İstanbul BAM 13. HD 2021/1728 E. 2024/223 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1728
2024/223
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1728 Esas
KARAR NO: 2024/223 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2017/1061 Esas - 2021/277 Karar
TARİHİ: 01/03/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; dava dışı sigortalı ... Paz. A.Ş. tarafından ... San. Tic. Ltd. Şti 'ne satılmış olan granit plakalarından oluşan emtianın Sultanbeyli'den Kurtköy'e taşınması için sigortalı tarafından nakliyeci davalı ile anlaşıldığını, söz konusu emtianın araca yüklendikten sonra malın araca sabitlenmesi işleminin bizzat davalı tarafından gerçekleştirildiğini, 21/04/2015 tarihinde davalının sevk ve idaresindeki aracın yola devrilmesi suretiyle hasar meydana geldiğini, söz konusu kazaya ilişkin tutulan tutanakta davalının 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 65/h maddesi ''Yükün karayoluna değecek, düşecek, dökülecek, saçılacak, sızacak, akacak, kayacak, gürültü çıkaracak şekilde yüklenmesi'' maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle kusurlu olduğunun belirtildiğini, müvekkili şirket tarafından hasar tespiti amacıyla yaptırılan ekspertiz incelemesi soncu hazırlanan raporda meydana gelen hasarın nakliye sırasında nakliye aracı içerisindeki sehpanın kırılması sonucu oluştuğunun belirtildiğini, bu durumda hasarın oluşmasında ekspertiz raporundan da anlaşılacağı üzere davalının %100 kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından sigorta poliçesi kapsamında sigortalının zararının karşılandığını, sigortacıya ödediği tazminatı zarara sebebiyet verenlerden ve bu fiilden sorumlu olanlardan kendi sigortalısına halef olarak geri alma hakkı tanındığını, müvekkili şirketin ödediği bedelin rücuen tahsili nedeniyle yasal sürecin başlamasından önce davalı tarafından ödenen hasar tazminatı için ödeme talebinde bulunulduğunu, ancak davalıdan herhangi bir cevap alınamadığını, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edip takibi durdurduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikli olarak davalıya ait ... plakalı aracın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın belirttiği %100 kusur oranına itiraz ettiklerini, müvekkilinin davaya konu mermerlerin yüklenmesi için aracını dava dışı ... A.Ş'ye bıraktığını ve aracın yüklenmesinin ... A.Ş. yetkililerince yapıldığını, müvekkilinin aracının kaza yapmasına sebep olan mermerlerin yanlış yüklenmesi olduğunu, mermerleri yanlış yükleyenlerin ... A.Ş çalışanları olduğunu, ekspertiz raporundaki kusur oranlarını kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin bir anlık %100 kusurlu olduğu kabul edilse dahi kaza neticesinde oluşan hasarın davacının iddia ettiği miktarda olmadığını, davaya konu kaza sonrasında araçta yüklü bulunan 320 m2 mermer bloklarından 70-80 m2 'lik kısmının hasar gördüğünü ve diğer mermer tabakaların kaza yerinde sağlam şekilde bulunduğunu, kırılan 70-80 m2'lik mermer tabakalar dahi kullanılabilecek durumda olup, mutfak tezgahı olarak kullanılmasalar dahi basamak, süpürgelik, vb olarak kullanılabilecek halde olduklarını, mermer bloklarının çoğunun sağlam olduğu halde ... firma yetkilisi ... bey tarafından belediyeden kepçe çağrılarak sağlam olan mermer bloklarının kırdırıldığını, kazanın etkisi ile şokta olan müvekkilinin araç başında beklerken ... firma yetkilisinin kaza yerine geldiğini, kaza şokunu atlattıktan sonra olup bitenin farkına varan müvekkilinin mermer bloklarının sağlam kısımlarının ... bey tarafından kırıldığını öğrendiğini, ... yetkilisi ... beyin kaza sonrasında mermerlerin çoğunun sağlam olduğunu, bu halleri ile kullanabileceklerini, 320 m2'lik mermer bloklarından maksimum 70-80 m2 'sinin kullanılamayacağını belirtmesine rağmen ... firma yetkilisi ... beyin sigortadan para alınabilmesi için hepsinin kırılması gerektiğini belirttiğini ve belediye ekiplerine mermer bloklarını kırdırdığını, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı açılan ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 01/03/2021 tarih ve 2017/1061 Esas - 2021/277 Karar sayılı kararında; "Dava; İİK'nun 67/1 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava dava taşıma sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır.Davaya konu taşıma davacı ... tarafından tanzim edilen ... numaralı poliçe kapsamında bulunmaktadır.Bu durumda zararın davalılar sorumluluğunda gerçekleştiğinin isbatı halinde tazminat talep edilebilecektir. Davacı sigorta dosyada buluna dekont ile sabit olduğu üzre dava dışı sigortalısına 27.532,17-TL'yi 22/05/2015 tarihinde ödeyerek sigortalısının haklarına halef olmuştur. Bu durumda somut olayda ortada geçerli bir sigorta sözleşmesi mevcut olmakla halefiyetin ilk şartı gerçekleşmiş, riziko kapsamında ödeme yapıldığı da dosya kapsamında sabit olmakla halefiyetin ikinci şartı da sağlanmıştır.Bu durumda irdelenmesi gereken taşınan emtianın hasarlı olarak teslim edildiğine veya teslim edilmediğine ilişkin bir tutanağın dosya kapsamında bulunup bulunmaması halidir.Somut olayımızda ise emtia alıcısına teslim edilememiş olup yolda zayi olmuştur.Meydana gelen hasar ise hem davalının ifadesi hemde ekspertiz raporunda bildirildiği üzere kamyonun kasası üzerinde bulunan sehpanın kırılması neticesinde oluşmuştur. Tekmil dosya kapsamından mahkememizce somut olayda kamyonun kasasındaki sehpa kırılmasının herhangi bir bakım eksikliğinden meydana gelmediği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzre bu durumun metal yorgunluğu ile meydana gelebileceği , bu durumun ise davalı tarafından öngörülemeyeceği dolayısıyla 6102 sayılı yasanın 876. Maddesi gereğince davalı taşıyıcının öngöremeyeceği ve sonuçlarından kaçınamayacağı nedenlerden dolayı hasarın vücuda geldiği bu durumda kanun gereği taşıyıcının sorumluluğuna gidilemeyeceği mahkememizce değerlendirilmiş, gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun bilirkişi kök ve ek raporu hükme esas alınmış ve açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davaya konu olayda TTK m.876 uyarınca davalı taşıyıcının sorumluluğunun devam ettiğini, Yerel Mahkemenin TTK m.876 uyarınca iki şart birlikte gerçekleşmemiş olmasına rağmen davalının sorumsuz olduğunu hatalı olarak değerlendirdiğini, Yerel mahkeme tarafından kamyonun kasasındaki sehpa kırılmasının herhangi bir bakım eksikliğinden meydana gelmediği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bu durumun metal yorgunluğu ile meydana gelebileceği, bu durumun davalı tarafça öngörülemeyeceği dolayısıyla 6102 sayılı yasa m.876 gereğince davalı taşıyıcının öngöremeyeceği ve sonuçlarından kaçınamayacağı nedenlerle hasarın meydana geldiği gerekçesi ile taşıyıcının sorumluluğuna gidilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini; TTK m.876 taşıyıcının özeni başlığını taşımakta olup, bu madde uyarınca taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden hasar meydana geldiğinde taşıyıcının sorumluluktan kurtulabileceğini düzenlediğini, söz konusu madde uyarınca taşıyıcının doğan hasardan dolayı sorumluluktan kurtulabilmek için sadece özen göstermesinin yeterli olmadığını, en yüksek özeni göstermekle yükümlü olduğunu, bununla birlikte en yüksek özeni gösteren taşıyıcı bakımından aynı zamanda taşıyıcının sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerle hasarın meydana gelmesi gerektiğini, kanun lafzından anlaşılacağı üzere iki şartın aynı anda gerçekleşmesi gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından taşıyıcının en yüksek özeni gösterip göstermediğinin yeterince tartışılmadığını; Davalının 19.000 kilo granit levhadan oluşan emtia çelik sepha üzerinde taşınması en yüksek özeni göstermediğini ortaya koyduğunu, davaya konu olayda taşınan emtianın cinsinin ... granit levha olup, 319,740 m2 emtianın ağırlığının eksper raporunda 19.000 kg olarak belirtildiğini, 19.000 kiloluk graniti çelik sehpanın taşıyıp taşımayacağı hiç değerlendirilmeden bu büyüklük ve ağırlıktaki emtianın çelik masa üzerinde sevk edilmesinin başlı başına davalı taşıyıcı tarafından en yüksek özenin gösterilmediğinin kanıtı olduğunu, nihai olarak davalının pamuk gibi hacmen büyük ancak kiloda hafif bir emtia taşımadığını, bu büyüklük ve ağırlıkta bir emtianın aracın üzerine direkt ve sarsıntılardan en az etkilenecek şekilde yerleştirilmesi gerektiğini, keza araçta ayrıca bulunan ve yere sabit olmayan bir masa üzerinde bulunan emtianın araç hareket halindeyken hareketleneceğini, hız değişiklikleri, dur kalk gibi trafiğin olağan akışındaki hız değişikliklerinin taşınan yüke belli bir ivme ile hareketlilik kazandıracağını,19.000 kilo ağırlığın bir sonucu olarak ise çelik sehpanın kırılabileceğini; Çelik sehpanın metal yorgunluğu neticesinde kırılmış olma ihtimalinde dahi en yüksek özenin gösterilmediğini açıkça ortaya koyduğunu, çelik sehpanın metal yorgunluğu neticesinde kırılmış olma ihtimalinde dahi taşıyıcının en yüksek özeni gösterdiğini ispat etmesi gerektiğini, sürekli olarak çalışan veya belirli bir yükün sürekli uygulanması sonucu metal malzemelerin istenilen dayanma özelliğini kaybetmesi olarak tanımlanabilen metal yorgunluğunun ana nedeninin malzeme üzerine kapasitesi üzerinde yük yüklenmesi olduğunu, sonuç olarak ilgili metalin gevşeyeceğini, kırılabileceğini ve kopabileceğini; Bir telin aynı noktadan aşağı yukarı bükülmesi sonucu kopmasının, üzerine fazla ağırlık koyulduğunda yamulmasının, uçakların kanat, iniş takımları, pervane gibi parçalarında meydana gelen kırılma ve kopmaların metal yorgunluğuna örnek gösterilebileceğini, nasıl ki uçaklarda pervane/kanat/vs malzemeler kopmadan değişiyorsa, üzerinde sürekli yük yüklenen metal sehpanın da kırılmadan çok evvel değişmesi gerektiğini, devamlı suretle kapasitesi üzerinde yük yüklenen metal bir masanın çok daha sık değiştirilmesi gerektiğinin aşikar olduğunu, kaldı ki davalı tarafça söz konusu masanın ne zaman alındığı, ne zaman bakımının yapıldığı, ne zaman değiştirildiği gibi herhangi bir delil niteliğinde kayıt veya belgenin dava dosyasına konulmadığını, buna rağmen Yerel mahkemenin sehpa kırılmasının bakım eksikliği olmadığına karar vermesinin mümkün olmadığını, bu kadar teknik bir konunun delilleri sunulduktan sonra bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, bu konuda delil dahi sunulmadan davalı lehine bu şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemece verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, dosyanın itirazları ve istinaf nedenleri yönünden rapor hazırlanmak üzere bilirkişiye gönderilmesine, dairemiz aksi kanaatte ise dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, karayolu ile taşınan emtianın zayi olması sebebiyle sigortalıya ödenen tazminatın taşıyıcıdan rücuan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, sigortalısına ait granit plaka emtiasının davalı tarafından karayolu ile taşınması sırasında, emtianın araç içinde üzerine konulduğu sehpanın kırılması ve bu sebeple araçla birlikte yola devredilmesi neticesinde zayi olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalının %100 kusurlu ve sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen tazminattan sorumlu olduğunu beyan ederek takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacının iddia ettiği kusur oranını kabul etmediklerini, emtianın davacının işçileri tarafından araca yüklendiğini, kazaya mermer emtianın yanlış yüklenmesinin sebep olduğunu, oluşan hasarın davacının iddia ettiği oranda olmadığını, mermer blokların sağlam olmasına rağmen davacı tarafından kırdırıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayan taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. TTK'nın 876. maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için zıya, hasar ve gecikmenin, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmiş olması gerekir. Bununla birlikte taşıyıcı, taşıma aracındaki arızaya, taşıtı kiraladığı kişinin onun temsilcilerinin veya çalışanlarının kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. (TTK madde 877) Somut olayda; davacı tarafından görevlendirilen eksper raporunda, kazanın araç içerisindeki granit mermer plakaların kayması ve aracın sol kısımlarını kırıp yola devrilmesi sonucu oluştuğu, yapılan görüşmede davalının, mermer plakaların kendisi tarafından araç içerisine yaptırılan demir sehpaya yüklendiğini, yüklendikten sonra sehpanın kendisi tarafından araca zincirle bağlandığını ancak taşıma sırasında sehpanın kırıldığını beyan ettiğinin tespit edildiği, Mahkemece alınan inşaat mühendisi ve taşımacı bilirkişiden oluşan heyetin kök bilirkişi raporunda, hasarın mermer plakaların istiflendiği sehpanın kırılması nedeniyle meydana geldiği, sehpanın kırılmasının metal yorgunluğundan kaynaklanmış olabileceği ve bu durum da davalı taşıyıcının kaçınamayacağı ve önleyemeyeceği bir sebep olduğundan, davalının meydana gelen hasardan sorumlu olmadığının mütalaa edildiği, davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmesi sebebiyle ek rapor alındığı ve bilirkişi heyetinin ek raporunda da aynı görüşünü tekrar ettiği, Mahkemece raporda yer alan bu tespit nazara alınarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; hasarın yükleme ve istifleme hatasından değil, emtianın istiflendiği ve davalı taşıyıcı tarafından taşıma amacıyla araca eklenmiş sehpanın, yani aracın bir parçasının kırılmasından, teknik bir arızadan kaynaklandığı, davalı tarafından dosyaya, aracın emtianın istiflendiği bu kısmın bakımlarının yaptırıldığı ya da yenilendiği, taşımadan önce yüke elverişli olduğunun kontrol edildiğine yönelik bir delil sunulmadığı, buna göre yukarıda açıklandığı üzere TTK'nın 877. maddesi uyarınca taşıyıcının araç arızası nedeniyle sorumluluktan kurtulamayacağı, emtianın tamamen zayi olduğu ve ek bilirkişi raporunda tespit edilen değer üzerinden karar tarihindeki SDR kuruna göre yapılan hesaplama neticesinde 139.563,95 SDR * 10.5092 = 1.466.705,00 TL'nin davalının sorumluluk sınırı olduğu, talep edelen tazminatın sorumluluk sınırları içerisinde kaldığı, davacı tarafından dava değerinin 27.532,17 TL olarak bildirildiği ve peşin harcın bu miktar üzerinden yatırıldığı, takipte talep edilen işlemiş faiz alacağının dava konusu edilmediği anlaşılmakla Mahkemece davanın 27.532,17 TL asıl alacak yönünden kabulüne, itiraz haksız ise de alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2021 tarih ve 2017/1061 Esas - 2021/277 Karar Sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın asıl alacak 27.532,17 TL üzerinden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacının şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 1.880,73 TL nispi karar harcından, davacı tarafından yatırılan toplam 365,26 TL harcın (dava açılırken yatırılan 319,26 TL peşin harç ve 46,00 TL tamamlama harcı) mahsubu ile bakiye 1.515,47 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 29,20 başvurma harcı, 319,26 TL peşin harç ve 46,00 TL tamamlama harcı olmak üzere; toplam 394,46 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 2.100,00 TL bilirkişi ücreti ile 329,85 TL tebligat/ posta gideri olmak üzere; toplam 2.429,85 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Bakiye gider avansının talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 48,50 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 210,6 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20