SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2023/1356 E. 2024/285 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1356

Karar No

2024/285

Karar Tarihi

15 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1356 Esas

KARAR NO: 2024/285 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2022/894 Esas - 2023/123 Karar

TARİHİ: 01/03/2023

DAVA: Mülkiyet (Tespit İstemli)

KARAR TARİHİ: 15/02/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin İstanbul Ticaret Sicil memurluğunun ... sicil nosu ile kayıtlı 21.05.1969 tescil tarihli ... A.Ş.'nin kurucu ortaklarından olduğunu şirketin esas sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin adı geçen şirketin 16 nolu kurucu ortağı olduğunu ve şirket adresinin ... Mah. ... No:... Tuzla/İSTANBUL olduğunu, şirket esas sözleşmesinin kurucu intifa senetleri başlıklı maddesinin " Madde 9: "Şirket 2000 adet bedelsiz ve serbestçe devri kabil kurucu intifasenedi çıkarmıştır. Bu kurucu intifa senetlerinin 850 adedi ...'ya ve 150 adedi ... 'ya şirketin kurulmasında, müsbet bir çalışma sahası sağlanmasında ve mesaisinin tanziminde ifa ettiği hizmetten dolayı verilmiş ve artan 1.000 adedi ise ilk sermayeyi teşkil eden 10.000.000 TL'nin kurucular tarafından taahhüt edilen beher 10.000-TL'na bir adet verilmek üzere, ilk sözleşmede ismi bulunan kuruculara dağıtılmıştır. ... Anonim Şirketi'nin şirketimize devri ile ilgili olarak yapılan sermaye artırımı. sebebiyle, ... Anonim Şirketi ortakları için artırılan 11.067.108.547.000 TL sermayeyi temsilen birinci paragrafta konu edilen 2000 adet Kurucu İntifa senedine ilaveten aynı hakları haiz, 2.709 adet bedelsiz ve serbestçe devri kabil kurucu intifa senedi çıkarılmıştır. Bu kurucu intifa senetleri, ... Anonim Şirketi ortaklarına devir öncesi sermayesindeki payları oranında bedelsiz olarak dağıtılmıştır. Böylece kurucu intifa senedi sayısı 4. 709 adede ulaşmıştır." hükmü yer almakta olduğunu, esas sözleşmenin ilgili maddesinden de anlaşılacağı üzere şirketin kuruluş sermayesinin 10.000.000 TL olduğunu, kuruluş sermayesinin ödenmesi karşılığı her bir kurucu ortağa verilmek üzere 1.000 adet intifa senedi ihraç edildiğini, aradan çok uzunca bir zaman geçmiş olması ve müvekkilinin hem işlerinin yoğunluğu ve hem de fazlaca mekan değişiklikleri nedeniyle başlangıçta kendisine, tevdi edilen kurucu intifa senetlerini kaybettiğini, dava tarihi itibariyle de tüm aramalara rağmen bulunamadığını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin sahibi bulunduğu (lakin zayi olan) ... A.Ş. nezdindeki kurucu intifa senetlerinin adetinin mülkiyet yönüyle tespitine; tespitle birlikte Ticaret Sicilinde gerekli ilanların yapılmak suretiyle zayi olan Kurucu intifa senetlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/03/2023 tarih 2022/894 Esas - 2023/123 Karar sayılı kararında;"Dava, davacının kurucu ortağı olduğu, dava dışı ... A.Ş.(birleşme sonrası ... A.Ş.) tarafından ihraç edilerek kendisine verilen kurucu intifa senetlerinin adedinin ve davacıya ait olduklarının tespiti ve bu senetlerin zayii nedeniyle iptalleri istemine ilişkindir. Davacı tarafından ileri sürülen ilk talep; kendisinin kurucu ortak olduğu, sermaye koyma borcunu yerine getirdiği, şirket ana sözleşmesinin 9. maddesine dayalı olarak sermayenin ödenmesi karşılığında her bir kurucu ortağa verilmek üzere 1.000 adet intifa senedi ihraç edildiği, 08/12/2020 tarihinde şirket sermayesinin 10.000.000,00-TL'den 120.000.000,00-TL'ye çıkarıldığı, bu durumda kurucu ortakların arttırılan sermayeye katkıları oranında intifa senedi sahibi olmaya hak kazandıkları, nitekim sermaye arttırımı öncesi kuruluş sermayesine katkıları oranında tüm kurucu ortaklara intifa senetlerinin basılı ve fiziken verildiği, ancak bu senetlerin kaybedildiği iddialarına dayalı olarak, davacının kuruluş sermayesine katkı oranının, bunun karşılığında kendisine kaç adet intifa senedi verildiğinin ve bunların mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti talebidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2022/735 Esas, 2022/1597 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere bu talep hukuki mahiyeti itibariyle; davacının dava dışı şirketteki pay oranının tespiti istemini de içermekte olup, pay oranının tespiti istemini de içeren bu tür davalarda husumet mutlaka ilgili şirkete yönetilmelidir. Yargıtay kökleşmiş içtihatları ve yerleşmiş görüşü de bu yöndedir. Ancak işbu davada davacı davayı şirkete yöneltmemiş, hasımsız olarak açmıştır.Taraf ehliyeti dava şartlarından olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 50’inci maddesi uyarınca taraf ehliyeti medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkündür. HMK. m. 50 uyarınca, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine sahiptir. Buna göre, taraf ehliyeti, bir davada taraf olarak bulunabilme ehliyeti olup, maddi hukuktaki hak ehliyeti kavramının medeni usul hukukundaki yansımasıdır. Yukarıda belirtildiği gibi, davacı işbu davayı, pay oranının tespitini istediği şirkete yöneltmemiştir. Bu nedenle işbu davada davalı tarafta taraf ehliyeti bulunan kimse yoktur. Ancak, davacının bundan sonra davayı pay oranının tespitini istediği şirkete yöneltmesinin mümkün olup olmadığının tartışılması gerekmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafta iradi değişiklik” başlıklı 124’üncü maddesinde; bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile olanaklı olduğu bildirildikten sonra, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği isteminin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği isteminin kabul edebileceği açıklanmıştır. Nitekim madde gerekçesinde de, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamanın yargılama ilişkisini katı bir şekle bağlayarak yargılamaya hâkim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” ile bağdaşmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda; davacı kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemlere rağmen davalının tespit edemiş ya da tespit edememe durumu bir yanılgıya dayanıyor ve bu da açıkça dürüstlük kuralına aykırılık arz etmiyor ise; bu dava ilişkisi yönünden, daha sonra da kendilerine dava açılması mümkün olmalıdır.Ancak işbu davada davacı, kurucu ortağı olduğu şirketin kuruluş sermayesine katkı oranının, bunun karşılığında kendisine kaç adet intifa senedi verildiğinin ve bunların mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini talep etmekte olup, bu şirketin davalı gösterilmesi gerektiğini bilmesi gereklidir. Bu nedenle HMK.nun 124. maddesinin bu davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca Medeni usul hukukumuzda, dahili dava yoluyla dava açıldıktan sonra dahili dava yoluyla davanın yeni davalıya yöneltilmesi müessesi de bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davacıya bu yönde bir süre verilmesi de mümkün görülmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere HMK 114/1-d maddesi uyarınca tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartıdır.İşbu davada, davalı tarafta pay oranının tespiti istenilen şirketin bulunması zorundulur.Davacı, davayı ilgili şirkete yöneltmemiştir.HMK.nun 115. maddesine göre Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak zorundadır.Tüm bu nedenlerle, HMK'nun 114/1-d ve 115. maddeleri gereğince davalı tarafın taraf ehliyeti bulunmadığından, davacının dava dışı ... A.Ş (Birleşme sonrası ... A.Ş) tarafından ihraç edilerek kendisine verilen kurucu intifa senetlerinin adedinin ve davacıya ait olduklarının tespitine yönelik açtığı davanın usulden reddine dair karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen ikinci talep ise; dava konusu edilen senetlerin zayii nedeniyle iptalleri istemine ilişkindir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2022/735 Esas, 2022/1597 Karar sayılı kaldırma kararında, "..sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına." denilerek, mahkememizce ilk hükümde bu kısma ilişkin verilen karara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Kurucu intifa senetleri anonim şirketlerin kurucu ortaklarına verilen intifa senetleridir. Sadece kuruluş ana sözleşmesinde yazılı olmak şartıyla geçerli olurlar. Kurucular için çıkarılanlar da dahil olma üzere, intifa senetleri emre veya hamiline yazılı olarak çıkarılabilir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın zayi olduğu iddia edilen intifa senetlerinin nama yazılı olduğu anlaşılmakla, TTK 657/1 md gereğince aksine özel hükümler bulunmadıkça nama yazılı senetlerin hamile yazılı senetlere ilişkin hükümlere göre iptal olunacağı yazılıdır. TTK'nın 661/1 maddesine göre pay senetleri ...gibi hamile yazılı senetlerin iptaline hak sahibinin istemi üzerine mahkemece karar verileceği düzenlenmiş olup aynı maddenin (3) nolu bendinde dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolunda ki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması gerektiği düzenlenmiştir.Davacı tarafça veya dava dışı ilgili şirket tarafından zayi davasına konu intifa senetlerinin fotokopisi ve kaydedilmiş listesinin sunulamadığı, talep konusu senetlerin örnekleri veya ayırt edici özelliklerinin sunulup bildirilmediği, zayi olduklarına dair inandırıcı delil sunulamadığı anlaşıldığından, Ankara BAM 21. HD'nin 2018/2350 Esas, 2020/821 Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak, ilk karardaki görüşle senetlerin zayi nedeniyle iptalleri istemine yönelik davanın esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, davacının dava dışı ... A.Ş (Birleşme sonrası ... A.Ş) tarafından ihraç edilerek kendisine verilen kurucu intifa senetlerinin adedinin ve davacıya ait olduklarının tespitine yönelik açtığı davanın usulden, senetlerin zayi nedeniyle iptalleri istemine yönelik davanın esastan ayrı ayrı reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkemenin; İstanbul BAM 13 HD 2022/735 E. Ve 2022/1597 K. nda; "....talebin hasımsız olarak ileri sürülmesinin mümkün olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapmadığı..." gerekçesi ile kaldırılan karar sonrasında yaptığı değerlendirmede; açılan davayı usulden ve devamla esastan reddettiğini, Mahkeme bir davayı usulden reddetmiş ise esasa ilişkin bir değerlendirme yapamayacağını, malum olduğu üzere davanın usulden reddedilmesinin; bir davanın taraflarının o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip olmadıkları anlamına geldiğini, bu durumda mahkemenin, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremeyeceğini, oysaki BAM kararı usul hükümleri çerçevesinde dikkatlice okunduğunda; "önce hasımlık açısından davayı değerlendir eğer hasımsız açılabilecek kanaati hasıl olur ise bu kere esasa ilişkinde bir karar ver" manasında bir bozma kararı verildiğini, mahkemenin bozma ilamının mahiyetini takdirde hataya düştüğünü, Davanın hasımsız ikame edilebileceğini, davanın kurucu nama yazılı intifa senetlerinin zayi nedeniyle iptaline ilişkin olduğunu, açılan davada eğer ki meşru bir hak sahibi var ise ... elinde bulundurulabilecek ve üzerinde hak iddia edebilecek 3 ncü kişiler olabileceğini, kurucu intifa senedi) nin mülkiyet iddiası yönüyle ... va'z eden dava dışı ... A.Ş. ile bir ilgisi olmadığını, mahkemenin sanki dava dışı .... A.Ş.'yi davanın meşru hak sahibi ve hakkı haleldar olabilecek tüzel kişi gibi değerlendirmek suretiyle bir karar verdiğini, davanın öncelikle bir tespit davası olduğunu, çünkü müvekkili aradan geçen zaman içinde sahibi olduğu ve miktarını bilmediği adette ... varlığının ve adetinin tespitinin talep edildiğini, bu talebin yöneltilmesi gereken bir davalısı olmadığını, Bir an için ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın hasımsız açılamayacağını düşünülse bile bu kere Sayın mahkemeden taraf değişikliği yapabilmek açısından süre talep etmelerine rağmen mahkemenin bu talebi de reddettiğini, oysaki; HMK 124/3 "...Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir...." hükmü uyarınca taraf değişikliğine karar verebileceğini, Esasa ilişkin verilen red kararının da hatalı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/3200 esas, 2014/9241 karar sayılı kararında, ".......6102 sayılı TTK'nın 661/3. maddesinde yer alan ''Dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması gerekir'' hükmü uyarınca, iptal kararı verilebilmesi için mahkemece yaklaşık ispatın aranması yeterlidir. Somut olayda, davacının sunmuş olduğu belgelerde iptali istenen hisse senetleri ile ilgili yeterli bilgilerin bulunduğu, yapılan yazışmalarla da davacının senetlerin maliki olduğunun anlaşıldığı, buna göre TTK'nın 661/3. maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, diğer koşulların da gerçekleşmesi halinde iptal kararı verilmesi gerektiği hususu gözetilmeksizin...." denildiğini, Mahkemenin; "davacı tarafça veya dava dışı ilgili şirket tarafından zayi davasına konu intifa senetlerinin fotokopisi ve kaydedilmiş listesinin sunulamadığı, talep konusu senetlerin örnekleri veya ayırt edici özelliklerinin sunulup bildirilmediği, zayi olduklarına dair inandırıcı delil sunulamadığı...’ gerekçesinden hareketle davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin bu kararının hem somut olaya, hem anayasaca teminat altına alınan mülkiyet hakkına, açıkça aykırı olduğuna istinafen bozulmasını talep ettiklerini, Şöyle ki; Müvekkilinin tespitini talep ettikleri, intifa senedi sahibi olduğu ... A.Ş. (... ) dahil, ... A.Ş.(...), ... A.Ş. (....) ve ... A.Ş.’nin (... ) şirketleri 31.12.2019 tarihli finansal tablolar esas alınarak tüm aktif ve pasifleriyle birlikte bir bütün halinde devralınması suretiyle dava dışı ... A.Ş. nezdinde birleşmesi talebi Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 23.07.2020 tarih ve 47/937 sayılı kararı ile uygun görülmüş ve birleşmesi nedeniyle birleşme raporunda kurucu intifa senetlerinin (...) belirlenen 24.750 TL bedel üzerinden mülkiyet haklarının sona erdirilmesine ve iptaline karar verilmesine karar verildiğini, yani dava dışı ... A.Ş. 'nin, her ne kadar davada taraf değilse de menfaat zıtlığı ve sebepsiz zenginleşmenin tarafı olduğunu, bu hususun önemli olduğunu, çünkü; celselerde müteaddit kereler ... A.Ş.’den; kurucu intifa senedi listesi veya kuruluş sermayesine kurucuların katkı payları veya kuruluş sermaye muavin kayıtları veya kuruluş genel kurul kayıtlarının ısrarla talep edilmesine rağmen, mahkeme dosyasına sunulmadığını, davanın ispat edilememesi için ellerinde olmadığından bahisle, hiçbir bilgi ve belgeyi dosyaya sunmadıklarını, dava hasımsız ikame edilse de, zayi nedeniyle mülkiyetin tespit edilememesi ve davanın ret edilmesi nedeniyle bu kısma tereddüt edecek mal varlığı ... A.Ş mülkiyetinde kalacağı için bu cevapların verilmemesinin, belgelerin sunulmamasının gerekçesinin bu olduklarını düşündüklerini, Mahkemenin bu zıt menfaat çelişkisine rağmen dava dışı şirketin zayi davasına konu intifa senetlerinin fotokopisini veya kaydedilmiş listesinin sunulmamış olmasının red gerekçesi olarak kullanmasının menfaatler dengesi açısından hatalı bir takdir olduğunu, ... A.Ş’nin 1969 yılında kurulmuş olması nedeniyle müvekkilinin dönem içersinde çok değişik iş kollarında faaliyet de bulunması nedeniyle söz konusu intifa senetlerinin kaybolduğunu zaten kabul ettiklerini, bu haliyle zayinin tespitini talep ettikleri, ... fotokopilerini dosyaya sunmalarının beklenemeyeceğini, mahkemenin bu konuyu da red gerekçesi olarak kabulünün hatalı olduğunu, davanın konusunun da zaten bu olduğunu,Bu iki hususu özetlediklerinde, dava dışı şirketin kurucu intifa senetlerine ilişkin gerekli bilgi ve belgeleri sunmaması, müvekkilinin de senetleri kaybetmesi nedeniyle fotokopisini sunamayacak olması, intifa senetleri listesinin ancak dava dışı şirket tarafından verilebilecek olmasına karşın listenin sunulmamış olmasının davalarının tek başına ret gerekçesi olamayacağını, Dava her kadar kıymetli evraktan kaynaklanan kurucu intifa senetlerinin iptaline yönelik bir dava olsa da, dava dışı şirketin, ispata yarayacak evrakları sunmamasının dikkate alınarak ispat koşulu yönünden farklı bir değerlendirmeye tabi tutulmasını zaruri kılmakta olduğunu, şöyle ki; Müvekkilinin dava dışı şirketin kurucu hissedarı olduğunu, şirketin esas sözleşmesinin 9.maddesinde kurucu intifa senetlerinin, ilk sözleşmede ismi bulunan kuruculara başlangıç sermayesi olan 10.000.000 TL katkıları oranında ve her bir 10.000 TL ödeme karşılığında 1 adet olmak üzere verildiğini ve bu şekilde toplam 1.000 adet kurucu intifa senedi (...) tahsis edildiğini ve kurucu paydaşlara teslim edildiğini (Esas sözleşme md.9) hususları izahtan vareste olduğunu,Davanın ispatı tahdında yapılan yazışmalar çerçevesinde dosyaya giren 11.01.2022 tarihli cevapta zorla da olsa 1975 yılına ait GK tutanaklarının dosyaya sunulduğunu, bu bilgi ve belge ışığında mahkemenin anlayacağı şekilde 14.01.2022 tarihli dilekçe ile adım adım izah edilerek müvekkilinin toplam 122 adet intifa senedi sahibi olduğunu, ispat edilmesine rağmen mahkemenin bu hususu dikkate almadan ret kararı verdiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, Dosyaya sunulu olan 14.01.2022 tarihli dilekçelerinde, müvekkilinin 122 adet kurucu intifa senedinin müvekkiline verildiğinin ispat olunduğu yönünde ayrıntılı açıklamalarda bulunulduğunu, dava dilekçesinde arz edilen sebepler çerçevesinde zayi olan ve tüm aramalara rağmen bulunamayan 122 adet ... zayi nedeniyle iptaline ve gerekli ilanların yapılmasına devamla 122 adet ... sahibi bulundukları mülkiyet yönüyle tespitine karar verilmesi talep ettiklerini,Mahkemenin bu maddi hakikate rağmen kurucu intifa senetlerinin fotokopilerinin veya dava dışı şirketin listeyi vermemesinden hareketle inandırıcı delil sunulamadığından bahisle davayı reddetmesinin kabul edilebilir olmadığını ve hukuki de olmadığını, müvekkilinin kurucu ortak olduğu kurucu esas sözleşmenin eki niteliğindeki listede yer almasından da açıkça anlaşıldığını, kurucu ortak olduğuna göre en azından 1 adet ... senedi sahibi olmasının kaçınılmaz olduğunu, mahkemenin bu kısmı da dikkate almamış olduğunu,Müvekkili ... A.Ş’nin kurucu ortağı olduğunu, her kurucu ortağa kuruluş sermayesine katkısı oranında ve esas sözleşmenin yukarıda atıf yapılan 9.maddesi çerçevesinde kurucu intifa senedi verildiğini, müvekkilinin 24.03.1975 tarihinde yapılan genel kurula 1.872.000 tl sermaye payı ile 42. sıra numarası ile katıldığı,1975 yılı GK katılım gösterdiği sermayesinin kuruluş sermayesine doğru arttırım oranları dikkate alınarak elemine edilmek suretiyle yapılan hesaplamada 122 adet kurucu intifa senedi sahip olduğunun mahkeme karar gerekçesinin aksine inandırıcı bir şekilde ispat edildiğini; Dava dışı ... A.Ş’nin müvekkili ile menfaat zıtlığı içerisinde olmasının davanıın ispat edilememesi durumunda en kötü ihtimalle birleşmede beher intifa senedine önerdikleri 24.750 tl miktarınca sebepsiz zenginleşeceğini ve mahkemece red gerekçesi olarak sunulan hususlara bu sebeple cevap vermemiş olabileceği hususlarının dikkate alınması gerektiğini; İleri sürerek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararı ile birlikte mahkemenin TTSG aracılığı ile gerekli ilanları yapılmak suretiyle davalarının kabulüne; 122 adet ...'in (Kurucu İntifa Senedi) zayi nedeniyle iptali ile müvekkili yönünden mülkiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davacının kurucu ortağı olduğu, dava dışı ... A.Ş.(birleşme sonrası ... A.Ş.) tarafından ihraç edilerek kendisine verilen kurucu intifa senetlerinin adedinin ve davacıya ait olduklarının tespiti ve bu senetlerin zayii nedeniyle iptalleri istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, davacının dava dışı ... A.Ş (Birleşme sonrası ... A.Ş) tarafından ihraç edilerek kendisine verilen kurucu intifa senetlerinin adedinin ve davacıya ait olduklarının tespitine yönelik açtığı davanın usulden, senetlerin zayi nedeniyle iptalleri istemine yönelik davanın esastan ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce UYAP sistemi üzerinden incelenen İstanbul Anadolu 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/637 esas sayılı dosyası kapsamından, davacının, dava dışı ... A.Ş. aleyhine, 08/12/2020 tarihinde, zayi nedeniyle iptal davası tarihinden sonra açtığı dava ile, ... A.Ş, ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş.’nin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte davalı şirket ile birleştiklerini ileri sürerek, bu davada davacının sahibi olduğu beher intifa senedi bedelinin gerçek değerinin tespiti ile bu tutarın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalının cevap dilekçesi ile aktif husumet itirazında bulunduğu, davacı her ne kadar ... A.Ş.'de kurucu ortak olarak görünmekte ise de, davacının kendisine kurucu intifa senedi teslim edildiğini, halihazırda da kurucu intifa senetlerinin sahibi olduğunu ispatla yükümlü olduğunun ileri sürüldüğü, davacının intifa senedi sahibi olup olmadığının, hasımlı olarak açılan bu davada uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin 2020/637 esas, 2022/681 karar sayılı ilamı ile bu dosyanın İstanbul Anadolu 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verdiği görülmüştür. İstanbul Anadolu 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiş, ana davanın, farklı bir davacı tarafından benzer taleple davalı ...'a karşı açılmış olduğu, istinaf önüne gelen davacı ...'ın davası ile birlikte, benzer taleplerle açılmış on altı davanın bu dosya ile birleştirilmiş olduğu, davanın halen derdest olduğu, ön inceleme celsesinde, asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlığın kurucu intifa senetlerinin sağladığı hakların korunması, esas sözleşmede eş değerde hak sağlanması, bu mümkün olmazsa kurucu intifa senetlerinin gerçek değerlerinin tespiti istemlerine ilişkin olduğunun belirtildiği, husumet ve ehliyet itirazlarının ise delillerin toplanması akabinde karara bağlanacağının zapta geçirildiği, mahkemece asıl ve birleşen davacılardan kurucu intifa senedi asıllarının kasaya sunulmasının istenildiği, asıl ve birleşen davalarda davacıların kurucu intifa senedi sahibi olup olmadıklarının, diğer ifade ile aktif husumet sahibi olup olmadıklarının ön sorun olarak kabul edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından iş bu dosyada ileri sürülen ilk talep; kendisinin kurucu ortak olduğu, sermaye koyma borcunu yerine getirdiği, şirket ana sözleşmesinin 9. Maddesine dayalı olarak sermayenin ödenmesi karşılığında her bir kurucu ortağa verilmek üzere 1.000 adet intifa senedi ihraç edildiği, 08/12/2020 tarihinde şirket sermayesinin 10.000.000,00-TL'den 120.000.000,00-TL'ye çıkarıldığı, bu durumda kurucu ortakların arttırılan sermayeye katkıları oranında intifa senedi sahibi olmaya hak kazandıkları, nitekim sermaye arttırımı öncesi kuruluş sermayesine katkıları oranında tüm kurucu ortaklara intifa senetlerinin basılı ve fiziken verildiği, ancak bu senetlerin kaybedildiği iddialarına dayalı olarak, davacının kuruluş sermayesine katkı oranının, bunun karşılığında kendisine kaç adet intifa senedi verildiğinin ve bunların mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Kurucu intifa senetleri sahiplerine şirket karıdan pay alma hakkı tanıyan, ancak oy hakkı tanımayan senetlerdir. Kurucu intifa senedi sahibi ile anonim şirket arasındaki ilişki sözleşmesel bir ilişkidir. Bu nedenle davacının talebi esasen, davacı ile dava dışı ...A.Ş, arasında davacıya kurucu intifa senedi ve bu senede bağlı kar payı hakkı verilmesine ilişkin sözleşmesel ilişki kurulduğunun tespitine ilişkin bir müspet tespit davasıdır. Bu davada husumetin şirkete yöneltilmesi zorunludur. Hasımsız olarak açılan davanın HMK'nun 124 maddesine dayalı olarak sonradan hasımlı hale getirilmesine yasal olanak yoktur. Nitekim yukarıda muhtevaları özetlenen dava dosyalarından, davacının dava dışı şirket nezdinde kurucu intifa senedi sahibi olup olmadığının ihtilaflı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece davacının hasımsız olarak ileri sürdüğü müspet tespit talebinin usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, davacının nama yazılı olduğunu iddia ettiği anonim şirket kurucu intifa senetlerinin zayii nedeniyle iptali koşullarının bulunup bulunmadığı, TTK'nun 657/1 fıkrası atfı ile, 661/1 fıkrası çerçevesinde değerlendirilecektir. Bu maddeye göre, talep sahibinin, zayi nedeniyle iptalinin talep ettiği senetlerin hak sahibi olduğu, zilyedi bulunduğu ve onları zayi ettiği yönündeki iddiaları mahkemece inandırıcı bulunmalıdır. Diğer ifade ile mahkemeye, bu iddiaların yaklaşık düzeyde ispatına yarayacak delillerin sunulması zorunludur. Davacının talebinin kabulü için, kurucu ortak olduğunu ispatı yeterli değildir. Zira, intifa senedinin, pay sahipliği ile ilişkisi bulunmamaktadır. Davacının kendisine kurucu intifa senedi verildiğini ve bu senetlerin kendi zilyetliğindeyken zayi olduğunu yaklaşık düzeyde ispata yarar herhangi bir delil sunmamış olması, davacının intifa senedi sahibi olup olmadığının, kendisine kaç adet intifa senedi verildiğinin İstanbul Anadolu 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 esas sayılı dosyasında yürüyen yargılamada uyuşmazlık konusu olması karşısında, mahkemece zayii nedeniyle iptal talebinin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usule, yasaya ve kamu düzenine aykırılık tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınesastanözetikararistinafİstemli)reddine(TespitsebeplerinindereceistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesininkararınınileriMülkiyetdosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim