İstanbul BAM 13. HD 2021/1744 E. 2024/226 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1744
2024/226
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1744 Esas
KARAR NO: 2024/226 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2017/820 Esas - 2021/295 Karar
TARİHİ: 04/03/2021
DAVA: Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİH: 08/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirkete Emtea Nakliyat Sigorta Poliçesi ile ... Ltd. Şti. adına sigortalı FCA Rusya teslim 22 adet big bag torba brüt 20.070 kg net 19.373 kg carbon black (karbon siyahı) emtiasının davalı akdi taşıyıcı sorumluluğunda dava dışı fiili taşıyıcı tarafından Rusya'dan Mersin'e ... plakalı dorsede taşınmak üzere tam ve sağlam teslim alındığını, emtia yüklü aracın 24.08.2016 tarihinde Tarsus ili sınırlarında tek taraflı maddi hasarlı trafik kazasında içerisinde emtialar yüklü olduğu halde devrilerek emtiaların zayii olduğunu, emtiaların 8.933 kg'lık kısmının akarak zayii olduğunu, 10.840 kg'lık kısmının ise yetkili firma tesislerinde Mersin Gümrük Müdürlüğü'nün talebi doğrultusunda imha edildiğini, hasar ihbarı sonrasında yapılan hasar tespit ve ekspertiz çalışması neticesinde net 19.373 kg emtianın tamamının zayi olduğunu, satış faturasına göre 9.767,86 USD hasar bedeli tespit edildiğini, sigortalıya 01/03/2017 tarihinde ödeme yapıldığını, davalının akdi taşıyıcı olarak meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu beyanla 9.767,86 USD alacağın ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu taşıma işleminin dava dışı ... firması tarafından yapıldığını, müvekkilinin taşıma işleri yüklenicisi olduğunu, taleplerinin dava dışı firmaya yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin CMR sigortacısı ... A.Ş.'ye taleplerin yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilince CMR Konvansiyonu hükümlerince sınırlı sorumlu olduğunu, ürünlerin yüklemesi, boşaltılması ve istiflenmesinin müvekkilince yapılmadığını, CMR Konvansiyonu'nun 17. maddesine göre müvekkilinin sorumluluğunun ortadan kalktığını, yine CMR Konvansiyonu uyarınca faiz yıllık %5'den fazla olamayacağını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 04/03/2021 tarih ve 2017/820 Esas - 2021/295 Karar sayılı kararında;"Dava; emtia nakliyat sigorta poliçesi kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, poliçe ve hasar dosyası, mahkememizce alınan bilirkişi raporları ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir....Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafça, nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsilinin talep edildiği; davalı tarafça, davanın reddinin savunulduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu, sigortalıya ait karbon siyahı emtiasının dava dışı ... firması tarafından taşındığı, trafik kazasının araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine meydana geldiği, kaza sonucunda taşınan emtianın bir kısmının hasarlandığı, ancak emtianın niteliği gereği tamamının imha edilerek tamamen zayi olduğu, hasarın dava dışı fiili taşıyıcının kusurundan kaynaklandığı, davalı şirket tarafından dava dışı sigortalıya 01/09/2016 tarihli 2.900,00 USD tutarlı navlun bedeli açıklama fatura düzenlendiği, faturanın komisyon bedeline ilişkin olmadığı, bu hali ile davalı şirketin taşıma işleri komisyoncusu olduğu savunmasına itibar edilemeyeceği, davalının dava konusu taşıma işinde akdi taşıyıcı konumunda olduğunun kabulünün gerektiği, meydana gelen hasarın uluslararası karayolu taşıması sırasında meydana geldiği, bu nedenle CMR Konvansiyonu hükümlerinin somut olaya uygulanması gerektiği, davalının akdi taşıyıcı olması nedeniyle taşıma işini verdiği dava dışı fiili taşıyıcının taşıma sırasında verdiği hasarlardan CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca sorumlu olduğu, davacı tarafından sigortalısına meydana gelen hasar nedeniyle 9.767,86 USD ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin poliçe teminatları içerisinde olduğu ve kadri maruf bulunduğu, sorumluluk sınırının bilirkişiler tarafından 167.183 SDR karşılığı 241.114,67 USD olarak hesaplandığı, bu hali ile yapılan ödemenin sorumluluk sınırı içinde kaldığı, sigortalıya ödenen 9.767,86 USD hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili koşullarının oluştuğu, CMR Konvansiyonu'nun 27. Maddesine göre bu miktara ödeme isteğinin taşıyıcıya bildirim tarihinden itibaren yıllık %5 oranında faiz işletilebileceği, davacı tarafından rücu talebinin davalıya 25/04/2017 tarihinde ihtar edildiği, bu nedenle talep olunan miktara 25/04/2017 tarihinden itibaren yıllık %5 oranında faiz işletilebileceği kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/820 E. - 2021/295 K. sayılı kararının yasal mevzuata aykırı olduğundan bahisle bozulması gerektiğini, davacı sigorta şirketinin, dava dilekçesinde; "...Emtea Nakliyat Sigorta Poliçesi Abonman Sözleşmesi kapsamında, 24.08.2016 tarihinde, .... Ltd.’ye ait emtiaların zayi olduğunu, 9.767,86 USD'nın faizi ile ödenmesini..." talep ettiğini, davacı sigorta şirketinin söz konusu hasara bağlı olarak emtia nakliyat sigorta poliçesine binaen ödeme yaptığını beyan ettiğini, yapılan ödemenin iddia edilen hasarı teminat altına alıp almadığının muallakta olduğunu, davacı sigorta şirketinin hangi nam altında ödeme yaptığı tespit edilemediğinden ve sigorta kapsamı dışına çıkarak, ödeme yapma ihtimali bulunduğundan bahisle bu hususun bilirkişi incelemesine konu edilmesi gerektiğini, dava konusu taşıma işleminin ... firması tarafından gerçekleştirildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile mevcut taleplerin ...'ya yöneltilmesi gerektiğini; Dava konusu taşımaya ilişkin belgelerde, davalı ... A.Ş.'nin taşıyıcı olduğuna ilişkin bir belgeye rastlanılmadığını, uyuşmazlığa konu taşımada davalı .... A.Ş.'nın taşıyıcı sıfatı bulunmadığından bahisle davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde davalı müvekkili şirketin taşıma işleri yüklenicisi / forwarder olarak yer aldığının belirtildiğini, davalı müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın iddiası eşyanın taşıtılması başlığı altında TTK'nın 918. maddesinde düzenlendiğini, bu durumda müvekkili şirketin; taşıma araçlarını ve taşıma yolunu belirlemek, taşıma işini fiilen gerçekleştirecek taşıyıcıyı ve taşıyıcıları seçmek, eşyanın taşıtılması için gereken taşıma, ardiye ve taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmelerini yapmak, taşıyıcıya ve taşıyıcılara gerekli bilgi ve talimatları vermek, taşıma işleri komisyoncusu edimlerini yerine getirirken, gönderenin menfaatlerini gözetmekle ve onun talimatlarına uymakla yükümlü olduğunu, bu durumda davalı müvekkili şirketin tedbirli ve basiretli bir tacir gibi taşıyıcı seçmekle ve muhatabının haklarını korumakla yükümlü olduğunu, aksi halde bu yükümlülüklerini yerine getirmezse TTK'nın 926. maddesine göre sorumlu olacağını, dava dosyasında ise, davalı müvekkili şirket tarafından bu yükümlülüğün ihlal edildiğini gösteren herhangi bir emareye rastlanılmadığını, [Yargıtay 11. HD'.nin 04.12.2006 tarih ve E. 12655 / K. 12712 sayılı kararı] [Yargıtay 11. HD'.nin 13.02.2006 tarih ve E. 1343 / K. 1368 sayılı kararı] [Gönen ERİŞ, Türk Ticaret Kanunu'na göre Taşıma Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Temmuz 2015, 1. Baskı, s.1059, s.1086];Dava konusu iddia edilen hasara ilişkin olarak; müvekkili şirketin ... sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'nin “285372” sayılı dosya üzerinden kayıt açarak gerekli tespit ve incelemeleri yapmak üzere eksper tayin ettiğini, mevcut taleplerin ihbar edilen ... A.Ş.’ye yöneltilmesi gerektiğini, bu duruma örnek olarak Yargıtay 11. HD.’nin 2000/3748 E., 2000/4732 K. ve 29.05.2000 tarihli ilamı, Yargıtay 10. HD.’nin 2002/668 E., 2002/1142 K. ve 14.02.2002 tarihli ilamının verilebileceğini;Davalı müvekkili şirketin taşıyıcı olmaması ve bu bağlamda, sorumluluğunun mevcudiyetinin kabulü anlamına gelmemek kaydı ile CMR Konvansiyonu'nun 23/3. maddesi uyarınca öngörülen sorumluluğun sınırlı olduğunu, bu madde uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun eksik brüt ağırlığın (zıyaa uğrayan emtianın brüt ağırlığının) beher kg.’si başına 8,33 hesap birimini (özel çekme hakkı) geçemeyeceğini, bu nedenle davacıya herhangi bir tazminat ödenmesi durumunda dahi, tazminat miktarının bu madde hükmüne göre hesaplanması gerekmekte olup, davacının bu madde ile belirlenen sorumluluk sınırını aşan tazminat taleplerinin CMR Konvansiyonu hükümlerine aykırı olduğundan bahisle reddi gerektiğini, talep edilen 9.767,86 $'ın hangi kriterlere göre hesaplandığının belirli olmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydı ile söz konusu talep edilen alacak miktarına da itiraz ettiklerini; Dava konusu ürünlerin yüklemesi, istiflenmesi ve boşaltılmasının davalı müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, müvekkili şirket ile davacı şirketin sigortalı taşıtanı olan .... Ltd.'nin emtiasının yüklenmesi, istiflenmesi ve boşaltılması edimini üstlenmediğini, bu hususta yazılı bir evrağın dava dosyasında bulunmadığını, gerek TTK'da gerekse CMR'de yükleme, istifleme ve boşaltma yükümlülüğünün kimin üzerinde olduğu konusunda açık bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle taraflarca bu konu hakkında açıkça yapılmış bir düzenleme yoksa, genel olarak yüklemenin ve boşaltmanın gönderen ve gönderilenin yükümlülüğünde olduğunun kabul edildiğini, işbu husus nazara alınarak davalı müvekkili şirket yönünden davanın reddi gerektiğini;CMR Konvansiyonu'nun 17. maddesine göre davalı müvekkili şirketin sorumluluğunun ortadan kalktığını, bu maddede hasar “…taşıyıcının kaçınamayacağı durumlardan ve önlenemeyeceği sonuçlardan kaynaklanmışsa, taşıyıcı sorumluluktan kurtulabilir…” ibaresinin yer aldığını, taşıyıcının farklı şekilde davranması veyahut tedbir alması durumunda, söz konusu sonuçların ortaya çıkmasını önlemesinin mümkün olabileceğini ancak taşıyıcının bunu öngörmesinin normal olarak beklenemeyeceğini, bu durumda önemli olan hususun, taşıma sektöründe deneyimli ve basiretli olan bir taşıyıcının göstermesi gereken özenin dikkate alınması ve bu özen gösterilmesine rağmen söz konusu sonuç ortaya çıkacak ise, kaçınılmaz durumdan bahsedilebileceğini, dava konusu taşımada; araç sürücüsünün alkol almadığının, sürücünün herhangi bir kusuru olmadığının, sürücü beyanından ani fren yapılmadığının, herhangi bir aktarmanın söz konusu olmadığının ortaya konulduğunu, taşımanın hayatın olağan akışı dâhilinde gerçekleştiğini, bu anlamda müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını; Dava dilekçesinde ekspertiz raporundan bahsedildiğini, söz konusu ekspertiz raporunun, davalı müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde davalı müvekkili şirketin taşıma işleri yüklenicisi / forwarder olarak yer aldığının belirtildiğini ancak bu durumun bilirkişi incemelesine konu edilmediğini, bilirkişi raporunda taşıma işleri komisyoncusunun taşıyıcı olduğu durumda ücret talep edebileceği gibi, ücret talep ettiğinde de taşıyıcı sıfatı olabileceğinin ve ancak bu halde sorumlu olabileceğinin belirtildiğini, yine bilirkişi raporunda, davalı müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu değil, taşıma işleri organizatörü sıfatı ile hareket eden bir taşıyıcı olduğunun belirtildiğini, mevcut durum itibariyle davalı müvekkili şirketin sorumluluğu ortadan kalktığından bahisle davanın reddinin gerektiğini, davalı müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın iddiasının eşyanın taşıtılması başlığı altında TTK'nın 918. maddesinde düzenlendiğini;CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesinin bilirkişi raporunda değerlendirmeye alınmadığını, müvekkili şirketin fiili taşımacı olduğu anlamına gelmemek kaydı ile iddia edilen zararın, davalı müvekkili şirketin önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri geldiği ve dolayısıyla herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından bahisle bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, burada belirtildiği üzere, taşıyıcının farklı şekilde davranması veyahut tedbir alması durumunda, söz konusu sonuçların ortaya çıkmasını önlemesinin mümkün olabileceğini ancak taşıyıcının bunu öngörmesinin normal olarak beklenemeyeceğini, bu durumda önemli olan hususun, taşıma sektöründe deneyimli ve basiretli olan bir taşıyıcının göstermesi gereken özenin dikkate alınacağını ve bu özen gösterilmesine rağmen söz konusu sonuç ortaya çıkacak ise, kaçınılmaz durumdan bahsedilebileceğini beyanla Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve tehiri icra kararı verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, uluslararası karayolu ile taşınan emtianın taşıma sırasında zayi olduğundan bahisle sigortalıya ödenen tazminatın, taşıyıcıdan rücuan tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, sigortalısı dava dışı ... Ltd. Şti.'ye ait carbon black türü emtianın ... plakalı araç ile Rusya'dan Mersin'e taşındığı sırada, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yapması neticesinde tamamen zayi olduğunu, sigortalı zararının poliçe kapsamında karşılandığını, davalının akdi taşıyıcı olarak zarardan sorumlu olduğunu beyan ederek 9.767,86 USD'nin davalıdan rücuan tahsilini talep etmiş, davalı taraf, dava konusu taşımanın kendisi tarafından gerçekleştirilmediğini, taşıyıcı sıfatının olmadığını, taşıma işleri yüklenicisi olduğunun kabulü halinde de TTK'nın 918. maddesinde düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirdiğinden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarının ne şekilde hesaplandığının anlaşılamadığını, CMR Konvansiyonu uyarınca ancak sınırlı sorumluluğun söz konusu olacağını, emtianın yüklenmesi, istiflenmesi vs işlemlerin tarafınca yapılmadığını, CMR Konvansiyonu'nun 17. maddesine göre hasar kaçınılamaz, önlenemez bir durum nedeniyle oluştuğundan sorumluluğun kalktığını, talep edilebilecek faizin yıllık %5 olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı tarafından yapılan ödemenin hangi nam altında yapıldığının, poliçe kapsamında olup olmadığının belirsiz olduğu, davalının söz konusu taşımada taşıyıcı sıfatının bulunmadığı, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmadığı, taşıma işleri yüklenicisi de olmadığı ve bu konuda da bilirkişi incelemesi yapılmadığı, öyle olması halinde ise TTK madde 918 kapsamında üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiği ve basiretli tacir gibi taşıyıcıyı seçerek, muhatabın haklarını koruduğundan tazminatla sorumlu tutulamayacağı, CMR Konvansiyonu'na göre sorumluluğun sınırlı sorumluluk olduğu, talep edilen tazminatın hangi kriterlere göre hesaplandığının belirsiz olduğu, emtianın yüklenmesi, istiflenmesi, boşaltılmasının davalı tarafından gerçekleştirilmediği, bu nedenle davanın reddinin gerektiği, CMR Konvansiyonu'nun 17. maddesi uyarınca hasar, kaçınılamaz, önlenemez bir durumdan kaynaklandığından davalının sorumluluğun ortadan kalktığı, bu durumun bilirkişi incelemesinde nazara alınmadığı, taşımanın dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiği, davanın adı geçene yönetilmesi gerektiğine ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 2 ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. Davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Buna göre; davacı tarafından dava dışı sigortalısına yapılan ödemenin ... nolu Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi'nin sağladığı teminat kapsamında olduğu, davalının, tarafınca dava dışı sigortalı adına düzenlenen navlun bedeli açıklamalı ve 2.900 USD bedelli fatura uyarınca akdi taşıyıcı olduğu, hasarın fiili taşıyıcı olan araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle meydana gelen trafik kazası neticesinde oluştuğu, bu durumun önlenemez, engellenmez bir durum olmadığı, hasara ambalajlama, istifleme ya da boşaltma işlemlerindeki bir eksiklik veya hatanın sebep olmadığı, davalının, taşımanın uluslararası karayolu ile gerçekleşmesi nedeniyle uygulanan CMR Konvansiyonu'nun 17. maddesi uyarınca taşıma sırasında emtianın tamamen zayi olması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu, yine CMR Konvansiyonu'nun 34 ve 36. maddesi uyarınca davacının fiili taşıyıcı ile akdi taşıyıcıya birlikte ya da ayrı ayrı dava açabileceği, bilirkişi raporlarında tamamı zayi olan emtianın dava dışı sigortalı tarafından alımına ilişkin faturada belirlenen gerçek değerinin, CMR Konvasiyonu'nun 23. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk esasına göre yapılan hesaplamanın altında kaldığının tespit edildiği, bu nedenle gerçek zarara hükmedilmesinde bir hata bulunmadığı, sonuç olarak dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.359,37 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 590,51 TL (59,30 TL+ 531,21TL) harcın mahsubu ile bakiye 1.768,86 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20