı ... Şirketi arasındaki taşıma sözleşmesi ile üstlenilen davalı ... Limited Şirketi'ne ait oto cam taşıma işini alt taşıyıcı olarak ifa etmeyi üstlendiği, bu kapsamda davacı tarafından davalı ... Limited Şirketi adına faturalar düzenlediği ve davalılardan nakliye bedeli açıklaması ile düzenlendiği ödenmeyen fatura bedelleri ile taşıma sözleşmesi kapsamında ödenmediğini iddia ettiği diğer alacak kalemlerinin tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır. TTK'nın 855/1. maddesinin; "Bu kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğünü zedeleyen bir zarara uğraması halinde istem hakları on yılda, diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde olduğu ve madde gerekçesinde dördüncü kitap hükümlerine tabi taşımadan doğan her türlü talep haklarının bir yıllık zamanaşımına tabi olduğunun açıklandığı, bu nedenle taşıma sözleşmesinden doğan ücret vs alacakların da bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, bu sürenin eşya taşıması halinde aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca eşyanın gönderilene teslim tarihinden itibaren başlayacağı, somut olayda; davacı tarafından iddia edilen alacağın dayanağı TTK'nın dördüncü kitap hükümlerinde düzenlenen taşıma sözleşmesi olduğundan, ücret alacağı da olsa bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taşıma konusu eşyaların tesliminden sonra faturaların düzenlenmesi sebebiyle bir yıllık sürenin, Mahkemece de kabul edildiği üzere, son fatura tarihinden itibaren başlayacağı, davacı tarafından düzenlenen son faturanın tarihinin 10.02.2020 olduğu, davacı tarafından 14.08.2020 tarihinde davalılar aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, TBK'nın 154. maddesi uyarınca bu tarihte zamanaşımının kesildiği ve yeniden işlemeye başladığı, bundan sonra ise zamanaşımını kesen bir işlem yapılamadığı, davacının 16.03.2022 ve 22.08.2022 tarihlerinde arabuluculuk başvurusunda bulunduğu, bu tarihler ve davanın açıldığı 21.09.2022 tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59