İstanbul BAM 13. HD 2021/1581 E. 2024/207 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1581
2024/207
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1581
KARAR NO: 2024/207
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2021
DOSYA NUMARASI: 2021/391 Esas - 2021/613 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
KARAR TARİHİ : 08/02/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... 10/10/2019 tarihinde tescil ve 16/10/2019 tarihinde ilan edilen ana sözleşme ile diğer davalı olan ... Tic. A.Ş.'yi kurduklarını, müvekkili ve davalı ... başlangıçta % 50'şer paya sahip olduklarını, kuruluşla birlikte müvekkili ve davalı ... yönetim kurulu üyesi olarak şirketi birlikte müşterek imzaları ile yani çift imza ile temsile yetkili kılındıklarını, 24/02/2020 tarihli kurul kararı ile her iki ortak da % 15'er hisselerini ... devrettiklerini, keyfiyeti pay defterine işlediklerini, güncel durumda, her ne kadar bu karar ticaret sicil gazetesinde ilan edilmemiş ise de, davalı şirketin % 35 hissesi müvekkiline, % 35 hissesi davalı ...'e, % 30 hissesi ise dava dışı ... ait olduğunu, davalı ...'in şirketin kuruluşundan sonra müvekkili, dava dışı ortak ... ve şirket çalışanlarının işyerine girişine engel olduğunu, kilidi müvekkilin rızası ve bilgisi olmaksızın değiştirdiğini, şirket adresinde bulunan ve şirkete ait numune malları kaçırdığını, şirket çalışanlarından kendisi ile birlikte hukuka aykırı hareket etmeyen şirket çalışanlarının iş akitlerini sonlandırdığını, lisansları davalı şirkete ait olan ticari malları yine kendi adına olan ... v.s. Şirketler eli ile ithal ettiğini, müvekkilin ve kendisinin ortağı olduğu davalı şirketle haksız rekabet içine girdiğini, kendisine haksız kazanç sağlamış, davalı şirketin Fikri Sınai haklarını ihlal ettiğini, müvekkilinin de ortağı olduğu şirkete ait olan malları çalarak, piyasada el altından kayıt dışı olarak sattığını, hepsinden daha vahim olmak üzere davalı ..., oğlu olan ... bir adet 300.000 TL bedelli 16/05/2020 tanzim 30/10/2020 vade tarihli bonoyu, tek başına şirketi temsil ve imza yetkisi olmadığı halde, tek imza ile düzenleyerek oğluna verdiğini, müşterek imza yetkilisi olan müvekkili bu senedi hiçbir zaman imzalamamıştır. buna rağmen davalı ...'in oğlu muhammed emin ipek bu senedi Bakırköy ... icra müdürlüğü ... e. sayılı dosya ile danışıklı olarak takibe konu ettiğini, takibin kesinleşmesi üzerine müvekkilin de ortağı olduğu davalı şirketin ... A.Ş Siteler İkitelli şubesi nezdindeki hesabındaki yaklaşık 300.000 TL 'ye 89/1 haciz ihbarnamesi neticesinde haciz konulduğunu, müvekkilin ortağı olduğu davalı şirketle ...'in hiçbir ticari ilişkisi olmadığı gibi herhangi bir borç alacak ilişkisi de bulunmadığını, takibe konu edilen bu bono gerçek bir borç alacak ilişkisini yansıtmayıp, davalı ..., davalı şirketin banka hesabında bulunan ve fakat tek başına temsil yetkisi olmadığı için çekemediği tutarı oğlu adına başlatılan danışıklı takip vasıtası ile haksız ve hukuka aykırı olarak elde etmesi için sahte olarak düzenlendiğini, davalının bu danışıklı işlemleri neticesinde müvekkilinin ortağı olduğu şirketin banka hesabında bulunan paraların haksız ve hukuka aykırı olarak danışıklı şekilde oğlu tarafından başlatılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya nedeniyle çekilmesinin söz konusu olduğunu, davalı ... ve danışıklı icra dosyası alacaklısı olan ve oğlunun herhangi bir malvarlığı bulunmadığını, para banka hesabından çekildiği taktirde atide müvekkilin ve diğer dava dışı ortağın bu parayı tahsil ve tazmin etme imkanı bulunmadığını, bu nedenle öncelikli olarak müvekkilin telafisi imkansız zararlara uğramasının önüne geçilmesi için, ihtiyati tedbir yolu ile ivedi olarak Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası ve takibe konu bono için davalı şirket namına tek başına menfi tespit davası açmak ve bu davada tedbir talep etmek üzere müvekkile yetki verilmesini, davalının hileli ve danışıklı işlemlerinin engellenmesi için ivedi olarak davalı ...Tic. A.Ş'ye kayyım tayin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf, delil listesinde yazılı bulunan delilleri tarafına tebliğ etmediğini, davacı yanca şirketin kötü yönetilmesi ve zarara uğratılmasına dair öne sürülen iddialar yersiz olup, davalı ... Tic. A.Ş. esas sözleşmede belirtilen amacının gerçekleştirilmesi doğrultusunda faaliyetine devam ettiğini, sunulan Beşiktaş ... Noterliği 28.09.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede muhatap ... Tic. A.Ş. ve/veya yönetim kurulu olmadığını, muhatap müvekkil ... olarak gösterilmiş ve tebligat da yapılamadığını, davacı tarafın hem yönetim kurulu üyesi hem de pay sahibi olarak TTK hükümleri uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkı mevcut olup, haksız olarak reddedilen taleplere karşı ise şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilme imkânı mevcut olduğunu, aynı zamanda davacı yanın TTK m. 438 uyarınca özel denetim isteme hakkı mevcut olup, istemin reddi halinde üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilme imkânı olduğunu belirterek davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, haksız ve yasal dayanaktan yoksun işbu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/06/2021 tarih ve 2021/391 Esas - 2021/613 Karar sayılı kararı ile; " Dava; davalı şirketin müdürü olan davalı ...'in haklı sebeple yöneticilikten azli ve tedbiren kayyım atanması istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı şirketin müdürü olan davalı ...'in haklı sebeple yöneticilikten azli koşulları ve tedbiren kayyım atanması koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği, istenen bilgi ve belgelerin gönderildiği, incelenmesinde; ... sicil nolu ...'nin ... Mahallesi ....Sokak ... Plaza Apt. No:... Bağcılar/İstanbul adresinde sicilde kain olduğu, 10/10/2019 tarihinde kurulduğu, şirket yetkililerinin ... ile ... oldukları, şirketin ticaret sicil kaydının faal olarak devam ettiği anlaşılmıştır. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/180 Esas sayılı dosyasının derdest olduğu, duruşmasının 30/06/2021 tarihine talik edildiği anlaşılmıştır. Beşiktaş .... Noterliğinden 28/09/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ve tebliğ mazbatası celp edilmiştir. Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının dava dilekçesine ekli takip talebinin incelenmesinde; alacaklı ... tarafından ... aleyhine toplam 302.182,19 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, icra dosyası, Bakırköy 5 ATM dosyası, cevabi yazılar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller sonucunda; Dava anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin görevden azli, kabul edilmemesi halinde yetkilerinin sınırlandırılması ve şirkete yönetici kayyım atanmasına ilişkindir. Yönetim kurulu üyelerinin azletmeye yetkili organ genel kuruldur. Genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Genel kurulun görevden alması sonucu yönetim kurulu üyeliği sıfatı son bulur ve azledilen kişi şirket içerisinde veya şirket adına hiçbir işlem yapamaz. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/4548 esas 2015/2472 karar 24.02.2015 tarihli kararında ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Dosya No: 2020/1959 Karar No : 2021/149 emsal kararlarında da belirtildiği gibi azil yetkisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin 364 ve 408. maddeleri gereği münhasıran genel kurula hasredilmiştir. Bu durumun tek istisnası TTK 334/2 hükmü olup [, …, 2013, s.406-407], somut olayda şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hükmü bulunmamaktadır. Davacının yasal dayanaktan yoksun talebine karşın, mahkememize davanın tümden reddine karar vermek gerekmiş ve bu kapsamda da Davacı vekilinin davalı şirkete yönetim kayyımı atanması gerektiğine ilişkin talebine gelince; Türk Ticaret Kanunu'nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığından talebin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kayyıma ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/(2). maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atayacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yapılmış olup mevcut düzenlemeler ile şirkette organ boşluğu olmadığından şirkete kayyum tayini talebi ve Menfi tespit davası açması yönündeki yetki bakımından da tedbir talebi de yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle; davanın reddi ile davacının tedbir taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının tedbir taleplerinin REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ikame edilmiş olan ve davalı ...'in haklı sebeple yöneticilikten azli ve diğer davalı olan ...Tic. A.Ş' ye tedbiren kayyım atanmasına ilişkin davada yönetim kurulu üyelerini azletmeye yetkili organın genel kurul olduğunu ve bu yetkinin devredilemez olduğunu, bu gerekçeyle davalının yöneticilikten azli bakımından davanın reddine karar verildiğini, yine müvekkilin de ortaklık hissesinin bulunduğu şirkete tedbiren kayyım atanmasına ilişkin olarak TMK hükümleri uyarınca düzenlenen kayyım hükümleri çerçevesinde TMK m. 427 uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kaldığını ve yönetimi başka yoldan sağlanamaz ise söz konusu tüzel kişiliğe kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeye dayanarak şirkette organ boşluğu olmadığı gerekçesi ile kayyım talebini ve davalı tarafın haksız giriştiği icra takibi ve takibe konu bonoya ilişkin menfi tespit davası açılması için yetki verilmesi talebinin reddedilmesine ve aleyhlerine maktu vekalet ücreti ödemelerine karar verildiğini, Dosyadaki tüm kapsam incelendiğinde yerel mahkemece yapılan yargılama esnasında müvekkil ve dava dışı diğer ortak ..., davalı ...'in ortağı olduğu ve işbu davada 2. davalı olan ... ve diğer ortaklara alenen maddi manevi zarar doğuran faaliyetleri sebebiyle davalı ...'i men etmek için Beşiktaş ... Noterliği 28/09/2020 Tarih ... yevmiye numaralı ihtarnameyi çekmiş olsa da davalı vekilinin de belirttiği üzere ihtarnamenin tebliğ edilemediğini, Davalı vekilinin belirttiği üzere muhataba ihtarnamenin tebliğ edilememesinin sebebinin söz konusu ... A.Ş.'nin iki yetkilisinden biri olan ...'in mernis adresinde hiçbir tebligatı almaması olduğunu, dolayısıyla şirketin ticari faaliyetlerinin yürütülmesinin bu şekilde engellenmekte olduğunu, Her ne kadar yerel mahkeme gerekçesi kararında kayyıma ilişkin olarak bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanması gerektiği, somut olayda ise şirkette organ boşluğu olmadığına kanaat getirerek kayyım atanması taleplerini reddetse de söz konusu ihtarnamenin tebliğ edilememesinin sebebinin, şirkette organ boşluğu olduğundan ve muhatap bulunamamasından kaynaklı olduğunu, Yerel mahkemece yapılan değerlendirmede söz konusu ihtarın davalı vekilinin de belirttiği üzere tebliğ edilememesinin şirketteki organ yokluğundan kaynaklandığının değerlendirilmediğini ve şirkette organ boşluğu olmadığı gerekçesi ile taleplerinin ve davanın hukuka aykırı şekilde reddedilmiş olduğunu, Davalı ...'in şirkete ait numune malları kaçırdığını, lisansı hala davalı şirkette olan malları kendi adına olan şirketler vasıtası ile haksız kazanç sağladığını, kendi ve müvekkillerin ortak olduğu davalı ... A.Ş. ile haksız rekabete girerek fikri sınai haklarını ihlal ettiğini, bu şirkete ati olan malları çalarak piyasada el altından satışa sunup hem müvekkili hem de müvekkilin ortak olduğu davalı şirketi çok ciddi zarara uğratmış olduğunu, ...'in bu eylemleri sonucu her ne kadar gerekçeli kararda belirtildiği üzere Yönetim Kurulu üyelerinin azli için devredilemez yetkinin Genel Kurulda olduğu gerekçesiyle davaları reddedilse de gerek müvekkil gerekse kendileri tarafından bu kanuni düzenlemeyi bilmekle birlikte, bir ihtarnameyi dahi tebliğ edebilecek bir muhatap bulunmadığı gerekçesi ile yani şirkette organ boşluğu olduğu için davalının azli amacıyla Genel Kurulun toplanabilme imkanının bulunmadığı durumunun değerlendirilmediğini ve taleplerinin reddedildiğini, Açıklandığı üzere, davalı ...'in gerek müvekkil gerekse müvekkilin ortak olduğu şirketin aleyhine ciddi maddi kayıplara sebebiyet veren haksız fiillerinin devam ederek telafisi güç zararların önüne geçilmesi adına yerel mahkemeden talep ettikleri davalı ...'in davalı şirketi temsil yetkisinin kaldırılması, organ boşluğu bulunan şirkete kayyım atanması ve yine ...'in oğlu olan ...'e bir adet 300.000TL bedelli 16/05/2020 tanzim 30/10/2020 vade tarihli bono düzenleyip bu bonoya dayanarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile haksız olarak girişilen takipte müvekkilin de ortak olduğu şirket aleyhine haciz konularak gerek müvekkil gerekse şirketin ciddi zarar görmesi sebebiyle, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı icra dosyası ve takibe konu bono için davalı şirket namına tek başına menfi tespit davası açmak üzere müvekkile yetki verilmesi taleplerinin de yine yerel mahkeme tarafından reddedilmiş olduğunu, Yerel mahkeme tarafından reddedilen dava ve talepleri kapsamında, gerekçeli kararda organ yokluğu bulunmaması nedeniyle davanın reddedilmiş olması fakat uyuşmazlık esasına ve yukarıda arz ve izah edilen somut olaylar incelendiğinde şirkette aleni bir organ boşluğu olmasına rağmen davalı şirkete kayyım atama, davalı ...'in şirketteki temsil yetkisinin kaldırılması ve gerçek bir borç ilişkisinden kaynaklanmayan bonoya dayanarak girişilen Bakırköy ... Dairesi ... E. sayılı dosyası ve takibe konu bono için menfi tespit davası açmak üzere yetki verilmesi taleplerinin hukuka aykırı şekilde ve tutarsız olarak reddedilmesi üzerine istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; İstinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyaya ilişkin tehir-i icra kararı verilmesini, Yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, İtirazları doğrultusunda yeni bir karar verilmesin ve davanın kabulüne karar verilmesini, Dava masraf ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirkette yönetim kurulu üyesi ve şirketi müştereken temsile yetkili olan diğer davalı ...'in şirketi zarara uğrattığı iddiası ile yönetim kurulu üyeliği görevinden azline ve tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanması ve ayrıca şirket aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin menfi tespit davası açılması için davacıya yetki verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davalı şirkette davacının, davalının ve dava dışı ... ortak olduğunu, davacı ve davalının yönetim kurulu üyesi ve şirketi müştereken temsile yetkili olduklarını, davalının hileli ve hukuka aykırı eylemleri ile şirket malvarlığını azalttığını ve zarara uğrattığını, söz konusu eylemlerin men'i için kendisine gönderilen ihtarnamenin tebliğ alınmadığını ve tebliğ alınmamasının organ boşluğundan kaynaklandığını, bu sebeple davalının şirketteki yönetim kurulu üyeliği görevinden azline, şirkete yönetim kayyımı atanmasına ve davalının şirketi borçlandırmasına ilişkin eylemi nediyle şirket aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin menfi tespit davası açılması için tedbiren davacıya yetki verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, anonim şirkette yönetim kurulu üyelerinin görevden azli için doğrudan dava açılamayacağını, bu yetkinin genel kurula ait olduğunu ve devredilemez yetki niteliğinde olduğunu, şirkette organ boşluğu söz konusu olmadığından yönetim kayyımı da atanamayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, davalıya çıkarılan tebligatın alınmamasının şirkette organ boşluğu olduğunu gösterdiği ve bu sebeple genel kurulunun toplanma imkanının bulunmadığını, davalının şirketi zarara uğratıcı eylemlerde bulunduğunu, bu hususlar gözetilmeksizin davanın ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi ile de ileri sürülmüş ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiş ve karşılanmıştır. TTK'nın 408. maddesine göre anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerini seçme ve görevden alma genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olup, Mahkeme yönetim kurulu üyelerini ancak yasanın kendisine bu yetkiyi açık bir hükümle tanıdığı istisnai hallerde görevden alabilir. Ancak Türk Ticaret Kanunu'nda ortaklığın kötü yönetilmesi, zarara uğratılması veya görevin kötüye kullanılması hallerinde yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasına ve yerine yönetim kayyımı atanmasına ilişkin Mahkemeye yetki verilmemiştir. Yönetim kurulu üyelerinin eylemleri ile şirkete zarar verdiğinin düşünülmesi halinde pay sahiplerinin mevzuatın kendilerine tanıdığı imkanları kullanmaları mümkündür. Bunun yanında davacı vekili davalıya tebligat yapılamamasının nedenin organ boşluğundan kaynaklandığını ileri sürmektedir. Ancak davalı yönetim kurulu üyesi veya şirket tarafından tebligatların alınmaması halinde 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'ndaki prosedür izlenmek suretiyle tebligatın yapılması mümkün olup, tebligatın alınmaması organ boşluğu olduğunu göstermemektedir. Genel kurulun toplanmaması halinde ise yine mevzuatın pay sahiplerine ve azlığa tanıdığı hukuki imkanlar kullanılmak suretiyle genel kurul toplantısının yapılmasının sağlanması mümkündür. Davalı şirkette yönetim organ boşluğu olmadığı gibi, yönetim kurulu fiilen çalışamaz durumda da olmadığından TMK'na göre yönetim kayyımı atanması koşulları da oluşmamıştır. Mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20