İstanbul BAM 13. HD 2021/1828 E. 2024/312 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1828
2024/312
22 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1828 Esas
KARAR NO : 2024/312 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2019/726 Esas - 2021/647 Karar
TARİHİ: 08/07/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ta,raflar arasındaki ticari ilişki gereği doğan borcunu ödemediğinden hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, bunun üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla itirazın iptalini ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacının müvekkilinden üç ayrı fatura ile mal aldığını, bir kısım bedeli ödediğini, kalan kısım için nakit ödeme yapamayacağını, mal almasını istediğini, bu nedenle de müvekkilinin davacıdan fatura konusu ürünleri aldığını, davacının malların nereye gittiğini ispat için fatura düzenlemek istediğini, müvekkilinin de fatura kesilmesinde bir beis görmediğini, düzenlenen faturanın esasen borç karşılığı olduğunu, davacının müvekkilinin borcunun bulunmadığını bildiğini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarih ve 2019/726 Esas - 2021/647 Karar sayılı kararında;"Dava; cari hesap ilişkisinde kaynaklanan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasında alım satıma dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından cari hesap bakiyesinden kaynaklanan alacağın ödenmediğinden bahisle başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiği, uyuşmazlığın çözümü için tarafların defterlerinin incelenmesine karar verildiği, talimat mahkemesince resen seçilen SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan raporda tarafların defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, davacının davalıdan 19.796,98 TL alacaklı gözüktüğü, davalının defterlerine göre davacıya borcu bulunmadığı hatta 1.825,03 TL alacaklı gözüktüğü, bilirkişi raporuna göre her iki tarafın defterleri arasındaki mutabakatsızlığın davalının defterlerinde kayıtlı olan ancak davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olmayan 20.000,00 TL bedelli karşılıksız çekten kaynaklandığı, çekin ödenmiş olması halinde davacının alacaklı olacağı, bunun üzerine davalı tarafın delil listesinde dayandığı ... Bursa Ertuğrul Şubesine ait, keşidecisi davacı şirket, lehdarının ise davalı şirket olan, 03/03/2018 keşide tarihli, 20.000,00-TL bedelli ve ... seri numaralı çekin karşılığı bulunup bulunmadığının sorulduğu, banka cevabında çekin 05/03/2018 tarihinde ibraz edildiği, çekin banka yükümlülüğünü 21/08/2019 tarihinde ödendiğinin bildirildiği, bu haliyle davalı defterlerinde kayıtlı olan 20.000,00 TL bedelli çekin takip tarihi itibariyle ödenmediği, davalı defterlerinde davacı aleyhine alacak olarak kaydedildiği ve davacıdan alacak miktarının 34.786,57 TL olduğu, akabinde her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olan 13/02/2018 tarihli 34.583,55 TL'lik faturanın mahsubu ile davalının davacıdan 203,03 TL alacaklı gözüktüğü, her ne kadar davacı tarafından 25/02/2021 tarihli duruşmada 20.000,00 TL bedelli çekin banka sorumluluk miktarının ödendiği ve defterlerde gözükmediği beyan edilmiş ise de eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu ve takip tarihindeki şartlarla değerlendirileceği takip tarihi olan 30/04/2018 tarihi itibariyle çekin ödenmediği, takip ve dava tarihinden sonra ödendiği anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiş olup takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 203,03 TL alacaklı olarak gözüktüğü ve davalının davacıya borcu bulunmadığı, aksinin de davacı tarafından ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan davacı takip başlatırken her ne kadar haksız ise de kötüniyetli takip başlattığı tüm dosya kapsamından anlaşılamamakta olup şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve nihayetinde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, Yerel mahkemece verilen ilam içeriği incelendiğinde, hükme esas olmak üzere davalının defter kayıtlarının birebir esas aldığının görüleceğini, yargılama sırasında davalı defterlerinde bulunan hatalı kalemler taraflarınca dile getirilmiş olmasına rağmen bu hususların göz ardı edildiğini, ödemiş oldukları çekin ödenmemiş gibi gösterildiğini, bankadan alınan banka sorumluluk bedeli olan 1.600,00 TL'nin kayıtlara yansıtılmadığını ve taraflar arasında bir vade farkı sözleşmesi bulunmadığı halde 01.04.2018 tarihli 1.622,00 TL vade farkı bedelinin müvekkili aleyhine kayıtlara girildiğini;Yargılamanın özünün taraflar arasındaki alacak - borç ilişkisinin taraf defterlerinde örtüşmemesinden kaynaklandığını, ancak taraf defterlerinin belli bir tarihe kadar mutabık olduğunun ancak son bir kaç işlemde farklılık gösterdiğinin anlaşıldığını, Mahkemece karışıklığın mevcut olduğu hususların inceleme konusu yapılması ve neticesi itibari ile bir hüküm kurulması gerekmekte iken, salt olarak davalı defterlerine bağlı kalınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, taraf defterlerinin 08.06.2017 tarihi itibari ile mutabık olduğu ve müvekkilinin bu tarih itibariyle davalıya 34.789,57 TL borçlu olduğunun sabit olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu tarihten sonra tutulan kayıtlardan kaynaklandığını, bu tarihten sonra müvekkilince davalı tarafa 2 adet çek verildiğini, bu çeklerin dosya içeriğinde banka cevap yazıları da bulunan ... - Ertuğrul Şubesi ... seri nolu, 03.02.2018 keşide tarihli, 15.000,00 TL turarlı çek ile aynı şubenin ... seri nolu, 03.03.2018 keşide tarihli 20.000 TL tutarlı çekler olduğunu, her iki çekin de davalı tarafa teslimi neticesinde müvekkilinin davalı taraftan 213,43 TL alacaklı konuma geldiğini; Davalı tarafa verilen çeklerden 15.000 TL'lik çekin ödendiğini ve müvekkiline iade edildiğini, ancak 20.000 TL'lik çekin müvekkilince ödenmediğini, bu çeke ilişkin olarak banka sorumluluk bedelinin davalı tarafça tahsil edildiğini, çeklerin ödenme ödenmeme durumuna göre; müvekkilinin 213.43 TL'lik alacak hakkının; 213,43 TL - 20.000,00 TL (ödenmeyen çek bedeli) = -19.786,57 TL olarak davalının alacaklı şeklinde olduğunu, ancak davalı tarafça 20.000,00 TL bedelli çekin banka sorumluluk bedeli bankadan tahsil edilmiş olduğundan, bu durumda oluşacak kalemin; 19.786,57 TL - 1.600,00 TL(banka sorumluluk bedeli) = 18.186,57 TL olarak davalının alacaklı şeklinde olduğunu;Taraflar arasında gerçek alacak verecek ilişkisi bu şekilde iken, müvekkilince davalı tarafa 34.583,55 TL'lik mal satışı gerçekleştiğini, buna ilişkin fatura düzenlendiğini ve bu faturanın her iki tarafın defterlerine de yansıdığını, söz konusu faturanın da cari kayıtlara işlenmesi neticesinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin;18.186,57 TL (davalının alacaklı olduğu kalem) - 34.583,55 TL (davalıya satılan mal faturası) = 16.396,98 TL (davacı alacaklı) şekilde olacağını, yargılama sırasında defalarca her iki taraf defterlerinin de gerçek ile bağdaşmadığını beyan etmelerine ve cari hesaplarda karışıklık yaratan her iki çeke ait ilgili bankadan gelen kayıtların dikkate alınması gerektiğini beyan etmelerine rağmen, dosya bilirkişisi tarafından bu hususların incelenmediğini; ... 07.01.2021 tarihli cevabi yazısında açıkça; 15.000 TL bedelli çek ile ilgili olarak müvekkilince düzeltme hakkının kullanıldığı ve çekin bankaya müvekkilce iade edildiği ancak 20.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız çıktığı banka sorumluluk bedelinin ödendiği beyan edilmiş ise de, bilirkişi tarafından düzenlenen 13.06.2021 tarihli ek raporda 15.000,00 TL bedelli çekin ödenmediğinin beyan edildiğini ve 20.000,00 TL bedelli çek ile ilgili bankaca yapılan banka sorumluluk bedeli ödemesine de hiç yer verilmediğini, Mahkeme ilamına dayanak alınan bilirkişi raporunun hatalı ve hüküm kurmaya elverişli olmadığının ortada olduğunu, Mahkemece yapılması gerekenin yukarıda yer verilen basit matematik işlemlerinin yapılarak neticeye ulaşılması olduğunu, bu hususun 25.02.2021 tarihli duruşma sırasında taraflarınca açıkça dile getirilmiş olmasına rağmen Mahkemece yerine getirilmediğini, aynı bilirkişiden hatalı düzenlendiği ortada olan ek bilirkişi raporuna dosyanın tevdi edildiğini ve neticesinde hatalı rapora dayanılarak karar verildiğini; ... çeklere ilişkin olarak vermiş olduğu cevabın açık olduğunu, taraflar arasındaki cari hesapta karışıklık yaratan hususun söz konusu çeklerin cari hesaplara doğru yansıtılamamış olması olduğunu, çeklerin cari hesaba doğru yansıtılması sonucu oluşan bedel 16.396,98 TL olup davacının alacaklı şeklinde olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/726 E., 2021/647 K. 08.07.2021 tarihli ilamının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine (16.396,98 TL yönünden kabulünü, bakiye alacak yönünden reddini), Dairemizce hüküm tesis edilmez ise, 08.07.2021 tarihli kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine yeniden gönderilmek sureti ile yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bakiye hesap alacağının tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf aralarındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu, alacağın ödenmemesi nedeniyle takip başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacının kendisinden fatura karşılığı mal aldığını, bir kısım mal bedelini ödediğini, bir kısmını ise mal karşılığı ödemek istediğini, bu nedenle cari hesaptaki faturanın düzenlendiğini, herhangi bir borcunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşmasında sunulan dava ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda her bir iddia hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; Mahkemece alınan bilirkişi kök raporundan, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğu, her iki tarafın ticari defterlerinde davalı tarafından düzenlenen faturaların ve davacı tarafından verilen toplam 55.000 TL bedelli çeklerin kayıtlı olduğu, davacı tarafından verilen çeklerden 15.000 TL bedelli olan hakkında her iki tarafça da 03.02.2018 tarihinde hesaplara karşılıksız çek kaydı yapıldığı ve bu tarih itibariyle davacının 14.786,57 TL alacaklı olduğu, aynı tarihte davalının kayıtlarına 20.000 TL bedelli çek yönünden de karşılıksız kaydı girildiği, davacının defterlerinde bu çek yönünden böyle bir kaydın bulunmadığı, bundan sonra davacı tarafından davalı adına 34.583,55 TL tutarlı faturanın düzenlendiği, bu faturanın karşılıklı olarak hesaplara kaydedildiği ve netice olarak davalının defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olmadığı, aksine davalının 1.825,03 TL alacaklı olduğu, davacının defterlerine göre ise takip tarihi itibariyle 19.796,86 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, Mahkemece her iki çek yönünden ... yazılan yazıya cevaben ... seri numaralı ve 15.000 TL bedelli çekin 05.02.2018 tarihinde ibraz edildiği ve karşılıksız çıktığı, ... seri numaralı ve 20.000 TL bedelli çekin 05.03.2018 tarihinde ibraz edildiği ve 21.08.2019 tarihinde banka yükümlülük bedelinin ödendiğinin bildirildiği, buna göre 15.000 TL bedelli çekin, her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu üzere, ibrazında karşılıksız çıktığı ve davalıya çek bedelinin ödenmediği, ... tarafından davacının 02.03.2018 tarihinde düzeltme hakkını kullandığı bildirilmiş ise de, davalıya ödeme yapıldığı bildirilmediği gibi davacının kendi defterlerinde de bu tarih ve sonrasında ödeme kaydının bulunmadığı, yine ibrazında karşılıksız çıkan 20.000 TL bedelli çek yönünden yalnızca takip tarihinden sonra banka sorumluluk bedelinin ödendiği, buna göre davacı takip tarihi itibariyle alacaklı olmadığı gibi, ödenen banka sorumluluk bedeline (1.600 TL) rağmen dava tarihi itibariyle de alacaklı olmadığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59