İstanbul BAM 13. HD 2021/1976 E. 2024/256 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1976
2024/256
15 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1976 Esas
KARAR NO: 2024/256 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/152 Esas - 2021/447 Karar
TARİH: 22/06/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, Müvekkilinin davalı ...Ltd.Şti'nden alacağı olması nedeniyle İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe başlanıldığını, davalının takibe konu borcun tamamına, her türlü faize ve ferilerine itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu, davaya konu olan icra dosyasındaki 12.500,00 TL anapara, faiz, vekalet ücreti ve tüm ferilerine yönelik takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafa 20.03.2020 tarihinde usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı taraf davaya cevap vermemiş, 24.11.2020 tarihinde dosyaya vekaletname ibraz etmiştir.Davalı vekili 30/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde özetle; Müvekkiline usulüne uygun olarak tebligat çıkartılmadığından bu dilekçelerinin cevap dilekçesi olarak kabul edilmesini talep ettiği, müvekkilinin ticaret hayatında basiretli bir tacir olarak tüm yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirdiğini, icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi borcunun bulunmadığını, bu durumun müvekkilinin ticari defter kayıtlarının incelenmesinde görüleceğini ve hatta davacı tarafın müvekkiline borcunun bulunduğunu, bu nedenlerle davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, açılan davanın reddine, yargılama masrafları ile ücreti vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/06/2021 tarih 2020/152 Esas 2021/447 Karar sayılı kararında;"...Dosya, defter inceleme günü belirlenerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş; defter inceleme gün ve saatinde davacı yanın defterlerini hazır bulundurduğu, davalı yanın defter ibraz etmediği, bu hali ile HMK 222.madde uyarınca defter ibrazından kaçınmış sayılması gerektiği nazara alınarak, her ne kadar davalı tarafça 22.06.2021 tarihli celsede yeniden defter incelemesi talebinde bulunulmuş ise de aynı tarihli celsede alınan "... nolu celse ara kararı uyarınca taraflara defterleri ibrazı konusunda ayrıntılı ihtaratlı tebligat yapıldığı, bilirkişi raporunun irdelenmesinde ihtara rağmen davalı tarafça defterlerin ibraz edilmediğinin belirtildiği anlaşılmakla davalı tarafın yeniden rapor alınması talebinin dosyaya bir yenilik katmayacağı değerlendirildiğinden reddine karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olundu." şeklindeki ara karar uyarınca yargılamaya devam olunmuş, 13.11.2020 havale tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil teşkil ettiği, davalı yanın defter ibraz etmediği, davacı tarafından davalı adına yürütülen cari hesap muavin defterde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı satıcının 15.02.2018 tarih ... nolu 25.000 TL tutarlı satış faturası ile başladığı, davalının 2019 yılına devreden borcunun 25.000 TL olduğu, bu süreçte davalıdan beş adet çek ile 59.250 TL, nakit 3.500 TL olmak üzere toplam 62.750 TL ödeme alındığı, ... hesap kodunda kayıtlı 25.000 ,TL tutarlı faturanın hesaplar arası virman ile 16.07.2019 tarihinde 128.2019.02 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesap kodunda borcunun 25.000 TL olduğu görülmekle beraber, davacı tarafın 07.11.2019 tarihinde ortaklar hesabından, davalıya yapılan 13.476,50 TL tutarlı ödememe kaydına ilişkin dosyada herhangi bir makbuz, banka ödeme dekontu vs belge bulunmadığı, 25.000 TL'lik faturanın usulüne uygun düzenlendiği, davaya konu malları "teslim alan" bölümünde imzanın bulunduğu, davacının 25.000 TL'lik faturadan kaynaklı 11.523,50 TL davalıdan alacağı olduğu rapor edilmiş olup, bilirkişi raporunun bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça 12.500,00 TL üzerinden takip yapılmış ise de tespit edilen alacak miktarının 11.523,50 TL olduğu, 3095 sayılı yasaya göre tarafların ticari şirket olduğu dikkate alınarak faaliyetin ticari iş sayılması ve avans faizi talep edilebilmesinin mümkün olduğu tespitiyle beraber davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında asıl alacak 11.523,00 TL üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Öte yandan davacı tarafça davalıdan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluştuğundan talebin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 2-Davalının İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, asıl alacak 11.523,00 TL üzerinden takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında ve değişen oranlarda ticari faiz uygulanmasına, 3-İİK 67/2. maddesi gereğince 11.523,00 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 2.304,60 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile,Usul yönünden istinaf sebepleri; yerel mahkemece dava dilekçesi ve tensip tutanağı, tevzi tutanağının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, dava dosyasına vekaletini ibraz ettikten sonra yaptığı araştırmalar neticesinde dava dilekçesini de ihtiva eden tebligatın 20.03.2020 tarihinde Tebligat Kanunu 21. Maddesine göre muhtara yapılmış göründüğünü, yerel mahkeme tarafından düzenlenmiş olan tebligat normal yolla tebliğ edilmiş olup, tebligat zarfının üzerinde tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapıldığına dair bir kayıt ihtiva etmediğini, tüm bu açıklamalar ışığında, PTT Memurunun tebligatı Tebligat Kanunu md. 21 uyarınca yapmasının usulsüz olduğunu, bu durumun Anayasanın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36. Maddesi uyarınca adil yargılanma hakkının ihlali mahiyette olup Usulsüz tebligat iddiasının yerel mahkemece incelenip değerlendirilmediğini, Somut olayda, müvekkili, vekili aracılığıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında gönderilen ödeme emrine karşı süresi içinde borca itiraz ettiğinden ve vekile ait vekaletname takip dosyası içinde bulunduğundan itirazın iptali dava dilekçesinin tebligatının vekile yapılmak yerine asile yapılmasının kabul edilmediğini, T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/36321 Esas, 2018/ 2344 Karar Sayılı kararından da anlaşılacağı üzere işbu tebligat bu yönüyle de usulsüz olduğunu,Esas yönünden istinaf sebepleri; eksik incelemeyle oluşturulan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını,Bilirkişi tarafından davacı şirketin merkezinin bulunduğu adrese gidilerek ticari defterlerinin incelendiğini, müvekkili şirkete gidilip inceleme yapılmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/3386E. 2020/1379K. Sayılı kararında, "...Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. Yerel mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmak suretiyle yargılama yapılıp hüküm kurulmuş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira bilirkişi raporunda tespit edilen alacak miktarı davacının usulüne uygun tutulmayan defterlerine dayanılarak belirlenmiş olup, alacağın dayanağını oluşturan belgeler bilirkişi raporu içeriğinde yer almadığı gibi, davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı itirazları da karşılanmamıştır. Bilirkişi raporunda tespit edilen alacağın dayanağı belgelere yönelik bir belirleme tespitte bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş, taraflar arasındaki cari hesaba ilişkin ticari ilişkinin sürdüğü döneme yönelik defter ve kayıtların mahkemeye sunularak, sunulamaması durumunda gerekirse defter ve kayıtların ve dayanak belgelerin yerinde incelenmesi suretiyle, davacının cari hesaba ilişkin alacağının varlığı ve miktarının tespiti için yeniden tarafların itirazlarınında karşılayacak şekilde, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmasından ibarettir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA,..., 09.07.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi." hükmünü kurmakla, eksik bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı ve elverişli olmayan rapora itibar edilmesinin hatalı sonuca varmaya neden olduğunu; eksik inceleme ile kurulan hükmün bozulması gerektiği; taraflar arasındaki cari hesaba ilişkin ticari ilişkinin sürdüğü döneme yönelik defter ve kayıtların mahkemeye sunulması ile sunulamaması durumunda gerekirse defter ve kayıtların ve dayanak belgelerin yerinde incelenmesi suretiyle davacının cari hesaba ilişkin alacağının varlığı ve miktarının tespiti için yeniden uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini belirtmekle; aksi yönde karara varılması hukuka ayrılık teşkil ettiğini, Yargıtay 22. HD. 2019/5678 Esas 2019/20807 Karar sayılı içtihatı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2013/19795 Esas, 2014/41200 Karar sayılı içtihatı, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2011/13487 Esas, 2012/30 Karar sayılı içtihatı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2005/14887 Esas, 2006/1828 Karar sayılı içtihatı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2006/13971 Esas, 2006/13569 Karar sayılı içtihatı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2013/18116 Esas, 2014/244 Karar sayılı içtihatı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/1048 Esas, 2016/13844 Karar sayılı içtihatı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2016/10386 Esas, 2017/24233 Karar sayılı içtihatları, eksik düzenlenen bilirkişi raporunun bozmayı gerektireceğini ortaya koyduğunu,Bilirkişi tarafından davacı şirkete ait cari hesap tablosu rapora konu edilmekle, 07.11.2019 tarihli ... fatura no.lu 29.273,50 TL bedelli satış faturasının düzenlendiği söylenmekle ayrıca ilgili satış faturası davacı tarafından da esas dava dosyasına delil olarak ibraz edildiğini, işbu faturaya müvekkili tarafından 13.01.2020 tarihinde ... Yevmiye no.lu ihtarname ile itiraz edildiğini ve fatura, ihtarname ile birlikte davacı yana iade edildiğini ilgili irsaliyeli faturada, davacı faturayı düzenlemiş olsa da davalının teslim aldığına dair imzası bulunmadığını, müvekkilinin ticari defterleri ve kayıtları incelendiğinde görüleceğini, böyle bir fatura defterlere işlenmediğini, tebliğ alındığı tarih itibarıyla davacı tarafa aynen iade edildiğini, buna ilişkin ihtarnamenin yerel mahkemeye sunulduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 21/2 "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmüne yer verilmekle; adına fatura düzenlenen müvekkilinin, faturaya ve içeriğine itiraz edip akabinde iade etmesi nedeniyle ispat yükü yer değiştiğini ve davacı o miktarda mal ve hizmeti teslim ettiğini ve bedelin faturada yazılı olduğu tutar kadar olduğunu ispat yükü altına girdiğini, nitekim HMK'nın 'Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması' başlığı altında madde 222/3'te düzenlendiği üzere "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmü bulunmakla, davacı ile müvekkilinin ticari defterleri arasında ihtilaf olması dikkate alındığında söz konusu fatura artık davacı açısından delil niteliğine haiz olmayacağını, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/11846E. 2014/15110K. Sayılı kararı)Dava esas mahkemesine sunulan itirazlara ilişkin bir inceleme yapılmadığını, iddiaların değerlendirilmediğini yalnızca davacının iddialarının hükme esas alınarak karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bir adet faturadan kaynaklı bakiye alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekilinin dava dilekçesinin müvekkili davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediğine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Borçlu şirketin tebligat adresinin, ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı bulunması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde, bu adrese 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. ya da 35/4. maddelerine göre tebligatın yapılması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. Somut olayda; Davalı şirketin dosya arasında bulunan sicil kaydında yazılı ... Mahallesi, ... Sok., NO: ... Sancaktepe/ İstanbul adresine dava dilekçesi, tensip zaptı,tevzi formu, ekli duruşma gün ve saatini bildirir meşruatlı davetiye çıkartıldığı, çıkarılan tebligat parçasının tamamının incelenmesinde; “muhatap adresinin kapalı olması sebebiyle en yakın komşu/kapıcı/yönetici ...’den sorulmuş muhatabın yetkilisinin çarşıya gittiği beyan edilmiş....tebligat ilgili mahalle muhtarı imzasına 20/03/2020 tarihinde teslim edilmiş, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmış... en yakın komşusu/kapıcı/yönetici ...’ ya haber verilmiştir.” şerhiyle tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, tebligat parçasının tamamında, haber verilen komşunun adı yazılı bulunmadığından, dava dilekçesi tebliğinin, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi uyarınca usulsüz tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma ve HMK’nın 27. maddesi uyarınca hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Ayrıca taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olduğundan, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında nazara alınması gerekmektedir. Bu hali ile, mahkemece taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından, davalıya dava dilekçesi tebliği ile delil ve savunmalarını sunma imkanı tanınıp, taraf delilleri toplanılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.Davacı vekilince, icra takibine vekil sıfatıyla itiraz etmiş olmalarına rağmen, itirazın iptali davasının davalı asile tebliğ edilmesinin hukuka aykırı olduğu hususu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, icra takibine maruz kalan bir borçlu, borca itiraz için bir vekil tayin etmiş ise, itiraz ile duran icra takibine devam için alacaklının açtığı itirazın iptali davası bakımından borçlunun tayin ettiği avukatın itirazın iptali davası için de yetkili olup olmadığı belli olamayacağı için itirazın iptali dava dilekçesinin vekile değil asile tebliği gerektiğinden, ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Emsal-Yargıtay 19 HD 2012/17546 Esas 2013/4895 Karar)Davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde;Davalı borçlu vekili icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde, borca ve ferilerine itiraz ettiğini beyan etmiştir. Tek başına fatura düzenlenmesi ve faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması alacağın ispatı için yeterli değildir. Davacının davalıya mal satıp teslim ettiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Somut olayda, davacı münhasıran davalının ticari defterlerine delil olarak dayanmadığından davalının ticari defterlerini bilirkişi incelemesine ibraz etmemesi ispat yükü üzerinde olan davacının ispat yükünü yer değiştirmeyecektir. Davaya konu icra takibinin 15.02.2018 tarih ... nolu 25.000 TL tutarlı irsaliye faturadan kaynaklı 12.500,00 TL. Alacağın tahsili talebiyle başlatıldığı, takibe dayanak irsaliye faturada teslim alan imzası olduğu halde teslim alanın ad ve soyadının yazılı olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davaya ve icra takibine konu irsaliye fatura eklenmek suretiyle davalı şirket yetkilisine HMK. 171 madde uyarınca isticvap davetiyesi çıkartılıp, irsaliyedeki teslim alan imzasının teslim tarihinde davalı şirket yetkilisi veya çalışanına ait olup olmadığı yönünde beyanının alınmadığı tesbit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD'nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Mahkemece, davalının davaya ve takibe konu faturayı BA formu düzenlemek suretiyle vergi dairesine bildirip bildirmediği araştırılmamıştır.Bu durumda mahkemece, 6100 sayılı HMK' nın 31.maddesi kapsamında hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü dahilinde, davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünden fatura dönemine ait mal ve hizmet alımına ilişkin BA formlarının istenilerek dosya arasına konulması, takibe dayanak 15.02.2018 tarih ... nolu 25.000 TL tutarlı irsaliye faturasındaki teslim alan imzasının o tarihteki davalı şirket yetkilisi veya çalışanına ait olup olmadığı hususunda beyanının alınması için HMK. 170 Maddesi uyarınca davalı şirket yetkilisine HMK. 171 Maddesine uygun isticvap davetiyesi çıkartılıp beyanının alınması ve davalı tarafa incelenecek döneme ait ticari defterlerini inceleme gün ve saatinde bilirkişi incelemesi için ibraz etmesi, edilmediği taktirde sonuçları da hatırlatılmak suretiyle kesin süreli davetiye çıkartılıp mali müşavir bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe dayanak faturadan kaynaklı davalıdan alacağının olup olmadığı duraksamaya yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken, davanın esası ile ilgili deliller toplanmadan eksik inceleme ile yukarıdaki şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenler ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a4,6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2021 tarih ve 2020/152 Esas - 2021/447 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4,6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59