İstanbul BAM 13. HD 2024/249 E. 2024/267 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/249
2024/267
15 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/249 Esas
KARAR NO: 2024/267 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/194 Esas - 2023/842 Karar
TARİH: 31/10/2023
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 15/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti., davacı müvekkili şirket nezdinde Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Türkiye’den Türkmenistan’a gönderilmek üzere yüklemesi yapılan 6 Kap İnşaat Malzemeleri emtiası ... nolu navlun faturasına istinaden ... nolu CMR'ler kapsamında ... plakalı araç ile davalı-borçlunun sorumluluğu altında taşındığını, emtiaların alıcıya varışını müteakip yapılan kontrollerinde hasarlı olduklarının görülmesi üzerine CMR üzerine hasarlı teslim şerhi düşülmüş ve taşıyıcı temsilcisi olan sürücü imzalı hasar tutanağının tanzim edildiğini, davalı-borçlu taşıyıcı emtiaları sağlam, eksiksiz ve hasarsız bir vaziyette, yüke ilişkin yazılı hiç bir çekincelerini içermeyen temiz taşıma senedi ile teslim aldığını, ancak emtialar, davalı taşıyıcının sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında hasarlandığını, bu nedenlerle gerek Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri gerekse Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR)'nin ilgili hükümleri gereği eksiksiz ve hasarsız olarak emtiaları teslim alan davalı taşıyıcının kendi sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında emtiaların hasarlanmasına neden olması sonucu doğan zarar nedeniyle sorumlu olacağının kabulünün gerekeceğini, dava konusu emtialarda meydana gelen hasara istinaden gerekli tüm incelemeler ve araştırmalar yapıldığını, inceleme ve araştırma sonucu tanzim edilen ... nolu ekspertiz raporuna istinaden poliçe teminatı kapsamında dava dışı sigortalıya (ödeme muvafakatnamesi ile) 4.219,68-USD tazminat bedeli ödendiğini, sigorta poliçesinin geçerli olduğu bir dönemde meydana gelen hasar ile ilgili dava dışı sigortalı firmaya hasar tazminatı ödemesi yapıldığından tazminat ödeme dekontu ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği halefiyet şartları sağlandığını, dava dışı sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili bakımından müvekkil sigortacı şirket sigortalının haklarına halef olmakta, böylece talepte bulunma, icra takibi açma ve dava hakkı da halefiyet ilkesi gereği müvekkili şirkete geçmekte, sorumlulara karşı rücu hakları kayıtsız ve şartsız olarak müvekkili davacı şirkete devredildiğini, icra takibi öncesinde davalı-borçluya rücu ihtarnamesi göndermişse de rücu ihtarnamesine olumsuz cevap verildiğinden CMR madde 27 gereği asıl alacak ve işlemiş faiz üzerinden icra takibi başlatıldığını, borca ve ferilerine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ederek takibin durmasına neden olan davalı-borçlunun itirazlarının iptalini sağlamak amacı ile başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalı-borçlunun takip dosyasına yapmış olduğu tüm itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı-borçlunun takip dosyasına vaki borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, TTK m.855/3 te; rücu haklarına ilişkin zamanaşımının rücu alacaklısının zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren 3 ay içinde zamanaşımına uğrayacağını hüküm altına aldığını, davacı davasının zararın doğumundan 1 yıl sonra, rücu borçlusunu ve zararı öğrendiği tarihten itibaren 3 aylık süreyi de geçirdiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, öğrenme tarihi dosyadaki belge ve bilgilerle sabit olduğunu, CMR konvansiyonu 17/4-b maddesi gereğince bu tür taşımalarda, emtianın zarar görmesi halinde taşıyan değil, emtiayı gönderenin (yükleme işleminden sorumlu olan) sorumlu olacağı açıkça hüküm altına alındığını, müvekkilinden söz konusu hasar bedelinin rücuen talep edilmesi haksız ve dayanaksız bir durum olduğunu, resmi yollardan yapılan bir hasar tespiti olmadığını, yükü taşıyan aracın yükün olduğu bölümdeki mühürler açıldıktan sonra malzemeyi kontrol etmesi ve varsa hasar durumu,hasarın malın araç içinde dağılmasından mı kaynaklandığı, istifleme hatasından mı olduğu açık ve tereddüde mahal vermeyecek şekildetespit edilmesi gerektiğini, meydana gelen zarar gönderici ve aynı zamanda yükleyici, istifleyici olan firmanın sorumluluğunda olduğunu, her türlü talep hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle davanın ... Sigortaya ihbarına, davacının davasının zamanaşımına uğraması ve haksız ve kötüniyetli ikame edilmiş davanın reddine, meydana gelen hasarda taşıyıcıdan kaynaklı bir durum olmadığını, gönderici -yükleyicinin sorumluğu olduğundan davanın esastan reddine, kötü niyetli takip nedeniyle davacının yüzde 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin ve arabuluculuk ücretinin davacıya yükletilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin davada dahili davalı sıfatını taşımadığını, taraf sıfatı kamu düzenine ilişkin olduğundan hakkında usul yasası hükümlerine göre dava açılamayan kişi ihbar talebi ile davalı sıfatı kazanamadığından aleyhlerine hüküm kurulamayacağını, davalı ... Tic. A.Ş. sorumluluğunda yapılacak taşımaların, müvekkil şirket nezdinde ... Y-5 Poliçe Numaralı 01/01/2015 başlangıç ve 01/01/2016 bitiş tarihli CMR Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu hasardan sorumlu tutulabilmesi için, dava konusu taleplerin müvekkili şirket tarafından tanzim edilen poliçenin teminatı kapsamında olduğu, ispata muhtaç olduğunu, hiçbir şekilde sorumluluğun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla birlikte, davacı tarafın sınırlı sorumluluk hükümleri üzerinde kalan talebinin reddine, ihbar olunan olarak aleyhlerine hüküm kurulamayacağını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 31/10/2023 tarih 2023/194 Esas 2023/842 Karar sayılı kararında;"....Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; davacı tarafça taşımacı sıfatı olan davalı aleyhine dava dışı sigortalısına yapılan hasar ödemesinin rücuen tahsili için takip başlatıldığı, takibe itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, dava dışı .... Ltd. Şti. Nin davacı sigortacı nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, Türkiye'den Türkmenistan'a gönderilecek emtianın davalı sorumluluğunda taşımasının kararlaştırıldığı, emtianın alıcıya varışından sonra hasarlı olduklarının görülmesi üzerine 28/07/2015 tarihli hasar tutanağı düzenlendiği, tutanakta davalı temsilcisi araç şoförünün isim ve imzasının bulunduğu, davacının sigortalısına 03/09/2015 tarihinde 4.219,68 USD ödeme yaptığı, halefiyete ve sorumluluk ilkelerine istinaden davacının davalıya yapılan ödemenin taraflarına yapılması hususunda 27/11/2015 tarihli ihtarname gönderdiği, ihtarnamenin davalıya 30/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, dayanak takibin 04/08/2016 tarihinde başlatıldığı görülmüştür. Dava konusu taşıma uluslararası karayolu taşımasına yönelik olduğundan CMR Konvansiyonunun uygulanması gerektiği, ilgili konvansiyonun 32. Maddesine göre yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerektiği, 2. Fıkraya göre ise yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği, davacının ihtarına rağmen davalının cevap vermediği, bu kapsamda takip tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı, yine TTK 855. Maddesi 3. Fıkrasına göre rücu haklarına ilişkin zamanaşımının, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, davacının belirtilen 3 aylık sürede davalı tarafa başvurmadığından ödeme tarihinden itibaren 1 yıl şartının uygulama imkanının olmadığı, zamanaşımı süresini kesen işlemlerin taraf ve icra dairesi takip işlemleri olduğu, kesilen sürenin yeniden işlemeye başlayacağı, icra dosyasının fiziken ve UYAP kayıtlarından detaylı incelenmesinde; 04/08/2016 tarihli ödeme emrinin düzenlendiği, 2. Ödeme emrinin ise 25/07/2017 tarihinde düzenlendiği, daha sonra 11/06/2019 tarihine kadar takip işlemlerinin 1 yıllık süre içerisinde yapıldığı ancak 11/06/2019 tarihi ile 07/01/2021 (3. Kişilerdeki haklar üzerine haciz konulması talebi) 12/01/2021 ( bankalara haciz ihbarnamesi gönderimi) ve 04/03/2021 ( davacının haciz talebi) tarihi arasında zamanaşımını kesen işlem yapılmadığı, 11/06/2020 tarihinde sürenin dolduğu, 2020 yılı mart-nisan- mayıs- haziran aylarında Covid nedeniyle yargısal sürelerin durduğu 13/03/2020-15/06/2020 tarih aralığı gün sayısı eklendiğinde dahi bu sürede 1 yıllık sürenin her halükarda dolduğu, davalının süresinde bu defiyi ileri sürdüğü, davacı alacağının zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."gerekçesi ile, Takip konusu alacak zamanaşımına uğradığından davacının davasının reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilleri istinaf dilekçesi ile, TTK'nın 855/3. maddesi taşıyıcılar arası rücu alacakları ile ilgili olup işbu davanın taşıyıcılar arasındaki rücu davası olmadığını, hatalı değerlendirmeler ile tesis edilen kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, İşbu dava Nakliyat EMTİA SİGORTA Poliçesi kapsamında (dava dışı) sigortalı ... Tic. Ltd. Şti. Firmasına ödenen tazminatın sorumlu taşıyıcıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğunu, sigortalının taşıyıcı olmadığını, tazminat ödemesinin dayanağı taşıyıcı sorumluluk poliçesi olmadığını, haliyle TTK'nın 855/3. maddesinin burada uygulanma imkanı bulunmadığını, işbu davada zamanaşımı süresi dolmadığından/geçrilmediğinden yerel mahkemece TTK'nın 855/3. maddesine atıf ile davalı taşıyıcıya 3 aylık sürede bildirim/başvuru yapılmadığı gerekçesi ile davanın zamanaşımından reddedilmesine itiraz ettiklerini, Yerel Mahkemece "..3. Kişilerdeki haklar üzerine haciz konulması talebi, bankalara haciz ihbarnamesi gönderimi ve davacının haciz talebi tarihi arasında zamanaşımını kesen işlem yapılmadığı," denilmişse de icra dosyası gereği gibi incelenmediğini, oysaki icra dosyasında davalı-borçlu yönünden haciz işlemleri yapıldığını ve her haciz işlemi ile zamanaşımı kesildiğini, Uyap sisteminde yapılan kontrollerde dosyada her hangi bir itirazın tespit edilmemesi nedeniyle takibin kesinleştirilmesi ve haciz işlemleri yapılmasının talep edildiğini, talep neticesi beklenirken İcra Müdürlüğü'nce hiç bir işlemin yapılmadığı ve dosyanın gerekçesiz olarak kapatıldığının tespit edildiğini, bunun üzerine işlemleri devam ederken kapatılan dosyanın harçsız olarak yenilenmesi talep edildiğini ve icra müdürlüğünce dosya yenilenerek yeni bir esas numarası aldığını, dosyanın yenileme işlemlerini müteakip genel sorgu ve haciz talep edildiğini, dosyada davalı-borçlu yönünden de haciz işlemleri yapıldığını, belirli aralıklarla yapılan sorgu işlemlerinde yeniden haciz talep edilmiş ise de bu kez de icra müdürlüğünce takibin davalı borçlu yönünden kesinleşmediğinden bahisle davalı borçlu yönünden haciz talebinin reddine karar verildiğini, Uyap sisteminde takibe itiraz edilmediği tespit edilmesine rağmen takibin davalı borçlu yönünden kesinleşmediği yönünde tensip kurulduğundan ve tebligat parçaları icra müdürlüğünce dosyaya taranmadığından davalı borçlunun mersis adresine normal tebligat yapılması bir çok kez talep edildiğini ancak icra müdürlüğünce işlem yapılmadığını, nihayetinde davalı borçlunun son adresine tebligat yapılabilmişse de bu kezde davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini, tebligat parçaları İcra Müdürlüğü tarafından 2022 yılında sisteme eklendiğinden ancak bu tarihte inceleme yapılabildiğini, yapılan incelemede davalı borçlunun takip tarihinde bilinen resmi adresine yapılan tebligatın iade döndüğünü, daha sonra diğer İstanbul ve Iğdır adreslerine yapılan tebligatların da iade döndüğünü, tebligatların taşınma ve/veya adres bırakmadan ayrılma şeklinde iade döndüğü görüldüğünü oysaki Uyap sisteminde yapılan kontrollerde itiraz edilmediğinin tespit edilmesi nedeniyle dosyada hem davalı borçlu hem de diğer dava dışı borçlu şirket yönünden haciz işlemi yapılması talep edildiğini, bu talebin icra müdürlüğünce kabul edilmiş ve haciz işlemleri yapıldığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, CMR hükümlerine tabi taşıma sırasında emtiada oluşan ve nakliyat emtia sigorta poliçesi uyarınca sigortalıya ödenen hasar bedelinin, halefiyet hükümleri uyarınca davalı taşıyıcıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. Somut olayda, Türkiye'den Türkmenistan'a gönderilecek emtianın davalı sorumluluğunda taşımasının kararlaştırıldığı, emtianın alıcıya varışından sonra hasarlı olduklarının görülmesi üzerine 28/07/2015 tarihli hasar tutanağı düzenlendiği, tutanakta davalı temsilcisi araç şoförünün isim ve imzasının bulunduğu, davacının sigortalısına 03/09/2015 tarihinde 4.219,68 USD ödeme yaptığı, halefiyete ve sorumluluk ilkelerine istinaden davacının davalıya yapılan ödemenin taraflarına yapılması hususunda 27/11/2015 tarihli ihtarname gönderdiği, ihtarnamenin davalıya 30/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı ve dava dışı borçlu aleyhine 11/07/2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.Takip ve davaya konu alacak, CMR hükümlerine göre taşınan emtiadaki hasardan kaynaklanmış olup, bu nev'i talepler bakımından CMR’ nin 32. maddesinin nazara alınması gerekmektedir. Somut olayda TTK. hükümlerinin uygulama imkanı yoktur.CMR’ nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi 1 yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise 3 yıl olarak belirlenmiştir. Dosya kapsamına ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davalı taşıyıcının hasarın oluşmasına “bilerek kötü hareketinin” neden olduğu ileri sürülemediği gibi mahkemenin de bu yolda bir kabulü yoktur. Şu halde, somut dava bakımından zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak kabulü zorunludur. İkinci olarak, zamanaşımı başlangıcı üzerinde durulmalıdır. CMR’nin 32/1. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde zamanaşımı süresinin emtiadaki hasarın niteliğine göre ve en erken teslim tarihinden olmak üzere belirleneceği ifade edilmektedir. Öte yandan, CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda 6098 sayılı TBK’ nun 154, 156, 157. maddeleri hükümlerinin de bu çerçevede gözetilmesi gerekecektir. Dosya kapsamına göre, emtia hakkında 28/07/2015 tarihli hasar tutanağı düzenlendiği, zamanaşımının 28/07/2015 tarihinde başladığı, davacı alacaklı tarafından davalı ... ANONİM ŞİRKETİ şirketi ile dava dışı borçlu ... LİMİTED ŞİRKETİ hakkında 11/07/2016 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibi ile zaman aşımının durduğu, icra takibiyle kesilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin yeniden ne zaman başlayacağı hususu üzerinde durulmalıdır.TBK m. 157/2 madde hükmünde zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı düzenlenmiş olup bu durumda, somut olay incelendiğinde; icra müdürlüğünce boçlular hakkında 04/08/2016 tarihli ödeme emri düzenlendiği, alacaklı vekili 24/05/2017 tarihli dilekçesi ile ödeme emrinin borçlulara tebliğ edilmediğini belirterek borçlulara ödeme emrinin tebliğe çıkartılmasını talep etmesi üzerine icra müdürlüğünce borçlular hakkında 25/07/2017 tarihli ödeme emrinin çıkartıldığı, alacaklı vekili 14.12.2017 tarihli dilekçesi ile; İşlemler devam ederken (son işlem tarihi 31.07.2017) dosya sehven kapatıldığı belirtilerek dosyanın harçsız olarak yenilenmesini talep ettiği, alacaklı vekili 22/05/2018 tarihli dilekçesi ile; dosyasının arşivde bulunduğunu öğrendiğini, anılan dosyanın yenilenmek üzere arşivden getirtilmesine karar verilmesini talep ettiği ve alacaklı vekili en son 28/08/2018 tarihli dilekçesi ile; Dosyada işlemler devam ederken müdürlüğünüzce gerekçesiz olarak 04.12.2017 tarihinde dosyanın kapatıldığını, 14.12.2017 tarihinde ilgili hususlar belirtilerek dosyanın yenilenmesi talep edilmiş ancak müdürlüğünüzce bugüne değin her hangi bir işlem yapılmadığı belirtilerek 25.07.2017 tarihinde işlemleri devam eden dosyanın 04.12.2017 tarihinde kapatıldığı dikkate alınarak ivedilikle dosyanın harçsız olarak yenilenmesini talep ettiği, icra müdürlüğünün dilekçe üzerine 21/11/2018 tarihli havalesi olduğu ve icra müdürlüğünce 21/11/2018 tarihinde yenileme emri çıkartıldığı, davacı alacaklı vekili uyap sisteminden 23/02/2018 tarihinde gönderdiği dilekçe ile borçlulardan ... Şirketi hakkındaki takibin kesinleştiği belirtilerek borçlu adına kayıtlı taşınmaz,araç kaydı olup olmadığının tesbiti için sorgulama yapılması ve müzekkere yazılmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce 21/11/2018 tarihinde hakkındaki takip kesinleşen borçlulardan ... Şirketi hakkında GİB, TAKBİS Malvarlığı sorgulaması yapıldığı, davacı alacaklı vekili 11.06.2019 tarihli dilekçesi ile borçlular hakkında TAKBİS, EGM, Gelir İdaresi Başkalığından adlarına kayıtlı taşınmaz ve araç olup olmadığının sorgulanmasını talep ettiği, davacı alacaklı vekili 13.03.2020 tarihli dilekçesi ile borçlular hakkında bankalara İİK 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesini talep ettiği, yine 07/01/2021 tarihli dilekçe ile (3. Kişilerdeki haklar üzerine haciz konulması talebi) üzerine icra müdürlüğünce 12/01/2021 tarihinde hakkındaki icra takibi kesinleşen borçlulardan ... LİMİTED ŞİRKETİ ile ilgili haciz ihbarnamesi gönderildiği ve davalı borçlu vekili tarafından verilen 18/11/2022 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.İİK. 89/1 ihbarnamesi, ihtiyati haciz kararı var ise ihtiyati haciz kararına istinaden hemen, yok ise kesinleşme ile birlikte 3.kişiye gönderileceğinden, borçlular hakkında verilmiş ihtiyati haciz kararı olmadığı anlaşılmakla; davalı borçlu hakkındaki takip kesinleşmediğinden davacı alacaklı vekilinin her iki borçlu ismini yazmak suretiyle 89/1' e göre haciz ihbarnamesi gönderilmesi talebi davalı borçlu hakkındaki zamanaşımını kesen işlem kabul edilemeyeceği, davalı borçlu hakkındaki zamanaşımının en son icra müdürlüğünce 21/11/2018 tarihinde çıkartılan yenileme emri ile kesildiği, yenileme emrinin çıkartıldığı 21/11/2018 tarihinde zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, davalı borçlunun itiraz ettiği 18/11/2022 tarihine kadar bu borçlu hakkında başkaca yapılmış işlem olmadığından bu borçlu hakkındaki 1 yıllık zamanaşımı süresinin davalı borçlunun itiraz tarihinden önce 22/11/2019 tarihi itibariyle dolduğu, CMR 32/1.maddesi, 6098 sayılı BK 153, 156, 157.maddeleri uyarınca davacı alacağın dava tarihinden önce zaman aşımına uğramış olduğu anlaşılmakla; İDM.nin zamanaşımı süresinin dolduğu yönündeki tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; dosya kapsamı, mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebepleri gözetildiğinde; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesine göre esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59