İstanbul BAM 13. HD 2021/2069 E. 2024/260 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2069
2024/260
15 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2069 Esas
KARAR NO: 2024/260 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2017/772 Esas - 2021/255 Karar
TARİH: 13/04/2021
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin 5015 Sayılı kanun ve ilgili mevzuat kapsamında enerji Piyasası düzenleme Kurumunun tanzim ettiği ''Dağıtıcı lisansı'' kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu faaliyeti çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda kendi marka ve logosu altında ... standartlarında kurulacak/ kurulu akaryakıt istasyonlarında akaryakıt, LPG ve madeni yağ satış faaliyetini gerçekleştirdiğini, davalının müvekkilinin münfesih bayisi olduğunu ve taraflar arasında 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve aynı tarihli Bayilik Protokolü akdedilerek taraflar arasında bayilik ilişki kurulduğunu, ancak söz konusu bayilik sözleşmesinin süresinden önce tek taraflı olarak Bozüyük Noterliğinin 31/03/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile haksız sebeple feshedildiğini ve ticari ilişkinin 31/03/2017 tarihi itibariyle sona erdiğini, taraflar arasında imzalanan protokolden kaynaklı olarak 60.000,00 TL + KDV = 70.800,00 TL' yi prim olarak hak ettiğini iddia ederek müvekkili şirkete Bozüyük Noterliğinin 18/04/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide etmek suretiyle; 31/03/2016 tarih A seri ... nolu 70.800,00 TL tutarlı fatura ile iş bu primin kendilerine ödenmesinin talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketçe İstanbul ... Noterliğinin 29/04/2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı bayinin göndermiş olduğu faturanın iade edildiğini ve protokol maddelerini ihlal etmelerinden kaynaklı olarak 100.000,00 USD bedelli cezai şart faturası tanzim edilerek kendilerine gönderildiğini, buna rağmen davalının iş bu bedeli müvekkili şirketten tahsil etmek için İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını ve taraflarınca icra takibine itiraz edildiğini ve açılan itirazın iptali davasının halen derdest olduğunu, yine davalının akaryakıt bayilik protokolünden kaynaklı olarak bir sonraki dönem için prim hak ettiğini iddia ederek; 31/03/2017 tarih, A seri ... nolu 70.800,00 TL tutarlı fatura tanzim edildiğini ve Bozüyük Noterliğinin 31/03/2017 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirkete gönderdiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin İstanbul .... Noterliğinin 11/04/2017 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı bayinin göndermiş olduğu faturayı iade ettiğini ve davalının protokol maddelerini ihlal etmesi nedeniyle 50.000,00 USD' nin karşılığı olan 182.480,00 TL bedelli cezai şart faturası tanzim ederek davalı şirkete gönderdiğini ancak davalı şirketin yine 31/03/2017 tarihli faturaya istinaden de İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin kendi bünyesinde yaşamış olduğu bir takım teknik problemler nedeniyle süresi içerisinde icra takibine itiraz edemediğini ve icra takibinin kesinleştiğini, davalının icrai işlemlere devam ederek müvekkili şirket banka hesaplarına bloke koydurduğunu, bunun üzerine müvekkili şirketin ödeme yükümlülüğü bulunmadığı meblağı icra tehdidi altında ödemek zorunda kalarak 01/08/2017 tarihinde ....İcra Müdürlüğünün ... hesabına dosya kapak hesabı olan 87.692,00 TL' yi ödediğini, bu nedenlerle cebri icra tehdidi altında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ödenen 87.692,00 TL bedelin davalıdan istirdadı ile ödemenin yapıldığı tarihten itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı şirket tarafından atıf yapılan protokolün banka teminat mektubu teslimi yükümlülüğü başlıklı 3.1.1 nolu maddesi hükmüne haiz olup madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere teminat mektubunun müvekkili şirketin doğmuş ve doğacak borçlarına teminat oluşturmak üzere verileceğinin belirtildiğini, oysa davacı tarafın protokol hükümleri çerçevesinde müvekkili şirketin kendisi nezdinde doğmuş olan alacağı bakımından teminat mektubu verilmemesi gerekçesine dayanmakta olup bu hali ile davacı tarafın iyi niyetli olduğundan söz edilebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin bayilik ilişkinin devamı süresince davacı şirketten olan alımlarının tamamını nakit olarak gerçekleştirdiğini, bayilik ilişkisi kapsamında hiçbir zaman davacı şirkete borçlu olmadığını, müvekkili şirketin davacının bayisi değilken hatta taraflar arasındaki sözleşme akdedilirken dahi LPG satışı yapmamasına rağmen hukuken yapamadığı bir satışın davacı tarafından dava konusu edilmesinin bile hukuken tutarlı bir davranış şekli olmadığını, bu nedenlerle davacı tarafın usul ve yasaya aykırı davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/04/2021 tarih 2017/772 Esas 2021/255 Karar sayılı kararında;"...Protokolün 3.2.3 maddesi gereğince davacının, davalı bayinin sözleşme süresine riayet edeceği ve satış taahhüdünü yerine getireceği inancıyla her bir sözleşme yılı kendi içinde değerlendirilmek ve her bir sözleşme yılı içinde bir defaya mahsus olmak üzere ilk sözleşme yılı başında 60.000 TL + KDV'yi bayilik hizmet bedeli faturası karşılığında ödemeyi taahhüt ettiği, ancak aynı maddenin devamında protokolün 3.1.1 maddesinde belirtilen banka teminat mektubunun davacı tarafa teslim edilmiş olması ve geçerliliğini korumasının bayilik hizmet bedeli ve prim ödemelerinin yapılmasının ön şartı olarak kararlaştırıldığı, aksi durumda davacının bayilik hizmet bedeli ve prim ödemesini yapmaktan imtina edeceğinin düzenleme altına alındığı tespit edilmiştir. Böylece davalı tarafın başlatmış olduğu takibe dayanak fatura konusu hizmet bedeli ve prim alacağı protokol gereğince ön şarta bağlanmış olup, davalı tarafından davacı tarafa herhangi bir teminat mektubunun teslim edilmediği de anlaşılmıştır. Ayrıca dosya kapsamındaki bilgi, belge ve beyanlardan anlaşıldığı üzere, protokolün 3.1.6. Maddesi kapsamındaki yükümlülüklerin de davalı tarafından yerine getirilmediği ve protokolün ... yükümlülükleri başlıklı 3.2 maddesinde, davacının yükümlülüklerinin, davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi şartıyla geçerli olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Tarafların TTK'nın 18/2. maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi, riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekmektedir. Kural olarak tarafların serbest iradeleriyle imzaladıkları sözleşmeye uymak zorunda oldukları, düzenlenen sözleşme hükümlerinden anlaşıldığı üzere, teminat mektubu verilmesi hususunun bayilik sözleşmesinin devam etmesinin ön şartı olarak gösterilmediği, 2 yıl süren ticari ilişkide bu kapsamda sözleşmenin zımnen değiştirilmiş sayılamayacağı, davalıya prim ödemesi yapılmasının ön şartı olarak davalının davacıya teminat mektubu vermiş olmasının ön şart olarak kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki protokol gereğince hizmet bedeli ve prim alacağı ödemesinin teminat mektubu ibrazı ön şartına bağlanmış olmasına rağmen, davalı tarafın bu edimini ve protokol kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeden davacı taraftan alacak isteminde bulunmasının mümkün olmayacağı anlaşılarak, İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından icra baskısı altında yapılan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davacıya iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile, 1-Davanın KABULÜ ile; Davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ödemiş olduğu 87.692,00 TL' nin 01/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, karar gerekçesi olarak ise müvekkili şirket tarafından davalı şirkete Bayilik Protokolünün 3.2.3 maddesi uyarınca verilmesi gereken teminat mektubunu vermemesi sebebi ile ciro prim bedelinin talep edilemeyeceği belirtilmekte ise de;Ayrıntılarına dava ve cevaba cevap dilekçesinde değinildiği üzere davalı taraf, teminat mektubu verilmemesi halinde kendisi yönünden sözleşme hükümlerini yerine getirmeme hakkına sahip olmasına rağmen bu hakkını kullanmayarak müvekkili şirkete ürün satışını 2 yıl süre ile gerçekleştirmiş olmakla müvekkili şirket nezdinde sözleşme hükümlerinin teminat mektubu alınmaksızın yerine getirileceği noktasında haklı güven oluşturduğunu, müvekkili şirket tarafından ciro prim bedeli talep edildiğinde ise teminat mektubu verilmemiş olduğunu ileri sürerek TMK 2 maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılmasının tipik bir örneğini sergilemiş olduğundan ilk derece Mahkemesi kararını bu yönü ile kabul etmenin mümkün olmadığını, Müvekkili şirket, EPDK'nın internet sitesi aracılığı ile herkesin erişimine açık kayıtlarından da görülebileceği üzere davalı şirketten önce ... A.Ş. nin bayisi olup, yerel mahkemece bu hususun irdelenmediğini, akaryakıt sektöründe bayiler, bağlı oldukları dağıtıcılarını yeni dağıtıcı tarafından kendisi lehine sağlanan ekonomik katkıları da gözeterek değiştirdiklerini, bu katkılar ise bayi lehine hibe, kredi, fiyatlamada avantaj vb nitelikte cereyan ettiğini ancak bu katkıların tümünün temelinde ise peştemaliye olgusu yattığını, peştemaliye uygulamada şerefiye veya hava parası olarak da adlandırılmakta olup, genellikle bir ticari işletmenin devri sırasında ortaya çıkan ve o işletmenin aktifinde bulunan emtia ve demirbaş eşya gibi kıymetlerin gerçek değerlerinden başka, işletmenin bulunduğu yerin önemi, piyasada oluşturduğu haklı şöhret ve ticari itibar, müşteri kitlesinin büyüklüğü hatta faaliyet gösterdiği sektörde “...” durumuna girmiş olması ve benzeri diğer nedenlerden dolayı bilanço değerlerine ilave olarak sahip olunan değeri ifade ettiğini, akaryakıt sektöründe ise bu husus özellikle dağıtıcı firmalar tarafından yapılan ekonomik katkının belirlenmesinde işletmenin sahip olduğu müşteri portföyünün göz önüne alınması ve dağıtıcı firmanın diğer bayileri ile olan mesafesinin gözetilmesi şeklinde cereyan ettiğini,Somut olayda peştemaliye uygulamasının taraflar arasındaki ilişkiye yansıması ilk derece Mahkemesi tarafından gözetilmemiş olup; müvekkili şirkete ait akaryakıt istasyonu Eskişehir-İstanbul ve Ankara-Bursa karayolu üzerinde yer almakta olup, söz konusu güzergahlar ülke karayolu taşımacılığında araç sayısı ve niteliği bakımından ilk 10 karayolu içerisinde olduğunu, yine EPDK'nın internet sitesi aracılığı ile herkesin erişimine açık kayıtlarından da görülebileceği üzere taraflar arasındaki bayilik ilişkisi süresince davalı şirketin bilecik il sınırları içerisindeki tek bayisi müvekkili şirket olup, davalı şirketin işbu dilekçe tarihi itibarı ile Bilecik il sınırları dahilinde hiçbir bayisi bulunmadığını, bu iki husus, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve özellikle fiyatlamaya ilişkin sözleşme hükümleri ve müvekkilim şirketin davalı şirketten önce... A.Ş. nin bayisi olması bir arada değerlendirildiğinde ortaya çıkan manzara ise şu şekilde olduğunu,Müvekkili şirketin,, davalı şirketin Bilecik ili sınırları içerisindeki tek bayisi olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve özellikle fiyatlamaya ilişkin sözleşme hükümleri dikkatle incelendiğinde de görüleceği üzere davalı şirket tarafından müvekkili şirkete hibe ya da kredi şeklinde bir ekonomik fayda sağlandığını, ürünlerin müvekkili şirkete satış fiyatlarında da sektördeki ortalama fiyatlandırmaların dışında herhangibi bir avantaj da sağlanmadığını, akaryakıt sektöründe bayilerin dağıtıcı firma değişikliğini lehlerine bir değişiklik sağlamaksızın yapmadıkları da gözetildiğinde somut olayda yargılama konusu olan ciro prim bedeli, peştemaliye uygulamasının farklı bir görünüm şeklini oluşturduğunu, zira, müvekkili şirketin ciro prim bedeline esas 1500 m3 akaryakıt satışını gerçekleştirdiği hususu davalı tarafın da açık kabulünde olduğunu, 1500 m3 akaryakıt satışı kabaca günlük 5000 litre satışa tekabül ettiğini, ki bu miktar ülke ortalamasının oldukça üzerinde olduğunu, müvekkili şirket, davalıya ait ürünlerin satışı için ... A.Ş. bayisi iken oluşturmuş olduğu müşteri portföyünü kullanırken, davalı şirketin bu satış hedefi için müvekkili şirkete peştemaliye ödemesi yapmaması, daha da açık bir şekilde ifade etmek gerekir ise müvekkili şirketin ekonomik açıdan hiçbir getirisi olmaksızın davalı şirketin bayisi olması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi akaryakıt sektörünün genel teamülleri ile de bağdaşmadığını, somut olayda müvekkili şirketin davalı şirketin bayisi olmasının tek getirisi dava konusu ciro-prim (peştamaliye) alacağı olduğunu, bu alacak dışında taraflar arasındaki sözleşmedeki fiyatlandırma politikası da gözetildiğinde müvekkili şirketin davalı şirketin bayisi olarak kazandığı tek bir kuruş dahi söz konusu olmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı bayi tarafından davacı aleyhine Bayilik sözleşmesi/ protokolüne dayalı hizmet bedeli ve prim alacağı faturasına ilişkin alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibi kapsamında davacı tarafça haciz ve icra tehdidi altında ödendiği iddia olunan tutarın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, taraflar arasında 5 yıl süreli 31/03/2015 tarihli bayilik sözleşmesi ve 31/03/2015 tarihli bayilik protokolü akdedilerek taraflar arasında bayilik ilişki kurulduğu, söz konusu bayilik sözleşmesinin süresinden önce davalı bayi tarafından davacı muhataba gönderilen Bozüyük Noterliğinin 31/03/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin 31/03/2017 tarihi itibariyle tek taraflı olarak feshedildiği ve iş bu ihtarname ekindeki 31/03/2017 tarih, A seri ... nolu, 31/03/2016 - 31/03/2017 dönemine ait ciro prim bedeline ilişkin 70.800,00 TL tutarlı faturanın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesinin ihtaren bildirildiği, davacı ... tarafından davalı muhataba gönderilen İstanbul ... Noterliğinin 11/04/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile davalının kesmiş olduğu faturanın iade edilerek sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı feshedildiği iddiasıyla 182.480,00 TL bedelli cezai şart faturasının ödenmesi ihtarıyla cezai şart faturasının davalı şirkete gönderdiği, davalı bayinin 31/03/2017 tarihli faturanın tahsili talebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile davacı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takibinin kesinleşmesi üzerine davacının 01/08/2017 tarihinde ....İcra Müdürlüğünün ... hesabına dosya kapak hesabı olan 87.692,00 TL' yi ödediği, bu nedenlerle cebri icra tehdidi altında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ödenen 87.692,00 TL bedelin davalıdan istirdadı ile ödemenin yapıldığı tarihten itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesi talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı taraf, taraflar arasında imzalanan bayilik protokolünün Hizmet bedeli ve prim Ödeme Yükümlülüğü başlıklı 3.2.3 maddesi uyarınca … 31.03.2017 tarih ve ... nolu fatura düzenlenerek sözleşme hükümleri çerçevesinde 60.000,00 TL + KDV toplamı olan 70.800,00 TL bedele hak kazanıldığını ileri sürdüğü, davacı taraf ise ; taraflar arsında imzalanan bayilik protokolünde davalı bayiye prim ödemesi yapılacağına ilişkin bir düzenleme mevcut ise de; protokolün 3.2 maddesine göre ... yükümlülüklerinin, bayi tarafından tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesi kaydı ile yerine getirileceği açıkça düzenleme altına alınmış iken, davalı yanın prim ödenmesi ön koşulu olan taraflar arasında imzalana protokolün 3.1.1. maddesi uyarınca teminat mektubu verme yükümlülüğünü yerine getirmediği ayrıca, Protokolünün LPG çalışma koşulları başlıklı 3.1.6 Maddesi gereği ... ile LPG bayilik sözleşmesi imzalayıp ... ile çalışacağını da kabul ve taahhüt etmesine karşın bu yöndeki taahhüdünü de yerine getirmediği dikkate alındığında, davalının ciro primi adı altında herhangi bir talepte bulunamayacağını beyan etmiştir. Taraflar arasında imzalanan 31/03/2015 tarihli bayilik protokolünün ... yükümlülükleri başlıklı 3.2. Maddesinde;'' BAYİ, tarafından ...’e karşı gerek işbu PROTOKOL kapsamında ve gerekse de TARAFLAR arasındaki bayilik sözleşmesi ve akaryakıt bayilik sözleşmesi eki olarak tanzim edilen belgelerin de üstlenilen yükümlülüklere ve verilen taahhütlere karşılık olarak ve BAYİ tarafından tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesi kaydı ile; takdiri tamamen ...’te olmak koşuluyla, BAYİ lehine aşağıda yazılı yükümlülükler yerine getirilecektir.'' düzenlemesinin yer aldığı, davalı bayinin yükümlülüklerinin protokolün 3.1. Maddesinde alt başlıklar halinde düzenlenmiştir.Protokolün Banka Teminat Mektubu Teslimi Yükümlülüğü başlıklı 3.1.1 maddesinde ;'' BAYİ, işbu protokol, bayilik sözleşmesi, ariyet sözleşmesi, taahhütler ve diğer ek anlaşmalardan doğmuş ve doğacak borçlarına teminat oluşturmak üzere ... tarafından kabul edilebilecek bir bankanın 100.000-TL (yazı ile YüzbinTürk Lirası) meblağlı, süresiz, koşulsuz, ve ilk talepte ödeme esasına dayanan, ...'in belirleyeceği metne uygun banka teminat mektubunu işbu protokolün imza tarihinde ...'e verecektir. Mektubun süreli olması halinde BAYİ, bayilik sözleşmesi süresi boyunca mektubun süresini uzatacağını, mektup süresinin uzatılmamasının başlı başına sözleşmeye esaslı aykırılık teşkil ettiğini bildiğini, ...'in gerekli gördüğü tüm hallerde teminat mektubunu nakde çevirerek bedeli nakit teminat olarak nezdinde tutmaya ve cezai şart da dahil olmak üzere tüm borçlarına mahsup etmeye yetkili olduğunu beyan, kabul ve taahhüt eder. ‘’ hükmüne haiz olup, Protokolün LPG ÇALIŞMA KOŞULLARI BAŞLIKLI 3.1.6 Maddesinde; “ BAYİ, iş bu sözleşme süresine paralel olacak şekilde ... ile LPG bayilik sözleşmesi imzalamayı ve beş yıl süre ile kesintisiz olarak .... markası altında çalışacağını kabul, beyan ve taahhüt eder.” hükmü düzenlenmiştir.Taraflar arasında imzalanan 31/03/2015 tarihli bayilik protokolünün ... YÜKÜMLÜLÜKLERİ başlıklı 3.2. Maddesinin alt maddelerinde davacı ...'in yükümlülükleri düzenlenmiştir.Protokolün BAYİLİK HİZMET BEDELİ VE PRİM ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ Başlıklı 3.2.3 Maddesinde; “ ..., BAYİ'nin sözleşme süresine riayet edeceği ve satış taahhüdünü yerine getireceği inancıyla, her bir sözleşme yılı kendi içinde değerlendirilmek ve her bir sözleşme yılı içinde bir defaya mahsus olmak üzere ilk sözleşme yılı başında 60.000 TL + KDV'yi bayilik hizmet bedeli faturası karşılığında ödemeyecektir. Devam eden sözleşme yılları bakımından BAYİ'nin bir önceki yıl için 1.500 m3'lük satış taahhüdünü yerine getirmesi kaydıyla sözleşme yılı başlangıcında verilecektir...., Bayilik hizmet bedeli ve prim altında yapılacak ödemelerin şekli ve zamanının belirlenmesi tamamen ...'in taktirindedir. İş bu protokolün 3.1.1 maddesinde belirtilen banka teminat mektubunun ...’e teslim edilmiş olması ve geçerliliğini koruması bayilik hizmet bedeli ve prim ödemeleri yapılmasının ön şartıdır. Aksi durumlarda ..., bayilik hizmet bedeli, ve prim ödemesi yapmaktan imtina edebilecektir....,’ hükmü düzenlenmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; bayilik protokolünün 3.2.3 maddesine dayalı olarak davalı tarafça düzenlenen 31.03.2017 tarihli hizmet bedeli ve prim alacağını konu alan 70.800-TL bedelli faturaya dayalı olarak davalının hak iddia edip edemeyeceği, davacının protokolün aynı maddesine dayalı olarak banka teminat mektubunun ibraz edilmemesi nedeni ile ileri sürdüğü ödemezlik definin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.6098 sayılı TBK' nın İFADA SIRA başlıklı 97. Maddesinde; '' Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. '' hükmü düzenlenmiştir. Somut olaya döndüğümüzde, protokolün 3.2.3 maddesi gereğince davacının, davalı bayinin sözleşme süresine riayet edeceği ve satış taahhüdünü yerine getireceği inancıyla her bir sözleşme yıllık kendi içinde değerlendirilmek ve her bir sözleşme yılı içinde bir defaya mahsus olmak üzere ilk sözleşme yılı başında 60.000 TL + KDV'yi bayilik hizmet bedeli faturası karşılığında ödemeyi taahhüt ettiği ancak aynı maddenin ikinci paragrafında protokolün 3.1.1 maddesinde belirtilen banka teminat mektubunun davalı tarafa teslim edilmiş olması ve geçerliliğini korumasının bayilik hizmet bedeli ve prim ödemelerinin yapılmasının ön şartı olarak kararlaştırıldığı, aksi durumda davalının bayilik hizmet bedeli ve prim ödemesinin yapmaktan imtina edeceğinin düzenleme altına alındığı tespit edilmiştir. Böylece davalı tarafın başlatmış olduğu takibe dayanak fatura konusu hizmet bedeli ve prim alacağı protokol gereğince ön şarta bağlanmış olup davalı tarafından davacı tarafa herhangi bir teminat mektubunun teslim edilmediği de anlaşılmıştır. Ödemezlik defi ancak tarafların asli edimleri arasındaki edimlere karşı ileri sürülebilen bir defi olup, karşılıklı borç ilişkisi taşıyan sözleşmelerde, borçluya kendi borcunu ifa etmemiş olmasına rağmen alacağını talep ediyorsa diğer borçlunun borcunu ifa etmekten kaçınabilmesine imkan veren bir savunma imkanı olduğu, bayilik protokolünün ise niteliği itibariyle tam iki tarafa borç yüklemekle karşı taraftan ifa isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı bulunmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olmasının gerektiği, aksi halde karşı taraftan talepte bulunmasının mümkün olamayacağı,teminat mektubu verilmemesine karşın bayilik ilişkisinin 2 yıl kadar sürmüş olması sözleşmenin zımnen değiştirildiğine yönelik bir kabulde bulunmayı mümkün kılmadığı, buna göre hizmet bedeli ve prim ödemesi yapılacağı anlamına gelmediği, taraflar arasındaki protokol gereğince hizmet bedeli ve prim alacağı ödemesinin teminat mektubu ibrazı ön şartına bağlanmış olmasına rağmen, davalı tarafın bu edimini ve protokol kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeden davacı taraftan alacak isteminde bulunmasının mümkün olmayacağı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece , istirdat davasının kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.990,24.TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan (59,30.TL + 1.498,00.TL=) 1.557,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 4.432,94. TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59