İstanbul BAM 13. HD 2021/2026 E. 2024/257 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2026
2024/257
15 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2026 Esas
KARAR NO: 2024/257 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/466 Esas - 2020/939 Karar
TARİH: 19/11/2020
DAVA: Tespit
KARAR TARİHİ: 15/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, huzurdaki dava ile geçersizliğinin tespiti talep edilen hisse devir sözleşmeleri ile devredilen ..., ..., ..., ... Adi Ortaklığımdaki hisselerinin, dava süresince davalılar tarafından dava dışr 3, kişilere devredilmesi halinde, müvekkilin dava açmakla elde etmeye çalıştığı hukuki menfaatin elde edilmesi oldukça güç hale geleceğinden; öncelikle ve ivedilikle dava konusu hisselerin dava dışı 3. kişilere devrini önlemek amacıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir karan verilmesine ve bu kararın davalılara derhâl bildirilmesine, yine öncelikle davanın "... Cad No; ... Esentepe 34394 / İstanbul adresinde mukim Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve “... Mah. ... Asfalh, No... Büyükçekmece/İstanbul'’ adresinde mukim ... Tic. A.Ş ve ... Tic. A.Ş Yönetim Kurullarına (Kayyım Heyetleri) ihbar edilmesine, Değerli Mah kemen izce bu talebimiz uygun görülmez İse, kayyım heyeti tarafından TMSF Fon Kurulu nun 07.06.2018 tarih ve 2018/334 sayılı kararından sonra akdedilen ... Tic. A Ş. ve .... Tic. A Ş.’ye ait ...-...-...-... Adi Ortaklığı ve ... AVM Hizmetleri A Ş.'deki hisselerine dair devir sözleşmelerinin 6758 Sayılı kanunun 19/3 maddesine aykırı bir şekilde akdedilmiş olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca “kesin hükümsüzlük" halinin bulunması ve yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 391/1 -(b) maddesi kapsamında “anonim şirketin temel yapısına uymayan ve sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen” ve yine TTK'nın 408/2-(f) maddesi kapsamında şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkisi kapsamında bulunan “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışTna karar vermek yetkisinin şirket yönetim kurutunu teşkil eden kayyım heyeti tarafından kullanılması ve uygulanması nedeniyle TTK.nın 391/1-(d) maddesi uyarınca “diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin” kararlar kapsamında kaldığından batıl olup butlanla malul olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine, ... Tic. A.Ş. ve ... Tic AŞ. unvanlı şirketlerin pay defterlerindeki ortaklık durumuna ilişkin kayıtların hisse devirlerinin geçersiz olduğuna yönelik varılacak tespit kararı sonucuna göre düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile, söz konusu şirketlerin yönetimleri TMSF'ye devredilmiş, genel kurul yetkileri ise TMSF tarafından 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19. Maddesi uyarınca kullanıldığını, bu bakımdan pay devrinin muvazaa nedeniyle geçersizliğini talep eden davacının, işbu davasını yalnızca ihbar olunanlar ... ve ... şirketine yöneltebileceğini, ... ve ... şirketine müvekkil şirketlerin adi ortaklıktan hakkına düşen büyük miktardaki taşınmazlar devredilerek adi ortaklıktaki ve ...'daki ... ve ... şirketlerinin payları müvekkil şirketler tarafından devir alındığını, devir alan tarafta olan müvekkil şirketlerin pay devir bedellerini ödemesi dışında herhangi bir sorumluluğu olmayacağını, şirketlerin haklarında FETÖ’ye iltisak iddiası bulunan bir yapıdan uzaklaşması karşısında zaruri olduğunu, davacının iddilarının aksine dava konusu hisse devirleri zorunlu ve mali sebeplere dayalı olarak gerçekleştirildiğini, dolayısıyla kayyım TMSF yöneticileri tarafından 21.12.2018 tarih ve 696 sayılı Fon Kurulu kararı doğrultusunda imzalanan sözleşmelerin ticari teamüle ve hakkaniyete aykırı olduğuna yönelik iddiaları tamamen dayanaksız ve afaki iddialardan ibaret olduğunu, davacının geçersizlik iddiasının dayanağı olduğu ileri sürdüğü 686 Sayılı KHK’NIN 4. maddesinin olayda uygulanma imkânı bulunmadığını, davacı her ne kadar 686 sayılı KHK’nın 4. maddesi uyarınca kayyum atanan şirketlerde, şirket hissedarları hakkında başlatılan soruşturma tarihinden sonra şayet herhangi bir hisse devri yaşanmışsa, hisse devir sözleşmelerinin muvazaalı kabul edilerek geçeriz sayılacağını iddia etmekte ise de, ilgili mevzuat hükümlerinin dava konusu Sözleşmelere uygulanabilmesine olanak olmadığını, soruşturma sonrası ortakların yapmış olduğu devir ve temlik işlemlerine yönelik olduğunu, uyuşmazlık konusu Pay Devirleri ise 6758 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19. Maddesi Uyarınca Tmsf Tarafından 21.12.2018 Tarih Ve 696 Sayılı Fon Kurulu Kararı Doğrultusunda yapıldığını, TMSF Basiretli Bir Tacir Olarak Kendine KHK Ve Kanun ile verilen yetkiyi kullandığını, mevzuatta soruşturma açılan şirket paydaşları için öngörülen hisse devir sözleşmelerinin geçersiz sayılacağına ilişkin düzenlemenin, kayyım tarafından atanan TMSF tarafınca KHK ve Kanuna dayanarak yapılmış devirleri geçersiz kılınabileceği sonucunu doğurmasının mümkün olmadığını, dava konusu Sözleşmelerin 686 sayılı KHK.m.4 kapsamında girmediğini, yapılan devirlerin KHK ve Kanuna uyarınca yasa koyucunun vermiş olduğu yetkiye dayanarak yapıldığını, dava konusu hisse devir bedellerinin bağımsız denetim şirketlerince yapılan değerlemeler doğrultusunda belirlendiğini TMSF ile olan Hisse Devir Sözleşmesinde; ... ve ... şirketlerine hisse devri karşılığı 39.600 m2’lik brüt ofis alanı verildiğini, taraflarca mutabık kalınan hisse devir bedellerinin de 17.10.2016 tarihinde düzenlenen ... A.Ş. tarafından düzenlenen Değerleme Raporuna dayandığı açıklandığını belirterek davacının HMK.m.389 uyarınca şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine, huzurdaki davayı ikame etmek için gereken harç tutarını yatırmayan davacı tarafa dava değerini tespit ettirmek ve eksik harcı ikmal etmek için kesin süre verilerek, davacı taraf verilen kesin sürede tespitten kaçındığı ve harcı ikmal etmediği takdirde dava dilekçesinin muameleye konulmamasına ve davanın usulden reddine, davacının aktif ve pasif husumetleri bulunmadığından davanın aktif husumet ve pasif husumet yokluğu nedenleriyle reddi ile birlikte tüm davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İhbar olunan Tasarraf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF/Fon) vekili beyan dilekçesinde özetle; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, davacının kesin hükümsüzlük iddiasının gerçeği yansıtmadığını, adi ortaklıktaki pay devrinin zorunlu olarak üstelik daha iyi şartlarda yapıldığını, adi ortaklıktaki hisselerin devrinin şirket yönetim kurulunun kararı ve bu yöndeki taleplerin incelenmesi neticesinde fon kurulu tarafından uygun bulunduğunu ve izin verildiğini, adi ortaklıkta pay defterinin bulunmadığnıı belirterek ihbar olunan sıfatıyla davanın öncelikle yargı yolu yönünden kabul edilmediği taktirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiş, dilekçe ekinde 21/12/2018 tarihli 2018/696 karar sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulu Kararı ibraz edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 19/11/2020 tarih 2020/466 Esas 2020/939 Karar sayılı kararında;"Dava;TTK.nın 391/1-(d) maddesi uyarınca “diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin” kararlar kapsamında kaldığından TTK 408/2 f maddesi batıl olup butlanla malul olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ile ... Tic. A.Ş. ve ... Tic AŞ. unvanlı şirketlerin pay defterlerindeki ortaklık durumuna ilişkin kayıtların hisse devirlerinin geçersiz olduğunun tespiti ve pay defterinin istemine ilişkindir. HMK'nun 137.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; ... Tic. A Ş. ve .... Tic. A Ş.’ye ait ...-...-...-... Adi Ortaklığı ve ... A Ş.'deki hisselerine dair devir sözleşmelerinin muvaza nedeniyle geçersizliğinin tespiti ve pay defterindeki kaydın düzeltilmesi Fon kurulu kararının TTK.nın 391/1-(d) maddesi uyarınca “diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin” kararlar kapsamında kaldığından batıl olup butlanla malul olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ile ... Tic. A.Ş. ve ...Tic AŞ. unvanlı şirketlerin pay defterlerindeki ortaklık durumuna ilişkin kayıtların hisse devirlerinin geçersiz olduğuna yönelik varılacak tespiti istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden istenen bilgi ve belgelerin gönderildiği anlaşılmış, incelenmesinde; ... sicil nolu ... Anonim Şirketi'nin ... Mahallesi ... Caddesi ... Apt. No:... Büyükçekmece/İstanbul adresinde sicilde kayıtlı olduğu, şirket yetkililerinin ... , ... oldukları, şirketin eski ünvanının ise ... Limited Şirketi olduğu, şirketin son tescilini 25/10/2019 tarihinde yaptırdığı, ... sicil nolu ... Anonim Şirketi'nin ... Mahallesi ... Caddesi ... Apt. No:... Büyükçekmece/İstanbul adresinde sicilde kayıtlı olduğu, şirket yetkililerinin ... oldukları, şirketin son tescilini 25/10/2019 tarihinde yaptırdığı, ...0 sicil nosunda kayıtlı ...Anonim Şirketi'nin ... Mah. ... Cad. No:... Ataköy/Bakırköy/İstanbul sicil adresinde kayıtlı olduğu, 52.000.000,00 TL sermaye ile 09/02/1998 tarihinde kurulduğu, şirket yetkililerinin ... şirketin son tescilini 20/03/2019 tarihinde yaptırdığı, ... sicil nosunda kayıtlı ... Anonim Şirketinin ... Mahallesi ... Cad. No:... Sarıyer/İstanbul adresinde sicilde kayıtlı olduğu, 12/11/2010 tarihinde kurulduğu, şirket yetkililerinin ... oldukları, şirketin son tescilini 0405/2018 tarihinde yaptırdığı anlaşılmıştır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Hukuk İşleri Daire Başkanlığı'ndan 21/12/2018 tarihli 2018/696 sayılı Fon Kurulu Kararı celp edilmiştir. TMSF vekili 05/11/2019 tarihli dilekçesi ekinde ... Grubuna kayyım atanılmasını içeren İstanbul 6.Sulh Ceza ve 9.Sulh Ceza Hakimlikleri kararlarını, Fon Kurulunun 21/12/2018 tarihli ve 696 sayılı kararını, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6.İdare Dava Dairesinin 2019/1913 E.-1606 sayılı kararı, vekaletnamesini ibraz etmiştir.Beyoğlu ....Noterliğinden 18/07/2017 tarihli ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmelerinin feshedilmesi talebini içerir ... tarafından çekilen ihtarname fotokopisi celp edilmiştir. Büyükçekmece....Noterliğine, İstanbul 9.Sulh Ceza Hakimliğine yazılan müzekkerelere cevap verildiği anlaşılmıştır.Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/01/2019 tarihli 2018/528 Esas, 2019/97 Karar sayılı dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; davacı .... tarafından davalılar ... Anonim Şirketi ile ... Ticaret A.Ş.'ne aleyhine 22/05/2018 tarihinde tespit davası açıldığı, yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin 27/12/2018 tarihli dilekçesinde dava konusu edilen hisse devirlerinin geçersiz olduğu hususu müvekkilinin hissedarı ve yöneticisi olduğu ...Ticaret A.Ş.ve ... Ticaret A.Ş.ünvanlı şirketlere kayyım olarak atanan TMSF Fon Kurulunun 07/06/2018 tarih ve 2018/334 sayılı kararıyla tespit edildiğinden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmesi üzerine mahkemece davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiği anlaşılmıştır. Davacı TMSF Fon Kurulu nun 07.06.2018 tarih ve ... sayılı kararından sonra akdedilen ... Tic. A Ş. ve ... Tic. A Ş.’ye ait ... Adi Ortaklığı ve ... A Ş.'deki hisselerine dair devir sözleşmelerinin 6758 Sayılı kanunun 19/3 maddesine aykırı bir şekilde akdedilmiş olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca “kesin hükümsüzlük '' hali bulunması sebebiyle işlemin butlanınla malul olduğunun tespitini talep etmiş ise de esasen dava konusu hisse devir işlemlerinin her ne kadar kayyım temsilcisi olan şirket yöneticileri tarafından yapılmış ise de söz konusu hisse devir işleminin dayanağının 21/12/2018 tarih ve 2018/696 sayılı Fon Kurulu kararına dayalıdır.Dava konusu hisse devir işleminin dayanağı 21.12.2018 tarih ve 2018/696 sayılı Fon Kurulu kararıdır. Kararda . ... Tic. A.Ş., ... A.Ş. ve .... Tic. A.Ş. tarafından önerge ekinde sunulan taşınmazların ... Tic. A.Ş. ve ... San.Tic.A.Ş. ne devredilmesi karşılığında ... Tic. A.Ş. ve .... Tic. A.Ş.ne ait; ...Adi Ortaklığındaki %40 oranındaki, ... A.Ş. deki %22,50 oranındaki hisselerin (...Tic. A.Ş. ve .... Tic. A.Ş.nin ... Projesinde sahip oldukları hisselerin) ... Tic.A.Ş. ve ... A.Ş.ne devredilmesi hususunda Şirketlerin Yönetim Kurullarına izin verilmesine karar verilmiştir.” denilmektedir. Fon Kurulu'nun 21/12/2018 tarih ve 2018/696 sayılı kararı incelendiğinde; ''.... Adi Ortaklığı (%40) ve ... Anonim Şirketi (%22,50) hisselerinin önerge ekinde sunulan taşınmazların ... Tic. A Ş. ve ... San. Tic. A Ş. Adına tapuda tescili ve diğer şartlar dahilinde ... ve ... Gruplarına devredilmesinin yararlı uygun olacağı, ...Anonim Şirketi ,... A.Ş. Ve ...Ticaret A.Ş. Tarafından önerge ekinde sunulan taşınmazların ... Ticaret A.Ş. Ve ...Ticaret A.Ş.ye ait :-... Adi Ortaklığındaki %40 oranındaki, -... AVM. AŞ.deki %22,50 oranındaki Hisselerin (... A.Ş. Ve ... Ticaret A.Ş.nin ... projesinde sahip oldukları hisselerin ) ... Anonim Şirketi ve ... A.Ş. Ne devredilmesi hususunda şirketlerin yönetim kurullarına izin verilmesine karar verilmiştir,'' şeklinde karar alındığı ve kayyım heyetinin bu karara istinaden davalılara hisse satış ve devrini yaptığı anlaşılmıştır. Davacı vekili esas talebinin bu kararın iptalini talep etmediğini, kayyım heyetinin bu karara istinaden yaptığı satışın muvazalı olup şirket menfaatlerini korumadıkları ve şirketi zarara uğrattıklarını ve görevlerini aşarak TTK. 391/1-b ve 408/f2-2 maddelerine aykırı hareketle satış yaptıklarından bu satışların batıl olduğunu ve malul olması sebebiyle geçersiz olduğunun tespiti talebi olduğunu belirtmektedir. Davacı vekili dava dilekçesi ile, huzurdaki dava ile geçersizliğinin tespiti talep edilen hisse devir sözleşmeleri ile devredilen ..., ..., ..., ... Adi Ortaklığındaki hisselerinin dava süresince davalılar tarafından dava dışı 3.kişilere devredilmesi halinde, müvekkilinin dava açmakla elde etmeye çalıştığı hukuki menfaatin elde edilmesi oldukça güç hale geleceğinden; öncelikle ve ivedilikle dava konusu hisselerin dava dışı 3.kişilere devrini önlemek amacıyla 6100 sayılı HMK'nun 389.ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemi HMK.nun 389 ve devamı maddelerine göre değerlendirilmiştir. HMK.nun 389/1. maddesinde " mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. " düzenlemesine göre ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği, oysa somut davanın TTK.nın 391/1-(d) maddesi uyarınca “diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin” kararlar kapsamında kaldığından batıl olup butlanla malul olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ile ... Tic. A.Ş. ve ... Tic AŞ. unvanlı şirketlerin pay defterlerindeki ortaklık durumuna ilişkin kayıtların hisse devirlerinin geçersiz olduğuna yönelik varılacak tespiti istemine ilişkin olarak ... Tic. A Ş. ve .... Tic. A Ş.’ye ait... Adi Ortaklığı ve ... A Ş.'deki hisselerine dair devir sözleşmelerinin muvaza nedeniyle geçersizliğinin tespiti ve pay defterindeki kaydın düzeltilmesi talebini içerdiği, tedbir konulması talep edilen hisse devir sözleşmeleri ile devredilen ... Adi Ortaklığındaki hisselerinin davanın konusunu oluşturmadığı nedeniyle yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Dava, ... Tic. A Ş. ve ...Tic. A Ş.’ye ait ... ve ... A Ş.'deki hisselerine dair devir sözleşmelerinin muvazaa ve TBK 27.maddesince kesin hükümsüzklük nedeniyle geçersizliğinin tespiti ve pay defterindeki kaydın düzeltilmesi talep etmiştir.Dava dışı davacını da ortak olduğu şirketlere 02.02.2017 tarihinde, soruşturma kapsamında, ... ve ... şirketlerine TMSF’nin kayyum olarak atanmış olup talebin dayanağı olan Fon Kurulu'nun 21/12/2018 tarih ve 2018/696 sayılı kararı esası şu şekilde oluşmuştur; 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19. maddesi uyarınca "...... şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir...." "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabilir." hükümlerine göre TMSF şirket genel kurul yetkilerini 6201 satılı TTK hükümlerine göre kullanmış olup bu KHK daha sonra onaylanmış ve ilgili hükümler iptal edilmemiş olup işlemin temeli bakımından geçerli yasal dayanağa göre ilgili devir işlemlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı ortak hisse devrine konu işlemlerin TTK'nın 408/2-(f) maddesi kapsamında şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkisi kapsamında bulunan “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışTna karar vermek yetkisinin şirket yönetim kurutunu teşkil eden kayyım heyeti tarafından kullanılması ve uygulanması nedeniyle TTK.nın 391/1-(d) maddesi uyarınca “diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin” kararlar kapsamında kaldığından batıl olup butlanla malul olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespitini talep etmiş ise de TTK 408/3-f maddesi kapsamında, önemli malvarlığıyla ilgili toptan satış işlemleri düzenlenerek genel kurul yetkili kılınmış olmakla birlikte, önemli miktarın ne olduğu konusuna açıklık getirilmemiş ve bu sebeple şirket bazında sübjektif olarak, önemli miktarın ne şekilde hesaplanacağı ve hangi miktarın önemli miktar olarak kabul edileceği konusunda uygulamada karışıklıklar meydana gelmiştir. Şirket varlığının önemi konusundaki takdir her somut olay bazında hakime bırakılmıştır. Yargıtay HGK, 02.04.2014, E.2013/11-1048 K.2014/430 "Şirkete ait tek taşınmazın genel kurul kararı olmadan, yönetim kurulu kararı ile satışı geçersizdir ve bu satışın geçersizliğini ilgili herkes dava konusu yapabilir." denilerek , yönetim kurulu kararı ile anonim şirkete ait bir taşınmazın satışının yapılmasına ilişkin olarak; bu taşınmazın şirketin tek ve en önemli mal varlığı olup olmadığının incelenmesi ve tek malvarlığı olduğu anlaşılırsa bu taşınmazın yönetim kurulu kararı ile satışının geçersiz olduğunun kabul edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu durumda somut olayda olduğu gibi şirketin tek taşınmazı olduğu dikkate alındığından önemli miktarda şirket varlığının satışı anlamına gelmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2017/4921 Karar No: 2017/7276 sayılı emsal ilamında da yerel mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere , iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu fabrika binasının davacı şirketin sahip olduğu tek mal varlığı olduğu, şirketin ana sözleşmesinde belirlenen amaç ve gayesini gerçekleştirebilmesi için dava konusu bu taşınmaza mutlak ihtiyacının bulunduğu, bu nedenle satışın yapılabilmesi için ortaklar kurulu kararı alınmasının gerektiği gerekçesiyle tapu iptal edilmiş ve onama kararı verilmiştir. Yine 6762 Sayılı TTK'nun 542 nci maddesi ( 6102 Sayılı TTK'nun 629. maddesi ) yollaması ile aynı Kanun’un 321 nci maddesi ( 6102 Sayılı TTK'nun 371. maddesi) ile belirlenmiştir. Bu bağlamda, gerek ana sözleşme ve gerekse açıklanan yasa hükümlerine göre, kural olarak şirketi temsile yetkili müdür şirkete ait bir malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabileceğinin ilke olarak kabulü gerekir. Ancak bu malvarlığının, şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olduğunun veya şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunduğunun belirlenmesi halinde bu kez, anılan devir yönündeki taahhüdün geçerli olabilmesi için ortaklar kurulundan karar alınması gerekmektedir. ( T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 'nin 10.03.2011 tarih 2009/4025 esas, 2011/2497 karar sayılı ilamı ) denilerek şirket tek mal varlığı olması halinde TTK 408/f hükmünün uygulanacağı artık istikrar kazanmıştır. ayrıca konuyu düzenleyen TTK'nun 408/f maddesinde genel kurulun önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına ilişkin kararının hangi nisapla alınacağı düzenlenmediği gibi genel kurulun esas sözleşme değişikliklerine ilişkin kararlarında uygulanacak nisapların düzenlendiği TTK'nın 421. maddesinde de bu duruma ilişkin bir nisap öngörülmemiş olup bu özel durum için TTK nın 538nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir denmiş ve bu karar hakkında 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır hükmüdür. Anılan maddeye göre, genel kurul toplantısında, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararı, şirket sermayesinin en az yüzde yetmişbeşini (%75 ini) oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla alınır. İlk toplantıda bu nisabın bulunmaması halinde, yapılacak ikinci toplantıda da aynı nisaplar aranır (TTK, m.538/f.2; m.421/f.3, f.4)bty, m.22/f.12). Oysa, TTK nın 538nci maddesinin ikinci fıkrası tasfiye halindeki anonim şirketlere ilişkin özel bir düzenlemedir. Anılan fıkra ile göndermede bulunulan 421nci madde ise anonim şirket genel kuruluna ilişkin özel yetersayıları düzenlemektedir ve 421nci maddede önemli miktarda şirket aktifinin toptan satışına dair özel bir yetersayıya yer verilmemiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığından şirketin önemli bir miktarda mal varlığı olduğu ve bunun satışı içinde TTK 408/f maddesi uyarınca Genel kurul kararının varlığının şart olduğu ve alınacak karar içinde adi nisabın yeteli olduğu özel yada ağırlaştırılmış bir nisap olmadığı kanunun koyucunun bu düzenlemede ayrıca bir nisap öngörmediği açıktır. Ancak söz konusu işlemler 694 sayılı KHK'nın 180/2 maddesine göre "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabilir." hükmüne dayanılarak şirketi yönetmeye yetkili Fon tarafından alınan karara göre icra edilmiş olup ve bu işlemlerin 6102 sayılı TTK'ya tabi olmadan yapılacağı açıkça düzenlendiğine göre ve bu KHK yasalaştığından yukarıda anlatılan TTK 408/2-f'deki prosedüre göre bağlı olmadan işlemler yapma yetkisi bulunmadığından ve HMK 33.maddesine göre, Hakim Türk hukukunu resen uygular ilkesine göre ortada cari yasa hükmü olduğu dikkate alındığından idari bir kurum olan TMSF şirkette genel kurul yetkisini bu olayda kullandığı ve kararı aldığı dikkate alındığında davacının genel kurul kararı olmadan alındığı ve butlanla malul olması gerektiği iddiası yerinde görülmemiştir çünkü ortada şeklen genel kurul yetkisini haiz idari kurum TMSF yetkisini kullanarak yapılmış olup ortada alınmış bir genel kurul kararı varlığı söz konusudur. Öte yandan TMSF'nin bu işlemleri yaparken nasıl bir yol izleyeceği idari bir işlem olup zaten genel kurullarının yetkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın kullanacağından işlemin yapılış prosedürününde mahkememizce incelenemeyeceği açık olup davacının butlan yönündeki talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı şirket ortağı aynı zamanda terditli olarak Fon kurulu kararından sonra akdedilen hisse devirlerinin 6758 sayılı yasanın 19/3 ve 6098 sayılı TBK'nun 27.maddeis uyarınca dilekçe içeriğinde muvazaalı doluğunu ancak neticei talebinde ise kesin hükümsüzlük haline ve TTK'nun 391 maddesine göre geçersiz olduğunun tespitini talep etmiş olup söz konusu adi ortaklıktaki hisse devirlerinin daha düşük m2 karşılığında olacak şekilde TMSF kayyım atanmadan önce 21.10.2016 tarihinde ise Adi Ortaklığın ortakları arasında yapılan mutabakat doğrultusunda ... ve ... şirketleri Adi Ortaklık ve ...i A.Ş.’de bulunan paylarını müvekkil şirketlere devretmişlerdir. Daha sonra kayyım atanan TMSF Fon Kurulunun 07.06.2018 tarih ve 2018 /334 sayılı kararı ile kayyım atanmadan önce yapılan hisse devir sözleşmesi geçersiz kılındığı anlaşılmıştır. Kesin hükümsüzlük iddiası bakımından ise kanunda borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede sözleşme serbestisi ilkesini benimsemekle birlikte, bunun sınırlarını emredici kurallara, ahlaka (adaba) ya da kamu düzenine veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak belirlemiştir. Aynı zamanda, TBK'nın 27 (BK 20). Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu, sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceği, ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olacağı belirtilmiştir. Gerçekten, hükümsüz olup, geçerli hale getirilemeyen işlemler batıl olup; resen nazara alınır. Yenilik doğurucu bir dava biçiminde butlan davası açmak zorunlu değildir. Butlanı dermeyan eden kişi davacının o konuda bir hakkının mevcut olduğunu kabul etmiyor demektir. Butlan niteliği itibariyle mutlak sonuç doğurur. Keza butlan, akdin bir bölümüne ilişkin de olabilir. Emredici hukuk kuralları, uyulması zorunlu kurallardır. Yasaya aykırılık durumu, özellikle cezayı gerektiriyorsa, borçlu tarafından taahhüt edilen hareket tarzı batıl olur. Ahlak ve adaba aykırılıkta amaçlanan sosyal ve ekonomik ahlaktır. Hatta ahlak ve adaba aykırı sonuç doğuran ya da kolaylaştıran borçlandırıcı akitler de batıl sayılmalıdır. Ayrıca kişisel veya ekonomik hürriyeti kabul edilmez derecede ya da olağanüstü bir biçimde sınırlayan sözleşmeler ahlak ve adaba aykırı düşer. Sözleşmeye bağlanan sınırlamalar, borçlunun kişilik ve bekası için zorunlu olan koşulları olağanüstü şekilde tehlikeye düşürmemeli, onun için katlanılamaz ve çökertici bir düzeye gelmemelidir. Yoksa kişi ekonomik özgürlüğünü yitirir ve alacaklının mutlak iradesine tabi duruma gelir. Onun için yasa birçok özel hükümle borçlunun tahammül edilemeyecek borçlarını tenzil ve refedilmesine izin vermiştir. Somut olayda, TMSF'nin kayyum olarak yaptığı işlemlerin geçersiz olup olmadığı husus bakımından TMSF görevlerini, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu,OHAL kapsamında KHK ile yapılan bazı düzenlemelerin değiştirilerek kabul edilmesine ilişkin 6758 Sayılı Kanunve ilgili diğer mevzuat ile kendisine verilen yetkiler çerçevesinde yerine getirmekte olup görevleri arasında yer alan OHAL kapsamında yürütülen kayyımlık faaliyetleri yasal düzenleme bakımından 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda bu durum belirtilmiştir. Madde 111 : “Bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat ile verilen yetkiler çerçevesinde tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, mevduatın ve katılım fonlarının sigorta edilmesi, Fon bankalarının yönetilmesi, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması, Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ve Kanunla verilen diğer görevlerin ifası için kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kurulmuştur. Fon görevini yaparken bağımsızdır. Fonun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Fon Kurulunun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez. denmiştir.TMSF; 5411 sayılı kanunun ilgili maddeleri çerçevesinde yönetim ve denetimi devredilen şirket veya şirketlerin mal ve gayrimenkullerini, hak ve varlıklarını satabilir. İş bu davada uyuşmazlık konusu pay devirleri ise 6758 sayılı olağanüstü hal kapsamında bazı düzenlemeler yapılması hakkında kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair kanunun 19. maddesi uyarınca TMSF tarafından 21.12.2018 tarih ve 696 sayılı fon kurulu kararı doğrultusunda yapılmıştır. TMSF genel kurul ve şirket idaresini kendine KHK ve kanun ile verilen yetkiyi kullanmıştır. Dolayısıyla mevzuatta soruşturma açılan şirket paydaşları için öngörülen hisse devir sözleşmelerinin geçersiz sayılacağına ilişkin düzenlemenin, kayyım tarafından atanan TMSF tarafınca KHK ve Kanuna dayanarak yapılmış devirleri geçersiz kılınabileceği sonucunu doğurması mümkün görünmemektedir. Nitekim yapılan devirlerin KHK ve Kanuna uyarınca yasa koyucunun vermiş olduğu yetkiye dayanarak yapıldığı açık olup kesin hükümsüzlüğe neden olacak bir durum saptanmamış olup bu olay özelinde uygulama imkanı da bulunmamaktadır. Öte yandan devirlerle ilgili söz konusu işlemler KHK hükümlerine göre TTKya tabi olmaksızın yapıldığından ve TTK hükümlerine göre değerlendirme yapılamayacağından artık işlemlerin TTK 391'e aykırılığı ileri sürülemeyeceğinden bu madde yönünden talep yerine görülmemiş olup bu işlemler nedeniyle 24.11.2016 tarihinde 674 sayılı KHK ile yayımlanan 6758 sayılı kanunun 19.maddeindeki değişikliklere göre (02/01/2017-KHK-680/81 md.; Değiştirilerek kabul: 1/2/2018-7072/79 md.) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir. denmiş olup maddeye göre davacı en fazla yöneticilerin sorumluluğunu iddia edebileceğinden bu madde bakımından açıklanan nedenlerle bilirkişi incelemesinin fayda sağlayamayacağı anlaşıldığından bu yöndeki talep yerinde görülmemiş olup davanın tümden reddi ile anılan gerekçelerle de yaklaşık ispatı sağlamayamadığından HMK 389 madde devamı uyarınca şartları oluşmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin de reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile, Davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, TMSF Fon Kurulunun 07.06.2018 tarih ve 2018/334 sayılı kararıyla bahse konu şirketlere kayyım atanmasından önce akdedilmiş olan Büyükçekmece .... Noterliği’nin 21.10.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı, 24.11.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmelerinin ve 21.10.2016 tarihli gizlilik kaydı içeren Hisse Devir Sözleşmesinin, 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile kıyasen uygulanacağı düzenlenen 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca Fon’a verilen yetkiler uyarınca hükümsüzlüğüne karar verildiğini, 686 sayılı KHK’nın 4. maddesi kapsamında, Ceza Muhakemesi Kanununun 133. maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde, şirket hissedarları hakkında başlatılan soruşturma tarihinden sonra şayet herhangi bir hisse devri yaşanmış ise, hisse devir sözleşmelerinin muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılacağı düzenlendiğini diğer bir deyişle, şirket hissedarları hakkında soruşturma başlatılmasından sonra ancak Ceza Muhakemesi Kanununun 133. maddesi uyarınca kayyım ataması yapılmasından önceki dönemde yapılan pay devirleri mutlak butlan sebebiyle baştan itibaren geçersiz kılındığını, Muvazaalı olan ve devredilen hisselerin değerine oranla oldukça düşük bir devir bedeli öngörülmüş olan Büyükçekmece .... Noterliği’nin 21.10.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ve 24.11.2016 tarihli, ... yevmiye numaralı sözleşmeleri ile bu sözleşmelerin düzenlediği hisse devrine ilişkin gerçek devir bedellerini içeren ve gizlilik kaydı içeren 21.10.2016 tarihli sözleşme muvazaalı olmaları sebebiyle geçersiz kılındığını, TMSF Fon Kurulunun 07.06.2018 tarih ve 2018/334 sayılı kararından sonra, müvekkilinin ortağı olduğu şirketleri büyük zararlara uğratan ve TMSF tarafından muvazaalı olmaları sebebiyle geçersiz kılınan bu sözleşmeler, neredeyse aynı şartlarla bir kez daha imzalandığını, 686 sayılı KHK’nın 4. maddesi uyarınca bu şekilde bir düzenleme yapılmış olmasının korumakta olduğu bir kamu menfaati bulunduğunu ancak müvekkilinin hissedarı olduğu .... Tic. A.Ş. ve... Tic. A.Ş. kayyım heyeti, açık bir şekilde önceden Fon Kurulu kararı ile geçersiz kılınan ve 686 sayılı KHK’nın 4. maddesi ile geçersiz olduğu düzenlenen bu kanun hükmünü yok sayarak, Kanun düzenlemesi uyarınca geçersiz kılınan sözleşmeleri neredeyse aynı şartlarla akdettiğini, böylelikle kanunun hükmünü dolandığını bu şekilde kanuna karşı bu şekilde hile yapılarak, aslen hükümsüz kılınan devir sözleşmelerinin neredeyse birebir aynısının kayyım heyeti tarafından akdedilmiş olması açıkça hukuka aykırı olduğunu, 686 sayılı KHK’nın 4. maddesi ile getirilen bu geçersizlik hali, herhangi bir istisna öngörülmeksizin emredici olarak düzenlendiğini, Kayyım Heyeti tarafından müvekkili ...’nın ortağı ve yöneticisi olduğu ... Tic. A.Ş. ve ... Tic. A.Ş. unvanlı şirketlerin ..., .., ..., ... Adi Ortaklığı’ndaki hisselerinin devrini öngören, TMSF Fon Kurulu’nun 07.06.2018 tarih ve 2018/334 sayılı kararı ile geçersiz kılınan ve hali hazırda 686 sayılı khk’nın 4. maddesi uyarınca geçersiz olan sözleşmelerin, kayyım heyetince neredeyse birebir aynısının akdedilmiş olması, 6098 sayılı Türk Borçla Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca kanunun emredici bir hukuk normuna aykırılık teşkil ettiğini, ... şirketlerine ait ortaklık hisselerinin satışının yasalara da aykırı olduğunu, 6758 Sayılı Kanunun 19/3. maddesi;“(Değişik: 2/1/2017-KHK-680/81 md.; Değiştirilerek kabul: 1/2/2018-7072/79 md.) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve ... Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır ve görevden alınır. bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir”. hükmünü içerdiğini, şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığı yönünde bir veri ya da tespit olmadığını, Kayyım tayini öncesinde de bugün itibariyle de müvekkilinin yöneticisi/hissedarı olduğu grup şirketlerinin mali yapılarının güçlü olduğu, tüm bankalarda kredibilitelerinin yüksek olduğu, sadece tekstil bölümünün cirosunun yıllık 2.000.000.000,00.-TL. (iki milyar Türk Lirası) civarında olduğu bilindiğini, TMSF tarafından yapılan açıklamalarda ve sunulan faaliyet raporlarında, cironun ve şirketin karlılığının kayyım yönetiminde artırıldığı ifade edildiğini,Kayyım yönetiminin beyanlarında ifade edildiği üzere ... bünyesindeki şirketler, devam eden İnşaat projelerinin tamamlanması ve yeni inşaat projelerine başlanılması için yeterli mali imkâna ve kaynağa sahip olduğunu, Bu beyan ve verilerden anlaşılacağı üzere; •“.... şirketlerinin mali durumunun ya da ... projesinin sürdürülebilir olmadığına dair” hiçbir veri, rapor ya da tespit olmadığını,•... şirketlerinin ödemelerinde hiçbir sorun olmadığını,Adi ortaklığın kuruluş amacı olan ... projesi tamamlanmış, bundan sonra yatırım/sermaye ihtiyacı olmadığını,•... Projesinden şirketin kira ve satış gelirleri ile kazanç elde edeceği zaman, • Hiçbir nakit ödeme alınmadan, adi ortaklık hisselerinin, projeden elde edilebilecek kârın yarısı gibi bir değere satılması yasalara aykırı olup, bu şekilde yapılan bir devirin de geçersiz olduğunu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi ile “Kesin Hükümsüzlük” halleri düzenlenmiş olup, bu madde uyarınca; Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” Kayyım heyeti tarafından TMSF Fon Kurulunun kararından sonra akdedilen sonraki hisse devir sözleşmesi, hem 686 sayılı kanun’un 4. maddesi uyarınca butlan kabul edilen bir sözleşmenin yeniden akdedilmiş olması suretiyle kanuna karşı hile teşkil etmesi sebebiyle, hem de 6758 sayılı kanunun 19/3. maddesinin emredici hükümlerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle geçersiz olup, bu durumun tespiti gerektiğini, Yerel mahkemenin bu hususla ilgili karar gerekçesi haksız olup, somut olay açısından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Dava konusu hisse devirlerine ilişkin olarak Kayyım Heyetinin;öncelikle Büyükçekmece ... Noterliği’nin 21.10.2016 tarihli, ... yevmiye numaralı ve Büyükçekmece.... Noterliği’nin 24.11.2016 tarihli, ... yevmiye numaralı sözleşmelerinin geçersizliğine ilişkin göndermiş olduğumuz ihtara cevap vermeyerek, 1 yıl boyunca bu duruma ilişkin hiçbir işlem yapmamış olması, devamında Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/528 Esas sayılı dava ikame edildikten sonra, söz konusu sözleşmelerinin TMSF Fon Kurulu kararı ile geçersiz kılınması,Fon Kurulu kararı ile ilk sözleşmenin geçersiz kılınmasının akabinde yaklaşık 6 ay sonra, ilk sözleşmedeki 38.000 m2 şeklindeki ibarenin, 39.800 m2 taşınmaz karşılığı olacak şekilde değiştirilerek, bahse konu hisselerin neredeyse aynı şartlarla devredilmiş olması, göz önüne alındığında, ... Tic. A.Ş. ve ... Tic. A.Ş. kayyım heyetlerinin kötü niyetli bir şekilde hareket ettikleri ve kanuna karşı hile gerçekleştirmiş olduklarını açık bir şekilde ortaya koyduğunu, hisse devri, Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uyarınca da hükümsüz olduğunu, TTK m.319 hükmü açısından bakıldığında, yapılan devir işleminin batıl olduğunu, 319/b.maddesi "Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen kararlar batıldır." amir hükmü içerdiğini, sermayenin korunması ilkesi, anonim ortaklığın, alacaklılarına karşı yalnızca mal varlığı ile sorumlu olmasının bir sonucu olduğunu, bu ilke dolayısıyla bir anonim ortaklığın yönetim kurulunun şirket mal varlığını azaltacak, dolayısıyla hem şirket ortaklarının, hem de şirket alacaklılarının zarara uğramasına yol açacak şekilde haraket etmekten kaçınması gerektiğini, bu ilkeye aykırılık, hem pay sahiplerinin, hem de şirket alacaklılarının menfaatlerini haleldar edeceği, dolayısıyla kamusal bir menfaate aykırılık teşkil edeceği için butlan yaptırıma tabi tutulduğunu, huzurdaki davaya konu konu devir sözleşmeleri de şirketlerin sahip olduğu mal varlığının, ederinin çok altında bir fiyattan ve dolayısıyla her iki şirketin reel mal varlığının azalmasına yol açacak şekilde devredilmiş olasından dolayı, sermayenin korunması ilkesine aykırı nitelikte ve TTK'nın 319/1-b maddesinin emredici düzenlemesi gereği baştan itibaren geçersiz, yani batıl olduğunu, Sermayenin korunmasının bir gereği olarak, TTK'nın 408/2-f maddesinde, önemli miktarda şirket mal varlığının toptan satışına karar verme yetkisinin, anonim şirket genel kurulunun devredilmez ve vazgeçilmez yetkisi olduğu düzenlendiğini, bu kararın şirketin genel kurulunca alınması ve uygulanması gerektiğinden, hisse devir sözleşmesi 391/1-d maddi uyarıca batıl olduğunu, bu hususla ilgili yerel mahkemesi karar gerekçesi haksız, hukuka aykırı ve somut olay açısından uygulanması mümkün olmadığından kabul etmediklerini, Karar gerekçesinde, önemli miktarda şirket mal varlığının devri ile ilgili olarak, önemli miktarın ne şekilde hesaplanacağına dair yasada bir açıklama yapılmadığı, bu hususun her bir somut olaya göre değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini,Somut olayda, müvekkilinin ortağı ve hissedarı bulunduğu ... Tic A.Ş. ile ...Tic. A.Ş.nin; ... Adi Ortaklığındaki %40 oranındaki hissesi ile ... A.Ş.'deki %22,50 oranındaki hissesi devredildiğini, yapılan işin hacmi ve ekonomik büyüklüğü nazara alındığında, devre konu hisseler, şirketlerin mali yapılarının bozulmasına neden olacak nitelikte önemli bir miktar olduğunu, yerel mahkemece bu husus tamamen soyut ifadelerle geçiştirilerek görmezden gelindiğini, yerel mahkemenin belirtilen hususa ilişkin karar gerekçesi de haksız ve hukuka aykırı olduğundan kabul etmediklerini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, talep uygun görülmez ise; kayyım heyeti tarafından TMSF Fon Kurulu’nun 07.06.2018 tarih ve 2018/334 sayılı kararından sonra akdedilen ...Tic. A.Ş. ve .... Tic. A.Ş.’ye ait ...A.Ş.’deki hisselerine dair devir sözleşmelerinin 6758 Sayılı kanunun 19/3. maddesine aykırı bir şekilde akdedilmiş olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca “kesin hükümsüzlük” halinin bulunması ve yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 391/1-(b) maddesi kapsamında “anonim şirketin temel yapısına uymayan ve sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen” ve yine TTK’nın 408/2-(f) maddesi kapsamında şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkisi kapsamında bulunan “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı”na karar vermek yetkisinin şirket yönetim kurulunu teşkil eden kayyım heyeti tarafından kullanılması ve uygulanması nedeniyle TTK’nın 391/1-(d) maddesi uyarınca “diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin” kararlar kapsamında kaldığından batıl olup butlanla malul olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine, .... Tic. A.Ş. ve ... Tic. A.Ş. unvanlı şirketlerin pay defterlerindeki ortaklık durumuna ilişkin kayıtların hisse devirlerinin geçersiz olduğuna yönelik varılacak tespit kararı sonucuna göre düzeltilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 09/07/2020 tarih ve 2020/653 Esas - 2020/771 Karar sayılı kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, ... Tic. A Ş. ve .... Tic. A Ş.’ye ait .... Adi Ortaklığı ve ... A.Ş.'deki hisselerine dair devir sözleşmelerinin muvaza nedeniyle geçersizliğinin tespiti ve pay defterindeki kaydın düzeltilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf dava dilekçesi ile;'' ... Tic. A Ş. ve .... Tic. A Ş.’ye ait ... Adi Ortaklığı ve ... A Ş.'deki hisselerine dair devir sözleşmelerinin 686 Sayılı KHK.'nın 4. Maddesi uyarınca geçersizliğinin tespitine, Bu talep yerinde görülmezse, kayyım heyeti tarafından TMSF Fon Kurulu'nun 07/06/2018 tarih ve 2018/334 sayılı kararından sonra akdedilen ... Tic. AŞ. ve ... Tic. AŞ.’ye ait ... Adi Ortaklığı ve ... A Ş.'deki hisselerine dair devir sözleşmelerinin 6758 Sayılı kanunun 19/3 maddesine aykırı bir şekilde akdedilmiş olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca “ kesin hükümsüzlük'' halinin bulunması ve yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 391/1 -(b) maddesi kapsamında “anonim şirketin temel yapısına uymayan ve sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen” ve yine TTK'nın 408/2-(f) maddesi kapsamında şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkisi kapsamında bulunan “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı''na karar vermek yetkisinin şirket yönetim kurulunu teşkil eden kayyım heyeti tarafından kullanılması ve uygulanması nedeniyle TTK.nın 391/1-(d) maddesi uyarınca “diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin” kararlar kapsamında kaldığından batıl olup butlanla malul olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine, ... Tic. A.Ş. ve ... Tic AŞ. unvanlı şirketlerin pay defterlerindeki ortaklık durumuna ilişkin kayıtların hisse devirlerinin geçersiz olduğuna yönelik varılacak tespit kararı sonucuna göre düzeltilmesine karar verilmesini,'' talep etmiştir.674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye" başlıklı 19. Maddesinde " (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır." hükmüne yer verilmiştir.Somut olayda, İstanbul 9 SCH'nin 02.02.2017 tarih ve 2017/353 D.İş sayılı kararı ile; ... Tic. A.Ş., .... Tic. A.Ş. şirketlerine, 674 sayılı KHK'nin 19/2 ve CMK'nın 133'üncü maddeleri uyarınca KAYYIM OLARAK TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU'NUN ATANMASINA karar verildiği anlaşılmıştır.6758 sayılı kanunun 20.maddesinde ise; "5411 sayılı kanun ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF ne verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin veya bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. " 10/11/2016 Tarihli ve 6758 sayılı kanunun 19.maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslara ilişkin yönetmeliğin 7. (1)maddesinde; Şirket yönetim organının belirleyeceği bağımsız denetçi veya yeminli mali müşavirler tarafından şirket varlıklarının değerini ve bu değerin borç ve yükümlülükleri karşılamak için yeterli olup olmadığını, şirketin mali durumunu, ortaklık yapısı ile piyasa koşulları ve şirketin diğer sorunları hakkındaki tespitini içeren mali durum raporu hazırlanır. Bu rapor şirket yönetim organı tarafından da hazırlanabilir. Hazırlanan rapor, görüşü ile birlikte şirket yönetimi tarafından Bakana sunulur. Mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Bakan tarafından karar verilebilir. (2) Bakan tarafından satış veya fesih ile tasfiyeye karar verilmesi durumunda yönetim organınca gerekli işlemler yapılır.Fon Kurulu'nun 21/12/2018 tarih ve 2018/696 sayılı kararı incelendiğinde;''....Adi Ortaklığı (%40) ve ... Anonim Şirketi (%22,50) hisselerinin önerge ekinde sunulan taşınmazların ... Tic. A Ş. ve .... Tic. A Ş. Adına tapuda tescili ve diğer şartlar dahilinde ... ve ... Gruplarına devredilmesinin yararlı uygun olacağı, ... Anonim Şirketi ,... A.Ş. Ve ... A.Ş. Tarafından önerge ekinde sunulan taşınmazların ... A.Ş. Ve ... A.Ş.ye ait :-... Adi Ortaklığındaki %40 oranındaki,-... AŞ.deki %22,50 oranındaki Hisselerin (... Ticaret A.Ş. Ve ... Ticaret A.Ş.nin Vadistanbul projesinde sahip oldukları hisselerin ) ... Anonim Şirketi ve ... A.Ş. Ne devredilmesi hususunda şirketlerin yönetim kurullarına izin verilmesine karar verilmiştir,'' şeklinde karar alındığı ve kayyım heyetinin bu karara istinaden davalılara hisse satış ve devrini yaptığı anlaşılmıştır.TTK.nun 408. maddesinde genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerinin arasında, Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına ilişkin karar alınmasının bulunduğu açıkça düzenlenmiştir. İstinafa konu davada genel kurula ait bu yetki ve görev anılan düzenlemeler uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulununca verildiği gözetildiğinde; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller ışığında mahkemece davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59