İstanbul BAM 13. HD 2021/1852 E. 2024/283 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1852
2024/283
15 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1852 Esas
KARAR NO : 2024/283 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2019/1119 Esas - 2021/388 Karar
TARİHİ: 26/05/2021
DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamıda davalıya taksitli ticari krediler kullandırıldığı, çek taahüt kredisi ve ticari kredili mevduat hesabı açıldığını, davalının ödemelerinde temerrüde düştüğünü bu nedenle Kahramanmaraş ... Noterliğinin 19.09.2018 ... tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini buna rağmen ödeme yapımadığını ve İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ilamsız takip yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu, sözleşmeye uygun işlem ve takip yapıldığını beyanla itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalının cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/05/2021 tarih 2019/1119 Esas - 2021/388 Karar sayılı kararında; "Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptaline ilişkindir.Her ne kadar davalı icraya itirazında bir sözleşme yapmadığını ve borcu kabul etmediğini ileri sürmüş ise de, davacı tarafça sunulan kredi sözleşmesi, hesap özetleri ve ihtarname nazara alındığında, davalının itirazının yersiz olduğu, kredi sözleşmesi imzalanıp kredinin de kullanıldığı görülmüştür. Dosyaya sunulmuş olan hesap kat ihtarı, tebliğ belgesi, bilirkişi raporu, icra dosya kapsamı nazara alındığında; davacı tarafın toplam alacağının takip tarihi ile itibari ile 580.871,99 TL olduğu, aynı borç için ayrıca İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında da ipotekli takibe konu edildiği ancak ipotekli taşınmazın borcu karşılamadığını, bu durumda davacının ipoteği aşan kısım yönünden ilamsız icra takibi yapma hakkının bulunduğu, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacı tarafın asıl alacak ve faizlerinin ayrı ayrı hesaplandığı, uygulanması gereken faiz oranlarının doğru bir şekilde tespit edildiği, takip talebindeki ile aynı oranlar olduğu, ancak temerrüt tarihi dolayısı ile işlemiş faiz miktarlarında farklılık çıktığı, bu nedenle bilirkişi raporuna itibar etmek gerektiği, bilirkişi ek raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne ve davalının takdiren %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Davacı taraf takip talebinde gayri nakdi alacak yönünden depo talebinde bulunmuş ise de, dava dilekçesinde gayri nakdi alacak yönünden miktar belirtilmediği ve harcının da yatırılmadığı, dolayısıyla bu takip yönünden dava açılmadığı anlaşılmış ve gayri nakdi alacak yönünden değerlendirme yapılmamıştır."gerekçesi ile, "Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılacak tahsilat ile tekerrür olmamak kaydıyla 580.871,99TL yönünden İPTALİNE, takibin devamına, asıl alacak 64.798,43TL için yıllık %30,24 oranında faiz uygulanmasına, asıl alacak 450.177,74TL için yıllık %50 oranında faiz uygulanmasına, geri kalan kısma yönelik talebin REDDİNE, Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 116.174,40TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararının davacı aleyhine olan kısımlarının usule ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından davalı lehine oluşturulan vekâlet ücreti alacağına ilişkin kararın kabulünün mümkün olmadığını; davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirmediğini, Yerel Mahkeme 26/05/2021 tarihli gerekçeli kararı ile; “Reddedilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesap ve takdir edilen 4.080,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” şeklinde gerekçe göstererek davalı taraf lehine vekalet ücretine karar verdiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 330. maddesinin; “Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir.” hükmünü amir olduğunu, Dosya incelendiğinde de görüleceği üzere; davalı tarafın kendini vekil ile temsil ettirmemekle birlikte davalı tarafça bütün yargılama boyunca dosyaya vekâletname sunulmadığını; bu durumda davalı tarafın her ne kadar kendini vekil ile temsil ettirmemiş olsa da davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmiş olup; bu karar nedeniyle Müvekkili Bankanın haksız ödemelerle karşı karşıya kaldığını; Yerel Mahkeme tarafından davalı lehine verilen vekâlet ücreti kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, Müvekkili Banka ile borçlu şirket ....Limited Şirketi arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca borçluya Çek Taahhüt Kredisi, Ticari Kredili Mevduat Hesabı, Taksitli Ticari Kredi kredileri açılıp kullandırıldığını, Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinden doğan işbu kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine Müvekkili Banka tarafından kredi hesabının 12.09.2018 tarihinde kat edildiğini ve imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin ilgili maddesine dayanılarak bütün borçların muaccel hale geldiğini ve Kahramanmaraş .... Noterliği’ nin 19.09.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlulara sorumlu oldukları borç miktarı, söz konusu borcun ödenmediği takdirde başvurulacak yollar ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak her türlü yasal işlemin başlatılacağı, sözleşmede belirtilen temerrüt faizi, gider vergisi, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve sair ferilerin davalı tarafa ait olacağının ihtaren bildirildiğini, Müvekkili Banka tarafından keşide edilen ihtarname ve ekinde gönderilen hesap özetlerinin usulüne uygun düzenlendiğini, borcun muaccel hale geldiğini ve borçluların temerrüde düştüğünü; akabinde borcun ödenmemesi sebebiyle Müvekkili Banka tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası marifetiyle ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından tebellüğ edilen Örnek No:7 ilamsız takipte ödeme emrine karşı İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına bila tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş olup haksız olan itirazın iptalini istemek maksadıyla taraflarınca işbu davanın ikame edildiğini; akabinde Yerel Mahkeme tarafından kısmen kabul kararı verildiği, kabulüne karar verilen alacak kalemlerine karar verilirken davalı borçlunun ticari kredili mevduat hesabı ve taksitli kredi kapsamında sorumlu olduğu tutarların eksik hesaplandığının görüldüğünü; ayrıca gerekçeli karar tesis edilirken gayrinakdi alacaklarına ilişkin hüküm tesis edilmediğinin görüldüğünü; bu halde Yerel Mahkeme tarafından verilmiş olan bu kararın hukuka ve yasaya aykırı olup, işbu kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemenin 26/05/2021 tarihli kararıyla;“Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılacak tahsilat ile tekerrür olmamak kaydıyla 580.871,99TL yönünden İPTALİNE, takibin devamına, asıl alacak 64.798,43TL için yıllık %30,24 oranında faiz uygulanmasına, asıl alacak 450.177,74TL için yıllık %50 oranında faiz uygulanmasına, geri kalan kısma yönelik talebin REDDİNE” şeklinde gerekçe göstererek fazlaya ilişkin istemin reddine karar verdiğini, Yerel Mahkeme tarafından Müvekkili Banka alacağına ilişkin yapılan hesaplamalar Davalı/borçlu tarafından tebellüğ edilen Örnek No:7 ilamsız takipte ödeme emrinde yer alan alacak miktarından daha az olup, bu tespitin hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, yapılan eksik ve hatalı tespitin gerekçeli kararda ayrıca bir gerekçe gösterilmeksizin hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil edeceğini; bu hususta yeniden inceleme yapılması gerektiğini; gayrinakdi alacaklarının hükme esas alınmamış olması ve alacağın eksik hesaplanmış olmasının tespit edilen bütün alacaklara sirayet ederek Müvekkili Banka nezdinde telafisi güç zararlara neden olacağını; yukarıda açıklanan, eksik ve hatalı inceleme neticesinde tesis edilen hükmün Müvekkili Banka aleyhine olan kısmının kaldırılması ve alacaklarının kabulüne karar verilmesini talep etmek için işbu karara ilişkin süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun hâsıl olduğunu, Bununla beraber Yerel Mahkeme tarafından haksız ve hukuka aykırı gerekçelerle verilmiş olan davanın kısmen reddine dair karar neticesinde her ne kadar davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirmemiş olsa da davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmiş olup; bu karar nedeniyle müvekkili bankanın haksız ödemelerle karşı karşıya kalma ihtimalinin bulunduğunu, İleri sürerek, yukarıda izah etmiş olduğumuz nedenler ve resen dikkate alınacak sebepler ışığında istinaf başvurularının kabulüyle; yerel mahkeme kararın aleyhe kısmının istinaf incelmesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi sözleşmesinden doğan nakdi ve gayrınakdi kredi alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece nakdi alacak yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı kredi lehdarı aleyhine, 586.745,09-TL nakdi alacağın tahsili, 14.400,00-TL gayrınakdi alacağın depo edilmesi istemi ile takip başlattığı, davalının borca yasal sürede vaki itirazı sonucu takibin durduğu ve bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, davalı kendisini vekil ile temsil ettirmemesine rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği, gayrınakdi alacak hakkında hüküm kurulmadığı, nakdi alacağın ise eksik hesaplandığı yönündedir. 6100 Sayılı HMK'nun 297/2 fıkrası uyarınca mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, kamu düzenine ilişkin bu husus 6100 Sayılı HMK'nun 355 maddesi uyarınca istinaf aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır. Dava dilekçesinde, davalıya çek taahhüt kredisi, kredili mevduat hesabı kredisi ve taksitli ticari kullandırıldığının belirtildiği, netice-i talebin, davalının takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, takibin hem nakdi hem de gayrınakdi alacağa ilişkin bulunduğu, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan kök ve ek raporda çek depo talebine ilişkin inceleme ve değerlendirme bulunmadığı gibi, mahkeme hüküm ve gerekçesinde de davacının gayrınakdi alacak talebi hakkında olumlu olumsuz herhangi değerlendirme ve karar yer almadığı anlaşılmış olup, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Kabule göre de; davacı şirketin dava dilekçesi ile talep ettiği nakdi kredi alacağının, takibe konu ettiği nakdi kredi alacağı tutarından yüksek olduğu, mahkemece HMK'nun 31 maddesi uyarınca davacı vekiline dava dilekçesindeki nakdi alacak tutarı ile takip talebindeki nakdi alacak tutarı arasındaki farkın neden kaynaklandığının açıklattırılması ve netice-i talebin somutlaştırılmasına gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması; yine davalı şirket kendisini bir vekil ile temsil ettirmemesine rağmen reddolunan kısım üzerinden davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç itibariyle, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 26/05/2021 tarih ve 2019/1119 Esas-2021/388 Karar sayılı kararının HMK'nın 355 ve 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59