İstanbul BAM 13. HD 2021/1813 E. 2024/311 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1813
2024/311
22 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1813 Esas
KARAR NO: 2024/311 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2018/713 Esas - 2020/620 Karar
TARİHİ: 02/12/2020
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
ASIL DAVADA Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin turizm ve otelcilik faaliyetleri gösterdiğini, İstanbul ... ilçesinde ... Mah. adresinde bulunan otel binasının çeşitli ihtiyaçları için davalı ... Modern Aydınlatma Şirketi ile EK-1’de verilen 12.04.2017 tarihli sözleşme yapıldığını, sözleşmede verildiği şekliyle 2. maddede markası, modeli ve teknik özellikleri tanımlanan dekoratif oda aydınlatma elemanlarının ... tarafından sağlanacağının belirtildiğini, söz konusu aydınlatma ürünlerinin montajı yapıldıktan bir süre sonra ürünlerde sorunların meydana geldiğini ve armatürlerin takıldıkları yerlerden yere düşerek zararlar meydana geldiğini, parçalardan birinin kullanıma açık alandaki sehpanın üzerine düşerek sehpayı kullanılamaz hale getirdiğini, başka bir armatürün o sırada aşağıda bulunan müşterilerden birinin üzerine düştüğünü, odalarda bulunan armatürlerin düşmesiyle de odalar kullanıma kapatılarak bir süre müşteri kabul edilmediğini, bu şekilde toplam 28 adet armatürün düşerek çeşitli zararlara sebep olduğunu, müşterilerin uğradığı zararların müvekkili tarafından karşılandığını, bu zararlar nedeniyle müvekkili şirketin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, sözleşmenin 3. maddesinde; ürünlerin kullanıcı hatasından kaynaklanmayan her türlü zararın ücretsiz olarak değişiminin 2 yıllık garanti süresince satıcıya ait olduğunun belirtildiğini, söz konusu armatürlerin üretim amacına göre otelde kullanıldığını, bu nedenle armatürlerin kullanımı sırasında kullanıcı hatası olmadığını, zararlar meydana geldiğinde 2 yıllık garanti süresinin devam etmekte olduğunu, sözleşmenin 8. maddesinde; "garanti süresi içerisinde fabrikasyon hatalarından kaynaklanabilecek parça değişiminin ücretsiz olarak yapılacağı, satıcının arızalı parçayı taahhüt ettiği teknik spesifikasyonlara uygun olarak değiştireceği" ifadesi ile satıcının sadece fabrikasyon hatalarından değil arızaların da satıcı tarafından giderileceğinin kararlaştırıldığını, somut olayda meydana gelen zararların sözleşmeye konu garanti kapsamında olduğunun açık olduğunu, 28 armatürün birden kullanıcı hatasından düşmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ivedilikle çözüm sağlanması gerektiğinin davalı şirkete iletildiğini, davalı şirketin avizelerin sökülerek fabrikaya getirilmesini aksi halde onarım yapamayacaklarını beyan ettiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin maduriyetinin bir an önce giderilmesi için avizelerin sökümü, nakliyesi ve tamiratından sonra tekrar yerine montajı için 3. firma ile anlaşarak hizmet almak zorunda kaldığını, 6098 sayılı TBK’nun 219. maddesi uyarınca davalı şirketin ilgili ayıplardan sorumlu olduğunun açık olduğunu, zararlar meydana geldiğinde bazı odaların kapatılması nedeniyle odaların müşterilere satılamadığını, bu nedenle müvekkilinin uğradığı zararı davalının karşılamak zorunda olduğunu, müvekkilinin oteli dünyaca ünlü ... markası altında işletmekte olup yaşanan olaylar nedeniyle müvekkilin ciddi prestij kaybına uğradığını, davalıdan uğranılan zararları karşılanmasının Beyoğlu .... Noterliğinin 29.06.2018 tarihli ihtarnamesiyle talep edildiğini, davalı tarafın bu ihtara Noter kanalıyla 10.07.2018 tarihli ihtarname ile cevap verdiğini, davalı tarafın cevabında otele hasar tespiti için geldiklerini, yaptıkları tespitte bozuk ya da kullanılamaz bir ürün bulunmadığını tespit ettikleri, ancak zarar gören armatürlerin hızlı bir şekilde değiştirildiği ve zarar gören odalarında kullanıma açıldığını, zararın bir kısmının söz konusu ürünler için 3. kişilerden alınan hizmet faturasında belirtildiği gibi 12.272,00 TL tutarında olduğunu, diğer zararların ise yargılama sonrasında hesap edileceğini beyanla fazlaya ilişkin haklar ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 17.000 TL maddi zarar, 10.000 TL manevi zarar olmak üzere toplamda 27.000 TL tazminatın ihtarnamenin davalıya tebliğinden itibaren işlemiş ve işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davacı arasında 12.04.2017 tarihinde imzalanmış sözleşme gereği tüm ürünlerin sözleşmede belirtildiği gibi sorunsuz ve eksiksiz bir şekilde müvekkili şirketin fabrikasında davacı tarafa teslim edildiğini, ürünlerin teslim edildikten ve montajlarının yapılmasından sonra zarar meydana geldiği ve 28 adet ürünün takıldığı yerlerden düştüklerinin belirtildiğini, söz konusu ürünlerin montaj işçiliğinin sözleşmeye göre müvekkili şirkete ait olmadığını, davacı taraf armatürlerin kullanıma açık alanlarda ve odalarda düştüğünü belirtmesine rağmen dava dilekçesi ekine konan resimlerde armatürlerin kullanılmayan mobilyaların dahi poşetinde olduğu alanlarda meydana geldiğinin anlaşıldığını, bu durumda davanın kötü niyetli olarak açıldığının anlaşıldığını, arızalar müvekkili kaynaklı ayıp olacak şekilde olması durumunda bile bunun derhal müvekkiline bildirilmesi gerektiği halde Noter kanalıyla bildirim yapıldığını, bu şekilde bir ayıp ihbarı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacıya verilen ürünler nedeniyle müvekkilinin bakiye alacağının bulunduğunu, davacı tarafın bu bakiye alacağı vermemek için böyle bir yola giriştiğinin anlaşıldığını, davacı tarafın sözleşmeye göre ürünleri kullanım amacına uygun olarak kullandığını ve kullanıcı hatası olmadığını, söz konusu fabrikasyon hatalarının garanti kapsamında değiştirilmesi gerektiğini beyan ettiğini, davacı iddialarının sözleşme kapsamında müvekkili açısında sorumluluk taşımadığını, davacı tarafın armatürlerin takıldığı yerlerden düştüklerini beyan ettiğinden bu durumun montaj işçiliğinden kaynaklandığını, üretim/fabrikasyon hatasından kaynaklanmadığını açık bir şekilde gösterdiğini, montaj işçiliğinin sözleşme gereği davacının sorumluluğunda olduğunu, müvekkili şirketin tüm Türkiye çapında hizmet vermekte olduğunu, tüm ürünlerin malzeme ve kalite açısından testlere tabi tutulduğunu, sözleşme ekinde kalite belgelerinin de mevcut olduğunu, davacı tarafın sözleşmeye uygun olmayan bu davranışlarından kendi hataları ile oluşan hasarın giderilmesini kötü niyetle müvekkiline yükletmeye çalıştığını, buna karşın davacının halen bakiye borcunu müvekkiline ödemediğini, müvekkil şirketin bakiye alacağını tahsil etmek için İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında ticari ilişki bağlantılı davalının davacı şirketten muhtelif tarihlerde malzeme aldığını ancak bakiye 21.033,44 TL borcunu ödemediğini, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ile bakiye alacak miktarı, ihtarname masrafı ve temerrüt tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte 21.661,54 TL alacağın tahsili için aleyhine başlatılan icra takibine borcu olmadığından bahisle itiraz ettiğini, davalının itirazı kötü niyetli olup alacağın tahsilini geciktirmek amaçlı olduğunu, davalının davacının alacağını talep etmesi üzerine Beyoğlu .... Noterliği'nin 29/06/2018 tarih, ... tarihli ihtarnamesini keşide ettiğini ve lambaların takıldıkları yerlerden düştüklerini iddia ettiğini, davacı tarafça keşide edilen Ankara ... Noterliği'nin 10/07/2018 tarihli ...7 yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesi ile montaj işçiliğinin davacının sorumluluğunda olmadığı, ürünler ayıplı olsa dahi davacıya derhal ayıp ihbarında bulunulmadığı ve bakiye borcun ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, işbu ihtarnamenin 14/07/2018 davalıya 16/07/2018 ise davalı vekiline tebliğ edildiğini, ekte sunulan sözleşme, cari hesap ekstresi, taraflar arasındaki ticarete ilişkin fatura, irsaliyeler ve ihtarnameler incelendiğinde davalının davacı şirkete 21.661,54 TL borcu bulunduğunun anlaşılacağını, taraflar arasındaki sözleşme bağlantılı maddi ve manevi tazminat istemli İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/713 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve dosyanın derdest olduğunu beyanla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin davamına, kötü niyetli davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davanın tarafları ve konusu aynı olan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/713 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında bir kısım aydınlatma elemanlarının satımına dair anlaşma yapıldığını, işbu anlaşma gereğince müvekkili şirkete gönderilen ürünler ve faturalar teslim alındıkça tüm faturaların müvekkili şirket defterlerine işlenmiş, davacı şirkete de parçalar halinde ödemeler yapılmış olduğunu, ne var ki davacının temin ettiği ürünler daha sonra yerinden düşmeye başlayınca müvekkili şirketin ayıplı ürünler dolayısıyla davacıya bakiye 21.033,44 TL'yi ödemediğini, meydana gelen zararın varlığı ve zararın karşılığının da kendilerine yansıtılacağının davacıya bildirildiğini, müvekkili şirketin gayet tabii olarak ayıplı ürünler nedeniyle davacıya ödeme yapmayı durdurduğunu, müvekkilinin, tamamen düşerek kırılan, kullanımı imkansız hale gelen ve yerine yeniden başka firmadan hizmet almasını gerektiren ürünler nedeniyle, daha önce yaptığı tüm ödemeyi geri istemesi dahi mümkün iken yalnızca bakiye kalan cüzi bir kısmı ödemediğini ki ekli ekstreler incelendiğinde bu bedelin çok düşük olduğunun görüleceğini, başka bir deyişle müvekkili ortaya çıkan ayıba oranla çok çok düşük bir kısmı ödememiş olup ayıp oranında isteyebileceği indirimin çok daha fazla olduğunu, buna karşın müvekkilinin böyle hesaplamalar yapmamış, tüm iyiniyetiyle durumu davacıya bildirmiş ancak davacıdan olumlu bir yanıt gelmeyince ödeme yapmayı durdurmuş olduğunu, bu hususun mübrez deliller ve tanık beyanları ile de ispatlanacağını, daha sonra, meydana gelen zararın boyutu da arttığını, başına armatür düşen bir müşterinin, internette oda satışı yapılan bir sitede bu olayı, otel bilgilerinin altına yorum olarak yazdığını, müvekkilinin imajını ve prestijini zedelediğini, yine düşen ve kırılan armatürler nedeniyle müvekkili başka bir firmadan hizmet satın almış olup bu hizmete dair 21.05.2018 tarihli ... sayılı faturanın sunulu olduğunu, hal böyle iken davacı şirketin müvekkili aleyhine icra takibi yapması ve huzurdaki itirazın iptali davasını ikame etmesinin kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 02/12/2020 tarih ve 2018/713 Esas - 2020/620 Karar sayılı kararında; "Asıl dava; satıma konu ürünlerin ayıplı olduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Birleşen dava ise; mal satım ilişkisinden kaynaklı bakiye alacak talebi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 12/04/2017 tarihli satım sözleşmesi, satım sözleşmesinin ekleri olarak betimlenen ürünlerin teknik spektleri, teklif/ teknik dokümanları, teknik tanımlar, kalite belgeleri, ürünlere ait görseller, faturalar, ihtarname suretlerinin dosyada mübrez olduğu görülmüştür. Birleşen davada itirazın iptali istemine konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiştir. Taraf tanıklarının beyanları tespit edilmiştir. Huzurdaki davanın tarafları arasında 12/04/2017 tarihli sözleşme ile eklerinde markası, modeli ve teknik özellikleri belirtilen dekoratif oda aydınlatma elemanlarının davacı tarafa satım ve tesliminin gerçekleştiği hususunda ihtilafın bulunmadığı görülmüştür. Asıl davada TBK'nın 219- 231 maddelerine dayalı olarak davacı/ alıcının ayıp iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, birleşen davada ise davalı satıcının, satım bedelinden kaynaklı bakiye alacak istemini konu ettiği takibe davacı yanın itirazının iptalini talep ettiği görülmüş olup uyuşmazlığın; satıma konu bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, davalının bir kısım ürünlerin düşüp kırılması sureti ile gerçekleşen zarardan sorumlu tutulup tutulamayacağı, birleşen davada ise davalı yanın satım bedelinden kaynaklı bakiye alacağının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Asıl dava yönünden satım sözleşmesine konu bir kısım aydınlatma ürünlerinin düşüp kırılması sureti ile meydana gelen ayıp iddiası ve mevcut ise ayıbın niteliği ile ayıbın üretim hatasından mı yoksa kullanım hatasından mı kaynaklandığı üzerinde durulmuş olup teknik bilirkişi marifeti ile yerinde inceleme icra edilmesine karar verilmiştir. Bu suretle yerinde inceleme tespitleri ile tanzim edilen ek rapor, dosya üzerinden hazırlanan kök rapor, tanık beyanları, tüm delillerin tetkiki neticesinde; gerek yerinde inceleme kapsamında gerekse dosya içeriğinden davacının iddiasına konu 28 adet armatürün düşmesine yönelik net bir tespite varılamadığı ancak net bir sayıya varılamamış olsa dahi dosyada mübrez fotoğraflar ve arıza bildirimleri ışığında bir cam kürenin kırıldığı, koli içerisinde 12 adet cam kürenin yaklaşık 7-8 adedinin alüminyüm metal kısımlarının ayrık vaziyette tutulduğunun tespit edildiği, keşif sırasında yapılan tespitlere göre ise cam küre difüzör içinde G-9 duy bulunduğu, bu duya G-9 ampulun takılmakta olduğu, davacının duya halojen lamba taktığı, satıma konu aydınlatma ürünü armatürlerin ise led lambalara göre imal edildiği, halojen ampul kullanıldığında oluşan ısı nedeniyle söz konusu düşmelerin olabileceği, alüminyum flanş ile G-9 duy arasında birkaç cm mesafe olduğu, aydınlatmanın kullanıma bağlı olarak, G-9 duyun seramik parçasının iletim yoluyla ayrıca küre içindeki havanında ısınması ile ısının alüminyum flanşta çok küçükte olsa genleşmeye sebebiyet vereceği, bu durumda her parçada aynı şekilde olacağının söylenmesi mümkün olmasa da, flanşla cam kürenin birbirinden ayrılmasının oluşan ısı nedeniyle flanşın çok az miktarda genleşmesi ve yer çekiminin de etkisi neticesinde gerçekleştiği kanaatine varıldığı, neticeten ürünlerde davalının kusuru ile sorumluluğunu doğuracak montaj yahut imalat hatasına rastlanılmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile bir kısım aydınlatma ürünlerinin düşmesinde ürünlere uygun lambaların (led) kullanılmaması etken olarak tespit edilmiş olup ürünlerde kullanılması gereken ampul ve özellikleri kapsamında davacının bilgi sahibi olup olmadığı meselesi üzerinde durulmuştur. Bu noktada satım sözleşmesinin ekleri olarak betimlenen, ürünlerin teknik sertifikası, teklif/ teknik dokümanları, teknik tanımları, kalite belgeleri davacı tarafça ibraz edilmekle anılı belgeler tetkik edilmiş olup düşük voltaj direktifi ve led lamba uyarılarının davacı uhdesinde bulunan anılı doküman içeriklerinde mevcut olduğu görülmekle tacir olup basiretli hareket etmekle yükümlü olan davacının bilgi sahibi olması gerektiği ampul seçimindeki kullanım hatası neticesinde gerçekleştiği saptanan olay kapsamında davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu gerekçeler ışığında asıl davanın reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. Son olarak davalı/satıcı tarafından satım bedelinden kaynaklı bakiye alacak istemine dayalı itirazın iptali davası şeklinde ikame edilen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1222 esas sayılı birleşen dava dosyası yönünden inceleme yapılmış olup davacı ve davalı şirketin ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifeti ile inceleme icrasına karar verilmiş olup her iki tarafın ibraz ettikleri ticari defterlerin açılış ve kapanış taktiklerinin yaptırıldığı, böylece usulüne uygun olarak tutulduklarının tespit edildiği, birleşen davacı tarafın kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle 21.033,44 -TL alacaklı, birleşen dosya davalı şirketin ise ticari defterlerine göre davacıya 21.033,44-TL borçlu göründüğü, böylece cari hesap bakiyesindeki 21.033,44-TL yönünden alacak isteminin tarafların ticari defter kayıtları ile örtüştüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafça keşide edilen Ankara ... Noterliği'nin 10/07/2018 tarihli ihtarnamesinin birleşen dosya davalısı şirkete 14/07/2018 tarihinde tebliğ edilmekle (ihtarname ile 2 gün süre verilmiş olup) 17/07/2018 tarihinde temerrütün oluştuğu, böylece davacının asıl alacak miktarı olan 21.033,44-TL ile takip tarihine kadar 303,40-TL işlemiş faiz ve dosyada mübrez noterlik makbuzu kapsamında 324,70-TL masraf olmak üzere toplam 21.661,54-TL alacaklı olup bu tutar yönünden başlatılan icra takibine davalı takip borçlusunun vaki itirazının haksız olduğu, alacağın fatura/cari hesaba dayalı olup likit olduğu anlaşılmakla; birleşen davanın kabulüne, davacı lehine icra inkar tazminatına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleşen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1222 esas sayılı davasının kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı/birleşen davalı vekili tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı / Birleşen Davalı vekili asıl ve birleşen davaya yönelik olarak sunduğu istinaf dilekçesi ile; müvekkili şirketin, turizm ve otelcilik faaliyetleri göstermekte olan bir şirket olduğunu, “İstanbul ili, Beyoğlu İlçesi, ... Mahallesi” adresinde bulunan otel binasının çeşitli ihtiyaçları sebebiyle davalı ... “...” ile anlaştığını, taraflar arasında 12.04.2017 tarihli sözleşmenin imza altına alındığını, sözleşmeye konu ürünler teslim edildikten ve bu ürünlerin montajının yapıldığı tarihten sonra, ürünlerde sorunlar meydana geldiğini, sözleşmeye konu armatürlerin takıldıkları yerden düştüğünü ve zarar meydana geldiğini, bu sebeple müvekkili şirket tarafından 26/07/2018 tarihinde maddi tazminat davası açıldığını, ardından 28/12/2018 tarihinde davalı şirket tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin itirazın iptali davası açıldığını, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1222 E. sayılı dosyasında görülmekte olan itirazın iptali davasının, maddi tazminat davası ile birleştirildiğini;İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce asıl dava konusu olan maddi tazminat talebinin reddine ve birleşen dosya yönünden de takibin devamına karar verildiğini, verilen karar delillerin eksik şekilde değerlendirilmesi sonucu verilmiş olup, işbu karara ilişkin itirazlarının sunulduğunu, müvekkili şirket tarafından aydınlatma elemanlarının ayıplı olması nedeniyle yaşanan sorunlar ve sonra da bu sorunlardan kaynaklanan zararın satıcıdan kesileceği satıcıya bildirilmiş olup, buna ilişkin whatsapp yazışmaları ekran görüntülerinin dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın karşılanması, aksi halde yasal yollara başvurulacağının davalı şirkete ihtaren de bildirdiğini, müvekkili şirketçe yukarıda açıklanan zararların tazmin edilmesi için davalı şirkete Beyoğlu ...Noterliği’nden 29.06.2018 tarihinde ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, yukarıda açıklanan hususların durumun aciliyeti ve ivedilikle çözüm sağlanması gerektiği davalı şirkete iletilmiş olmasına rağmen, davalı şirketin avizelerin sökülerek fabrikaya getirilmesini, aksi halde onarım yapamayacaklarını bildirmeleri üzerine müvekkili şirket maduriyetinin biran önce giderilmesi için avizelerin sökülümi nakliyesi ve tamiratından sonra tekrar yerine montajı için 3.firmalar ile anlaştığını ve hizmet alınmak zorunda kalındığını, alınan bu hizmete ilişkin faturanın da dava dosyasına sunulduğunu;Gerekçeli kararda aydınlatma ürünlerinin düşmesinin sebebinin karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda uygun led lambaların kullanılmaması olarak belirtildiğini, ancak davalı/birleşen dosya davacısının hangi lamba çeşidinin kullanılması veya kullanılmaması gerektiğine dair müvekkili şirkete bilgi vermediğini, bu hususun müvekkili şirket tarafından bilindiği varsayımı ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, Yerel Mahkemece bilirkişi raporlarının değerlendirilerek; "bir kısım aydınlatma ürünlerinin düşmesinde ürünlere uygun lambaların (led) kullanılmaması etken olarak tespit edilmiş olup, ürünlerde kullanılması gereken ampul ve özellikleri kapsamında davacının bilgi sahibi olup olmadığı meselesi üzerinde durulmuştur. Bu noktada satım sözleşmesinin ekleri olarak betimlenen, ürünlerin teknik sertifikası, teklif/ teknik dokümanları, teknik tanımları, kalite belgeleri davacı tarafça ibraz edilmekle anılı belgeler tetkik edilmiş olup düşük voltaj direktifi ve led lamba uyarılarının davacı uhdesinde bulunan anılı doküman içeriklerinde mevcut olduğu görülmekle tacir olup basiretli hareket etmekle yükümlü olan davacının bilgi sahibi olması gerektiği ampul seçimindeki kullanım hatası neticesinde gerçekleştiği saptanan olay kapsamında davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu gerekçeler ışığında asıl davanın reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. " şeklinde hüküm kurulduğunu;Dava dosyasında kullanılması veya kullanılmaması gereken uygun lambalara dair müvekkili şirkete herhangi bir bildirim yapılmadığı gibi, gerekçeli kararda yazdığı bir belgenin de dava dosyası içerisinde taraflarınca tespit edilemediğini, ne bilirkişi raporlarında ne de dosyaya sunulmuş dilekçelerde bu şekilde bir belgeden söz edilmediğini, gerekçeli karara esas teşkil eden belgenin hangisi olduğunun, bahsedilen led lamba kullanımına ilişkin kaydın nerede yer aldığının gerekçeli kararda belirtilmesi gerektiğini, HMK madde 297 uyarınca gerekçeli kararda tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerektiğini;İçtihat halini almış Yargıtay kararları gereğince hukuka uygunluk denetiminin yapılabilmesi için, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş ve hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren bir gerekçelendirmenin bulunması gerektiğini, gerekçeli kararda belirtilen belgenin ne olduğu ve hangi kaydı içerdiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, Yerel mahkemece verilen karara dayanak gösterilen belgelerin dava dosyasında tespit edilemediğini, sözü edilen belgelerde yer aldığı belirtilen kaydın dava sürecinde ne bilirkişi raporunda ne de dilekçelerde yer almadığını, müvekkili şirkete lamba kullanımına dair herhangi bir bilgi veya belge iletilmediğini, açıklanan sebeple verilen kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğini, 18/12/2019 tarihli celsede davalı şirketin fabrika müdürü ...'ın tanık sıfatıyla verdiği beyanda armatürlerin düşmesinin nedeninin yüksek voltajlı ampul kullanılması olduğunu ifade ettiğini ancak tanığın beyanında ürünlerin düşmesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından kendisine yapılan şikayet üzerine yaptığı incelemede, ampul kullanımına bağlı olarak düşmelerin meydana geldiğini tespit ettiğini ve ancak bu aşamadan sonra müvekkili şirketle bu bilgiyi paylaştığını açıkça ifade ettiğini, ürünlerde ne tür ampul kullanılması gerektiğinin de davalı şirket tarafından armatürlerin düşmesinden sonra yapılan inceleme üzerine tespit olunduğunun ve bu aşamadan sonra müvekkiline bildirildiğinin davalı tanığı fabrika müdürü ... beyanı ile de sabit olduğunu, davalıya ait ürünlerin ayıplı olduğu sabit olup müvekkilinin bu ürünler nedeniyle uğradığı zararı talep etme hakkının bulunduğunu;Birleşen dava yönünden; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında bir kısım aydınlatma elemanlarının satımına dair anlaşma yapıldığının mahkeme dosyasında mübrez deliller uyarınca açık olduğunu, işbu anlaşma gereğince müvekkili şirkete gönderilen ürünler ve faturalar teslim alındıkça tüm faturaların müvekkili şirket defterlerine işlendiğini, davacı şirkete de parçalar halinde ödemeler yapıldığını, davacının temin ettiği ürünler daha sonra yerinden düşmeye başlayınca müvekkili şirketin ayıplı ürünler dolayısıyla davacıya bakiye 21.033,44 TL'yi ödemediğini, meydana gelen zararın varlığı ve zararın karşılığının da kendilerine yansıtılacağının davacıya bildirildiğini, davacıya durumun bildirildiğine dair whatsapp yazışmaları ve ayrıca Beyoğlu ... Noterliğinin 29.06.2018 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin dosyada mübrez olduğunu, müvekkili şirketin doğal olarak ayıplı ürünler nedeniyle davacıya ödeme yapmayı durdurduğunu, dosyada yer alan muavin defter kayıtlarında görüleceği üzere davacıya en son 27.03.2018 tarihinde ödeme yapıldığını ancak bu tarihten sonra ortaya çıkan ayıp nedeniyle başkaca ödeme yapılmadığını;Asıl dava yönünden itirazlarını burada da tekrar etme gereği duyduklarını, davalı şirketin kusurundan kayaklanan sebeplerle müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkili şirketin otelcilik ve turizm işi ile meşgul olduğunu, otele müşteri kabul edilmesi gerektiğinden bahisle davalı şirketin görevini gereği gibi yerine getirmemesinden doğan zararın müvekkili şirket tarafından karşılanarak ilgili zarar görmüş alanların kullanıma açıldığını, bu hususun ihtarname ile davalı tarafa açıklandığını ve zararın tazmin edilmesinin talep edildiğini, zararın bir kısmının söz konusu ürünler için 3. kişilerden alınan ekteki hizmet faturasında belirtildiği üzere 12.272,00 TL tutarında olduğunu, bunun dışında müvekkilinin bu olaydan ötürü satamadığı odalar nedeniyle uğradığı maddi zarar, müşterilere temin edilen maddi menfaatler ve uğranılan manevi zararın söz konusu olduğunu, müvekkili şirket tarafından ikame edilen maddi tazminat davasına ilişkin kararın bozulması halinde, asıl davaya bağlı olarak birleşen itirazın iptali davasına ilişkin kararın da kaldırılması gerekeceğini beyanla İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/713 E. sayılı dosya kapsamında verilen kararın incelenerek kaldırılmasına ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin tehiri icra talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava ayıplı ürün nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararların tazmini, birleşen dava ise satış sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir.Asıl davada davacı taraf, davalıdan işletmekte olduğu otel için armatür satın aldığını, montajından bir süre sonra armatürlerin cam kısımlarının ayrılarak düştüğünü ve çeşitli zararlara sebep olduğunu, bu durumu davalıya bildirdiğini ancak davalının sorunu çözmediğini, bu nedenle başka bir şirketten armatürlerin yerinden sökülüp, tamir edilmesi ve yeniden montajı için hizmet alındığını, bu hizmet için ödediği bedel ve odaların kapatılması, satışının yapılamaması nedeniyle maddi zarara, müşteriler nezdinde yaşanan olaylar nedeniyle prestij kaybı ve bunun sonucunda da manevi zarara uğradığını beyan ederek maddi ve manevi zararının davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacıya satışı yapılana armatürlerde üretim hatası olmadığını, zararın montajdan kaynaklandığını ve montajın da kendisi tarafından yapılmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, birleşen davada davacı taraf, davalı ile imzalanan alım satım sözleşmesi uyarınca satışı ve teslimi yapılan ürünlerin bir kısım bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle davalı hakkında takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf ise davacının teslim ettiği armatürlerde bulunan ayıp nedeniyle kendisinin zarara uğradığını, bu nedenle de davacıya kalan ödemenin yapılmadığını, takibin haksız olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, davacı birleşen davada davalı vekili asıl ve birleşen davada verilen kararlara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı birleşen davada davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece verilen kararın gerekçesinde davalı birleşen davada davacı tarafından, davacı birleşen davada davalıya armatürlere led lamba takılması gerektiğinin sözleşme ekindeki belgeler ile bildirildiğine yer verildiği ancak davacıya bu şekilde bir bilgi verilmediği, Mahkeme gerekçesinde yer verilen belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, ürünlerin ayıplı olduklarının sabit olduğu, davacı birleşen davada davalının armatürlerin sökülmesi, tamir edilerek yeniden montajı için üçüncü bir şirketten hizmet aldığı ve bu hizmet için ödediği bedel nedeniyle, ayrıca düşen armatürler sebebiyle kapatılan ve satışı yapılamayan odalardan kaynaklı olarak maddi zarara uğradığı, prestij kaybı nedeniyle manevi zararının da mevcut olduğu, ayıp nedeniyle uğradığı zarar daha fazla olduğundan davacı birleşen davada davalının kalan satış bedelini ödemediği, borcunun bulunmadığına ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Satıcı, bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi sorumludur. Mezkur kanunun 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.Somut olayda; Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, yerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Bilirkişi ek raporunda; yerinde yapılan teknik incelemeler neticesinde satışa konu armatürlerin cam kısmının düşmesi şeklinde gerçekleşen duruma, davacı birleşen davada davalının armatürlere led lamba yerine halojen lamba takması ve lambalarda oluşan aşırı ısınmanın sebep olduğu, armatürlerde bir üretim hatası veya ayıp olmadığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 12.04.2017 tarihli satış sözleşmesinde davalı birleşen davada davacı tarafından, davacı birleşen davada davalıya satım konusu ürünlerin montaj bilgileri ile ilgili her türlü çizim, hesap vb teknik desteğin verileceği kabul edilmiştir. Bu kapsamda Mahkemece, her ne kadar satış konusu armatürlerde bir üretim hatası ve ayıp mevcut değilse de, davalı birleşen davada davacı tarafın, satılan ürünlerin tamamlayıcısı olan lambaların ne şekilde olması gerektiği konusunda davacı birleşen davada davalıyı bilgilendirmesi gerektiği ve sözleşme ekindeki belgelerde armatürlerde led lamba kullanılmasına ilişkin uyarının yapıldığı kabul edilmiştir. Bu kabule göre yapılan incelemede sözleşme eki olarak dosyaya yalnızca teklif formlarının sunulduğu, sunulan teklif formlarında ise bu konuda bir açıklık olmadığı ve "smd led" bilgisi olan ürünlerin oda kapı numaraları olduğu, öte yandan her iki tarafın dinlenen tanıklarının beyanlarından, armatürlerin bir kısmında yaşanan düşme olayının davalı birleşen davada davacıya bildirilmesi üzerine, davalı birleşen davada davacının satım sözleşmesinde yer alan garanti hükümleri kapsamında otele gittiği, armatürlerin ayrılarak düştüğü kısımları onardığı ve davacı birleşen davada davalıyı armatürlerde led lamba kullanılması gerektiği konusunda uyardığı anlaşılmıştır. Buna göre yapılan onarımdan sonra yeniden aynı olayın meydana gelmesinde davalı birleşen davada davacıya, gerek TBK'nın yukarıda açıklanan madde hükümleri, gerekse sözleşme hükümleri uyarınca atfedilecek herhangi bir kusur bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı birleşen davada davalının, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere, armatürlerin sökülerek, cam kısmının düşmemesi için içerisine yay takılması ve yeniden montajı için ödediği hizmetin bedeli ile uğradığını iddia ettiği sair maddi ve manevi zararlarını davalı birleşen davada davacıdan talep etmesi mümkün değildir. Birleşen davada her iki tarafın usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterleri ile davalıya gönderilen ihtarname uyarınca takipte talep edilen alacak kalemleri sabit olup, davalı taraf ayıp iddiasını da ispat edemediğinden Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacı birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı/birleşen davalının asıl ve birleşen davaya yönelik olarak yaptığı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı/birleşen davalı tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik olarak ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Asıl davada; Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Birleşen davada; Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 369,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 57,68 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59