İstanbul BAM 13. HD 2021/1898 E. 2024/319 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1898
2024/319
22 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1898 Esas
KARAR NO: 2024/319 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/604 Esas - 2021/452 Karar
TARİHİ: 22/06/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğundan hizmet karşılığı fatura düzenlendiğini, davalıdan 55.436,79 TL alacaklı olmaları nedeniyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın icra takibine itiraz ettiğini, dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla davalının icra takibine yaptığı tüm itirazların reddi ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin uzun yıllardır dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. aracılığı ile yakıt aldığını ve yakıt bedellerini düzenli olarak ödediğini, davacı ile dava dışı şirket arasında aracılık ilişkisi bulunduğunu, imzalanan anlaşmalar gereğince ... iş bu akaryakıt satış faaliyetlerine aracılık hizmeti vermesi hususunda yetkili kılındığını, ... nezdinde akaryakıt alımları sebebiyle doğabilecek her türlü borçlarının "garantör" sıfatıyla .... tarafından ödenmesinin taahhüt edildiğini, eğer davacının alacakları varsa bunu .... Ltd. Şti.'ye yöneltmeleri gerektiğini, davacının tüm fatura bedellerinin ... ödendiğini biliyor olduğu halde iş bu davayı açtığını beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 22/06/2021 tarih ve 2020/604 Esas - 2021/452 Karar sayılı kararında; "Dava; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası değerlendirilmiştir. Buna göre, taraflar arasında cari hesap alacağının mevcut olduğu, davacı tarafça alacağına ilişkin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı taraf davacıya borcu olmadığını iddia etmiştir. Dosya, defter inceleme günü belirlenerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak sözleşme yorum denetim uzmanı bilirkişi ile mali müşavir bilirkişi heyetine tevdii edilmiş; defter inceleme gün ve saatinde tarafların defterlerini hazır bulundurduğu, 22.04.2021 havale tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, davacının kayıtlarına göre davacı tarafın davalı taraftan 12.11.2016 tarihi itibariyle 55.436,16 TL alacaklı olduğu, davalının kayıtlarına göre 31.12.2015 tarihi itibariyle davalının davacıya herhangi bir cari hesap borcunun olmadığı, icra takibine konu faturalar dışında kalan ve taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen tüm faturaların dava dışı ... Şirketine, bu şirket tarafından da davacı ... ödendiğinin tespit edildiği, icra takibine konu faturalar nedeniyle davacı şirketin dava dışı ... Şirketinden çek aldığı ve bu çekleri cari hesaba işlemesi neticesinde 2015 yılı cari hesabında alacağının bulunmadığı, dava dışı ... Şirketinin son iki çekinin karşılıksız çıkması üzerine, 2016 yılında çek bedellerinin cari hesaba yeniden kaydedildiği ve karşılıksız çıkan çek bedellerinin de şüpheli alacaklar hesabına aktarıldığı, bu nedenle davalının cari hesap borcunun oluştuğu; davacı, davalı ve dava dışı ... Şirketi arasındaki ilişkinin, Garanti Sözleşmesi, Kefalet Sözleşmesi veya Borcun Üstlenilmesi olup olmadığı ve bu hukuki nitelendirmeye bağlı olarak borcun sona erip ermediğinin mahkemenin takdirinde olduğu, kanaatlerince dava konusu olayda TBK 196/3 maddesi kapsamında alacaklı davacı ... Akaryakıt'ın, dava dışı ... Şirketinin borcunu üstlenmesini örtülü olarak kabul ettiği sonucuna varıldığı, dava dışı ... Şirketinin kefalet veya garantör vasfında olduğu ve davalının borcunun sona ermediği sonucuna varılacak olursa 55.436,16 TL yönünden itirazın iptaline karar verilebileceği rapor edilmiş olup; Bilirkişi raporunun ayrıntılı tetkikinde, dava dışı ... tarafından imzalanan 30.12.2014 Yakıt Talep Formu ve Taahhütnamesi başlıklı belgede 30.12.2014 tarihinde sipariş edilen ve aynı gün davalıya teslim edilecek olan toplam 17.000 TL fatura tutarlı siparişle ilgili olarak “Yukarıda belirtilen akaryakıt bedelinin ödenmesinde, yakıt için düzenlenecek faturanın muhatabına/Borçlusuna müteselsil kefil olduğumuzu, bu çerçevede ... nam ve hesabına ... deniz araçlarına teslim etmek üzere almış bulunduğumuz yakıt bedelinin, ... ile aramızda mevcut protokole istinaden kendimiz tarafından ödeneceğini kabul, beyan ve taahhüt ederiz.” ifadelerinin yer aldığı, "icra takibine konu faturalar dışında kalan ve taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların dava dışı ... şirketine bu şirket tarafından da davacı ... akaryakıta ödendiğinin” tespit edildiği, dosyaya sunulu davacı ... akaryakıt tarafından oluşturulduğu anlaşılan 24/04/2013 tarihli belge fotokopisinden, dava dışı ... şirketinin garantör olarak hareket ettiği görülmekte ise de, 30/12/2014 tarihli dava dışı ... Şirketi tarafından düzenlenen belge ile, ... Şirketinin yalnızca garantör olarak değil, aynı zamanda davacı adına tahsilat yaptığının anlaşıldığı, hususlarında tespitler yapılmış olması da nazara alınarak, davalı şirketin davaya konu faturalara ilişkin ödemeleri dava dışı ... Şirketine yaptığı, ... Şirketi tarafından da davacı tarafa çek verilmesi suretiyle ödeme yapıldığı, aracı firma ... akaryakıt talep edilmesi ve davacı ... tarafından kesilen fatura bedellerinin ...’e ödenmesinin bir ticari teamül haline gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, bu haliyle TBK 196/3 maddesi kapsamında alacaklı davacı ... , dava dışı ... Şirketinin borcunu üstlenmesini örtülü olarak kabul ettiği hukuki kanaatine varılarak davalı tarafın başlatılan takip sebebiyle borçlu olmadığı anlaşıldığından, davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir.Öte yandan her ne kadar davalı tarafça davacıdan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş ise de takibin haksız ve kötü niyetli olmaması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluşmadığından talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; dava dışı ... ile müvekkili şirket arasındaki ilişkinin borcun üstlenilmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, borcun dış üstlenilmesine ilişkin kanuni düzenlemenin TBK'nın 196. maddesinde; "Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur. İç üstlenme sözleşmesinin, üstlenen veya onun izni ile borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri anlamına gelir.Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir. Alacaklı, çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer herhangi bir işleme rıza gösterirse, borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlendiğini;Bahse konu düzenleme uyarınca müvekkili şirkete yapılan herhangi bir borç üstlenilmesi bildirimi bulunmadığını, ... Denizcilik'in davalının borcunu kapsar şekilde müvekkili şirket lehine keşide etmiş olduğu çekler garantör sıfatıyla verilmiş olup davaya konu hukuki ilişkide borcun üstlenilmesi niteliğinde yapılan açık veya zımni bir hukuki işlem bulunmadığını, bu hükmün davaya konu olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, davaya konu fatura bedelleri ... tarafından müvekkili şirkete ödenmiş olmadığından ilgili fatura bedellerine ilişkin müvekkili şirkete yapılmış olan bir ifanın da bulunmadığını, ... Denizcilik ile müvekkili şirket arasında akdedilmiş bulunan sözleşmede; "Aracılık hizmeti verdiği ... müşterilerinin ... nezdinde işbu akaryakıt alımları sebebiyle doğabilecek her türlü borçlarını Borçlar Kanunu'nun "Üçüncü kişinin fiilini taahhüt" hükümleri çerçevesinde 'Garantör' sıfatıyla ifa etmesine, ifa yükümlülüğünü nakden ve def'aten ödeme yapmak / bizzat çek keşide etmek / ...'in kabul ettiği durumlarda ciroladığı çekleri ibraz etmek suretiyle yerine getirmesine, garanti taahhüdü çerçevesinde, işbu sözleşmede öngörülen teminatları tevdi etmesine" şeklinde düzenlemenin bulunduğunu; Dava dışı ... sözleşme kapsamında üstlendiği rol TBK m.128'de düzenlenen "Garantör" sıfatı ile "Üçüncü kişinin fiilini taahhüt" olarak belirlenmiş olup bunun borcun dış üstlenilmesi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, borcun üstlenilmesi kurumunun mevcudiyeti için alacaklının rızası gerekmekte olup müvekkili şirketin bu yönde bir rızasının olmadığını, doktrinde de bu durumun; "Borcun dış üstlenilmesi kurumu ile alacaklının rızası olduğu müddetçe hüküm ifade eden bir hukuki işlemdir. TBK, özellikle ticari hayatta karşımıza çıkmakta olan borcun nakli kavramını alacaklı, (önceki)borçlu, borcu üstlenen ve borca teminat veren 3.kişiler açısından düzenlemiştir." şeklinde ifade edildiğini; ... Şirketinin müvekkili şirket adına tahsilat yapma yetkisinin bulunmadığını, Yerel Mahkemenin belirttiğinin aksine 30.12.2014 tarihli belgenin de böyle bir tahsilat yetkisini içermediğini, dava dışı ... Denizciliğin müvekkili şirket ile aralarındaki sözleşme uyarınca müvekkili şirketin akaryakıt satış faaliyetlerinde müşteri temini ve müşteri portfoyü oluşturulmasında aracılık faaliyetini üstlendiğini, söz konusu dava dışı şirketin garanti hükümleri çerçevesinde ticari ilişki tesis edilecek müşterilerle müvekkili arasındaki ticari ilişki nedeniyle, müşterilerin müvekkili şirket nezdinde doğabilecek tüm borçlarının ödenmesinden müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, bu hususların ... ile müvekkili şirket arasında imzalanmış olan ve dosyada mübrez olan sözleşmede açıkça belirlendiğini, müvekkili şirket ise davalıya akaryakıt temin etmekte olup temin etmiş olduğu akaryakıt bedelini takibe ve davaya konu faturalara yansıttığını akabinde garantör sıfatı ile müvekkili şirketin davalıdan olan tüm alacaklarından müteselsil ve müşterek olarak sorumlu olan dava dışı ... fatura bedellerinin garantör sıfatıyla ödenmesi için müvekkili şirkete çekler keşide ettiğini ve müvekkili şirketten çek bedellerinden davalının borcu tutarınca virman işlemi yapılmasını talep ettiğini, müvekkili şirketin bunun üzerine verilmiş olan bu çeklere istinaden davalının hesaplarında virman işlemini gerçekleştirdiğini; ... tarafından keşide edilen çek bedellerinin ödenmediğini ve müvekkilinden erteleme talep edildiğini, akabinde ertelenen çek bedelleri için ... tarafından müvekkili şirkete keşide edilen çeklerin karşılıksız çıktığını, bunun üzerine keşide edilen çeklere istinaden yapılan virman işleminin ters kayıt ile düzeltildiğini, bu açıklanan hususların bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, bu hususta davalı tarafça her ne kadar fatura bedellerinin dava ... ödenmiş olduğu iddiası ileri sürülmekte ise de müvekkili şirket tarafından dava dışı ... tahsilat yapma yetkisi verilmediğini, müvekkili şirket ile ... arasında imzalanan sözleşmede de bu yönde bir hüküm bulunmadığını, ayrıca bu sözleşmenin davalı tarafça mahkemeye sunulmuş olması bu hususun davalı tarafından da bilinmekte olduğunu ortaya koyduğundan bahisle korunmaya değer bir güvenin de bahse konu olmasının mümkün olmadığını, bu sebeple 3. kişiye yapılan ödemenin müvekkili şirkete olan borcu sona erdirmeyeceğinin kabulünün gerektiğini, ancak Yerel Mahkemenin ... tarafından düzenlenen 30.12.2014 tarihli belgeye dayanarak; "30.12.2014 tarihli dava dışı ... Şirketi tarafından düzenlenen belge ile, ... Şirketinin yalnızca garantör olarak değil, aynı zamanda davacı adına tahsilat yaptığının anlaşıldığı" şeklinde hatalı bir kanaate ulaştığını, Yerel Mahkemenin de belirtmiş olduğu gibi bahsi geçen 30.12.2014 tarihli belgenin ... tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiş ve imzalanmış olan bir belge olduğunu, bir gerçek veya tüzel kişinin tek başına düzenlemiş olduğu belge ile kendi adına tahsilat yetkisi veremeyeceğinin hukuk düzeninin bir gereği olduğunu ve aksinin kabulünün mümkün olmadığını, ilgili belge içeriğinde de müvekkili şirket tarafından ... Denizcilik şirketine tahsilat yetkisi verildiğine dair bir düzenlemenin yer almadığını, bu belgenin yerel mahkeme kararına konu olduğu şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığından bahisle bu yönde verilen kararın da hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu; Her ne kadar Yerel mahkeme kararının daha önce davalıya sağlanan akaryakıt bedellerinin ... tarafından ödenmesinin kabul edilmiş olması sebebiyle ticari teamül haline geldiği karara sebep gösterilmiş olsa da, müvekkili şirketin alacağını garantör firmanın ödemesi ile tahsil ediyor olmasının garantörlük kapsamı içinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda ... Denizcilik'in, Çerçeve Sözleşme'nin Garanti Hükümleri uyarınca; aracılık faaliyetleri kapsamında ticari ilişki tesis edilecek müşteriler ile müvekkili arasındaki ticari ilişki nedeniyle, müşterilerin müvekkili nezdinde doğabilecek tüm borçlarını müşterek ve müteselsil olarak ödemesinden garantör sıfatı ile sorumlu olmasının müvekkilinim asıl borçluya başvurmasına engel olmayacağını, Yerel mahkemenin yapmış olduğu yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda davaya konu fatura bedellerine ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunun tespit edildiğini, bu bakımdan davanın haklılığının sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından davaya konu fatura bedeline ilişkin ürünün satışının yapıldığının ve davalı tarafından da ürünün teslim alındığının davalı tarafça da imzalanmış olan akaryakıt teslim tutanakları ile sabit olduğunu, aynı zamanda davalı tarafça da faturaya konu ürün alımının yapıldığının, bu alıma ilişkin bedelin dava dışı ... Denizcilik'e ödendiği açıklaması ile ikrar edildiğini, davalı tarafça alımı yapılan ürün bedellerinin ne davalı ne de garantör şirket tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, bu hususun bilirkişi raporunda; "davacının icra takip tarihi itibariyle kendi defterinde kayıtlı olan 55.436,16 TL tutarında davalı şirketten alacaklı olduğu, bu tutar bakımından işbu itirazın iptali davasının kabulüne karar verilebileceği" denilmek suretiyle tespit edildiğini, bu sebeple hakkaniyet gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini;Yerel Mahkemenin gerekçeli kararının gerekli unsurları ihtiva etmediğini, bilindiği üzere gerekçeli kararın, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olduğunu, bu doğrultuda mahkeme kararlarının gerekçeli olması gereği uluslararası sözleşmelerde düzenlendiği gibi aynı zamanda Anayasa'da, Kanun'larda ve İçtihatlarda da yer aldığını, Yargıtay içtihatlarında, mahkemelerin kararlarını verirlerken bağımsız ve serbest olsalar da, kararlarının hangi temel ya da temellere dayandığını yeterli açıklıkta belirtme yükümlülüğü altında olduklarının altının çizildiğini, Yargıtay kararlarına göre, gerekçenin hükümle sebep sonuç ilişkisinin kurulmasını sağlayacak yeterlilikte, açık, anlaşılabilir ve tatmin edici olması ve ayrıca hüküm kurulurken neden, nasıl, hangi yasal gerekçeleri ve hangi kanıtların değerlendirildiğini içermesi gerektiğini;Kaldırılmasını talep ettikleri Yerel mahkeme kararının bu unsurları içermediğini, müvekkili şirket ile dava dışı ... şirketi arasında imzalanmış olan sözleşme hükümleri ve ilişki yanlış yorumlanmak suretiyle müvekkili şirketin mağduriyetine sebebiyet verildiği gibi Yerel mahkemenin gerekçeli kararında tatmin edici bir gerekçeye de yer verilmediğinin açık olduğunu, dava dışı garantör ... Şirketinin müvekkili şirkete davalının borçlarına karşılık vermiş olduğu çeklerin de ödenip ödenmediği araştırılmaksızın ve yeterli inceleme yapılmaksızın gerçeğe aykırı bir karara hükmedildiğini, açıklandığı üzere bahse konu Yerel mahkeme kararının eksik inceleme ile tesis edilmesinin yanında gerçeğe ve hukuka da aykırı olduğunu, tüm bu hususlar sebebiyle kararının kaldırılması gerektiğini; Yerel mahkeme kararının telafisi güç zararlar doğuracağından bahisle tehiri icra kararı verilmesi gerektiğini, davalı tarafça Yerel mahkeme kararı uyarınca müvekkilİ şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından ilamlı icra takibi başlatıldığını ancak bu kararın icrasının müvekkilİ şirketi haksız yere zarara uğratacağını, aynı zamanda müvekkili şirket uzun yıllardır bu sektörde faaliyet göstermekte olup alanında lider ve itibarı yüksek bir firma olduğunu, Yerel mahkemece verilmiş bu kararın hem müvekkilİ şirketin itibarını hem de ticari piyasadaki adalet anlayışını zedeleyeceğini beyanla tehiri icra talebinin kabulüne, Yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; davacı tarafça müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından yapılan itiraz ile haksız takibin durduğunu ve devamında davacı tarafça ikame edilen davanın reddine karar verildiğini, Yerel mahkemenin talepleri olan kötü niyet tazminatını icra inkâr tazminatı talebi olarak değerlendirerek reddetse dahi bu kararın isabetsiz olduğunu, İcra İflas Kanunu madde 67’de itirazın iptalinin; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.” şeklinde düzenlendiğini, YHGK 13.06.2019 tarih ve 2017/928 E. 2019/ 658 K. sayılı kararının somut olaya örnek olduğunu, istinaf talebinin konusunu oluşturan husus ile ilgili davacı firmanın uzun yıllardır devam eden ticari ilişki içerisinde tarafların tüm fatura bedellerinin ...’e ödendiğini bilmesine rağmen iki adet faturanın ödemelerinin kendilerine yapılmadığını ileri sürerek kötü niyetli bir tutumla dava açtığını, davanın reddine karar verilmiş olup kötü niyet tazminat taleplerinin reddedildiğini;22/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda yer alan;“..Taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, icra takibine konu faturalar dışında kalan ve taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen tüm faturaların dava dışı ... Şirketine bu şirket tarafından da davacı ...’a ödendiğinin tespit edilmiştir...” ve “..Heyetimizce dava konusu olayda TBK.m.196/3 kapsamında alacaklı davacı ... ’ın dava dışı ... Şirketinin borcu üstlenmesini örtülü olarak kabul ettiği sonucuna varılmış olmakla…” şeklindeki tespitlerin de talebin haklılığını doğrular nitelikte olduğunu beyanla İcra ve İflas Kanunu 67. maddesinin 22.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ve yukarıda sunulmuş Yargıtay kararı doğrultusunda Yerel mahkemece verilen kararın kötü niyet tazminatı talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılarak istinaf gerekçeleri doğrultusunda davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya akaryakıt satıp teslim ettiğini, karşılığında düzenlemiş olduğu fatura bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine takip başlattığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacı ile aralarındaki akaryakıt alım satımına ilişkin ticari ilişkinin dava dışı ... Şirketi tarafından yürütüldüğünü, fatura bedellerinin tamamının kendisi tarafından dava dışı şirkete ödendiğini, dava dışı şirket tarafından da ödemelerin davacıya yapıldığını, tüm fatura bedellerinin ödendiğini, davacının bir alacağı var ise bunu dava dışı ... Şirketinden talep etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı ile dava dışı ... Şirketi arasında borcun dış üstlenilmesinin söz konusu olmadığı, dava dışı şirkete alacak tahsilat yetkisi verilmediği, dava dışı şirketin yalnızca garantör olduğu ve ödenmeyen fatura bedellerinin asıl borçludan tahsil edilebileceğine ilişkin, davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ise; davacının, fatura bedellerinin dava dışı ... Şirketi tarafından ödendiğini bilmesine rağmen bu şirket tarafından ödeme amacıyla verilen çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle davalı hakkında kötü niyetli olarak icra takibi başlattığı, bu nedenle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. Somut dosya kapsamından; davacı ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında imzalanan 21.12.2012 tarihli Çerçeve Sözleşme ile dava dışı şirketin, davacıya akaryakıt satış faaliyetlerinde müşteri temini ve müşteri portföyü oluşturulmasında aracılık hizmeti vermeyi üstlendiği, sözleşmenin 2. maddesi ile dava dışı şirketin, davacı ... ÖTV'siz akaryakıt satışı yapabileceği müşteri grubunu tayin ve tespit ederek, tüm mali/ödeme sorumluluğu uhdesinde kalmak üzere ürün alım satımına dair ticari ilişkileri aracı olarak tesis edeceğinin, aracılık hizmeti verdiği müşterilerin, davacı nezdinde akaryakıt alımları sebebiyle doğabilecek her türlü borçlarını TBK'nın üçüncü kişinin fiilini taahhüt hükümleri çerçevesinde garantör sıfatıyla ifa edeceğinin, Garanti Hükümleri başlıklı 5. maddesinde ise, davacı ile müşterileri arasındaki ticari ilişki nedeniyle müşterilerin davacı nezdinde doğabilecek tüm borçlarının ödenmesinden müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunun, müşteriler tarafından kabul edilen beyan ve taahhütlerin kendisi için geçerli olduğunun, müşterilerin borçlarının vadesinde ödenmemesi halinde, davacı tarafından herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın iş bu garanti taahhüdünden doğan borçların tamamının muacceliyet kesbedeceği ve muaccel olan borçları muacceliyet tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödeyeceğinin kabul edildiği, Mahkemece tarafların ticari defterleri ile dosya kapsamı üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporuna göre; davacının davalı adına düzenlediği akaryakıt satış faturalarını davacı adına olan hesabın borç kısmına, dava dışı ... Şirketi tarafından keşide edilerek verilen çek bedellerini ise virman açıklaması ile hesabın alacak kısmına kaydettiği ve ticari ilişkinin bu şekilde yürütüldüğü, 31.12.2015 tarihi itibari ile davacı kendi ticari defterlerine göre davalıdan alacaklı değilken, dava dışı şirket tarafından keşide edilerek verilen 2 adet çekin karşılıksız çıkması nedeniyle bu çek bedellerinin 12.11.2016 tarihinde "... cari hesap virmanının geri alınması" açıklaması ile hesabın borç kısmına kaydedildiği, bu nedenle takip tarihi itibariyle ticari defterlerinde davalıdan 55.436,16 TL alacaklı hale geldiği, davalının ticari defterlerinde davacı tarafından düzenlenen faturaların davacı adına tutulan hesabın borç kısmına, söz konusu fatura bedellerinin ödenmesi amacıyla dava dışı ... Şirketine verilen çeklerin ise hesabın alacak kısmına kaydedildiği, takip konusu olan 24.12.2014 tarihli ve 26.265,01 TL bedelli fatura ile 18.06.2015 tarihli ve 29.171,78 TL bedeli faturanın davalı tarafından dava dışı ... Şirketine, ... çek numaralı ve 26.265,00 TL bedelli, ... çek numaralı ve 29.171,78 TL bedelli çek ile ödendiği, bu faturalar karşılığında davacının defterlerinde ise dava dışı ... Şirketi tarafından keşide edilen çeklerin kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davacıya borçlu olmadığı, davacı tarafından imzalanan 24.04.2013 tarihli belge ile dava dışı ... Şirketi'nin, davacı adına akaryakıt satış faaliyetlerinde aracılık hizmeti vermesi hususunda yetkilendirildiği, aynı belgede müşterilerin davacı ... nezdinde doğacak borçlarının dava dışı şirket tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiği, yine davacının amblemi ile düzenlenen "ÖTV'si indirilmiş yakıt talep formu ve taahhütnamesi" başlıklı belgede dava dışı ... Şirketi'nin bayi olarak davalıya akaryakıt teslim etmeyi üstlendiği anlaşılmıştır. Yapılan tüm bu tespitlere göre; taraflar arasındaki akaryakıt alım satımına dair ticari ilişkinin davacı adına hareket eden dava dışı .... Şirketi tarafından yürütüldüğü, dava dışı şirketin gerek davacı ile arasında imzalanan Çerçeve Sözleşme'nin yukarıda açıklanan maddeleri, gerek davacı tarafından düzenlenen yetki belgesi, gerekse taraflar arasında yürütülen ticari ilişkinin niteliği uyarınca davalı müşterinin, davacı nezdinde doğmuş/doğacak borçları yönünden garantör olduğu, garantör olan dava dışı şirketin borcunun davalının borcundan bağımsız nitelikte bir borç olduğu, bu doğrultuda davalı adına düzenlenmiş tüm fatura bedellerinin dava dışı şirket tarafından düzenlenen ve davacıya verilen çekler ile ödendiği, davalının ise fatura bedellerini dava dışı ... Şirketine ödediği, dava ve takip konusu 2 adet fatura bedelinin davalı tarafından dava dışı şirkete ödendiği, dava dışı şirket tarafından da davacıya keşide edilerek 2 adet çek verildiği, davacının dava dışı şirket tarafından çekle yapılan ödemeleri kabul ettiği, bu şekilde garantör olan dava dışı şirket tarafından verilen çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle bedellerinin yine dava dışı şirketten tahsil edilebileceği, davalıdan talep edilemeyeceği, bu minvalde Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise haksız olduğu anlaşılmıştır.Dava konusu takibe konu edilen iki adet fatura karşılığı dava dışı ... Şirketi tarafından verilen çeklerin davacı tarafından kabul edilmesi, dava dışı şirketin davalının borçları yönünden garantör, tüm ticari ilişki bu şekilde yürütülmekte iken davacının, karşılıksız çıkan çekler nedeniyle faturaları dayanak göstermek suretiyle davalıya karşı başlattığı takibin kötü niyetli olduğu, bu nedenle davacı aleyhine alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken Mahkemece talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2021 tarih ve 2020/604 Esas - 2021/452 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 3-Davanın REDDİNE,4-Hüküm altına alınan alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 11.087,35 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 669,55 TL harcın mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, bakiye 241,95 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,6-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından sarf edilen 600,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Artan gider bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,12-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 13-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 14-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 64,60 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri olmak üzere toplam 226,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 15-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 16-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59